İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Güven Ersoy Başvurusu (B. No: 2014/126)

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması,

Başvuru No2014/126Tarih4 Şubat 2016Okuma13 dk · 2.596 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Güven Ersoy Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2014/126
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.596 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması,

matbu gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluk

incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması, itiraz mercilerince alınan

Savcılık görüşünün bildirilmemesi, hüküm sonrası tahliye talebinin uzun süre

karara bağlanmaması nedenleriyle özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/12/2013 tarihinde

İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/1/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Osmaniye 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2/4/2008 tarihli ve 2008/51 Sorgu sayılı kararı ile “kasten

insan öldürme” suçundan tutuklanmıştır.

6. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 18/4/2008

tarihli ve E.2008/1089 sayılıiddianamesi ile

başvurucu hakkında “kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs ve

6136 sayılı Yasaya muhalefet” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır.

7. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/12/2011

tarihli ve E.2008/87, K.2011/222 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten insan

öldürme, kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet” suçlarından

mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte başvurucunun

tutukluluğunun devamına da karar vermiştir.

8. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 5/11/2012 tarihli ve E.2012/3429,

K.2012/7841 sayılı ilamı ile bozulmuştur.

9. Bozma sonrasında yargılamaya devam eden Osmaniye 1. Ağır Ceza

Mahkemesi, 5/3/2013 tarihli ve E.2012/316, K.2013/53

sayılı kararı ile başvurucunun “(2 ayrı) kasten insan öldürme” suçundan toplam

40 yıl hapis, “kasten yaralama” suçundan 2 yıl 6 ay hapis, “6136 sayılı Yasa'ya

muhalefet” suçundan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezaları ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemece hüküm ile birlikte “verilen ceza miktarı,sanıkların

işlediği iddia edilen suçun 5271 Sayılı CMK’nın 100.

maddesinde sayılan suçlardan oluşu, sanıkların tevkif tarihleri ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı dikkate alınarak” başvurucunun

tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

10. Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir.

11. Başvuru formu ve eklerinde, hüküm ile birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya

belge sunulmamıştır.

12. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz

etmiştir.

13. Başvurucu, Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderdiği 5/7/2013 tarihli dilekçesi ile tahliyesine karar verilmesini

talep etmiştir.

14. Başvurucu 23/12/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/6/2014

tarihli ve E.2014/2329, K.2014/3591 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında “kasten insan öldürme ve 6136 sayılı

Yasaya muhalefet” suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına,

“kasten yaralama” suçundan verilen hükmün ise “kullanılan

silahın elverişliliği, sanıkların maktüller ve mağdur

arasında ayrım yapmaksızın üçünün üzerine doğru çok sayıda ateş etmeleri ve

aynı olayda N. ve Z.'yi öldürmeleri hususları

birlikte dikkate alındığında, açığa çıkan kastlarının öldürmeye yönelik olduğu

anlaşıldığı halde, kasten öldürme suçuna teşebbüs yerine yazılı şekilde suçun

niteliğinde yanılgıya düşülerek kasten yaralamadan hüküm kurulması”

gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Anılan Yargıtay ilamında, ayrıca

başvurucunun tahliye talebinin reddine de karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme”

kenar başlıklı 81. maddesi şöyledir:

“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis

cezası ile cezalandırılır.”

17. 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli

Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli

silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar

hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para

cezasına hükmolunur.”

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama

kararı” kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

19. 5271 sayılı Kanun’un

“Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı 102. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

20. 5271 sayılı Kanun’un

“Tutukluluğun incelenmesi” kenar başlıklı 108. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde

bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk

hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde

bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek

suretiyle karar verilir.”

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, tutukluluğun 5271 sayılı

Kanun’un 102. maddesinde öngörülen 5 yıllık azami süreyi aştığını, tutukluluk

hâlinin devamına dair kararların matbu gerekçelere dayandırıldığını, gerek

itiraz üzerine gerekse resen yapılan tutukluluk incelemelerinin duruşmasız

olarak yapıldığını, itiraz incelemeleri sırasında mahkemece alınan savcılık

görüşünün bildirilmediğini, İlk Derece Mahkemesince hüküm verildikten sonra

yaptıkları tahliye talebinin uzun süre karara bağlanmadığını belirterek

Anayasa’nın 19. maddesi ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve hak ihlali tespiti ile birlikte

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Suç İsnadına Bağlı Tutma Yönünden

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı

47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir ...”

24. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret”

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

25. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

26. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlinde

bu yolun tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraberbaşvuru

süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai

karardan yeterince bilgi sahibi olması aranacaktır. Bu noktada nihai kararın

tebliğinin öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen

hâllerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin

esas alınması gerekir (Taner Kurban,

B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

27. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

28. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla tutukluluk hâli devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

29. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma

kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından tutuklamanın

şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu gerektirir.

Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla isnat olunan suçun işlendiği, bundan

failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık

hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte

kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk

hâli sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca

gerekmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı

sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, § 33).

30. “Bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,

B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

31. Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma”

durumunda, tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken

tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması

gerekir (Mehmet Emin Kılıç, B.

No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

32. Somut olayda başvurucu 2/4/2008

tarihinde tutuklanmıştır. Yapılan yargılama sonucunda Osmaniye 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun

“kasten insan öldürme” suçundan toplam 40 yıl hapis, “6136 sayılı Yasa'ya

muhalefet” suçundan 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş; anılan suçlardan verilen mahkûmiyet

hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/6/2014

tarihli ilâmı ile onanmıştır. Mahkemece anılan karar ile başvurucu hakkında

“kasten yaralama (insan öldürmeye teşebbüs)” suçundan verilen mahkumiyet hükmütemyiz incelemesi

sonucunda bozulmuş ise de bu suç yönünden verilen bozma kararının, başvurucunun

tutulmasının niteliği üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır.

33. Dolayısıyla başvurucunun “bir suç isnadına bağlı olarak”

özgürlüğünden yoksun bırakılması, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararını

verdiği 5/3/2013 tarihinde sona ermiştir. Bu karar,

başvurucunun yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Başvurucunun 5/7/2013

tarihli tahliye talebi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin verdiği 23/6/2014

tarihli tahliye talebinin reddi kararının, bireysel başvuru süresi üzerinde

etkisi bulunmamaktadır.

34. Bu belirlemeler karşısında “bir suç isnadına bağlı olarak”

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun, İlk Derece

Mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmemiş ise kararın verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz

merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde

yapılması gerekmektedir. Somut olayda başvurucu tarafından İlk Derece

Mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edildiğine yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır (bkz. § 11). Bu

nedenle başvurunun İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını verdiği 5/3/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekirken 23/12/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu

sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvuru yollarının tüketildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Mahkumiyet Kararına

Bağlı Tutma Yönünden

36. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri

dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

37. 6216 sayılı Kanun’un

“Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

38. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin

özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.

Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak

Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin

varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, § 42).

39. Anayasa’da yer alan kurallara benzer şekilde Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında;

herkesin özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olduğu, anılan fıkranın (a) ve (f)

bentlerinde belirtilen hâller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan

hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 42).

40. Kişi hürriyetine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen

esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü, ilke olarak idari organlara ve

derece mahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler esas ve usule

ilişkin hukuk kurallarına uymakla yükümlüdürler. Anayasa’nın 19. maddesinin

amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı korumak

olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine getirilecek

sınırlamaların maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38).

41. Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ilk istisnası

“Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik

tedbirlerinin yerine getirilmesi” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda

yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası

veya güvenlik tedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlali kabul edilmeyecektir. Diğer taraftan “suç

şüphesine bağlı tutma” kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna

“bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı” ifade etmektedir (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33).

42. Sözleşme’ye göre özgürlüğe

getirilen sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası

“tutma” hâli veya hapsedilmenin, “yetkili mahkeme” kararına dayalı ve hukuka

(kanuna) uygun olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

yönünden “tutma” hâli, geniş

anlamda kullanılmakta olup gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk ve

hükümlülük hâllerini içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme”

vurgusu; kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya

güvenlik tedbiri uygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme

organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı

ifade etmektedir. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası ve Sözleşme’nin 5.

maddesinin (1) numaralı fırkasının (a) bendi kapsamına, mahkemelerce verilmiş

mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hâllerinde ortaya çıkan özgürlükten

yoksun bırakma hâlleri dâhil ise de anılan kurallar; mahkûmiyet kararının

değil, tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla bu

güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının yerindeliği veya

orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay

Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, § 18).

43. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa’nın

19. maddesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla

birlikte herkesin, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve bu hakka

getirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerinde

belirtilmesi, “keyfi bir biçimde” bu haktan kimsenin mahrum bırakılmamasını

amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının

infazının sağlanması ve ceza infaz kurumunda tutma süresi de bu hak kapsamında

değerlendirilmelidir. Ceza mahkemelerinin kararına uygun hareket edilmesi de

hakkın korunması açısından bir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza

infaz kurumunda kalacakları sürenin mahkûmiyet kararına ve ilgili yasal

mevzuata uygun olması Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci

cümlesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında

güvence altına alınmıştır (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, § 32).

44. Somut olayda Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun “kasten insan

öldürme” suçundan toplam 40 yıl hapis ve “6136 sayılı Yasa'ya muhalefet” suçundan 10 ay hapis cezaları ile

cezalandırılmasına karar verilmiş; anılan suçlardan verilen mahkûmiyet hükmü,

temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/6/2014 tarihli ilamı

ile onanmıştır. Başvurucu hakkında İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından düzenlenen 12/9/2014 tarihli müddetnameye göre başvurucunun anılan mahkûmiyet kararının

infazı kapsamında (tutukluluk süresi mahsup edildikten sonra) koşullu

salıverilme tarihi 1/8/2035, hak ederek tahliye tarihi 12/3/2049’dur.

45. Buna göre başvurucu, hakkında “kasten insan öldürme ve 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet” suçlarından mahkumiyet kararının verildiği

5/3/2013 tarihinden bu mahkumiyet kararının onandığı

26/3/2014 tarihine kadar “mahkûmiyet

sonrası tutma” kapsamında, 26/3/2014 tarihinden sonra ise Anayasa’nın 19.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “mahkemece verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezanın yerine getirilmesi” kapsamında hürriyetinden yoksun

bırakılmıştır.

46. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

durum, başvurucunun “mahkûmiyet sonrası tutma” kapsamında 5/3/2013-23/6/2014

tarihleri arasındaki özgürlüğünden yoksun bırakılmasını da kapsamaktadır (bkz.

§ 41).

47. Başvurucunun, hakkında verilen ve infaz edilmekte olan mahkumiyet hükmünün kanun ile yetkilendirilmemiş, yürütme

organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvencelere sahip olmayan bir yargı

organı tarafından ve keyfî bir biçimde verildiği yönünde bir şikâyeti

bulunmamaktadır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkûmiyet sonrası

tutulması yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suç isnadına bağlı tutma yönünden kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkumiyet kararına bağlı tutma

yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Güven ERSOY Vekili : Av. Yusuf Ziya GÖKLÜ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/126, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/126
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Yahya Murat Demirel ve Hüsnü Barbaros Olcay Başvurusu (B. No: 2013/7996)
  • Ahmet Teyit Keşli Başvurusu (B. No: 2013/7496)
  • Murat Dağ Başvurusu (B. No: 2014/125)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/7902)
  • Vural Nasuhbeyoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6146)
  • Faruk Aksekili Başvurusu (B. No: 2013/1261)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.