İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fetullah Gülen Başvurusu (B. No: 2014/11499)

1. Başvuru,

Başvuru No2014/11499Tarih22 Eylül 2016Okuma11 dk · 2.259 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fetullah Gülen Başvurusu (2)

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/11499
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.259 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru,

www.yeniakit.com.tr ve www.sabah.com.tr adlı internet sitelerinde çıkan haberlere

karşı erişimin engellenmesi talebinin mahkemece kabul edilmemesi nedeniyle

şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4.

2014/11499 ve 2014/11515 numaralı başvuruların konu bakımından aynı nitelikte

bulunmaları nedeniyle 2014/11499 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve

incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

6.

Başvurucu hakkında “www.yeniakit.com.tr”

adlı internet sitesinde "Gülen'in

finansörü Yahudi vakıfları",

"İkamet

onayı CIA'dan", "Gülen hakkında flaş karar", "DIŞİŞLERİ'NDE

PARALEL TEMİZLİK!", "3 yıldır beddua ediyorsunuz ama ölmüyor!" başlıklı haberler yayımlanmıştır.

7. Yine “www.sabah.com.tr” adlı internet sitesinde

"Gülen'den PKK'ya ittifak

mektubu", "Üçlü paralel cephe", "3 yıldır bedduanız kabul

olmuyor", "Polis imamı kayıp yargı imamı ABD'de", "Paralel

yargının 2 numarası" başlıklı haberler yayımlanmıştır.

8. Başvurucu, söz konusu internet sitelerindeki haberlere

erişiminin engellenmesi talebiyle 9/5/2014 tarihinde Ankara

5. Sulh Ceza Mahkemesine başvurmuştur.

9. Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi, “www.yeniakit.com.tr” adlı internet sitesindeki haberler

yönünden 9/5/2014 tarihli ve 2014/477 Değişik İş

sayılı kararıyla;“www.sabah.com.tr” adlı internet sitesindeki haberler

yönünden ise 9/5/2014 tarihli ve 2014/475 Değişik İş sayılı kararıyla "...Kişilik hakları kişinin hür ve bağımsız

varlığının önemli bir parçası olup; kişinin yaşadığı toplumda, ilişki kurduğu

çevrede şerefi ve saygınlığını sarsacak, onu küçük düşürecek, yanlış tanıtacak,

zora sokacak, düşmanca bir ortama itecek her türlü davranış kişilik haklarına

saldırıdır. Talep edenin kişiliğine yönelik talep edeni hedef alan nitelikte

yayın içeriği tespit edilmemiştir. Basının haber verme hakkı gerçeklik,

güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile anlatım arasında düşünsel

bağlılık temel kuralları ile sınırlıdır, gerçeklik somut gerçeklik olmamakla

birlikte olayın haberin veriliş biçimine uygunluk olarak anlaşılması gereken

gerçekliktir. Maddi gerçekliğin saptanmasından sonra yayın yapılabileceği kabul

edilecek olursa haber verme hakkı sınırlandırılmış olur. Basın maddi gerçeği

araştırma ve ortaya çıkarma görevi ile sorumlu değildir. Önemli olan ortaya

çıkan bir olayın iddiaya uygun bir biçimde yayınlanmasıdır. Yayınlanan yazı

içeriğinin haber niteliğinde olduğu ve basın hürriyeti kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesiyle taleplerin reddine

karar vermiştir.

10. Başvurucunun anılan kararlara yaptığı itirazlar sırasıyla

Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 4/6/2014 tarihli

ve 2014/279 Değişik İş sayılı ve Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2/6/2014

tarihli ve 2014/299 Değişik İş sayılı kararlarıyla reddedilmiştir. Bu kararlar

başvurucuya 16/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 14/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan

Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele

Edilmesi Hakkında Kanun'un 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun’un 93. maddesi

ile değişik "İçeriğin yayından

çıkarılması ve erişimin engellenmesi" başlıklı 9. maddesi

şöyledir:

(1) İnternet ortamında

yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden

gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna

ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin

yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine

başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir.

(2) İnternet ortamında

yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden

kişilerin talepleri, içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi

dört saat içinde cevaplandırılır.

(3) İnternet ortamında

yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri

doğrultusunda hâkim bu maddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine

karar verebilir.

(4) Hâkim, bu madde

kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca

kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak

(URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu

olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin

engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe

erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi

hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına

yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.

(5) Hâkimin bu madde

kapsamında verdiği erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.

(6) Hâkim bu madde

kapsamında yapılan başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın

karara bağlar. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

(7) Erişimin

engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı

kendiliğinden hükümsüz kalır.

(8) Birlik tarafından

erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararının gereği

derhâl, en geç dört saat içinde erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir.

(9) Bu madde

kapsamında hâkimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının

ihlaline ilişkin yayının başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda

ilgili kişi tarafından Birliğe müracaat edilmesi hâlinde mevcut karar bu

adresler için de uygulanır.

(10) Sulh ceza

hâkiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde

yerine getirmeyen sorumlu kişi, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para

cezası ile cezalandırılır."

13. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Genel olarak" kenar başlıklı

49. maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve

hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili

yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına

kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14.

Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15.

Başvurucu,

i. İnternet

sitesinde yayımlanan haberlerde haksız ve mesnetsiz olarak suçlandığını, bir

soruşturma ya da kovuşturma konusu olmayan iddialarla açıkça suçlu ilan edilerek

masumiyet karinesinin çiğnendiğini, ayrıca haberde kullanılan söylem tarzının

nefret söylemi boyutunda olduğunu, ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilemeyeceğini, söz konusu iddiaların doğru olmaması ve engellenmesi

gerektiğinin açık olmasına rağmen kişilik haklarının saldırıya uğradığı

iddiasıyla yapmış olduğu erişimin engellenmesi talebinin derece mahkemesi ve

itiraz mercii tarafından söz konusu yayının basın özgürlüğü kapsamında olduğu

gerekçesi ile reddedildiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan “adil yargılanma hakkı” ile 38. maddesinde

güvence altına alınan “masumiyet karinesi”nin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

ii. Başvurucu ayrıca, 97(20) sayılı Avrupa Konseyi'nin Bakanlar

Komitesi Kararı'nda nefret söyleminin hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret

biçimlerini yayan, kışkırtan teşvik eden veya meşrulaştıran her türlü ifade

etme biçimi ile muhakkak belirli bir kişiye veya gruba yönlendirilmiş yorumları

kapsayacağının belirtildiğini, BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin

20. maddesinde "ayrımcılığı, düşmanlığı

veya şiddeti kışkırtan her türlü ulusal, ırkçı veya dinsel nefret savunusu"nun

hukuk dışı ve yasak olduğunun belirtildiğini, 12/2/2004

tarihli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Deklarasyonu'nda siyasi tartışma

özgürlüğünün, ırkçı fikirleri veya nefreti, yabancı düşmanlığını, herhangi bir

hoşgörüsüzlük biçimini kışkırtan görüşleri kapsamadığının ifade edilmesi

suretiyle nefret söyleminin ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilemeyeceğinin belirtildiğini, erişimin engellenmesi talebi

reddedilen haberlerin, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği

ve nefret söylemi de içermesi nedeniyle mahkeme ve itiraz mercii tarafından

talebinin reddedilmesinin güncel ve kişisel hakkının zedelenmesine neden

olduğunu ileri sürmüş, hak ihlalinin tespitine ve ihlalin giderilmesine karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

16.

Başvurucu 2/10/2014 tarihli ek beyan dilekçesinde,

basında yer alan ifadeler sebebiyle maddi ve manevi varlığının zedelendiğini,

şeref ve itibarına yönelik saldırıların Devlet tarafından önlenmediğini

belirterek, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi

varlığı koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Söz

konusu dilekçe, başvuru süresi geçirildikten sonra Anayasa Mahkemesine

sunulduğundan değerlendirmelerde dikkate alınmaması gerekir.

17. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, hakkında internet sitelerinde

yayımlanan haberler nedeniyle Anayasa'nın 36. ve 38. maddesinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de belirtilen ihlal iddialarının

özü; söz konusu haberlerin, şeref ve itibara yönelik bir müdahale

oluşturduğudur. Bu sebeple mevcut davanın koşullarında şikâyetin bir bütün

olarak Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

18.

Masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilmemesini ve

suçlu muamelesine tabi tutulmamasını güvence altına alır. Anayasa Mahkemesi,

yargılama makamları veya diğer devlet görevlilerinin ifadeleri veya

kışkırtmasına dayanmayan basın ve yayın organlarındaki yazılar veya bazı küçük

düşürücü haberlerle ilgili şikâyetleri, bir bütün olarak şeref ve itibarın

korunmasını isteme hakkı kapsamında değerlendirmektedir (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, § 31).

19. Bireyin

şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır.

Devlet, bireylerin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfî

olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür.

Ancak devletin, bireylerin maddi ve manevi varlığına yönelik olarak üçüncü

kişilerce yapılan müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesindeki

pozitif yükümlülüğü, mutlaka cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli

kılmaz. Üçüncü kişilerin haksız müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk

muhakemesi yoluyla da mümkündür. Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara

yapılan müdahaleler için ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma

öngörülmüştür. Hakaret, ceza hukuku anlamında suç, özel hukuk anlamında ise

haksız fiil olarak nitelendirilmekte ve tazminat davasına konu

edilebilmektedir. Dolayısıyla bireyin, üçüncü kişilerce şeref ve itibarına

müdahale edildiği iddiasıyla hukuk davası açarak da bir giderim sağlaması

mümkündür (Adnan Oktar (3), B.

No: 2013/1123, 2/10/2013, § 35).

20.

Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§§ 19, 20).

21. Şeref ve itibara yönelik müdahaleler

nedeniyle öngörülmüş farklı hukuki yollardan somut olaya özgü olan 5651 sayılı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla

İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri

kapsamında "erişimin engellenmesi"nin

talep edilmesi, basın açısından basın özgürlüğünün kötüye kullanılmasına karşı

başvurulan ve klasik yargılama faaliyetlerinden daha kısa sürede netice

alınmasını sağlayan bir başvuru yoludur. İnternet ortamındaki bir yazının

kötü tesirleri nasıl geniş bir alana süratle yayılıyorsa erişimin engellenmesi

yoluyla bunun giderilmesinin de aynı geniş alanda ve süratle gerçekleşmesi

sağlanarak kişilerin koruması amaçlanmaktadır (Aziz

Yıldırım (5), B. No: 2013/9037, 23/3/2016,

§ 32).

22. Bu yöntem, her türlü haber ve yazı hakkında başvurulabilecek

bir hukuki yol değildir. Anayasa’nın 32. maddesinde “kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması” hâllerinden

bahsedilmektedir. Şeref ve itibara “dokunan”

her yayının “kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl”

etmesi söz konusu olmayacağına göre cevap veya erişimin engellenmesi yolu

yalnızca şeref ve itibara müdahale edildiği hâllerde değil, ancak şeref ve

itibara hukuka aykırı müdahale edildiği hâllerde kullanılabilir. Hukuka

aykırılık ise bu değerlere yönelik “gerçek

dışı açıklamalar varsa” söz konusu olabilir. Bunun sonucu olarak bir

kişinin şeref ve itibarına müdahale edilmesine rağmen yapılan yayın gerçeğe

uygun ise erişimin engellenmesi talebi reddedilebilecektir (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik [GK], B.

No: 2013/6237, 2/7/2015, § 47). Öte yandan anılan

maddenin ikinci fıkrasına göre düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının

gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren

en geç yedi gün içerisinde karar verilir.

23. Erişimin engellenmesi yolu çekişmesiz bir yargı yolu olduğu

ve karardan etkilenecek yayın organının temsilcileri ile sorumlu kişiler

silahların eşitliği ilkesinden faydalanamadığı için bu konuda verilen kararlar,

basın yolu ile kişilik hakkının ihlali nedeniyle açılan diğer ceza veya hukuk

davalarında da bir kesin hüküm teşkil etmemektedir. Erişimin engellenmesi

hakkı, Anayasa’nın İkinci Kısım’ının “Kişinin

Hakları ve Ödevleri” başlıklı İkinci Bölüm’ünde

güvence altına alınan, kitle iletişim araçları tarafından bireylerin şeref ve

itibarlarına yönelik olarak yapılan müdahaleleri gecikmeksizin bertaraf

edebilmek ve böylece kişilik hakkının diğer koruma yollarına nazaran daha hızlı

korunmasını sağlamak amacıyla tanınmıştır. Bu sebeple erişimin engellenmesi

hakkı bir müeyyide niteliği taşımasına rağmen bu hakkın kullanılması ya da

kullanılmaması, hak sahibinin bu nedenle diğer dava haklarını kullanmasını

etkilemez (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik,

§ 51).

24. Türk hukuk sisteminde, erişimin engellenmesi hakkının

kullanılması yollarından ilki olan ve somut başvuruda kullanılmış bulunan sulh

ceza hâkimliklerinde çekişmesiz yargı yolu, karardan etkilenecek olan internet

sitesi sorumlularının yargılanma hukukuna yönelik olarak usule ilişkin

güvencelerinin kullandırılamadığı dolayısıyla çatışan haklar arasında

dengelemenin yapılmasının zorlaştığı bir yoldur. Erişimin engellenmesi kararı

gerçek dışı olduğu belirtilen haberin ortadan kaldırılması işlevine sahiptir.

Çekişmesiz bir dava sonucunda bu kararı verebilmek ancak hukuka aykırılığın ve

gerçek dışılığın çok belirgin olduğu ve zararın süratle giderilmesinin zaruri

olduğu hâllerde mümkündür. Bu sebeple bireyin şeref ve itibarının korunması

için hukuk düzenindeki diğer yollara göre oldukça dar bir alanda etkili bir yol

olduğu kabul edilmelidir (bkz. Ahmet Oğuz

Çinko ve Erkan Çelik, § 61).

25. Haber yayını yapan internet

sitelerince yapılan bir haber nedeniyle şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı

olarak gerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin, zararının telafi

edilmesi olduğu dikkate alındığında özellikle somut başvuruya konu ihlal

iddiasına benzer uyuşmazlıklar açısından, koşullara göre diğer ceza veya hukuk

yollarının daha yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olduğu anlaşılmaktadır. Dahası başvurucu, açacağı çekişmeli

bir hukuk davasında müdahalenin önlenmesini, durdurulmasını veya devam eden

müdahaleye son verilmesini, müdahalenin hukuka aykırılığının saptanmasını,

maddi veya manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. (bkz. Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik, § 63).

26. Ayrıca başvuru konusu olayda, başvurucu hakkındaki olumsuz

söylemlerin, liderliğini başvurucunun yaptığı yönünde kamuoyunda tereddüt

bulunmayan bir harekete atfedilen ve kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan

bazı olaylara dayanması, ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, ayrımcılığı veya

dinsel hoşgörüsüzlük dâhil olmak üzere nefret biçimlerini yayan, kışkırtan,

teşvik eden veya meşrulaştıran ifadeler içermemesi nedeniyle "nefret söylemi" olarak nitelendirilemeyeceği

kabul edilmektedir (Fetullah Gülen [GK], B.No:

2014/12225, 14/7/2015, §§ 36-45).

27. Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde başvurucunun,

sulh ceza hâkimliklerinin görevinde bulunan erişimin engellenmesi yolu

dışındaki daha etkili diğer koruma yollarına başvurmadığı anlaşıldığından

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için tüm başvuru yollarının

tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez.

28.

Açıklanan nedenlerle, başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 22/9/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Fetullah GÜLEN Vekili : Av. Nurullah ALBAYRAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11499, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11499
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Cem Özen Başvurusu (B. No: 2014/1328)
  • Sabriye Yürekli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7115)
  • Abdurrahman Süslü Başvurusu (B. No: 2014/1739)
  • Nuray Işık Başvurusu (B. No: 2014/7561)
  • Özlem Kır Başvurusu (B. No: 2014/5097)
  • İzzettin Tekin ve Aydın Tekin Başvurusu (B. No: 2014/3305)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.