İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Dsk İnşaat - Dursun Serdar Kuyucu Başvurusu (B. No: 2013/6778)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/6778Tarih10 Mart 2015Okuma18 dk · 3.597 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Dsk İnşaat - Dursun Serdar Kuyucu Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/6778
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.597 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

8/6/2005 tarihinde Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı sözleşmeye

müdahalenin men’i ve tazminat davasında, usul ve

yasaya uygun yargılama yapılmadığını, birbiriyle çelişkili ve hukuka aykırı

kararlar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,

eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

5/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/5/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 18/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 19/9/2014 tarihli görüş

yazısına, başvurucu yasal süresi içinde 1/10/2014 tarihinde karşı beyanlarını

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Havran-Edremit-Ayvacık birinci kısım yol inşaatı 8/9/1983

tarih ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre imzalanan 11/1/1999 tarihli

sözleme ile dava dışı Mirtur Turizm İnş. ve Tic. Ltd.

Şti.'ye ihale edilmiştir. Söz konusu ihale aynı

koşullar çerçevesinde 23/4/1999 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM)

tarafından onaylanan devir sözleşmesi ile başvurucu tarafından devralınmıştır.

8. KGM 14. Bölge Müdürlüğünün, 14/10/2000 tarihli KGM’ye yazdığı yazı ile Havran-Edremit-Ayvacık birinci

kısım yol inşaatı standardının yükseltilmesi amacıyla keşif bedelinin %30

oranında arttırılması talep edilmiş, Bayındırlık ve İskan

Bakanlığı (Bakanlık) oluru ile bu talep kabul edilmiştir. Bu artışa ilaveten

KGM tarafından alınan 31/10/2002 tarihli Bakanlık oluru ile %225,61 oranında

keşif artışının aynı sözleşme ve şartname hükümleri çerçevesinde başvurucuya

yaptırılmasına karar verilmiştir.

9. Bakanlık müfettişleri tarafından hazırlanan 2/5/2003

tarihli inceleme raporunda Havran-Edremit-Ayvacık birinci kısım yol inşaatı

için belirlenen keşif artış bedelinin %88'lik kısmının mevzuat hükümlerine

uygun olmadığı ifade edilmiş, sorumlular hakkında ön inceleme başlatılması

önerilmiştir. 16/6/2003 tarihli ön inceleme raporunda ise bu durumun

sorumluları hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiği bildirilmiştir.

10. KGM’nin 10/5/2004 tarihli yazısıyla

Bakanlık Teftiş Kurulu raporundaki bilgiler değerlendirilerek

Havran-Edremit-Ayvacık birinci kısım yol inşaatının %225,61 oranında belirlenen

keşif artış bedelinin %88,39'luk keşif artışına tekabül eden kısmının mevzuata

uygun olmaması nedeniyle iptal edilmesine yönelik Bakanlık oluru istenmiş,

26/4/2004 tarihinde Bakanlık oluru verilmiştir.

11. Başvurucu, 23/11/1999 tarihinde, Havran-Edremit-Ayvacık

birinci kısım yol inşaatını idarenin onayı ile devraldığını, işin yapımı

sürerken KGM 14. Bölge Müdürlüğünün 9/6/2004 tarihli yazısıyla Bakan oluru ile

işin %88,39'luk keşif artışına tekabül eden kısmının iptal edildiğinin

bildirildiğini, idarenin tek taraflı irade açıklaması ile sözleşmeye yaptığı

müdahalenin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 8/6/2005 tarihinde Ankara 9.

Asliye Ticaret Mahkemesinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile KGM aleyhine

sözleşmeye yapılan müdahalenin men'i ve

hükümsüzlüğünün tespiti ile uğradığı zararın giderilmesi talebiyle tazminat

davası açmıştır.

12. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 13/10/2005 tarih ve

E.2005/312, K.2005/538 sayılı kararı ile davalı idarenin keşif artışı getiren

olurun iptaline ilişkin işleminin bağımsız nitelikli, idarenin tek taraflı kamu

gücü kullanarak tamamen idare hukuku kuralları içerisinde düzenlediği idari bir

işlem olduğu gerekçesiyle Mahkemenin yargı yolu yönünden görevsizliği nedeniyle

davanın reddine karar vermiştir.

13. Temyiz incelemesi sonucunda ise Yargıtay 15. Hukuk

Dairesi 12/10/2006 tarih ve E.2006/4232, K.2006/5781 sayılı ilâmı ile

uyuşmazlığın kamu otoritesinin kullanılmasından kaynaklanmadığı, sözleşme

konusu işin bir kısmının yapılmamasından kaynaklanan bu ihtilafın çözüm yerinin

adli yargı yeri olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur.

14. Öte yandan Bakanlık Müfettişleri tarafından hazırlanan

2/5/2003 tarihli inceleme raporuna dayanılarak bir kısım kamu görevlileri

hakkında dava açılmış, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/2/2008 tarih ve

E.2007/372, K.2008/63 sayılı kararıyla ihale kapsamında olmayan yolun bir

kısmının projenin bir an önce trafiğe açılmasını temin maksadıyla, ihale

kapsamına dahil edilmesinden kaynaklanan %88,39'luk keşif artışı bölümünün

26/4/2004 tarihli Bakanlık olur'u ile iptal edildiği,

dolayısıyla keşif artışından kaynaklanan ek işlerin %88,39'luk bölümünün

yapılmadığı ve bedelinin ödenmediği, bu nedenle %30'un üzerinde %225,61

oranında keşif artışı verilmesi işlemi sonucunda, kamu zararına sebebiyet

verilmediği gibi yüklenici firmaya haksız kazanç da sağlanmadığı gerekçesiyle

sanıkların beraatına karar verilmiştir. Bu karar Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/10/2008

tarih ve E.2008/9672, K.2008/19733 sayılı ilâmıyla onanmıştır.

15. Başvurucunun açtığı davada Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin

12/10/2006 tarihli bozma kararı üzerine Mahkemece bozmaya uyularak davanın

esasına geçilmiş, 31/12/2008 tarih ve E.2007/22, K.2008/628 sayılı karar ile

bilirkişi raporunda açıklanan nedenlerle davalı idarenin sözleşme konusu işin

bir bölümünü yaptırmaması sonucunu doğuran kararının haklı olmadığı, bu durumun

tespiti bağlamında sözleşmeye müdahalenin men'i

davasının kabulüne, başvurucu vekili tarafından geri alınan maddi tazminat

davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

16. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin

16/9/2010 tarih ve E.2009/3839, K.2010/4574 sayılı ilâmı ile taraflar

arasındaki sözleşmenin, 2886 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 84/8520 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Bayındırlık İşleri Şartnamesi'nin 19. maddesindeki hükümlere tabi olduğu, iş

miktarındaki artma veya eksilme halinde anılan mevzuat hükümlerinin

uygulanmasının öngörüldüğü, buna göre yapım işlerine ilişkin sözleşmenin

uygulanması sırasında keşif ve sözleşmede öngörülmemiş olan iş artışı veya

eksikliği zorunlu hale gelirse, yüklenicinin keşif bedelinin %30'una kadar olan

değişiklikleri yapmakla yükümlü olduğu, keşif bedeli artışının %30'dan fazla

olması halinde kural olarak sözleşmenin bozulduğu, ancak %30 oranındaki fazla

artış, temel, tünel vb. işler, doğal afet gibi nedenlerden ileri gelmişse

idarenin isteği, yüklenicinin kabulü ve ilgili Bakan'ın onayı ile süre hariç,

aynı sözleşme ve şartname hükümleri çerçevesinde %30'u geçen işlerin de aynı

yükleniciye yaptırılabileceği, oysa toplanan tüm deliller birlikte

incelendiğinde uyuşmazlık konusu olan keşif artışının Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nde gösterilen sebeplerden kaynaklanmadığı, bu

sebeple uyuşmazlık konusu olan keşif artışının sözleşme dışı iş sayılacağı,

sözleşme dışı iş sayılan uyuşmazlığın sözleşmeye müdahale veya sataşma

sayılamayacağı, sözleşme dışı iş yapılmış ise vekaletsiz iş görme kurallarının

uygulanması gerektiği, bu sebeple sözleşmeye müdahalenin men'i

davasının reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

17. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 27/4/2011 tarih ve

E.2010/7690, K.2011/2575 sayılı ilâmı ile reddedilmiştir.

18. Bozma kararı sonrasında dava dosyası Ankara 14. Asliye

Ticaret Mahkemesince incelenmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada

Mahkemenin 16/11/2011 tarih ve E.2011/324, K. 2011/56 sayılı kararıyla davanın

reddine karar verilmiştir.

19. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin

2/11/2012 tarih ve E.2012/1220, K.2012/6801 sayılı ilâmı ile davanın KGM

aleyhine açılmış olmasına, Bayındırlık ve İskan

Bakanlığının temsilcide yanılma sonucu yazılmış bulunmasına, kararın KGM

hakkında verilmiş bulunduğuna, karar başlığında Bayındırlık ve İskan

Bakanlığının davalı olarak gösterilmesinin maddi hataya dayalı olduğuna ve

Mahkemece verilen kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

20. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 9/7/2013 tarih ve

E.2013/482, K.2013/4462 sayılı ilâmı ile reddedilmiştir.

21. Karar, başvurucuya 6/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu, 5/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

23. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi"

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve

düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

24. 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

410. maddesi şöyledir:

“Vekaleti

olmaksızın başkasının hesabına tasarrufta bulunan kimse,o işi sahibinin menfatine

ve tahmin olunan maksadına göre yapmağa mecburdur.”

25. 2886 sayılı Kanun’un “Sözleşmede

Belirtilen İşin Artış ve Eksilişi” kenar başlıklı 63. maddesi

şöyledir:

“Yapım işlerine ait bir sözleşmenin uygulanması

sırasında keşif ve sözleşmede öngörülmeyen iş artışıveya

eksilişi zorunlu hale gelirse, müteahhit, keşif bedelinin %

30 oranına kadar olan dağişikliği, süre hariç,

sözleşme ve şartnamesindeki hükümler dairesinde yapmakla yükümlüdür.

Keşif

bedeli artışının % 30'u geçmesi halinde sözleşme

feshedilir. Ancak, bu durumda müteahhit işin keşif bedeli ve%

30 keşif artışının karşılığı işleri sözleşme ve şartnamesindeki hükümler

çerçevesinde yapmaya zorunludur. Taahhüdün %30 keşif artışı ile bitmemesi ve

tasfiye edilmesi halinde müteahhit, idareden hiçbir masraf ve tazminat

isteyemez.

% 30 oranından fazla artış; temel, tünel ve benzeri işler

ile tabii afetler gibi nedenlerden ileri gelmiş ise; idarenin isteği,

müteahhidin kabulü ve ilgili bakanın onayı ile süre hariç, aynı sözleşme ve

şartname hükümleri içinde % 30'u geçen işler de aynı müteahhide yaptırılabilir.

Keşif

bedelinin % 70 inden daha düşük bedelle tamamlanacağı

anlaşılan işlerde, müteahhit işi bitirmeye zorunludur. Bu durumda, müteahhide,

belgelemek şartı ile yapmış olduğu gerçek giderlerine karşılık olarak, ihale

bedelinin % 70'i ile yaptığı işin tutarı arasındaki

bedel farkının % 5'ine kadar ödeme yapılabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 5/9/2013 tarih ve 2013/6778 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, 23/11/1999 tarihinde, Havran-Edremit-Ayvacık

birinci kısım yol inşaatını idarenin onayı ile devraldığını, işin yapımı

sürerken KGM 14. Bölge Müdürlüğünün 9/6/2004 tarihli yazısıyla Bakan oluru ile

işin %88,39'luk keşif artışına tekabül eden kısmının iptal edildiğinin

bildirildiğini, 8/6/2005 tarihinde Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde

sözleşmeye müdahalenin men’i ve tazminat davası

açtığını, idarenin tek taraflı irade açıklaması ile sözleşmeye yaptığı

müdahalenin hukuka aykırı olduğunu, aynı durumdaki ve aynı yerdeki birbirinin

devamı olan yol ile ilgili bir diğer şirket hakkında keşif bedelinin iptal

edilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, idarenin keşif artışı konusunda

yaptığı soruşturma sonucu açılan ceza davasında yargılanan kamu görevlilerinin

bilirkişi raporuna dayalı olarak beraat ettiğini, Ankara 9. Asliye Ticaret

Mahkemesinin E.2007/22 sayılı davayı kabul kararının KGM tarafından temyiz

edilmediğinden bu idare bakımından kesin hüküm teşkil etmesi gerektiğini ancak

bozma kararı üzerine Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen E.2011/324

sayılı davanın reddi kararının, ilamda davalı olarak gösterilmeyen Karayolları

Genel Müdürlüğünce temyiz edildiğini, diğer davalı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının

davanın tarafı olmasına karşın davalı idarenin Yargıtay kararında maddi hata

sonucu taraf olarak gösterildiğinin tespit edildiğini, çelişkili bilirkişi

raporlarının göz ardı edildiğini ve Mahkemece 16/11/2011 tarihinde verilen

davanın reddi kararının onandığını, Yargıtay kararının maddi hatalar içerdiğini

iddia etmiş, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, eşitlik

ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı sözleşmeye müdahalenin men’i ve tazminat davasında, delillerin eksik ve hatalı

değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin eşitlik ilkesi ve adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun anılan iddiaları

yargılama sonucunda verilen kararın adil olup olmadığına yönelik olup, bu

iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

29. Başvurucu, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı

sözleşmeye müdahalenin men’i ve tazminat davasında,

Mahkemece E.2007/22 sayılı kararla davanın kabulüne karar verildiğini, bu

kararın KGM tarafından temyiz edilmediğini ve bu idare bakımından kesin hüküm

teşkil etmesi gerektiğini ancak bozma kararı üzerine verilen E.2011/324 sayılı

davanın reddi kararının, ilamda davalı olarak gösterilmeyen KGM tarafından

temyiz edildiğini, diğer davalı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının davanın

tarafı olmasına karşın davalı idarenin Yargıtay kararında maddi hata sonucu

taraf olarak gösterildiğinin belirtildiğini, idarenin keşif artışı konusunda

yaptığı soruşturma sonucu açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporunun

Mahkemece dikkate alınmadığını, çelişkili bilirkişi raporlarının göz ardı

edilerek davanın reddi yönünde hüküm kurulduğunu belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Adalet Bakanlığının görüş yazısında, başvurucunun açtığı

tazminat davasında keşif artışına onay veren kamu görevlilerinin beraatına dair

Mahkeme kararının dikkate alınmadığını iddia ettiği, ceza mahkemesi

kararlarının kural olarak hukuk mahkemesi için bağlayıcı nitelikte olmadığı,

başvurucunun şikâyetlerinin yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu belirtilerek

başvurucunun iddiaları incelenirken bu hususların göz önünde bulundurulması

gerektiği bildirilmiştir.

31. Başvurucu, Adalet Bakanlığı görüş yazısına karşı

beyanlarında; keşif artışına onay veren kamu görevlileri hakkında verilen

beraat kararına göre keşif artışı işleminin hukuka uygun bir karar olduğunu

ifade etmiş ve başvuru dilekçesindeki şikayetlerini tekrar etmiştir.

32. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

33. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

34. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

35. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi

ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

36. Başvurucunun, 8/6/2005

tarihinde Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

ile KGM aleyhine açtığı davada Mahkemece, 31/12/2008 tarihli kararla, dava

konusu işlemle %88,39 oranında azaltılan keşif artışlarının başlangıçta usulsüz

yapıldığı iddiasıyla ilgili olarak bazı kamu görevlileri hakkında açılan ceza

davasında bu artışları sağlayan kamu görevlilerinin mevzuata aykırı

işlemlerinin bulunmadığının belirlendiği, yargılama sürecinde KGM’nin tüzel kişiliği kaldırılarak genel bütçeye ve

Bayındırlık ve İskan Bakanlığına dahil edilmesi nedeniyle davaya sadece

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı aleyhine devam edildiği, keşif artışı ile ilgili

alınan bilirkişi raporunda birinci keşifte yer almayan fakat işin

tamamlanabilmesi için zaruret arz eden iş kalemlerinin işin bünyesine dahil

edilmesinde hizmet gerekleri ve kamu yararı ilkelerine aykırılık görülmediği

ifade edilmiştir. İptal edilen %88,39’luk keşif artışı ile ilgili çalışmalara

henüz başlanmadığının tespit edildiği, davalı idarenin sözleşme konusu işin bir

bölümünü yaptırmaması sonucunu doğuran kararının haklı olmadığı ve bu durumun

tespiti bağlamında başvurucunun sözleşmeye müdahalenin men’i

davasının kabulüne, başvurucunun davalının muvafakatiyle tazminat davasını geri

aldığı gerekçesiyle tazminat davası bakımından esas hakkında karar verilmesine

yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

37. Dava açıldığı tarihte tüzel kişiliğe sahip olan KGM’nin yargılama sırasında tüzel kişiliğinin kaldırılarak

Bayındırlık ve İskan Bakanlığının bağlı kuruluşu

haline getirilmesi nedeniyle Mahkemece davaya Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

aleyhine devam edildiği belirtilmiştir.

38. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin

16/9/2010 tarihli ilâmı ile davada vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması

gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak,

16/11/2011 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi

üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesince davanın KGM aleyhine açılmış olmasına,

Bayındırlık ve İskan Bakanlığının temsilcide yanılma

sonucu yazıldığına, kararın KGM hakkında verildiğine, karar başlığında

Bayındırlık ve İskan Bakanlığının davalı olarak gösterilmesinin maddi hataya

dayalı olduğuna ve Mahkemece verilen kararın düzeltilerek onanmasına karar

verilmiş, karar düzeltme istemleri reddedilmiştir.

39. Hukuk ve ceza davalarının

konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları,

hukuk davaları için kural olarak kesin hüküm oluşturmaz. Mülga 818 sayılı

Kanun’un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin mahkûmiyet

kararıyla bağlı ise de, maddi olayı tespit etmeyen

beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk hâkimi, topladığı

deliller doğrultusunda karar verebilir (B. No: 2013/7123, 6/2/2013, § 62).

Somut olayda başvurucu, %88,39’luk keşif artışı oranının ihale kapsamına dahil

edilmesi ile ilgili olarak açılan ceza davasında kamu görevlilerinin beraat ettiğini

ve ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını

iddia etmiştir.

40. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

41. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucu, 8/6/2005 tarihinde Ankara 9. Asliye Ticaret

Mahkemesinde açtığı tazminat davasında yargılamanın makul sürede

tamamlanmayarak Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

45. Adalet Bakanlığının 19/9/2014 tarihli görüş yazısında,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvurunun bu kısmı hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

46. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

47. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın

hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken

kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

48. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu tazminat davasında, 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 8/6/2005

tarihidir.

50. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Yargıtay tarafından karar düzeltme

isteminin reddedildiği 9/7/2013 tarihidir. Buna göre değerlendirmede dikkate

alınması gereken süre sekiz yıl bir aydır.

51. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun İdare ve başvurucu arasında yapılan sözleşmeye İdare

tarafından yapılan müdahalenin men’i ve uğranılan

zararın giderilmesi istemiyle açılan tazminat davası olduğu, 8/6/2005 tarihinde

açılan davanın yargılama sürecinde, 13/10/2005 tarihinde İlk Derece

Mahkemesince davanın görevsiz yargı yolunda açıldığı gerekçesiyle reddine karar

verildiği, kararın temyizi neticesinde 12/10/2006 tarihinde Yargıtay tarafından

bozulduğu görülmüştür. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada

31/12/2008 tarihinde sözleşmeye yapılan müdahalenin men’i

isteminin kabulüne karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtayın

16/9/2010 tarihli ilâmıyla davada vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması

gerektiği belirtilerek bozulduğu, karar düzeltme isteminin Yargıtay tarafından

verilen 27/4/2011 tarihli kararla reddedildiği belirlenmiştir. Mahkemece

bozmaya uyularak yapılan yargılamada 16/11/2011 tarihinde davanın reddine karar

verildiği, kararın temyizi üzerine 2/11/2012 tarihinde Yargıtay tarafından

onandığı, karar düzeltme isteminin Yargıtayın 9/7/2013

tarihli ilâmıyla reddedildiği anlaşılmıştır.

52. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

53. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 1086 sayılı mülga Hukuk

usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun hükümlerine tabi bir yargılama

sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı yargılamanın uzun sürmesinde, başvurucuya

atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu sekiz yıl bir

ayı aşan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

54. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

55. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle 150.000,00 TL manevi, 3.049.921,27 TL

maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

56. 6216 Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

57. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin sekiz yıl bir ayı aşan yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.850,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

59. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : DSK İnşaat- Dursun Serdar KUYUCU Vekili : Av. Enver Arsal YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6778, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6778
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Billur Güzide Balyemez ve Recai Alper Tunga Başvurusu (B. No: 2014/5909)
  • Abdullah Ordu Başvurusu (B. No: 2013/9414)
  • Ahmet Nuri Dokel Başvurusu (B. No: 2013/9144)
  • Ali Rıza Baran Başvurusu (B. No: 2013/1779)
  • Memet Ali Bağrıyanık Başvurusu (B. No: 2013/4440)
  • Efendi Yaldız Başvurusu (B. No: 2013/1202)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.