İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13518)

1. Başvuru, yurt dışından ithal edilen malların liman idaresince

Başvuru No2015/13518Tarih3 Temmuz 2018Okuma25 dk · 5.098 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İnter Metal Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/13518
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.098 kelime·25 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yurt dışından ithal edilen malların liman idaresince

teslim edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2015/13548, 2015/14587 ve 2015/14588 numaralı bireysel

başvuruların konu yönünden hukuki irtibatlarının bulunması nedeniyle 2015/13518

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya

üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Dava Öncesi Süreç

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Ege Serbest Bölgesi'nde demir-çelik sektöründe

faaliyet gösteren bir şirkettir.

10. Başvurucu Şirket; Çin, Hindistan ve Tayvan’da bulunan bazı

şirketlerden akreditif yoluyla mal satın almıştır.

12. İthal konusu mallar sırasıyla 28/12/2009, 31/3/2009,

3/11/2009 ve 16/11/2009tarihlerinde İzmir Limanı'na ulaşmış ve Türkiye

Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının (TCDD) Gümrük Müdürlüğü adına işlettiği ve

gümrüklü saha olan geçici eşya depolama alanına teslim edilmiştir.

13. Konşimentoların orjinalleri ile

İzmir Gümrük Müdürlüğüne meşru hak sahibi olarak yapılan başvurular üzerine

Müdürlükçe, anılan eşya başvurucu Şirket adına sırasıyla 29/12/2009,

27/10/2009, 10/11/2009 ve 20/11/2009 tarihlerinde tescil edilerek Ege Serbest

Bölgesi'ne sevk edilmiştir. Gümrük işlemlerinin tamamlanması üzerine aynı gün

geçici antrepoya konulan eşyanın teslimi amacıyla TCDD Liman İşletmesi

Müdürlüğüne konşimento alıcı nüshaları ve diğer gerekli belgeler sırasıyla

31/12/2009, 30/10/2009, 3/11/2009 ve 23/11/2009 tarihlerinde ibraz edilmesine

rağmen bu eşya başvurucuya teslim edilmemiştir.

14. Eşyanın teslim alınamaması üzerine TCDD'ye noterlikler

vasıtasıyla sırasıyla 6/1/2010, 14/5/2009, 19/11/2009 ve 25/11/2009 tarihli

ihtarnameler gönderilip eşyanın teslimi için gerekli olan şartların neler

olduğu sorulmuştur. TCDD'nin muhtelif cevapları üzerine de istenenler yerine

getirilip eşyanın teslimi için tekrar başvurular yapılmış olmasına karşın

teslimat talepleri yine reddedilmiştir.

15. Liman idaresi ise talep konusu malların tesliminden

kaçınmasına gerekçe olarak; yapılan kontroller sonucunda konşimentolar üzerinde

yer alan gemilerin işletme kayıtlarında bulunmaması ve yine bir başvuruda gemi

isminin işletme kaydında bulunmamasının yanı sıra talep edilen eşyanın

bulunduğu konteynerin numarasının konşimento üzerinde farklı olmasını

göstermiştir. Başvurucu ise anılan gemiler işletme kayıtlarında bulunmasa bile

bedelini ödediği malın tarafına ait olduğu hususunun konşimento, faturalar ve

Gümrük Müdürlüğünün tescili ile belgelendiğini ve malın mülkiyeti hususunda

herhangi bir ihtilafın bulunmadığını ileri sürmüştür.

B. Dava Süreci

16. Başvurucu Şirket, eşyanın teslim edilmesi veya ticari faizi

ile birlikte maddi ve manevi tazminata karar verilmesi istemleriyle 21/1/2010,

12/6/2009 ve iki dava yönünden de 4/12/2009 tarihlerinde İzmir 1. Asliye

Ticaret Mahkemesinde davalar açmıştır.

17. Başvurucu Şirket dava dilekçelerinde;

i. Davalı liman işletmesinin 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı

Gümrük Kanunu'nun 218. maddesi gereğince ardiyecilik

görevi yaptığını; tasdikli özet beyan karşılığında gümrüklü eşyayı zimmetine

alıp gümrük işlemleri bitince sahibine teslim etmekle mükellef olmasına ve

geçici antrepoya konulan eşyanın teslimi amacıyla davalı işletmeye konşimento

alıcı nüshaları ile diğer gerekli belgelerin verilmesine rağmen eşyanın teslim

edilmediğini belirtmiştir.

ii. Davalı işletmece; gönderenleri, taşıyıcıları, gümrük idaresi

ve alıcı kayıtlarında herhangi bir yanlışlık veya eksiklik bulunmayan eşyanın

bu şekilde teslim edilmemesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını ve 4458

sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğincegümrük idareleri

ile muhatap olan kişilerin kanun, tüzük ve yönetmeliklere uymakla mükellef

olduğunu ileri sürmüştür.

iii. İdarenin, dava konusu teslimden kaçınma şeklindekihaksız

fiili sonucu emtianın piyasa satış bedeli olarak yüksek miktarlarda kâr

mahrumiyetinin oluştuğunu iddia etmiştir.

18. Dava dosyaları daha sonra İzmir 6. Asliye Ticaret

Mahkemesine (Mahkeme) devredilmiştir. Mahkeme 22/4/2013, 6/6/2013 ve iki davada

da 15/4/2013 tarihlerinde davaların reddine karar vermiştir. Kararların

gerekçelerinde özetle şu hususlara yer verilmiştir:

i. Taşıyanlar ve acenteleri, yükleme limanında tanzim edilen

konşimentoları ibraz eden yetkili hamillere malları teslimle yükümlü olup bu

işlemi konşimentoların ibraz edilmesi ve konşimentoların sahte olup olmadığını

inceleyerek yapacaktır.

ii. Gönderilen, konşimentoları, taşıyan acentelerine ibraz

ederek taşıyanlardan aldığı belgeler ile (teslim talimatnamesi- muvafakatnamesi) malları teslim alabilecektir. Bu durumda

yüklerin konşimentolarda bunları teslim almaya yetkili gönderilen dışında

üçüncü bir kişiye teslim edilmesi hâlinde taşıyanlar sorumlu olacaklardır.

iii. Gümrük idaresinin hâlihazırda eski uygulamalarından farklı

olarak antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük

idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin

serbest olup olmadığını ve gümrük vergisinin ödenip ödenmediğini araştırdığı,

diğer hususların yetki alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip

edilmemesi hususunun gümrük idaresinin yetkisinin dışında kaldığı açıktır.

iv. Gemilerden tahliye edilen ancak henüz alıcıya teslim

edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanlarda bulunması nedeni ile

alıcının bu konşimentoları doğrudan liman idaresine ibraz ederek malların

teslimini isteyemeyeceği belirlenmiştir. Yine limanın buradaki hukuki durumunun

taşıyanların ifa yardımcısı olduğu, taşıyanların varma limanında zilyetliği

nakil sureti ile yüklerin vasıtalı veya vasıtasız zilyetliğinin gönderilene

geçmesini sağladığı, dolayısıyla taşıyanların iradeleri olmaksızın tek taraflı

teslim yapılamayacağı açıklanmıştır.

v. Bu durumda taşıyanların talimatı olmadan liman idaresinin

yükü teslim edemeyeceği hukuki gerçeği dikkate alındığında başvurucu Şirketin

söz konusu taleplerini hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyanlara karşı ileri

sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açması

kabul edilemeyecektir.

vi. Taşıyanların, alacaklarını tahsil edemedikleri takdirde yük

üzerinde hapis haklarını kullanabilmeleri ancak malların kendi talimatları ile

teslim edilmesine bağlıdır. Aksi takdirde, taşıyanlar bu alacaklarını tahsil

edemeyeceklerdir. Eşyayı taşıyanın rızası dışında teslim eden liman idaresinin

de bu hâlde hukuki ve cezai sorumluluğu bulunmaktadır. Bu itibarla taşıyanların

onayları olmadan taşıyanların menfaatlerini koruma yükümlülüğü bulunan ve

teslim emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan liman idaresinin

sorumluluğu söz konusu olacaktır. Sonuç olarak liman idaresinin ancak

taşıyanların talimatına rağmen haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması

hâlinde başvurucunun haksız fiil niteliğindeki bu eylemnedeniyle

liman idaresine karşı dava açabilmesi hakkı doğabilecektir.

vii. Taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın

gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren taşıyıcıların sorumlulukları sona

erecektir. O hâlde eşyanın teslimi taşıyanlar adına liman idaresince

yapılmaktadır. Liman işletmesi taşıyanlardan aldığı talimat doğrultusunda

malları kime teslim etmesi gerekiyorsa ona teslim edecektir.

viii. Sonuç olarak başvurucu Şirket, TCDD Liman İşletmesine

karşı açmış olduğu davalarda haklı bir hukuki sebebe dayanmamaktadır. Diğer bir

deyişle başvurucu Şirket, konşimentoyu ibraz etmeden konşimentoyu temsil eden

malların kendisine teslimini isteyemeyecek ve bu nedenle tazminat talebinde

bulunamayacaktır.

19. Temyiz edilen hüküm Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 6/1/2014,

6/11/2014 ve iki davada da 4/11/2014 tarihli kararlarıyla onanmıştır. Daire

karar düzeltme istemlerini de 16/6/2015 tarihinde reddetmiştir.

20. Nihai kararlar, başvurucu vekiline 9/7/2015 ve 28/7/2015

tarihlerinde tebliğ edilmişlerdir.

21. Başvurucu Şirket, sırasıyla 7/8/2015 ve 24/8/2015

tarihlerinde bireysel başvurularda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

22. 4458 sayılı Kanun'un 4. maddesi şöyledir:

"Gümrük idareleriyle muhatap olan kişiler

bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzük, kararname ve yönetmelik

hükümlerine uymak; gümrük idarelerinin gerek bu Kanunda gerek diğer kanun,

tüzük ve kararnamelerde yazılı hükümlere göre yapacağı gözetim ve kontrollere

tabi olmak; bu idarelerin kendi adına veya başka idareler nam veya hesabına

tahsil edeceği her tür vergi, resim, harç ve ücretleri ödemek veya bunları

teminata bağlamak; kanun, tüzük, kararname ve yönetmelik hükümlerinin uymayı

zorunlu kıldığı her tür işlemleri yerine getirmekle sorumludurlar"

23. 4458 sayılı Kanun'un 165/D maddesi şöyledir:

"1. Özet beyanın şekli ve içeriği,

öncelikle güvenlik ve emniyet amacı ile uluslararası standartlar ve ticari

uygulamalardan yararlanılarak risk analizi ve gümrük kontrollerinin etkin

yapılabilmesi için gerekli bilgileri kapsayacak şekilde yönetmelik ile

belirlenir.

2. Özet beyan veri işleme tekniği kullanılarak

hazırlanır. Gerekli ayrıntıları içermesi halinde ticari bilgiler ile liman veya

taşıma bilgileri kullanılabilir.

3. Müsteşarlık, istisnai durumlarda yazılı

olarak düzenlenen özet beyanları, veri işleme tekniği kullanılarak hazırlanan

özet beyanlar ile aynı düzeyde risk yönetimi uygulanmasına imkân verilmesi

kaydıyla kabul edebilir.

4. Özet beyan;

a) Eşyayı Türkiye Gümrük Bölgesi dışına

çıkaran veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışına taşıma sorumluluğunu üstlenen kişi,

b) Eşyayı yetkili gümrük idaresine sunabilen

veya eşyanın sunulmasını sağlayan kişi,

c) Yukarıdaki bentlerde belirtilen kişilerin

temsilcisi,

tarafından verilir.

5. Dördüncü fıkrada belirtilen kişilerin talep

etmeleri halinde, özet beyanın verilmesinden sonra bir veya daha fazla bilginin

değiştirilmesine gümrük idarelerince izin verilir. Ancak;

a) Özet beyanı veren kişiye eşyanın muayene

edileceğinin bildirilmesinden,

b) Söz konusu bilgilerin yanlış olduğunun

tespit edilmesinden,

c) Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi dışına

çıkarılmak üzere ilgilisine teslim edilmesinden,

sonra özet beyanda değişiklik yapılmasına izin verilmez."

24. Olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan 29/6/1956 tarihli ve

6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu'nun 1016. maddesi

şöyledir:

"Navlun mukavelesiyle taşıyan, navlun

karşılığında:

1. Geminin tamamını veya bir cüzünü yahut

muayyen bir yerini taşıtana tahsis ederek eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder

ki buna "Çarter Mukavelesi";

2. Parça mal olan muayyen eşyayı denizde

taşımayı taahhüt eder ki buna da "Kırkambar Mukavelesi" denir.

Bu kısımdaki hükümler posta idaresinin denizde

eşya taşımalarına tatbik olunmaz."

25.6762 sayılı mülga Kanun'un 1061. maddesi

şöyledir:

"Taşıyan, malların

yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli

bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları

andan teslim edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya

hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan mesuldür; meğer ki, zıya veya

hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun."

26. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1069. maddesi

şöyledir:

"Gönderilen; malı teslim almakla navlun

ve navlun teferruatından olan bütün masrafları ve sürastarya

ücretini, teslim almanın dayandığı mukavele veya konişmento

hükümlerine göre ödemeye, kendi hesabına Gümrük Resmi ödenmiş ve başka

masraflar yapılmış ise bunları da vermeye ve kendine düşen diğer bütün borçları

ifaya mecbur kalır.

Taşıyan navlunun ödenmesi ve gönderilene düşen

diğer borçların yerine getirilmesi karşılığında malı teslime mecburdur."

27. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1098. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Konişmento

aşağıda yazılı hususları ihtiva eder:

1. Taşıyanın ad ve soyadını veya ticaret

unvanını;

2. Kaptanın ve soyadını;

3. Geminin adı ve tabiiyetini;

4. Yükletenin ad ve soyadını veya ticaret

unvanını;

5. Gönderilenin ad ve soyadını veya ticaret

unvanını;

6. Yükleme limanını;

7. Boşaltma limanını veya buna dair talimat

alınacak yeri;

8. Gemiye yüklenen veya taşınmak üzere teslim

alınan malların cinsi, ölçüsü sayı veya tartısı, markaları ve haricen belli

olan hal ve mahiyetleri;

9. Navluna ait şartları;

10. Tanzim olunduğu yer ve günü;

11. Tanzim olunan nüshaların sayısını.

..... "

28. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1102. maddesi

şöyledir:

"Konişmento

gereğince kendisine mallar teslim edilecek olan veya konişmento

emre yazılı ise ciro ve teslim ile kendisine devredilmiş olan kimse, malları

teslim almaya salahiyetlidir.

Konişmento birden çok nüsha olarak tanzim edilmişse mallar, bir tek nüshanın

salahiyetli hamiline teslim edilir."

29. 31/5/2002 tarihli ve 24771 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan mülga Gümrük Yönetmeliği'nin 89. maddesi şöyledir:

"Gümrük işlemleri bitirilen eşyanın

serbest dolaşıma giriş rejimine tabi eşya olması halinde; vergilerin ödendiğini

gösterir vezne alındısı ve taşıma senedinin alıcı nüshasının aslı veya kurumca

onaylı örneği, eşyanın gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi

olması halinde ise buna ilişkin beyanname gibi belgeleri ile, taşıma senedinin

alıcı nüshası aslı veya 'aslı hükmündedir' ibaresini içeren ve taşıyıcı

tarafından onaylanan bir örneği ilgililerce geçici depolama yerinde görevli

gümrük memuruna verilir. Sözü edilen belgeler görülüp, eşyaya ait kayıtlarla ve

eşya ile karşılaştırıldıktan sonra, uygun bulunduğu takdirde, geçici depolama

yeri çıkış işlemleri tamamlanır.

Bu şekilde geçici depolama yerlerinden

çıkarılan eşya için gümrük memuru tarafından çıkış kontrol fişi düzenlenir ve

bu fişler işletme memuru ile eşyayı teslim alan yükümlü veya temsilcisi

tarafından da imzalanır. Bir gün zarfında geçici depolama yerinden çıkan eşyaya

ait çıkış kontrol fişleri bir sonraki gün yine gümrük ve işletme memurunca

onaylanmış bir liste ekinde gümrük idaresine verilir."

B. Yargı Kararları

30. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/11/2017 tarihli ve

E.2016/4787, K.2017/6644 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Mahkemece iddia, savunma, toplanılan

deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 2 ve 3 nolu davalılar TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Marward Shipping Co. Ltd. Şirketi hakkındaki davaların HMK’nın

150. m. uyarınca takipsiz bırakılması nedeniyleaçılmamış

sayılmasına, Master Deniz Acenteliği tarafından eşyanın dava dışı alıcıya

teslimi nedeniyle ordino düzenlendiği ve 1 nolu

davalı adına düzenlenmiş acentelik faturasının ibraz edildiğinden bir nolu davalının taşıyan olduğu, TCDD’nin taşıyanın ifa

yardımcısı olup, taşıyanın sorumluluğunun devam ettiği, hasarın gemiden

tahliye, liman sahasından araçlara yüklenme ve Silivri'de araçlardan

indirilmesi sırasında olduğu, hasarın ise, vinç tahliyesinde borulara takılan

sapanların takıldığı orta ve uç bölümlerdeoluştuğu,

taşıyanın mallarının yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve

boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükellef

olduğu gerekçesiyle, davalı DHL Project & Chartering

(China) Ltd. izafeten Master Deniz Acenteliği A.Ş.

hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 16.600,00 TL’nin faiziyle işbu davalıdan

tahsiline karar verilmiştir.

.....

Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı

vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına

BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene

iadesine, 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, ithal etmiş olduğu ve dava dışı taşıyanlar

tarafından taşınan malların bedelini ödeyerek taşımaya konu malların

konşimentolarını aldığını ve söz konusu konşimentolara dayanarak TCDD Liman

İşletmesi Genel Müdürlüğüne başvurup ilgili malların kendisine teslimini talep

ettiğini belirterek söz konusu taleplerinin işletme tarafından haksız olarak

reddedildiğinden, taşıma konusu malların gümrüklü sahada kaldığından ve

tesliminin engellendiğinden yakınmaktadır. Başvurucu; ithal edip mülkiyetini

kazandığı malların teslim edilmemesi iddiasıyla işletmeye karşı İzmir 6. Asliye

Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, ancak bu davalarının haksız yere

reddedildiğini, bu nedenle Anayasa'nın 10., 35., 36., 125., 138. ve 141.

maddelerinde düzenlenen eşitlik ve kanunilik ilkeleri ile adil yargılanma,

makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

33. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu adil yargılanma hakkının da ihlal

edildiğini ileri sürmekte ise de, başvurucunun temel

şikâyetinin ithal edilen malların teslim edilmemesi olduğu gözetilerek

belirtilen şikâyetin mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün Varlığı

36. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır (Cemile Ünlü, B. No:

2013/382, 16/4/2013, § 26). Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her

türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §

20). Bu bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul

ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

37. Depoda tutulan malların mülkiyetinin başvurucu Şirkete ait

olduğu hususu, Gümrük Müdürlüğünce bu malların başvurucu Şirket adına tescil

edilmesi ve malların teslimini teminen kontrol çıkış

fişleri düzenlenmesi ile de resmî kurumlarca kabul edilmiş bulunmaktadır. Söz

konusu malların mülkiyetinin başvurucuya ait olduğuna ilişkin dava süreçlerinde

de herhangi bir ihtilaf yaşanmamıştır. Sonuç olarak başvurucu, yurt dışından

konşimentoyla bedelini ödeyerek akreditif yoluyla paslanmaz çelik çubuk satın

almıştır. Ancak taşıyanın talimatının bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu

mallar liman idaresince başvurucuya teslim edilmemiştir. Dolayısıyla ekonomik

bir değer ifade ettiği kuşkusuz olan bu eşyanın başvurucu yönünden Anayasa'nın

35. maddesi anlamında mülk teşkil

ettiğinde tereddüt bulunmamaktadır.

ii. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

38. Somut olayda yurt dışından ithal ettiği mallar, taşıyanın

veya acentesinin talimatının bulunmadığı gerekçesiyle başvurucuya teslim

edilmemiştir. Bu sebeple başvurucu, teslim edilmediği müddetçe söz konusu

mallarından yararlanamamakta ve bu mallardan dilediği gibi tasarruf

edememektedir. Bunun ise mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur.

39. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci

fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi

koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının

genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının

kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle

devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân

sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından

mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca

belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi,

mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§

55-58).

40. Somut olayda başvurucu bütünüyle mülkten yoksun bırakılmış

değildir. Diğer taraftan müdahalenin mülkiyetin kontrolü veya düzenlenmesi

amacıyla da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvuruya konu müdahalenin mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesine

ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

iii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

42. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

(1) Kanunilik

43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

44. Konşimentonun koşulları 6762 sayılı mülga Kanun'un 1098. maddesinde açık olarak belirtilmiş olup bu maddeye göre

konşimento diğer hususlar yanında ayrıca geminin adı ve tabiiyetini de

içermelidir. Bu şartları içeren konşimento gereği aynı Kanun'un 1102. maddesine göre teslimin yapılacağı belirtilmiştir. Bu

bağlamda konu hakkındaki Yargıtay içtihadına göre liman işletmesi taşıyanın ifa

yardımcısı sıfatını taşımakta olup ancak yük teslim talimatına göre liman

idaresi yükü alıcıya teslim edebilir.

45. Somut olayda limandan eşya çekilmesi ile ilgili rutin

işlemlerin yerine getirilmesi hâlinde eşyanın tesliminin gerçekleşeceği ve

bunun gerçekleşmesi için gerekli belgelerin neler olduğu hususu mülga Gümrük

Yönetmeliği'nin 89. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Bu kapsamda Gümrük

Müdürlüğünce işlemleri tamamlanmış ve teslimatı talep edilen eşyaya ilişkin

belgeler, 4458 sayılı Kanun ile Gümrük Yönetmeliği hükümlerine istinaden

idarede bulunan kayıtlarla karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. Bu

kontroller sonucu gemi adı ve konteyner numarası gibi bilgilerde farklılıkların

bulunması hâlinde gerekli düzenlemelerin yapılması istenmekte ve bilgilerin

uyuşması durumunda, ibraz edilen belgelere kayıt verilerek TCDD Liman

Hizmetleri Tarifesi hükümleri gereği tahakkuk eden işletme alacağının tahsilini

müteakip söz konusu eşyanın teslimatı gerçekleştirilmektedir.

46. Anılan mevzuat hükümlerinin ve buna dayalı Yargıtay

uygulamasının belirli, öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğu açıktır. Bu

itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı gerekçeler ile yukarıda

belirtilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

(2) Meşru

Amaç

47. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması

imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

53).

48. Liman idareleri, teslimatı talep edilen eşyaya ilişkin

belgeleri 4458 sayılı Kanun ile Gümrük Yönetmeliği hükümlerine istinaden

kendisinde bulunan kayıtlarla karşılaştırılarak kontrol etmek suretiyle ifa

yardımcıları olmaları hasebiyle taşıyanlara olan sorumluluklarını yerine

getirmektedir. İşletmelerin bu görevleri kapsamında yaptıkları kontroller

sonucunda doğru eşyanın doğru alıcılara tesliminin sağlanabilmesi için eşyanın

teslimini talep eden alıcıların idarelere ibraz ettikleri belgeler üzerinde yer

alan bilgiler ile liman kayıtlarının bire bir uyuşması gerekmektedir. Bu

kontrol işleminin önemli bir amacı da taşıyanların alacaklarını tahsil

edemedikleri takdirde yük üzerindeki hapis haklarını kullanabilmelerinin

sağlanmasıdır. Liman idarelerinin tüm bu görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmeleri

ve yardımcıları oldukları taşıyanların talimatlarına uygun hareket edebilmeleri

için de kendilerine sıkı belge kontrolleri yapma ve eksik belgeyle başvuru

yapanların teslim taleplerini karşılamama şeklinde kapsamlı yetkiler

verilmesinde kamu yararının bulunduğu açıktır.

49. Nitekim malları taşıyıcılarının rızaları dışında teslim eden

liman idarelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarının bulunduğu gerçeği de

dikkate alındığında bu yetki kapsamında yapılan sıkı belge kontrolleri ile

taşıyan sıfatına sahip gemi donatanlarının ve onların temsilcileri olan gemi

acentelerinin yanında, taşıyan sıfatına sahip taşıma işleri komisyoncularının

ve liman idarelerinin de mal alıcısı firmaların da ortak yararına bir

uygulamanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda, yapılan

kontroller sonucu ibraz edilen belgelerdeki bilgiler ile idare kayıtlarında yer

alan bilgiler arasında farklılıklar bulunması hâlinde gerekli düzenlemelerin

yapılmasının istenmesinde ve bu düzenlemelerin yapılmaması hâlinde malların

tesliminden kaçınılmasında kamu yararı mevcut olup müdahalenin meşru bir amaç

taşıdığı kuşkusuzdur.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

50. Son olarak kamu makamlarınca başvurucu Şirketin mülkiyet

hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı

gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

51. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

52. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi, bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

53. Başvuru konusu olayda liman idaresince yapılan kontroller

sonucu ibraz edilen belgelerdeki bilgiler ile idare kayıtlarında yer alan

bilgiler arasında farklılıklar bulunması hâlinde gerekli düzenlemelerin

yapılmasının istenmesinin ve bu düzenlemelerin yapılmaması hâlinde malların

tesliminden kaçınılmasının ulaşılmak istenen kamu yararı amacını

gerçekleştirmeye elverişli ve bu amaç doğrultusunda gerekli olduğu

tartışmasızdır. Ancak bunun yanında müdahalenin orantılı olup olmadığı da değerlendirilmelidir.

54. Somut olayda ithal konusu mallar İzmir Limanı'na ulaşmış ve

TCDD'nin Gümrük Müdürlüğü adına işlettiği ve gümrüklü saha olan geçici eşya

depolama alanına teslim edilmiştir. Başvurucu Şirket, İzmir Gümrük Müdürlüğüne

başvurarak özet beyanları vermiş ve Müdürlükçe Şirket adına tescil edilen

mallar gümrük geçici depolama alanına alınmıştır. Buna mukabil gümrük

işlemlerinin tamamlanması üzerine aynı gün geçici antrepoya konulan eşyanın

teslimi amacı ile başvurucu Şirketçe liman idaresine konşimento alıcı nüshaları

ve diğer belgelerin verilmesine rağmen eşya teslim edilmemiştir. İdarece

malların tesliminden kaçınılmasına gerekçe olarak ise yapılan kontroller

sonucunda konşimentolar üzerinde yer alan bazı gemilerin isimlerinin işletme kayıtlarında

bulunmaması ve talep edilen eşyanın bulunduğu konteynerlerden birinin

numarasının ibraz edilen konşimentolar üzerindeki numaradan farklı olması

gösterilmiştir. Esasında başvurucu Şirketin bu şekilde kendisine ait olduğunu

iddia ettiği malların tesliminin engellenmesinin başvurucu açısından bir

külfete yol açtığı kuşkusuzdur.

55. Ancak liman idarelerinin, taşıyanların ifa yardımcıları

olmaları sebebiyle onlara karşı çeşitli sorumlulukları bulunmaktadır. Liman

idareleri bu sorumluluklarını ise teslimatı talep edilen eşyaya ilişkin

belgeleri 4458 sayılı Kanun ile Gümrük Yönetmeliği hükümlerine istinaden

kendisinde bulunan kayıtlarla karşılaştırılarak kontrol etmek suretiyle yerine

getirmektedir. Bu durumda taşıyanların yardımcısı konumundaki liman idaresinin

eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren sorumluluğu sona

erecektir. Bu itibarla liman işletmesi taşıyandan aldığı talimat doğrultusunda

malı kime teslim etmesi gerekiyorsa ona teslim edecektir. Diğer bir deyişle

liman işletmesinin sıkı belge kontrolünde bulunuyor olmasının ve uluslararası

deniz taşımacılığı mevzuatının bu noktada esnek olmayan hükümler içermesinin

deniz ticaretinin belirli bir güvenlik seviyesinde seyri için elzem olduğu

hususunda genel bir kabul bulunmaktadır.

56. Diğer yandan limandan eşya çekilebilmesi için gerekli olan

belgelerin neler olduğu ve bu belgelerin temin edilememesi hâlinde

eksikliklerin nasıl tamamlanabileceği ya da bu belgelerdeki hatalı kayıtların

düzeltilmesi yol ve yöntemleri de ilgili mevzuatta belirtilmiştir. Nitekim

somut olayda yapılan başvurular üzerine liman idaresi;limandan eşya çekilmesi ile ilgili rutin

işlemlerin yerine getirilmesi hâlinde eşyanın tesliminin

gerçekleştirilebileceğini müracaat sırasında belgeleri sunan Şirket temsilcisi

aracılığıyla başvurucu Şirkete bildirmiştir. Bu kapsamda konşimento üzerinde

yazılı olan gemi isimleri ile limana varan gemi isimlerinin, ayrıca konşimento

üzerinde yazan ithal konusu eşyanın bulunduğu konteynerlerden birinin numarası

ile talep edilen eşyanın bulunduğu konteyner numarasının farklı olduğu tespit

edilmiş, başvuru Şirketten gerekli düzeltmelerin yapılması ve alt özet

beyanların verilmesiistenmiştir.

57. Acente tarafından tescil ettirilecek alt özel beyanlarda

çoğu zaman gemi isimlerinin düzeltilerek yer aldığı ve bu şekilde başvurucu

Şirket konumundaki mal alıcılarının bu eksikliği acenteler vasıtasıyla

giderebildikleri açıktır. Buna mukabil somut olayda liman idaresine ibraz

edilen özet beyanlarda limana gelen gemi isimlerinin konşimentolarda yer

almadığı fakat eşyayı aktarma olarak getiren gemilerin isimlerinin yer aldığı

varsayıldığında başvurucunun kendisine 4458 sayılı Kanun'un 165/D maddesi

gereğince tanınan alt özel beyanlarla taşıyıcı firmaların acentesi veya Gümrük

Müdürlüğünce düzeltmenin yaptırılması ve düzeltme karar yazılarının liman

idaresine ulaştırılmasıyla teslimatın gerçekleştirilmesi imkânını kullanmadığı

görülmektedir. Bu durumda acentelerinden, aktarma olarak getirilen gemi

isimlerinin düzeltilmesine imkân veren söz konusu hukuki enstrümanın varlığı,

başvurucuya yüklenen külfeti hafifletmekte ve bu, ticari işletmenin tüm

taraflarının menfaatine olan ve gemi taşımacılığında ticari güvenin tesisi için

elzem olan mezkûr uygulamanın teşkil ettiği müdahaleyi ölçülü kılmaktadır. Liman

idaresinin taşıyanların talimatı anlamına gelen ordino kesilmesi işlemlerine rağmen malları teslimden

kaçınması hâlinde ise müdahalenin ölçüsüz olacağı açıktır. Bununla birlikte

somut olayda başvurucu Şirket, bu tür bir işlemin tesisini teminen

acenteler nezdinde herhangi bir girişimde bulunmamıştır.

58. Diğer yandan liman idaresi tarafından başvurucu Şirketin pek

çok defa yaptığı teslim talepli başvuruya verdiği cevaplarda teslimatın

gerçekleşmesi için şart olan eksik belgelerin neler olduğu bildirilmiş ve bu

belgelerin temini durumunda her zaman malların tesliminin gerçekleşebileceği

ifade edilmiştir. Üstelik ithalata konu malların teslim alınması anına kadar

eksik olan belgeleri sunabilecek acenteler ve gümrük müşaviri gibi muhatapların

bulunduğu, eksiklikleri tamamlanması istenen belgelerin ayrım gözetilmeksizin

tüm mal ithalatçısı firmalardan talep edildiği gerçeği de dikkate alındığında

başvurucu Şirketin beklemediği bir taleple karşılaşmış olduğunu söylemek de

mümkün değildir. Nitekim acentelerin tescil ettirdiği özet beyanlarda çoğu

zaman alıcı olarak aracı firmaların isimlerinin yazıldığı, asıl alıcıların

eşyayı teslim alabilmeleri için bu aracı firmalarca alt özet beyanlar

düzenlenerek Gümrük Müdürlüğüne tescil ettirmeleri ve limana vermeleriyle

eşyanın tesliminin gerçekleştirilebildiği hususu da,

bu konudaki uygulama da tüm ithalatçı firmalarca bilinmektedir.

59.Ayrıca talep konusu mallar hâlihazırda depoda durduğu için

başvurucu Şirketin ithal ettiği söz konusu malları taşıyan veya acentesine

düzenlettirilecek Teslim Talimat Formunu ibraz ederek liman idaresinden teslim

alabileceği anlaşılmaktadır. Başvurucu Şirket, her ne kadar malların teslimi

için gerekli olan ordinoların artık uygulamada geçerliliğinin kaldırıldığını

belirtmiş ise de taşıyanların imzalayarak yükün teslimine rıza gösterdiklerini

ifade ettikleri ve kimi çevreler nezdinde ulusal ve uluslararası ticaret ve

taşımacılıkta yüklerin teslimi için geçerli ve gerekli belge olduğu hususunda

bir kabul bulunan yük teslim belgesi,

etiketli konşimento veya ordino gibi farklı isimler verilen bu

belgelerin hukuken geçerliliği olmayan belgelerden olduğuna ilişkin bir mevzuat

hükmünün ya da yargısal içtihadın varlığı hususunda başvurucu tarafından

herhangi bir bilgi ya da belge sunulmamıştır.

60. Bu durumda somut olayda liman idaresinin cevap yazılarında

da işaret edilen ve başvurucu Şirketin maliki olduğunu iddia ettiği mallarına

ulaşabilmesini sağlayan hukuki yolların bulunduğu, depodaki malların

tasfiyesine gidilmeyip hâlihazırda herhangi bir işleme tabi tutulmadan orada

tutuldukları dikkate alındığında başvurucu Şirkete şahsi olarak aşırı ve olağan

dışı bir külfet yüklenmediği anlaşılmıştır. Sonuç olarak somut olay bakımından

başvurucu Şirketin mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında

olması gereken adil denge bozulmadığı için müdahale ölçülü bulunmuştur.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

62. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

63. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

64. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

65. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

66. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu

davaların hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun

tutum ve davranışlarıyla ve usule ilişkin haklarını kullanırken özensiz

davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu dasöylenemez. Dolayısıyla somut başvurular açısından farklı

karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, makul sürede yargılanma

hakkı kapsamında dikkate alınması gereken ve ekli tablonun (D) sütununda her

bir başvuru için ayrı ayrı tespit edilmiş olan, sırasıyla toplam yaklaşık 5 yıl

4 ay, 6 yıl ve iki başvuruda da 5 yıl 6 aylık sürelerde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

67. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

69. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat taleplerinde

bulunmuştur.

70. Somut başvuruda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

71. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

ekli tablonun (E) sütununda gösterilen manevi tazminatların net olarak

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

72. Mülkiyet hakkının ihlali iddiası yönünden başvuru kabul

edilemez bulunduğundan başvurucunun bu hakka yönelik maddi tazminat talebinin

reddi gerekir.

73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 907,60 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.887,60 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya ekli tablonun (E) sütununda gösterilen

miktarlarda net manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

D. 907,60 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.887,60 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir 6. Asliye Ticaret

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu

:

İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti.

Temsilcisi

:

Hüsnü Kemal ÖZKAN

Sıra

A

B

C

D

E

Dava Esas Numarası Dava Tarihi Nihai Karar Tarihi Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre Hükmedilen Net Manevi Tazminat 1 2012/179 21/1/2010 16/6/2015 5 yıl 4 ay 5.400 TL 2 2012/165 12/6/2009 16/6/2015 6 yıl 6.750 TL 3 2012/177 4/12/2009 16/6/2015 5 yıl 6 ay 6.750TL 4 2012/176 4/12/2009 16/6/2015 5 yıl 6 ay 6.750TL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/13518, 3 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Dava Öncesi Süreç
  7. B. Dava Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Mevzuat Hükümleri
  10. B. Yargı Kararları
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Mülkiyet Hakkının
  13. B. Makul Sürede
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. C. Başvurucuya ekli tablonun (E) sütununda gösterilen
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Paksüt
  19. M. Emin KUZ
  20. M. Emin ŞAHİNER
  21. A
  22. B
  23. C
  24. D
  25. E
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/13518
Tarih
3 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/2374)
  • Göksel Gökbudak Başvurusu (B. No: 2014/7636)
  • Yusuf Ziya Bayraktar Başvurusu (B. No: 2015/14290)
  • Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği Başvurusu (B. No: 2015/14747)
  • Bedriye Demir Başvurusu (B. No: 2015/8309)
  • Murat Elibüyük Başvurusu (B. No: 2015/7973)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.