İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Erkan Esengin Başvurusu (B. No: 2014/13048)

1. Başvuru, uzun süredir devam eden tutukluluk nedeniyle kişi hürriyeti

Başvuru No2014/13048Tarih25 Temmuz 2017Okuma14 dk · 2.702 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Erkan Esengin Başvurusu

Karar tarihi
25 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/13048
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.702 kelime·14 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uzun süredir devam eden tutukluluk nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

7. İkinci Bölüm tarafından 5/7/2017 tarihinde yapılan toplantıda

başvurunun, Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görülmüş ve

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 20/6/2000

tarihinde gözaltına alınmış; 3/7/2000 tarihinde tutuklanmış ve 31/1/2013

tarihinde tahliye edilmiştir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığının 11/10/2000 tarihli iddianamesiyle aynı kasıt altında iki kişiyi

öldürme, yaralama, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet, 30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı

mülga Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'na muhalefet, mala zarar

verme suçlarını işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

10. (Kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile görevli) 30/6/2009 tarihli kararıyla, başvurucunun suç işlemek

amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla, K.S. ile Y.Y.nin öldürülmelerine iştirak suçundan yirmi yıl hapis

cezasıyla, H.A.nın kasten öldürülmesine iştirak

suçundan 12 yıl hapis cezasıyla, E.U.yu öldürmeye teşebbüse iştirak suçundan 4

yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına; tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

11. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22/11/2010

tarihli kararıyla maktuller ve H.A., K.S. ile Y.Y.nin

öldürülmesine yardım suçları yönünden her bir maktulü öldürme suçundan ayrı

ayrı ceza verilmesi, maktul H.yi öldürmeye yardım

suçunda lehe kanun hükümlerinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş;

diğer suçlar yönünden ise onanmıştır.

12. Bozma sonrasında yargılamaya İstanbul 4. Ağır Ceza

Mahkemesinde devam edilmiş; Mahkemenin 12/1/2017 tarihli kararıyla başvurucunun

H.A., K.S. ile Y.Y.nin öldürülmesine yardım

suçlarından ayrı ayrı on yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

13. Karar temyiz edilmiş olup inceleme devam etmektedir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin25/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu; hakkında yürütülen yargılamada kanuni tutukluluk

süresinin aşıldığını, tutukluluğa itiraz yolunu etkin olarak kullanamadığını,

özel yetkili mahkemelerin görevine giren suçlarda makul olmayan uzunlukta

tutuklama sürelerinin öngörüldüğünü belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde

tanımlanan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Anayasa Mahkemesi, ancak bu tarihten sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları

inceleyebilir.

17. “Bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,

B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

18. Somut olayda (kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

30/6/2009 tarihli kararıyla başvurucunun mahkûmiyetine ve tutukluluğunun

devamına karar verilmiştir. Dolayısıyla "suç isnadına bağlı olarak

tutukluluk" Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı

23/9/2012 tarihinde önce sona ermiştir.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

23. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

24. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ile yargılamaya konu suçun niteliği ve yargılamadaki taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında somut olayda yaklaşık on yedi yıl

süren yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

26. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

27. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

28. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

29. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında -yargılamadaki taraf sayısı da dikkate alınarak-başvurucuya net

21.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Anayasa

Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia

ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

30. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C. Başvurucuya net 21.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (Tebliğname No.1-2017/14754) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/7/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

I- Genel Açıklamalar

1. 12.9.2010 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen

7.5.2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle Anayasanın 148.

maddesine eklenen fıkralarla Anayasal sistemimize giren Bireysel Başvuru yolu,

6213 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un 76. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları kabul

etmeye başladığı 23.9.2012 tarihinden sonra hızla gelişerek hukukumuzun önemli

bir kurumu haline gelmiş; Anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde

(AİHS) yer alan temel haklarla ilgili pek çok ihlal kararı verilmiştir.

2. Bu çerçevede Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde yer

alan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı önemli

bir yer tutmaktadır.

Makul sürede yargılanma

hakkının ihlalinin saptandığı durumlarda –ki bu yapısal sorunumuz nedeniyle en

çok verilen ihlal kararı türüdür- başvurucu lehine, esas itibariyle, somut

başvuru konusu olaydaki yargılama süresine bakılarak, manevi tazminata

hükmedilmektedir. Manevi tazminat miktarı tespit edilirken sürenin yanı sıra

yargılamanın kaç dereceli olduğuna, dosyanın karmaşıklığı ve sanık sayısının

çokluğu gibi özel durumlara, ayrıca davanın uzamasına başvurucunun kendisinin

sebebiyet verip vermediğine bakılmakta, yine gelişen içtihatlarla işe iade

davalarında daha kısa süreler uygulanmaktadır.

Buna karşılık, AİHM

içtihatlarında farklı bir uygulama bulunmadığı noktasından hareketle,

başvurucunun yargılama sonucunda kesin hükümle suçlu bulunmuş olup olmadığına,

suçun niteliğine, suçun toplumda yarattığı infialin derecesine bakılmamaktadır.

Ancak bu durum, özellikle bir ceza davasında kesin hükümle mahkumiyetine karar

verilmiş olan bir başvuruculara beraat etmiş olan başvurucuyla, hatta mağdur

tarafla aynı oranlarda tazminat almasının hakkaniyete uygun olup olmadığının

sorgulanmasına yol açmaktadır.

3. Bu konuda Anayasa Mahkemesinin (AYM), PKK terör örgütü

mensubu bir başvurucuya uzun yargılanma nedeniyle tazminata hükmetmesine

ilişkin bir kararı nedeniyle, çok ağır eleştirilere konu olmuştur (31.3.2016 ve

1.4.2016 tarihli köşe yazıları ve haberler). Esasen, burada saymaya gerek

duymadığımız çok ağır ve infial yaratıcı bazı suçların faillerine de uzun

yargılama tazminatı verilmiştir ve verilmeye devam edilmektedir.

4. Kuşkusuz, en çok infial yaratan eylemlerden mahkum olan kişilere

dahi maktu mikarlarda manevi tazminat ödenmesi bu

kişileri mükafatlandırmak amacından değil, aynı başvuruda AİHM tarafından daha

yüksek ve döviz cinsinden bir tazminata hükmedilmesini önleme düşüncesinden

kaynaklanmaktadır. Esasen bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesine bir görev

olarak verilmesinin amacı, anayasa değişikliğine ilişkin 5982 sayılı Kanun’un

gerekçesinde, inter alia,

şunlar ifade edilmektedir:

“…

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde her yıl Türkiye’ye karşı çok sayıda dava

açılmakta ve Türkiye pek çok davada tazminata mahkum edilmektedir.

…

bireysel başvuru müessesesinin getirilmesiyle, hak ihlallerine maruz kaldığını

iddia edenlerin önemli bir bölümünün bireysel başvuru aşamasında, başka bir

ifadeyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeden önce, tatmin edilmesinin

mümkün olabileceği ve böylece Türkiye aleyhine açılacak dava ve verilecek ihlal

kararlarında azalma olacağı değerlendirilmektedir. …

…

Türkiye’de bireysel başvuru yolunun kabul edilmesi, bir yandan bireylerin sahip

oldukları temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunmasını sağlayacak, öte

yandan da kamu organlarını,Anayasa ve kanunlara daha

uygun davranma konusunda zorlayacaktır. …”

5. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları kabule başladığı

23.9.2012 tarihinden önce AİHM’ne uzun yargılama şikayetiyle yapılmış

başvuruların da AİHM’den ihlal kararı ile sonuçlanmasına engel olmak ve

AİHM’nin elindeki Türkiye aleyhine açılmış dava sayısını da azaltmak amacıyla,

9.1.2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun çıkarılmış ve

Kanun’la teşkil edilen Komisyon’ca AİHM ölçütlerine uygun tazminatlar

verilmesine başlanmıştır.

6. Buna göre, uzun süren yargılamalarda Anayasa Mahkemesince de

başvurucuya verilecek manevi tazminat miktarının, AİHM tarafından yeterli bir

tatmin düzeyi olarak kabul edilmesi yani aşırı derecede düşük olmaması

gerekmektedir. Ancak bu durum, Anayasa Mahkemesi ve 6384 sayılı Kanunla kurulan

Komisyon arasındaki farkı ortadan kaldırmış, sadece zaman bakımından farklı

yetkisi olan, biri en üst yargı organı, diğeri İdari bir Komisyon olan iki

organın aynı AİHM tarifelerine göre otomatik tazminat rakamlarına hükmettiği

bir uygulamaya dönüşmüştür.

7. AİHS’nin 41. maddesinde “adil

tazmin” (just satisfaction)

ve 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “tazminat” olarak ifade edilen, adil

yargılanma hakkının ihlali karşılığı yapılan bu ödemeler Mahkemenin

içtihatlarıyla maddi ve manevi tazminat şeklinde farklılaştırılmış, maddi

tazminat çok nadir hallere hasredilerek, yargılamanın makul olmayan sürelerle

uzaması halinde verilen manevi tazminatın, başvuru sırasında açıkça talep

edilmiş olması halinde verilmesi yolunda müstakar içtihat tesis edilmiştir. Bu

nedenle, başvurucu çok uzun sürelerle yargılanmış olsa dahi başvuru sırasında

manevi tazminat talep etmemişse, tazminata hükmedilmemektedir.

8. Anayasa Mahkemesince hükmedilen “adil tazmin” miktarlarında Mahkemeye her hangi bir takdir

hakkı bırakmayan, tazminat alan başvurucunun özel durumunu, toplumsal barışı

bozan yani suç teşkil eden eylemi gerçekleştirmekle yargılamaya her şeyden önce

kendi sebebiyet veren başvurucu ile haksız yere uzun süre yargılanıp beraat

eden diğer bir başvurucu arasında ayrım yapmaksızın, maktuen

bir meblağı tazminat olarak ika eden bu sistemin uzun vadede yargıya güveni ve

adalet inancını zedeleyeceği, yargı organlarını uzun yargılamaları azaltmaya

zorlama amacına da kayda değer bir katkı yapamayacağı düşüncesindeyim.

9. Bu nedenle uzun yargılamalarda adil tazmin sisteminin başta

Anayasa Mahkemesi içtihatları olmak üzere yeni bir yaklaşımla gözden

geçirilmesi ve ilk etapta hakkaniyetin gereği olarak, uzun süren ceza yargılamalarında

kesin hükümle mahkum olmuş veya yargılanması kesin hüküm aşamasına gelmiş

başvurucularla, beraat etmiş başvurucular arasında bir farklılaştırmaya

gidilmesi uygun olacaktır. Böyle bir uygulamanın AİHM içtihatları karşısında

geçerli olup olamayacağını değerlendirmek için AİHM içtihatlarının gelişimine

bakmakta yarar bulunmaktadır.

II- Makul Sürede Yargılanma Hakkına İlişkin

A.İ.H.M İçtihatlarının Gelişimi:

10. AİHM, ilk olarak 1999 yılında verdiği Büyük Daire kararında (Ferrari, A.P, Di Mauro and Bottazi/İtalya)

İtalyan adalet sistemindeki yapısal gecikmelerin ortaya çıkardığı idari

pratiğin Sözleşme ile bağdaşmadığını saptamıştır. İtalya, bunun üzerine, uzun

yargılama mağdurlarının iç hukukta tazmin edilmelerini sağlayan bir yasa

çıkartmış, ancak beş yıl sonra AİHM, Apicella/İtalya

kararında bahse konu yasa ile İtalyan makamlarının verdiği tazminatın çok

yetersiz olduğuna, uzun yargılamanın sürdüğü her yıl için 1000-1500 Euro

arasında tazminatın adil olacağına hükmetmiştir.

11. AİHM, Apicello/İtalya dan sonraki kararlarında kesin

rakamlar vermekten kaçınarak, her somut olayın özel şartlarının

değişebileceğini de ifade etmiştir. AİHM bu kararlarında ihlallere neden olan

yapısal sorunların taraf devletlerin sorumluluğunda olduğunu da vurgulamıştır.

12. AİHM içtihatları geliştikçe bir takım ölçütler ortaya

çıkmıştır. Bunlar:

-Davanın karmaşıklığı

- Başvurucun kendi

davranışları

- Yetkili makamların

davranışları

- Başvurucu için

gecikmenin ne anlam ifade ettiği (what is at stake for the applicant)

13. Yukarıdaki ölçütlerden “davanın karmaşıklığı” yani sanık

sayısının fazlalığı, iddiaların çeşitliliği vb. nedenler konusunda bir tereddüt

bulunmamakta ve Anayasa Mahkemesince de uygulanmaktadır.

Başvurucunun kendi

sebebiyet verdiği gecikmeler yani duruşmalara gelmeme, çok fazla mazeret

kullanma veya harç yatırma ve usuli işlemlerin yerine

getirilmesindeki başvurucu kusuru gibi durumlar da yargılama süresinin

hesabında dikkate alınmaktadır. Kuşkusuz, başvurucun yasalardaki tüm ususli hakları sonuna kadar kullanmış olması, gecikmeye

kendisinin sebebiyet verdiği şeklinde yorumlanmamaktadır. Bununla birlikte

AİHM, Union Alimentaria Sanders S.A./İspanya davasında, “başvurucunun kendine düşen

usuli işlemleri yerine getirmekte özen göstermesi ve

geciktirme taktiklerinden kaçınarak, yargılamayı hızlandırmak için iç hukukta

mevcut olan imkanlardan yararlanması” gerektiğini de belirtmiştir.

Yetkili makamların

davranışlarının uzun yargılamaya neden olması kararı AİHM’nin pek çok

içtihadında yer almış bir konu olup, özetle

“devletlerin adli sistemlerini, makul bir sürede yargılanma hakkını da içeren

Sözleşmenin 6 (1) maddesi gereklerine mahkemelerin uymasını sağlayacak şekilde

düzenlemeleri yükümlülüğü” (Zimmerman and Steiner/İsviçre) nden ibarettir.

14. Uzun yargılamanın başvurucu için ne kadar önem taşıdığı,

veya diğer bir ifadeyle yargılamanın kısa sürede tamamlanmasına başvurucunun ne

kadar değer atfettiği (What

is at Stake for the Applicant) ölçütü,

AİHM tarafından ceza yargılamalarında, öncelikle tutuklu yargılanma durumu ile

ilintili olarak değerlendirilmiştir (Jablonski/Polonya). Hukuki konularda AİHM, iş

davalarında (Obermeier/Avusturya)

“haksız olarak işine son verildiğini düşünen

bir çalışanın, yapılan işlemin hukukiliği hakkında derhal karar verilmesinde

önemli bir kişisel çıkarı olduğunu” ; keza velayet konularında “velayet davalarının süratle görülmesi gerektiğini (Hokkanen/Finlandiya)” ve vücut bütünlüğüne

ilişkin tazminat davalarında “trafik

kazasından kaynaklanan ciddi yaralanma sebebiyle tazminat isteyen başvurucunun

davasının süratle sonuçlandırılması için özel bir özen gösterilesi gerektiği (Silva Pontes/Portekiz)” belirtmiştir.

“X/Fransa” davasında HIV bulunan

kan nakli sonucu mağdur olan ve idareden tazminat talep eden başvurucunun

yargılamasının iki yıl sürmesi, özel durumu karşısında uzun bulunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

III- AİHM İçtihatlarından Çıkan Sonuçlar

15. AİHM içtihatları arasında, ceza yargılamasında mahkum olan

kişi ile beraat eden kişi arasında yargılamanın makul sürede bitirilmesi

beklentisi yönünden değerlendirme yapan bir içtihada henüz rastlanmamıştır.

Ancak kişi için makul sürede yargılanmanın öneminin her olayda farklı

değerlendirilmesi gerektiği yolunda temel bir düşüncenin AİHM kararlarına esas

alındığı anlaşılmaktadır.

16. Nitekim, özellikle ceza davalarında suçu işlemediğini bilen

ve süratle beraat ederek toplum içine başı dik bir şekilde (hukuki bir ilke

olan masumiyet karinesinin toplumsal açıdan her zaman geçerli olmadığı

unutulmamalıdır) çıkmak isteyen bir kişi ile, suçu işlemiş olup bir şekilde

mahkumiyet alacağını bilen diğer bir kişinin, yargılamanın uzamasından duyacağı

rahatsızlığın ve buradaki kişisel yararının aynı olamayacağı açıktır. Buna

göre, ceza yargılamalarında kesin hüküm sonucuna göre başvuruculara ödenecek

manevi tazminat miktarlarında bir farklılaştırmaya gidilmesinin AİHM

içtihatları karşısında mümkün, hatta gerekli olduğu kanaatindeyiz.

IV- AYM İçtihatlarına Farklılaşma İhtiyacı

17. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma

hakkının ihlali dolayısıyla verilen ve manevi tazminat olması dolayısıyla da

veren makamın takdir hakkının ortadan kaldırılması mümkün olmayan uzun

yargılanma tazminatlarının maktu bir tarifeye bağlanarak, kişiselleştirilmeden

ödenmeye devam edilmesi, uzun vadede toplumdaki adalet ve hakkaniyet

duygularını zedeleyebilecek, bazı somut olaylarda toplumda tepki doğurarak hak

ihlallerinden dolayı tazminat verilmesi sisteminin bütününü

sorgulatabilecektir. Böyle bir durum, uzun yargılanmadan doğan yapısal

sorunların çözümü için kamu makamların zorlamak amacıyla da bağdaşmamaktadır.

18. Bu nedenle, başvurucunun somut dosyadaki durumuna göre, süre

esas alınarak hükmedilen maktu tazminatlardan bir miktar indirim, bazı

durumlarda da artırım yapılmalıdır. Şayet tazminatında indirim yapılan başvurucu

böyle bir uygulama sonucu tazminatın anlamsız hale gelecek kadar düşük hale

geldiği şikayetiyle AİHM’ne başvurur ve AİHM de başvurucuyu haklı bulursa,

durum yeniden değerlendirilerek çözümleri her zaman aranabilecektir. Önemli

olan, uzun yargılanma tazminatlarının adil bir şekilde verilmesi ve bu inancın

toplumda muhafaza edilmesidir.

Yukarıda açıklanan

nedenlerle somut olayda tazminat miktarının fazla olduğu görüşündeyim.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Erkan

ESENGİN

Vekili

:

Av. Servet

BİLEN

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2014/13048, 25 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  10. V. Hüküm
  11. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. I- Genel Açıklamalar
  15. II- Makul Sürede Yargılanma Hakkına İlişkin
  16. IV- AYM İçtihatlarına Farklılaşma İhtiyacı
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Necipoğlu
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Gökcan
  25. Hakyemez
  26. Gültekin
  27. Esengin
  28. Bilen
  29. Paksüt
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2014/13048
Tarih
25 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2014/14739)
  • Rauf Bekiroğlu Başvurusu (B. No: 2014/127)
  • Osman Şıh Başvurusu (B. No: 2014/19917)
  • Faik Tari ve Sultan Tari Başvurusu (B. No: 2014/12321)
  • Çakır Ada Turizm Gıda Yem.tem. İnşaat Taah. İç ve Dış Tic. Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/1408)
  • Mahli Şahin Başvurusu (B. No: 2014/14814)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.