İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Hançer Başvurusu (B. No: 2013/8319)

1.

Başvuru No2013/8319Tarih7 Ocak 2016Okuma15 dk · 3.031 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Hançer Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/8319
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.031 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru; tutuklama kararının hukuka aykırı olduğu, tutukluluk ve tutukluluğun

devamına ilişkin mahkeme kararlarına karşı yapılan itirazların formül

gerekçelerle reddedildiği, bu kararlara karşı etkili bir başvuru yolu

bulunmadığı gerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 8/11/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm tarafından 25/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 28/4/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun,

terör örgütü olduğu iddia edilen Ergenekon adlı örgüte karşı yürütülen

soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/3/2011 tarihinde ifadesi alınmıştır.

9.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 17/5/2011 tarihli ve 2011/389 sayılı

iddianamesi ile başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

10.

İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şu şekildedir:

“Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde yapılan

aramalarda ele geçen dijital veriler üzerinde yapılan incelemelerde 5 nolu hard diskte D\İKK\New Folder\Kadir

Sağdıç Paşa\arazi sıralı klasörleri içerisinde “arazi” ve “inceleme” isimli

belgelerin bulunduğu, “arazi” isimli belgenin Koramiral K.S. imzasıyla Dz.Kur.Kd.Alb.A. T.’ye hitaben,

2008 yılı Kasım ayında yazıldığının anlaşıldığı, içeriğinde ise Koramiral K.S.’nin Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve

Riva mevkilerinde arazi yapısına ilişkin etüt çalışması yapılması talimatı

verdiği, Albay A. T. ve ekibinin de gerekli çalışmayı yaparak aynı komutana arz

ettikleri belgeler olduğu, belgelerde mühimmatlar için en uygun yerin 2009/969

soruşturma sayılı dosya kapsamında birçok mühimmat, patlayıcı ve merminin elde edildiği

Keçilik mevkii olarak belirlendiği, ayrıca diğer bölgeler içinde etüt

çalışmalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Arazi isimli belgenin dijital

özellikleri incelendiğinde yazıyı yazan ve son kaydeden kişinin Hüseyin HANÇER

olduğu, belgenin oluşturulma tarihinin 04.09.2008, son işlem tarihinin ise

18.11.2008 olduğu görülmektedir. K. S. adına imzaya açılmış Ali TÜRKŞEN’e hitaben yazılan yazıda Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve Riva olarak inceleme yapılacak arazilerin

belirtildiği, buraların kullanılabileceği faraziyesi ile hareket edilerek titiz

bir çalışmanın yapılması, görevlendirilecek personelin güvenilirliğine dikkat

edilmesi ve yapılacak çalışmada dikkat edilecek hususların belirtildiği, A. T.

tarafından belirtilen yazıya cevaben inceleme yapıldığına dair yazılan

“İnceleme” isimli belgede, incelemelerin kimler tarafından yapıldığı,

incelenecek yerler ile ilgili olumlu ve olumsuz taraflarını belirtir çizelgenin

yapıldığı ve netice olarak Keçilik mevkiinin icra edilecek faaliyet için en

uygun yer olarak belirtildiği, Aynı yazıda Personel Kimlikleri başlığı altında;

E. K., H. C. ve İ.B isimlerinin bulunduğu, Arazi Durum Çizelgesi başlığı

altında; Tahaffuzhane, Keçilik ve İncirtepe ve Svat Dere/Eski SAT Grup Komutanlığı mevkileri ile ilgili

olumlu/olumsuz olmak üzere durum değerlendirmelerinin yapıldığı çizelge

bulunduğu görülmüştür.21-24.04.2009 tarihleri arasında Beykoz Poyrazköy KEÇİLİK mevkiinde yapılan aramada birçok

mühimmat, patlayıcı ve merminin ele geçirildiği, buna paralel olarak 06.12.2010

tarihinde yapılan aramada elde edilen dijital belgeler arasında bulunan A. T.

adına imzaya açılmış “İnceleme” isimli belge incelendiğinde faaliyetler için

kullanılabilecek en uygun yer olarak “KEÇİLİK” mevkiinin belirtildiği,

dolayısıyla belgenin ele geçen mühimmatların gizlenmesi maksadıyla belgede

belirtilen personel tarafından icra edilen alan/etüd

çalışmaları olduğu, çalışmaların bu kapsamda yapıldığı, K. S. tarafından

yazılan yazı içeriğinde “buraların kullanılabileceği faraziyesi ile hareket

edilerek titiz bir çalışmanın yapılması” şeklindeki ibareler ile anılan

yerlerde elde edilen mühimmatlar birlikte düşünüldüğünde çalışmaların bu

çerçevede gerçekleştirildiği, Belge içeriğinde geçen İNCİRTEPE mevkii ile

ilgili olarak alınan mahkeme kararına istinaden jandarma personelinin de

katılımı ile 17-19.12.2010 tarihleri arasında yapılan arama ve kazı

çalışmalarında dokuzyüz(900) adet uzun namlulu silah

fişeği, bin ikiyüz (1200) adet tabanca fişeği, Datasheet patlayıcı madde, infilaklı ve saniyeli fitil ile

çeşitli patlayıcı maddelerin bulunarak el konulduğu, olay yerinde emniyet

görevlilerince yapılan incelemede, bölge ile ilgili olarak rapor içeriğinde

belirtilen olumlu/olumsuz bütün unsurların bire bir örtüştüğü, bölge zemininin

gizlenmeye uygun bitki örtüsüne sahip bulunduğu, kazı için yumuşak zemin

olduğu, kara yoluyla ulaşımın bulunduğu gibi hususların tespit edildiği

anlaşılmıştır. Başsavcılığımızın 2009/1498 soruşturma numaralı dosyasında

hakkında soruşturma yapılan ve 16.07.2009 tarihinde 2009/565 numaralı iddianame

ile kamu davası açılan sanıklardan H. A. Y.’den elde

edilen 37 nolu CD içerisinde bulunan “başkanlıktan

gelen isimler” isimli belgede “K.Ç., Hüseyin HANÇER, E.İ. : bu şahıslar

telefonlarını değiştirsinler, kişilerle irtibat kurarken dikkat etsinler” Şeklinde

kaydın yer aldığı, Başsavcılığımızın 2009/1498 soruşturma numaralı dosyasında

hakkında soruşturma yapılan ve 16.07.2009 tarihinde 2009/565 numaralı iddianame

ile kamu davası açılan sanıklardan İlyas ÇINAR’dan

elde edilen 51 Nolu CD’de bulunan “bağlantılarım”

isimli excel belgesinde şüpheli Hüseyin HANÇER’in isim, telefon, elektronik posta bilgilerinin

bulunduğu tespit edilmiştir. 51 Nolu CD içerisinde

“hatırla.doc” isimli bir belge bulunduğu, belge içerisinde “Konferans için

komutanlarla görüş, Üniversiteden hocanın getirilmesi işini memet

halledecek, Albay Ş.Y. den alınanları ilet” şeklinde ibareler bulunduğu, aynı

CD içerisinde “dilekim.xls” isimli belgede (2009/969 soruşturma numaralı

dosyada yapılan soruşturma sonucunda hakkında 2010/29 sayılı iddianameyle kamu

davası açılan sanık) Şafak YÜREKLİ için “EKİPTEN” şeklinde yanına not

yazıldığı, şüpheli Hüseyin HANÇER’in, Şafak YÜREKLİ

ile telefon görüşmelerinin bulunduğu belirlenmiştir. yapılmasının istenildiği, “arazi”

isimli belgenin dijital özellikleri incelendiğinde belgeyi yazan ve son

kaydeden kişinin şüpheli Hüseyin HANÇER olduğu, şüpheli K. S.’nin talimatının şüpheli Hüseyin HANÇER tarafından

hazırlandığı, Hüseyin HANÇER’in de aynı yasa dışı

yapılanma içerisinde yer aldığı, İhbar üzerine 21-24.04.2009 tarihinde yapılan

aramalarda ele geçen silah ve mühimmat ile 06.12.2010 tarihinde Donanma

Komutanlığında yapılan aramada ele geçen örgütsel nitelikli dokümanlardaki

kayıtlardan yararlanılarak 18.12.2010 tarihinde Beykoz Poyrazköy

İncirtepe mevkinde yapılan

aramada ele geçen patlayıcı madde ve mühimmatların şüphelilerden Kadir SAĞDIÇ’ın emir ve talimatları, şüphelilerden A.T. ve

Hüseyin HANÇER’in koordinesinde şüpheliler E.K, H. C.

ve İ. B. tarafından yasa dışı eylemlerde kullanılmak üzere gizlendiği,

şüphelilerin mensubu oldukları yasa dışı yapılanmanın amaçları doğrultusunda

ruhsatsız olarak nitelikli yasak silah ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarını

işledikleri kanaatine varılmıştır.

...

Şüphelilerden Hüseyin

HANÇER’in eylemine uyan; Ergenekon silahlı terör

örgütüyle doğrudan bağlantılı olarak Kafes Operasyon Eylem Planı’ nı hayata geçirmek üzere faaliyet yürüten yasa dışı

örgütlenmenin üyesi olmak suçundan TCK’nın 314/2, Cebir ve şiddet kullanarak

TBMM’yi ortadan kaldırmaya, kısmen veya tamamen görevlerini yapmasını

engellemeye teşebbüs suçundan eylemine uyan TCK’nın 311/1, Cebir ve şiddet

kullanarak yürütme organını ortadan kaldırmaya, kısmen veya tamamen görevlerini

yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suçundan TCK’nın 312/1, İzinsiz tehlikeli

madde bulundurmak suçundan TCK’nın 174/1-2, 6136 sayılı Kanuna muhalefet

suçundan 6136 sayılı Kanunun 13/2, aynı Kanunun Ek 5. 3713 Sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 5, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince CEZALANDIRILMASINA,”

11.

Başvurucunun yargılanmasına İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/111

sayılı dosyasında başlanmıştır. 27/5/2011 tarihli tensip duruşmasında Mahkeme,

başvurucunun bulunduğu konum ve görevi itibarıyla elde edilen deliller ve

bunlara dayanak teşkil edebilecek işlemlerin araştırılması açısından delilleri

yok edebilecek, gizleyecek veya değiştirebilecek durumda olduğu, bu tehlikenin

devam etmekte olduğu, atılı suçun katalog suçlardan olduğu, hakkında kuvvetli

suç şüphesini gösteren olguların bulunduğu gerekçeleriyle başvurucu hakkında

yakalama emri çıkarılmasına karar vermiştir.

12. Yakalama

kararının 21/6/2011 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 21/6/2011 tarihinde

teslim olmuştur.

13. İstanbul

12. Ağır Ceza Mahkemesi 22/6/2011 tarihli duruşmada isnat edilen suçların

katalog suçlardan olması, hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir

olguların bulunması ve bunların devam ediyor olması, konumu itibarıyla

delilleri karartma, değiştirme veya yok etme ihtimalinin bulunması, adli

kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı gerekçeleriyle başvurucunun tutuklanmasına

karar vermiştir.

14.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/111 sayılı dosyası ile aynı Mahkemenin

2010/34 sayılı dosyası birleştirilmiş ve yargılamaya E.2010/34 sayılı dosya

üzerinden devam edilmiştir.

15.

Başvurucu, yargılama süresince birçok defa İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinden

serbest bırakılmasını talep etmiştir. Mahkeme bu talepleri reddederken

başvurucuya isnat edilen suçların niteliği, kuvvetli şüphe, kaçma riski, mevcut

delil durumu ve delillerin bozulma riski, tutuklamaya alternatif olarak

uygulanabilecek tedbirlerin ilgilinin ceza davasına katılmasını sağlamak için

yetersiz bulunması riski gibi gerekçelere dayanmıştır. Bu kararlara yapılan

itirazlar da benzer gerekçelerle reddedilmiştir.

16.

Başvurucu hakkında son olarak 5/9/2013 tarihinde tutukluluk hâlinin devamına

karar verilmiştir. Başvurucunun 20/9/2013 tarihinde bu karara itiraz etmesi

üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 10/10/2013 tarihli ve 2013/604 Değişik

İş sayılı kararıyla başvurucuya isnat edilen suçların katalog suçlardan olması,

hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir olgular bulunması ve

bunların devam ediyor olması gerekçeleriyle itirazın reddine karar vermiştir.

17.

Başvurucu 8/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18.

Başvurucu 27/1/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.

19.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) kapatılması

üzerine dava 27/3/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine

devredilmiş ve Mahkemenin E.2014/155 sayılı dosyasında görülmeye başlanmıştır.

Dosya kapsamında birleştirilmiş dört dava ve seksen dört sanık bulunmaktadır.

20.

İstanbul 5. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi 22/10/2015 tarihli ve E.2014/155,

K.2015/359 sayılı kararıyla tüm sanıkların beraatına karar vermiştir.

B. İlgili Hukuk

21. 26/9/2004

tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesi şöyledir:

“(1) Bu

kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla,

silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna

ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”

22. 5237

sayılı Kanun’un 311. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

‘‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan

kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen

yapmasını engellemeye teşebbüs edenler, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla

cezalandırılırlar.’’

23. 5237

sayılı Kanun’un 174. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Yetkili makamlardan gerekli

izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu,

zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal,

biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir

yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan

sekiz yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile

cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren

maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli olan malzeme ve

teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.

(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti

çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

24. 4/12/2014

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“(1) Suç soruşturması

veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya

tutukluluğunun devamına karar verilen,

b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,

c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından

yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii

huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen,

f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri,

hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen

cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla

cezalandırılan,

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine,

yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h)

Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,

i) Hakkındaki arama kararı

ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen,

k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya

tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından

yararlandırılmayan,

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten

isteyebilirler.”

25. 5271

sayılı Kanun'un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:,

“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren

üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme

tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”

26. 5271

sayılı Kanun’un 100. maddesi şöyledir:

“(1)

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması

halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

…

11.

Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311,

312, 313, 314, 315)”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27.

Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu;

i.

İddianamede suçlamalara esas tek delil olarak ileri sürülen ve kendisi ile

hiçbir illiyet bağı kurulamayan dijital verilere dayanılarak tutuklandığını,

delillerin kanuna ve hukuka aykırı yollardan elde edildiğini, bu delillerin

tutuklama kararları dâhil hiçbir hukuki kararda delil olarak esas

alınamayacağını, hakkında tutmayı gerektirir kuvvetli suç şüphesinin

bulunmadığını, delilleri karartma olasılığının bulunmadığını, bilirkişi

raporlarındaki çelişkiler giderilmeksizin tutuklama kararı verildiğini, lehine

olan delillerin araştırılmadığını ve iddianameye girmediğini,

ii. Mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli

olarak yazılması gerektiğini, Yerel Mahkemenin verdiği tutukluluk hâlinin

devamı kararlarında somut olguya dayalı hiçbir yasal gerekçe belirtilmediğini,

kovuşturma sürecinde verilen tutukluluk hâlinin devamı kararlarının hukuka

aykırı olduğunu,

iii. Yerel Mahkeme tarafından alınan

tutukluluk hâlinin devamı kararlarının birbirinin tekrarı niteliğinde olduğunu,

tutukluluğun devamına ilişkin kararlara devamlı itiraz etmesine rağmen sonuç

alamadığını, üç yıla yaklaşan kovuşturma döneminde dosyaya sunulan onlarca lehe

delil ve bilirkişi raporuna ve iddia edilen dijital veri ile kendisi arasında

hiçbir illiyet bağı olmamasına rağmen derece ve itiraz mahkemesince basmakalıp

gerekçelerle kısa ret kararları verildiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve

141. maddelerinin ihlal edildiğini iddia ederek tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

29. Başvurucu tutuklama nedenleri olmadan ve kuvvetli suç

şüphesi bulunmadan, hukuka aykırı bir eylemde bulunmadan tutuklandığını ve

tutukluluğunun devamına karar verildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu

şikâyetlerinin tutukluluğun kanuniliğine ilişkin olduğu ve Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır. Tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olduğu şeklindeki

şikâyetinin ise Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

incelenmesi gerekir. Başvurucu ayrıca hukuka aykırı şekilde verilen tutuklama

ve tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığı itirazların formül

gerekçelerle reddedilmesi nedeniyle itiraz edebileceği etkili bir yolun

bulunmadığını ileri sürmüştür. Somut olayda başvurucunun iddiasının özü,

tutukluluk kararlarına karşı yaptığı itirazlarının mahkemelerce formül

gerekçelerle reddedilmesine ve bu nedenle uzun süre tutuklu kalmasına

ilişkindir. Başvurucunun bu iddiasının da Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası çerçevesinde incelenmesi gerekir.

30. Bakanlık görüşünde, başvuran ile aynı örgüt davaları kapsamında

yargılanan sanıkların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) aynı gerekçelerle

ve özellikle tutuklanmalarının ulusal mevzuata ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine

aykırılık iddiası ile yaptıkları başvurularda AİHM’in,

söz konusu başvurucuların suçu islediklerine dair inandırıcı nedenler

olmamasına rağmen özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları yönündeki

şikâyetlerini açıkça dayanaktan yoksun bularak reddetmiş olduğunu belirtmiştir.

31. Bakanlık ayrıca İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/7/2012

tarihli ve 6352 sayılı Kanun’dan sonra, tutukluluğun devamında kullanılan

gerekçelerde yetkili mahkemenin tutukluluğun devamına karar verirken adli

kontrol tedbirlerinden herhangi birine başvurmanın yerinde olup olmayacağını da

kararlarında tartıştığını belirtmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı yasal süresi içerisinde

bir beyanda bulunmamıştır.

33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"… Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır."

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

35. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, "ikincil nitelikte bir kanun yolu" olup

bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari merciler

ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

36. Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§ 17).

37. Somut olayda başvurucu, hakkındaki dava İlk Derece Mahkemesi

aşamasındayken 8/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur. Ancak bireysel başvurusu sonuçlanmadan başvurucu hakkında beraat

kararı verilmiş ve karar temyiz edilmeyerek 19/11/2015 tarihinde

kesinleşmiştir.

38. Tutukluluk hâli sona ermiş olan bir başvurucunun -devam eden

tutukluluk hâlinden farklı olarak- tutukluluk süresinin makul olmadığı ve

tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğu yönünde

iddialar ileri sürmesi hâlinde iddia edilen ihlalin tespitini ve tazminat

ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

39. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(a) bendinde kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya

tutukluluğunun devamına karar verilen, (d) bendinde ise makul sürede hakkında

hüküm verilmeyen bir tutuklu için tazminat talebinde bulunabilme imkânı

tanınmaktadır. Dolayısıyla söz konusu başvuru yolu, bir yandan başvuranın

tutukluluğunun kanunda belirtilen koşullar dışında olduğunun kabul edilmesini,

diğer taraftan bu sebeple maruz kalınan zararın telafi edilmesini

sağlayabilmektedir. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile öngörülen

hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir

çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit Kaya, § 48).

40. Başvurucu, hakkındaki beraat hükmünün kesinleştiği

19/11/2015 tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak

tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Somut olayda beraat hükmünün

19/11/2015 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarih itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinde

düzenlenen yola başvurmak için gerekli olan ve aynı Kanun’un 142. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında öngörülen yasal sürelerin geçmemiş olduğu

anlaşılmaktadır. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna

başvurulmaksızın yapılan bireysel başvuruların Mahkemece incelenmesi, bireysel

başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 141.

maddesinde öngörülen tazminat yoluna başvurmadığı anlaşıldığından başvurunun diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A.

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Hüseyin HANÇER Vekili : Av. İhsan Nuri TEZEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8319, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8319
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Mustafa Başer ve Metin Özçelik Başvurusu (B. No: 2015/7908)
  • Turan Dal Başvurusu (B. No: 2013/5964)
  • Zeki Kartal Başvurusu (B. No: 2013/2803)
  • Seyitahmet Çavuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6613)
  • Doğan Kasadolu Başvurusu (B. No: 2013/3985)
  • Ayhan Karaman Başvurusu (B. No: 2013/2801)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.