İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Şıh Başvurusu (B. No: 2014/19917)

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

Başvuru No2014/19917Tarih20 Temmuz 2017Okuma28 dk · 5.692 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Şıh Başvurusu

Karar tarihi
20 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/19917
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.692 kelime·28 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

sonucu ölüm olayının meydana gelmesi üzerine idare aleyhine Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru dilekçesi, başvuruya konu dava ve soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Tokat/Almus İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde

asker iken 8/4/2012 tarihinde yaşamını yitiren 1991 doğumlu Rıdvan Şıh'ın

babasıdır.

A. Rıdvan Şıh'ın Askerlik Süreci ve Ölümü

9. Başvurucunun oğlu Rıdvan Şıh, askerlik hizmetine başlamadan

önce 21/3/2011 tarihinde yapılan son yoklamada "Sağlık sorununuz var mı? Herhangi bir sağlık raporunuz var mı? Devamlı

kullandığınız bir ilaç ya da madde var mı?" gibi sorulara "Hayır" cevabını vermiştir. Aynı

gün sağlık muayenesinden geçirilen ve askerliğe elverişli olduğu

değerlendirilen Rıdvan Şıh 21/11/2011 tarihinde askere sevk edilmiş ve

24/11/2011 tarihinde 9. Jandarma Eğitim Alay Komuyanlığına

(Bilecik) teslim olmuştur. Rıdvan Şıh 2/2/2012 tarihinde yapılan Psikososyal Risk Faktörü Tarama Anketi'nde "Daha önceden psikolojik bir rahatsızlık

geçirdiniz mi? Son bir yıl içerisinde psikolojik bir rahatsızlık geçirdiniz mi?

Son zamanlarda kendinizi öldürmeyi düşündünüz mü?" gibi

sorulara "Hayır"

cevabını vermiştir.

10. Bilecik'teki askerlik eğitimini 4/2/2012 tarihinde

tamamlayan Rıdvan Şıh, yedi gün izin kullanmış ve 12/2/2012 tarihinde Almus

İlçe Jandarma Komutanlığındaki birliğine teslim olmuştur. Birliğe katılış

işlemleri sırasında yapılan çeşitli anketler neticesinde Rıdvan Şıh'ın sağlık

durumu "normal" olarak değerlendirilmiştir. Yapılan anket ve

görüşmelerde psikolojik bir sorunu olmadığı değerlendirilen Rıdvan Şıh, bu

nedenle Rehberlik ve Danışma Merkezi (RDM) takibine de alınmamıştır.

11. Rıdvan Şıh 29/2/2012 tarihinde sol elindeki ağrı nedeniyle

Almus Devlet Hastanesine sevk edilmiştir. Burada yapılan muayene neticesinde

Rıdvan Şıh'ın Tokat Devlet Hastanesi Ortopedi Polikliniğine sevki uygun

görülmüştür. Bunun üzerine Almus İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından Tokat

Devlet Hastanesi Baştabipliğine 2/3/2012 tarihli sevk yazısı yazılarak Rıdvan

Şıh'ın tedavisinin yapılması ve bu hususta kendilerine bilgi verilmesi

istenmiştir. Bu kapsamda anılan Hastanenin Ortopedi Polikliniğinde 15/3/2012

tarihinde muayene edilen Rıdvan Şıh, sol elde travmaya dayalı romatizma

teşhisiyle iki ay spor faaliyetlerinden muaf tutulmuş; ayrıca Hastanenin

Psikiyatri Polikliniğe sevk edilmiştir. Psikiyatri Polikliniğinde 15/3/2012

tarihinde yapılan muayene sonucunda Rıdvan Şıh'a obsesif-kompulsif bozukluk tanısı

konmuş ve mevcut ilaçlarına devamı önerilmiştir.

12. Tokat Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğince konulan obsesif-kompulsif bozukluk

tanısı askerî yetkililerin dikkatinden kaçtığından Rıdvan Şıh bu kapsamda bir

tedavi görmemiştir.

13. Rıdvan Şıh 7/4/2012 tarihinde saat 23.45'te silahlıktan

rastgele aldığı bir silahla kendisini yaralamış ve akabinde kaldırıldığı hastanede

kurtarılamayarak yaşamını yitirmiştir.

B. Ceza Soruşturması Süreci

14. Olay hakkında bilgilendirilen 5. Piyade Eğitim Tugay

Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi Savcısı, yetkililere

delillerin tespiti ve muhafazası için gerekli tedbirlerin alınması talimatını

vermiştir.

15. Resen başlatılan soruşturma kapsamında olay yeri incelemesi

ile ölü muayene ve otopsi işlemleri gerçekleştirilmiş, olay yerinde bulunan

deliller muhafaza altına alınmıştır.

16. Olay yeri incelemesi sırasında Rıdvan Şıh'ın dolabında bazı

ilaçlar bulunmuştur. Bu ilaçlar üzerinde Sivas Asker Hastanesinde görevli Tbp.Atğm Ö.D. tarafından yapılan bilirkişi incelemesi

neticesinde söz konusu ilaçların antibiyotik ve ağrı kesici niteliğinde ilaçlar

olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda ayrıca Rıdvan Şıh'ın dolabında

bulunan hiçbir ilacın antidepresan, antipsikotik, antimanik türü

psikiyatrik rahatsızlıklarda kullanılan ilaçlardan olmadığı belirtilmiştir.

17. Ölü muayene ve otopsi tutanağında, vücudun ön yüzünden giren

ateşli silah mermi çekirdeğinin önden arkaya vücuda paralel seyrederek

karaciğer, kalp, sol akciğer ve diyaframda yaralanmaya neden olduğu, şahsın

kesin ölüm sebebinin ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ

yaralanması ve iç kanama olduğu belirtilmiştir.

18. Askerî Savcı, Rıdvan Şıh'ın vurulma anına şahitlik eden

kişiler ile diğer bazı kişilerin ifadesini 8/4/2012 tarihinde almıştır. Bu

kapsamda dinlenen Kad. Çvş. C.B.nin

ifadesi şöyledir:

"Ben olay tarihinde İlçe Jandarma

Komutanlığı'nda nöbetçi astsubay idim, nöbet değişim saati olan 23.45 sularında

Özal onbaşı ile birlikte silahlığı açtım, daha sonra Özal Onbaşı nöbet

defterini doldurmak için içeriye girdi. Ben de diğer nöbetçilere bakmak için

biraz daha ileriye gittim. Bu sırada Rıdvan içeriye girerek bir tane G-3 piyade

tüfeği alarak dışarıya silahlığın 20 metre ilerisinde bulunan barfiks

demirlerinin arkasındaki çimenlik alana gitmiş, ben de Rıdvan ile Özal

Onbaşının arasında geçen yüksek sesli konuşmayı duyduğumda ne olduğunu anlamak

için silahlığın önüne geldim, bu esnada Rıdvan'ı duvarın önünde barfiks

direklerinin arkasındaki çimenlik alanda gördüm. Rıdvan silahın dipçiğini yere

dayayıp silahın üzerine doğru eğilmiş ve namlusunu karın boşluğuna doğru dayamış

bir şekilde duruyordu ve sürekli olarak “gelmeyin öldüreceğim kendimi” şeklinde

bağırıyordu, ben de kendisini ikna etmek amacıyla “seni çarşı iznine

gönderirim, seni hizmet bölüğüne alırım” şeklinde ikna edici sözler söyledim.

Daha sonra Rıdvan'ın etrafında bulunan askerlere bir zarar gelmemesi amacıyla

askerlere geri çekilmesini söyledim. Onlar geri çekildikten sonra ben tekrar

Rıdvan ile konuştum, bu sırada karanlık olduğu için Rıdvan'ın duvara tam

yaslanıp yaslanmadığını göremedim ancak duvarın önünde duruyordu, ben Rıdvan’ı

yaklaşık olarak beş dakika kadar ikna etmeye çalıştım ki Rıdvan dört beş kere

kelime-i şehadet getirdi ve “Bismillah” deyip tetiğe bastı, tetiğe bastıktan

sonra kısa süre havalandıktan sonra etrafında dönüp yere yıkıldı. Daha sonra hazırda

bekleyen aracı Rıdvan'ın bulunduğu yere çektirdim ve Rıdvan'ı araca koyup Almus

Devlet Hastanesi'ne M.Ç. ile götürdüm. Oradan da Tokat Devlet Hastanesi'ne

ambulans ile götürdük. Tokat Devlet Hastanesi'nde tedavi devam ederken Jandarma

Er Rıdvan Şıh kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.

S.C.

Rıdvan benimle çok samimi idi, bana

komutanları ya da herhangi bir arkadaşı ile problemi olduğundan bahsetmedi,

eğer karakolda bulunan rütbeli ya da erlerden herhangi birisiyle bir husumeti

olsaydı benim haberim olurdu. Kendisi şaka yapmayı seven ve komutanları

tarafından sevilen bir askerdi, ailevi sorunları olup olmadığını bilmiyorum.

Sadece ablasının rahatsız olduğunu söylemişti. Uyuşturucu madde kullanmıyordu,

kız arkadaşı olup olmadığını bilmiyorum. Niçin intihar ettiğini bilmiyorum.”

19. İfadesi alınan Kad. Çvş. U.I.nın beyanı şöyledir:

"Benim evim bölüğe çok yakındır, ben olay

günü evimde istirahat etmekte idim,adliyede

katip olan komşum A.V.nin beni arayarak

"Komutanım bölükte bir panik var, bir bakar mısınız” dedi. Bunun üzerine

ben de balkona çıkıp askerlerin toplaştığını, Cemal uzmanın Rıdvan'ı ikna

etmeye çalıştığını gördüm. Rıdvan ile benim evin arasında duvar olduğu için

Rıdvan'ın ne şekilde durduğunu göremedim, ancak duvar kısa olduğu için eğer Rıdvan

ayakta dik bir şekilde durmuş olsaydı evden görebilirdim. Cemal uzmanınız

yaklaşık beş dakika boyunca Rıdvan'ı ikna etmeye çalıştı, Rıdvan'a “oğlum

yapma, beni de yakacaksın kendini de yakacaksın, sen deli değilsin, sana kim

deli dedi” dedi, “Sen akıllısın, çarşı istiyorsan çarşıya göndereyim, ne

sıkıntın varsa gidereyim, yeter ki yanıma gel” şeklinde ikna edici sözler

söyledi. Rıdvan ise başta “Ben deli değilim” diyordu ama Cemal uzmanımızın ikna

edici sözlerinden sonra Rıdvan sustu, bunun üzerine ben de Rıdvan'ı ikna etmek

amacıyla balkonda hazırlanıp bölüğe gidecektim ki bir el çok az ateş sesi duydum.Tahminimce Rıdvan çok

yakından ateş ettiği için ses çok az geldi. Daha sonra ben İlçe Jandarma

Komutanına haber verdim, daha sonra bölüğe geçip delillerin kaybolmasını

engellemek amacıyla olay mahallini şeritle çevirip başına asker diktim ve

gerekli bütün önlemleri aldım.Daha

sonra da ilçe jandarma komutanımız olay yerine intikal etti.

S.C.

Rıdvan'ın komutanları ya da asker

arkadaşları ile herhangi bir husumeti yoktur.Annesi

kendisinin anlattığına göre trafik kazasında ölmüş,babası

ile de arası iyi olmadığı için kendisini dedesi büyütmüş, bir tane ablası vardı

o da hasta imiş,Bildiğim kadarıyla birkaç hafta önce

tim komutanı H.İ. astsubaydan ablasını ziyaret etmek için izin talebinde

bulunmuş, bu talebi uygun bulunmuş, ancak daha sonra gelip izne gitmekten

vazgeçtiğini bildirmiş ve bunun üzerine izne gönderilmemiş, sivil yargıda

alacak verecek meselesi yüzünden bir iki davası varmış, çarşı iznine gittiğinde

adliyedeki A.V. ile bu davası hakkında görüşmüş, bu davası ile ilgili olarak

yardımcı olmuş, uyuşturucu madde kullanmıyordu, hatta bildiğim kadarıyla çok

dindar birisiydi. Benim bildiğim kadarıyla kız arkadaşı yoktu, ancak olaydan

sonra arkadaşlarından öğrendiğime göre Gürcü asıllı bir bayan ile imam nikahlı

olarak yaşıyormuş, maddi durumu iyiydi."

S.C.:Kendisi

panik atak askerdi, ama verilen görevleri çok iyi bir şekilde yerine getirirdi,

niçin intihar etmiş olabileceği konusunda bir bilgim yoktur. (...)”

20. İfadesi alınanJandarma Er. S.K.nin beyanı şöyledir:

"Ben hizmet muhafız birliğinde görev

yapmaktayım, olay günü saat 23.50 sularındabizim

koğuşa üç defa geldi,daha

sonra kimseyle muhatap olmadan aşağıya silahlığın olduğu yere indi, bu sırada

ben ranzamda uzaktaydım. Sesler duymam üzerine aşağıya indim, Rıdvan'ın “Ben

deli değilim” diye bağırdığını duydum. Bu sırada Rıdvan silahının dipçiğini

yere dayayıp,silahın üzerine

eğilerek namlusunu karın boşluğuna getirmişti. Cemal uzman yanına yaklaşmaya ve

kendisini ikna etmeye çalışıyordu ancak Rıdvan kimseyi yanına yaklaştırmıyordu,

“gelmeyin vururum, manevrayı çıkarttım” diye bağırıp kelime-i şahadet

getiriyordu. Ondan sonra aradan birkaç dakika daha geçince Rıdvan Bismillah

deyip tetiğe bastı, bu sırada Rıdvan duvara yaslanmış bir şekilde duruyordu,

biraz tökezleyip yere düştü,Rıdvan’ı

ben, M.Ç.ve Cemal uzman beraber kaldırıp askeri araca koyduk, Cemal uzman ve

M.Ç. Rıdvan'ı hastaneye götürdüler.

S.C.

Rıdvan'ın komutanlarımızla, herhangi bir

arkadaşımızla husumeti yoktu, kendisinin ailevi problemi olup olmadığını

bilmiyorum ancak annesinin camdan düşüp öldüğünü, bu nedenle de babasını

kalbinden sildiğini anlatıyordu, ayrıca ablasının rahatsız olduğunu beyan

ediyordu, arkadaşları arasında askerlikten kurtulmak istiyorum ya da intihar

etmek istiyorum gibi sözler söylediğine dair bir şey bilmiyorum. Yabancı

uyruklu bir kız arkadaşının olduğunu biliyorum,Rıdvan'ın

ailesi bu kızı istemiyordu, ancak Rıdvan yine de bu kız arkadaşı ile

görüşüyordu, uyuşturucu kullanmıyordu, neden intihar ettiğini bilmiyorum.Arkadaşları ile çok iyi geçinen bir askeri idi,

intihar etmesine çok şaşırdım."

21. İfadesi alınanJandarma Er. B.A.nın beyanı şöyledir:

"Ben olay günü 22.00-24.00 saatleri

arasında 4 nolu kule nöbetçisi idim. Olayın olduğu

yer benim bulunduğum kulenin altı yedi metre kadar yakınındaydı. Sesler duyunca

olay yerine doğru yöneldim, Rıdvan'ın silahın dipçiğini yere koyup üzerine

doğru eğilerek silahın namlusunu karnına dayadığını ve bir eliyle de tetiği

tuttuğunu gördüm. Bu sırada sürekli üst üste kelime-i şahadet getiriyordu ve

ben deli değilim diyordu. M.Ç.Ö., Cemal Uzman, Özal Onbaşı Rıdvan’a doğru

yaklaşmaya çalışıyordu. M.Ç.Ö., Rıdvan'a dört beş metre yaklaştığı sırada

Rıdvan'ın “gelme vururum” demesi üzerine geri çekilmek zorunda kaldı. Daha

sonra Cemal uzman ikna etmek için Rıdvan ile konuşmaya başladı. Rıdvan Cemal

uzmanımızı dinlemiyordu ve sürekli olarak ben deli değilim deyip kelime-i

şahadet getiriyordu. Konuşmalar bu şekilde devam ederken bir süre sonra Rıdvan silahını

ateşledi ve yukarıya doğru irkildi, bir iki adım atmaya çalıştı ve düştü. Cemal

Uzman, M.Ç.Ö. ve ismini hatırlayamadığım bir kaç

arkadaşım yanına gelip Rıdvan'ı kaldırıp askeri bir araca bindirip hastaneye

götürdüler.

S.C.

Rıdvan’ın komutanlarımızla ya da

arkadaşlarımızla herhangi bir husumeti yoktu. Yeni geldiği için ve sempatik

olduğu için komutanlarımız tarafından da sevilen bir kişiydi. Ailevi sorununun

olup olmadığı hususunda Rıdvan ile birebir bir görüşmemiz olmamıştı, ancak

arkadaşlardan duyduğum kadarıyla annesi ve babası vefat ettiği için Rıdvan

dedesiyle birlikte yaşıyordu, ayrıca bana bir keresinde ablasının ciddi bir

rahatsızlığı olduğundan bahsetmişti. Uyuşturucu madde kullanmıyordu, kız

arkadaşı olup olmadığı konusunda bir bilgim yoktur. Neden intihar ettiği

hususunda bir bilgim yoktur ancak bana bir kağıt

göstermişti, Bakırköy 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nde davasının olduğuna ilişkin

bilgiler yer alıyordu."

22. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan diğer tanıklar genel

olarak Rıdvan'ın kimseyle bir husumetinin bulunmadığını, maddi durumunun iyi

olduğunu, şaka yapmayı seven dışa dönük bir asker olduğunu belirtmiştir.

İfadesi alınan diğer tanıklar, olay anına ilişkin olarak ise yukarıdaki

ifadelere benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

23. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

verileri değerlendirerek Rıdvan Şıh'ın ölümünde herhangi bir kişiye atfı kabil

kusur ve ihmal bulunmadığı kanaatine varmış; 31/1/2013 tarihli ve E.2013/80,

K.2013/9 sayılı karar ile kovuşturmayayer olmadığına

karar vermiştir.

24. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, 2'nci Ordu

Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme) 25/3/2013 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

C. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam

Yargı Davası Süreci

25. Başvurucu, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle

idareye müracaat etmiş; idare, dilekçeye süresi içinde cevap vermeyerek

başvuruyu zımnen reddetmiştir.

26. Başvurucu, zımni ret üzerine 5/4/2013 tarihinde Askerî

Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) Jandarma Genel Komutanlığı aleyhine tam yargı

davası açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde özetle oğlunun ölümüne neden olan

olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu, söz konusu olayın meydana

gelmemesi için oğlunun silahsız olarak askerlik yapmasının sağlanması yahut

askerlik durumunun değerlendirilerek terhis edilmesi gerektiğini ileri

sürmüştür.

27. AYİM İkinci Dairesi 14/5/2014 tarihli ve E.2013/1590,

K.2014/713 sayılı karar ile başvurucunun dilekçelerini, Rıdvan Şıh'ın ölüm

olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında bulunan bilgi ve belgeleri

dikkate alarak oyçokluğuyla davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"(...)

Dava konusu ölüm olayında hizmetin kurulması

ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından

söz edilemez. Zira zararlı sonuç idarenin bir eyleminden veya ajanlarının

kusurlu davranışından kaynaklanmayıp doğrudan doğruya davacının oğlunun kendi

kusurlu fiili (intihar) ile meydana gelmiştir. 5 inci Piyade Eğitim Tugay

Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın kovuşturmaya yer olmadığı kararında da

belirtildiği gibi davacının oğlu birlik silahlığından aldığı silahı kendi

iradesi ile tam dolduruşa getirerek yapılan tüm ikna çalışmalarına rağmen

kendisine ateş etmek suretiyle intihar etmiş olup davacılar yakınını intihar

etmeye yönlendiren veya bu konuda onu teşvik eden herhangi bir idari eylem veya

davalı idare ajanı şahıs mevcut değildir. Her ne kadar ölüm olayı askeri

hizmeti esnasında vuku bulmuş ise de; Davacı yakınının

kendi kusurundan dolayı zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında

illiyet bağı kesildiğinden müteveffanın kişisel kusurundan doğan olayda

kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesinin uygulanmasını gerektiren bir durum da

bulunmamaktadır. Bu bakımdan idare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7’nci

maddesine göre ölüm olayından idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna

varılmıştır.

Her ne kadar davacı vekili, müteveffanın başta silahsız askerlik

yapmasının sağlanması, askerliğe elverişlilik durumunun değerlendirilmesi ve

silahlıktan gizlice silahı almasında idarenin hizmet kusuru bulunduğunu iddia

etmiş ise de, gerek askere sevkten önce yapılan sağlık muayenesinde

müteveffanın askerliğe elverişli olduğunun tespit edilmesi ve gerekse de

müteveffanın bu yönde itirazının veya aksi bir beyanının bulunmaması nedeniyle

müteveffanın askerliğe elverişsiz olduğu konusunda makul bir şüphenin

oluşmadığı; müteveffanın intihar eyleminde kendisi dışında üçüncü bir kişinin

illiyet bağı kurulabilecek eylemi olmaması; ayrıca davacı vekilinin

müteveffanın silahsız olarak askerlik hizmetini yapması gerektiği yönündeki

iddiası ise, müteveffanın görevi nedeniyle verilen bir silah ile intihar

etmemesi nedeniyle esasa etkisinin olmadığı değerlendirmiştir.

Davacı yakınının kendi kusurundan dolayı zararlı sonucu doğuran eylem

ile hizmet arasında illiyet bağı kesildiği ve eylemin idari eylem olarak

nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca müteveffanın kişisel

kusurundan doğan olayda kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesinin uygulanmasını

gerektiren bir durum da olmadığı değerlendirildiğinden talep edilen maddi ve

manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine

varılmıştır."

28. Karara katılmayan iki üyenin karşıoy

yazısının ilgili kısmı ise şöyledir:

"Dava konusu olayda, müteveffa J. Er

Rıdvan Şıh’ın psikiyatrik rahatsızlığı olduğu bilinmesine rağmen, RDM takibinde

tutulmadığı, silahtan ve mühimmattan uzak tutulması için gerekli tedbirlerin

alınmadığı, aksine mühimmatın kolay ulaşılabilecek şekilde soyunma dolaplarına

konmasına müsaade edildiği, silahlıktan silah alınmasında gerekli kontrol ve

nezaretin sağlanmadığı ve ilaçlarını kullanması için gerekli takip, kontrol ve

nezaretin sağlanmadığı anlaşılmakla, müteveffanın intihar suretiyle ölümünde

idarenin kısmen de olsa hizmet kusuru bulunduğu, dolayısıyla davacının

zararının müteveffanın müterafik kusuru da dikkate

alınarak, hizmet kusuru ilkesince karşılanması gerektiği kanaatinde

olduğumuzdan, aksi yönde değerlendirme ile davanın reddine karar veren sayın

çoğunluğun görüşüne katılamadık."

29. Başvurucu, 14/7/2014 tarihli dilekçe ile özetle Tokat Devlet

Hastanesinde yapılan muayenede oğluna

obsesif kompulsif bozukluk tanısı

konularak ilaç tedavisi önerildiğini ancak yetkili kişilerce oğlunun takibinin

yapılmadığını, oğlunun intihar etmeden hemen önce "Ben deli değilim." şeklinde ifadeler

kullandığını, dolayısıyla psikolojik rahatsızlığı bulunan oğlunun tedavi ve

denetim altına alınması gerektiğinin tartışmasız olduğunu ancak somut olayda

bunların yapılmadığını belirterek karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

30. Başvurucunun karar düzeltme talebi, AYİM İkinci Dairesinin

5/11/2014 tarihli ve E.2014/1655, K.2014/1526 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

31. Anılan kararın 25/11/2014 tarihinde başvurucu vekiline

tebliğ edilmesiyle 17/12/2014 tarihli mevcut başvuru yapılmıştır.

IV.İLGİLİ HUKUK

32. 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun Rıdvan

Şıh'ın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 28. maddesi şöyledir:

"Son yoklamaları yapılan kimseler Türk

Silahlı Kuvvetleri Beden Kabiliyeti Yönetmeliğine göre ikiye ayrılırlar.

1.

Askerliğe elverişli olanlar,

2.

Askerliğe elverişli olmıyanlar. Askerliğe elverişli olmıyanlar asker edilmezler.

Askerliğe

elverişli olup olmadıklarının tespiti için yoklama kurullarınca bir hastane

sağlık kurulu muayenesine gönderilmelerinde zaruret görülenlerin, yönetmelikte

tespit edilecek esaslara göre yol ve iaşe masrafları Devletçe ödenir."

33. 24/11/1986 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanan 86/11092 sayılı mülga Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği

Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) Rıdvan Şıh'ın askere alındığı tarihte yürürlükte

bulunan 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Yönetmeliğe bağlı ekler aşağıda gösterilmiştir:

1) Türk

Silahlı Kuvvetlerinde görevli general, amiral, üstsubay, subay, yedek subay,

astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, Askerî öğrenci, yedek subay adayları,

yükümlüler ve erlerin sağlık yeteneklerine göre gruplandırmalarını gösteren

Hastalık ve Arızalar listesi."

34. Anılan Yönetmelik'in Rıdvan Şıh'ın askere alındığı tarihte

yürürlükte bulunan 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yükümlülerin ilk sağlık muayeneleri

Askerlik Kanunu gereğince son yoklama sırasında askerlik şubelerinde toplanan

askerlik meclisindeki iki tabip (birisi sivil olabilir) tarafından aşağıdaki

şekilde yapılır.

1) Ruh

ve beden durumları ile iç organları dikkatle gözden geçirilir, nabız sayılır,

kan basıncı ölçülür, çıplak olarak belirlenen boy ve kilolar tespit edilir.

Soluk alma ve vermedeki göğüs genişlikleri ve muayene sonunda bulunan hastalık

ve arızalar kaydedilir. Yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızası

olup olmadığına ilişkin ve muayene sırasında herhangi bir sağlık yakınması

bulunup bulunmadığına ilişkin ekte yer alan Yükümlülere Yoklamalarda

Uygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formuna uygun yazılı beyanı alınır.

Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızasına ilişkin elinde mevcut bulunan

tıbbi belgelerin birer örnekleri de alınarak yükümlünün beyanı ile birlikte

askerlik şubesinde muhafaza edilir.

2)

Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızası ya da fizik muayene ile saptanan

bozuklukları nedeniyle muayene sonucunda karar verilemeyenlerle gözlem altında

bulunmaları, uzman tabip tarafından değerlendirilmeleri veya laboratuar ya da görüntüleme tetkikleri gibi ileri

tetkiklerle değerlendirilmeleri gerekenler en yakın asker hastanesine

gönderilir."

35. Anılan Yönetmelik'in Rıdvan

Şıh'ın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 6. maddesi şöyledir:

"Askerlik çağına giren

yükümlüler, son yoklamaları sırasında askerlik meclislerinde veya asker

hastanelerinin sağlık kurullarında, askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe

elverişli olmayanlar olmak üzere gruplandırılır.

1) Askerliğe

elverişli olanlar: Sağlık yetenekleri bakımından hiçbir hastalık ve arızası

bulunmayanlar ile hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar Listesinin A

dilimlerine girenlerdir.

2)

Askerliğe elverişli olmayanlar: Hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar

Listesinin B ve D dilimlerine girenlerdir."

36. Anılan Yönetmelik'in Rıdvan Şıh'ın askere alındığı tarihte

yürürlükte bulunan 10. maddesi şöyledir:

"Son yoklamaları yapılan yükümlüler,

askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe elverişli olmayanlar olmak üzere

gruplandırılır.

Son

yoklamaları sırasında askerlik meclislerince; askerliğe elverişli olmadığı

tespit edilen yükümlüler, askere alınmazlar. Bunlardan arızaları gözle

görülebilecek kadar belirgin olanların raporlarına, arızayı gösteren ön ve her

iki yan cepheden çekilmiş üçer adet boy fotoğrafı eklenerek üç nüsha, yabancı

askerlik şubesince işlem yapılıyor ise dört nüsha rapor düzenlenerek onay

makamlarına gönderilir ve onaylanan raporlar kesinleşir. Kesinleşen raporlardan

biri ilgiliye verilir, biri onay makamınca, diğeri ise yerli ve yabancı

askerlik şubesi başkanlığınca muhafaza edilir.

Sağlık

durumları geçici olarak bozuk olan son yoklamaya tabi yükümlülere ertesi yıla

bırakma, sevke tabi olanlara sevk tehiri kararı verilir ve üç nüsha rapor

düzenlenerek onay makamlarına gönderilir. Raporları onaylanan bu yükümlülere

ertesi yıla bırakma veya sevk tehiri işlemi yapılır. Onay makamlarınca tekrar

muayenesine lüzum görülen yükümlüler, yeniden muayeneye gönderilir ve bunlara

muayene sonucu alacakları rapor kararlarına göre işlem yapılır. Ertesi yıla

bırakılanlar veya herhangi bir sebeple bir defadan fazla sağlık muayenesine

tabi tutulanlar hakkında, her bir işlem öncesinde Yükümlülere Yoklamalarda

Uygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formu doldurtulur.

Tabipler

tarafından kesin karar verilemeyenler, en yakın asker hastanelerine gönderilir.

Bunların kesin kararları, bu hastanelerin sağlık kurullarınca verilir."

37. Anılan Yönetmelik'in Rıdvan Şıh'ın askerlik yaptığı dönemde

yürürlükte bulunan 15. maddesi şöyledir:

"Askere alındıktan sonra asker

hastanelerinin sağlık kurullarından "Askerliğe Elverişli Değildir"

kararı alan erler, raporlarının onaylanmasını beklemek üzere bu hastaneler

tarafından yerli kayıtlı bulunduğu askerlik şubesi emrine gönderilir. Ayrıca

durum silah altında bulunanların birliklerine duyurulur. Terhis işlemleri,

raporları ilgili makamlarca onaylanıp askerlik şubesine geldikten sonra ilgili

yönergeye göre yapılır. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlar

gerektiğinde ilgili makamlarca yeniden asker hastanelerinin sağlık kurullarına

muayeneye gönderilerek alacakları son rapor kararına göre, ilgili yönerge

gereğince işlem görür. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlar

emsalinin kanunda yazılı yaş sınırı dışına çıkma tarihine kadar Milli Savunma Bakanlığınca gerektiğinde tekrar muayene

ettirilerek alacakları son rapor kararına göre işlem görür."

38. Anılan Yönetmelik'in 16. maddesi şöyledir:

"Geçici hastalık veya arızaları olan

yükümlülerle er ve erbaşlara aşağıdaki işlemlerden biri yapılır.

1)

Ertesi yıla bırakma,

2)

Sevki geciktirme,

3) Hava

değişimi.

Bu

işlemleri gerektiren hastalık ve arızalar bu yönetmeliğin arızalar listesinin C

dilimlerinde gösterilmiştir."

39. Anılan Yönetmelik'in Rıdvan

Şıh'ın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 17. maddesi şöyledir:

"Son yoklamada veya son yoklamadan sonra

gönderildikleri sağlık kurullarında yapılan muayeneleri sonucu geçici bir

hastalık veya arızaları tesbit edilenlere ertesi yıla

bırakma işlemi yapılır."

40. Anılan Yönetmelik'in Rıdvan

Şıh'ın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 18. maddesi şöyledir:

"Askerliklerine karar verilen

yükümlülere, sevkleri tarihine kadar geçecek süre içerisinde, hastalanır veya

arızalanırlarsa, askerlik şubelerince gönderilecekleri sağlık kurullarında

muayene sonucu alacakları raporlara göre sevki geciktirme işlemi yapılır."

41. Anılan Yönetmelik'in Rıdvan Şıh'ın askerlik yaptığı dönemde

yürürlükte bulunan 19. maddesi şöyledir:

"Askerlik şubelerince birliklerine

sevklerinden sonra geçici bir hastalığı tesbit edilen

er ve erbaşlara hava değişimi işlemi yapılır."

42. Anılan Yönetmelik'e ekli Hastalık ve Arızalar Listesi'nin "Ruh Sağlığı ve Hastalıkları"

üst başlıklı 15 ila 18. maddelerinde ruh sağlığı bozukluklarının farklı

çeşitleri A, B, C ve D şeklinde kısımlara ayrılarak ayrıntılı şekilde

belirtilmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

43. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, oğlunun Almus İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde

askerlik hizmetini ifa ettiği sırada başkasına ait bir silahı ateşlemek

suretiyle intihar ettiğini, oğlunun idarenin gözetim ve sorumluluğu altında

iken vefat ettiğini, idarenin silah altındaki kişilerin fiziksel ve ruhsal

sağlıklarının korunması için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlü olduğunu,

Tokat Devlet Hastanesinde yapılan muayene neticesinde oğluna obsesif kompulsif bozukluk

tanısı konularak ilaç tedavisi önerildiğini ancak yetkili kişilerce oğlunun

takibinin yapılmadığını, tanık beyanlarına göre oğlunun intihar etmeden hemen

önce "Ben deli değilim." şeklinde

bağırdığını, oğlunun silahsız olarak askerlik yapması yahut askerliğe elverişli

değil ise gerekli işlemler yapılarak terhis edilmesi gerekirken başkasına ait

bir silahla kendisini vurması olayında idarenin kusurunun bulunduğunu

belirterek yaşam hakkının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, adil

yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin ve Anayasa'nın 125. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, AYİM kararından sonra bireysel

başvuru yapmış olup olay hakkında yürütülen ceza soruşturması hakkında herhangi

bir iddia ve itiraz ileri sürmemiştir. Başvurucu, AYİM kararından sonra yaptığı

bireysel başvuruda temel olarak Rıdvan Şıh'ın yaşamının yetkili makamlarca

korunamadığı iddiasını ileri sürmüştür. Bu sebeple başvurucunun tüm

iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamı koruma

yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

46. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

47. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

49. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak

yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal

makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

50. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre devletin

sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarında

Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak bu konuda

ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri korumak

için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup

cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi

yüklemektedir. Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşam hakkının

tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

51. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de

geçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi

kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk

olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit

etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul

ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden

beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekir. Ancak özellikle insan

davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar

değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate

alınarak pozitif yükümlülük; yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde

yorumlanmamalıdır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede,

basit bir ihmali veya değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî

yetkililere atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,

23/1/2014, § 74).

52. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve etkinliklerin

doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk seviyesine uygun

şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin bulunması gerekmektedir.

Devlet askerlik görevini zorunlu kıldığı için özellikle silahların kullanımı

konusunda büyük bir titizlik göstermeli, psikolojik sorunları olan askerlerin

tedavi edilmesini ve onlara yönelik uygun tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır.

Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde, askerlik yaşamının doğasında var

olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan askerlerin etkin bir şekilde

korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin tedbirlerin ve emir komuta zinciri

içinde yer alan sorumlular tarafından işlenebilecek kusur ve hataların tespit

edilmesini sağlayacak usullerin öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere

alım sırasında kişilerin uygun denetimlerden geçirilmesi,askerlik öncesinde ve sırasında kişilere

gerekli denetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem taşımaktadır (Sadık Koçak ve diğerleri, §§ 75, 76).

53. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idari

bir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerin

yaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir.

54. Cezaevinde bulunan veya askerlik vazifesini yerine getiren

bir kişinin sağlığı ve güvenliği açısından gerekli tedavi türünün ve kalması

uygun olan yerin belirlenmesinin, o kişinin bu konulardaki muhakeme yeteneğinin

somut olayın şartları içinde sağlıklı olmadığının açık olduğu durumlarda sadece

kendi tercihlerine göre yapılması mümkün değildir (Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No: 2013/6979, 20/5/2015, §

82).

b.İlkelerin Olaya Uygulanması

55. Başvuru konusu olay açısından yukarıda yer verilen ilkeler

çerçevesinde devletin, Rıdvan Şıh'ın yaşamını kendi eylemine karşı koruma

yükümlülüğünün olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli

olarak askerî yetkililerin Rıdvan Şıh'ın intihar etme riskini bilip

bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konulması,

böyle bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde gerekli tedbirleri alıp

almadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

56. Rıdvan Şıh'ın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan

Yönetmelik'in 5. maddesinde, askerlik çağına giren yükümlülerin askere

alınmadan önce sağlık muayenesinden geçirileceği, bu muayene sırasında

yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızasının bulunup bulunmadığına,

muayene sırasında herhangi bir sağlık yakınmasının olup olmadığına ilişkin

yazılı beyanının alınacağı belirtilmiştir (bkz. § 34). Aynı Yönetmelik'in

Rıdvan Şıh'ın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 10. maddesinde ise

sağlık konrtolleri neticesinde askerliğe elverişli

olmadığı tespit edilen yükümlülerin askere alınmayacağı belirtilmiş; sağlık

durumları geçici olarak bozuk olan son yoklamaya tabi yükümlüler hakkında ertesi

yıla bırakma kararı, sevke tabi olanlar hakkında ise sevk tehiri kararı

verileceği ifade edilmiştir (bkz. § 36). Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda

incelendiğinde son yoklama işlemleri kapsamında Şahinbey Toplum Sağlığı

Merkezinde görevli bir doktor tarafından muayene edilen Rıdvan Şıh'ın askerliğe

elverişli olduğunun değerlendirildiği, Rıdvan Şıh'ın son yoklama sırasında

yapılan anketlerde herhangi bir rahatsızlığından bahsetmediği, birliğe katılışı

sırasında yapılan mülakat ve anketlerde ise

"Daha önceden psikolojik bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son bir yıl

içerisinde psikolojik bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son zamanlarda kendinizi

öldürmeyi düşündünüz mü?" gibi sorulara "Hayır" cevabını verdiği ve

herhangi bir psikolojik rahatsızlıktan muzdarip olduğuna

ilişkin bir beyanda bulunmadığı görülmektedir (bkz. § 9).

57. Rıdvan Şıh'ın askerlik yaptığı dönemde yürürlükte bulunan

Yönetmelik'in 15. maddesinde, ilgili raporların alınması hâlinde askere

alındıktan sonra da "Askerliğe

elverişli değildir." kararının alınabileceği belirtilmiştir

(bkz. § 37). Aynı Yönetmelik'in 19. maddesinde ise askerlik şubelerince

birliklerine sevklerinden sonra geçici bir hastalığı tespit edilen er ve

erbaşlara hava değişimi işleminin uygulanacağı ifade edilmiştir (bkz. § 41).

58. Başvuru formu ve ekleri ile soruşturma dosyasında bulunan

bilgi ve belgeler bu kapsamda incelendiğinde askerlik eğitimini tamamlayan

Rıdvan Şıh'ın yedi gün izin kullandıktan sonra Tokat/Almus'taki askerî

birliğine teslim olduğu, Almus'taki birliğine katılmasından sonra yapılan

çeşitli anketlerde Rıdvan Şıh'ın sağlık durumunun "normal" olarak değerlendirildiği görülmektedir.

59. Başvuru formu ve eklerine göre Rıdvan Şıh askerlik yaptığı

dönemde elindeki bir sorun nedeniyle Tokat Devlet Hastanesi Ortopedi Polikiliğine sevk edilmiş ve 15/3/2012 tarihinde burada

muayene olmuştur. Ortopedi Polikliniğinde yapılan bu muayenede Rıdvan Şıh'ın

ayrıca psikiyatri polikliniğine sevkinin uygun olacağının değerlendirilmesi

üzerine Rıdvan Şıh 15/3/2012 tarihinde anılan hastanenin psikiyatri

polikliniğinde muayene olmuştur. Muayene sonucunda obsesif-kompulsif bozukluk

tanısıyla Rıdvan Şıh'a mevcut ilaçlarına devam etmesi önerilmiş ancak hastane

dönüşü gerekli takibin yapılmaması nedeniyle Rıdvan Şıh bu kapsamda herhangi bir

tedavi görmemiştir.

60. Rıdvan Şıh, Psikiyatri Polikliniğinde muayene olduktan 23

gün sonra 7/4/2012 tarihinde saat 23.45'te silahlıktan rastgele aldığı bir

silahı ateşleyerek intihar etmiştir.

61. Olay hakkında yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınan

askerler genel olarak Rıdvan Şıh'ın kimseyle bir husumetinin bulunmadığını,

maddi durumunun iyi olduğunu, şaka yapmayı seven dışa dönük bir asker olduğunu

ifade etmiştir.

62. Yukarıdaki açıklamalar (bkz. §§ 56-61) dikkate alındığında

15/3/2012 tarihinde kendisine konulan obsesif-kompulsif bozukluk tanısı haricinde, Rıdvan

Şıh'ın intihar edebileceği şüphesini ortaya koyan bir verinin somut olayda

bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte obsesif-kompulsif bozukluk tanısının yetkili makamlarca

fark edilmemesi nedeniyle Rıdvan Şıh'ın yaşamının korunması için gerekli

önlemlerin alınamamış olması, somut olayda önemli bir eksiklik olarak

değerlendirilmektedir. Bu sebeple fark edilmesi hâlinde Rıdvan Şıh'ın intihar

etme riskinin bulunup bulunmadığını ortaya koyabilecek ve bu kapsamda Rıdvan

Şıh'ın sıradan bir askere nazaran daha yakından takibe alınmasını

sağlayabilecek nitelikteki bu hususun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

63. Bu husus hakkındaki incelemeye geçmeden önce obsesif kompulsif

bozukluk tanısının fark edilmesi hâlinde ölüm olayının meydana gelmeyeceği

yahut fark edilse dahi bu rahatsızlığın intihara neden olmayacağı şeklinde

tahminlere dayalı olarak değerlendirme yapmanın Anayasa Mahkemesinin görevi

olmadığı özellikle belirtilmelidir. Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda görevi,

askerlik hizmetini ifa eden kişilerin yaşam ve sağlıklarının korunması için

oluşturulan sistemin somut olayda etkili bir şekilde işleyip işlemediğini

tespit etmek olacaktır.

64. Öncelikle psikolojik rahatsızlığı bulunan bir kişiye

önerilen tedavinin kişinin kendi inisiyatifine bırakılmasının bazı durumlarda

oldukça sakıncalı sonuçlara yol açabileceği belirtilmelidir. Almus İlçe

Jandarma Komutanlığı tarafından Tokat Devlet Hastanesi Baştabipliğine

gönderilen sevk yazısında Rıdvan Şıh'ın tedavisinin yapılması ve bu hususta

komutanlığa bilgi verilmesi istenmiş olmasına rağmen (bkz. § 11) somut olayda

Rıdvan Şıh, hastane dönüşü gerekli takip yapılmadığı için kendisine önerilen

ilaç tedavisi ile ilgili olarak herhangi bir destek alamamıştır.

65. Askerlik hizmetini ifa eden kişilerin yaşam ve sağlıklarının

korunması için oluşturulan sistemin yalnızca teoride etkili olması yeterli

olmayıp bu sistemin uygulamada da etkili olması gerekir. Somut olayda,

15/3/2012 tarihinde Tokat Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde yapılan

muayene sonucunda Rıdvan Şıh'a obsesif-kompulsif bozukluk tanısı konulmuş ve mevcut

ilaçlarına devamı önerilmiş olmasına rağmen hastane dönüşünde Rıdvan Şıh'ın

takibi yapılmamış, hastanın takibi yapılmadığı için doktorlar tarafından

konulan tanı ve önerilen tedavi askerî yetkililerce fark edilememiştir. Obsesif-kompulsif bozukluk

tanısının yetkili makamlarca fark edilmemiş olması, Rıdvan Şıh'ın intihar etme

riskinin bulunup bulunmadığının yetkili makamlarca tespit edilememesine ve bu

kapsamda gerekli tedbirlerin alınamamasına sebep olmuştur. Bu durum intihar

nedeninin obsesif-kompulsif

bozukluk olduğu yahut ölümün obsesif-kompulsif bozukluk tanısının fark edilmemesi

nedeniyle meydana geldiği anlamına gelmemekle birlikte askerlik hizmetini ifa

eden kişilerin yaşam ve sağlıklarının korunması için oluşturulan sistemin somut

olayda etkili bir şekilde işlemediğinin açık bir işaretidir.

66. Ceza soruşturması kapsamında ifadesi alınan askerlerin genel

olarak birbiriyle örtüşen beyanlarına göre Rıdvan Şıh intihar etmeden hemen

önce "Ben deli değilim."

şeklinde sözler sarf etmiştir (bkz. §§ 19-21). Bu durum Rıdvan Şıh'a konulan obsesif-kompulsif bozukluk

tanısının askerî yetkililerce fark edilmesinin ve bu kapsamda Rıdvan Şıh'ın

yaşamının korunması için ek özel tedbirlerin alınmasının somut olayda ne derece

önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

67. AYİM'de görülen davada, obsesif-kompulsif bozukluk

tanısının yetkili makamlarca fark edilmemiş olması hususunda herhangi bir

değerlendirme yapılmadan ret kararı verilmiştir (bkz. § 27). Ret kararına

katılmayan iki üye tarafından bu hususa vurgu yapılmış olmasına rağmen

gerekçeli kararda bu husus hakkında hiçbir değerlendirme yapılmamış olmasının

önemli bir eksiklik olduğu ayrıca vurgulanmalıdır.

68. Sonuç olarak sevk edildiği sağlık kuruluşundan dönen bir

askerin hastalığı hakkında konulan teşhisin ve önerilen tedavinin hastane

dönüşünde askerî makamlarca incelenmesi ve özellikle psikolojik rahatsızlığı

bulunan askerlerin yakından takibe alınması gerekmesine rağmen somut olayda

bunlar yapılmamış; askerlik hizmetini ifa eden kişilerin yaşam ve sağlıklarının

korunması için oluşturulan sistem trajik bir şekilde ölümle neticelenen somut

olayda etkili bir şekilde işlememiştir.

69. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

71. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

72. Somut olayda yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

73. Yaşamı koruma yükümlülüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere yetkili idari yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

74. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verildiğinden ve bu karar üzerine yapılacak yargılamada

başvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi mümkün

olduğundan başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa'nın

21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış

olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNE

GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin

E.2013/1590 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E.206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen

süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Osman ŞIH

Vekili

:

Av. İlhami

BOŞÇA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19917, 20 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Rıdvan Şıh'ın Askerlik Süreci ve Ölümü
  7. B. Ceza Soruşturması Süreci
  8. S.C.
  9. S.C.
  10. S.C.
  11. S.C.
  12. C. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam
  13. Iv.ilgili Hukuk
  14. V. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. VI. Hüküm
  18. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  19. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Yıldırım
  23. Kömürcü
  24. Akıncı
  25. Boşça
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19917
Tarih
20 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Faik Tari ve Sultan Tari Başvurusu (B. No: 2014/12321)
  • Çakır Ada Turizm Gıda Yem.tem. İnşaat Taah. İç ve Dış Tic. Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/1408)
  • Mahli Şahin Başvurusu (B. No: 2014/14814)
  • Erdoğan İba Başvurusu (B. No: 2014/16162)
  • Sertaç Malik Eskişehirli Başvurusu (B. No: 2014/5659)
  • Şükrü Baybaş Başvurusu (B. No: 2014/8747)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.