İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ercan Din Başvurusu (B. No: 2014/94)

1. Başvuru, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine

Başvuru No2014/94Tarih8 Haziran 2016Okuma24 dk · 4.890 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ercan Din Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/94
R.G. Tarih ve Sayı
13/10/2016-29856
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.890 kelime·24 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine

ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

(AYİM) tarafından benzer davalardan farklı kararlar verilmesi nedeniyle eşitlik

ilkesinin ve adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/1/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/2/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, askerlik vazifesini yapmak üzere 26/2/2010

tarihinde birliğine katılmıştır.

8. Başvurucu 4/3/2010 tarihinde

ÇBR menüskopati şüphesiyle Isparta Asker

Hastanesine sevk edilmiş, yapılan muayene sonucunda sağ akut diz ACL rüptürü ön

tanısıyla MR tetkiki için Isparta Devlet Hastanesine sevkedilmiştir.

9. Başvurucunun 11/3/2010 tarihinde yapılan muayenesinde

dizindeki ödemin çözülmesinin beklenmesi için kendisine yedi gün istirahat

verilmiştir.

10. Başvurucu 7/4/2010 tarihinde Derince Asker Hastanesine başvurmuş,

ön çapraz bağ rüptürü

tanısı ile Gölcük Asker Hastanesine sevk edilmiş, burada sağ diz ön

çapraz bağ ameliyatı yapılarak kendisine üç ay hava değişimi verilmiştir.

11. Bundan sonra Kütahya ve Gölcük Asker Hastaneleri ile GATA

Komutanlığı TSK Rehabilitasyon Merkezinde başvurucunun tedavisine devam

edilmiştir.

12. Başvurucu hakkında, tedavi sürecinin sonunda GATA Asker

Hastanesi Sağlık Kurulunun 9/2/2011 tarihli raporu ile sağdiz patella

femoral eklem çıkığı ve sağ diz eklem kısıtlılığı teşhisi

ile ''B/58 F-2 askerliğe elverişli

değildir.'' kararı verilmiştir.

13. Başvurucu 9/5/2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna

başvurarak kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanmasını talep etmiş ancak

başvurusu, maluliyetinin neden ve ne tesiriyle meydana geldiğine ilişkin

herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

14. Başvurucunun ret işleminin iptali istemiyle açtığı davada

AYİM Üçüncü Dairesi 6/12/2012 tarihli ve E.2012/1139, K.2012/2404 sayılı

kararında, dava konusu işlemde belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar

vermiştir.

15. Başvurucu 14/1/2013 tarihli dilekçesi ile kararın

düzeltilmesini istemiş, 25/3/2013 tarihli dilekçesinin ekinde koşu yaparken

dizinin dönmesi sonucu hastaneye sevk edildiğine ilişkin Eğitim Doktrin

Komutanlığınca verilen 14/3/2013 tarihli yazıyı ve 29/1/2013 tarihli

dilekçesinin ekinde de olaya ilişkintanık beyanlarını

AYİM Üçüncü Dairesine ibraz etmiştir.

16. AYİM Üçüncü Dairesi 4/4/2013 tarihli kararıyla başvurucunun

ibraz ettiği belgelerin davanın esasını etkileyebilecek nitelikte olduğundan

bahisle karar düzeltme istemini kabul ederek usule ilişkinişlemlerin

tamamlanmasına karar vermiştir.

17. AYİM Üçüncü Dairesi 4/4/2013 tarihli ara kararıyla,

davacının koşu yaparken dizinin döndüğüne dair bilginin nereden ve nasıl temin

edildiğine dair bilginin ve buna ilişkin varsa kaydın gönderilmesini istemiş;

Eğitim Doktrin Komutanlığının 24/6/213 tarihli dilekçesi ile bilgi edinme

başvurusu üzerine düzenlenen belgede yer alan bilginin ilgilinin kendi beyanı

ve birlikte eğitim gördüğü erlerin ifadesi doğrultusunda verildiği, olayın ne

şekilde ve nasıl meydana geldiğine ilişkin bilgi, belge, tutanak veya kaydın

bulunmadığı bildirilmiştir.

18. AYİM Üçüncü Dairesi 11/7/2013 tarihli ara kararıyla 58'inci

Piyade Eğitim Alay Komutanlığından başvurucunun koşu sırasında düştüğü yönünde

ifade veren üç erinKomutanlıkta askerlik yapıp

yapmadıkları ile askerlik hizmeti yapmış iseler başvurucu ve bu kişilerin hangi

bölük veya bölüklerde askerlik hizmetini yaptıklarının bildirilmesini istemiş,

ifade verenlerin başvurucu ile aynı dönemde ve aynı komutanlıkta askerlik

hizmeti yaptığı Komutanlıkça bildirilmiştir.

19. AYİM Üçüncü Dairesi 18/9/2013 tarihli ara kararıyla Gülhane

Askerî Tıp Akademisi Hastanesinden, başvurucunun askerliğe elverişsiz hâle

gelmesine neden olan rahatsızlığının sağ diz ön çapraz bağ ameliyatı ile

ilgisinin veya bu rahatsızlığının devamı olup olmadığı ile sakatlığın koşu

sırasında istem dışı dizin ters dönmesine bağlı olarak meydana gelmesinin

mümkün olup olmadığı hususlarına ilişkin sağlık kurulu raporunun

gönderilmesini; 58'inci Piyade Eğitim Alay Komutanlığından ise ifade

sahiplerinin ve başvurucunun 3-4 Mart 2010 tarihi itibarıyla hangi birlikte

görevli oldukları ile aynı tarihlerde koşu eğitimi yaptırılıp yaptırılmadığının

veya bu koşunun yaptırılmasının mümkün olup olmadığının bildirilmesini

istemiştir.

20. Gülhane Askerî Tıp Akademisi Komutanlığı Askerî Tıp

Fakültesi ve Eğitim Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 6/11/2013 tarihli ek

raporda başvurucunun askerliğe elverişsiz olmasının nedeninin geçirdiği sağ diz ön çapraz bağ lezyonu olduğu, bu

durumun maruz kalınan diz travmasına bağlı olarak gelişebileceği kanaatine

varıldığı belirtilmiştir.

21.Komutanlıkça da başvurucu ile ifade sahibi erlerin aynı

bölükte askerlik hizmeti yaptıkları belirtilmiş, diğer yandan 3-4 Mart 2010

tarihinde koşu eğitimi yaptırılıp yaptırılmadığı tespit edilememiş ise de

sağlık muayenesinde "Koşu yapar."

kararı alan erlere eğitim maksatlı koşular yaptırıldığı, benzer bir çalışmanın

yapılmış olabileceği yönünde cevap verilmiştir.

22. AYİM Üçüncü Dairesi 28/11/2013 tarihli ve E.2013/431,

K.2013/1446 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi

şöyledir:

"AYİM 3’üncü Dairesinin 04.04.2013 tarih

ve Gensek No:2013/137, Esas No:2013/431 sayılı kararı ile davacının 03.03.2010

tarihinde 3 km. koşu yaparken dizinin döndüğüne dair bilginin nereden ve nasıl

temin edildiğinin bildirilmesi ve olayın bu şekilde meydana geldiğine dair bir

kayıt varsa gönderilmesi istenilmiş, K.K. Eğitim ve Doktrin Komutanlığının

24.06.2013 tarihli yazısı ile davacının 3 km. koşu sırasında dizinin döndüğüne

dair bilginin ilgilinin birlikte eğitim gördüğü acemi erlerin ifadeleri

doğrultusunda yazıldığı, bunun haricinde olayın nasıl meydana geldiğini

gösterir bir tutanak, herhangi bir kayıt tespit edilmediği bildirilmiştir.

AYİM 3’üncü Dairesinin 18.09.2013 tarihli ara

kararı üzerine 58‘inci P.Eğt.A.K.lığının

08.11.2013 tarihli yazısı ile acemi birliğinde beden eğitimi ve spor yönergesi

gereği erlere temel beden eğitimi konularının verildiği ve 3000 m. koşunun da

bu kapsamda olduğu, ancak 03.04.2010 târihinde 3000

m. koşu yaptırılıp yaptırılmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir.

GATÂ Asker Hastanesinin 06.11.2013 tarihli ek

raporunda davacının rahatsızlığının sağ ön çapraz bağ lezyonu olduğu, bu

rahatsızlığın diz travmasına bağlı olarak gelişebileceği belirtilmiştir.

...

Dava konusu uyuşmazlığın maluliyetin vazifenin

sebep ve tesiri ile oluşup oluşmadığı noktasında odaklandığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davacı askerlik vazifesini

yaparken düz koşu sırasında dizinin ters dönmesi sonucu sakatlandığını beyan

etmiş ve davacının spor esnasında dizinin döndüğü beyanlarına atıfta

bulunularak davacının bu beyanı davacı hakkında düzenlenen raporlara

geçirilmiş, yine davacı tarafından kararın düzeltilmesi aşamasında yaralanmanın

3000 m. koşu esnasında meydana geldiğine dair Eğitim ve Doktrin Komutanlığının

14.03.2013 tarihli yazısı ve yukarıda sözü edilen tanık beyanları ibraz edilmiş

ise de;

Davacının iddia ettiği gibi 04.03.2010

tarihinde davacının koşu sırasında dizinden sakatlandığına dair 04.03.2010

tarihinde ilk muayenesinin yapıldığı revir kaydında herhangi bir bilgi yer

almamaktadır. 58’inci P.Er Eğt. Tug. K.lığının 06.10.2011

tarih ve PER:9640-626-11/Er İşl. sayılı yazısı ile de davacının iddia ettiği

gibi bir olay meydana geldiğine ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belge

bulunmadığı bildirilmiştir.

Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin

Komutanlığının 24.06.2013 tarihli yazısında 14.03.2013 tarihli yazılarındaki

davacının 03.03.2010 tarihindeki 3000 m. koşu

sırasında yaralandığına dair ibarelerin davacının müracaatında eklediği tanık

beyanlarına dayanılarak yazıldığı, bunun dışında başka bir bilgi ve belge

bulunmadığı belirtilmiştir. Davacının ibraz ettiği tanık beyanları

incelendiğinde, tanıkların farklı yerlerde ifade verdikleri, ifadelerinin hemen

hemen aynı cümlelerle yazıldığı dikkate alındığında tanık ifadelerinin de ciddi

ve inandırıcı olmadığı değerlendirilmiştir.

Tüm bu açıklamalar birlikte

değerlendirildiğinde davacının soyut iddiası dışında, davacının beyanlarını

destekler nitelikte davacının malûliyetinin askerlik hizmetinin sebep ve tesiri

ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması

sebebiyle maluliyetin oluşumunda askerlik hizmetinin sebep ve tesirinin

bulunmadığı, vazife malûllüğü aylığı bağlanabilmesi

için 5434 sayılı Kanunun öngördüğü koşulların davacı yönünden oluşmadığı,

davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık olmadığı sonuç ve vicdani

kanaatine varılmıştır."

23.Karar, başvurucuya 25/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

24.Başvurucu 3/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

25. Başvurucu tarafından aynı olay sonucu sakat kaldığından bahisle

uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılan

davada AYİM İkinci Dairesi 18/12/2013 tarihli ve E.2012/821, K.2013/1547 sayılı

kararıyla başvurucuya 75.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Davacının yaralanmasının, Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan dava esnasında Milli Savunma Bakanlığınca savunma

kapsamında talep edilmesi üzerine gönderilen Antalya 3'üncü Piyade Eğitim Tugay

Komutanlığının 30.01.2012 tarihli yazısında belirtilen, davacının Burdur58‘inci

P.Eğt.A.K.lığında askerlik görevini ifa ettiği

sırada, 04.03.2010 tarihinde acemi birliğinde düz koşu yaparken dizinin dönmesi

sonucu ambulans ile eğitim gördüğü Binbaşı Maruf Kışlası içerisindeki Birinci

Basamak Muayene Merkezine sevk edilerek hakkında bir gün yatak istirahatinin

uygun görüldüğü, müteakiben Isparta Asker Hastanesine sevk edildiğine ilişkin

kayıt, tedavi sürecinin bu tarihten sonra devam etmesi ve dosyadaki diğer

belgeler dikkate alınarak, 04.03.2010 tarihinde eğitim maksatlı olarak yapılan

düz koşu esnasında meydana geldiği kanaatine varılmıştır.

Söz konusu idareye atfı kabil kusur

bulunmamakla birlikte, zararlı sonuç ile hizmet arasında illiyet bağı

bulunduğundan, zararın davacı üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması

hakkaniyet gereği olduğundan, meydana gelen zararın, olayın düz koşu esnasında

meydana gelmesi, olayın oluş biçimi dikkate alınarak rahatsızlığın meydana

gelmesinde, davacının bünyesel durumu da dikkate alınarak, davalı idarece

kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanması gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır."

26. Karar, başvurucuya 6/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, karara

karşı karar düzeltme kanun yoluna başvurulmamıştır.

27. Başvurucu, vazife malulü sayılması istemiyle açtığı davada

verilen karara karşı 19/3/2014 tarihli dilekçesi ileyargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

28. AYİM Üçüncü Dairesi 3/4/2016 tarihli ve E.2015/755,

K.2016/326 sayılı kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar

vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Her ne kadar davacı daha önce dosyada

yazılı beyanları bulunan tanıklara ilaveten Mücahit isimli bölük çavuşunun da

tanık olarak dinlenmesini talep etmiş ise de;

tanıkların yazılı beyanları 28.11.2013 tarih ve 2013/431-1446 E.K. sayılı

kararında tartışılmış ve değerlendirilmiştir. İdari yargıda yazılılık ilkesi

esas olup, Mahkeme huzurunda tanık dinlenmesine ilişkin bir usul hükmü

bulunmamaktadır.

Davacının AYİM 2’nci Dairesinde davacı

hakkında görülen maddi ve manevi tazminat istemli 2012/821 E., 2013/1547 Karar

sayılı dava dosyası getirtilerek incelenmiş, dosyada Piyade Alb. Ü. S.

tarafından imzalanmış 15.02.2012 tarihli yazıda “1. ... Ercan DİN’in birliğimizdeki acemi eğitimi döneminde 03 Mart 2010

tarihinde düz koşu esnasında dizinin dönmesi sonucu ambulans ile Alay

Komutanlığı Birinci Basamak Muayene Merkezine, müteakiben hastane servisi ile

Isparta Asker Hastanesine sevk edilmiştir. 2. Söz konusu olay, ilk kaza raporu

düzenlemeyi gerektirmediği için olay tespit tutanağı, ilk kaza raporu,

ayrıntılı kaza raporu hazırlanmamıştır." ibarelerine yer verildiği

görülmüş, yapılan araştırmada söz konusu yazıda imzası olan P.Alb.

Ü. S.'ın olay tarihinde Burdur 58’inci P.A.K.lığında görevli olmadığı

olaydan yaklaşık iki yıl sonra 16 Ocak 2012-01 Temmuz 2014 tarihleri arasında

söz konusu birlikte görev yaptığı K.K.K.lığının 23

Kasım 2015 tarihli yazısından anlaşılmıştır.

Davacı tarafından olaya ilişkin tutanağın

Mehmetçik Vakfında bulunduğunun belirtildiği dikkate alınarak söz konusu

tutanak Mehmetçik Vakfından istenmiş, TSK Mehmetçik Vakfının 12.11.2015 tarihli

yazısı ekinde P.Ütğm. S. B. tarafından imzalanmış,

“OLAYIN KISACA CEREYAN TARZI” başlıklı fotokopi tutanak gönderilmiştir. Söz

konusu tutanakta “03 Mart 2010 tarihinde temel beden eğitimi saatinde bulunduğu

takım içerisinde ısınma koşusu yaparken dizinin dönmesi sonucunda

rahatsızlığını beyan etmiştir. Akabinde eğitim alanına ambulans çağrılarak

revire sevk edilmiştir. ...” ibarelerine yer verildiği görülmüştür.

Yapılan araştırmada S. B.’ın

03 Mart 2010 tarihi itibariyle 58’inci P.A.K.lığında Tk.K. olduğunu, ancak davacının takımında değil aynı

bölükte farklı takımda görevli olduğunu, bahsedilen olaya şahit olmadığını, P.Er Ercan DİN’i hiç görmediğini,

olayı 2013 yılında BİMER veya Mehmetçik Vakfından gelen yazı üzerine

öğrendiğini, bunun üzerine araştırma yapıp vizite defterini kontrol edip

tutanak tanzim ettiğini beyan ettiği, Tuzla Piyade Okul Komutanlığının

10.02.2016 tarihli yazısından anlaşılmıştır.

Tüm bu açıklamalar birlikte

değerlendirildiğinde, davacının ileri sürdüğü hususların 1602 sayılı Kanunun

64’üncü maddesi kapsamında yeni delil olmadığı ve yargılamanın yenilenmesini

gerektirecek nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır."

B. İlgili Hukuk

29. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 18. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

'' İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya

kadar;

a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife

veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı

Kuvvetleri tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına

tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil

5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile

bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük

tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.''

30. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığı Kanunu'nun mülga 44. maddesinde malullük şu şekilde tanımlanmıştır:

''Her ne sebep ve suretle olursa olsun

vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları

tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve

haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.''

31. 5434 sayılı Kanun'un mülga 45. maddesinde vazife malullüğü

ve vazife malulü şu şekilde tanımlanmıştır:

''44 üncü maddede yazılı malullük; a)

İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b)

Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri

yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın

ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atelye

ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten

sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma

konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; buna (Vazife malullüğü) ve

bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir.''

32. 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

''Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah

altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil)

sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek

okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine,

öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe

tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak

aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve

kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda

karşılığı olan derece ve kademe tutarının,%70'i üzerinden aylık bağlanır.''

33. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 26. maddesi şöyledir:

"Daireler Kurulu asker kişilerle ilgili

aşağıda yazılı uyuşmazlıklara ve davalara bakar.

a) Birden fazla dairenin görevine taallük eden davalar;

b) Askeri Yüksek İdare Mahkemasinin

daireleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıkları;

c) Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılan

davalar;

d) Danıştay'dan alınan düşünceler üzerine

uygulanan eylem ve işlemler hakkında açılan davalar;

e) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanının

veya Başsavcının yahut dairelerin prensibe taallük

eden hususlarda Daireler Kurulunda görüşülmesini uygun gördükleri davalar,

(e) bendinde yazılı olan yetkinin Başkan

tarafından kullanılması, davanın açılması sırasında; Başsavcı tarafından

kullanılması, esas hakkında düşünce verilmeden önce olur.

Bu yetkinin Başsavcı tarafından kullanılması

halinde, dava dosyası ilgili dairece ayrıca bir karar verilmesine mahal

kalmaksızın Daireler Kuruluna tevdi olunur."

34. 1602 sayılı Kanun'un 64. maddesi şöyledir:

"Daireler ile Daireler Kurulundan verilen

kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyle

yargılamanın iadesi istenebilir.

a) Zorlayıcı sebepler dolayısiyle

veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen

bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;

b) Karara esas olarak alınan belgenin

sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam

huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş

olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi

bulunmamış olması;

c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün

kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;

d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan

ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi;

e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi

olan bir hile kullanmış olması;

f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler

huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;

g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin

katılması ile karar verilmiş olması;

h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında

verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde

yokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki

ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.

ı) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri

Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin

ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.

Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına giren

kararlar hakkında yargılamanın iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının

kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; askerliğini yapmakta iken spor faaliyeti

sırasında düşerek sakatlandığını, dosyadaki bilgi ve belgeler, alınan raporlar

ile tanık ifadelerinin bunu teyit ettiğini, hâl böyle iken kendisine vazife

malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin idari işlem ile buna

karşı açtığı davanın reddedildiğini, gerekçede sakat kalmasına neden olan

olayın belgelendirilmediğinin ifade edilmesine karşın benzer olayda AYİM'in belge şartı aramadığını belirterek eşitlik

ilkesinin ve adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve vazife

malulü kabul edilerek idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren işletilecek

yasal faiziyle birlikte aylık bağlanması talebinde bulunmuştur.

37. Diğer yandan başvurucu, AYİM İkinci Dairesinin tazminata

ilişkin verdiği karar üzerine Anayasa Mahkemesine sunduğu dilekçede yargı

kararları arasında birliğin sağlanması ve idareye güven anlamında kararın

dikkate alınmasını istemiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Buna göre başvurucunun vazife malulü aylığı

bağlanmaması işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesi ve hukuk

kurallarının uygulanmasıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesi ile adil

yargılanma hakkının ihlali iddialarının özü, AYİM Dairelerinin aynı olay

nedeniyle açılan davalarda farklı kararlar vermesine ilişkin olduğu anlaşılmış

ve başvuru, yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

39. Anayasa’nın 148. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

40. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

41. Bununla birlikte başvurucunun şikâyetleri, AYİM tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığından ya da yargılamanın sonucundan ziyade özü itibarıyla AYİM

Dairelerinin aynı olaydan kaynaklanan davalarda farklı sonuçlara ulaşması ile

ilgilidir. Bu sebeple AYİM kararlarındaki farklılaşmanın adil yargılanma

hakkını zedeleyip zedelemediğinin incelenmesi gerekmektedir.

42. Dolayısıyla başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuru

hakkında kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

43. Başvurucu, aynı olay nedeniyle açılan tam yargı davasında

dizinden sakatlanması olayının koşu eğitimi sırasında meydana geldiğinin kabul

edilmesine karşın vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali

istemiyle açılan davada, soyut iddialar dışında maluliyetin askerlik hizmetinin

sebep ve tesiri ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin

bulunmadığı, vazife malullüğü aylığı bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanun'un

öngördüğü koşulların oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

44. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

45. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) metni ile Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir

(Güher Ergun ve diğerleri, B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 38).

46. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk

güvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve

E.2012/50, K.2012/128, 20/9/2012). AİHM de benzer biçimde, adil yargılanma

hakkının hukuk devletinin Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten

Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukuk

devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya güvenlik

ilkesi ise hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve kamunun

mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyle uyuşmayan mahkeme

kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine güveni azaltarak yargısal bir

belirsizliğe yol açabilir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B.

No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

47. Bununla birlikte farklı kararların aynı mahkemeden çıkmış

olması, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Pinto/Portekiz, B. No: 39005/04, 20/5/2008, § 41; Tudor Tudor/Romanya,

B. No: 21911/03, 24/3/2009, § 29; Remuszko/Polonya,

B. No: 1562/10, 16/7/2013, § 92).

48. Diğer yandan bireylerin makul güvenlerinin korunması ve

hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak

bahşetmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye,

§ 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik bir yaklaşımın sürdürülememesi reform

ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi bir şekilde

gerçekleştirilmesine aykırılık teşkil etmez (Benzer yöndeki AİHM kararı için

bkz. Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).

49. Mahkeme içtihatlarındaki değişme yargı organlarının takdir

yetkisi kapsamında kalmakta olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki

çözümün tatminkâr bulunmaması anlamına gelir (Benzer yöndeki AİHM kararı için

bkz. S.S.Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05…, 17293/05, 30/11/2010, § 28).

Ancak aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması

hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirilmesi

gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav

Cumhuriyeti, B. No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).

50. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam da yargı

kararlarında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bununla

birlikte yeni kabul edilmiş bir yasanın yorumlanmasında olduğu gibi bazı

hâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana ihtiyaç duyacağı

açıktır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Zielinski and Pradal and Gonzalez

ve diğerleri/Fransa [BD], B. No: 24846/94…, 34173/96, 28/10/1999, §

59; Schwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti

(k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008).

51. İhtilaf konusu davalardaki uyuşmazlıkların veya olayların

birbirinden farklılık göstermesi, iki karardaki farklılaşan değerlendirmeleri

haklı gösterir ve aynı konuda verilmiş çelişen hükümlerden bahsedilemez (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Erol

Uçar/Türkiye (k.k.), B. No: 12960/05, 29/9/2009).

52. Yüksek mahkemelerin ya da nihai merci olarak bir uyuşmazlığı

çözüme bağlayan mahkemelerin aynı konuya ilişkin kararlarında davaların

içeriğinden kaynaklanmayan farklı kabullerin bulunması hâlinde ise hareket

noktası, derece mahkemelerinin değerlendirme veya yorumlarından hangisinin

doğru olduğunun ve tercih edilmesi gerektiğinin tespit edilmesi olmayacaktır

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stefanica ve diğerleri/Romanya, B. No: 38155/02, 2/11/2010, § 34).

53. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, kararlarda yaşanan

değişimin hukuki bir belirsizliğe yol açıp açmadığına ve başvurucu bakımından

öngörülebilir olup olmadığına yönelik bir inceleme yapabilir (Türkan Bal, B. No: 2013/6932, 6/1/2015, § 58).

54.Başvurucunun, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin

iptali talebiyle AYİM Üçüncü Dairesinde açtığı davada anılan Daire; başvrucunun dizinde meydana gelen sakatlığın koşu eğitimi

sırasında meydana gelip gelmediği, koşu eğitimi sırasında meydana geldiği

yönünde ifadesi bulunanların başvurucu ile aynı zamanda aynı bölükte görev

yapıp yapmadığı ve koşu eğitimi sırasında düşmenin böyle bir rahatsızlığa

sebebiyet verip vermeyeceği hakkında görev yapılan komutanlıktan bilgi ve

belgeler istemiş; Gülhane Askerî Tıp Akademisinden Sağlık Kurulu raporu almış,

gelen bilgi ve belgelere göre de uyuşmazlığın çözümünün maluliyetin vazifenin

sebep ve tesiri ile oluşup oluşmadığı noktasında odaklandığını belirterek

"... [D]avacının

soyut iddiası dışında, davacının beyanlarını destekler nitelikte davacının malûliyetinin

askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir

bilgi ve belgenin bulunmaması sebebiyle maluliyetin oluşumunda askerlik

hizmetinin sebep ve tesirinin bulunmadığı, vazife malûllüğü

aylığı bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanunun öngördüğü koşulların davacı

yönünden oluşmadığı, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık

olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle

davanın reddine karar vermiştir.

55. Diğer taraftan başvurucunun koşu eğitimi sırasında düşmesi

sonucu dizinde meydana gelen rahatsızlıktan dolayı uğradığını ileri sürdüğü

maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davada AYİM İkinci Dairesi,

Antalya 3'üncü Piyade Eğitim Tugay Komutanlığının 30/1/2012 tarihli yazısında başvurucunun

Burdur58'inci P.Eğt.A.K.lığında askerlik görevini ifa

ettiği sırada 4/3/2010 tarihinde acemi birliğinde düz koşu yaparken dizinin

dönmesi sonucu eğitim gördüğü Binbaşı Maruf Kışlası içindeki Birinci Basamak

Muayene Merkezine ambulans ile sevk edilerek hakkında bir gün yatak

istirahatinin uygun görülmesi, müteakiben Isparta Asker Hastanesine sevk

edildiğine ilişkin kayıt ve tedavi sürecinin bu tarihten sonra devam etmesi ile

dosyadaki diğer belgeleri dikkate alarak başvurucunun sakatlığının 4/3/2010

tarihinde eğitim maksatlı olarak yapılan düz koşu esnasında gerçekleştiği

kanaatine ulaşmış; olayda idareye atfı kabil kusur bulunmamakla birlikte

zararlı sonuç ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan ve zararın davacı

üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması hakkaniyet gereği olduğundan kusursuz

sorumluluk ilkesi gereğince başvurucuya maddi ve manevi tazminat ödenmesine

karar vermiştir.

56. Bu duruma göre vazife malullüğü aylığı bağlanmaması

işleminin iptali için açılan davada AYİM Üçüncü Dairesi, başvurucunun dizinden

sakatlanmasına ilişkin olayın eğitim koşusu sırasında meydana gelmediği

sonucuna varmak suretiyle davanın reddine karar vermiş iken aynı olay nedeniyle

başvurucunun uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davada

AYİM İkinci Dairesi, başvurucunun dizinden sakatlanmasına ilişkin olayın eğitim

koşusu sırasında meydana geldiği gerekçesiyle başvurucuya tazminat ödenmesine

karar vermiştir.

57. Başvurucu tarafından AYİM İkinci Dairesinin kararı üzerine

AYİM Üçüncü Dairesinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş ise de

anılan Daire olayın meydana gelmesine ilişkin sunulan tutanaklarda imzası

bulunan görevlilerin olay esnasında başvurucunun yanında olmadıkları veya daha

sonra ilgili komutanlıkta göreve başladıklarıgerekçeleriyle

yargılamanın yenilenmesi talebini kabul etmemiştir.

58. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde başvurucu tarafından hak

ihlaline neden olduğu ileri sürülen AYİM Üçüncü Dairesi kararında başvurucunun

dizinde meydana gelen rahatsızlığın koşu eğitimi sırasında meydana gelmediği

gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de başvurucu tarafından açılan tam yargı

davasında, AYİM İkinci Dairesince başvurucunundizinde

meydana gelen rahatsızlığın koşu eğitimi sırasında meydana geldiği gerekçesine

yer verilmiş olması karşısında her iki karar arasında farklılık olduğu

görülmektedir.

59. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve

mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini

yansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamaları

beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin

edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları, bir kararın

belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından ele

alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları

ortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters

düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin

yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir

(Semra Bekiroğlu ve diğerleri, B.

No: 2013/6717, 16/12/2015, § 69).

60. Aynı hukuki metne ilişkin olarak aynı derecedeki bağımsız

yargı mercileri arasındaki yorum ve içtihat farklılıkları ile temyiz

mercilerinin uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri

arasındaki yorum farklılıkları, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 17/9/2013, § 45) mahkemelerce, hukuk

kurallarının yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde farklılıklar

meydana gelmesi ya da önceki çözümün tatminkâr bulunmaması, yeni kabul edilmiş

bir yasanın yorumlanmasında içtihadın müstakar olması için belli bir zamana

ihtiyaç duyulmasıgibi çeşitli nedenlerle içtihat

değişikliğine gidilmesi de tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez.

61. AYİM Üçüncü Dairesi yaptığı araştırma, dosyaya sunulan bilgi

ve belgelere göre başvurucunun dizindeki rahatsızlığın koşu eğitimi sırasında

meydana gelmediği, İkinci Daire ise dosyadaki bilgi, hastane kaydı ve tedavi

sürecine göre başvurucunun dizinde meydana gelen rahatsızlığın koşu eğitimi

sırasında meydana geldiği kanaatine ulaşmıştır.

62. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun davasının ne şekilde

sonuçlanması gerektiğine dair herhangi bir çıkarım yapmamakla birlikte aynı

olaya ilişkin verilen ve farklı talepleri içeren davalar hakkında her iki Daire

tarafından somut olayın gerçekleşme koşullarına ilişkin kabul bakımından ortaya

çıkan farklılıklarının, hukuki belirsizliğe yol açtığını ve başvurucu için

öngörülemez olduğunu değerlendirmektedir.

63. İncelenmesi gereken diğer bir husus ise aynı olaydan

kaynaklı farklı kararlar verilmesi hâlinde çözüm sunabilecek yapısal bir

mekanizmanın varlığı ve ne şekilde işletildiğidir.

64. Dairelerin kararları arasındaki farklılık, aynı olaydan

kaynaklanan iki farklı davanın dosyalarında bulunan delillerin

değerlendirilmesinden ve olayın gerçekleşmesine ilişkin kabulden

kaynaklanmıştır. 1602 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde, prensibe taalluk eden hususlarda AYİM Başkanının, Başsavcısının veya

Dairelerinin uygun gördükleri davaların Daireler Kurulunda görüşülmesini

isteyebileceği belirtilmiş ise de başvuruya konu olayda böyle bir yöntemin

uygulanmadığı yahut dava konusunun prensibe taalluk etmediğinin

değerlendirildiği, ayrıca 1602 sayılı Kanun'un 64. maddesinde düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi müessesinin başvurucu tarafından işletilmesine karşın

kararlar arasındaki farklılığın giderilemediği görülmektedir.

65. Bu kapsamda mevcut yapısal mekanizmanın işletilmesindeki

eksiklikle birlikte ele alındığındaaynı olaya ilişkin

AYİM Dairelerinin kararları arasında bulunan farklılığın, başvurucunun açtığı

davanın görülmesi bakımından hukuki belirsizliğe neden olduğu ve başvurucu

açısından öngörülemez bulunduğu sonucuna varılmıştır.

66. Bu kapsamda, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

68. Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve vazife malulü kabul edilerek idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren

işletilecek yasal faiziyle birlikte aylık bağlanması talebinde bulunmuştur.

69. Başvuru konusu olayda başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

70. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması içinyeniden yargılamasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM

Üçüncü Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğininadil

yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Daire Başkanlığına

GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Ercan DİN

Vekili

:

Av. Halil

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/94, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. B. Değerlendirme
  10. V. Hüküm
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğininadil
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Altan
  20. Topal
  21. Yalçınöz
  22. Öztürk

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/94
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Ömer Kara Başvurusu (B. No: 2014/5004)
  • Cem Kağnıcıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/1951)
  • Vefa Serdar Başvurusu (B. No: 2014/4217)
  • Asil Öztürk İnşaat Emlak Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/1831)
  • Sadettin Tekin Başvurusu (B. No: 2014/3348)
  • Orhan Afacan Başvurusu (B. No: 2014/2266)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.