İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatma Öncel ve Nusret Öncel Başvurusu (B. No: 2015/18595)

1. Başvuru, bir olayda yaralanarak engelli hâle gelen kişinin

Başvuru No2015/18595Tarih25 Eylül 2019Okuma10 dk · 2.091 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fatma Öncel Ve Nusret Öncel Başvurusu

Karar tarihi
25 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2015/18595
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.091 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir olayda yaralanarak engelli hâle gelen kişinin

daha sonra intihar etmesi nedeniyle yapılan tazminat isteminin ve davanın

reddedilmesinden dolayı adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular ölen Y.Ö.nün anne ve

babası olup Diyarbakır'da yaşamaktadır.

7. Nüfus kaydına göre 1974 yılında doğduğu anlaşılan Y.Ö.

10/7/1991 tarihinde Diyarbakır'da Halkın Emek Partisi İl Başkanı V.A.nın öldürülmesi nedeniyle yapılan gösteriler sırasında

başvurucuların beyanlarına göre dershaneye gitmekteyken, Diyarbakır Devlet

Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) iddianamesine göre ise

gösterilere katıldığı sırada kim tarafından atıldığı belli olmayan bir ateşli

silah mermisinin omiriliğine saplanması ve vücuduna aldığı

darbeler nedeniyle Dicle Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine

götürülmüş ve Y.Ö.nün tedavisine başlanmıştır. Y.Ö.

12/7/1991 tarihinde taburcu edilmiştir.

8. Dosyada, Y.Ö.nün yaralanmasıyla

ilgili olarak herhangi bir adli soruşturma yürütüldüğüne dair belge ve bulguya

rastlanılmamıştır.

9. Aralarında başvurucuların oğlunun da bulunduğu 330 şüpheli

hakkında 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile 6/10/1983

tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkında Kanun'un

muhtelif maddelerinde düzenlenen suçlar nedeniyle Başsavcılık tarafından açılan

kamu davasında Diyarbakır (1) No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 10/3/1995

tarihinde Y.Ö.nün beraatine

karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.

10. 6/10/1993 tarihli Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık raporuna

göre ''T3 seviyesinde siolda

muhtemel peraspinal kas dokusu içerisinde kurşuna ait

görünüm.. eski torakal ASY...'' gerekçesi

ile Y.Ö. hakkında "Askerliğe elverişli

değildir" kararı verilmiştir.

11. Daha sonra Y.Ö.nün 22/5/2000

tarihinde ası suretiyle intihar ettiği Derik Cumhuriyet Başsavcılığının aynı

tarihli defin ruhsatından anlaşılmıştır. Olayla ilgili olarak başvurucuların

sunduğu belgelerde defin ruhsatı dışında bir belgeye rastlanmamıştır.

12. Başvurucular, Y.Ö.nün ölümünün

terör olaylarından kaynakladığını iddia ederek Diyarbakır Valiliği bünyesindeki

Tazminat Komisyonuna 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca

başvurmuşlardır.

13. Diyarbakır Valiliği Tazminat Komisyonu 4/8/2006 tarihli

kararı ile başvurucuların talebinin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

''...5233 sayılı Terör ve

Terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkındaki kanun kapsamında

müracaat eden Müracaatçının dosyasında bulunan belgelerin 4/10/2004 tarih ve

2004/7955 sayılı Yönetmelik hükümlerinde belirtilen şartlara uygun olması

nedeniyle yapılan incelemede, maktulun dilekçede de

belirtildiği gibi intihar ederek öldüğü bu nedenle ölüm olayının şahsın kendi

kusurundan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle 5233 sayılı yasa kapsamına

girmediği tespit edildiğinden tazminat talebinin REDDİNE Komisyonumuzca karar

verildi.''

14. Başvurucu anılan kararın iptali ve tazminat talebiyle

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 11/12/2007

tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

''Dosyanın incelenmesinden, davacının murisi [Y.G.] nın Diyarbakır HEP il

başkanı [V.A]nın10/07/1991

tarihindeki cenaze merasimi sırasında çıkan olaylarda aldığı darbaler ve vücuduna isabet etmesi sonucu yaralandığı,

oluşan beyin ve sinir tahribatı nedeniyle akli dengesini kaybettiği, 2000

yılında da intihar ederek öldüğü, ölüm sebebiyle 5233 sayılı Kanun uyarınca

tazminat ödenmesi talebiyle davacılar tarafından davalı idareye başvurulduğu,

bu başvurunun murisin intihar ederek öldüğü ve ölüm olayının şahsın kendi

kusurundan kaynaklandığı, bu nedenle Yasa kapsaamına

girmediği gerekçesiyle rededilmesi üzerine bakılmakta

olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bakılan davada, söz konusu başvuru 'ölüm

olayının şahsın kendi kusurundan kaynaklandığı ve 5233 sayılı Yasa kapsamına

girmediğinden dolayı' reddedildiğinden dolayı, uyuşmazlığın bu çerçevede ele

alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.5233 sayılı Kanun hükümlerinden

faydalanabilmek için; meydana gelen zararın; ya bizzat

terör eylemi sebebiyle oluşması, ya da terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle oluşması gerekmektedir. Olayda ise; davacıların murisinin

gösteride çıkan olaylarda yaralandığı ve daha sonra akli dengesini kaybettiği

ve 2000 yılında da intihar sonucu öldüğü açık olmakla birlikte, murisin 1991

yılındaki olaylarda yaralanması ile 2000 yılında intihar ederek ölmesi arasında

doğrudan bir illiyet bağı ve sebep-sonuç ilişkisi bulunmamaktadır. Bunun

yanında davacıların murisinin yaralandığı olayla intihar ederek ölümü arasında

illiyet bağının bulunduğu kabul edilse bile, dosyada bulunan Diyarbakır 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E:1991/300, K:1995/82

sayılı kararı incelendiğinde söz konusu olayların oluşumu anlatılırken, '...

Diyarbakır HEP il başkanı [V.A]nın

öldürülmesi nedeniyle HEP il teşkilatınca Diyarbakırda

düzenlenen cenaze merasimine çok sayıda vatandaşın katıldığı, tören ve yürüyüş

için resmi mercilerden gerekli izin alındığı, bu izin çerçevesinde

gerçekleştirilen sürenin bilahare bazı kişilerin ve konuşmacıların kışkırtması

sonucu kanunsuz gösteriye dönüştüğü, topluluğun bölücü çete PKK'yı temsil eden

kırmızı renkli ERNK bayrağına sarılı [V.A]nın

cenazesini eller üzerine alarak taşımaya başladığı, bu arada topluluğun

....şeklinde sloganlar atarak kendilerini ikaz eden güvenlik güçlerine taşla

saldırdıkları, topluluğun bu arada Mardin Kapı karakolu önüne taşkınlıklarını

sürdürerek geldikleri, Mardin Kapı karakolu önündeki polisleri taş yağmuruna

tuttukları, polislerin karakola sığınmaları üzerine karakolun silahlarla

tarandığı, güvenlik güçlerinin buna rağmen havaya ikaz ataşı yaptığı, bu arada

meydana gelen panik nedeniyle topluluğun kaçışmaya başladığı, topluluk

tarafından çok sayıda resmi ve özel işyerleri ile araçların tahrip edildiği,

olay yerinde bulunan HEP seçim otobüsünden topluluğa ateş açıldığı, bilahare

güvenlik güçlerinin duruma hakim olduğu, olaylar sırasında altı kişinin öldüğü,

çok sayıda kişinin yaralandığı...' belirtilmiş olup, olayların bir anda ortaya

çıkan, anlık gelişen ve davacıların iddia ettiği gibi yolda yürürken bir anda

içerisine düşülecek nitelikte olmadığı, davacıların murisinin gelişim süreci

zaman alan ve kanunsuz gösteriye dönüşen olayların gerçekleştiği yerden ve

gruptan uzak durması gerektiği, bunu yapmayarak yaralanmasının ve daha sonra

ölmesinin 5233 sayılı Kanunun 2/e maddesinde ifadesini bulan ve karşılanması

kanunun kapsamı dışında tutulan, kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan zararlar

arasında yer aldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu durumda, davacıların

murisinin ölümünün kendi kusuru sonucu gerçekleştiği gerekçesiyle davacılar

tarafından yapılan başvurunun reddi yönündeki dava konusu işlemdehukuka

ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, DAVANIN REDDİNE [karar

verilmiştir.]''

15. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 25/3/2015 tarihli ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 1/10/2015 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

16. Karar düzeltme isteminin reddi kararı 17/11/2015 tarihinde

tebliğ edilmiş ve 26/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. lgili hukuk için bkz. Aziz Biter ve diğerleri, B. No:

2015/4603, 19/21/2019, §§ 21-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular; Y.Ö.nün 1991 yılında

dershaneye giderken sokakta meydana gelen olaylar ortasında kaldığını, kimliği

tespit edilemeyen ve yakalanamayan şüpheli veya şüphelilerin eylemleri

neticesinde başına aldığı kurşun ile çeşitli darp ve cebir fiilleri sonucunda

yaralanıp felçli kaldığını, felç olması nedeniyle askere alınamadığını, yaşamış

olduğu travma neticesinde akli dengesinin bozulduğunu, bundan dolayı 2000

yılında intihar ettiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, olayın terör kaynaklı

olması nedeniyle sosyal risk ilkesi çerçevesinde zararlarının ödenmesi

talebiyle Tazminat Komisyonuna başvuru yapmalarına rağmen Komisyonun ölümün

kişisel kusurdan kaynaklandığı gerekçesiyle bu başvuruyu reddettiğini, kararın

iptal edilmesine yönelik olarak açılan davanın da hakkaniyete ve hukuka aykırı

olarak reddedildiğini ve olayda nedensellik bağının aranmasının sosyal risk

ilkesine aykırılık oluşturduğunu belirterek Anayasa'nın 6., 10., 19., 20. ve

36. maddelerinden düzenlenen haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucuların 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 6., 10., 19., 20. ve 36 maddelerinde güvence

altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, oğullarının yaralanmasına sebebiyet

verenlerin tespit edilememiş ve yakalanamamış olması nedeniyle duydukları

manevi eleme karşın kendilerine manevi tazminat verilmemesi iddiaları karşısındabaşvurucuların asıl şikayetinin, tazminat

taleplerinin Komisyon ve Mahkeme tarafından kabul edilmemesine yönelik olduğu

değerlendirilmiştir. Bir diğer ifadeyle, başvurucuların Y.Ö.nün

yaralanması ve daha sonra intihar etmesine yönelik diğer iddialarının manevi

tazminat taleplerinin haklılıkları delillendirmek

amacıyla ifade edildiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ihlal iddiaları

sadece adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Tazminat Taleplerinin

Reddedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddialar Yönünden

21. Başvurucular Komisyon kararının iptal edilmesi istemiyle

açmış oldukları davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

22. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı; 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

23. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu

yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan

sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama

ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

24. Başvurucular, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdir

edilmesi neticesinde zararlarının eksik hesaplandığını ve davalarının

reddedildiğini; bu kapsamda derece mahkemesince delillerin takdirinin hatalı ve

hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle,

başvurucuların iddialarının özünün derece mahkemesince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına,

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvuru konusu Mahkeme kararında; 5233 sayılı Kanun'un

başvurucu açısından uygulanabilmesi için meydana gelen zararın ya bizzat terör

eylemi ya da terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

meydana gelmesi gerektiği, başvurucuların oğlunun ise 1991 yılında yapılan

gösterilerde çıkan olaylar sırasında yaralandığı, 1991 yılında meydana gelen

yaralanma ile 2000 yılındaki intihar eylemi arasında doğrudan bir sebep-sonuç

bağı kurulamayacağı kabul edilmiştir. Ayrıca, 5233 sayılı Kanun hükümlerinden

yararlandırmama nedeniyle açılan bu davada öncelikle ilgilinin zarara

uğramasına sebebiyet veren olayın bu Kanun kapsamında olup olmadığı hususunun

Mahkemece incelendiği ve olayın Kanun kapsamında olmaması sebebiyle davanın

reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucuların iddiaları temyiz

merciince de incelenip reddedilmek suretiyle Mahkeme kararı onanmış, karar

düzeltme talebi ise reddedilmiştir. Başvurucuların iddialarına yönelik olarak

bu çerçevede derece mahkemelerinin kararlarında açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından,

başvurucuların tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

27. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

28. İlgili hukuk kısmında yer verilen 6384 sayılı Kanun'a

eklenen geçici 2. maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının

geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa

Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa

Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden

itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları

Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat Komisyonu) tarafından incelenmesi

öngörülmüştür.

29. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı

ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

mevzuata önceki içtihadında yer vermiştir (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§ 11-14).

30. Ferat Yüksel kararında Anayasa Mahkemesi,

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018

tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat

Komisyonuna başvuru imkanının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

31. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

32. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tazminat taleplerinin reddedilmesinden dolayı adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucular : 1. Fatma ÖNCEL : 2. Nusret ÖNCEL Vekili : Av. Arzu PAMUKÇU YÖRDEM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/18595, 25 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. 1. Tazminat taleplerinin reddedilmesinden dolayı adil
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/18595
Tarih
25 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Sinan Işık Başvurusu (B. No: 2015/12734)
  • Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/18554)
  • Nasrullah Kuran Başvurusu (B. No: 2015/14245)
  • C.e. Başvurusu (B. No: 2016/436)
  • C.a. Başvurusu (B. No: 2016/75043)
  • Kurt Safir İnş. San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/3996)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.