İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayrettin Kibar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2328)

1. Başvurucular, tabi oldukları

Başvuru No2013/2328Tarih10 Mart 2015Okuma13 dk · 2.668 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayrettin Kibar Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/2328
R.G. Tarih- Sayı
6/6/2015-29378
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.668 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, tabi oldukları

toplu iş sözleşmesi gereği yapılan %10’luk ücret zammının daha sonra imzalanan

bir protokolle kaldırıldığını, ayrıca maaşlarından hukuka aykırı kesintiler

yapıldığını ileri sürerek açtıkları alacak davalarının reddedilmesi ve

yargılamaların makul süreyi aşması nedenleriyle adil yargılanma, mülkiyet ve

çalışma haklarının ihlal edildiğini belirterek, yargılamanın yenilenmesi ve

manevi zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 5/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona

sunulmalarına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyon tarafından, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyaların Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından, kabul

edilebilirlik ve esas incelemelerinin birlikte yapılmasına ve dosyaların bir

örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 7/8/2013, 25/9/2013 ve 27/9/2013 tarihli yazıları

başvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular yasal süresi içinde karşı

beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuşlardır.

6. Başvurucu Hayrettin Kibar

tarafından yapılan 2013/2328 sayılı bireysel başvuru dosyası, Cemil Güçcükbayrak tarafından yapılan 2013/2329 sayılı bireysel

başvuru dosyası, Yüksel Açıkgöz tarafından yapılan 2013/2330 sayılı bireysel

başvuru dosyası ve Bülent Eren tarafından yapılan 2013/2331 sayılı bireysel

başvuru dosyası, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmiş, incelemeye

2013/2328 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam edilmiştir

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular, tabi oldukları

5. Dönem Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinde öngörülen %10’luk zammın yapılan bir

protokolle kaldırıldığını ve ücretlerinde indirime gidildiğini, ayrıca

maaşlarından “ön teşhis sağlık merkezi

sandığı” ve “spor yardımı”

başlıkları altında hukuka aykırı birtakım kesintiler yapıldığını belirterek, 1/3/2007 ve 22/2/2007 tarihlerinde işveren Kardemir Karabük

Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. aleyhine alacak davası açmışlardır.

9. Karabük İş Mahkemesi, 23/7/2013 tarihinde verdiği E.2007/123, K.2010/124;

E.2007/71, K.2010/119; E.2007/45, K.2010/113 ve E.2007/47, K. 2010/114 sayılı

kararlarıyla; yürürlükteki toplu iş sözleşmesinde değişiklik yapılması,

sözleşme ile kabul edilen bir kısım hakların kaldırılması ya da eksiltilmesinin

mümkün olduğu, yapılan değişikliklerin ileriye dönük olarak geçerlilik

kazandığı, davacı işçilerin uzun süre, yapılan bu değişikliği kabul ederek ve

itiraz etmeksizin ücretlerini aldıkları, işçi ücretlerinden yapılan

kesintilerin ise sendika üyelik aidatı adı altında yapılmadığı ve bu kesintiler

karşısında çalışanlara bir kısım ayrıcalıklar tanındığı, davacıların

ayrıcalıklardan yararlanmak istemediklerine ilişkin başvuruları da bulunmadığı,

bu sebeple kesintilerin hukuka uygun olduğu ve davacıların alacakları

bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddine hükmetmiştir.

10. Başvurucuların temyizi

üzerine kararlar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/1/2013

tarih ve E.2010/41203, K.2013/3120 sayılı, 30/1/2013 tarih ve E.2010/41173,

K.2013/3513 sayılı, 30/1/2013 tarih ve E. 2010/41172, K. 2013/3512 sayılı, 7/2/2013 tarih ve E.2010/41838, K.2013/4574

sayılı kararları ile onanmıştır.

11. Onama kararları

başvuruculara, 8/3/2013 ve 21/3/2013 tarihlerinde

tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucular, 5/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası,

30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci

fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (bkz. B.No:

2013/5468, 18/6/2014, §§ 12–17)

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

5/4/2013 tarih ve 2013/2328 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

15. Başvurucular, tabi oldukları toplu iş sözleşmesi kapsamında öngörülen %10

ücret zammının kaldırılması ve ücretlerinden yapılan kesintiler nedeniyle

açtıkları alacak davalarının yasalara ve içtihatlara aykırı olarak

reddedildiğini, ayrıca söz konusu yargılama süreçlerinin makul süreyi aştığını

belirterek, adil yargılanma, mülkiyet ve çalışma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

16. Başvuru dilekçeleri ve

ekleri incelendiğinde başvurucuların, Karabük İş Mahkemesinde açtıkları alacak davalarının reddedilmesi

nedeniyle, mülkiyet, çalışma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal

iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi

bizzat yapmaktadır. Başvurucuların anılan iddiaları yargılamaların sonuçları

itibarıyla adil olmadıklarına yönelik olup, söz konusu iddialar adil yargılanma

hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucuların makul

sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlali

iddiaları ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamaların

Sonuçları İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

17. Başvurucular, açtıkları

alacak davalarının yasalara ve içtihatlara aykırı olarak reddedildiğini

belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

18. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucuların yargılamaya konu ettikleri uyuşmazlığın özel hukuk kişileri

arasında gerçekleştiği, Devletin bu yöndeki sorumluluğunun pozitif

yükümlülükler ile sınırlı olduğu, yargılama süreçleri incelendiğinde pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmediğine yönelik bir emare bulunmadığı

belirtilmiştir.

19. Başvurucular Adalet

Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarında, Devletin gerekli korumayı sağlayamayarak

dolaylı olarak haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

20. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz."

21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, . açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

22. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

24. Somut olayda başvurucular

açtıkları alacak davalarında, tabi oldukları 5. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin

52. maddesinin "2.yıl 1.altı aylık

ücret zammı " başlıklı (B)

fıkrasının birinci bendinde 1/1/2002 tarihinde iş

yerinde çalışmakta olan işçilerin 31/12/2001 tarihi itibarıyla almakta

oldukları ücretlerine 1/1/2002 tarihinden geçerli olmak üzere %10 oranında

ücret zammı yapılmasının öngörüldüğünü, ancak 27/2/2002 tarihinde yapılan bir

protokolle yürürlüğe giren söz konusu ücret zammının 1/3/2002 tarihi itibarıyla

kaldırılarak ücretlerde indirime gidildiğini, oysa ücret artış hükmünün artış

zamanından sonra değiştirilemeyeceğini, toplu iş sözleşmesini değiştiren

protokolün yetkili kişilerce yapılıp yapılmadığının da belirsiz olduğunu,

ayrıca ücretlerinden toplu iş sözleşmesine konulan hükümlerle “ön teşhis sağlık merkezi sandığı” ve “spor yardımı ( beden eğitimi)” başlıkları

altında bazı kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin yasalara ve Yargıtay

içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek, ücret farkı alacaklarının davalıdan

tahsiline karar verilmesini talep etmişler, davalı şirket ise davanın reddini

istemiştir.

25. Mahkeme, şahsi sicil

dosyaları, sigorta kayıt ve belgeleri, ön teşhis sağlık merkezi kayıtları,

Kardemir Karabük Spor Tüzüğü, Toplu İş Sözleşmesi Tadilat Protokolü, davalı

şirketin bilanço örnekleri, 08/02/2002 tarih 2002

/4429 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Gençlik Spor Genel Müdürlüğüyle yapılan

protokol örneği ve Yargıtay ilam örneklerini incelemiş, bilirkişi raporları ve

başvurucuların bilirkişi raporlarına karşı beyanları alınmış, görülmekte olan

davalarla aynı mahiyette başka davalar da açıldığı tespit edilmiş, davacısı

dışında davalısı ve dava konusu ile dava sebebi aynı olan bu dosyalarda alınan

bilirkişi raporlarında davacıların taleplerinin yerinde olmadığının

belirtildiği ve Mahkemenin bu bilirkişi raporlarını esas alarak verdiği

kararların Yargıtay ilamları ile de onandığı belirtilerek, dosya kapsamında

alınan bilirkişi raporları hükme esas alınmamış, diğer davalarda alınan raporlar

dosya kapsamına uygun bulunarak hükümlere esas alınmıştır. Tüm bu delillerin

değerlendirilmesi sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçe (bkz. § 9) ile

davaların reddine hükmedilmiştir. Yargıtay tarafından usul ve yasaya uygun

bulunan kararlar onanmıştır.

26. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucuların iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin

olduğu anlaşılmaktadır.

27. Başvurucular, yargılama

süreçlerinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları

gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık

keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılama Sürelerinin Makul Olmadığı İddiası

29. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, başvurucuların yargılamaların uzunluğuna ilişkin

şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucular, 22/2/2007 ve 1/3/2007 tarihlerinde açtıkları alacak

davalarının makul sürede tamamlanmadıklarını belirterek adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Adalet Bakanlığı görüşünde,

yargılamaların uzamasında başvurucular vekilinin vermiş olduğu mazeret

dilekçeleri ile katılmadığı duruşmaların ve yükletilen ara kararların yerine

getirilmemesinin etkili olduğu ifade edilmiştir.

32. Başvurucular Adalet

Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarında, yargılama sürelerinin uzamasında

kusurları olduğu iddiasını kabul etmediklerini ifade etmişlerdir.

33. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),

Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

38–39).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

35. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olaylarda, işçi alacaklarının tahsili istemli davaların söz konusu olduğu

görülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetlerinin, medeni hak ve yükümlülükleri

konu alan yargılamalar olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

36. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih başvuruculardan

Hayrettin Kibar için 1/3/2007, diğer başvurucular için

22/2/2007 tarihleridir.

37. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52). Somut başvuru açısından

sürenin bitiş tarihlerinin Yargıtay onama kararlarının verildiği tarihler olan, başvuruculardan Hayrettin Kibar için 28/1/2013, Cemil Güçcükbayrak ve

Yüksel Açıkgöz için 30/1/2013, son olarak Bülent Eren için 7/2/2013 tarihleri

olduğu anlaşılmaktadır.

38. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği

gerek çalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, iş

uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir

itina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı

koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel

mahkemelerin dışında, sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması

sistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün

olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B.

No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).

39. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §§ 64-65).

40. Başvuruya konu her biri

yaklaşık altı yıl süren yargılama süreçleri incelendiğinde; süreçlerin üç yıl

dört aylık kısımlarının ilk derece mahkemesinde, iki yıl altı aylık

kısımlarının ise temyiz incelemesinde geçtiği anlaşılmaktadır. Yargılamalar

sırasında, ara kararların yerine getirilmesi ve duruşmalara katılım

noktalarında yargılama sürelerinin uzamasında etkili olan ve başvurucu

vekillerine atfedilebilecek tutum ve davranışlar tespit edilmiştir. Bu tutum ve

davranışların yargılama sürelerine etkilerinin, başvuruculardan Hayrettin

Kibar’ın açtığı E.2007/123 sayılı dosya için dört aylık, diğer dava

dosyalarında ise yaklaşık onar aylık süreleri kapsadıkları anlaşılmıştır.

Yargılama süreçlerinde birden çok kez bilirkişi raporu ve ek raporlar alındığı,

başvurucu vekillerinin tutum ve davranışları dışında yargılamaların uzamasında

büyük oranda, bilirkişi raporlarının temininde ve Yargıtay önünde geçen

sürelerin etkili olduğu anlaşılmaktadır. İş ilişkisinden kaynaklanan

uyuşmazlıkların niteliği, başvurucular açısından taşıdıkları değer ve

başvurucuların davalardaki menfaatleri de dikkate alındığında, sonuç olarak

başvuruya konu yargılama süreçlerinin makul görülemeyecek derecede uzun sürede

tamamlandıkları görülmektedir.

41. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama süreçlerinin iş mahkemeleri önünde

sürdüğü görülmekle, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 13).

42. 5521 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).

43. Başvuruya konu yargılama

süreçlerinin değerlendirilmesi neticesinde, hukuki meselenin çözümündeki

güçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate

alındığında davaların karmaşık nitelik taşımadıkları, başvurucuların tutum ve

davranışlarıyla ya da usuli haklarını kullanırken

özensiz davranarak yargılamanın uzamasına tamamıyla sebep olmadıkları da

dikkate alınarak, somut başvurular açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık altı yıllık yargılama

süreçlerinde makul olmayan gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

45. Başvurucular, yargılamaların

makul sürede sonuçlandırılmamaları nedeniyle her

biri için 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

46. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin her biri yaklaşık altı yıl süren yargılama

süreçleri nazara alındığında, yargılama faaliyetlerinin uzunluğu sebebiyle,

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında,

yargılama süreçlerinin uzamasında başvuruculara atfedilebilecek kusur oranları

dikkate alınarak ve talep edilen manevi tazminat miktarlarıyla bağlı kalınarak,

başvurucuların her birine net 1.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

48. Başvurucular tarafından ayrı

ayrı yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Yargılamaların sonuçları itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine net 1.000,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE,

D. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 198,35 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin ayrı ayrı BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE, 1.500,00 TL

vekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/03/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucular : Hayrettin KİBAR Cemil GÜÇCÜKBAYRAK Yüksel AÇIKGÖZ Bülent EREN Vekilleri : Av. Mehmet Kaan KOÇALİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2328, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2328
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Ednan Aydın ve Güler Aydın Başvurusu (B. No: 2014/1178)
  • Mehmet Alkan Başvurusu (B. No: 2014/3063)
  • Nurcan Üstünbaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5569)
  • Dsk İnşaat - Dursun Serdar Kuyucu Başvurusu (B. No: 2013/6778)
  • Billur Güzide Balyemez ve Recai Alper Tunga Başvurusu (B. No: 2014/5909)
  • Abdullah Ordu Başvurusu (B. No: 2013/9414)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.