İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Karaca Başvurusu (B. No: 2015/6160)

1. Başvuru, hukuk davasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi

Başvuru No2015/6160Tarih19 Eylül 2018Okuma17 dk · 3.333 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Karaca Başvurusu

Karar tarihi
19 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/6160
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.333 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hukuk davasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun murisi A.D. 12/1/1952 tarihinde vefat etmiştir.

8. Aralarında başvurucunun da bulunduğu davacılar, ortak miras

bırakanları A.D.nin zilyedi olduğu bir kısım

taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak kızı olan

F.M. ile damadı M.P.ye satış suretiyle temlik ettiğini ancak gerçekte bağış

yapıldığını, kadastroca bu taşınmazların Demre ilçesi Kapaklı Köyü 101 ada 216,

217, 254, 256 ve 296 numaralı parseller olarak tespit edildiğini ileri

sürmektedirler. Bu iddia kapsamında Demre Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

3/6/2011 tarihinde davalı gösterdikleri kırk altı kişi aleyhine açtıkları

davada anılan taşınmazların tapu iptali ve tescilini olmadığı takdirde

taşınmazların bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini

istemişlerdir.

9. Taşınmazlardan 101 ada 216 parsel numaralı taşınmazın dava

dışı İ.B. adına, diğerlerinin davalılardan Y.M. adına tapuda kayıtlı olduğu

anlaşılmıştır. Yargılama sırasında davalılardan A.A., S.A., K.A. ve A.A. davayı

kabul etmişler, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Dava konusu

taşınmazların keşif sonucu belirlenen değeri üzerinden eksik yatırılan harç

davacı tarafça tamamlanmıştır.

10. Mahkeme 31/5/2013 tarihli kararı ile 216 parselin taraflarla

ilgisi bulunmayan İ.B. adına kayıtlı olduğu diğer taşınmazların ise dava tarihine

kadar davalı Y.M. tarafından kullanıldığı ve bu konuda herhangi bir ihtilaf

yaşanmadığı, kadastro tespitine davacılar tarafından itiraz edilmediği

gerekçeleriyle 216 parsel yönünden husumet yokluğundan, diğer parseller

yönünden esastan davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, kendilerini ayrı

ayrı vekille temsil ettiren davalılar Y.M. ve Z.G. lehlerine 17.217,95 TL'şer nispi vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmetmiştir.

11. Anılan karar, davanın esastan reddedilmesi ve kendilerini

vekille temsil ettiren davalılar yararına ayrı ayrı vekâlet ücretine

hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek davacılar tarafından temyiz

edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin (Daire) 5/3/2014 tarihli kararıyla

hüküm onanmıştır. Onama kararında "dava

konusu temlikin 19.8.1951 tarihinde, kadastro tespitinin ise 1999 yılında

yapıldığı, miras bırakanın 12.1.1952 tarihinde öldüğü, bu durumda kadastro

öncesi nedene dayalı olarak talepte bulunulduğu, 3402 sayılı Kanun’un 12/3

maddesine göre davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, aynı

zamanda kayıt maliki olmayan kişilerin davayı kabul yönündeki beyanlarına da

itibar edilemeyeceği, her ne kadar mahkemece esastan inceleme yapılarak davanın

reddine karar verilmiş ise de ret kararı, belirtilen gerekçelerle ve sonucu

itibariyle doğru olduğundan" gerekçesiyle davacıların temyiz

itirazlarının yerinde olmadığı açıklanmıştır. Dairenin 18/2/2015 tarihli kararı

ile karar düzeltme talebi reddedilmiştir.

12. Nihai karar başvurucu vekiline 12/3/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 9/4/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Hükümleri

13. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 323. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak

vekâlet ücreti.

...''

14. 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Kanunda yazılı hâller dışında,

yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar

verilir.

(3)

Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini,

bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen

sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.''

15. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî

yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.''

16. 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî

yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan

tarife esas alınır."

17. 1136 sayılı Kanun'un 169. maddesi şöyledir:

"Yargı mercilerince karşı tarafa

yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az

ve üç katından fazla olamaz.''

B. Tarife Hükümleri

18. 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren (Karar tarihinde yürürlükte bulunan) Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak

üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak

olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine

ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.''

19. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tarifenin ikinci kısmının ikinci

bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile

değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası,

dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son

fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre

belirlenir."

C. Yargıtay İçtihatları

20. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 5/12/2017 tarihli ve

E.2015/18471, K.2017/8540 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2.

maddesi hükmüne göre; ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek

avukatlık ücretine hükmolunur hükmü uyarınca ret sebebi aynı olan ve kendisini

vekille temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücreti tayin ve takdiri

gerekirken her biri yararına ayrı ayrı avukatlık ücretine karar verilmiş olması

isabetsiz ise de, bu husus, yargılamanın yeniden yapılmasını gerekli

kılmadığından; hükmün 3. 4. ve 5. bentleri hüküm yerinden çıkartılarak yerine

“750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar [H.], [B.B.B.],

[A.A.Ç. ve M.Ç.]'a verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle

düzeltilerek onanmasına…''

21. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 3/11/2016 tarihli ve

E.2015/4784, K.2016/14899 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''…Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik

temyiz itirazlarına gelince;

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak

üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak

olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine

ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur” hükmünü

amirdir. Somut olayda, dava, tek bir nedenden dolayı reddedildiği, dolayısıyla

yukarıda anılan madde uyarınca tüm davalılar lehine tek avukatlık ücretine

hükmedilmesi gerektiği halde her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine

hükmedilmesi doğru değildir…''

22. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 29/12/2015 tarihli ve

E.2015/8355, K.2015/16453 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''…Dosya içeriğine, mahkeme kararında

belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı

[R.D.] ve arkadaşları vekilinin sair karar düzeltme istemleri yerinde değildir.

Ancak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesinde yer alan “ret sebebi

ortak olan davalılar vekili lehine tek avukatlık ücretine hükmolunur”

şeklindeki düzenleme ve davanın 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde

belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre gözetilerek aynı nedenle reddedilmesine

göre davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her

davacı açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu

husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, … hükmün açıklanan nedenlerle

düzeltilerek onanmasına…''

23. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 8/12/2015 tarihli ve

E.2014/5137, K.2015/14311 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Dava, ikrah ve muris muvazaası hukuksal

nedenine dayalı tapu iptali ile miras payları oranında mirasçılar adlarına

tescil isteğine ilişkindir…

Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı

gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

…

Kabule göre de, her

davalı için ayrı hukuksal nedene dayanılarak dava açıldığından davalılar

yararına ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken, tek bir vekalet

ücretinin davalılara ödenmesi şeklinde hüküm kurulması da doğru değildir…''

24. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11/2/2015 tarihli ve

E.2014/2504, K.2015/1914 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Dava, inançlı işlem

hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat isteğine

ilişkindir.

…

Kabule göre de; ret

sebebi ortak olan ve davayı avukat aracılığıyla izleyen davalılar yararına,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi

uyarınca tek avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde her

davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti tayini suretiyle davacı aleyhine fazla

vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir…''

25. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19/1/2015 tarihli ve

E.2013/19699, K.2015/867 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''…Davacının diğer temyiz itirazına gelince:

davacı, davalılar lehine iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı

olduğunu ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesinin 3/2.maddesinde, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden

fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar

vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret

sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı açıklanmıştır. Davalılar

13.6.2009 tarihinde ölen [E.T.]’nin mirasçılarıdır. Dava

konusu taşınmaz halen muris adına kayıtlı olup miras, elbirliği mülkiyeti

hükümlerine tabidir. Davacı tüm tapu maliklerine husumet yönelterek katkı payı

alacağı isteğinde bulunmuştur. Mahkemece ret sebebinin ortak olması gözetilerek

davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, yargılamada

kendisini vekille temsil eden davalı [S.T.] ve davalı [E.T.]’nin kendilerini ayrı vekille temsil ettirdiklerinden

bahisle ayrı ayrı iki vekalet ücretine hükmedilmesi yanlış ise de, açıklanan bu husus yeniden yargılamayı

gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir…''

26. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18/2/2014 tarihli ve

E.2013/15852, K.2014/2076 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Asıl davada davacı şirket,

40 ada 13 parsel sayılı taşınmazın paydaşları olan davalılar [Ç.B.] ve [H.O.]

aleyhine TMK’nın 724. maddesine dayalı olarak temliken tescil ikinci kademede TMK’nın

723. maddesince tazminat isteminde bulunmuştur.

…

Asıl davada, davalılar [H.O.] ve [Ç.B.]

Başkanlığı yönünden davanın ret sebebi davanın esasına ilişkin olup tektir. Bu

durum Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesinde "...birden fazla

davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili

lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi

için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilir" Şeklinde düzenlenmiştir. O

halde, davalılara yönelik asıl davanın ret sebebi ortak olduğundan ayrı ayrı

vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.''

27. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17/11/2011 tarihli ve

E.2011/9304, K.2011/12877 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''…İncelenen dosya kapsamına, kararın

dayandığı gerekçeye ve dava konusu taşınmazın 1966 yılında kesinleşen orman

tahdidi içinde kalan Devlet ormanı olduğu, ormanların imar- ihya veya

kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilmesinin mümkün bulunmadığı

gözetilerek mahkemece davanın reddiyolunda kurulan

hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin

3/2. maddesi gereği “ ret sebebi ortak olan davalılar

vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi” gerekirken davalı idareler

lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri doğru değil ise de, bu husus hükmün

bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün

düzeltilerek onanması uygun görülmüştür…''

28. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24/2/2010 tarihli ve

E.2010/597, K.2010/2009 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Dava, imar parselinin

iptali ve kadastral duruma dönülmesi isteğine

ilişkindir.

…

Ne varki, aynı komşu

parselde paydaş olan davalılar Fatma ve Üzeyir'in eldeki davanın niteliği

itibariyle zorunlu dava arkadaşı konumunda ve müteselsil sorumluluk içerisinde

bulunmaları ve de haklarındaki davanın ret sebebinin ortak olması karşısında,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi dikkate alınarak anılan

davalıların vekiline tek vekalet ücreti tayini yerine herbiri

için ayrı ücret tayini doğru değildir…''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, davada kendisini vekille temsil ettiren ve ret

sebebi ortak olan her bir davalı için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırı

şekilde ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

31. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

"Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma (Değişik ibare:

3.10.2001-4709/14 md.) ile adil yargılanma hakkına

sahiptir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

aleyhe birden fazla vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

35. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

36. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve

uyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla belli yükümlülükler

öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdir

yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya

da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez. Davanın sonucuna göre kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücretinin

davanın açıldığı tarih itibarıyla öngörülebilir olduğu takdirde mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-40).

37. Somut olayda tapu iptali ve tescili davasında kendini

vekille temsil ettiren davalılar yararına ve davayı kaybeden başvurucu aleyhine

birden fazla hükmedilen vekâlet ücreti nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

38. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye

erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür.

Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın

13. maddesinin gözönünde bulundurulması

gerekmektedir.

39. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

40. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir.

41. Somut başvuruda öncelikle müdahalenin Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen kanunilik koşuluna uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

42. 6100 sayılı Kanun'da yargılama giderlerinden sayılan ve

mahkeme tarafından haklılık durumuna göre taraflara yükletileceği belirtilen

vekâlet ücretinin birden fazla davalı aleyhine açılan davalarda ne şekilde

yükleneceği açık değildir. Ancak 1136 sayılı Kanun uyarınca bağlayıcı olan

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanıp Bakanlığa

gönderilen ve 2013 yılı için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasında birden

fazla davalıya karşı açılan davaların reddinde, ret sebebinin ortak olması

hâlinde tek vekâlet ücretine karar verileceği ifade edilmiştir (İrfan Çinkaya,

B. No: 2014/11854, 5/10/2017, § 34).

43. Davanın niteliği itibarıyla zorunlu dava arkadaşı konumunda

ve müteselsil sorumluluk içerisinde bulunulan ya da aynı hukuksal nedene

dayanılarak birden fazla davalı hakkında açılan taşınmaz uyuşmazlıklarında

davanın reddinde ortak sebebe dayanılması hâlinde temyiz mercii olan Yargıtayın ilgili Daireleri davalılar ayrı ayrı vekiller

vasıtasıyla temsil edilmiş olsalar dahi tek bir vekâlet ücretine

hükmedileceğini tekrar tekrar kararlarında vurgulamıştır (bkz. §§ 20-28).

44. Somut olayda başvuruya konu dava kadastro öncesi muris

muvazaası hukuksal nedenine dayanılarak açılmıştır. Davanın taraflarının ortak

murisin mirasçıları olduğu anlaşılmakta ve murisin zilyedi olduğu bir kısım

taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak temlik

ettiği iddia edilmektedir. İlk derece mahkemesi yapmış olduğu yargılama

sonucunda aynı nedenlerle davalılar yönünden esastan davanın reddine karar

vermiş ve redde konu toplam dava değeri üzerinden kendisini vekille temsil

ettiren davalılar Y.M. ve Z.G. lehine ayrı ayrı nispi vekâlet ücretine

hükmetmiştir. İlgili Daire de 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro

Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına göre davanın on yıllık hak düşürücü

süre içerisinde açılmadığını, her ne kadar mahkemece esastan inceleme yapılarak

davanın reddine karar verilmiş ise de ret kararının sonucu itibarıyla doğru

olduğunu açıklayarak hükmü onamıştır. Diğer bir ifade ile davalılar hakkındaki

davanın ret sebebinin ortak olduğu anlaşılmaktadır.

45. Davanın reddi nedeniyle kendisini vekille temsil ettiren

davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine karar verilmişse de -davalılar

yönünden davanın ret sebebinin ortak olduğu anlaşıldığından- Mahkeme ve

Yargıtay kararlarında bu hususun yasal dayanağı açıklanmamıştır. Yargıtay

içtihatları da gözetildiğinde ortak bir sebebe dayalı olarak davanın

reddedildiği anlaşılan davada 1136 sayılı Kanun'un 169. maddesi uyarınca

bağlayıcı olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne

aykırı olarak kendisini vekille temsil ettiren her bir davalı lehine olmak

üzere iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin kanunilik unsurunu taşıdığı

söylenemez.

46. Açıklanan gerekçelerle ret sebebi ortak olan davada her bir

davalı lehine ayrı ayrı hükmedilen vekâlet ücreti yönünden Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

48. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

49. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

50. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

51. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesini uygun görülmemesi

hâlinde ise tazminata hükmedilmesi isteğinde bulunmuştur.

52. Anayasa Mahkemesi ret sebebi ortak olan davada her bir

davalı lehine ayrı ayrı hükmedilen vekâlet ücreti nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

Mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

53. Bu durumda, mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılarak aleyhine

vekâlet ücretlerine hükmedilen davacılardan sadece başvurucunun bireysel

başvuruda bulunduğunun dikkate alınması ve nihayet ihlal sonucuna uygun olarak

kendini vekille temsil ettiren davalılar yararına başvurucunun tek bir vekâlet

ücretinden sorumluluğuna ilişkin yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Yargıtay

Dairesine ve Demre Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

54. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harcın ve

1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun gerekçesi belirtilmeyen kamuya açık belgelerde

kimliğinin gizli tutulması talebinin başvuruya konu olayın niteliği dikkate

alınarak REDDİNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet

ücreti yönünden Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan mahkemeye erişim

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak amacıyla ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Demre Asliye

Hukuk Mahkemesine (E.2011/90, K.2013/84) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 226,90 TL harcın ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Hüseyin

KARACA

Vekili

:

Av. Aybike

AYGÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/6160, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Kanun Hükümleri
  8. B. Tarife Hükümleri
  9. C. Yargıtay İçtihatları
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Başvurucunun gerekçesi belirtilmeyen kamuya açık belgelerde
  14. B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. D. Kararın bir örneğinin başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet
  17. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Özgüldür
  20. Gökcan
  21. Sevtekin
  22. Karaca
  23. Aygün
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/6160
Tarih
19 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Süleyman Araç Başvurusu (B. No: 2015/7985)
  • Hatice Bolat Başvurusu (B. No: 2014/13335)
  • Ali Rıza Akarsu Başvurusu (B. No: 2015/6999)
  • Rıza Doğan Başvurusu (B. No: 2015/5099)
  • Bircan Çelik ve Meryem Çelik Başvurusu (B. No: 2015/8572)
  • Mehmet Hanefi Özçoban ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2849)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.