İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

F. R. Başvurusu (B. No: 2016/4405)

(Başvuru Numarası: 2016/4405)

Başvuru No2016/4405Tarih15 Şubat 2017Okuma27 dk · 5.334 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2016/4405
Karar tarihi
15 Şubat 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.334 kelime·27 dk okuma·22 bölüm

F. R. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/4405)

Karar Tarihi: 15/2/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 4/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı etme işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca tedbir talebinin Bölüm

tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün

73. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından 27/3/2015 tarihinde İçtüzük'ün

73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin tedbiren

durdurulmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili

Kurumlardan temin edilen bilgilere göre olay ve olgular özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1988 doğumlu olup İran İslam Cumhuriyeti

vatandaşıdır.

10. Başvurucu, idari makamlara verdiği beyana göre 2002 yılında,

yargılama aşamasında verdiği beyana göre ise 2005 yılında PKK terör örgütüne

katılmak amacıyla İran'dan ayrılarak Irak'a geçmiştir.

11. Başvurucu -mahkeme aşamasındaki beyanına göre- 2005 yılında

iki terör örgütü üyesi tarafından Irak'ta bulunan örgüt kamplarına götürülmüş;

yaklaşık iki ay silah eğitimi almış ve sonrasında 2008 yılı Ağustos

ayına kadar bazen Irak bazen de İran kırsalında PKK terör örgütü üyesi

sıfatıyla bulunmuştur.

12. Başvurucu -idari makamlara verdiği beyana göre- 27/6/2008

tarihinde yasa dışı yollardan bir grup terör örgütü üyesiyle birlikte

Türkiye'ye giriş yapmış; 27/8/2008 tarihinde ise örgütten kaçarak önce Eruh'a,

burada silahlarını bırakıp kıyafetlerini değiştirdikten sonra da Diyarbakır'a

gitmiştir.

13. Aynı tarihlerde bir teröristin eylem yapacağı ihbarını

değerlendiren Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü yetkilileri 30/8/2008 günü

başvurucuyu şehir merkezinde bir kafeteryada başka bir örgüt üyesiyle buluşmak

üzere beklerken yakalamışlardır.

14. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1172 sayılı

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

15. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/5/2009 tarihli kararıyla

başvurucunun PKK silahlı terör örgütü üyesi olduğu sabit görülerek 10 yıl hapis

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar 11/2/2010

tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.

16. Başvurucu, cezasının infazının altıncı yılında koşullu

salıverilmesine yaklaşık dört ay kala, bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla

Trabzon Valiliğine ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine

(BMMYK) başvuruda bulunarak uluslararası koruma talep etmiştir.

17. İçerik olarak benzer mahiyette olduğu görülen dilekçelerde

başvurucu özetle Türkiye'de PKK üyesi olduğu gerekçesiyle cezalandırıldığını,

cezasının infazının ardından İran'a geri gönderilmesi hâlinde örgüt üyeliğinden

hüküm giymiş bir kişinin nelere maruz bırakılacağını tahmin etmenin zor

olmadığını belirtmiştir.

18. Başvurucu ayrıca ceza infaz kurumunda kaldığı dönemde İran

devletinin Adalet Bakanlığı aracılığıyla periyodik olarak hakkında bilgi talep

ettiğini, İran'da en küçük bir muhalif söylem ya da pratiğe bile ağır

yaptırımlar uygulandığını ifade etmiştir.

19. 28/2/2016 tarihinde başvurucunun cezasının infazı

tamamlanarak tahliye edilmesine ve Trabzon Valiliği Göç İdaresi Müdürlüğü (Göç

İdaresi) tarafından idari gözetim altına alınarak Erzurum Geri Gönderme

Merkezine (GGM) yerleştirilmesine karar verilmiştir.

20. Başvurucu, 6/3/2015 tarihinde, tercüman eşliğinde

doldurularak Göç İdaresine sunulan uluslararası koruma başvuru kayıt belgesi ve

mülakat formunda özetle, İran'da PJAK örgütünün (PKK terör örgütü İran'da bu

şekilde adlandırılmaktadır) üyesi ve basın propagandaları sorumlusu olduğunu,

Irak'a geçtikten sonra da aynı faaliyetlerini sürdürdüğünü, İran'da bulunduğu

dönemde kötü muameleye maruz kalmadığını ifade etmiştir.

21. Başvurucu anılan mülakat formunda İran polisinin iki yıl

boyunca kendisini takip ettiğini, 2002 yılında siyasi görüşleri nedeniyle

ülkesini terk etmek zorunda kaldığını dile getirmiştir.

22. Başvurucu 5/3/2015 tarihinde kendi el yazısıyla Farsça

olarak Göç İdaresine hitaben yazdığı deklarasyonda Türkiye'ye Van'da ikamet

eden ablasını ziyaret etmek ve gözündeki sağlık sorunlarını tedavi ettirmek

amacıyla geldiğini beyan etmiştir.

23. Başvurucu ayrıca, ailesinin hâlen İran'ın Batı Azerbaycan

Eyaletine bağlı Urumiye şehrinde yaşadığını

belirterek bu kişilerin adres ve telefon bilgilerini paylaşmıştır.

24. Başvuru formunda ise başvurucunun İran devleti tarafından

PJAK örgütü üyesi olarak değerlendirildiği, sınır dışı edilmesi hâlinde ölüm

cezası ya da kötü muameleye maruz kalacağı belirtilmiştir.

25. Trabzon Göç İdaresi tarafından, başvurucu hakkında silahlı

terör örgütüne üye olmaktan kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunması ve kamu

güvenliği bakımından tehdit oluşturması nedeniyle 11/1/2016 tarihinde sınır

dışı edilme kararı verilmiştir.

26. Başvurucu tarafından anılan kararın iptali için açılan dava,

Trabzon İdare Mahkemesinin 25/2/2016 tarihli kararıyla kamu düzeni açısından

tehlike oluşturan bir suçtan kesin hüküm giyen yabancıların sınır dışı

edilmesinde idarenin takdir yetkisi bulunduğu belirtilerek reddedilmiştir.

27. Bu karar, başvurucuya 4/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup

aynı tarihte bireysel başvuruda bulunulmuştur.

28. BMMYK tarafından başvurucunun talebine ilişkin henüz bir

değerlendirme yapılmamıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

29. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu’nun "Kapsam"

kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

" (1) Bu Kanun,

yabancılarla ilgili iş ve işlemleri; sınırlarda, sınır kapılarında ya da

Türkiye içinde yabancıların münferit koruma talepleri üzerine sağlanacak

uluslararası korumayı, ayrılmaya zorlandıkları ülkeye geri dönemeyen ve

kitlesel olarak Türkiye’ye gelen yabancılara acil olarak sağlanacak geçici

korumayı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve

sorumluluklarını kapsar.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin

taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar ile özel kanunlardaki hükümler saklıdır."

30. 6458 sayılı Kanun’un "Geri

gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamındaki

hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi

tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti

veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında

bulunacağı bir yere gönderilemez."

31. 6458 sayılı Kanun’un 29/10/2016 tarihli ve 676 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (676 sayılı KHK) 35. maddesiyle değişik “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53.

maddesi şöyledir:

“(1) Sınır dışı etme

kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında

sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına

tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat

tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da

avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş

gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı

etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan

başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş

olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma

süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü

maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası

kapsamındakiler hariç’ (676 sayılı KHK’nın 35/1. maddesiyle eklenen cümle)

yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.”

32. 6458 sayılı Kanun’un 676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle

değişik “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”

kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıda sayılan

yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi

kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,

destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya

destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri

için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan

sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden

fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona

ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on

günden fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den

yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı

bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,

uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen,

başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma

statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan

sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları

reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından

tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve

(k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru

sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası

koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. ”

33. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etme kararı alınmayacaklar" kenar başlıklı 55. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 54

üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır

dışı etme kararı alınmaz:

a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda

ciddi emare bulunanlar"

34. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etmek üzere idari gözetim ve süresi" kenar başlıklı 57.

maddesi şöyledir:

"(1) 54

üncü madde kapsamındaki yabancılar, kolluk tarafından yakalanmaları

hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirilir. Bu

kişilerden, sınır dışı etme kararı alınması gerektiği değerlendirilenler

hakkında, sınır dışı etme kararı valilik tarafından alınır. Değerlendirme ve

karar süresi kırk sekiz saati geçemez.

(2) Hakkında sınır dışı etme kararı

alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış

kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir

bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan,

kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır. Hakkında idari gözetim

kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme

merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.

(3) Geri gönderme merkezlerindeki idari

gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin

yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da

belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha

uzatılabilir.

(4) İdari gözetimin devamında zaruret olup

olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerek

görüldüğünde, otuz günlük süre beklenilmez. İdari gözetimin devamında zaruret

görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır. Bu yabancılara,

belli bir adreste ikamet etme, belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde

bulunma gibi idari yükümlülükler getirilebilir.

(5) İdari gözetim kararı, idari gözetim

süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerin

sonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da

avukatına tebliğ edilir. Aynı zamanda, idari gözetim altına alınan kişi bir

avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın

sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(6) İdari gözetim altına alınan kişi veya

yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine

başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi

hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza

hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı

kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı,

idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden

sulh ceza hâkimine başvurabilir.

(7) İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna

başvuranlardan, avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara,

talepleri hâlinde 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine

göre avukatlık hizmeti sağlanır."

35. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı

veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir

yere gönderilemez.

(2) Genel Müdürlük, ilgili mevzuata göre

ülkemizden gönderilmesi gerektiği halde, birinci fıkra kapsamında ülkemizden

gönderilemeyecekler hakkında idari tedbirler alabilir."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" başlıklı 2. maddesi

şöyledir:

"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.

Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece

hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son

verilemez.

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı

korunmasının sağlanması;

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme;

c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun

olarak bastırılması"

37. Sözleşme'nin "İşkence

yasağı" başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

38. Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 28/7/1951 tarihli Sözleşme'nin

(Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir (29/8/1961 tarihli ve 359 sayılı

Kanun'la onaylanmış, 5/9/1961 tarihli ve 10898 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe girmiştir):

“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı,

dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri

dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına,

her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade ("refouler") etmeyecektir.

2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin

güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya

özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir

tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep

edemez.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması

39. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır

dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal

edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir

(referans alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88, 7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:

30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç

[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD],

B. No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016):

AİHM'e göre yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden

çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisine

ilişkin olup Sözleşme'nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bir

başka deyişle bu tür konularda alınan kararların medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgisi bulunmamaktadır.

Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı

edilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler bulunması

durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.

Sözleşme, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı etmeme

yükümlülüğünü içermektedir.

AİHM, Sözleşme'nin 2. (yaşam hakkı) ve 3.

maddelerinin (kötü muamele yasağı) birlikte ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetlerde kural olarak kötü muamelenin mutlak şekilde yasaklandığı

gerçeğinden hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı olarak incelemektedir. Bu

kural geri gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı gibi doğrudan yaşam

hakkının konusunu oluşturan şikâyetler bakımından geçerli değildir.

AİHM, kötü muamele riski bulunan ülkeye sınır

dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından risk

oluşturanlar bakımından da geçerli olduğununun ve

hatta uluslararası terörizm tehlikesinin bulunduğu hâllerde bile bu yükümlülüğe

bir istisna getirilemeyeceğinin altını çizmektedir.

AİHM, geri gönderilen ülkede kötü muamele

riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde bu

iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine

dikkat çekmektedir.

AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden

bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız

bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar

sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik) olarak

durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.

AİHM'e göre Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için kötü

muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk düzeyine ulaşması

gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği incelenirken geri gönderilecek

ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen araştırılmalıdır. Bu araştırma

yapılırken bağımsız insan hakları örgütlerinin ve hükûmetlerin hazırladığı ülke

raporlarından yararlanılması mümkündür.

AİHM'e göre başvurucuların kişisel durumlarına ve geri gönderilecekleri

ülkede karşılaşacakları risklere ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama

ve (varsa) iddialarını destekleyen belgeleri sunma yükümlülükleri

bulunmaktadır. Bir başka deyişle başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin

iddialarını ispat külfeti kendilerine aittir.

3. İran'ın Genel Güvenlik Durumuna İlişkin

Bilgiler

40. Uluslararası Af Örgütünün 2015/2016 İran raporunun genel

değerlendirme kısmı özetle aşağıdaki şekildedir (anılan raporun tamamına söz

konusu kuruluşun internet sitesi üzerinden erişim imkânı bulunmaktadır):

İran'da gazeteciler, insan hakları

savunucuları, sendikacılar ve muhalif söylemde bulunan diğer kişiler aşırı

derecede geniş suçlamalarla tutuklanmakta ve mahkûm edilmektedirler.

Tutuklulara yönelik kötü muamele eylemleri yaygın olarak devam etmekte olup bu

eylemleri gerçekleştirenler cezai yaptırımlardan muaf tutulmaktadır. Cezaevi

koşulları çok ağırdır. Haksız yargılamalar devam etmektedir ve bazı durumlarda

ölüm cezası verilmektedir. Kadınlar ile etnik ve dinsel azınlıklar hukuken ve

pratikte yaygın ayrımcılıkla karşılaşmaktadırlar.

41. İnsan Hakları İzleme Örgütünün 2016 yılında açıkladığı Dünya

Raporu'nun İran'la ilgili genel değerlendirme kısmı özetle aşağıdaki şekildedir

(anılan raporun tamamına söz konusu kuruluşun internet sitesi üzerinden erişim

imkânı bulunmaktadır):

Güvenlik ve istihbarat güçleri ile yargı

içindeki baskıcı unsurlar, geniş yetkilerini korumaya ve hak ihlallerinin ana

faili olmaya devam etmektedirler. İdam cezalarında, özellikle uyuşturucuya

bağlı suçlarda, önceki yıllara göre ciddi bir artış kaydedildi. Gazeteciler, blog yazarları ve sosyal medya eylemcileri güvenlik ve

istihbarat güçleritarafından tutuklandılar ve

mahkemelerce ağır cezalara mahkûm edildiler.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

42. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

43. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, Türkiye'de silahlı terör örgütüne üye olmaktan

cezalandırılmış olması nedeniyle ülkesi İran'a geri gönderilmesi hâlinde yaşamı

ile maddi ve manevi varlığının tehlikeye düşeceğini iddia etmiştir.

45. Başvurucu, Sünni ve Kürt kökenli olduğunu, ülkesinde siyasi

muhalif olarak görüldüğünü, Irak ve İran'da PJAK örgütünün basın faaliyetlerini

yürüttüğünü, İran'da PJAK örgütü üyelerinin ölüm cezasıyla cezalandırıldığını

ve bu hususun insan hakları örgütlerinin raporlarında açıkça yer aldığını ileri

sürmüştür.

46. Başvurucu, sınır dışı işleminin iptali için açılan davada

etkili bir denetim yapılmadığını belirterek yaşam hakkı, kötü muamele yasağı,

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiş; adli yardım, manevi tazminat ve kamuya açık belgelerde kimliğinin

gizli tutulması taleplerinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde

öldürülebileceğine ya da kötü muameleye maruz kalabileceğine, yargılama

sırasında etkili bir denetim yapılmadığına ilişkin iddiaları, koruduğu hakları

mutlak olarak güvence altına alan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiş

olup diğer haklar yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

48. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”

49. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının

durdurulması" başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

50. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin

ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

52. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet

edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye

yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus

devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin

yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin

bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınan

temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu

edilebilmesi mümkündür.

53. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama

hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence

altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence ve

eziyet" yapılamayacağı, kimsenin "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan" cezaya veya muameleye tâbi tutulamayacağı hükmüne yer

verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada

genel olarak güvence altınan alınan bireyin maddi ve

manevi varlığı, üçüncü fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur.

54. Anılan maddede, devlete getirilen kötü muamelede bulunmama

(negatif) yükümlülüğünün herhangi bir istisnasına yer verilmemiştir. Temel hak

ve özgürlüklerin savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde

kullanılmasının durdurulmasına imkân veren Anayasa'nın 15. maddesinde de maddi

ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, kötü

muamele yasağının mutlak nitelikte olduğunun açık göstergesidir.

55. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence

altına alındığından bahsedebilmek için devletin kötü muamelede bulunmaması

yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve

üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması

gerekir.

56. Nitekim Anayasa'nın 5. maddesinde "insanın maddi ve

manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak" devletin temel amaç ve görevleri arasında

sayılmıştır. Anayasa'nın 17. ve 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde

devletin bireyi kötü muamele yasağına karşı koruma (pozitif) yükümlülüğünün de

bulunduğu anlaşılmaktadır.

57. Anayasa'nın 17., 5. ve 16. maddeleri, uluslararası hukuk ve

özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri

ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup

gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi

ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir.

58. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek

kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma

sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı

çıkma imkânı" tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü

muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara

sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek

mümkün olmayacaktır.

59. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif

yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır

dışı kararı verilen bir yabancıya "iddialarını araştırtma" ve bu

kararı "adil bir şekilde inceletme" imkânı sağlayan usul

güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur.

60. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının

gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi

hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir

ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan

usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır

dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim

süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine

tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir.

61. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü her sınır dışı

işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu

yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir (araştırılabilir/

tartışılabilir/ araştırmaya değer/ makul şüphe uyandıran) bir iddia ortaya

konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu geri gönderileceği ülkede var olduğunu

iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı,

(varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı ve bu iddialar

belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir iddianın ortaya

konulması somut olayın özelliğine göre farklılık gösterebileceğinden her olayda

ayrıcadeğerlendirme yapılmalıdır.

62. Bir iddianın savunulabilir olduğunun kabul edilmesi

başvurunun mutlaka ihlalle sonuçlanacağı anlamına gelmemektedir. Bu kabul,

başvurucunun iddialarının araştırmaya değer nitelikte olduğunun tespitinden

ibarettir. Başvurucunun geri gönderileceği ülkenin koşulları veya kişisel

durumu nedeniyle karşılaşabileceği risklere ilişkin iddialarının gerçekliği ve

yaptığı açıklamaların makul olup olmadığı titiz bir şekilde araştırılmalıdır.

İddianın doğruluğu ve/veya riskin varlığı araştırılırken ulusal veya uluslararası

kurum ve kuruluşların düzenledikleri raporlardan ya da somut olay hakkında

bilgi edinilmesini sağlayacak başka kaynaklardan yararlanılması mümkündür.

63. Sınır dışı etme kararının uygulanması hâlinde kötü muamele

yasağının ihlal edilebileceğine karar verebilmek için geri gönderilen ülkedeki

riskin varlığının bir olasılığın ötesinde "gerçek bir risk"seviyesinde

olduğunun ispatlanması gerekir. Bu konudaki ispat külfeti iddianın niteliğine

göre kamu makamlarına ve/veya başvurucuya ait olabilir. İspat yükümlülüğüne

ilişkin olarak aşağıda yer verilen değerlendirme ölçütleri bir iddianın

savunulabilir olup olmadığını değerlendirirken de dikkate alınmalıdır.

64. İlk olarak başvurucu, geri gönderilen ülkede uzun süredir

devam eden genel siyasi istikrarsızlık ya da ülkenin tamamına yayılmış iç

karışıklık nedeniyle kötü muameleye maruz kalacağını ileri sürebilir. Bu

durumda anılan ülkenin genel koşullarının objektif olarak kötü muamele yasağına

aykırılık oluşturmayacağının kamu makamları tarafından ortaya konulması

gerekir.

65. İkincisi, geri gönderilecek ülkenin kamu makamlarının etnik

kökenleri, dini inançları, siyasi görüşleri ya da belirli bir gruba

mensubiyetleri gibi nedenlerle kişilere sistematik olarak kötü muamelede

bulundukları iddia edilebilir. Böyle bir durumda kamu makamları tarafından

belirtilen özelliklerdeki kişi veya grupların ülkelerinde kötü muameleye

uğrayıp uğramadıklarının araştırılması gerekir. Buna karşılık başvurucunun da

risk altında olduğu iddia edilen gruplara aidiyetini veya mensubiyetini

ispatlaması gerekir.

66. Üçüncüsü, geri gönderilecek ülkede var olduğu iddia edilen

risk başvurucunun herhangi bir gruba mensubiyetinden ya da aidiyetinden

bağımsız olarak doğrudan kişisel durumundan kaynaklanabilir. Bu durumda

başvurucunun geri gönderileceği ülkede hangi nedenle kötü muameleye maruz

kalacağını açıklaması ve bu iddiasını ispata yarayacak olguları açıkça ortaya

koyması gerekir.

67. Son olarak geri gönderilecek ülkedeki riskin kamu görevlisi

olmayan kişi veya gruplardan kaynaklandığı ileri sürülebilir. Böyle bir durumda

ise hem riskin gerçekliğinin hem de söz konusu ülkenin kamu makamlarının bu

riski ortadan kaldırmak konusunda yeterli korumayı sağlamakta yetersiz

kalacaklarının başvurucu tarafından ortaya konulması gerekir.

68. Gerçek riskin varlığına ilişkin maddi olguların bulunup

bulunmadığı araştırılırken kural olarak sınır dışı kararının verildiği

tarihteki koşullar dikkate alınmalıdır. Ancak yapılacak değerlendirmenin

sonucunu doğrudan etkileyecek önemli gelişmeler olması hâlinde yeni durum da gözönünde tutulmalıdır.

69. Bu çerçevede yapılan bireysel başvurularda Anayasa

Mahkemesinin öncelikli rolü, geri gönderilen ülkede kötü muamele riskinin

varlığına ilişkin savunulabilir bir iddianın bulunduğu durumlarda idari ve

yargısal makamlar tarafından anılan yasak kapsamındaki usul güvencelerinin

sağlanıp sağlanmadığını denetlemekten ibarettir. Anayasa Mahkemesi, usul

güvencelerinin sağlanmadığını değerlendirdiğinde ikincillik ilkesi gereği kural

olarak yeniden yargılama yapılması amacıyla ihlal kararı verir. Usul

güvencelerinin sağlandığı durumlarda ise geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü

muamele riskinin bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.

70. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, somut olayın özel

koşulları altında gerekli gördüğü hâllerde geri gönderilen ülkede gerçek bir

kötü muamele riski bulunup bulunmadığını istisnai olarak ilk elden kendisi de

inceleyebilir. Böyle bir durumda Mahkeme, sınır dışı işleminin gerçekleşmesi

hâlinde kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilip edilmeyeceğine

ilişkin bir değerlendirme yapabilir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

71. Başvuru konusu olayda başvurucunun kamu güvenliği açısından

tehdit oluşturduğu gerekçesiyle sınır dışı edilmesine karar verilmiştir.

72. Başvurucu, sınır dışı edilmesi hâlinde İran'da kötü

muameleye maruz kalacağını ileri sürmektedir.

73. Somut olayda öncelikli olarak geri gönderilen ülkede kötü

muamele riskinin varlığına ilişkin savunulabilir bir iddianın bulunup

bulunmadığı, bulunması hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından anılan

yasak kapsamındaki usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarında

inceleme yapılacaktır.

74. Somut olayda başvurucunun sunduğu bilgiler (bkz. §§ 17-24)

ve geri gönderilen ülkenin koşullarına ilişkin yukarıda yer verilen raporlar

(bkz. §§ 40, 41) birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun geri gönderilmesi

hâlinde kötü muameleye maruz kalabileceğine ilişkin iddiasının araştırmaya

değer nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

75. Öte yandan başvuru konusu olayda İdare Mahkemesi tarafından

başvurucunun kamu güvenliği açısından tehdit oluşturan kişilerden olduğuna ve

bu gerekçeyle sınır dışı edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar

verilmiş; ancak başvurucunun İran'a geri gönderilmesi hâlinde gerçek bir kötü muamele

riski altında bulunup bulunmadığı hususundaherhangi

bir değerlendirmede bulunulmamıştır.

76. Somut olayda başvurucu, 2008 yılından itibaren önceceza infaz kurumunda tutuklu ve hükümlü olarak

tutulmuş; tahliye edildiği 28/2/2016 tarihinden sonra da idari gözetim altına

alınmıştır. Başvurucunun cezasının infazı sırasında uluslararası koruma talep

ettiği ve uzun süredir (yaklaşık üç yıl) sınır dışı edilip edilmeyeceği

konusundaki belirsizliğin ortadan kalkmasını beklediği anlaşılmaktadır.

77. Bu nedenle somut olayın anılan özel koşulları dikkate

alınarak kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediğinin

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verilmiştir.

78. Başvurucunun geri gönderileceği ülkenin koşulları başvurucu

tarafından sunulan bilgilerle sınırlı kalınmaksızın kamu makamları tarafından

araştırılmalı ve değerlendirilmelidir. Bununla birlikte geri gönderilecek

ülkede karşılaşılacak kişisel risklere ilişkin iddialarını ispat yükümlülüğü de

başvurucuya aittir. Bir başka deyişle başvurucunun kişisel durumuyla ilgili

iddialarını imkânları ölçüsünde ispatlaması, ispata elverişli vasıtalarının

bulunmaması hâlinde ise kişisel durumunu kamu makamlarının denetleyebileceği

şekilde hiçbir boşluk bırakmadan ayrıntılı olarak açıklaması gerekir.

79. Somut olayda, başvurucu tarafından İran hukukuna göre ölüm

cezası verilebildiğine ve bu cezaların infaz edildiğine dair bazı bilgi ve

raporlar sunulmuş; yukarıda yer verilen uluslararası raporlarda da benzer

değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca anılan raporlarda İran'da ölüm cezasının

yanında hukuk sisteminden ve/veya pratikten kaynaklanan bazı insan hakları

ihlallerinin yaşandığı da belirtilmiştir. Nitekim bu

bilgilerden yola çıkarak başvurucunun iddialarının savunulabilir nitelikte

olduğuna karar verilmiştir.

80. Ancak bir ülkede insan hakları ihlali riski bulunduğuna dair

değerlendirmeler yalnız başına sınır dışı kararı alınmasına engel değildir.

Buna ek olarak başvurucunun kişisel olarak da risk altında olduğunun

anlaşılması gerekir. Hatta bu riskin olasılığın ötesinde "gerçek bir

risk" seviyesinde olması gerekmektedir.

81. Bu nedenle başvurucunun kişisel durumuna ilişkin

iddialarının ve verdiği bilgilerin makul olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir. Başvurucunun bu konuda verdiği bilgilerde ilk aşamadan itibaren bazı

çelişkiler dikkat çekmektedir. Başvurucu; uluslararası koruma kayıt formunda

ülkesinde kötü muameleye maruz kalmadığını, sonrasında yapılan mülakatta ise

ülkesinde PJAK örgütünün basın faaliyetlerini yürüttüğünü, iki yıl boyunca

polis tarafından takip edildiğini ve baskılara dayanamayarak 2002 yılında

ülkesini terk etmek zorunda kaldığını belirtmiştir.

82. Başvurucunun 1988 doğumlu olması dikkate alındığında 2000

ile 2002 yılları arasında (12-14 yaşları arasında) bir terör örgütünün basın

faaliyetlerini yürütmesinin ve iki yıl boyunca polisler tarafından takip

edildikten sonra ülkesini terk etmek zorunda kalmasının inandırıcı

bulunabilmesinin oldukça güç olduğu değerlendirilmektedir.

83. Öte yandan başvurucu; uluslararası koruma başvurusu

kapsamında yapılan mülakatta, Van'da ikamet eden ablasını ziyaret etmek ve

tedavi olmak amacıyla Türkiye'ye geldiğini belirtmiştir. Buna karşılık ceza

yargılaması sırasında yukarıda yer verilen beyanlarının aksine ülkesinden 2005

yılında terör örgütüne katılmak üzere ayrıldığını, 2008 yılında bir grup

teröristle birlikte yasa dışı yollardan Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra

örgütten kaçarak Diyarbakır'a gittiğini, burada kolluk görevlileri tarafından

yakalandığını ifade etmiştir.

84. Başvurucunun adli makamlara sunduğu bilgiler ile idari

makamlara sunduğu bilgilerin örtüşmediği görülmektedir. Bu durumun ise

ülkesinde maddi ve manevi bütünlüğünün tehlike altında olduğunu ileri süren

ancak bu hususta hakkında verilen mahkumiyet kararı

dışında herhangi bir maddi delil sunmayan başvurucunun kişisel durumuna ilişkin

açıklamalarının güvenilirliğini zayıflattığı tartışmasızdır.

85. Tüm bunların yanında başvurucunun Türkiye'ye giriş yaptığı

2008 yılından 2014 yılına kadar geçen altı yıllık sürede, ceza yargılaması da

dâhil olmak üzere koşullu salıverilmesine çok kısa bir süre kalana kadar

ülkesinde kötü muamele riski altında olduğuna dair bir başvuruda bulunmadığı

görülmektedir. Başvurucunun maddi ve manevi bütünlüğüne ilişkin böylesine ciddi

iddialarını kamu makamları önünde dile getirme konusunda da gerekli özeni

gösterdiğinden bahsedebilmek mümkün değildir.

86. Sonuç olarak başvurucunun kişisel durumuna ilişkin

iddialarının makul olmadığı, geri gönderileceği ülkede olasılığın ötesinde

gerçek bir kötü muamele riski altında bulunduğuna ilişkin ihlal kararı

verilmesine yeterli nitelikte maddi olgular bulunmadığı anlaşılmıştır.

87. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele

yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

E. Tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE, 15/2/2017 tarihinde Engin YILDIRIM'ın

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Terör örgütü üyeliği suçundan hüküm giymiş İran vatandaşı

olan başvurucunun cezası infaz edildikten sonra sınır dışı edilmesine yetkili

makamlarca kamu güvenliği gerekçesiyle karar verilmiş ve bu karara karşı

başvurucunun yaptığı hukuki itirazlardan bir sonuç alamaması üzerine konu

Mahkememiz önüne getirilmiştir. Başvurucu, İran devleti tarafından PJAK

(PKK’nın İran’da faaliyet gösteren kolu) terör örgütü üyesi olarak görüldüğünü,

bu ülkeye sınır dışı edilmesi halinde ölüm cezası ya da işkence ve kötü muamele

yaptırımlarıyla karşı karşıya kalacağını iddia etmektedir.

2. Başvurucu, BM Mülteciler Yüksek Komiserliğine mülteci olarak

tanınması yönünde talepte bulunmuş olup, henüz bu talebi sonuçlandırılmamıştır.

3. 6454 sayılı Kanun’un 55. maddesinde 1(a) bendinde sınır dışı

edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza

veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunan yabancılar hakkında

aynı Kanun’un 54. maddesi kapsamında olsalar dahi sınır dışı etme kararı

alınamayacağı hüküm altına alınmıştır.

4. AİHM’de bir yabancının sınır dışı edilmesi halinde işkence ve

kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi belirtilerin olması durumunda

AİHS’nin taraf devlete işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünü getirdiğini çeşitli kararlarında

vurgulamıştır. Mahkemeye göre gerçek bir riskin olup olmadığı taraf devletçe

incelenmelidir. Bu konuda insan hakları örgütlerinin ve çeşitli devletlerin

hazırladığı ülke raporlarından faydalanılabilmektedir.

5. Başvurucu, ülkesinde terör örgütü PJAK’ın

amaçları doğrultusunda bazı faaliyetlerde bulunmuş, Türkiye’de de terör örgütü

üyesi olmaktan mahkûm olmuş ve cezası infaz edilmiştir. İnfaz sürecinde

başvurucunun durumu İran devleti tarafından takip edilmiştir.

6. Başvurucu, İran’a sınır dışı edilmesi halinde işkence ve kötü

muamele riski altında olacağını, başvurusunda makul bir şekilde açıklamıştır.

7. İran devletinin PJAK üyesi olarak nitelendirdiği, yargılayıp

mahkûm ettiği kişilerden bazılarını idam ettiği bilinmektedir. Önde gelen iki

insan hakları kuruluşu olan Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme

Örgütü yıllık raporlarında İran’da işkence ve kötü muamelenin yaygın bir

şekilde uygulandığının ve cezaevi şartlarının ağır olduğunun altını

çizmektedirler.

9. Yukarıda belirtilen nedenlerle başvurucunun İran’a sınır dışı

edilmesi halinde Anayasanın 17. maddesinde vücut bulan işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edilmiş olacağı kanaatine varılmıştır.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Serhat

MAHMUTOĞLU

Başvurucu

:

F. R.

Vekili

:

Av. Mahmut

KAÇAN

Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/4405, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. F. R. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Adli Yardım Talebi
  14. B. Kötü muamele Yasağının
  15. B. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  16. C. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. M. Serhat
  23. Mahmutoğlu
  24. Kaçan
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/4405
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Ercan Bucak Başvurusu (B. No: 2014/11651)
  • Ezgi Pınarlar Başvurusu (B. No: 2014/3237)
  • Ali Dikici Başvurusu (B. No: 2014/11656)
  • Nesil Dinçelmas Başvurusu (B. No: 2014/14441)
  • Mehmet Yüzgeç Başvurusu (B. No: 2014/2282)
  • Serdar Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2984)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.