İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yasemin Dinç Başvurusu (B. No: 2015/14796)

1. Başvuru, başvurucu ile çocuğu arasında kişisel (şahsi) ilişki

Başvuru No2015/14796Tarih10 Ekim 2018Okuma17 dk · 3.317 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yasemin Dinç Başvurusu

Karar tarihi
10 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/14796
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.317 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucu ile çocuğu arasında kişisel (şahsi) ilişki

kurulmasına yönelik hüküm içermeyen yabancı mahkemece verilmiş boşanma ilamının

tenfiz edilmesi nedeniyle aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, eşi ile 2003 yılında evlenerek Fransa'ya

yerleşmiştir. Başvurucunun oğlu Sefa Furkan 26/6/2005 tarihinde dünyaya

gelmiştir. Başvurucunun eşi ve çocuğunun aynı zamanda Fransa vatandaşlığı

bulunmaktadır. Başvurucu ile eşi 2009 yılında yaz tatillerini geçirmek amacıyla

oğullarıyla beraber Türkiye'ye gelmişlerdir.

A. Türkiye'de Açılan

Boşanma Davasına İlişkin Süreç

9. Başvurucu, Türkiye'de bulunduğu bu sırada 13/7/2009 tarihinde

eşi aleyhine Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) boşanma ve velayet

davası açmıştır.

10. Mahkeme, yargılama süresince geçerli olmak üzere çocuk Sefa

Furkan'ın geçici velayetini başvurucu anneye vermiş ve babası ile çocuk

arasında şahsi ilişki kurulmasına hükmetmiştir.

11. Başvurucunun eşi, çocuğuyla şahsi ilişki kurduğu sırada

çocuğu da yanına alarak Fransa'ya dönmüştür. Başvurucu, her ne kadar Mahkemeden

çocuğun yurt dışına çıkışının engellenmesi için 3/8/2010 tarihinde talepte

bulunmuş ve Mahkemece talep doğrultusunda 6/8/2010 tarihinde çocuğun yurt

dışına çıkmaması yönünde tedbir kararı verilmiş ise de başvurucunun eşi ile

çocuğunun başvurucunun talebinden önce 4/7/2010 tarihinde Fransa'ya gittikleri

yapılan yazışmalar sonucu anlaşılmıştır.

12. Başvurucunun eşi Fransa'ya döndükten sonra 23/9/2010

tarihinde başvurucu aleyhine boşanma ve velayet davası açmıştır (bkz. §§ 17-25 ).

13. Mahkeme 11/2/2010 tarihinde, başvurucu ile eşinin

boşanmalarına ve ortak çocuğun velayetinin başvurucu anneye verilmesine karar

vermiştir.

14. Anılan karar, başvurucunun eşi tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 2. Hukuk

Dairesince (Daire) tarafların boşanmalarına ilişkin Fransa Mahkemesince verilen

kararın Türkiye'de tanıma ve tenfizi yapılmak

suretiyle geçerli hâle geldiğinin belirtilmesinden sonra kesinleşmeyen söz

konusu kararın boşanma davasının sonucunu etkileyeceği değerlendirilerek

bekletici mesele yapılması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı 17/3/2015

tarihinde bozulmuştur.

15. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 3/7/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

16. Bozma ilamına uyan Mahkeme, tarafların boşanmalarına yönelik

kesinleşen Mahkeme ilamı bulunduğu gerekçesiyle 26/1/2016 tarihindedava

hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Anılan karar

temyiz edilmeksizin 20/4/2016 tarihinde kesinleşmiştir.

B. Fransa'da Açılan

Boşanma Davasına İlişkin Süreç

17. Başvurucunun eşi Fransa'ya döndükten sonra 23/9/2010

tarihinde başvurucu aleyhine Metz Asliye Hukuk

Mahkemesine (Fransa Mahkemesi) boşanma ve velayet davası açmıştır.

18. Fransa Mahkemesi, başvurucunun davaya bizzat veya vekili

aracılığıyla katılması amacıyla başvurucuya tebligat yapmıştır. Başvurucu

yargılamaya katılmamış ve kendisini vekille temsil ettirmemiştir. Başvurucu

sadece 22/11/2010 tarihinde cevap dilekçesi vererek eşi aleyhine Beyşehir Asliye

Hukuk Mahkemesinde boşanma ve velayet davası açtığını, davanın devam ettiğini

ve ortak çocukları olan Sefa Furkan'ı eşinin kaçırarak Fransa'ya götürdüğünü

belirtmiş, ayrıca bir talepte bulunmamıştır.

19. Fransa Mahkemesi 6/11/2011 tarihinde tarafların

boşanmalarına ve ortak çocuğun velayetinin başvurucunun eşi babaya verilmesine

karar vermiştir.

20. Fransa Mahkemesinin gerekçesinde; uluslararası hukuk

kurallarına göre iki farklı ülkede aynı dava açılmışsa bir mahkemenin diğer

mahkeme lehine her türlü yetkisinden feragat etmesi gerektiği, aksi hâlde

uluslararası hukuk kurallarının işleyeceği açıklanmıştır. Buna göre; başvurucu

ve eşinin 2004-2009 yılları arasında Fransa'da ikamet ettikleri, 2009 yılında

yaz tatili amacıyla Türkiye'ye gittiklerinden bir kaç

hafta sonra başvurucunun boşanma davası açtığı, dolayısıyla boşanma davasının

ortak ikametgâhın bulunduğu Fransa'da görülmesi gerektiğinden Beyşehir Asliye

Hukuk Mahkemesi lehine yetkiden feragat edilmemesi yönünde karar verildiği

belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun yargılamaya katılmadığı, çocukla ilgili

ikametgâhının transferi, ziyaret hakkı ve diğer tedbirler için talepte

bulunmadığı gözetilerek ortak çocuğun velayetinin sadece babaya verilmesinin

yanı sıra ziyaret talebiyle ilgili bilgi ve talep olmadığından bu hususta

ayrıca karar verilmediği ifade edilmiştir.

21. Fransa Mahkemesi tarafından verilen kararın Türkiye'de

tanınması ve tenfizi amacıyla başvurucunun eşi

tarafından Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesine 18/12/2013 tarihinde dava açılmıştır.

Başvurucu, eşi ile arasında devam eden boşanma davasının bulunduğunu ve tenfizi istenen kararın, anne ile çocuk arasında şahsi

ilişki tesisine dair bir hüküm içermediğinden kamu düzenine aykırılık teşkil

ettiğini iddia ederek Fransa Mahkemesince verilen kararın tanınmaması

gerektiğini belirtmiştir.

22. Mahkeme, davayı 21/5/2014 tarihinde kabul etmiştir. Kararda;

yabancı mahkeme ilamının tanınması ve tenfizi için

kanunun aradığı şartlardan olan, kendisine karşı tenfizi

istenen kişinin yabancı mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrılması yani savunma

hakkının ihlal edilmemesi şartının somut olayda yerine getirilmiş olduğu, yine

yabancı mahkemekararının Türkiye'nin münhasır

yetkisine giren bir konu ile ilgili de olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca,

başvurucunun şahsi ilişki tesisine yönelik Mahkemeden bir talepte bulunmadığı

gibi verilen Mahkeme kararını temyiz de etmediği ve bu hâliyle kararın

kesinleştiği tespit edilmiştir. Öte yandan başvurucunun çocuk ile kendisi

arasında şahsi ilişki tesisini her zaman dava yolu ile talep edebileceği, bu

durumun, yabancı mahkeme ilamının tanınması ve tenfizi

önünde engel teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Çocuğun izinsiz olarak yurt

dışına götürülmesi durumu kabul edilmiş ancak bu durumun yabancı mahkeme

ilamının tanınması ve tenfizi açısından engel teşkil

etmeyeceği ifade edilmiştir. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirilerek Fransa

Mahkemesince verilen kararın tenfizi için yasal

şartların oluştuğu kanaatine varıldığı açıklanmıştır.

23. Başvurucu tarafından yapılan temyiz istemi, Dairenin

17/3/2015 tarihli kararıyla karar düzeltme istemi 25/6/2015 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

24. Nihai karar başvurucuya 29/7/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

25. Başvurucu 25/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. Çocuğun Kaçırılması ve

Alıkonulmasına İlişkin Süreç

26. Başvurucu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına 18/8/2010

tarihinde başvurarak çocuğunun 25/11/1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın

Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi) çerçevesinde tarafına

iadesi için işlemlerin başlatılmasını talep etmiştir.

27. Başvurucunun talebinin ne şekilde değerlendirildiği başvuru

dosyasına yansımamakla birlikte Fransa Mahkemesince boşanma ve velayete yönelik

verilen karar gerekçesinde, Lahey Sözleşmesi kapsamında başvurucuya 2/3/2012

tarihinde tebligat yapıldığı, başvurucunun vekili aracılığıyla 11/4/2012 tarihli

beyanıyla Türkiye'de boşanma davasının açıldığını belirttiği bilgisine yer

verilmiştir.

28. Diğer taraftan başvurucu Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığına

21/10/2010 tarihinde eşinin çocuk kaçırma ve çocuğun alıkonulması suçunu

işlediği iddiasıyla şikâyetçi olmuştur. Beyşehir Sulh Ceza Mahkemesinin

12/2/2013 tarihli kararıyla başvurucunun eşi hakkında mahkûmiyete hükmedilerek

verilen hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Anılan karar 25/6/2013 tarihinde

kesinleşmiştir.

29. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çocuğun

kaçırılması ve alıkonulması suçunu işlediği iddiasıyla başvurucunun eşi

hakkında Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmıştır. Asliye Ceza

Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda başvurucunun eşi hakkında

19/3/2014 tarihinde mahkûmiyete hükmedilerek verilen hükmün açıklanması geri

bırakılmıştır. Anılan karar 4/9/2014 tarihinde kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

30. 12/12/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk

ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un ''Tenfiz şartları''kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

''(1) Yetkili mahkeme tenfiz

kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:

a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği

devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk

mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün

kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.

b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır

yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi

şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı

hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.

c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı

bulunmaması.

ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz

istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış

veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde

gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan

birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk

mahkemesine itiraz etmemiş olması."

31. 22/11/2007 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Hâkimin takdir yetkisi" kenar

başlıklı 182. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar

verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında

ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın

haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen

eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık,

eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve

eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır."

32. 4721 sayılı Kanun’un "Kural"

kenar başlıklı 323. maddesi şöyledir:

''Ana ve babadan her biri, velâyeti altında

bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki

kurulmasını isteme hakkına sahiptir.''

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

33.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme)

“Özel ve aile hayatına saygı hakkı”

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

34. Türkiye açısından 14/10/1990 tarihinde imzalanan ve

27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren 20/11/1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 9.

maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

"(1)Yetkili

makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak,

ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf

Devletler, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını

güvence altına alırlar. Ancak, ana–babası tarafından çocuğun kötü muameleye

maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana–babanın

birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla

karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.

(2)Bu maddenin

birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme

katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.

(3)Taraf Devletler,

ana–babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi

yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde

kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler."

2. Uluslararası İçtihat

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Sözleşme'nin 8.

maddesi kapsamında devletin pozitif yükümlülüklerinin bir ebeveynin çocuğuyla

bir araya gelmesini sağlamak için kamu makamlarının gerekli tedbirleri alma

yükümlülüğünü kapsadığını kabul etmektedir. AİHM'e

göre bu yükümlülük, ayrıca çocukla kişisel ilişki ve çocuğun ikametgâhına

ilişkin ebeveynler ve/veya çocuğun ailesinin diğer üyeleri arasında doğan

anlaşmazlıklar bakımından da geçerlidir (Manic/Litvanya,

B. No: 46600/11, 13/1/2015, § 101).

36. AİHM'e göre ebeveyn ile çocuk

arasındaki şahsi ilişkinin konu edildiği davalarda çocuğun menfaatlerinin diğer

tüm hususlardan üstün tutulması gereklidir. Mahkemeye göre bu menfaatin iki

yönü bulunmaktadır. İlk olarak çocuğun üstün menfaati sağlıklı bir ortamda

gelişmesinin sağlanmasını içermektedir, bu nedenle Sözleşme'nin 8. maddesi hiç bir koşulda ebeveynin çocuğun sağlığına ve gelişimine

zarar verebilecek davranışlarını korumaz. İkinci olarak çocuğun üstün

menfaatlerine aykırı olmadıkça ailesi ile bağlarını sürdürmesi çocuğun

hakkıdır. Bu bağlamda çocuğun aile bağları ancak istisnai durumlarda

koparılabilir ve aile bağlarının koptuğu durumlarda, çocuğun üstün menfaati

kişisel ilişkinin sürdürülmesi ve koşullar uygun olduğunda ailenin yeniden bir araya

gelmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını gerektirir (Gnahore/Fransa, B. No: 40031/98,19/9/2000, § 59).

37. AİHM kararlarında aile bağlarının sürdürülmesi konusunda

kamu makamlarına düşen yükümlülüğün mutlak olmadığı, her olayın özel koşullarına

bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamının farklılaşabileceği

belirtilmiştir. AİHM'e göre kamu makamlarınca konuyla

ilgili tüm tarafların hukuki menfaatlerinin gözetilmesi, özellikle çocuğun

üstün menfaati dikkate alınarak tarafların menfaatleri arasında adil bir denge

kurulması gerekmektedir (M.P. ve

diğerleri/Bulgaristan, B. No: 22457/08, 15/11/2011, § 128).

38. Sözleşme’nin 8. maddesi, ebeveynin çocuğu ile yeniden

birleşmesini sağlayacak önlemlerin alınmasını talep etme hakkının yanı sıra

ulusal makamların bu önlemleri alma yükümlülüğünü de kapsamaktadır. Bu

husustaki belirleyici husus, ulusal makamların uygulamadaki mevzuat ya da

mahkeme kararlarıyla ebeveyne tanınan velayet, ziyaret ya da birlikte yaşama

hakkının icrasını kolaylaştırmada kendilerinden beklenilen bütün makul

önlemleri alıp almadığıdır (Hokkanen/Finlandiya, B. No: 19823/92, 23/9/1994, §

55).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 10/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu; eşi aleyhine Türkiye'de açtığı boşanma davası

devam ederken eşinin çocuğu kaçırarak Fransa'ya götürdüğünü, akabinde eşinin

Fransa'da kendisi aleyhine boşanma ve velayet davası açtığını, Fransız yargı

mercilerine derdestlik itirazında bulunmasına rağmen

itirazının kabul edilmediğini beyan etmiştir. Fransa Mahkemesi tarafından

çocuğunun velayetinin babasına verildiğini belirten başvurucu, kendisi ile

çocuğu arasında şahsi ilişki kurulmasına yönelik hüküm barındırmayan söz konusu

kararın kamu düzenine aykırı olmasına rağmen tenfiz

edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde, başvurucunun birçok çağrıya rağmen

Fransa Mahkemelerindeki yargılamaya katılmadığı, çocuğuyla kişisel ilişki

kurulması yönünde talebi olmadığı gibi kararı da temyiz etmediği vurgulandıktan

sonra, hükmün tenfizi aşamasında hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmesi Fransa Mahkemesindeki aleyhe sonuçları lehine döndürme

çabası olarak değerlendirilmiştir. Görüşte ayrıca, kişisel ilişki ve ziyaret

ile ilgili kurulmuş bir hüküm olmadığından başvurucunun bu konuda her zaman

talepte bulunabileceği, öte yandan diğer iddiaların yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu ve Mahkeme kararında bariz takdir hatasından söz edilemeyeceği

yönünde değerlendirmeye yer verilmiştir.

B. Değerlendirme

42. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

43. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

44. Anayasa’nın "Ailenin

korunması ve çocuk hakları" kenar başlıklı 41. maddesi

şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler

arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle

ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını

sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,

yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan

ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı

çocukları koruyucu tedbirleri alır."

45. Velayet hakkına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin

uyuşmazlıklar, adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına sıklıkla konu

olmakla birlikte sürecin ivedi olarak yürütülmesi de dâhil olmak üzere ilgili

prosedürlere ilişkin işlem ve eylemlerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında

meydana getirdiği sonuçlar dikkate alındığında söz konusu iddiaların aile

hayatına saygı hakkı bağlamında ele alınması uygun görülmektedir (Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 82; M.M.E.

ve T.E., B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 137).

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tenfizine

karar verilen yabancı mahkeme ilamına göre çocuğunun velayetinin babasına

verilerek kendisi ile çocuğu arasında şahsi ilişki kurulmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının aile hayatına saygı

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

48. Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri; anne baba ve çocuk

arasındaki bağın devamlılığını sağlamak üzere tedbirler alınmasını isteme

hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü

içermektedir. 41. maddede her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve

babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve ilişkiyi sürdürme hakkına sahip

olduğu açıkça belirtilmektedir (Serpil

Toros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016, § 67; Selim Adıyaman, B. No: 2013/8846, 9/3/2016, § 45).

49. Ebeveyn ile çocukların birlikte yaşama istekleri, aile

hayatının vazgeçilmez bir unsuru olup anne ve baba arasında ortak yaşamın

kurulamaması veya hukuken ya da fiilen sona ermiş olması aile hayatını ortadan

kaldırmaz. Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile hayatının, anne ve babanın birlikte

yaşamamaları veya ortak yaşama son vermelerinin ardından da devam edeceği açık

olup anne, baba ve çocuğun aile hayatlarına saygı hakkı belirtilen durumlarda

ailenin yeniden birleştirilmesine yönelik tedbirleri de içermektedir. Söz

konusu yükümlülük, ebeveyn veya diğer aile bireyleri arasındaki velayet ve

kişisel ilişki tesisine ilişkin uyuşmazlıklar için de geçerlidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015,

§ 25).

50. Öte yandan mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları

çözmek, öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır.

Çocuğun üstün yararı başvuru konusu dava açısından en önemli unsur olup olayın

tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece mahkemelerinin olayın

koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu da

tartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun

Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır.Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derece

mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetlemekte ve özellikle mahkemelerin

kişisel ilişki kurulmasına ve velayete ilişkin mevzuat hükümlerini yorumlayıp

uygularken Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip

gözetmediğini incelemektedir (M.M.E. ve

T.E., § 135).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

51. Başvurucu, eşi ve çocuğuyla birlikte Fransa'da yaklaşık beş

yıl birlikte yaşadıktan sonra tatil amacıyla Türkiye'ye geldiğinde eşi aleyhine

boşanma ve velayet davası açmıştır. Dava süresi boyunca çocuğun geçici velayeti

başvurucuya verilmiş, başvurucunun eşi ile çocuğu arasında kişisel ilişki

kurulmasına karar verilmiştir. Söz konusu karar nedeniyle ortak çocuk belirli

bir süreliğine başvurucunun eşine teslim edilmiştir. Başvurucunun eşi, bu süre

zarfında başvurucunun bilgisi ve rızası olmaksızın çocuğunu da yanına alarak

Fransa'ya dönmüş ve burada başvurucu aleyhine boşanma ve velayet davası

açmıştır.

52. Başvurucu, çocuğunun Lahey Sözleşmesi kapsamında

kaçırıldığını iddia ederek Türk idari makamlardan iade talebinde bulunmuş,

ayrıca eşinin çocuk kaçırma suçunu işlediğini ileri sürerek eşi hakkında

şikâyetçi olmuştur. Yapılan yargılamalar sonucu başvurucunun eşi çocuk kaçırma

suçundan mahkûm edilmiş, bu mahkûmiyetlere dair hükümlerin açıklanması geri

bırakılmıştır. Ancak başvuru dosyasına herhangi bir bilgi yansımadığından

çocuğun iadesine dair başvurucunun talebine ilişkin süreç bilinmemektedir.

53. Fransa Mahkemesi başvurucuya davaya katılması hususunda

çağrı yapmış, başvurucu yargılamaya sadece cevap dilekçesi göndererek katılmayı

tercih etmiştir. Başvurucunun cevabında boşanma veya velayete ilişkin bir talep

yer almamış, yalnızca Türkiye'de açılan boşanma davasının bulunduğu ve ortak

çocuğun babası tarafından kaçırılarak Fransa'ya götürüldüğü bilgisine yer

verilmiştir.

54. Fransa Mahkemesi başvurucu ve eşinin ortak ikametgâhının

Fransa olması nedeniyle boşanma ve velayet davasında kendisini yetkili görerek

tarafların boşanmalarına ve velayetin çocuğun ikametgâhı olan Fransa'da yaşayan

babasına verilmesine karar vermiştir. Anılan kararda Fransa Mahkemesi velayet

hususunda annenin velayete ilişkin talebinin olmadığını da gözeterek babayı

veli olarak atamıştır. Aynı sebeple annenin çocuğu ziyaret ve benzeri tedbir

taleplerinin bulunmadığını belirterek başvurucu ile çocuk arasında kişisel

ilişki hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

55. Fransa Mahkemesi tarafından verilen karar başvurucunun

eşinin talebi üzerine Türk mahkemeleri tarafından tanınarak tenfiz

edilmiştir. Başvurucu, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına

yönelik hüküm içermediğinden tenfize konu mahkeme

kararının aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

56. Yukarıda açıklandığı üzere çocuğun üstün menfaatine aykırı

olmamak koşuluyla anne veya baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması

ana kuraldır. Bu kuralın istisnaları var olmakla birlikte her somut olayın

koşulları çerçevesinde mahkemelerce yapılan değerlendirme, Anayasa'da güvence

altına alınan aile hayatına saygı hakkı yönünden sorun oluşmadığı müddetçe

Anayasa Mahkemesinin denetimi dışındadır.

57. Şüphesiz ki devletin aile hayatına saygı hakkı yönünden

üstlendiği yükümlülükler ancak ülke içinde idari ve yargısal merciler

tarafından gerçekleştirilen durumlar söz konusu olduğu takdirde mümkündür.

Diğer bir ifadeyle başka devletlerin yargısal kararları sonucu bireylerin aile

hayatlarına yapılan müdahalelerde, egemenlik yetkisi kapsamında kalmayan

devletin herhangi bir yükümlülüğünden söz edilemez.

58. Bu bağlamda Fransız Mahkemesi tarafından başvurucunun aile

hayatına ilişkin verilen kararın, Anayasa'nın 20. maddesinde sağlanan güvenceler

bakımından Anayasa Mahkemesince denetlenmesi mevzu bahis değildir.

Değerlendirme, sadece Fransız Mahkemesince verilen kararın ülke içinde infaz

edilmesinin aile hayatına saygı hakkı bakımından güvenceleri aktif hâle

getirerek devletin bu husustaki pozitif yükümlülüklerine aykırı davranıp

davranmadığı tespit etmekten ibarettir.

59. Yabancı mahkeme ilamlarının tenfiz

edilmeleri, mahkemeler tarafından ilgili kanunda düzenlenen şartlara

uygunluğunun denetiminden ibarettir. Bu bağlamda sınırlı sayıda öngörülen

şartların varlığı hâlinde mahkemelerce başkaca bir değerlendirme yapılmaksızın

karar verilmektedir. Başvuruya yansıyan olayda da Mahkeme, Fransa Mahkeme

kararının kanuni koşulları sağladığını tespit ederek tenfizine

karar vermiştir. Başvurucunun tenfiz edilen kararın

kamu düzenine aykırılık dışında kanuni koşulları taşımadığı iddiası

bulunmamaktadır. Başvurucu anılan bu iddiasını da çocuğuyla şahsi ilişki

kurulmamasına dolayısıyla aile hayatına saygı hakkına aykırı olduğuna

dayandırmaktadır.

60. Tenfiz edilen karar nedeniyle

başvurucu ile çocuğu arasında şahsi ilişki kurulmamış ise de bu ilişkiyi

yasaklayan herhangi bir hüküm mevcut değildir. Sadece başvurucunun bu yöndeki

talebi tespit edilemediğinden mevcut durum itibarıyla ilişki kurulması kararı

alınmamıştır. Türk Mahkemesinin yetkisinin Fransız Mahkemesi kararının ülke

içinde infaz edilip edilmemesiyle sınırlı olduğu, bu durumda şahsi ilişki

hakkında ayrıca karar verme olağanının bulunmaması da gözetildiğinde verilen tenfiz kararıyla aile hayatına saygı hakkının ihlal

edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

61. Öte yandan anne ve babanın çocukla kişisel ilişki kurulması

yönündeki talepleri mahkemelerce her zaman incelebilen talepler arasındadır.

Dolayısıyla başvurucunun çocuğuyla kişisel ilişki kurulması talebi bulunduğu

takdirde boşanma veya velayet davasından bağımsız olarak mahkemelerce

değerlendirilebileceği de dikkate alındığında bu aşamada aile hayatına saygı

hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerine aykırı davrandığını söylemek

henüz mümkün değildir.

62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Elif

ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu : Yasemin DİNÇ Vekili : Av. Nafi HELİMOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14796, 10 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Türkiye'de Açılan
  7. B. Fransa'da Açılan
  8. C. Çocuğun Kaçırılması ve
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tenfizine
  16. A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile
  18. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Kömürcü
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. Çelikdemir Ankıtcı
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14796
Tarih
10 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Sebahat Tuncel Başvurusu (B. No: 2017/23601)
  • Mustafa Kemal Çelik Başvurusu (B. No: 2015/20153)
  • Saliha Dere ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2132)
  • Rukiye Güven Başvurusu (B. No: 2015/11229)
  • Volkan Akyılmaz Başvurusu (B. No: 2015/14212)
  • Hasan Gülbahar Başvurusu (B. No: 2014/17112)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.