İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayrettin Bülent Tarakçıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/4559)

1. Başvuru 12 Eylül 1980 döneminde yasa

Başvuru No2013/4559Tarih23 Mart 2016Okuma11 dk · 2.231 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayrettin Bülent Tarakçıoğlu Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/4559
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.231 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru 12 Eylül 1980 döneminde yasa

dışı örgüt üyeliği suçlaması ile gözaltına alınarak tutuklanan ve hakkında dava

açılarak yargılanan başvurucunun, maruz kaldığını iddia ettiği işkence ve kötü

muamelelerden dolayı Anayasa'nın geçici 15.maddesinin yürürlükten kalkması

üzerine ilgili kamu görevlileri hakkındaki şikâyeti nedeniyle yapılan

soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, adil yargılanma hakkının, işkence, eziyet ve

insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 20/6/2013 tarihinde İstanbul

Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. 24/12/2013 tarihinde 2013/4560

numaralı bireysel başvuru dosyasının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle

2013/4559 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve

incelemenin 2013/4559 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden

yürütülmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca

31/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY

VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade

edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, İstanbul Sıkıyönetim

Komutanlığı Askerî Savcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında yasa dışı örgüt

mensubu olduğu gerekçesiyle 1/11/1981 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanmış;

14/1/1983 tarihinde tahliye edilmiştir. Başvurucu hakkında devam eden yargılama

sonunda İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 29/7/1986 tarihli

ve E.1986/2, K.1986/178 sayılı kararıyla beraat kararı verilmiştir.

7. Başvurucu gözaltına alındığında ilk

olarak Gayrettepe'de bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülerek sorguya

çekildiği, elleri ve gözleri bağlı olarak tutulduğu, kendisine yumruk ve

sopalarla dayak atıldığı, tehdit edildiği, ağzına silah sokulduğu, genital bölgesi ile oynandığı, yirmi altı gün sonra Emniyet

Müdürlüğünden Selimiye Kışlası’na götürüldüğü, burada da çıplak vaziyette kötü

şartlarda tutulduğu daha sonra Beykoz'da bulunan bir cezaevine götürülerek

buradaki olumsuz koşullarda tutulduğu iddiasıyla polis memurları ve askerî

yetkililer hakkında 3/2/2012 tarihinde Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına

şikâyette bulunmuştur.

8. Şikâyet nedeniyle Cumhuriyet savcısı

tarafından başvurucunun ifadesi alınmıştır. İfade tutanağının ilgili kısımları

şöyledir:

"...

1980 darbe sürecinde 1

Kasım gecesi evimden alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğünün o tarihte

Gayrettepe'de bulunan şubesine götürüldüm. Gerek yolda gerekse şubede darp

edildim. Gözlerim bağlandı. Hücreye tıkıldım. İki görevliden birisi genital bölgemi oynuyor, diğeri kulağıma üflüyor ve ağzıma

tabanca sokuyordu. Psikolojik baskı ile 26 gün boyunca sorguladılar.

26 Kasım 1981

tarihinde Üsküdar Selimiye Kışlasına getirildim. Karanlık pis bir yere attılar.

Örgüt üyesi olmadığımı söyledim. Askeri Hakim yüzüme

bakarak 'doktor bey sizi tutuklamak zorundayım' dedi ve tutukladı, 5 yıl hapis

cezasına mahkum edildim. Daha sonra yaptığım temyiz üzerine suçsuzluğuma karar

verildi ve bana tazminat ödendi. Eylemleri gerçekleştiren bana işkence ve

eziyette bulunan haksız olarak tutuklanmamı sağlayan o tarihte Selimiye

Kışlasında görevli rütbeli rütbesiz subay, astsubay ve erlerden ve hakim üsteğmenden şikâyetçiyim.

Üçüncü olarak ta

Beykoz'un üst tarafında bulunan tutuk evine götürüldüm ve 14 Ocak 1983 tarihine

kadar burada tutuklu kaldım. .... "

9. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca

şikâyet hakkında yetkisizlik kararı verilerek soruşturma dosyası İstanbul ve

Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmiştir. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının şikâyet konusunda arşiv araştırmalarında başvurucunun gözaltına

alınmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yapılan

itiraz, Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/4/2013 tarihli ve 2013/998

Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca

da şikâyet hakkında 25/1/2013 tarihli ve S.2013/693 sayılı kararı ile zamanaşımı

süresinin dolması nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Olayın oluş şekli,

mevcut delil durumu ve tüm evrak kapsamı itibariyle şüpheliye atılı suçun lehe

olan 765 sayılı TCK'nın 243/1 maddesine temas ettiği, atılı suçla ilgili olay

tarihi itibariyle, TCK'nın 243/1 maddesindeki ceza miktarının 5 seneye kadar

ağır hapis cezasını gerektirdiği, ve atılı suçla ilgili 5 yıllık asli

zamanaşımı süresinin zamanaşımını kesen bir sebep bulunmaması dikkate alınarak

lehe olan 765 sayılı TCK'nın 102/4 maddesine göre dolduğu, atılı suçla ilgili

TCK'nın 243/1 maddesindeki 4449 sayılı Kanunun 1. Maddesi ile 26/8/1999

tarihinde yapılan değişikle TCK'nın 243/1 maddesindeki ceza miktarının 8 seneye

kadar ağır hapis cezasını gerektirdiği, bu ceza miktarına göre dahi atılı suçla

ilgili 10 yıllık asli zamanaşımı süresinin zamanaşımını kesen bir sebep

bulunmaması dikkate alınarak lehe olan765 sayılı TCK'nın 102/3 maddesine göre dolduğu

anlaşıldığından...

..."

10. Başvurucunun Beykoz Cumhuriyet

Başsavcılığının 25/1/2013 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına

itirazı İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/4/2013 tarihli ve 2013/428 Değişik

İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, ret kararını 30/5/2013

tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir.

11. Başvurucu 20/6/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

1. Anayasa

12. Anayasa’nın mülga geçici 15. maddesi

şöyledir:

"12

Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük

Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde,

yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla

kurulu Millî Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş

hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma

Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî

veya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir

yargı merciine başvurulamaz.

Bu karar ve

tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce

uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar

hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır."

2. İlgili

Ceza Kanunları

13. 13/3/1926 tarihli ve 765 sayılı

mülga Türk Ceza Kanunu’nun zamanaşımı sürelerini düzenleyen 102. maddesi

şöyledir:

"Kanunda

başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku

amme davası:

1- Ağırlaştırılmış

müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını

müstelzim cürümlerde yirmi sene,

2- Yirmi seneden aşağı

olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,

3- Beş seneden ziyade

ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim

cürümlerde on sene,

4- Beş seneden ziyade

olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya

hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve

ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,

5- Bir aydan ziyade

hafif hapis veya otuz liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde

iki sene,

6- Bundan evvelki bendlerde beyan olunan mikdardan

aşağı cezaları müstelzim kabahatlerde altı ay geçmesile

ortadan kalkar.

Bu kanunun ikinci

kitabının birinci babında yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbed yahud muvakkat ağır hapis

cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında

işlenmesi halinde dava müruru zamanı yoktur."

14. 765 sayılı mülga Kanun’un zamanaşımını kesen sebepleri

düzenleyen 104. maddesi şöyledir:

"Hukuku amme

davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama,

tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar

huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına

dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame

ile kesilir.

Bu halde müruru zaman,

kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen

muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en

sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci

maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesi ile baliğ olacağı

müddetten fazla uzatamaz."

15. 765 sayılı mülga Kanun’un 243. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Bir kimseye

cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya

bir tanığın olayları bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını

önlemek için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi

sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya

gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu

görevlilerine sekiz yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu

hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilir."

16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun "Zaman bakımından

uygulama" kenar başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suçun

işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren

kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz

olunur."

IV. İNCELEME

VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu; 12 Eylül 1980 döneminde

haksız şekilde gözaltına alınarak tutuklandığını, bu süreçte işkenceye maruz

bırakıldığını, suçlamaları kabul etmesi için kendisine baskı yapıldığını,

hakkında dava açıldığını ve yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini,

Anayasa'nın geçici 15. maddesi kaldırılması ile kendisine kötü muamele ve

işkence yapan şahısların cezalandırılması amacıyla Savcılığa başvurduğunu,

Savcılıkça söz konusu şikâyeti hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiğini belirterek Anayasa’da güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının, adil yargılanma hakkının ve işkence yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvurucunun iddiaları haksız

şekilde gözaltına alınarak tutuklandığı, işkenceye maruz bırakıldığı,

suçlamaları kabul etmesi için kendisine baskı yapıldığı ve kendisine işkence ve

kötü muamelede bulunan şahısların cezalandırılması amacıyla yapılan şikâyet

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek adil yargılanma hakkının,

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve işkence yasağının ihlal edildiği

hususlarına ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlaline

yönelik şikâyetler işkence ve kötü muamele yasağının usul boyutu ile ilgili

olması nedeniyle başvurucunun bütün iddiaları, Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı ile kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, somut delil olmadan

gözaltına alındığını ve yaklaşık üç yıl haksız şekilde tutuklu kaldığını

belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

22. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından

yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme

karşısında anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

23. Somut olayda başvurucu, isnat edilen

suç kapsamında 1/11/1981 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanmış; 14/1/1983

tarihinde de tahliye edilmiştir. Başvurucu tahliye edildiği 14/1/1983

tarihinden sonra ihlal iddiasının dayanağı olan tutulma işlemine karşı herhangi

bir hukuk yoluna başvurmamıştır. Bu nedenle tutukluluk hâlinin sona erdiği

14/1/1983 tarihini en son karar tarihi olarak almak gerekir. Bu tarih ise

bireysel başvurular için Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

başladığı 23/9/2012 tarihinden öncedir.

24. Açıklanan nedenlerle başvurucunun

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önceye ait olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. İşkence

ve Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucunun iddiaları ve başvuruya

konu soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda

değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte kanıt unsuru

içermemektedir. Bu nedenle başvurucunun işkence iddialarının sağlıklı bir

şekilde değerlendirilebilmesi ancak devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü

gerektiği gibi yerine getirip getirmediğinin tespiti ile mümkün olabileceğinden

kabul edilebilirlik incelemesinin de Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altında alınan işkence yasağının usul boyutu ile sınırlı

olarak yapılması gerekli ve yeterli görülmüştür.

26. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Mahkeme, ...

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

27. Başvurucu gözaltına alındığı

1/11/1981 tarihinden tahliye edildiği 14/1/1983 tarihine kadar kolluk

görevlilerinin kendisine işkence yaptığını ileri sürmektedir. Başvurucu bu

iddialarını 3/2/2012 tarihine kadar yetkili herhangi bir soruşturma mercii önüne

taşımaksızın beklemek suretiyle pasif bir tutum sergilemiştir. Başvurucu, iddia

edilen olayın meydana geldiği tarihten itibaren otuz yılı aşkın bir süre

geçtikten sonra etkili bir soruşturma yapılmasının mümkün olamayacağı bir

aşamada işkence iddialarını soruşturma makamlarının bilgisine sunmuştur.

Başvurucunun şikâyeti üzerine soruşturmaya başlayan Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından başvurucunun ifadesi alınarak gerekli yazışmalar yapıldıktan sonra "...atılı suçla ilgili TCK'nın 243/1 maddesindeki 4449

sayılı Kanunun 1. Maddesi ile 26/8/1999 tarihinde yapılan değişikle TCK'nın

243/1 maddesindeki ceza miktarının 8 seneye kadar ağır hapis cezasını

gerektirdiği, bu ceza miktarına göre dahi atılı suçla ilgili 10 yıllık asli

zamanaşımı süresinin zamanaşımını kesen bir sebep bulunmaması dikkate alınarak

lehe olan 765 sayılı TCK'nın 102/3 maddesine göre dolduğu..."

gerekçesine dayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

28. Her ne kadar başvurucu, işkence

iddiaları ile ilgili olarak Anayasa'nın geçici 15. maddesinin sorumlular

hakkında şikâyetçi olmasını engellediğini ileri sürmekte ise de benzer

şikâyetlerin, Anayasa'nın geçici 15. maddesine dayanılarak reddedildiğine dair

herhangi bir karar ve işlem örneği ibraz etmemiştir.

29. Kaldı ki geçici 15. maddenin lafzı

incelendiğinde “12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi” sonrasında oluşturulan

hükûmetin veya Meclisin karar ve tasarruflarını yerine getiren kişi ve

organları güvence altına aldığı, kamu görevlilerine işledikleri kişisel suçlar

bakımından koruma sağlamadığı anlaşılmaktadır (Zeycan

Yedigöl [GK], B. No: 2013/1566,

10/12/2015, § 41).

30. Bu çerçevede 3/2/2012 tarihli

şikâyet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda işkence, eziyet veya insan

haysiyeti ile bağdaşmayan muamele iddialarının gerçekliğinin tespitinin ve

varsa sorumluların belirlenerek etkili bir biçimde cezalandırılmalarının

sağlanamamış olmasında iddia edilen olay tarihi ile soruşturmanın başlatıldığı

tarih arasında geçen otuz yılı aşkın sürenin etkili olduğu kuşkusuzdur. Anılan

sürede başvurucunun, işkence iddialarını etkili soruşturma yürütülmesinin

mümkün olduğu bir dönemde bu konuda herhangi bir engelleyici durum söz konusu

olmamasına rağmen soruşturma makamlarının önüne taşımamış olmasından soruşturma

makamlarının sorumlu tutulması ve dolayısıyla işkence yasağı bağlamında devlet

tarafından etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin kabul edilmesi

mümkün değildir.

31. Belirtilen nedenlerle Anayasa'nın

17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan etkili soruşturma

yükümlülüğünün ihlal edilmediği açık olduğundan, başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin PATIRAMAN

Başvurucu

:

Hayrettin Bülent TARAKÇIOĞLU

Vekili

:

Av. Sacit

KAYASU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4559, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay
  8. Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme
  12. Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Kayasu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4559
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Can İpçi Başvurusu (B. No: 2014/8580)
  • Lokman Ateş Başvurusu (B. No: 2013/7920)
  • Hamit Yıldız ve Halit Yıldız Başvurusu (B. No: 2013/7720)
  • Mustafa Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/8663)
  • Gülli Dağhan ve Mehmet Nesih Dağhan Başvurusu (B. No: 2013/1951)
  • Şebap Bayam ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5769)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.