İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kenan Ekşi Başvurusu (B. No: 2013/1262)

1. Başvuru, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının garanti ve

Başvuru No2013/1262Tarih9 Eylül 2015Okuma19 dk · 3.755 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kenan Ekşi Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/1262
R.G. Tarih- Sayı
13/10/2015-29501
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.755 kelime·19 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının garanti ve

uyumluluk belgesine güvenilerek alınan aracın mülkiyetinin, gümrük kaçağı

olduğu gerekçesiyle mahkeme kararıyla kamuya geçirilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/2/2013 tarihinde

İzmir 19. Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/4/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığın 16/6/2014 tarihli

görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı

beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 25/8/2005 tarihinde

60.000,00 Avro karşılığında Mercedes Benz E200 Kompressor

marka otomobili (otomobil) T.C.T.Otomotiv Gıda San.

Tic. Ltd. Şti. (Şirket) unvanlı firmadan satın almıştır.

8. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık), 22/6/2011

tarihli ve K.2011/4354 sayılı "İdari

Yaptırım Kararı" ile başvurucunun otomobilinin 26/5/2004

tarihinde üretildiği, ithalatı gerçekleştirilmeden önce yurt dışında

garantisinin başladığı, 2005 yılı Temmuz ayı içerisinde 25.912 km'de teknik

servis hizmeti aldığı hâlde 0 (sıfır) km olduğu beyan edilerek ithalatının

yapıldığı gerekçesiyle ithalatı gerçekleştiren Şirketin ortağı (M.N.Ç.) ile imza yetkilisi ortağı (A.K.) ve aracın ithal

edildiği tarihte vekâlet karşılığı Şirketin işlerini yürüten (T.Ç.) adlı

kişilerin, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3.

maddesinin (11) numaralı fıkrası uyarınca kabahate konu otomobilin gümrüklenmiş

değerinin iki katı idari para cezası ile cezalandırılmaları yönünde karar

vermiştir.

9. Savcılık tarafından ayrıca otomobil hakkında, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 18.

ve 5607 sayılı Kanun’un 14. maddeleri gereğince "Mülkiyetin kamuya geçirilmesi" kararı verilmesi

talep edilmiştir.

10. Savcılığın bu talebini inceleyen İzmir 19. Sulh Ceza

Mahkemesi (Mahkeme), 22/10/2012 tarihli ve 2011/606

Değişik İş sayılı kararıyla dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda özetle,

dava konusu otomobilin 10/8/2005 tarihli ve IM059403 sayılı serbest dolaşıma

giriş beyannamesi ile yeni olarak beyan edildiği ancak Türkiye yetkili distribütörü

ile yapılan yazışmalar neticesinde aracın 2004 yılı Mayıs ayında üretildiği,

ithalatı gerçekleştirilmeden önce yurt dışında garantisinin başladığı, 2005

yılı Temmuz ayı içerisinde 25.912 km'de teknik servis hizmeti aldığı, 2005/9

sayılı Eski Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Olarak İthal Edilecek Maddelere

İlişkin Tebliğ'de (Tebliğ), 10 yaşına kadar ithal edilecek mallara ilişkin

listede 8703.23.19.12.00 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu’nda

yer alan davaya konu otomobil cinsi eşyanın yer almadığı, 31/12/1995 tarihli ve

22510 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan

İthalat Rejimi Kararı’nın 7. maddesi uyarınca eski kullanılmış yenileştirilmiş,

kusurlu (defolu) ve yatık (zamanla dayanıklılığını yitirmiş) malların ithalinin

izne tabi olduğu, bu nedenle davaya konu ithalat işleminin Dış Ticaret

Müsteşarlığından izin alınmak kaydı ile yapılması gerektiği hâlde izin

alınmadan ithal işlemi gerçekleştirildiği için eylemin 5607 sayılı Kanun'un 3.

maddesinin (11) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, anılan

Kanun'un 14. maddesinde de "3. maddenin

10. ve 11. fıkralarında tanımlanan kabahatlerin konusunu oluşturan eşyanın

mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir." hükmü

uyarınca otomobilin mülkiyetinin kamuya geçirilmesi gerektiği şeklinde görüş

verildiğine değindikten sonra bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu

ithalat işleminin Dış Ticaret Müsteşarlığından izin alınmak kaydı ile yapılması

lüzumlu iken bu izin alınmadan gerçekleştirilmesi nedeniyle 5607 sayılı

Kanun’un 14. maddesi ve 5326 sayılı Kanun’un 18. maddesi gereğince söz konusu

otomobilin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar vermiştir.

11. Bu karara başvurucu tarafından yapılan itiraz, İzmir 15.

Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2012 tarihli ve

2012/704 Değişik İş numaralı kararı ile reddedilmiştir.

12. Karar başvurucuya 3/1/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 1/2/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 5607 sayılı Kanun'un 25/2/2011

tarihli değişiklikten önceki 3. maddesinin (10) ve (11) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(10) Genel düzenleyici idarî işlemlerle

ithali yasaklanan eşyayı ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin dört

katı idarî para cezası verilir. Eşyanın değersiz, artık veya atık madde olması

durumunda, idarî para cezası; dökme halinde gelen eşya için ton başına yirmibin Türk Lirası, ambalajlı gelmesi halinde kap başına dörtyüz Türk Lirası olarak hesaplanır.

(11)

İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği

uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve

davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idarî

para cezası verilir. Eşyanın değersiz, artık veya atık madde olması durumunda,

idarî para cezası; dökme halinde gelen eşya için ton başına beşbin

Türk Lirası, ambalajlı gelmesi halinde kap başına yüz Türk Lirası olarak

hesaplanır”.

15. 5607 sayılı Kanun’un, 28/3/2013

tarihli ve 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 66. maddesi ile mülga 14.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) 3 üncü maddenin onuncu ve onbirinci fıkralarında tanımlanan kabahatlerin konusunu

oluşturan eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu Kanunun

arama ve elkoyma ile müsadereye ilişkin hükümleri, bu

kabahatlerin işlenmesinde kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan eşya ve

taşıma araçları ile ilgili olarak da uygulanır”.

16. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 18. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi

suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda

açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir”.

17. 2005/9 sayılı Eski Kullanılmış veya Yenileştirilmiş

Olarak İthal Edilecek Maddelere İlişkin Tebliğ

18. 13/10/1984 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları

Trafik Kanunu’nun 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu

ile ilgili esaslar şunlardır:

a) Araç sahipleri,

1. Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların

satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için;

bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi

için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün

belirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel

kişilerine başvurmak,

…

zorundadırlar.

b) Araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idareleri bu

durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna

bildirmekle yükümlüdürler.

c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine,

hurdaya çıkarılmasına veya araçta, yönetmelikte belirtilen niteliklerin

değişmesine kadar geçerli sayılır.

d ) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri,

satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme

faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu

bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri

kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi

adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak

noterler tarafından yapılır.

Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler

geçersizdir.

Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü

içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bu

bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır.

Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu

hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin

vergi mükellefiyeti başlar.

Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından

yeni malik adına bir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçici belge

düzenlenir.

…

Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık

süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet Genel Müdürlüğünün

uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil

belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil

belgesinin bir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumluluk

yüklenemez.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 9/9/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/2/2013 tarihli ve 2013/1262 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, Sanayi ve Ticaret

Bakanlığı tarafından verilen garanti ve uygunluk belgesine güvenerek satın

aldığı otomobilinin, ikinci el olmasına rağmen ithalatını yapan Şirket

tarafından sıfır olarak beyan edildiği gerekçesiyle hiçbir tazminat

ödenmeksizin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine hükmedildiğini, iyi niyetli üçüncü

kişi olarak mülkiyet hakkının korunması gerektiğini, başka kişilerin işlediği

kabahat nedeniyle otomobiline el konulması yaptırımı uygulanmasının mülkiyet

hakkının sınırlandırılmasında göz önünde bulundurulması gereken kanunilik,

ölçülülük ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ilkeleri ile bağdaşmadığını,

kabahate konu eylemi işleyen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve

açılan ceza davasının hâlen devam ettiğini belirterek mülkiyet hakkının ve

cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, uğradığı zararın

tazminini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun, adına

trafik siciline tescilli bulunan aracı hakkında, üçüncü kişilerin işlediği

kabahatten dolayı mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmesi neticesinde

Anayasa’nın 35. ve 38. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini

ileri sürdüğü dikkate alındığında ihlal iddiaları bir bütün hâlinde, mülkiyet

hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Başvurucunun, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından

verilen garanti ve uygunluk belgesine güvenerek satın aldığı otomobilinin,

ikinci el olmasına rağmen ithalatını yapan Şirket tarafından sıfır kilometre

olarak beyan edildiği gerekçesiyle hiçbir tazminat ödenmeksizin mülkiyetinin

kamuya geçirilmesi ve başka kişilerin işlediği kabahat nedeniyle otomobiline el

konulması yaptırımı uygulanmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğine ilişkin

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Başka bir kabul edilemezlik nedeni

de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

23. Başvurucu, iyi niyetli üçüncü kişi olarak mülkiyet

hakkının korunması gerektiğini, başka kişilerin işlediği kabahat nedeniyle

otomobiline el konulması yaptırımı uygulanmasının, mülkiyet hakkının

sınırlandırılmasında göz önünde bulundurulması gereken kanunilik, ölçülülük ve

demokratik toplum düzeninin gerekleri ilkeleri ile bağdaşmadığını belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Adalet Bakanlığı 16/9/2014

tarihli görüş yazısında, başvurucunun otomobili satın aldığı şirket aleyhine

hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma imkânı bulunduğu hususunun, bireysel

başvuru yapılmadan önce yargısal yolların tüketilip tüketilmediği

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde görüş

bildirmiştir.

25. Adalet Bakanlığının görüş yazısı başvurucuya tebliğ

edilmiş olup başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

26. Anayasa’nın “Temel hak

ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

27. Anayasa’nın “Mülkiyet

hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu

haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet

hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

28. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına

uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların

veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları

uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

29. Anayasa'nın 35. maddesi ve Sözleşme’ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi, paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer

vermiştir.

30. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi

üç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural genel olarak mülkiyetten barışçıl

yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus birinci fıkranın ilk

cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı düzenler

ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci cümlesinde

düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun olarak ve bu

amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla mülkiyetin kullanımını

kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer almaktadır (Sporrong ve Lönnroth/İsveç,

B. No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 61).

31. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci

fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet

hakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütünü belirtmiştir.

32. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali

iddiasının ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracak

bir müdahalenin bulunması gerekmektedir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, §

26).

33. Bu doğrultuda öncelikle mülkiyet hakkının kapsamına dâhil

olabilecek mal varlığı değerlerinin belirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35.

maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alan

menfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekilde

tanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).

34. Taşınır eşyada mülkiyetin devri için borçlandırıcı

işlemin yapılmasından sonra zilyetliğin naklinin (tasarruf işlemi)

gerçekleştirilmesi gerekir. Bu tasarruf işlemi doğrudan doğruya eşyanın veya

aracın teslimi yahut eşyanın, alıcının fiilî hâkimiyetine girmesi ile

gerçekleşir.

35. Taşınır eşya olan motorlu araçlar, taşıdıkları önem ve risk

nedeniyle hukuk düzeni tarafından diğer taşınır eşyaların tabi olduğu

mülkiyetin devir şeklinden farklı olarak daha sıkı şekil şartlarına tabi

tutulmuştur.

36. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik

Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri

.... araç sahibi adına

düzenlenmiş tescil belgesi… esas alınarak noterlerce

yapılır...”

37. Trafik sicili; devlet eliyle resen tutulan, motorlu

araçların teknik ve fiziki özellikleri ile üzerlerinde yer alan, başta mülkiyet

hakkı olmak üzere ayni hakları ve çeşitli kısıtlamaları gösteren resmî bir

kayıt sistemidir.

38. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu’nun 7. maddesi şöyledir:

“Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların

doğruluğuna kanıt oluşturur.

Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda

başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle bağlı değildir.”

39. Trafik sicili, 4721 sayılı Kanun’un 7. maddesinde

belirtilen resmî sicillerden sayılırken bu sicile dayanarak oluşturulan araç

tescil belgeleri de (ruhsatname) aynı madde gereğince resmî senetlerden

sayılırlar. Dolayısıyla belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt

oluştururlar. Trafik sicili, içerdiği hususların doğruluğuna ilişkin karine

teşkil eder.

40. Trafik siciline tescilli araçlarda, noterde yapılan satış

veya devir işleminin sonrasında aracın zilyetliği alıcıya devredildiğinde

mülkiyeti de geçmiş olacaktır.

41. 2918 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre henüz tescili

yapılmamış motorlu araçların mülkiyet devirleri ise genel olarak taşınır

mülkiyetinin devrine ilişkin esaslardan ayrılmamaktadır. Diğer bir deyişle

mülkiyeti devretmeyi amaçlayan sözleşmenin yapılmasından sonra mülkiyeti devir

amacıyla zilyetliğin naklinin gerçekleşmesi ile motorlu aracın mülkiyeti

alıcıya geçmiş olacaktır. Alıcı, aracın trafik siciline tescilinden önce bireysel

başvuru formu ekinde sunduğu 25/8/2005 tarihli

faturalardan anlaşıldığı üzere aracı satın aldığı şirkete araç bedeli olan

80.240,00 TL’yi ödemiş, ödenen paranın 25.500,00 TL’si şirket tarafından İzmir

İli Defterdarlığı Vergi Dairesi’ne özel tüketim vergisi olarak yatırılmıştır.

Anılan faturada başvurucunun ismi de alıcı olarak yer almaktadır. Ödemeleri

takiben araç üzerindeki zilyetliğin kendisine devredilmesi ile malik olan

başvurucu, 26/8/2005 tarihinde de aracın trafik tescil

işlemlerini gerçekleştirmiştir. Bu yönüyle trafik sicilindeki tescil kurucu

değil, açıklayıcı niteliktedir.

42. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,

kapsam itibarıyla 4721 sayılı Kanun'da yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlı

olmamakla birlikte, trafik siciline tescilli araç mülkiyetinin Anayasa'nın 35.

maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur. Anayasa'nın 35. maddesi

kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın

varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun, Anayasa'nın

35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip

olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (İhsan Vurucuoğlu,

B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30-31).

43. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek

ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, ürünlerden yararlanma ve tasarruf olanağı verir (AYM,

E.2002/112, K.2003/133, K.T. 10/4/2003).

44. Başvuru konusu olayda, yukarıda ayrıntılı bir şekilde

ifade edildiği gibi başvurucunun, otomobili 25/8/2005

tarihinde 60.000,00 Avro karşılığında Şirketten satın aldığı, 26/8/2005

tarihinde de aracın trafik tescil işlemlerini gerçekleştirdiği dikkate

alındığında Mahkemece mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilen araç

üzerinde Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet hakkının varlığı konusunda

şüphe bulunmamaktadır.

45. Mutlak değil, sınırlanabilir bir hak olan mülkiyet hakkı

Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.

Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında genel olarak hak tanınmakta,

ikinci ve üçüncü fıkralarında da sınırlama ve güvence ölçütleri

gösterilmektedir. Bu sınırlama ve güvencelerin Anayasa’nın 13. maddesinde yer

alan ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

46. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlandırmanın Anayasa’nın

13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde

belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

47. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, “mülkiyet hakkına” yönelik bir müdahale

bulunup bulunmadığını belirlemektir. Sonraki aşamalarda, varlığı kabul edilen

müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı, söz konusu hakkın özünü

zedeleyecek ölçüde kısıtlanıp kısıtlanmadığı, kısıtlamanın demokratik toplumda

gerekli olup olmadığı ve kullanılan araçların orantısız olup olmadığı

hususlarının tespit edilmesi gerekir.

a. Müdahalenin

Mevcudiyeti

48. Başvurucu, aracın trafik siciline tescilinden önce, araç

bedelini aracı satın aldığı Şirkete ödeyip bunu takiben araç üzerindeki

zilyetliğin kendisine devredilmesi ile söz konusu araca malik olduğundan

mahkeme tarafından mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesi,

Anayasa’nın 35. maddesi anlamında sahip olunan mülkiyet hakkına müdahale

niteliğindedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

49. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13.

maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35.

maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla, sınırlamanın Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen (§ 26) koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi

gerekir.

i. Kanunilik

50. Savcılık, yukarıda belirtilen

gerekçelerle (§ 8), ithalatı gerçekleştiren Şirketin ortağı M. N. Ç. ile imza

yetkilisi ortağı A. K. ve aracın ithal edildiği tarihte vekâlet karşılığı

Şirketin işlerini yürüten T. Ç.nin, 5607 sayılı

Kanun'un 3. maddesinin (11) numaralı fıkrası uyarınca kabahate konu otomobilin

gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir.

51. Savcılığın buna ilave olarak

otomobilin mülkiyetinin kamuya geçirilmesini talep etmesi üzerine Mahkeme,

bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeleri de dikkate alarak davaya konu

ithalat işleminin Dış Ticaret Müsteşarlığından izin alınmak kaydı ile yapılması

gerekirken izinsiz gerçekleştirilmesi şeklindeki fiil nedeniyle 5607 sayılı

Kanun’un 14. maddesi ve 5326 sayılı Kanun’un 18. maddesi gereğince otomobilin

mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar vermiş, bu karara başvurucu tarafından

yapılan itiraz Asliye Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Bu nedenle başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin “kanunlar

tarafından öngörülme” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

52. 5607 sayılı Kanun’a göre kaçakçılık, ülkeye ithali ya da

ülkeden ihracı yasak olan veya ithal ve ihracı gümrük işlemlerine tabi olan bir

eşyayı gümrük işlemleri yaptırılmadan ithal veya ihraç etmek ve bu eşyayı ülke

içinde satmak veya satın almaktır.

53. Başvuru konusu olayda, başvurucu adına trafik siciline

tescilli aracın, Mahkemece “kaçak eşya”

niteliğinde olduğu gerekçesiyle mülkiyetinin kamuya geçirilmesi ile ithali

yasak olan eşyanın ülkeye girişine engel olunması ve kaçakçılığın önlenmesi

amaçlanmıştır. Dolayısıyla bu yönden, başvurucuya ait aracın mülkiyetinin

kamuya geçirilmesinin meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Ölçülülük

54. Mahkeme kararıyla başvurucuya ait aracın mülkiyetinin

kamuya geçirilmesi ile “mülkiyet hakkına”

yapılan müdahale arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediği değerlendirilmelidir.

55. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri iki ayrı kriter

olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki kriter arasında bir ilişki vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında demokratik toplum

düzeni için gerekli olmak ile ölçülülük arasındaki bu ilişkiye dikkat çekmiş, “Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın, demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte, başka bir

ifadeyle güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmekle birlikte, temel haklara

en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının

incelenmesi gerekir…” (AYM, E.2007/4, K.2007/81, K.T. 18/10/2007) diyerek amaca, temel haklara en az müdahaleyle

ulaşmayı sağlayacak aracın tercih edilmesi gerektiğine karar vermiştir.

56. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları

ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen

amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir.

Bu sebeple mülkiyet hakkına getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca

ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup

olmadığı değerlendirilmelidir (Osman Bayrak,

B. No: 2013/3803, 25/2/2015, § 74).

57. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni; müdahaleye neden olan, başvurucuya ait aracın “kaçak eşya” niteliğinde kabul edilerek

mülkiyetinin kamuya geçirilmesinin, mülkiyet hakkını kısıtlama bakımından “ölçülülük ilkesi” ne uygun olup olmadığı

olacaktır.

58. Bu çerçevede mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin,

izlenen meşru amaçla orantılı olup olmadığını belirleyebilmek için olayın

bütünlüğüne bakılarak bu özgürlüğün özüne zarar verilip verilmediğinin

değerlendirilmesi gerekir. Mülkiyet hakkının özüne zarar verecek makul olmayan

müdahale, ölçüsüz bir müdahale olarak kabul edilebilir.

59. Başvuru konusu olayda Savcılık, başvurucunun otomobilinin

26/5/2004 tarihinde üretildiği, ithalatı

gerçekleştirilmeden önce yurt dışında garantisinin başladığı, 2005 yılı Temmuz

ayı içerisinde 25.912 km'de teknik servis hizmeti aldığı hâlde 0 (sıfır) km

olduğu beyan edilerek ithalatının yapıldığı gerekçesiyle ithalatı

gerçekleştiren Şirketin ortağının, imza yetkilisi ortağının ve aracın ithal

edildiği tarihte vekâlet karşılığı şirketin işlerini yürüten kişinin 5607

sayılı Kanun’un 3. maddesinin (11) numaralı fıkrası uyarınca kabahate konu

otomobilin gümrüklenmiş değerinin iki katı oranında idari para cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir.

60. Dosya kapsamında alınan bilirkişi

raporunda özetle, Tebliğ'de 10 yaşına kadar ithal edilecek mallara ilişkin

listede, 8703.23.19.12.00 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu’nda

davaya konu otomobil cinsi eşyanın yer almadığı, İthalat Rejimi Kararı’nın 7.

maddesi uyarınca ithalinin izne tabi olduğu hâlde uyuşmazlığa konu ithalat

işleminin Dış Ticaret Müsteşarlığından izin alınmadan gerçekleştirildiği için

eylemin 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (11) numaralı fıkrası kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği, anılan Kanun'un 14. maddesinde de bu durumun,

mülkiyetin kamuya geçirilmesi nedeni teşkil ettiğinden dava konusu otomobilin

mülkiyetinin kamuya geçirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı

bildirilmiştir.

61. Mahkeme de 24/10/2012 tarihli ve

2011/606 Değişik İş numaralı kararında, bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya

konu ithalat işleminin Dış Ticaret Müsteşarlığından izin alınmak kaydı ile

yapılması gerektiği hâlde böyle bir izin alınmadan ithalat işleminin

gerçekleştirilmesi nedeniyle 5607 sayılı Kanun’un 14. maddesi ve 5326 sayılı

Kanun’un 18. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu otomobilin mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine karar vermiştir. Bu karara başvurucu tarafından yapılan itiraz,

İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2012 tarihli

ve 2012/704 Değişik İş numaralı kararı ile reddedilmiştir.

62. Günümüzde uluslararası ticaretin giderek artması ve

serbestleşmesi, toplum ve çevre sağlığını olumsuz yönde etkileyen, ülke

ekonomisi ve güvenliğini tehdit eden her türlü kaçakçılık faaliyetlerindeki

artışı da beraberinde getirmiştir. Ülke ticaretinin ve güvenliğinin korunması

ve kontrolü ile haksız rekabetin önlenmesi amacıyla kaçakçılıkla mücadele etmek

için ülkeler tarafından hukuki düzenlemelerle gerekli önlemler alındığı gibi bu

türden fiillerle mücadelede etkinliğin artırılması maksadıyla uluslararası

anlaşmalar da yapılmaktadır. Bu yüzden kaçakçılıkla mücadelede etkinliğin

artırılması gayesiyle “kaçak eşya”nın

müsadere edilmesinin, kamu yararı amacı taşıdığı değerlendirilmektedir (Osman Bayrak, § 81).

63. Somut olayda başvurucu tarafından, resmî belgelere göre

aracın 0 (sıfır) kilometre olduğuna inanılarak araç bedelinin aracı satan

Şirkete ödendiği, ödemeyi takiben aracın trafik tescil işlemlerinin

gerçekleştirildiği göz önüne alındığında başvurucunun, aracın mülkiyetini

iktisap ettiği görülmektedir. Başvurucu, aracın mülkiyetinin

kamuya geçirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse

de mülkiyeti kamuya geçirilen aracın “kaçak

eşya” olduğunu öğrenmesi üzerine aracı satın aldığı şirket aleyhine,

aralarındaki satış sözleşmesine dayalı olarak tazminat davası açabileceği gibi “kaçak eşya” niteliğindeki aracın bu

şekilde ülkeye getirilmesinde idarenin kusuru olduğu kanaatinde ise ilgili

idare aleyhine tazminat veya tam yargı davası açması da mümkündür.

64. Sonuç olarak gerekli izinler

alınmadan ülkeye getirilen aracın, Mahkemenin kesinleşen kararıyla ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda “kaçak eşya” niteliğinde olduğu

gözetilerek mülkiyetinin kamuya geçirilmesinin, kamu yararı amacına uygun

olduğu hususu, başvurucunun araç için ödediği bedeli ilgili şirketten geri

almak için tazminat davası açması yahut kusurlu olduğunu düşünmesi durumunda

ilgili idare aleyhine tam yargı davası açması imkânıyla birlikte

değerlendirildiğinde “kaçak eşya”

olarak nitelenen aracın müsadere edilmesinin başvurucuyu aşırı ve telafi

edilemez bir yük altına sokmadığı, müdahalenin amacı ile başvurucuya yüklenen

külfetin orantılı olduğu görülmektedir.

65. Bu durumda başvurucuya ait aracın “kaçak eşya” şeklinde nitelendirilerek

müsadere edilmesinin, mülkiyet hakkına yönelik orantısız bir müdahale olmadığı

ve bu bağlamda demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine

aykırılık teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. Bu sebeplerle başvurucunun

Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun, mülkiyet hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının

İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

9/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Tarık KAVAK Başvurucu : Kenan EKŞİ Vekili : Av. Gülseren ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1262, 9 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun, mülkiyet hakkının
  16. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1262
Tarih
9 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Sinan Ergüvenç Başvurusu (B. No: 2013/5665)
  • Tekno Gayrımenkul Yatırım San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/62)
  • Celalettin Sadık İzbudak Başvurusu (B. No: 2013/2810)
  • İbrahim Halil Yahli Başvurusu (B. No: 2014/176)
  • Ahmet Doğan Başvurusu (B. No: 2014/11359)
  • Bülent Akgül Başvurusu (B. No: 2013/3391)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.