İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Duran Başvurusu (B. No: 2016/9472)

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması,

Başvuru No2016/9472Tarih23 Ekim 2019Okuma17 dk · 3.440 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Duran Başvurusu

Karar tarihi
23 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/9472
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.440 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması,

buna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen arama kararı

nedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, ek süre talep etmiş ancak bu süre içinde

görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte bilerek yardım etme

suçlarından Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada

Cumhuriyet Savcılığı tarafından gecikmesinde

sakınca bulunan hâl kapsamında verilen

yazılı emir uyarınca terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi ve suç

delillerinin ele geçirilmesi amacıyla 5/9/2015 tarihinde başvurucunun evinde

arama yapılmıştır. Savcılık emrinde, başvurucu ile birlikte bir kısım

şüphelinin PKK terör örgütü mensuplarını evlerinde barındırarak örgüt

mensuplarına destek sağladıkları yönünde istihbarat bilgilerinin bulunduğu

belirtilmiştir. Ayrıca şüphelininterör örgütü

mensuplarını evinde barındırdığına ve onlara yardım ettiğine dair bir ihbarın

bulunduğu ifade edilmiştir.

9. Başvurucu, evinde yapılan arama sonrasında 5/9/2015 günü saat

05.15'te hakkında yakalama ve gözaltı tutanağı düzenlenerek Hakkâri Emniyet

Müdürlüğüne götürülmüştür.

10. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından "yakalanan şahsın şüpheli olarak ifadesi

alınarak salıverilmesi" yönünde 5/9/2015 tarihli yazılı talimat

verilmiş olup aynı tarihte saat 05.15'te başvurucu hakkında düzenlenen

yakınlarına haber verme tutanağı ile gözetim altına alındığının başvurucunun

oğluna bildirildiği belirtilmiş ve saat 06.50'de Hakkâri Devlet Hastanesince

adli muayene raporu düzenlenmiştir.

11. Aynı gün saat 09.45'te başvurucunun şüpheli sıfatıyla

ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifadesi şöyledir:

"Ben29 yıldır Hakkari

Belediyesinde eğitim müdürü olarak çalışmaktayım. Kim ya da kimler hakkımda

böyle bir ihbar yaptı bilmiyorum. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum.

Kimseyle bir husumetim yoktur, belki beni çekemeyen bir kişi bu şekilde bir

ihbar yapmış olabilir. Suçlamaları kabul etmiyorum."

12. Başvurucu, saat 10.10'da Hakkâri Devlet Hastanesince adli

muayene raporu tanziminin ardından salıverme tutanağı düzenlenerek serbest

bırakılmıştır.

13. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

sonunda 3/11/2015 tarihinde başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilmiş ve bu karar 25/11/2015 tarihinde kesinleşmiştir.

14. Başvurucu, haksız yakalama ve gözaltı sebebiyle 25/1/2016

tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat davası

açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde özetle hakkında silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan yürütülen soruşturmada haksız olarak yakalanıp gözaltına

alınması nedeniyle maddi ve manevi zarar gördüğünü, soruşturma sonucunda

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, yakalanma tarihinden

itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 500 TL maddi ve 900 TL manevi olmak

üzere toplam 1.400 TL tazminata karar verilmesini istemiştir.

15. Tazminat talebini inceleyen Mahkeme 3/5/2016 tarihli

kararıyla "şartları oluşmayan maddi ve

manevi tazminat davasının" reddine kesin olarak karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ...

26/2/2016 tarihinde verilen cevapta şüphelinin

5/9/2015 tarihinde dosyada mevcut kolluk güçlerince tanzim edilen şüpheli ve

sanık hakları formunda yazılı 05/09/2015 tarih esas alınmakla şüphelinin

gözaltına alındığına dair cevap verilmiş ise de şüpheli Mehmet Duran'ın

gerçekte gözaltına alınmadığı, söz konusu kaydın tamamen ihmal sonucunda

doldurulduğunun anlaşıldığı, nitekim Cumhuriyet Savcısı tarafından kolluğa

verilen talimatta şüphelinin ifadesinin alınması sonrasında salıverilmesi

yönünde talimat verildiği, şüphelinin gözaltına alınmaksızın emniyetteki

ifadesinin akabinde salıverildiği, herhangi bir tutuklamanın olmadığının

bildirildiği anlaşılmıştır.

...

Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2301

sayılı dosyasında davacı şüpheli Mehmet Duran'ın 05/09/2015 tarihinde hakkında

yapılan bir ihbar üzerine Cumhuriyet Savcısının usulüne uygun bir şekilde

vermiş olduğu arama kararı üzerine ikametinde bulunduğu ve hakkında yapılan

ihbar doğrultusunda ifadesinin alınması amacıyla Hakkari İl Emniyet Müdürlüğüne

götürüldüğü, daha sonra ifadesinin alınmasına müteakip emniyet müdürlüğünden

salıverildiği, davacı hakkında herhangi bir gözaltı kararı verilmediği ve aynı

gün salıverildiği, yapılan soruşturma neticesinde 3/11/2015 tarihve

2015/1196 karar sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar

verildiği, davacının dava

dosyasında gözaltına alınmadan sadece beyanı alınmak üzere emniyet müdürlüğüne

götürüldüğü ve savunması alındıktan sonra serbest bırakıldığı, dosya kapsamında

davacının gözaltı talimat kararının olmadığı ve nezarete de alınmadığı, bu

nedenle de korunma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılmasının koşullarının

oluşmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine... [karar

verildi.]"

16. Bu karar 3/5/2016 tarihinde başvurucuya tefhim edilmiştir.

17. Başvurucu 6/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Hasan

Akboğa [GK], B. No: 2016/10380, 27/3/2019,

§§ 19-34.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; haksız olarak yakalanıp gözaltına alındığını,

yaklaşık beş saat sonra serbest bırakıldığını ve bu soruşturma sonucunda

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek

uygulanan yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltı

tedbiri sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca kendisine tazminat ödenmesinin

koşulları oluştuğu hâlde bu amaçla açtığı tazminat davasının tutulmasının

gözaltı mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle tazminat hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

22. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci,

ikinci, üçüncü, dördüncü ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama

veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun

hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim

huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün uygulanan

yakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

25. Genel ilkeler için bkz. Hasan

Akboğa, §§ 43-56.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

(1) Anayasa'nın

19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden

26. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 5/9/2015 tarihinde

başvurucu hakkında arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasında

başvurucu yakalanarak polis karakoluna götürülmüştür.

27. Başvuru konusu olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK ile

bağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör

örgütü üyeliği ve bu örgüte isteyerek yardım etme suçlamalarıyla 5271 sayılı

Kanun'un 90. maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır (bkz. § 8).

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan yakalama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

28. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin ön

koşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunup

bulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlı

arama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak başvurucu ile birlikte

bir kısım şüphelinin PKK'nın kırsal kadrolarına mensup beş kişilik grubu

evlerinde barındırdığı ve örgüt mensuplarına destek sağladığı yönünde

istihbarat bilgileri bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca şüphelinin terör örgütü

mensuplarını evinde barındırdığına ve onlara yardım ettiğine dair bir ihbarın

bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 8). Bu itibarla başvurucu yönünden yakalama

için gerekli olan suç şüphesini doğrulayan olguların bulunduğu görülmektedir.

29. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığı

gözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunan

hâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunun

durumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâl

kapsamında değerlendirmiştir.

30. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma ve bilerek örgüte yardım etme suçları Türk hukuk sistemi

içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen

suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret

eden durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığından kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Devran Duran, § 64). Dolayısıyla

soruşturma konusu PKK silahlı terör örgütünün özellikleri dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu da ortadadır.

31. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlin

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göre

daha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının bu

değerlendirmeleri Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olayda

soruşturma makamlarının gecikmesinde sakınca bulunduğu yolunda ulaştığı kanaate

müdahale edilmesini gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvencenin

sağlandığı sonucuna ulaşılmaktadır (Hasan Akboğa, § 62).

32. Ayrıca suç işlediğiyle ilgili olarak somut belirtinin

bulunduğu tespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesine

ilişkin soruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortaya

çıkarılmasını temin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hülya Kar

[GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20). Dolayısıyla başvurucunun

yakalanmasının anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez.

33. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olup

olmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,

kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönünde

bulundurulur (Hasan Akboğa,

§ 64).

34. Somut olayda terör örgütüne yardım etmekle suçlanan

başvurucu 5/9/2015 tarihinde evinde yapılan aramadan sonra saat 05.15'te

yakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerince

bilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbest

bırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 09.45'te şüpheli

sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, işlemlerinin tamamlanmasından sonra saat

10.10'da serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbest

bırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenin

toplam 4 saat 55 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında beş kişi

hakkında soruşturma yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığı

gözetildiğinde başvurucunun toplam 4 saat 55 dakika özgürlüğünden mahrum kalmış

olmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

65).

35. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.

(2) Anayasa'nın

19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden

36. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

37. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındaki

güvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişi

hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminat

ödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusu

tazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğu

hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesinde

düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde yer verilen tazminatdavalarında

uygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, § 68).

38. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

uyarınca açtığı tazminat davasının gözaltına alma durumunun gerçekleşmediği

gerekçesiyle reddedilmesinin kanuni tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelik

şikâyetinin Anayasa'nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır (Hasan Akboğa, § 69).

39. Olayda başvurucu, evinde yapılan arama sonrasında 5/9/2015

günü saat 05.15'te hakkında yakalama ve gözaltı tutanağı düzenlenmek suretiyle

yakalanmış ve Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür. Soruşturmayı yürüten

Savcılığın "yakalanan şahısın şüpheli

olarak ifadesi alınarak salıverilmesi" yönündeki 5/9/2015

tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 09.45'te şüpheli sıfatıyla

ifadesi alınan başvurucu saat 10.10'da serbest bırakılmıştır. Öte yandan

Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/11/2015 tarihinde başvurucunun da

aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiştir.

40. Başvurucunun takipsizlik kararından sonra 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesine dayanarak açtığı tazminat davası başvurucunun gözaltına

alınmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun uyarınca tazminat ödenmesinin

koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle derece mahkemesince reddedilmiştir. Derece

mahkemesi; Savcılığın başvurucunun gözaltına alınması yönünde bir talimatının

bulunmadığını, başvurucunun fiilen nezarete alınmadığını ve ifadesi alındıktan

sonra serbest bırakıldığını belirterek bu sonuca ulaşmıştır.

41. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebilecekleri

hükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanın

tutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmış

ise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrım

yapılmaksızın, yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanması

öngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıkta

düzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca

devletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadı

kapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamı

maddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır.

Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında, kolluk görevlileri

tarafından yakalanarak ifadesi alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbest

bırakılan kişilere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendi kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir (bkz. § 19).

Kaldı ki somut olayda başvurucu, yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış;

soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla karakola götürülmüş ve işlemleri

tamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla

5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğinde

yakalama anından serbest bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltı

niteliğinde olmadığı da söylenemez (Hasan Akboğa, § 72).

42. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanun

hükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimde

yorumlanmak suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata Saygı

Hakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu; makul şüphe şartı gerçekleşmeden, hiçbir delil

araştırması yapılmadan sadece bir ihbar üzerine Savcılık kararıyla konutunda

arama yapıldığını belirterek özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü itibarıyla Anayasa’nın 20. ve 21.

maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkı

kapsamında incelenmesi gerekmiştir.

46. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği

iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetimin sınırlarını

çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbir uygulanmasının

gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumda olmaları

nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Bu

doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandan

ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak

kadar açık olduğu hâllerde makamların esas yönünden daha ileri bir

değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (Hülya Kar, §§ 21-46).

47. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturma

kapsamında başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir (bkz. § 8).

Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturma

kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla

gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

48. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başka

tedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

49. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

50. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik

bir ihlalin bulunmadığının açık olmasından dolayı başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

52. Başvurucu 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını

istemiştir.

53. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararında,

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

54. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

55. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

56. Somut olayda derece mahkemesinin yoruma açık olmayan 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünü

yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimde

yorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Dolayısıyla somut başvuruda, ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

57. Bu durumda ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece

mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılmasından ve ihlal sonucuna uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

58. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna ulaşıldığından ihlal

sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zarara yönelik tazminat

talebi hususunda ayrıca bir karar verilmemiştir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/7, K.2016/191)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/10/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Ali Rıza

SÖNMEZ

Başvurucu : Mehmet DURAN Vekili : Av. Gülabi SEVEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/9472, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Özel Hayata Saygı
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL
  12. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/10/2019
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Seferinoğlu
  19. Sönmez
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/9472
Tarih
23 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Gülizar Kızıltaş ve Gültekin Kızıltaş Başvurusu (B. No: 2016/3849)
  • Ahmet Özgüç ve Methiye Özgüç Başvurusu (B. No: 2016/47942)
  • Ömer Köse Başvurusu (B. No: 2017/34237)
  • Kasım Özdemir ve Mehmet Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/18189)
  • Mustafa Bal ve Öznur Bal Çorak Başvurusu (B. No: 2015/9492)
  • Hıdır Kanak Başvurusu (B. No: 2015/12002)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.