İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kenan Kıran ve Ramazan Fatih Uğurlu Başvurusu (B. No: 2016/2884)

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımladıkları bir haber

Başvuru No2016/2884Tarih24 Ekim 2019Okuma18 dk · 3.688 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kenan Kıran Ve Ramazan Fatih Uğurlu Başvurusu

Karar tarihi
24 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/2884
R.G. Tarih ve Sayı
19/11/2019-30953
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.688 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımladıkları bir haber

nedeniyle aleyhlerine tazminata hükmedilmesinin başvurucuların ifade ve basın

özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 5/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, süresi içinde Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucular, sırasıyla Yeni Akit gazetesinin (gazete) haber

müdürü ve sahibidir.

A. Arka Plan Bilgisi

10. Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ülkemizde bazı kamu

görevlerine atanabilmek için yapılan sınavın genel adıdır. Bu sınav, birden

fazla alan kategorisinde gerçekleştirilmekte ve adaylar kendi branşlarındaki

alan sınavlarına girerek başarı sağlamaya çalışmaktadırlar. 10/7/2010 tarihinde

yapılan KPSS sonucunda genel yetenek, genel kültür ve eğitim bilimleri

alanlarında 3.227 aday 120 soruda 100 ve üzeri net yaparak %1'lik dilime

girmiştir. 3.227 adaydan 1.500'e yakın kişinin akrabalık bağı bulunduğu hatta

yaklaşık 900 kişinin eş olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine kamuoyunda sınav

sorularının önceden adaylara verildiği iddiası gündeme gelmiştir.

11. Bu iddialar gündeme geldikten sonra Öğrenci Seçme

Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından soruşturma başlatılarak uzman kişilerden

bilirkişi heyetleri oluşturulmuştur. Düzenlenen bilirkişi raporlarında kopya ihtimalinin kuvvetlenmesi üzerine

ÖSYM ilgili sınavın iptaline ve yeni bir sınav yapılmasına karar vermiştir. Adı

geçen 3.227 adaydan 1.175 kişi tekrarlanan sınava girmemiştir. Tekrarlanan

sınava giren adaylar ise bu kez daha düşük puan almışlardır.

12. Bu verilere göre adayların örgütlü bir yapının içinde yer

aldıkları şüphesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından silahlı terör

örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve

resmî belgede sahtecilik suçlarından haklarında soruşturma başlatılmıştır.

13. Daha sonra başvurucular aleyhine tazminat davası açacak olan

davacı S.D., hakkında soruşturma yürütülen adaylardan biridir. Davacı hakkında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 7/2/2018 tarihli iddianamesiyle silahlı terör

örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmî

belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.

14. Yargılamayı yapan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi 20/12/2018

tarihinde davacı hakkında beraat kararı vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"... Sanık S.D. hakkında;

Eğitim Bilimleri Testinde;...

10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde

(120) sorudan (120) soruyu doğru cevapladığı, 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan

Eğitim Bilimleri Testine girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek ve

zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit

edilen ikinci sınavdan ise (120) sorudan (88) soruyu doğru cevapladığı,

...Sorular incelendiğinde iki soru kökü hemen hemen

aynı olmakla birlikte, soru basıma gittiğinde matbaada yapılan küçük bir

değişikliğin, elde edilen sınavda yapılmadığının görüldüğü; adaylara KPSS'de verilen soru formatı sunulduğu halde, durumu

şüpheli olarak görülen ve testlerden yüksek puan alan (Eğitim Bilimleri

Testinden 100 ve üzeri net yapan) 3227 adayın 0,60'ı sınav öncesi sızan sorunun

doğru cevabı olan, ancak asıl uygulanan sınavda yanlış olan A seçeneğini

işaretledikleri görülmektedir. Tüm adayların (3227 adayın dışındaki) cevapları

incelendiğinde ise A seçeneğine giden aday oranı diğer seçeneklerdeki gibi

oldukça düşük düzeyde kalmıştır. Bu sorunun tüm adaylar üzerinden doğru

cevaplanma oranı 0,47'yken, durumu şüpheli olan adaylarda 0,35'e düşmüştür.

Durumu şüpheli olan adayların bir kısmının bu soruları daha önceden görmemiş

olmaları ihtimali ile bildiği cevabı vermiş ve bir kısmının ise soruyu

gördüklerinde daha önceki karşılaştıkları sorudan farklı olduğunu anlamaları

nedeniyle cevabını değiştirmiş olabilirler. Ancak bu durumu fark etmeyen 3227

kişiden 0,60 oranındaki bir grubun verdiği cevapların, bu soruyu daha önceden

görmüş olabilecekleri ve sorudaki küçük değişikliği de farketmeden,

önceden ezberlemiş oldukları cevabı işaretlediklerine yönelik komisyonda

kuvvetli kanaat oluştuğu;... 3227 adaydan 1927’sinin yanlışta birleştiği

anlaşılmış, yanlışta birleşen bu adaylar arasında S.D.nin

de isminin bulunduğu anlaşılmakla; 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Kamu Kurum

ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik' suçlarından

cezalandırılması talep olunmuştur.

Mahkemenin Değerlendirmesi ve Gerekçe:

-Terör Örgütüne Üye Olmak Suçu Yönünden:

... 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal

edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (120) soruyu doğru

cevapladığı, 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testine girdiği

ve bu sınavdan ise (120) sorudan (88) soruyu doğru cevapladığı, sanığın 2010 KPSSEğitim Bilimler sınavında 116 doğru yapmasının

mahkumiyet için tek başına yeterli olmadığı, ... sanığın 115 ve yukarısı doğru

yapan diğer şüphelilerle ortak hiç bir delilde birleşmediği, istatiksel olarak

120 doğru yapmasına dayalı mahkumiyet verilemeyeceği, sanığın diğer adayların

büyük çoğunluğundan farklı olarak terör örgütüyle bağlantılı kurum çalışmasının

bulunmadığı, Bank Asya hesabının ve Bylock kaydının

bulunmadığı, Bir (1)yanlış soruda birleşmesinin çok sayıda yanlış yapması

sebebiyle makul olduğu [iptal edilen ve yanlış olduğu tespit edilen kimi

sorularda sınavı tekrar edilenlerin aynı cevabı işaretlediği görülüyor] , sınav

sorularının dağıtıldığıT. Ö. D.H Derneğinin üst

yöneticileri veya örgütle iltisaklı kişiler ile HTSkaydının

bulunmadığı, iddianamede belirtilen HTS ve BAZ birlikteliği olan ... telefon

numarasının sanığın eşi tarafından kullanıldığı, söz konusu telefon

numarasından 10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan KPSS sınavından önceki

01-09.07.2010 tarihleri arasında 01.07.2010 tarihinde Foça-İzmir'de, 02.07.2010

tarihinde Şahinbey-Gaziantep'te, 04.07.2010 tarihinde Kars'ta, 07.07.2010

tarihinde Akçaabat-Trabzon'da bulunan adreslerde sinyal alınmasından sanığın

savunmasında belirttiği o tarihlerde eşiningörevli

olarak bir yurt gezisine katıldığı söz konusu baz birlikteliklerin gerçekleşmiş

olabileceği yönündeki savunması ile uyumlu olduğu, bu tür bir gezi faaliyeti

dışında aynı telefon numarasının 4-5 gün içerisinde İzmir, Gaziantep, Kars,

Trabzon illerinden sinyal vermesinin ancak böyle bir gezi faaliyeti sebebiyle

mümkün olabileceği anlaşılmakla sanığın bu savunmasını doğruladığı, dolayısıyla

sanığın terör örgütü FETÖ-PYD üyesi olduğunu gösterir her türlü şüpheden uzak,

inandırıcı ve kesin delil bulunmadığı, sanığın 2010 KPSS sınavında fazla sayıda

doğru yapmasının tek başına sanığın örgüt üyesi olduğukabule

yeter görülmemiş; bu nedenlerle üzerine atılı terör örgütü üyeliği ve örgüt

bağlantısı sabit görülmediğinden terör örgütü üyeliği suçundan beraat kararı

verilmiştir."

15. İlgili kararın bozulması talebiyle istinaf kanun yoluna

başvurulmuştur. Yargılama devam etmektedir.

B. Başvuru Konusu Olay

16. Birinci başvurucu tarafından gazetenin 20/1/2015 tarihli

nüshasında "İşte TSK'daki Paralel, KPSS

Soruları Servis Edilen Subay Eşleri de 120.00 Tam Puan Almış"

başlıklı bir yazı kaleme alınmıştır.Yazının

ilgili kısımları şu şekildedir:

"2010 KPSSEğitim

Bilimleri Sınavı sorularının çalınmasına yönelik soruşturma, Türk Silahlı

Kuvvetlerindeki paralel yapılanmayı da deşifre etti. Akit askeri lojmanlarda

kalan 24 subay eşi veya birinci derece yakınının, 2010 KPSS'de

sorulan 120 sorunun tamamını doğru cevaplayarak,120 puan aldığını ortaya

çıkardı. T.Ö.D.H Derneği bilgi işlem sorumlusu [B.K.nin] 2010'daki KPSS

Eğitim bilimleri sorularını sınavdan 3 gün önce öğretmen [B.K.ye] gönderdiğini belgelemesinin ardından soruşturma

başlatıldı. Soruları dernekteki bilgisayardan sızdıran [B.K] firar etmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

başlatılan soruşturmada askeri lojmanlarda kalan 263 subay eşi ve yakınının 100

puan üzerinde aldığı, 24'ünün ise soruların tamamını yaptığı tespit edildi.

Soruşturmayla TSK'yla bağlantılı olduğu tespit edilen paralel devlet

yapılanmasındaki subaylar gözler önüne serildi. Subaylar eş ve yakınlarının

aldığı paralarla kendilerini deşifre etti."

17. Birinci başvurucu, üstteki haberin alt kısmına "Farklı illerde full

çekmişler" başlığı altında içlerinde davacının da olduğu,

hakkında soruşturma yürütülen kişilerin isimlerini açıkça yazmıştır.

18. Davacı, ilgili haber nedeniyle kişilik haklarının

zedelendiğini belirterek başvurucular aleyhine 1.000 TL manevi tazminat davası

açmıştır. Yargılamayı yapan Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 14/12/2015 tarihli

kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları

şu şekildedir:

" Yeni Akit Gazetesi'nin davaya konu

20/1/2015 tarihli sayısının incelenmesinde; 'İşte TSK'daki paralel' başlığı ile

yayınlanan haberde, 'Askeri lojmanlarda kalan 24 subay eşi veya birinci derece

yakınının 2010 KPSS'de sorulan 120 sorunun tamamını

cevaplayarak 120 puan aldığı,Ankara CBS tarafından

açılan soruşturmada ham puanı 100 ve üzeri olan adayların bilgilerinin

incelendiği ve askeri lojmanlarda kalan 263 subay eşi ve yakınının 100 puanın

üzerinde aldığı, 24'ünün ise soruların tamamını yaptığının tespit edildiği, İstanbulda askeri lojmanlarda kalan ve 120.000 puan alan 10

subay eşi ve yakınının isimlerinin verildiği ve davacı [S.D.nin] de bu isimler

arasında olduğu' görülmüştür.

ÖSYM'ce verilen cevabi yazıda, davacının

2010-KPSS lisans sonucu olarak 10-11 Temmuz 2010 sınav tarihinde genel yeteneğe

ilişkin 56 doğru, 3 yanlış, genel kültüre ilişkin 56 doğru, 4 yanlış soru

cevaplayarak 93,244 puan aldığı, yenilenen 31/10/2010 KPSS sınavından ise genel

yetenek testinden 56 doğru, 3 yanlış, genel kültür testinden 56 doğru, 4

yanlış, eğitim bilimleri testinden 88 doğru, 3 yanlış soru cevaplayarak 87,488

puan aldığı anlaşılmaktadır.

Basın özgürlüğü çerçevesinde gazetecinin,

olayın gerçekliğini araştırma yükümlülüğü olmasa bile, doğruluğunu araştırma

yükümlülüğü vardır.

Somut olayda, davalı gazetecinin KPSS

sınavlarında yapılan yolsuzluk konusunu haber yaptığı, bu yolsuzluğa askeri

lojmanda kalan subay eşlerinin de bulaştığı, adres ve isim verilerek yolsuzluğa

katılanların açıklandığı, yasa dışı ilan edilen paralel yapı ile bağlantılı

kabul edildiği, bu kişilerin sınavda 120 tam puan aldığının açıklandığı tespit

edilmiştir.

Maddi gerçekleri araştırma yükümlülüğü

bulunmayan gazetecinin haberin doğruluğunu araştırması konusunda bir

yükümlülüğünün bulunduğu, yazısında davacının tam puan aldığının açıklandığı,

oysa bunun doğru olmadığı, haberin bu yönüyle gerçek dışı olduğundan davacının

kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı, olayda manevi tazminat

koşullarının bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, ... miktar itibariyle

kesin olarak karar verilmiştir."

19.Nihai karar başvuruculara 6/1/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20.Başvurucular 5/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesi

şöyledir:

“Kusurlu

ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle

yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekle

yükümlüdür.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 24/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucular; başvuruya konu haberin kaynağının davacı

hakkında yürütülen soruşturma olduğunu, davacı hakkında haberleştirilen,

paralel yapılanma içinde yer aldığına dair iddianın Savcılığın iddiası

olduğunu, yapılan haberin görünür gerçekle uyumlu olduğunu, bu hususlar

gözetilmeksizin aleyhlerine tazminata hükmedilmesi nedeniyle basın özgürlüklerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

24. Bakanlık görüşünde ilk olarak Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bazı kararları hatırlatılarak başvurucunun

ifade ve basın özgürlüğü ile davacının şeref ve itibarının korunması hakları

arasında adil bir dengenin sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık

görüşünde ayrıca bir kimsenin somut iddialar kullanarak ve belli bir disiplin

çerçevesinde eleştirilmesi ile hiçbir somut iddia ve illiyet unsuru

bulunmaksızın hakaret içeren söz ve eylemlere muhatap olması arasındaki ayrımın

iyi yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Bakanlık bunun yanı sıra başvuruya

konu haber bağlamında KPSS soruşturmalarının kamuoyunda ciddi bir gündem

maddesi olduğunu ve bu olayla ilgili haberlerin verilmesinde kamu yararı

bulunduğunu belirtmiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın

"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes,

düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya

toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların

müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de

kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

26. Anayasa’nın "Basın

hürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın

hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

28. Başvurucuların davacıya yönelik haberleri nedeniyle

müştereken 1.000 TL tazminat ödemelerine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme

kararı ile başvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

31. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

32. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

33. Başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı

sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a)

Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

34. Demokratik toplumda ifade özgürlüğünün önemine ilişkin

detaylı açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun

([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35), Mehmet

Ali Aydın ([GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43), Tansel Çölaşan (B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38) kararları.

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

35. Müdahalenin demokratik toplum düzenine uygun olmasına

ilişkin ilke paragrafları için bkz. Bekir

Coşkun (§§ 44, 47, 48, 51, 53-55, 57), Mehmet Ali Aydın (§§ 68, 70-72), AYM, E.2018/69, K.2018/47,

31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel Çölaşan (§§ 46, 49, 50, 51), Hakan Yiğit (B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58, 59, 61, 66, 68) kararları.

36. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Basın

Özgürlüğü

37. Basın özgürlüğü ile ilgili detaylı açıklamalar için bkz. Mehmet Ali Aydın, § 69; Bekir Coşkun, §§ 34-36; İlhan Cihaner (2)

(B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63) kararları.

(d) Basının

Ödev ve Sorumlulukları

38. Demokratik bir toplumda basının ödev ve sorumluluklarına

ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Orhan

Pala (B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46-48), Erdem Gül ve Can Dündar ([GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 89), R.V.Y. A.Ş.

(B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35), Fatih

Taş ([GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67), Önder Balıkçı (B. No: 2014/5552,

26/10/2017, § 43), Medya Gündem Dijital

Yayıncılık Ticaret A.Ş. ([GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42,

43), Kadir Sağdıç ([GK], B. No:

2013/6617, 8/4/2015, §§ 53, 54), İlhan Cihaner (2), (§§ 60, 61) kararları.

(e) Çatışan

Haklar Arasında Dengeleme

39.

Mevcut başvuruda başvurucuların basın özgürlüğü ile davacının itibarının

korunması hakkı arasında bir çatışma meydana gelmiştir. Çatışan söz konusu

haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için eldeki olaya uygulanabilecek

kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:

i.

Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin bir tartışmaya

katkı sağlayıp sağlamadığı

ii. Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı

iii. Haber veya makalenin yayımlanma şartları

iv. Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan

ifadelerin türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları

v. Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı

vi. Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği

vii. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile

ilgili kişinin önceki davranışları

viii. Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığı

40. Anayasa Mahkemesi, başvurunun koşullarına göre bazıları

yukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,

27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç,

§§ 58-66; İlhan Cihaner

(2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 66-73). Bunun için başvurucu

tarafından yazılan yazının -yayımlandığı bağlamdan kopartılmaksızın- olayın

bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün

Halloran, § 52; Önder Balıkçı, § 45).

(f) Maddi

Olgular ile Değer Yargısı Arasındaki Fark

41. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıaların

açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada

maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.

Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın

mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir

Sağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2), § 64). Ancak bir açıklamanın

tamamen değer yargısından oluşması durumunda bile müdahalenin orantılılığı

ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip desteklenmemesine

göre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı

ölçüsüz olabilir (Cem Mermut,

B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Somut olayın çözümlenmesinde gözönünde

bulundurulması gereken ilk husus başvuruya konu haberde ele alınan KPSS

soruşturmalarının olayların meydana geldiği tarihte Türkiye gündemini uzun süre

meşgul etmesidir.KPSS,ülke

genelinde yapılan ve kamuya alınacak personelin belirlendiği bir sınavdır. Bu

yönüyle yüz binlerce kişinin girdiği bir sınavla ilgili şaibelerin kamuoyunun

oldukça büyük bir kısmını ilgilendirdiği kuşkusuzdur. Yürütülen soruşturmalarla

ilgili yazılı ve görsel basında onlarca haber yapıldığı, köşe yazıları

yazıldığı belirtilmelidir. Dolayısıyla yapılan haberin kamuoyunun çıkarlarını

ilgilendiren önemli bir mesele olduğu ve bu nedenle kamusal faydanın oldukça

yüksek olduğu açıktır. Aralarında davacının da bulunduğu, adı geçen yirmi dört

kişiye isnat edilen suçlamaların haberleştirilmesi doğal karşılanmalıdır.

43. Başvurucular, haberde yer alan ve davacıya isnat edilen

suçları Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya dayandırmıştır.

İlk derece mahkemesi, gerekçeli kararında davacı hakkında soruşturma

yürütülmesine ilişkin savunmayı değerlendirmemiştir. Buna karşın Mahkeme,

gazeteci olan başvurucuların haberin doğruluğunu araştırmakla yükümlü olduğu ve

davacının tam puan aldığına dair yapılan haberin yanlış olduğu gerekçesiyle

başvurucular aleyhine tazminata hükmetmiştir (bkz. § 17).

44.Basın tarafından yapılan haberlerin iddialar ve gerçeklik

arasındaki nesnel ilişki ile tanımlandığı ve ispat yoluyla doğrulanmaya

elverişli olduğu hatırda tutulmalıdır. Ancak Anayasa Mahkemesinin daha önce

ifade ettiği gibi gazetecilerden bir beyanın doğruluğunu kanıtlamakla yükümlü

savcı gibi hareket etmelerini beklemek aşırı bir külfet getirir ve böyle bir

yükümlülük sanık veya davalı olarak yargılandıkları davalarda hakkaniyete uygun

düşmeyen sonuçlara ulaşılmasına neden olabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Orhan Pala, § 51).

45. İlk derece mahkemesi; ÖSYM tarafından gönderilen yazıdan

davacının aldığı puanın haberdeki gibi yüksek olmadığının anlaşıldığını,

dolayısıyla başvurucuların davacıya ait sınav sonuçlarının doğruluğunu araştırma

yükümlülüğüne uymadıklarını kabul etmiştir. Bir kimseye ait sınav sonuçları

ÖSYM’nin internet sayfasındaki sonuçlar bölümünden T.C. kimlik numarası ve

kişisel şifre ile öğrenilebilmekte veya bir dilekçe ile ÖSYM’den talep

edilebilmektedir. Bunun haricinde ancak yargısal ya da idari soruşturmalar

kapsamında ÖSYM, kişisel verilere ilişkin olarak resmî kurumlara bilgi

sağlamaktadır. Bu sebeple somut olayda başvurucuların gazeteci kimlikleriyle

davacıya ait sınav sonuçlarını resmî kurumlardan temin etmeleri beklenemez.

Başvurucuların şikâyet konusu haberde yer alan bilgileri Cumhuriyet Savcılığı

tarafından yürütülen soruşturmaya dayandırdıkları, yapılan ilk sınavda

müştekinin tam puan aldığının Savcılık tarafından değerlendirildiği ve bu

kapsamda hakkında soruşturma başlatıldığı ancak daha sonra soruşturmanın

ilerleyen safhalarında soru iptali nedeniyle ilk sınavdaki doğru sayısında

düşüş yaşandığı gözetildiğinde başvurucuların yeterince sorumlu bir şekilde

davrandığını kabul etmek gerekir.

46. Başvurucuların tazminat ödemelerine neden olan haberde

davacının isminin açıkça yazılmasının incitici olduğu kabul edilebilir. Bununla

birlikte ifade özgürlüğü ifadenin duygusal olarak yarattığı etkilerden bağımsız

olarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda öncelikle bu tür başvurularda basının

yerine geçip belli bir durumda kullanılacak haber yapma şeklinin ne olacağını

belirlemek yargı mercilerinin görevi değildir (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. İlhan Cihaner

(2), § 59; Ali Kıdık,B. No: 2014/5552, 26/10/2017, § 77; Mustafa Nihat Behramoğlu ve Güneş Basım Yayım

Organizasyon ve Ticaret LTD. ŞTİ.,B. No: 2015/11961, 11/6/2018, §

55).

47. Somut olayda gözönünde

bulundurulması gereken diğer hususlar habere konu olayın kamusal niteliği,

konunun müteaddit kere kamuoyunda tartışmalara neden olması ve halkın kamusal

meselelere ilişkin bilgi alma hakkıdır. Bunun yanı sıra davacı hakkında

yürütülen soruşturma sonucunda kamu davası açılmıştır ve yapılan yargılama

hâlen neticelenmemiştir. Dolayısıyla başvurucuların iddialarını resmî bir

soruşturmaya dayandırmasına rağmen yeterince olgusal temeli olduğu anlaşılan

haberdeki iddiaların kötü niyetle veya gerçekliğin değiştirilmesi suretiyle

yanlış verildiği de söylenemez. Gerekçeli karara bakıldığında Mahkemenin tüm bu

hususları dikkate almadan başvurucuları tazminat ödemeye mahkûm ettiği

anlaşılmaktadır.

48. Anayasa Mahkemesinin vardığı sonuçlarla birlikte ilk derece

mahkemesi kararı değerlendirildiğinde Mahkemenin başvurucuların ifade özgürlüğü

ile davacının şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurduğu söylenemez.

İlk derece mahkemesinin başvurucular aleyhine davayı kabul etmesini haklı

göstermek için sunduğu gerekçeler uygun ve yeterli kabul edilmemiş,

başvurucuların Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri kapsamındaki ifade ve basın

özgürlüğü haklarına uygulanan sınırlamaların haklı çıkarılması için toplumsal

ihtiyaca karşılık gelmediği kanaatine ulaşılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 26. ve 28.

maddelerinin birinci fıkralarında güvence altına alınan ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2012 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir

(Mehmet Doğan, §§ 57-60).

52. Başvurucular, ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama

ve başvuruya konu kararda hükmedilen tazminatı ödemeleri durumunda ödedikleri

miktar kadar tazminat talebinde bulunmuşlardır.

53. Anayasa Mahkemesi başvurucuların gazetede yapılan bir haber

nedeniyle mahkemeler tarafından müştereken ve müteselsilen

1.000 TL tazminat ödemelerine karar verilmesine ilişkin ilk derece mahkemesi

gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle başvurucuların ifade ve

basın özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut

başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel

başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması

gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucular; başvuruya konu kararda

hükmedilen tazminatı ödemeleri durumunda ödedikleri miktar kadar tazminat

talebinde bulunmuş olmakla birlikte anılan tazminatı ödeyip ödemediklerine dair

işbu karar tarihine kadar Anayasa Mahkemesine ilave herhangi bir bilgi ya da

belge sunmamışlardır. Bu nedenle tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 8. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E. 2015/209, K. 2015/572) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülsüm Gizem

GÜRSOY

Başvurucular

:

1. Kenan

KIRAN

2. Ramazan

Fatih UĞURLU

Vekili

:

Av. Ali

PACCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/2884, 24 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. B. Başvuru Konusu Olay
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Özgüldür
  18. Hakyemez
  19. Gürsoy
  20. Kıran
  21. Pacci
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/2884
Tarih
24 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Ahmet Yazı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13545)
  • Mehmet Duran Başvurusu (B. No: 2016/9472)
  • Gülizar Kızıltaş ve Gültekin Kızıltaş Başvurusu (B. No: 2016/3849)
  • Ahmet Özgüç ve Methiye Özgüç Başvurusu (B. No: 2016/47942)
  • Ömer Köse Başvurusu (B. No: 2017/34237)
  • Kasım Özdemir ve Mehmet Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/18189)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.