İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halim Alper ve Ömer Alper Başvurusu (B. No: 2015/7448)

1. Başvuru, ruhsatsız olan binanın yıkılması nedeniyle mülkiyet

Başvuru No2015/7448Tarih10 Ekim 2018Okuma17 dk · 3.389 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halim Alper Ve Ömer Alper Başvurusu

Karar tarihi
10 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/7448
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.389 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ruhsatsız olan binanın yıkılması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Samsun ili İlkadım

ilçesi Çatalarmut Mahallesi 309 parsel sayılı

taşınmazın müşterek maliklerindendir. Taşınmaz, tapuda ev ve tarla niteliğiyle kayıtlıdır. Bu

taşınmaz üzerinde başvuruculara ait bodrum, zemin ve birinci kattan oluşan üç

katlı bir bina bulunmaktadır. Başvurucuların beyanına göre binanın ilk iki katı

1999 yılında yapılmış, üçüncü katı ise 2009 yılında tamamlanmıştır.

9. İlkadım Belediyesi (Belediye)

tarafından yapılan denetimde taşınmaz üzerinde yer alan yapının kaçak olarak

inşa edildiği tespit edilmiştir. Belediye Encümeninin 26/2/1999 tarihli

kararıyla para cezasına ve kaçak yapının yıkımına karar verilmiştir.

10. Belediye tarafından 2009 yılında yapılan yeni bir denetimde;

taşınmaz üzerinde bodrum ve zemin kattan oluşan binanın var olduğu, ilaveten

birinci katın inşasına da başlandığı tespit edilmiş ve bina kaçak olarak

yapıldığından inşaat durdurularak mühürlenmiştir.

11. Belediye Encümeninin 17/3/2009 tarihli kararıyla; 13/5/1985

tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince kaçak olarak

yapıldığı tespit edilen ve heyelan bölgesinde olması nedeniyle ruhsata

bağlanması da hukuken mümkün olmayan yapının yıkımına, aynı Kanun'un 42. maddesi kapsamında

başvurucu Halim Alper hakkında 5.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar

verilmiştir.

12. Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin 15/5/2009 tarihli

kararıyla başvurucuların taşınmazının da içinde bulunduğu alanda yol genişletme

çalışması kararı alınmıştır. Büyükşehir Belediye Encümeninin 26/2/2010 tarihli

kararıyla bu alanda bulunan taşınmazların kamulaştırılmasına karar verilmiştir.

Büyükşehir Belediyesince taşınmaz üzerindeki yapının kaçak olmasına rağmen

yıkım kararının Belediye tarafından yerine getirilmediği tespit edilerek

24/1/2011 tarihli yazıyla başvuruculara binayı 14/2/2011 tarihine kadar

yıkmaları ihtar edilmiştir. 21/2/2011 tarihinde de yıkım işlemi Büyükşehir

Belediyesince gerçekleştirilmiştir.

13. Başvurucuların sunmuş oldukları belgeler incelendiğinde,

yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılan bu yapının

elektrik ve su aboneliklerinin yapılmış olduğu, başvurucu Halim Alper adına

düzenlenen elektrik ve su faturalarının bulunduğu görülmüştür. Belediye

tarafından bu binaya ilişkin emlak vergisi bildirimlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.

14. Başvurucular, Büyükşehir Belediyesi aleyhine ilk olarak adli

yargıda tazminat davası açmışlardır. Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesince

davanın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle 13/9/2013 tarihinde dava

dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmesi

üzerine açılan tam yargı davasında Samsun 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme)

15/7/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda, kaçak olarak inşa

edilen yapının yıkımının 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında idare

açısından bir hak ve sorumluluk olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak 23/7/2004

tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında

verilen yetki çerçevesinde başvuruculara bildirim yapılarak binanın

yıkılmasının hizmet kusuru olarak değerlendirilemeyeceği, yapının yıkımı

nedeniyle oluşan zararın idare tarafından tazmin edilmesinin hukuken mümkün

olmadığı belirtilip davanın reddine karar verilmiştir.

15. Başvurucuların itirazı Samsun Bölge İdare Mahkemesinin

16/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucuların karar düzeltme

istemlerinin de aynı Bölge İdare Mahkemesinin 17/3/2015 tarihli kararıyla

reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiştir.

16. Nihai karar, başvurucular vekiline 31/3/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 29/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 3194 sayılı Kanun'un "Kapsam" kenar başlıklı 2.

maddesi şöyledir:

"Belediye ve mücavir alan sınırları

içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve

özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir."

19. 3194 sayılı Kanun’un "Yapı

ruhsatiyesi" kenar başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Bu

Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya

valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.”

20. 3194 sayılı Kanun’un "Ruhsat

alma şartları" kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Yapı

ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni

vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai

hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje,

elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli

veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir.

Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri

incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç

otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.

Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat

tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya

ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar

giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş

gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.”

21. 3194 sayılı Kanun’un "Yapı

kullanma izni" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Yapı

tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları

tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını

veren belediye, valilik bürolarından; 27 nci

maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen

kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması

mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun

olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.

Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin

müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi

halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına

izin verilmiş sayılır.

Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini

kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı

gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.”

22. 3194 sayılı Kanun’un

"Kullanma izni alınmamış yapılar" kenar başlıklı 31.

maddesi şöyledir:

“İnşaatın

bitme günü, kullanma izninin verildiği tarihtir. Kullanma izni verilmeyen ve alınmayan

yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve

tesislerinden faydalandırılmazlar. Ancak, kullanma izni alan bağımsız bölümler

bu hizmetlerden istifade ettirilir.”

23. 3194 sayılı Kanun’un

"Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" kenar

başlıklı 32. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat

alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı

ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir

şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki

inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla

yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda

muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden

veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir.”

24. 5216 sayılı Kanun’un

"Büyükşehir belediyesinin imar denetim yetkisi" kenar

başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Büyükşehir

belediyesi tarafından belirlenen ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı

yapılar, gerekli işlem yapılmak üzere ilgili belediyeye bildirilir. Belirlenen

imara aykırı uygulama, ilgili belediye tarafından üç ay içinde giderilmediği

takdirde, büyükşehir belediyesi 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 32 ve 42 nci

maddelerinde belirtilen yetkilerini kullanma hakkını haizdir...”

B. Uluslararası Hukuk

25. Keriman

Tekin ve diğerleri/Türkiye (B. No: 22035/10, 15/11/2016) kararına

konu olay, başvuruculara ait 1997 yılında yaptırılan konutun bir okul inşaatı

sırasında zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir. Bu olayda derece mahkemeleri konutun ruhsatsız olduğu gerekçesiyle

başvurucuların tazminat taleplerini reddetmiştir. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) tarafından, özellikle ruhsatsız olarak yapılmış olsa da kamu

makamlarınca bu yapının yıktırılmadığı veya yıkımı yönünde bir işleme de

girişilmediğine dikkat çekilerek tapuya tescil edilen konut yönünden

başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin birinci paragrafında ifade edilen anlamda mülk teşkil

edebilecek menfaatlerinin olduğu belirtilmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 40-47). AİHM; başvuruyu

genel ilke niteliğindeki mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına ilişkin

birinci kural çerçevesinde incelemiş (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 52, 55), müdahalenin kanuni

dayanağının çevreyi korumak yönünde bir meşru amacı içerdiğini kabul etmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 68, 69).

Ancak AİHM'e göre somut olayın koşullarında oluşan

maddi zarara rağmen başvurucuların tazminat taleplerinin reddedilmesi,

başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki menfaatleri ile kamunun yararı

arasındaki adil dengeyi bozmuş; başvuruculara aşırı ve olağan dışı bir külfet

yükletilmesine yol açmıştır. AİHM, bu gerekçelerle başvurucuların mülkiyet

haklarının ihlaline karar vermiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 70, 71).

26. Benzer şekilde Tiryakioğlu/Türkiye

(k.k., B. No: 24404/02, 13/5/2008) kararında da AİHM,

başvurucunun askerî güvenlik bölgesi içinde ruhsatsız olarak yapılan binanın

yıkımına ilişkin şikâyetini incelemiştir. AİHM özellikle bu alanda bina

yapılamayacağına dair düzenlemenin öngörülebilir olduğuna ve nitekim binanın

yapımından kısa bir süre sonra da yıkım ile ilgili idare tarafından işlemler

yapıldığına vurgu yapmıştır. AİHM, bu alanda kamu makamlarına tanınan geniş

takdir yetkisi de dikkate alındığında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklenmediğini belirterek müdahaleyi ölçülü bulmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 10/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular, kendileri adına tapuda kayıtlı taşınmaz

üzerine ruhsatsız olarak bina yaptıklarını kabul etmektedirler. Fakat

başvurucular; binayı 1999 yılından beri mesken olarak kullandıklarını, bu süre

içinde Belediye tarafından binanın su aboneliğinin ve ilgili idare tarafından

da elektrik aboneliğinin yapıldığını, emlak vergilerinin Belediyeye ödendiğini

ifade etmişlerdir. Başvurucular; binanın kaçak olduğu gerekçesiyle iki kez

idari para cezası ve yıkım kararı verilmesine rağmen sadece idari para

cezalarının tahsil edildiğini, çevredeki diğer binalarda olduğu gibi kendi

binalarına da yıkım kararının uygulanmadığını, bu durumun kendilerinde binanın

yıkılmayacağına ilişkin haklı bir beklenti oluşturduğunu belirtmişlerdir.

29. Başvurucular, binanın bulunduğu taşınmazın kamulaştırma

bedelinin ödenmesine rağmen üzerindeki binanın kaçak olduğu gerekçesiyle yapı

bedelinin ödenmediğinden yakınmaktadırlar. Başvuruculara göre idare, yıkım

kararının arkasına dolanarak kamulaştırma işlemi nedeniyle oluşan tazmin

yükümlülüğünden kurtulmaya çalışmaktadır. Başvurucular; yapının yıkımı

nedeniyle oluşan zararlarının tazmini için idari ve yargısal yollara

başvurduklarını fakat sonuç alamadıklarını, çevredeki bir kısım bina

maliklerine yapı bedeli ödenmesine rağmen kendilerine ödenmediğini, hakkaniyete

uygun bir yargılama yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkı, mülkiyet

hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak

somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol açabilecek farklı muamelenin

varlığı başvurucular tarafından ortaya konulmamıştır. Diğer taraftan

başvurucuların asıl şikâyetinin kaçak olduğu gerekçesiyle kamulaştırma işlemi

sırasında taşınmaz üzerindeki yapıya değer biçilmemesi ve bu yöndeki zararın

giderilmemesine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütün şikâyetleri

mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

33. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54).

34. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

35. Başvuru konusu olayda söz konusu binanın kullanımı yönünden

başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında

korunması gereken bir menfaatlerinin mevcut olduğu kabul edilmiştir.

b. Müdahalenin Varlığı

36. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden

diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl

yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin

ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda

sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten

yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına

aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını

kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı

maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel

hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma

ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

37. Somut olayda Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yol

çalışması sırasında başvuruculara ait bina tazminat ödenmeksizin yıkılmıştır.

Dolayısıyla kamu makamlarının doğrudan yürütmekte olduğu bir faaliyet sırasında

başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur.

38. Mülkiyet hakkı yönünden şikâyet edilen temel husus taşınmaz

üzerindeki yapının tazminat ödenmeksizin yıkılmasına ilişkindir. Başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan

bu müdahale, mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımadığı gibi mülkiyetin

kamu yararına kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi gibi bir amacı da

içermemektedir. Dolayısıyla müdahalenin mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin genel kural çerçevesinde

incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

39. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

40. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

41. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet

hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek

suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği

ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına

ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla

sınırlanabileceğini temel bir ilke olarak benimsemiştir (Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No:

2015/17451, 16/2/2017, § 51).

42. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunun

varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının

sonucunu öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer

ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının

tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

43. Somut olayda Mahkeme, 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesine

göre ruhsatsız yapıların yıkılmasının idare açısından yasal bir hak ve

sorumluluk olduğunu fakat Belediye Encümeninin 17/3/2009 tarihli yıkım

kararının uzun bir süre yerine getirilmediğini vurgulamıştır. Kararda;

taşınmazın heyelan bölgesinde olması nedeniyle yapının ruhsata bağlanmasının

hukuken mümkün olmadığı, Büyükşehir Belediyesi tarafından başvuruculara

bildirim yapıldıktan sonra 5216 sayılı Kanun'un 11. maddesinin vermiş olduğu

yetki çerçevesinde taşınmazın yıkılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir. Bu itibarla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

yasal dayanağını 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile 5216 sayılı Kanun'un 11.

maddesi oluşturduğundan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiştir.

ii. Meşru Amaç

44. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre

sağlığını korumanın ve çevre kirliliğini önlemenin devlet ve vatandaşların

ödevi olduğu belirtilmiştir. İnşa edilecek yapıların imar mevzuatına uygun

olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat hükümleri uyarınca

ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar hariç diğer yapıların

ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak teşekkülü; sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin

oluşturulması bakımından önem teşkil etmektedir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen,

sağlık ve çevre şartlarına uygunluğunun sağlanmasında ve buna ilişkin

düzenlemelerde kamu yararı bulunduğu kabul edilmelidir (Osman Yücel, B. No: 2014/4874, 15/6/2016,

§§ 82-84).

45. Somut olay bağlamında başvuruculara ait taşınmaz üzerindeki

yapının ruhsatı olmadığı gerekçesiyle yıkılmasının kamu yararına dayalı meşru

bir amacının bulunduğu açıktır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

46. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

47. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması, kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

48. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin

ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§ 38).

49. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

50. Çağdaş şehircilik ilkeleri çerçevesinde planlama ve imar

uygulamaları bakımından geniş takdir yetkileri bulunan kamu makamlarının bu

takdir yetkilerini zamanında, makul ve tutarlı bir biçimde kullanmaları

gerekmektedir. Kaçak olarak inşa edildiği anlaşılan yapının yıkımı için gerekli

imkânlara sahip olan idarenin uzun bir süre girişimde bulunmaması, üstüne söz

konusu yapının belediyecilik hizmetlerinden faydalandırılması bu binada

yaşayanlar için sosyal ortam ve aile çevresinin kurulmasına müsaade edildiği

anlamı taşımaktadır. Ancak yıkımı için hiçbir işlem tesis edilmeden makul

görülebilenden uzun bir süre boyunca binada yaşayan başvurucu ve ailesi

yönünden binanın kullanımının önemli bir ekonomik menfaat teşkil ettiği

kuşkusuzdur. Kamu makamlarının belirsizliğe yol açan edilgen tutumu karşısında

böyle bir durumun bir anda değişebileceğinin öngörülmesi de beklenemez (Benzer

yöndeki karar bkz. Rifat Algan, B. No: 2014/19138, 22/2/2018, §

51).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

51. Başvuruya konu olayda, başvuruculara ait taşınmaz üzerindeki

yapının imar mevzuatı yönünden ruhsata tabi olmasına rağmen kaçak olarak inşa

edildiğine dair iki ayrı tutanak tutulmuştur. Söz konusu tespitler üzerine

idari para cezası takdir edilmiş ve kaçak yapının yıkımına karar verilmiştir.

Daha sonrasında Büyükşehir Belediye Meclisince alınan kamulaştırma kararına

istinaden başvurucuların taşınmazı kamulaştırılmıştır. Taşınmazın kamulaştırma

bedeli başvuruculara ödenmesine rağmen taşınmaz üzerindeki yapının kaçak olduğu

ve hakkında yıkım kararı bulunduğu gerekçesiyle yapı bedeli ödenmemiş, bina

Büyükşehir Belediyesince yıkılmıştır.

52. Anayasa Mahkemesi daha önce çeşitli kararlarında binanın

ruhsatsız da olsa idare tarafından makul olmayan bir süre boyunca yıkımı

yönünde herhangi bir işlem yapılmadığı olaylarda öngörülemeyecek bir yıkım

sebebiyle tazminat ödenmemesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklediği sonucuna varmıştır (Ayşe Öztürk,

§§ 110-112; Rifat Algan, §§ 68-74).

53. Somut olayda da kamu makamlarınca binanın ruhsatsız olduğu

tespit edilmesine rağmen yıkım işlemi makul bir sürede gerçekleştirilmemiştir.

Bununla birlikte başvuruya konu olay çeşitli yönleriyle söz konusu

başvurulardan farklılaşmaktadır. Buna göre binanın yapımından hemen sonra ve

kamulaştırma kararından önce bina hakkında iki kez yıkım kararı alınmış ve

malikler hakkında idari para cezaları uygulanmıştır. İdare tarafından yıkım

kararı ve para cezaları başvuruculara tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla

başvurucular yönünden yıkım işleminin uygulanabileceği öngörülebilir

niteliktedir. Ruhsatsız olarak inşa edilen yapıların tespit edilerek ruhsata

bağlanmasının temin edilmesi mümkün olmadığı takdirde yıkımı kamunun genel

menfaatlerinin sağlanması adına idare açısından bir sorumluluk niteliğindedir.

Diğer taraftan, uyuşmazlık konusu taşınmazın heyelan bölgesinde bulunması

nedeniyle ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığı ve söz konusu yapının

yıkılmamasının insan sağlığı ve yaşamı ile çevre açısından tehlikelerinin

bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır.

54. Sonuç olarak planlama ve imar uygulamaları alanında kamu

makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında müdahalenin

belirtilen kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet haklarının korunması

arasında olması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve

müdahalenin ölçülü olmadığı söylenemez.

55. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucular

:

1. Halim

ALPER

2. Ömer

ALPER

Vekili

:

Av. Ersan

AKSU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7448, 10 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Şenol
  20. Alper
  21. Alper
  22. Aksu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7448
Tarih
10 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Yasemin Dinç Başvurusu (B. No: 2015/14796)
  • Sebahat Tuncel Başvurusu (B. No: 2017/23601)
  • Mustafa Kemal Çelik Başvurusu (B. No: 2015/20153)
  • Saliha Dere ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2132)
  • Rukiye Güven Başvurusu (B. No: 2015/11229)
  • Volkan Akyılmaz Başvurusu (B. No: 2015/14212)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.