İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Dursun Soydan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2948)

1. Başvuru, basın açıklaması yapılamayacak alanlar kapsamında

Başvuru No2015/2948Tarih14 Kasım 2018Okuma27 dk · 5.339 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Dursun Soydan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/2948
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.339 kelime·27 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, basın açıklaması yapılamayacak alanlar kapsamında

olan yerde yapılan basın açıklamasından dolayı idari para cezası kesilmesi

nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 18/2/2015 ile 30/3/2015 tarihleri arasında

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/4625,

2015/4627, 2015/4951, 2015/4953, 2015/4954, 2015/4955, 2015/4956, 2015/4999,

2015/5601 ve 2015/5694 numaralı bireysel başvuru dosyalarının 2015/2948

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucular öğretmen olup Kamu Emekçileri Sendikaları

Konfederasyonuna (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının

(EĞİTİM-SEN/Sendika) üyesidir. Başvurucu Ayhan Erkal EĞİTİM-SEN Hatay Şubesi

Başkanı, başvurucular Dursun Soydan ve Yusuf Mengilli

ise Hatay Şubesi Yönetim Kurulu üyesidir.

A. Başvuruya Konu Olaydan

Önceki Durum

11. Hatay Valiliği tarafından 28/06/2013 tarihli ve 3037 sayılı

karar ile trafiğe kapalı alanlardan olan Hürriyet Caddesi, Ulus (Künefeciler)

Meydanı, [M] Kafe, Ulucami önüne kadar olan alanda basın açıklaması yapılması

yasaklanmıştır.

12. Hatay İl Emniyet Müdürlüğünün (Emniyet Müdürlüğü)

başvurucuların idari yaptırım kararlarına itirazları nedeniyle yargılamayı

yapan Hatay 1. Sulh Ceza Mahkemesine (Mahkeme) gönderdiği 12/1/2015 tarihli

yazıda yukarıda belirtilen alanlarda yapılan etkinliklerin başka alanlara

kaydırılması için Valilik makamına vatandaşlar tarafından dilekçe verildiği ve

Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) başvurular yapıldığı belirtilmiştir. Bu

taleplerde söz konusu basın açıklamaları ve diğer etkinliklerden dolayı

provokasyon olması durumunda elim olayların meydana gelebilme ihtimalinin

bulunduğu, işyerlerinin maddi kayıplarının olduğu, eğitim öğretim amaçlı

faaliyet gösteren özel dershanelerdeki öğrencilerin eğitimlerinin olumsuz yönde

etkilendiğinin belirtildiği ifade edilmiştir. Aynı yazıda söz konusu

taleplerde, cami ve kiliselere ibadet amacıyla gelen vatandaşların ibadetlerini

sağlıklı ortamda yerine getiremedikleri ve Hatay'a gelen turistlerin oluşan

gerginlikten dolayı olumsuz etkilendiklerine de yer verildiği belirtilmiştir.

13. Emniyet Müdürlüğü, yapılan müracaatlar üzerine konuya çözüm

bulmak amacıyla sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, semavi dinlerin

temsilcileri, cadde esnafı ile kamu kurum ve kuruluşlarının yetkililerinin

katılımıyla toplantılar yapıldığını belirtmiştir. Toplantıya katılanların büyük

çoğunluğu belirtilen alanların trafiğe kapalı alan olması nedeniyle kültür ve

sanat faaliyetlerinin icra edildiği alanlar olarak değerlendirilmesini

istediklerini ifade etmiştir.

14. Valilik kararında da belirtilen gerekçeler yer almıştır.

Verilen karar belediye hoparlörlerinden günde üç kere anons edilmek suretiyle ilan

edilmiştir. İlan metninde yasaklanan güzergâh üzerinde 3 adet ibadethane, 10

adet özel eğitim kurumu ve 114 işyeri bulunduğu belirtilmiş ve bu işyerlerinde

1.100 kişinin çalıştığı, özellikle hafta sonları 30.000 vatandaşın bu güzergâhı

kullandığı ifade edilmiştir. Ayrıca Valilik kararı tüm yerel radyolar, TV'ler,

gazeteler ile odalar, dernekler, sendikalar, siyasi partiler ve vakıflara ayrı

ayrı tebliğ edilmiştir. Söz konusu karar EĞİTİM-SEN'e

2/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Valilik kararı EĞİTİM-SEN'in

açtığı dava üzerine Hatay İdare Mahkemesi tarafından 19/3/2014 tarihinde iptal

edilmiştir. Hatay İdare Mahkemesinin bu kararı idare tarafından temyiz

edilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Danıştay 10. Dairesi yürütmenin

durdurulmasına karar vermiş ve nihayetinde kararı bozmuştur. Bu nedenle

Valilikçe alınan karar başvuru konusu olay tarihinde yürürlüktedir.

B. Başvuruya Konu Olaya

İlişkin Bilgiler

16. Sendikanın aldığı karar doğrultusunda 7/10/2014 tarihinde

saat 14.00 sıralarında başvurucuların da aralarında bulunduğu yaklaşık 200

kişiden oluşan bir grup, Suriye'nin Ayn El Arap (Kobani) şehrinde yaşanan çatışmaları protesto etmek

amacıyla Hürriyet Caddesi üzerinde pankart ve dövizler açarak ve sloganlar

atarak [M] Kafe önüne yürümüştür.

17. Anılan tarihte saat 14.00 sıralarında söz konusu alanlarda

eylem yapılacağı bilgisi üzerine emniyet birimleri de gerekli tedbirleri

almıştır. Saat 14.05'te emniyet görevlileri, grup içindeki B.K., T.O. ve M.C.

ile müzakere etmiş ve eylem yapılan alanların basın açıklaması yapılamayacak

alanlar kapsamında olduğunu belirterek grubun eyleme devam etmemesi yönünde

ikazda bulunmuştur. Grup uyarıyı dikkate almamış ve [M] Kafe önüne kadar

yürüyüşe devam etmiştir.

18.Emniyet görevlileri, grubu saat 14.30-14.34 arasında basın

açıklaması yapılmak istenen yerin Valilik kararı ile bu tür açıklamaya

yasaklandığı ve basın açıklaması yapılmasına müsade

edilmeyeceği yönünde ses yükseltici cihazlarla da uyarmıştır. Birkaç kez

yapılan uyarıya rağmen grup, uyarıları dikkate almamıştır. Grup saat 14.28'de

[M] Kafe önünde basın açıklaması yaptıktan sonra oturma eylemi düzenlemiştir.

Söz konusu grup, oturma eylemini saat 14.45'te sonlandırmış ve dağılmıştır.

19. Grup içinde yer alan ve aralarında başvurucuların da

bulunduğu 31 kişinin her birine 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler

Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca emre aykırı davranışta bulunduklarından bahisle

189 TL idari para cezası verilmiştir. Başvurucular idari para cezalarına itiraz

etmişlerdir.

20. İtirazı inceleyen Hatay 1. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik)

değişik tarihlerde itirazları kesin olarak reddetmiştir.

21. Hâkimlik kararlarında; Anayasa'ya göre herkesin kişiliğine

bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip

olduğu, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına

veya toplu olarak açıklama veya yayma hakkının bulunduğu belirtilmiştir.

Kararda; millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, suçların önlenmesi,

suçluların cezalandırılması gibi Anayasa'da belirtilen amaçlarla bu

hürriyetlerin kullanılmasının sınırlanabileceğinin belirtildiği ifade

edilmiştir.

22. Hâkimlik; Valiliğin sınırlama ve yasaklama kararının

yürürlükte olduğunu, Valiliğin yasaklama kararına aykırı davranışı hukukun

himaye etmeyeceğini belirtmiştir. Hâkimlik 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinde

yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu

düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun olarak verilen emre

aykırı hareket eden kişiye idari para cezası verileceğinin hükme bağlandığını

belirterek itirazların yerinde görülmediğine karar vermiştir.

23. Başvurucular süresinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

24.Mevcut başvuruya ilişkin ulusal ve uluslararası hukuk

kaynaklarının derli toplu verildiği kararlar için bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri

[GK], B. No:2014/920, 25/5/2017, §§ 22-31;

Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, B. No:

2014/17391, 19/4/2018, §§ 24-30).

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mevcut başvuruya

benzer başvurulardan olan Akarsubaşı/Türkiye (B. No: 70396/11, 25/7/2015) başvurusunu

23/5/2015 tarihinde karara bağlamıştır. Devlet memuru ve KESK üyesi olan

başvurucu, Adana Adliyesi önünde EĞİTİM-SEN tarafından düzenlenen gösteriye

katılmıştır. Burada bir basın açıklaması okunmuş ve göstericiler söz konusu

basın açıklaması çerçevesinde kendi kurumlarında kreş yapılmasını talep

etmişlerdir. Başvurucu hakkında, daha önce basın açıklaması yapılamayacak

yerlere ilişkin olarak verilmiş Valilik kararını ihlal edecek şekilde Adliye

Sarayının giriş merdivenleri önünde yapılan bu basın açıklamasına katıldığı

gerekçesiyle 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesine dayanılarak 143 TL idari para

cezası uygulanmıştır. Başvurucunun itirazları mahkemece reddedilmiştir.

26. AİHM; devletlerin yalnızca barışçıl toplantı hakkını

korumakla değil aynı zamanda bu hakka yasaya aykırı nitelikte dolaylı

sınırlamalar getirmekten kaçınmakla da yükümlü olduklarını hatırlatmıştır. AİHM,

basın açıklamasının barışçıl özelliğine vurgu yapmış ve kamu makamlarının

barışçıl biçimde yapılan bir gösteriye karşılık vermeleri gerektiğinde

başvurucunun barışçıl şekilde gösteri yapma hakkı ile yerel makamların kamu

düzenini koruma hakkı arasındaki dengeyi sağlamakla yükümlü olduğunu

belirtmiştir.

27. AİHM, ilk derece mahkemesinin söz konusu dengelemeyi

yapmadığı gibi gösterinin amacını ve barışçıl niteliğini de değerlendirmediğine

dikkat çekmiştir.AİHM'e göre başvurucuya yalnızca

basın açıklamasının okunması gereken bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle para

cezası verilmesi, bir sendikaya üye olan herkesi cezalandırılma korkusuyla

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesi ile güvence altına

alınan toplantı ve gösteri yapma hakkını kullanmaktan caydırabilecek

niteliktedir. AİHM, 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesinin imkân verdiği

müdahalenin zorlayıcı bir sosyal gereksinime

karşılık geldiğinin ilgili ve yeterli gerekçe ile gösterilemediği ve

Sözleşme’nin 11. maddesi anlamında demokratik

bir toplumda gerekli olarak görülemeyeceği sonucuna varmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucular, basın açıklamasına katılmaları nedeniyle idari

para cezası ile cezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular yapılan

sendikal toplantılar ve basın açıklamalarının -ceza hukuku anlamında suç

olmadığı için- idarece 5326 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiğini ve bu

nedenle Sendika üyesi olan katılımcılara keyfî cezalar verildiğini

belirtmişlerdir. Başvurucular, verilen bu cezaların öngörülemez nitelikte

olduğunu ve verilen cezanın bu tür etkinlikler yapılmasını caydırmaya yönelik

baskı aracına dönüştüğünü iddia etmişlerdir.

30. Başvuruculara göre EĞİTİM-SEN'in

yasal birçok eylem ve etkinliğine adli ve idari soruşturmalar açılmakta, bu

soruşturmalar sonucu verilen idari cezalar iptal edilmekte, kovuşturmaların

tamamı beraatle sonuçlanmakta, idari makamlar bu

nedenlerle 5326 sayılı Kanun'a göre idari para cezası vererek Sendika üyelerini

tek tek cezalandırmaktadır. Başvurucular; itiraz üzerine verilen mahkeme

kararları da kesin olduğu için bu konuda temyiz incelemesi yapılamadığını, bu

durumun mahkemelerin farklı kararlar vermesine ve keyfîliğe

yol açtığını belirtmiş; bu nedenlere dayanarak adil yargılanma hakkının da

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Başvurucular ayrıca, Sendika üyelik aidatının yıllık 135 TL

olduğu dikkate alındığında verilen idari para cezasının caydırıcı nitelikte

olduğunu iddia etmişlerdir. Yine EĞİTİM-SEN'in

muhalif kimliğinden dolayı bu tür uygulamaların muhatabı olduğunu belirterek

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

32. Bakanlık görüşünde; EĞİTİM-SEN tarafından Valilik kararına

karşı açılan iptal davasında Hatay İdare Mahkemesinin işlemin iptaline ilişkin

verdiği kararın Danıştay tarafından bozulduğu, İdare Mahkemesince bozmaya uyma

kararı verildiği ve EĞİTİM-SEN tarafından temyiz edilen bu kararın temyiz

incelemesinin görüşün verildiği tarihte derdest olduğu belirtilmiştir.

33. Bakanlık; somut olayda barışçıl toplanma özgürlüğüne

yapıldığı iddia edilen müdahalede ulusal güvenliğin veya kamu güvenliğinin

korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve üçüncü kişilerin

haklarının korunması gibi meşru amaçlar güdüldüğünü Anayasa Mahkemesinin

dikkatine sunmuştur.

34. Bakanlık, üçüncü kişilerin haklarının ihlali veya kamu

güvenliğinin sağlanması hakkında somut olaylar değerlendirildiğinde devletin

karşıt görüşlü bir grubun aynı yerde toplanma bildiriminde bulunmuş olması

nedenine dayalı olarak toplantıyı engelleyebileceği gibi talep edilen toplantı

yerinde daha önce düzenlenmiş toplantılarda ciddi kargaşaya sebep olunmuş

olması veya talep edilen yerin coğrafi olarak karşıt grupları tahrik edebilecek

nitelikte bir yer olması gibi nedenlerle de toplantı/gösteri düzenlenmesini

önceden izin alınmasına, iznin bazı koşullara tabi tutulmasına veya toplantının

tamamen yasaklanmasına karar verebileceğini ifade etmiştir.

35. Bakanlık bildirimsiz/izinsiz gösteri yapılması neticesinde

uygulanan idari para cezasının yapılan gösteri ve toplantının konusu, nedeni,

amacı veya vermek istediği mesaj ile hiçbir bağlantısı bulunmadığının

değerlendirildiğini belirterek söz konusu idari para cezasının başvurucuların

barışçıl toplanma özgürlüğüne halel getirecek nitelikte olmadığını ifade

etmiştir. Bununla birlikte başvurucuların kamu otoritesinin hiçbir şekilde

barışçıl toplanmalarına izin vermediği yönünde bir iddiayı öne sürmediklerini,

yaptırımın idari nitelikte olduğunu, para cezasının başvurucuların adli sicil

kaydına da işlenmediğini belirtmiştir. Bakanlık, cezanın cüzi bir miktar olması

nedeniyle başvurucuların mali durumları üzerinde aşırı bir yük oluşturmadığına

ve başvurucuların başvuru dilekçelerinde idari para cezası nedeniyle ne gibi

bir zarara uğradıkları konusunda somut olgular ileri sürmediklerine işaret

etmiş; başvurucuların Sulh Ceza Hakimliğine yaptıkları itirazda da önemli bir

zarara uğradıkları yönünde bir itirazda bulunmadıklarını, başvuruculara verilen

idari para cezalarının söz konusu basın bildirisinde kullanılan ifadeler veya

bir sendikanın çağrısı nedeniyle değil Valiliğin emrine aykırı olması nedeniyle

verildiğini belirtilerek tüm bu hususların yapılacak değerlendirmede

gözetilmesi gerektiği şeklinde görüş bildirmiştir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, Sendikanın kollektif

eylemler nedeniyle üyelerinin mesleki çıkarlarını koruma özgürlüğü ile doğrudan

ilişkili değildir (Sendika hakkının kapsamı için bkz. Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,

18/9/2014, § 30-32; aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Gülfidan Yıldırım, B. No: 2014/12290, 19/7/2017,

§ 22). Bu nedenle başvurucuların şikâyetinin toplantı ve gösteri düzenleme

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir

37. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

39. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadece

kullanılması sırasında değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak

üzerinde sınırlayıcı etkisi

bulunmaktadır (Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, §

53; sendika hakkına ilişkin olarak bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, §

48). Bu sebeple başvurucuların katıldığı gösteri yürüyüşüne kolluk kuvvetleri

herhangi bir müdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ile

cezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik

bir müdahale olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

40. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

41. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

42. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır (5326 sayılı Kanun'un 32. maddesine ilişkin kanunilik

değerlendirmesi için bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 52-69).

ii. Meşru Amaç

43. Başvurucuların idari para cezasıyla cezalandırılmasına

ilişkin kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan

sebeplerden kamu düzeninin korunmasına

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

44. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini açıklamıştır. Kolektif bir şekilde

kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan

yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı; çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı

düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına almaktadır

(Ferhat Üstündağ, B. No:

2014/15428, 17/7/2018, § 40; Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,

§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, § 45).

45. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimi olup, toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade özgürlüğünün ışığında

değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir toplumdaki

önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de geçerlidir (Dilan Ögüz Canan, §

34; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §

115; Osman Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer

Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018, § 52). Sonuç olarak

toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir

şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan

Ögüz Canan, § 35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).

(b)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun

Olması

46. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması gerekir (Bekir Coşkun [GK],

B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM,

E.2018/69, K.2018/47, 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,

§ 18). Toplantı hakkı üzerindeki sınırlamanın kamu düzeninin korunması gibi

demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına

yönelik ve istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca

ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en

hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir(Bazı farklılıklarla

birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan

Ögüz Canan, § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 73; Tayfun Cengiz, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,

B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No:

2014/12166, 2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

47. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenlemek yoluyla ifade etme hakları ile

Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında

adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir

olayda varlığının hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu

meşru amaçla hak arasında olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Dilan Ögüz Canan,

§ 33; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 74; Adalet Mehtap

Buluryer, § 71).

48. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Kamu gücünü kullanan organların toplantılara ve gösteri

yürüyüşlerine müdahale ederken toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan, korunması gereken bir

menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somut

olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (Bazı farklılıklarla birlikte toplantı

hakkı bağlamında Dilan Ögüz

Canan, §§ 33, 56; Ferhat

Üstündağ, § 48; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 74; ifade özgürlüğü bağlamında Bekir

Coşkun, §§ 44, 47; Tansel

Çölaşan, §§ 46, 49, 50).

(c) Barışçıl

Toplanma Hakkı

49. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veya

düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır (Dilan Ögüz Canan,

§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 80; Osman

Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve

diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk

Akyüz, § 54).

(d) Sınırlamanın Niteliği

50. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar

bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlere aykırı

toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulması

nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna karar

verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah

Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).

51. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların

barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine

müsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu

otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürk

ve diğerleri, § 76).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

52. Somut olayda Hatay Valiliği bazı alanlarda basın açıklaması

yapılmasını yasaklamıştır (bkz. § 11). Söz konusu kararın kamu düzeninin ve

başkalarının haklarının korunması amacıyla alındığı görülmektedir.

53. Devletin eğitim-öğretim hizmetlerini, ibadet eden kişilerin

taleplerini ve şehrin turistik niteliklerini dikkate alarak yapacağı düzenleme

ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir.

54. Eğitim ve öğretimin yapıldığı özel dershanelerin yoğun

olarak bulunduğu alanlarda eğitim- öğretim amacı dışında toplantı ve gösteri

yapılması da eğitim hizmetlerinin ideal şekilde yürütülmesini olumsuz

etkileyebilir. Yine turistlerin yoğun olarak bulunduğu alanlarda yapılacak

toplantı ve gösterilerin turistleri rahatsız edebileceği gibi ibadethanelerin

bulunduğu alanlarda yapılacak toplantı ve gösterilerin de ibadetini yerine

getiren vatandaşları olumsuz etkilemesi mümkün olabilir. Bu sebeple mevcut başvuruya

konu olan benzer bir toplantıya müdahalenin toplumsal bir ihtiyacı karşıladığı

oranda demokratik bir toplumda gerekli olabileceğini kabul etmek gerekir.

55. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi daha önce 5326 sayılı

Kanun'un 32. maddesinde yer alan "emre

itaatsizlik" kabahatinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale

edilmesinde kullanılma riski bulunduğuna işaret etmiştir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 87). Dolayısıyla eldeki başvuruda Anayasa Mahkemesi yapacağı değerlendirmeler

de bu hususu dikkatli bir şekilde gözetecektir.

56. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yetkili merciler

tarafından verilen emrin amacı kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel

sağlığın korunması olmalıdır. Emre aykırı davranışın cezalandırılabilmesi için

kanunda öngörülen kabahatin uygulanma koşullarının somut olayda bulunup

bulunmadığı ve kabahatin unsurlarının neler olması gerektiği meselesi Anayasa

Mahkemesinin ilgi alanının dışındadır. Buna karşılık yetkili mercinin verdiği emir ya da bu emre aykırı davranışın

cezalandırılması anayasal bir hakka müdahale oluşturursa bu müdahale, Anayasa

Mahkemesinin ilgi alanında olacaktır (Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 87).

57. Bir kimse sırf emre aykırı davranmış olması nedeniyle

cezalandırılmış ve Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere bir müdahalede

bulunulduğunu kabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonra denetleyeceği

ilk husus emre aykırılık nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma

tehlikesinin bulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp

çıkmadığı olacaktır (Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88) .

58. Anayasa Mahkemesi usulüne uygun olarak verilmiş bir emre aykırı

davranışın varlığını tek başına temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli

kabul edemez. Temel hakka müdahaleyi haklı kılacak olan ve emrin amacı olan

kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın bozulduğunun veya bozulma

tehlikesinin bulunduğunun da kamu gücünü kullanan yetkili mercilerin

kararlarında (örneğin ceza tutanağını düzenleyen polis raporlarında veya derece

mahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan, §§ 51, 53).

59. Yine mevcut başvurularda olduğu gibi göstericilerin şiddet

eylemlerine karışmadıkları veya toplantı nedeniyle bir zarar tehlikesinin

doğduğunun gösterilemediği durumlarda kamu makamlarının toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkına belirli bir ölçüye kadar müsamaha göstermesi gerekir

(Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 81). Barışçıl bir gösteri veya basın açıklaması

nedeniyle -somut olayda olduğu gibi- ilke olarak cezai bir yaptırım da

uygulanmaması gerekir.

60. Kamu düzeninin bozulduğunun veya bozulma tehlikesinin ortaya

çıktığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilemediği, temel haklara

müdahalenin gerçekleştiği her kamu gücü eylem ve işlemi temel hak ve

özgürlükleri ihlal edebilir. Somut olayda idarece provokasyon ihtimali,

işyerlerinin maddi kayıplarının olabileceği, eğitim-öğretim faaliyeti yürüten

özel dershanelerdeki öğrencilerin eğitimlerinin olumsuz yönde etkileneceği,

ibadet amacıyla gelen vatandaşların ibadetlerinin sağlıklı ortamda yerine

getiremeyeceği ve turistlerin olumsuz şekilde etkilenecekleri gerekçesiyle

belli bölgelerin basın açıklaması yapılmayacak alan olarak belirlenmesinin

ortaya çıkabilecek bazı zararları önlemek amacına yönelik olduğu açıktır.

61. Bununla birlikte, Valilik kararında belirtilen kamu

düzeninin bozulabileceğine ilişkin unsurların somut olayda ortaya çıkıp

çıkmadığı veya bu yöndeki tehlikenin varlığının inceleme konusu olayda ne

şekilde ortaya çıktığına ilişkin olarak polis tutanaklarında ve Hâkimlik

kararlarında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle idare

ve derece mahkemeleri; Valilik kararının gerekçesinde ifade edildiği şekilde

başvurucuların yaptıkları basın açıklamasının eğitimi aksattığını, turistleri

tedirgin ettiğini, kamu düzenini bozduğunu veya bozma tehlikesi ortaya

çıkardığını somut olayla bağlantılı olarak ortaya koyamamışlardır. Bundan başka

basın açıklamasına kolluk güçleri veya idare tarafından bir müdahalede

bulunulmadığının da altı çizilmelidir.

62.Mevcut başvuruda Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında

belirtilen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile

başvurucuların aynı madde kapsamındaki hakları arasında adil bir denge

sağlanamamıştır. Sonuç olarak başvuruculara verilen idari para cezalarının

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin ilgili ve yeterli bir

gerekçeyle ortaya konulduğu söylenemez.

63. Anayasa'nın 34. maddesi barışçıl toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılan kişilere kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece en

hafif kabul edilecek cezanın dahi uygulanmamasını temin eder. Zira barışçıl

gösteriye katılanlar hakkında gösteri sonrasında idari para cezaları verilmesi

gibi yaptırımlar kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye neden olabilir(Rıza Gökçen Erus, §

55).Somut olayda başvurucuların sendika üyesi oldukları nazara alındığında

uygulanan para cezalarının başvurucuların benzer toplantı veya gösterilere

katılmalarında caydırıcı etki doğurabileceği kabul edilmelidir.

64. Dolayısıyla idari para cezası verilmesi nedeniyle

başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan

müdahalenin, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak

değerlendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.

65. Buna göre Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

67. Başvurucular, maddi tazminat olarak para cezasının iadesine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

68. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

69. Başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Hatay 2. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

70. Yeniden yargılama yapılmasına hükmedildiğinden ayrıca

tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.495,90 TL harç ve

1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.475,90 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA'nın

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Hatay 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (D. İş 2014/1111, 2014/1113, 2014/1114,

2014/1189, 2014/1195, 2014/1196, 2014/1198, 2014/1200, 2014/1201, 2014/1230,

2014/1413)GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların diğer taleplerinin REDDİNE,

E. 2.495,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

4.475,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/11/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvuru, basın açıklaması yapılamayacak alanlar kapsamında olan

yerde yapılan basın açıklamasından dolayı idari para cezası uygulanması

nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

Mahkememiz çoğunluğunca, başvurucuların toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin, demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine ulaşılarak,

Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Aşağıda açıklanan

nedenlerle tarafımızca karara iştirak edilememiştir.

Vatandaşlar tarafından Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER)

ve Hatay Valiliğine dilekçe ile müracaat edilerek bazı ekonomik ve sosyal

nedenlerle araç trafiğine kapalı durumda olan Hatay ili Antakya Merkez Hürriyet

Caddesinin belli bir bölümünde eskiden beri yapılagelmekte olan bazı

etkinliklerin başka alanlara kaydırılması talep edilmiştir. Valiliğe yapılan

başvuruda basın açıklamaları ve diğer toplumsal etkinliklerden dolayı zaman

zaman provokasyonların görüldüğü, şiddet olayları meydana geldiği ve böyle

olunca da işyerlerinde maddi kayıplar yaşandığı ifade edilmiştir. Başvuruda

ayrıca bu bölgede eğitim gören öğrencilerin eğitimlerinin olumsuz yönde

etkilendiği, yine turistik niteliği bulunan bu bölgede mevcut olan cami ve

kiliseye ibadet amacıyla gelen vatandaşların ibadetlerini sağlıklı ortamda

yerine getiremedikleri ve gelen turistlerin oluşan gerginlikten dolayı olumsuz

etkilendikleri ifade edilmiştir.

Valilik, sivil toplum kuruluşlarının ve semavi dinlerin temsilcileri,

cadde esnafı ile kamu kurum ve kuruluşlarının yetkililerinin katılımıyla bir

dizi toplantı yapmıştır. Anayasa Mahkemesine sunulan belgelerden, toplantıya

katılanların büyük çoğunluğunun, belirtilen alanların -trafiğe kapalı alan

olması nedeniyle- kültür ve sanat faaliyetlerinin icra edildiği alanlar olarak

değerlendirilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Yapılan toplantıların ardından, Hatay Valiliğinin 28.06.2013

tarih ve 3037 sayılı kararı ile talepte belirtilen gerekçelerle anılan bölgede

basın açıklaması yapılması yasaklanmıştır. Alınan karar, belediye

hoparlörlerinden günde üç defa anons edilmek suretiyle ilan edilmiştir. İlan

metninde yasaklanan güzergâh üzerinde 3 adet ibadethane, 10 adet özel eğitim

kurumu ve 114 işyeri bulunduğu belirtilmiş ve bu işyerlerinde 1.100 kişinin

çalıştığı, özellikle hafta sonları 30.000 vatandaşın bu güzergâhı kullandığı

ifade edilmiştir. Ayrıca Valilik kararı tüm yerel radyolar, TV'ler, gazeteler

ile odalar, dernekler, sendikalar, siyasi partiler ve vakıflara ayrı ayrı

tebliğ edilmiştir. EĞİTİM-SEN'e de 2.7.2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

EĞİTİM-SEN tarafından anılan kararın iptali istemiyle dava

açılmıştır. Söz konusu davada, Hatay İdare Mahkemesince kararın iptaline karar

verilmiş ise de, temyiz incelemesi esnasında Danıştay

10. Dairesi tarafından Mahkeme kararının önce yürütülmesinin durdurulmasına ve

nihayetinde bozulmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla Valilikçe alınan karar

başvuru konusu olayın yaşandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunmaktadır.

Mevcut başvuruda başvurucuların öğretmen oldukları ve Kamu

Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikasının (EĞİTİM-SEN) üyesi oldukları hatırda tutulmalıdır. Bundan başka

başvurucu Ayhan Erkal EĞİTİM-SEN’in Hatay Şube

Başkanı, başvurucular Dursun Soydan ve Yusuf Mengilli

ise Hatay Şube Yönetim Kurulu üyesidirler. Dolayısıyla başvurucuların valiliğin

kararından ve sonraki yargısal süreçlerden haberdar olmadıkları da

söylenemeyecektir.

Devletler, barışçıl toplanma hakkını sadece korumakla değil,

aynı zamanda bu hakkın kullanılmasına makul olmayan dolaylı kısıtlamalar

getirmekten kaçınmakla da yükümlüdürler. Bununla birlikte, asayişin sağlanması

veya korunması için, yani bir anlamda hem gösteriye katılan ve hem de gösteri

ile ilgi ve bağlantısı olmayan kişilerin güvenliğini de sağlamak ve kamu

düzenini korumak için toplantı düzenlemeyi bildirim yahut yer sınırlaması gibi

şekil şartlarına bağlayabilirler.

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesinde; il sınırları

içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik

emniyetin, kamu esenliğinin sağlanmasının ve önleyici kolluk yetkisinin valinin

ödev ve görevlerinden olduğu belirtilmiştir. Söz konusu kurala göre valilik,

bahsi geçen görevlerini yapabilmek için gereken karar ve tedbirleri alacak; bu

hususta alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında ise 66.

madde hükmü uygulanacaktır. 5442 sayılı Kanun’un 66. maddesinde, il genel

kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından

kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz ve usulen tebliğ veya ilan olunan

karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat

gösterenlerin veya riayet etmeyenlerin, mahalli mülki amir tarafından Kabahatler

Kanunu'nun 32. maddesi hükmü uyarınca cezalandırılacakları ifade edilmiştir.

Aynı hükümde, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini

tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi halinde vali tarafından

kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan karar ve

tedbirlere aykırı davrananların, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla

cezalandırılacakları kurala bağlanmıştır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Emre aykırı

davranış" kenar başlıklı 32. maddesinde de;

yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu

düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre

aykırı hareket eden kişiye idari para cezası verileceği ve bu cezaya emri veren

makam tarafından karar verileceği hükmü yer almaktadır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanunda yer

alan düzenlemelerin toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve

ekonomik düzeni korumak amacıyla getirildiği ifade edilmiş ve 2. maddesinde

"kabahat" kavramı, kanunun, karşılığında yaptırım uygulanmasını

öngördüğü haksızlık olarak tanımlanmıştır. Bilindiği üzere kabahatler hukuku

kurallarıyla devlet, toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve

ekonomik düzeni korumak amacıyla, bireylere, yapma veya yapmama şeklindeki

davranış yükümlülüklerini tek yanlı olarak dikte etmekte ve bunların ihlal

edilmesi halinde yaptırım uygulanacağını söylemektedir. Kabahatler hukukunda

bir davranışın yaptırıma bağlanmasının nedeni, söz konusu davranışın bir normu

ihlal etmiş olmasıdır.

Bu bağlamda, sonucuna bağlı olmaksızın, salt bir normun ihlal

edilmiş olmasının yaptırıma bağlanmasının nedeni normun ihlal edilmesiyle

ortaya çıkma olasılığı bulunan ve toplum düzenini bozabilecek veya tehdit

edebilecek nitelikteki fiillerin meydana gelmesinin önlenmesidir.

Dolayısıyla bir kısım eylem veya eylemsizlik hallerinin kabahat

olarak nitelendirilmesi ve yaptırıma bağlanmasının sebebi yalnızca toplum

düzeninin bozulmuş olması değildir. Kimi durumlarda bir eylem veya eylemsizlik,

kamu düzeninin bozulma ihtimalini (tehlikesini) önlemek amacıyla kabahat olarak

düzenlenebilmektedir. Buradaki kamusal yarar, söz konusu tehlikenin ortaya

çıkması ihtimalinin önlenmesidir.

Somut başvuruya konu olayda sendikalara yönelik bir emir

çıkarılmadığı gibi, sendikal faaliyetlere veya üyelerinin basın açıklaması

yapmalarını engellemeye yönelik olarak da bir emir çıkartılmamıştır. Ayrıca

çıkartılan emir, sendikal faaliyetlerin veya basın açıklamalarının içerikleri

ile de ilgili değildir. İdari para cezası yalnızca başvurucuların Valilikçe

yasaklanan yerde toplantı yapmak suretiyle kamu düzeninin bozulma tehlikesini

ortaya çıkarmaları nedeniyle uygulanmıştır. Dolayısıyla mevcut başvuruda

başvurucuların cezalandırılmasına temel alınan hukuki çerçevenin genel bir

yasaklama tedbiri olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Çoğunluk görüşünde kamu düzeninin bozulduğunun veya

bozulabileceğine ilişkin unsurların somut olayda ortaya konulması gerektiği

ifade edilmiştir. Ancak söz konusu kabahat bir somut tehlike suçu olmayıp soyut

tehlike suçudur. Yasaklanan eylemin yapılmasıyla yetkili merciin emrine aykırı

davranılmış, başka bir deyişle kabahat fiili gerçekleşmiş demektir. Bu sebeple

de ayrıca somut bir zararın veya tehlikenin doğup doğmadığının araştırılmasına

gerek bulunmamaktadır.

Bu kapsamda somut olayda gerçekleştirdikleri yürüyüş ve basın

açıklaması ile ibadethanelere gelen kişilerin ibadetlerinin etkilenme

derecesinin, eğitim kurumlarında eğitim - öğretim

gören öğrencilerin hangi surette etkilendiklerinin; cadde üzerinde bulunan

işyerlerinde meydana gelen zarar miktarının ve son olarak bölgeye gelen

turistlerin ne şekilde etkilendiklerinin somut olarak tespitinin zorluğu da

gözden kaçırılmamalıdır. Dolayısıyla bir zararın meydana geldiğinin

gösterilmesine gerek olmaksızın soyut olarak emre aykırı davranışın

gerçekleştirilmesi ile kabahatin işlendiğinin kabul edilmesi gerekir.

Açıkladığım nedenlerle, yasalarla idareye bir kısım mekânlarda

basın açıklaması yapılmasını yasaklama yetkisi verilmiş olmasının ve bu yasağa

uyulmaması halinde idari para cezası ile cezalandırılmasının toplumsal bir

ihtiyacı karşılamadığı söylenemeyecektir. Mevcut başvuruda söz konusu basın

açıklamasının öngörülebilir olarak bazı faaliyetlerin aksamasına neden olduğu

veya kamu düzenini bozduğu yönünde herhangi bir değerlendirme bulunmasa bile

başvurucuların yetkili merciin emirlerine aykırı hareket etmeleri tek başına

cezalandırılabilir bir davranıştır ve başvurucuların cezalandırılması toplumsal

bir ihtiyacı karşılamaktadır.

Bununla birlikte, başvuruculara uygulanan para cezasının idari

nitelikte bir ceza olduğu, adli sicil kayıtlarına işlenmediği, miktar itibarıyla

başvurucular üzerinde katlanılması mümkün olmayacak bir ağırlıkta olmadığı

dikkate alındığında, başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkına yapılan müdahalenin orantısız olduğu da söylenemez.

Bu nedenle, başvuruya konu müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olduğu, Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına

alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerektiği görüşüyle Mahkememizin sayın çoğunluğunun aksi yöndeki

görüşüne iştirak edilememiştir.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucular

:

1. Dursun

SOYDAN

2. Ayhan

ERKAL

3. Nidal ÇAY

4. Hasan

KAPLAN

5. Abdilkadir ERTEKİN

6. Servet

Üstün AKBABA

7. Mithat

KAYNAK

8. Gürbüz

ŞAHİN

9. Özgür

TIRAŞ

10. Yusuf

MENGİLLİ

11. Zeki

AYDOĞAN

Vekilleri

:

Av. Bedia

BORAN BULUT

Üye Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/2948, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuruya Konu Olaydan
  7. B. Başvuruya Konu Olaya
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve
  13. B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer
  14. B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet
  15. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Karşı Oy
  19. Gökcan
  20. Hakyemez
  21. Soydan
  22. Erkal
  23. Kaplan
  24. Kaynak
  25. Şahin
  26. Tıraş
  27. Mengilli
  28. Aydoğan
  29. Boran Bulut
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/2948
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Abdulaziz Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18941)
  • Ahu Yürüyen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9698)
  • Cihat Ünal Başvurusu (B. No: 2016/77795)
  • Eylem Onuk Başvurusu (B. No: 2015/8018)
  • Doğa Taahhüt İnşaat Turizm Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/19973)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2017/6293)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.