İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Levent Çoloğlu Başvurusu (B. No: 2014/14617)

1. Başvuru, tahliye taleplerinin ilgili ve yeterli olmayan

Başvuru No2014/14617Tarih4 Şubat 2016Okuma17 dk · 3.337 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Levent Çoloğlu Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2014/14617
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.337 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tahliye taleplerinin ilgili ve yeterli olmayan

gerekçelerle reddedildiğinden ve tutukluluğun makul süreyi aştığından bahisle

anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/9/2014 tarihinde Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/185 Soruşturma

sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 10/4/2012 tarihinde

gözaltına alınmış ve Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimliğinin (CMK 250.

madde ile görevli) 13/4/2012 tarihli ve 2012/4 Sorgu sayılı kararı ile “suç

işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetme, örgüt faaliyeti kapsamında uyuşturucu

madde ticareti yapma, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, 6136 sayılı yasaya

muhalefet, nitelikli yağma ve kasten yaralama” suçlarından tutuklanmıştır.

Mahkemenin tutuklama gerekçesi şöyledir:

“Üzerlerine atılı suçların yasadaki alt ve üst

sınırı, suç vasfı, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların bulunması, atılı suçun CMK’nın

100/3-a maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, denetimli serbestlik

tedbirinin yetersiz kalacağı ve tutuklamadan gayenin adli kontrol hükümleriyle

sağlanamayacak olması hususları birlikte nazara alınarak ...”

6. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Malatya 3. Ağır

Ceza Mahkemesinin 24/4/2012 tarihli ve 2012/196 Değişik İş sayılı kararı ile

itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“... şüphelilerin üzerine atılı suçun

niteliği, mevcut delil durumu, CMK 100. maddede sayılan suçlardan olması,

delillerin tam olarak toplanmamış olması, tutuklamadaki şartlarda herhangi bir

değişiklik olmaması, delillerin karartılma ihtimali ve şüphelilerin kaçma

ihtimali göz önünde bulundurularak itirazların reddi ile şüphelilerin

tutukluluk halinin devamına karar vermek gerekmiş(tir).”

7. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK 10. madde ile

görevli) 27/12/2012 tarihli ve E.2012/164 sayılı iddianamesi ile başvurucu

hakkında “silahlı örgüt yönetme, örgüt faaliyeti kapsamında uyuşturucu madde

ticareti yapma, suçluyu kayırma, örgüt faaliyeti kapsamında tasarlayarak kasten

öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı yasaya muhalefet, örgüt faaliyeti kapsamında

nitelikle yağmaya teşebbüs ve tefecilik”

suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Malatya 4. Ağır Ceza

Mahkemesine (TMK 10. madde ile görevli) kamu davası açılmıştır. İddianamede,

başvurucu ile birlikte toplam elli beş şüphelinin cezalandırılması talep

edilmiştir.

8. İddianamede başvurucuya isnat edilen eylemler özetle

şöyledir:

“19.02.2011 tarihinde Diyarbakır ilinden

Malatya iline getirilen ve daha sonra 22/02/2011 tarihinde yakalanan 14.358

gram uyuşturucu esrar maddesi,

Şüpheli Levent Çoloğlu’nun

[başvurucu]; uyuşturucu esrar maddesi Malatya iline getirildikten sonra konuyu

şüpheli S.K.’ye aktardığı, uyuşturucu maddenin

pazarlanmasında ve nakledilmesinde şüpheli S.K. ile birlikte hareket ederek

satışa arz ettiği, uyuşturucu madde yakalandıktan sonra şüphelilerin olaydan en

az zararla kurtulmasını sağlamak amacı ile şüpheliler V.K. ve S.A. ile birlikte

evin kira kontratı üzerine olan şüpheli A.O.Ö.’yü Malatya

iline getirmek için Mersin iline gittiği, şüpheli A.D.’nin

akrabası olan şüpheli M.G.’nin araya girmesi ile

şahsı bulduğu, nasıl ifade vermesi gerektiğini söyleyerek ifade vermesini

sağladığı hususları tespit edilmiş olup,

...

11.02.2012 tarihinde Batman ilinden Malatya

iline 3 kilo 890 gram uyuşturucu esrar maddesi gelmesi,

Şüpheli Levent Çoloğlu’nun,

uyuşturucu esrar maddesinin getirilmesini planladığı, bilgisi dahilinde

uyuşturucunun getirildiği, gelen uyuşturucu maddenin alıcısı olduğu, uyuşturucu

madde yakalandıktan sonra tutuklanan şahısların cezaevi sürecini takip ettiği

hususları tespit edilmiş olup,

...

01.05.2011 tarihinde M.E.E.’nin silahla vurulması,

Şüpheli Levent Çoloğlu’nun;

M.E.E. ile yanında bulunan diğer şahıslarla birlikte kavga ettiği, S.K.’nin talimatı ile M.E.E.ye 20.500 TL para cezası kesildiği,

ancak M.E.E.’nin herhangi bir ödeme yapmadığı, bu

nedenle yine S.K.’nin talimatı ile M.E.E.’ye yönelik öldürme kastıyla silahlı eylem

yapılmasına karar verildiği, bu kararı uygulamak için V.K.’den

silah temin ettiği, temin ettiği silah için yine V.K. aracılığı ile A.G.’den mermi temin ettiği, S.K.’nin

talimatı ile M.E.E.’ye öldürme kastı ile silahlı

eylem yapmaya çalıştığı, 28.04.2011, 29.04.2011 ve 30.04.2011 tarihlerinde M.E.E.’ye karşı 3 kez eylem girişiminde bulunduğu, en son

01.05.2011 günü M.E.E.’nin pusuya düşürülerek silahla

vurulması sırasında arka araçta yer aldığı, eylemin nasıl gerçekleştirileceğini

planlandığı hususları tespit edilmiş olup,

...

2011 yılı içerisinde S.S.’ye

tefe ile para verilmesi, E.C.’ye yönelik yağmaya

teşebbüs,

Şüpheli Levent Çoloğlu’nun;

S.S.’ye faiz karşılığı tefe ile para verdiği, S.S.’nin azmettirmesi ile E.C.’den

olduğunu iddia ettiği alacağı almak için E.C.’nin

babası olan Ş.C.’nin yanına İzmir’e giderek Ş.C.’den zorla tahsilat yapmaya çalıştığı, ancak herhangi

bir tahsilat yapamayınca eylemin nitelikle yağmaya teşebbüs aşamasında kaldığı,

daha sonra S.S.’nin R.T.’nin

akrabalarına verdiği senetleri almak için R.T.’yi

sıkıştırdığı, bunun için R.T.’yi darp ettiği

hususları tespit edilmiş olup ...”

9. Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesince 14/1/2013 tarihinde

iddianamenin kabul edilmesi ile E.2013/2 sayılı dosya üzerinden yargılama

aşaması başlamıştır. Mahkemece başvurucunun yargılanması tutuklu olarak

sürdürülmüştür.

10. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile

12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ile

görevli olan ağır ceza mahkemeleri kaldırıldığından Malatya 4. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/3/2014 tarihli ve E.2013/2, K.2014/62 sayılı kararı ile

başvurucunun yargılanmakta olduğu dava, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2014/159 sayılı dosyasına devredilmiştir.

11. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince E.2014/159 sayılı dosya

üzerinden yürütülen yargılamada, 5/8/2014 tarihli celsede başvurucunun

tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“...Suçun vasıf ve mahiyeti, CMK’nın 100/3 maddesi uyarınca katalog suçlardan oluşu,

tutuklu sanıkların cezalandırılması istenen yasa maddesinde ön görülen

özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı, tutuklulukta geçirilen süre, kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren mevcut delil durumu ve CMK’nın

100. maddesinde ön görülen tutuklama şartlarının halen devam ediyor olması

nedeniyle...”

12. Başvurucu, karara itiraz etmiş; Malatya 2. AğırCeza Mahkemesinin 13/8/2014 tarihli ve 2014/1002

Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

Kararın gerekçe bölümü şöyledir:

“Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma

veya Sağlama suçlarından Levent Çoloğlu (başvurucu)

hakkında Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Malatya 1. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2014/159 Esas sayılı dava dosyasının 05/08/2014 tarihinde

yapılan duruşmasında sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildiği,

incelenen dosya kapsamına göre; Sanığınüzerine atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanığın iddianame konusu eylemi

gerçekleştirmiş olabileceği yönünde somut delillere dayanan kuvvetli suç

şüphesinin bulunması, kanundan kaynaklanan tutuklama sebeplerinin varlığı,

sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, yasada öngörülen cezanın alt ve üst

sınırına göre tutukluluğun ölçülü bulunması, belirtilen sebeplerle sanık

hakkında tutuklama şartlarının oluşup devam ettiği, sanık hakkında CMK 109

maddesinde belirtilen adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaati ile

CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince sanığın tutukluluk halinin devamına karar

verilmesi gerekerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

13. Başvurucu, anılan kararı 26/8/2014 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

14. Başvurucu 2/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 12/9/2014 tarihli celsede “tutuklulukta geçirmiş oldukları süre, delillerin büyük

ölçüde toplamış olması dikkate alınarak” başvurucunun tahliyesine

karar verilmiştir.

16. Dava, inceleme tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde

derdesttir.

B. İlgili Hukuk

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli hâller” kenar başlıklı 82.

maddesi şöyledir:

“Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

...

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

18. 5237 sayılı Kanun’un

“Nitelikli yağma” kenar başlıklı 149. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Yağma suçunun;

...

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

...

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin

oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

...

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

19. 5237 sayılı Kanun’un “Uyuşturucu

veya uyarıcı madde imal ve ticareti” kenar başlıklı 188. maddesinin

(3) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri

ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden,

başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden,

bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya

satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis

cezası on beş yıldan az olamaz.

...

(5) (Değişik: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya

daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı

oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde

işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

20. 5237 sayılı Kanun’un “Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (1),

(3), (4) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek

amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye

sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması

halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak,

örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

...

(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki

fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç

işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti

çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.”

21. 5237 sayılı Kanun’un “Tefecilik”

kenar başlıklı 241. maddesi şöyledir:

“Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç

para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

22. 5237 sayılı Kanun’un “Suçluyu

kayırma” kenar başlıklı 283. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma,

tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı

aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

23. 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli

silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar

hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para

cezasına hükmolunur.”

24. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama

nedenleri” kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

...

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve

ticareti (madde 188),

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi

ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

...”

25. 5271 sayılı Kanun’un “Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri” kenar başlıklı 104. maddesinin

(1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her

aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.”

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesinin olduğuna ilişkin deliller

açıklanmadan ve tutuklama şartlarının devam ettiğine dair gerekçeler

belirtilmeden tutukluluğunun devam ettirildiğini, kendisiyle aynı durumda

bulunan bir şüphelinin tahliye edildiğini, tutuklu olduğu davada suçlandığı

olaylardan birine ilişkin Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bir başka

davada kişinin tahliye edildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan dürüst yargılanma hakkı ile yargılamada eşitlik hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve hak ihlali tespitine karar verilmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının özü, uzun süredir

tutuklu olduğuna ilişkindir. Bu nedenle başvurunun, Anayasa’nın19. maddesi ile

koruma altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

uygun görülmüştür.

29. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

30. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir.”

31. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (Murat Narman, § 60).

32. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine

rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması

durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman,

§ 61).

33. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını

sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla kamu yararı

gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve

serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya

konması gerekir (Murat Narman, §

62).

34. Tutuklama tedbirine kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok

etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin

kararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin

özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize

suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde

gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların

birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Murat Narman, §

63).

35. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği

sürece ilke olarak tutukluluk hâlinin belli bir süreye kadar makul kabul

edilmesi gerekir (Murat Narman,

§§ 64, 65).

36. Diğer taraftan özgürlük hakkı, adli makamlarla güvenlik

görevlilerinin özellikle organize suçlarla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye taraf devletlerin güvenlik görevlilerinin

bilhassa organize olanlar olmak üzere suçlulukla etkili olarak mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye sebep olabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini

vurgulamaktadır (Dinç ve Çakır/Türkiye,

B. No. 66066/09, 9/7/2013, § 46).

37. Somut olayda, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen

27/12/2012 tarihli iddianame ile başvurucunun S.K. liderliğinde kurulan suç

örgütünde yönetici olarak yer aldığı iddia edilmektedir. İddianamede genel

olarak başvurucunun, suç örgütünün yöneticisi olma, örgüt adına iki ayrı olayda

uyuşturucu madde ticaretinde bulunma, bir kişiyi öldürmeye teşebbüs, tefecilik,

yağma, suçluyu kayırma ve ruhsatsız silah temin etme eylemlerinde bulunduğunun

iddia edildiği görülmektedir (bkz. § 8).

38. Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği

sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya

hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz.

Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması

da derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya

Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık keyfîlik hâlinde, hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren

bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,

§ 39).

39. Somut olayda başvurucunun tahliye talebi, yargılandığı

davanın 4/3/2013 tarihli celsesinde “suçun

vasıf ve mahiyeti, CMK’nın 100/3 maddesi uyarınca

katalog suçlardan oluşu, tutuklu sanıkların cezalandırılması istenen yasa

maddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı, tutuklulukta

geçirilen süre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren mevcut delil durumu

ve CMK’nın 100. maddesinde ön görülen tutuklama

şartlarının halen devam ediyor olması ve bu itibarla adli kontrol uygulamasının

yetersiz kalacağı” gerekçesiyle reddedilmiş ve tutukluluğun devamına

karar verilmiştir.

40. Mahkeme 28/5/2013 tarihli celsede “suçun vasıf ve mahiyeti, sanık savunmaları, müşteki beyanları, tanık

anlatımları, iletişimin tespiti hakkında düzenlenen tutanaklar, HTS kayıtları,

fiziki takip tutanakları, ekspertiz raporları, parmak izi inceleme raporları,

doktor raporları, arama ve el koyma tutanakları, canlı teşhis tutanakları,

emanet makbuzları, nüfus ve sabıka kayıtları ile tüm dosya kapsamı, CMK’nın 100/3 maddesi uyarınca katalog suçlardan oluşu,

tutuklu sanıkların cezalandırılması istenen yasa maddesinde ön görülen

özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı, tutuklulukta geçirilen süre, kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren mevcut delil durumu ve CMK’nın

100. maddesinde ön görülen tutuklama şartlarının halen devam ediyor olması ve

bu itibarla adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı”

gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu,

devam eden 9/7/2013, 23/8/2013, 25/9/2013, 13/11/2013, 24/12/2013 ve 4/2/2014

tarihli celselerde tahliye talebinde bulunmuş; Mahkeme, başvurucunun tahliye

taleplerini aynı gerekçelerle reddetmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir.

41. 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile Malatya 4. Ağır Ceza

Mahkemesinin kapatılması üzerine (bkz. § 10) başvurucunun yargılanmasına,

dosyanın devredildiği Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/159 sayılı

dosyası üzerinden devam edilmiş; Mahkemenin18/6/2014 ve 5/8/2014 tarihli

celselerinde “suçun vasıf ve mahiyeti, CMK’nın 100/3 maddesi uyarınca katalog suçlardan oluşu,

tutuklu sanıkların cezalandırılması istenen yasa maddesinde ön görülen

özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı, tutuklulukta geçirilen süre, kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren mevcut delil durumu ve CMK’nın

100. maddesinde ön görülen tutuklama şartlarının halen devam ediyor olması

nedeniyle” başvurucunun tutukluğunun devamına karar verilmiştir.

42. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

43. Somut olayda başvurucu, 10/4/2012 tarihinde gözaltına

alınmış; 13/4/2012 tarihinde tutuklanmış ve İlk Derece Mahkemesince 12/9/2014

tarihinde tahliye edilmiştir. Buna göre başvurucunun özgürlüğünden yoksun

kaldığı süre 2 yıl 5 ay 2 gündür.

44. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler; ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

tutulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterli

gerekçelerle ortaya konulması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin

gösterilmesi gerekir (Burhan İsmailoğlu,

B. No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).

45. Dava dosyasının incelenmesinde derece mahkemelerince

başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde isnat

olunan suçların niteliğine ve bu suçlar için öngörülen cezanın miktarına,

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğuna yönelik sanık ve tanık beyanlarına,

iletişimin tespitine ilişkin belge ve tutanaklara, fiziki takip tutanaklarına,

parmak izi inceleme ve ekspertiz raporlarına, arama ve el koyma tutanaklarına,

doktor raporlarına, canlı teşhis tutanaklarına ve suçların 5271 sayılı Kanun’un

100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen tutuklama nedeni bulunduğu

varsayılan “katalog” suçlardan

olmasına değinildiği görülmektedir.

46. Başvurucunun; suç örgütü yöneticisi olarak uyuşturucu madde

ticareti yapma, kasten öldürmeye teşebbüs ve yağma gibi cezai yaptırımları ağır

olan suçları işlediği iddiasıyla yürütülen yargılama, tutuklu olarak devam

ettirilmiştir. Mahkemelerce anılan suçlar yönünden başvurucu hakkında kuvvetli

suç şüphesinin bulunduğu kabul edilmiş ve tutukluluğun sürdürülme nedeni olarak

suçların ağırlığına değinilmiştir. Kişinin mahkûmiyeti hâlinde alacağı hapis

cezanın ağırlığı, kaçma şüphesinin varlığına işaret eden durumlardan biridir. AİHM’e göre de bir mahkemenin tutukluluğun devamına dair

kararında “suçun niteliğine” dayanması,

aslında isnat edilen suçun ağırlığına ve dolayısıyla sanığın kaçma tehlikesinin

varlığına dair bir karineye atıfta bulunduğu şeklinde anlaşılabilir (Yağcı ve Sargın/ Türkiye, B. No:16419/90,

16426/90, 8/6/1995, § 51).

47. Öte yandan başvurucunun yargılandığı dava, örgütlü işlendiği

iddia edilen suçlara ilişkin olup iddianamede on altı ayrı olayın suçlamalara esas

olarak gösterildiği ve başvurucu ile birlikte toplam elli beş kişi hakkında

cezalandırma talep edildiği görülmektedir. Dolayısıyla dava, organize suçlara

ilişkin olup karmaşık niteliktedir. Başvurucunun tutuklu olduğu süre içinde

Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi ve Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

toplam otuz dört celse yapılmış olup genel olarak davanın yürütülmesinde Derece

Mahkemelerince bir özensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir. İsnat edilen

suçlara ilişkin kuvvetli suç şüphesi altında bulunduğu kabul edilen

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin Derece Mahkemelerince

açıklanan ve genel olarak suçların ağırlığı nedeniyle dolaylı bir şekilde kaçma

şüphesinin bulunduğuna dayanan gerekçeler, davanın karmaşık niteliği dikkate

alındığında yaklaşık 2 yıl 5 aylık tutukluluk süresi yönünden ilgili ve

yeterlidir. İlgili ve yeterli gerekçelere dayanılarak başvurucunun

özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında tutukluluk süresinin makul

olduğu görülmektedir.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarına ilişkin olarak

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Levent

ÇOLOĞLU

Vekili

:

Av. Niyazi

TOKMAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14617, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. Gökcan
  14. Çoloğlu
  15. Tokmak
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14617
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Gülşah Öztürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3936)
  • Murat Karayel Başvurusu (B. No: 2013/8364)
  • Özgür Adıgüzel Başvurusu (B. No: 2014/306)
  • Cengiz Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/3181)
  • Mohammed Aynosah Başvurusu (B. No: 2013/8896)
  • Güven Ersoy Başvurusu (B. No: 2014/126)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.