İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Maşallah Güzelsoy Başvurusu (B. No: 2014/14583)

1. Başvuru, başvurucunun yakının öldürülmesi olayına ilişkin

Başvuru No2014/14583Tarih18 Mayıs 2016Okuma24 dk · 4.703 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Maşallah Güzelsoy Başvurusu

Karar tarihi
18 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/14583
R.G. Tarih ve Sayı
15/6/2016-29743
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.703 kelime·24 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun yakının öldürülmesi olayına ilişkin

etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/9/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine Silvan Asliye

Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 21/1/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

4/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 10/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve onaylı

suretleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden gönderilen

başvuruya konu ceza soruşturması dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu ve eşi 1963 doğumlu Sedat Güzelsoy (S.G.) olay

tarihi itibarıyla Diyarbakır ilinde ikamet etmekte olup S.G. bir süredir

kendisine ait otomobille bir taksi durağına bağlı olarak ticari taksi şoförlüğü

yapmaktadır.

9. S.G. 5/5/1994 tarihinde başvurucu ile müşterek ikamet

ettikleri evden saat 9.30 sıralarında çalıştığı taksi durağına gitmek üzere

otomobiliyle ayrılmıştır. Başvurucu, eşinden 6/5/1994 günü saat 18.00'e kadar

haber alamaması üzerine kolluğa müracaat etmiş ve eşinden haber alamadığını,

eşinin hayatından endişe ettiğini beyan etmiştir.

10. Başvurucunun eşi S.G.nin

kaybolmasına ilişkin araştırmalar devam ederken 9/5/1994 tarihinde Diyarbakır

ili Ergani ilçesi İncehıdır Jandarma Karakoluna,

Diyarbakır-Siverek Karayolunun 45. kilometresindeki yolun kenarında bir erkek

cesedinin görüldüğünün ihbarı üzerine kolluk görevlileri, ihbara konu yere

gitmiş ve hemen durumdan nöbetçi Cumhuriyet savcısını haberdar etmişlerdir.

11. Olay yerine intikal eden kolluk görevlileri, ihbara konu

yerde bildirildiği gibi bir erkek cesedinin bulunduğunu ve cesedin üzerindeki

kıyafetlerden çıkan sürücü belgesinden ölenin başvurucunun eşi S.G. olduğunu

tespit etmiş ve ölenin dayısı Nurettin Güzelsoy'a (N.G.) ulaşarak hemen olay

yerine gelmesini istemişlerdir.

12. Bu arada olay yerine gelen Cumhuriyet Savcısı, refakatinde

bulunan doktor bilirkişi ve kolluk görevlileriyle birlikte delil incelemesi ve

ceset üzerinde ölü muayene işlemi yapmıştır.

13. Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde cesedin, karayolunda

bulunduğu yerden sürüklenerek yol kenarına getirildiği tespit edilmiş; harici

muayenesinde, kafatasının sol paryatel arka kısmında

5 cm çapında künt cisim darbesine bağlı ekimoz ayrıca göğsünde ve sırt bölgesinde birer adet olmak

üzere mermi giriş ve çıkış delikleri belirlenmiştir.

14. S.G.nin cesedi üzerinde yapılan

ölü muayene işlemi sonucunda pantolonun ceplerinde bir miktar parasının

bulunduğu ayrıca kolunda saatinin takılı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca S.G.nin kesin tıbbi ölüm nedeninin ateşli silah yaralanması

sonucu gelişen dolaşım ve solunum yetmezliği olduğu belirlenmiştir.

15. Cesetten ve olay yerinden herhangi bir nitelikte silah

mermisi çekirdeği veya kovanı elde edilememiştir. Ayrıca olay yerinde ve

yakınında ölene ait otomobile de rastlanılmamıştır.

16. Kolluğun haber vermesi üzerine olay yerine gelen maktulün

dayısı N.G. teşhis tanığı olarak verdiği beyanında maktulün 5/5/1994 tarihinden

beri kayıp olduğunu, çalıştığı duraktaki kişilerden duyduğu kadarıyla aynı gün

sabah saat 10.00 sıralarında durağa iki yolcunun geldiğini, durakta beklemekte

olan ölenin bu kişileri Diyarbakır ili Seyrantepe mevkine

götürmek üzere otomobiliyle duraktan ayrıldığını, ayrılmadan önce aldığı

yolcuları istedikleri yere bırakıp hemen döneceğini duraktakilere söylediğini

ayrıca maktulle arasında husumet veya anlaşmazlık bulunan bir kişinin de

bulunmadığını ifade etmiştir.

17. Başvurucu 21/7/1994 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına

bir dilekçe ile başvurarak maktul eşine ait olan ve olaydan sonra bulunamayan

otomobilin üzerindeki jant ve tekerleklerin, otomobilin önceki sahibi F.K.

tarafından 20/7/1994 tarihinde Diyarbakır il merkezinde başka bir otomobilin

üzerinde görüldüğünü ileri sürmüştür. Başvurucu, aynı gün Cumhuriyet Savcısınca

alınan ifadesinde de bu iddiasını tekrarlamıştır.

18. Bu ifade üzerine Cumhuriyet Savcılığınca kolluğa F.K.nin ifadesinin alınması için talimat verilmiş; adı

geçenin kollukta aynı tarihte alınan ifadesinde maktulün olay tarihinde

kullandığı otomobilin önceki sahibi olup bu otomobili olaydan bir süre önce

haricen maktule sattığını, bu otomobilin üzerindeki jant ve tekerleklerin

diğerlerinden ayırt edici nitelikte bazı özellikleri bulunduğunu, bu nedenle

söz konusu jant ve tekerlekleri 20/7/1994 tarihinde Diyarbakır il merkezinde

başka bir otomobil üzerinde gördüğünde bunların maktule sattığı otomobil

üzerindeki jant ve tekerlekler olduğunun hemen farkına vardığını söylemiş,

gördüğünü ileri sürdüğü otomobilin plaka sayısını da yetkililere vermiştir.

19. Tanık F.K.nin ifadesinde geçen

otomobilin sahibi Diyarbakır Trafik Tescil Müdürlüğü kayıtlarından tespit

edilebilmiş, bu kişinin alınan ifadesinde otomobili bir süre önce haricen

üçüncü bir kişiye sattığını söylediği görülmüştür.

20. Bu beyandan ve otomobili haricen satın alan üçüncü kişinin

anlatımlarından, otomobilin Diyarbakır İl Jandarma Asayiş Komutanlığında uzman

çavuş olarak görev yapan İsmail T. isimli kişi tarafından da bir dönem haricen

satın alınıp kullandığı tespit edilmiştir.

21. İsmail T.nin 5/8/1994 tarihinde Diyarbakır Emniyet

Müdürlüğünde (Emniyet Müdürlüğü) tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde söz konusu

otomobili 2/7/1994 tarihinde Diyarbakır'da görev yapan bir polis memurundan

haricen satın aldığında üzerindeki jant ve tekerleklerinin eski olması

nedeniyle bir süre sonra aynı Komutanlıkta uzman çavuş olarak görev yapan

arkadaşı A.S.nin kendisine, sorulan jant ve

tekerlekleri kullanması için verdiğini söylemiştir.

22. A.S.nin 5/8/1994 tarihinde Emniyet

Müdürlüğünde tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...F.K. isimli şahıs tarafından Sedat

Güzelsoy'a ait otomobile ait olduğu söylenen çelik jantları ve lastikleri,

birlikte görev yaptığımız İsmail T. adlı arkadaşıma benim verdiğim doğrudur.

Söz konusu lastik ve jantları, İsmail T. arkadaşım kendisine bir otomobil satın

almadan üç gün kadar önce Diyarbakır ilinde sanayi sitesine jant ve lastik

almak için gittiğimde saat 14.30 sıralarında tesadüfen Sanayi Sitesinde H.İbrahim Kartoğlu Karakoluna dönmeden ana yolun kenarında

minibüslerin çalıştığı tali caddenin köşesinde beklemekte olan kendisini

önceden görmediğim ve tanımadığım ancak şimdi

görsem tanıyabileceğim, şu an ismini hatırlayamamakla birlikte konuşmamız

esnasında Lice'li olduğunu söyleyen 30-35 yaşlarında,

1.75 boylarında, kısa tıraşlı, siyah saçlı, saçlarının alın kısmı hafif

açılmış, bıyıksız, 4-5 günlük tıraşlı, esmer hatta koyu esmer tenli, zayıf,

üzerinde kirli ve siyah renkli şalvar, üst kısmında mavi renkli yelek bulunan,

yerli şiveli bir şahıstan pazarlık yapmak suretiyle 2 milyon liraya

satın aldım...

Sanayi sitesinde bir müddet gezdikten sonra

dükkanlardaki jant ve lastiklerin fiyatlarının yüksek olduğunu gördüm. Sanayi

sitesinde çıkma jant ve lastik aradım. Yine sanayi sitesinde bu amaçla

dolaşmakta olduğum sırada yukarıda eşkâlini verdiğim şahsı yol kenarında oturur

ve söz konusu jant ve lastiklerin yanında olduğunu gördüm...

Haricen satın aldığım otomobilim, ruhsat sahibi

tarafından geri alınınca sanayi sitesinden satın aldığım bu jant ve lastikler

elimde kaldı. Arkadaşım İsmail T.'de kendisine ait

otomobildeki jant ve lastiklerin eski olduğunu söyleyip bu jant ve lastikleri

benden isteyince ben de kabul edip kendisine verdim. İsmail T.de benden aldığı

bu jant ve lastikleri kendisine ait otomobile taktı...

Ben söz konusu jant ve lastiklerin ölen Sedat

Güzelsoy'a ait olduğunu bilmiyordum.Zaten bilseydim

satın almazdım ve hatta bilseydim bana bunları satan şahsı yakalardım..."

23. Bu tanığın ifadesinin alınmasından sonra Ergani Cumhuriyet

Savcılığı (Cumhuriyet Savcılığı) tarafından olayın fail ya da faillerin devamlı

surette aranılması, bu konuda yapılan çalışmaların akıbeti konusunda her üç

ayda bir bilgi verilmesi ve fail ya da faillerin tespit edildiklerinde

Cumhuriyet Başsavcılıklarında hazır edilmesi için İlçe Jandarma Komutanlığına

(Jandarma) ve olayın başlangıç yerinin Diyarbakır olduğu gerekçe gösterilerek

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazılar yazılmıştır.

24. Söz konusu yazılara belirtilen makamlarca belli aralıklarla

cevap verilmiş, bu cevap yazılarında olayın fail

ya da faillerinin tespit edilemediği ve tespit edilmesine ilişkin çalışmaların

devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/9/2000 tarihinde meçhul olan

faillerin dava zamanaşımı olarak belirlediği 9/5/2009 tarihine kadar daimi

olarak aranılmaları için "daimî arama"

kararı vermiş ve bu kararın bir suretini Jandarmaya göndererek başkaca bir

yazışmaya gerek olmaksızın arama çalışmaları konusunda her iki ayda bir bilgi

verilmesini istemiştir.

26. Bu karardan sonra Cumhuriyet Savcılığının dava zamanaşımı

olarak belirlediği 9/5/2009 tarihine kadar Savcılıkla Jandarma arasında kararın

yerine getirilip getirilmediğine ilişkin yazışmalar yapılmıştır.

27. Cumhuriyet Savcılığınca soruşturmada 15/5/2009 tarihinde

olayın fail ya da faillerinin tespit edilemediği ve dava zamanaşımı süresinin

dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

28. Başvurucunun itirazı üzerine bu karar Siverek Ağır Ceza

Mahkemesinin 27/8/2009 tarihli ve 2009/610 Değişik İş sayılı kararıyla dava

zamanaşımı süresinin yirmi yıl olarak belirlenmesi gerekirken on beş yıl olarak

belirlendiği gerekçesiyle kaldırılmıştır.

29. Cumhuriyet Savcılığı tarafından 28/9/2009 tarihinde

soruşturma evrakı başka bir numara üzerinden kayda alınıp soruşturmada aynı

tarihte dava zamanaşımı süresi olarak belirlenen 9/5/2014 tarihine kadar

yeniden "daimî arama"

kararı verilmiş ve bu karar Jandarmaya gönderilmiştir.

30. Belirtilen tarihten sonra da Cumhuriyet Savcılığı ile

Jandarma arasında soruşturmada verilen daimi arama kararı gereğince belli

sürelere bağlı olarak yazışmalar yapılmış olup bu yazışmalarda da Jandarmanın,

Cumhuriyet Savcılığına meçhul fail ya da faillerin aranılması çalışmalarının

devam ettiğini, olay hakkında bilgi ve görgüsü olan bir kişinin tespit

edilemediğini, kendilerine olaya ilişkin herhangi bir ihbarın yapılmadığını

bildirdiği görülmüştür.

31. Soruşturmada dava zamanaşımı olarak belirlenen 9/5/2014

tarihine kadar yapılan çalışmalarda da olayın fail ya da faillerine

ulaşılamamış, ölene ait otomobil de bulunamamıştır.

32. Cumhuriyet Savcılığı 16/5/2014 tarihinde ikinci kez

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"...Maktulün olay günü Diyarbakır-Ergani

karayolunun 45. km'sinde öldürülmüş olarak bulunduğu, olayın faillerinin bugüne

kadar bulunamadığı, olaya ilişkin zamanaşımı süresinin 765 sayılı yasanın

450/7-8-9 ve 102/1 maddeleri uyarınca 20 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin

9/5/2014 tarihinde dolmuş olduğu, zamanaşımını kesen veya durduran bir işlemin

yapılmadığı mevcut delillerden anlaşılmıştır.

..."

33. Başvurucunun bu karara itirazı, Batman 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2/7/2014tarihli ve 2014/847 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...Ergani C.

Başsavcılığının soruşturma dosyası, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ve

itiraz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; takipsizlik kararında atılı

eylemin somut olay karşısında hukuki değerlendirilmesinin yerinde olacak

şekilde yapıldığı bu nedenle kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla

müşteki Maşallah Güzelsoy'un itirazının reddine karar vermek gerekmiş ..."

34. Nihai karar başvurucuya 12/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu otuz günlük yasal süresi içinde 3/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

35. 13/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

102. ve 104. maddelerinin ilgili bölümleri şöyledir:

“Madde 102 - Kanunda başka türlü yazılmış olan

ahvalin maadasında hukuku amme davası:

1 - Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi

sene,

… geçmesiyle ortadan kalkar.

Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında

yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbed

yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim

cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruru

zamanı yoktur.”

Madde 104 - Hukuku amme davasının müruru

zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya

ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun

hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi

tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruru zaman, kesilme gününden

itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan

itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı

ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesi ile baliğ olacağı müddetten

fazla uzatamaz.”

36. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe

giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve

infaz olunur.”

37. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen

(11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’na

6524 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile eklenen geçici 4. maddenin (6) numaralı

fıkrası gereğince yürürlükten kaldırılmış olan ancak başvuruya konu

soruşturmanın yürütüldüğü periyotta yürürlükte olan) 18/10/2011 tarihli ve

faili meçhul olay ve cinayetlerin soruşturma usul ve esaslarına ilişkin

genelgesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…

50.

Faili meçhul olay ve cinayetlerin soruşturulmasında,

...

g) Soruşturma evraklarının ilgili Cumhuriyet

savcısı tarafından sık sık gözden geçirilmesi, ancak sadece soruşturma

evrakının en üstündeki müzekkereye cevap verilmiş olup olmadığı ile

yetinilmeyerek içeriği itibarıyla başkaca eksik kalmış bir husus varsa onun da

tamamlanması için gerekli yazının yazılması, sonucunun uygun aralıklarla takip

edilmesi,

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; eşinin 1994 yılında öldürüldüğünü, bu olaya

ilişkin yürütülen soruşturmada birtakım delillerden bazı kolluk görevlilerine

ulaşıldığını ancak yaşadıkları bölgede güvenlik güçlerinin pek çok faili meçhul

olaya karıştıklarının soruşturma makamlarınca bilindiği hâlde soruşturmanın bu

kişilere yönelik olarak derinleştirilmediğini, bu kişilerin beyanlarının

doğruluğunun araştırılmaması suretiyle haklarında kamu davası açılmadığını

akabinde soruşturmada, anılan makamlarının gösterdikleri kast veya ihmal sonucunda

olayın fail ya da faillerinin tespit edilemeyip kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verildiğini belirterek Anayasa'nın 15, 17, 36, 141 ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6, 13 ve 14. maddelerinde güvence altına

alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş maddi ve manevi tazminata karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, eşinin

öldürülmesi olayının etkili soruşturulmadığına ilişkindir. Bu nedenle başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkı kapsamında olduğu değerlendirilmiş ve inceleme bu kapsamda

yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda

başvurucu, ölen kişinin eşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir

eksiklik bulunmamaktadır.

42. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

43. Başvurucu, soruşturmanın etkili yürütülmediğinin yanında

soruşturma makamları tarafından eşinin öldürüldüğü tarihlerde yaşadıkları

bölgede bazı kolluk görevlilerinin yasa dışı faaliyet gösterdiklerinin ve pek

çok faili meçhul olaya karıştıklarının bilindiği hâlde soruşturmanın, elde

edilen birtakım delillerle irtibatı bulunduğu anlaşılan kolluk görevlilerine

yönelik olarak da derinleştirilmediğini dolayısıyla eşinin bazı kolluk

görevleri tarafından öldürülmüş olma ihtimali bulunmasına rağmen bu

görevlilerin yakalanmalarının soruşturma makamlarınca istenmemiş olabileceğini

de ileri sürmüştür. Bununla birlikte başvuru ve soruşturma evrakının genelinde bu

iddiayı destekleyecek somut bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi başvurucunun da

başvuru formunda olayın bu yönde gelişmiş olabileceğine dair tutarlı bir

açıklamaya yer vermediği görülmektedir.

44. Olay hakkında yürütülen soruşturmanın etkililiği ile de

bağlantılı olmak üzere somut olayda Anayasa Mahkemesi açısından başvurucunun

yakınının kamu görevlileri tarafından ya da kamu görevlilerinin suç ortaklığı

yapması sonucu öldürüldüğü yönünde bir inceleme yapılmasını gerektirecek (makul

şüphenin ötesinde) bir tespitte bulunulması mümkün görünmemektedir. Ayrıca

başvurucunun şikâyetlerinin genelinin de olay hakkında yürütülen soruşturmadaki

eksikliklere ilişkin olduğu dikkate alındığında somut olay açısından

incelemenin, doğrudan olay hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olup

olmadığı hususunda yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

45. Nitekim Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı

kapsamında devletin yerine getirmek zorunda olduğu pozitif yükümlülüklerin usul

boyutu, yaşanan ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu

kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan etkili bir soruşturma yürütülmesini

gerektirmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 94).

46. Bu yükümlülük sadece bir kamu görevlisinin eylemi veya

ihmali sonucu meydana gelen ölüm olayları açısından geçerli değildir. Devletin

-doğal olmayan her ölüm olayında kendisi, öldürmeme ya da yaşamı koruma

yükümlülüklerini ihlal etmemiş olsa da- gerçekleşen ölümün sebebini ve varsa

sorumlularını ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yapmamış olması,

soruşturma yükümlülüğünün ihlalini doğurabilir. Zira bu tür olaylarda etkili

bir soruşturma yürütülmesi, yaşam hakkını korumak için ihdas edilen yasal ve

idari çerçevenin etkili bir şekilde uygulanmasının güvencesini oluşturmaktadır

(Filiz Aka, B. No: 2013/8365,

10/6/2015, §§ 25, 26).

2. Esas Yönünden

a. Bakanlığın Görüşü ve Başvurucunun Esasa

İlişkin İddiaları

47. Bakanlık görüşünde, öncelikle başvurucuların iddialarının

Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme'nin 2. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının usul (etkili soruşturma yürütülmesi) boyutu kapsamında

incelenmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) içtihatları uyarınca yaşam hakkı kapsamında yürütülecek ceza soruşturmasının

etkili olabilmesi için yetkililerin resen harekete geçmesi, olayları

soruşturmakla görevli olan ve soruşturmayı yürüten kişilerin bu olaylara

karışmış olabilecek kişilerden bağımsız olmaları; soruşturmanın, ölenin

ailesinin meşru çıkarlarının korunması için kendilerine yeterli ölçüde açık

olması, makul bir sürat içinde yürütülmesi ve sorumluların belirlenmelerine ve

gerekirse cezalandırılmalarına imkân verecek nitelikte olması gerektiği ifade

edilmiştir.

48. Bakanlık görüşünde, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına

dayanılarak somut olayda varılan sonuçla ilgili değil bu sonucu doğuran

araçlarla ilgili bir yükümlülüğün söz konusu olduğu, yetkililerin somut olaya

ilişkin delillerin toplanabilmesi için kendilerinden beklenen bütün makul önlemleri

almaları gerektiği, sorumlu kişi ya da kişilerin tespit edilmesini

engelleyebilecek nitelikteki her eksikliğin soruşturmanın etkinliğine zarar

verebileceği belirtilmiştir.

49. Görüşün devamında somut olayla ilgili olarak başvurucunun

yakınının öldürülmüş olarak bulunduğu, soruşturma kapsamında ölü muayene

işleminin yapıldığı ve kesin tıbbi ölüm nedeninin belirlendiği, sonrasında

başvurucunun ifadesinin alındığı, ölene ait otomobilden sökülen tekerlek ve

jantların başka bir otomobilde görüldüğünün bildirilmesi üzerine ifadesi alınan

tanığın söz konusu jantları ve tekerlekleri aldığı kişinin eşkâline dair bazı

bilgiler verdiği ancak soruşturma dosyası kapsamında bu tanık tarafından eşkâli

bildirilen kişiye ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan daimî arama kararı

verildiği ve bu kararın verilmesinden sonra başkaca bir işlem yapılmayıp

16/5/2014 tarihinde soruşturmanın zamanaşımına uğraması gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtilmiş, soruşturmada bu

şekilde bir araştırma yapılmadan gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar verilmesinin devletin yaşam hakkını koruma bağlamında

sahip olduğu usul yükümlülüğüne uyarlığı konusundaki takdirin Anayasa

Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

50. Başvurucu, eşinin faili meçhul şekilde öldürüldüğünü,

olaydan sonra kullandığı otomobilin de bulunamadığını ancak bu otomobil

üzerinde bulunan jant ve tekerleklerin iki kolluk görevlisinin kullanımında

olduğunun belirlendiğini, bu görevlilerin alınan ifadelerine güvenilerek

haklarında kamu davasının açılmadığını ve soruşturmanın daimî aramaya alınıp bu

kişiler yönünden derinleştirilmediğini; eşini, kaybolmadan önce en son

otomobiline iki yolcu alırken gören tanıklara, bu iki kolluk görevlisinin olay

günü eşiyle birlikte görülen kişiler olup olmadıklarının gerekirse teşhis

işlemi de yaptırılmak suretiyle sorulmadığını ve sonuç olarak soruşturmada

hiçbir delil toplanmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini

belirterek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı sunduğu cevabında,

görüşte yaşam hakkının ihlal edildiği belirtilmekle birlikte görüşte

değinilmeyen ancak başvuru formunda belirtilen soruşturmadaki bazı

eksikliklerin de soruşturmanın etkililiği bakımından inceleme sırasında gözönünde bulundurulmasını talep etmiştir.

b. Genel İlkeler

52. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

53. Anayasa Mahkemesince belirtildiği üzere yaşam ve vücut

bütünlüğü üzerindeki temel hak, devletlere pozitif ve negatif yükümlülük

yükleyen haklardandır (AYM, E.2007/78, K.2010/120, 30/12/2010).

54. Kabul edilebilirlik değerlendirmesinin yapıldığı kısımda da

ifade edildiği gibi Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı

kapsamında devletin yerine getirmek zorunda olduğu pozitif yükümlülüklerin usul

boyutu, doğal olmayan her ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konmasına,

sorumlu kişilerin belirlenmesine ve gerekiyorsa cezalandırılmasına imkân

tanıyan etkili bir soruşturmanın yürütülmesini gerektirmektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

55. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan

mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm

olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil

uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer yandan burada yer verilen değerlendirmeler

hiçbir şekilde Anayasa'nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli

bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği, tüm

yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi

yüklediği anlamına gelmemektedir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

56. Soruşturmanın etkililik ve yeterliliğini temin adına

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını

aydınlatabilecek, sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması

gerekmektedir. Soruşturmada ölüm olayının nedenini veya sorumlu kişilerin

ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yürütme

kuralıyla çelişme riski taşır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

57. Bu kapsamda yetkililerce tanıklarının ifadelerinin alınması,

bilirkişi incelemeleri ve gerektiğinde eksiksiz ve detaylı bir rapor

hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması gibi söz konusu olaylarla

ilgili kanıtların elde edilmesi için soruşturma konusu olayın gerektirdiği mümkün

olan tüm tedbirlerin alınması, ölümün gerçekleşme sebebinin objektif analizinin

yapılması, soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm

bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması ve

soruşturma sonucunda verilen kararın, yaşam hakkına yönelik bir müdahale varsa

bu müdahalenin, Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir

müdahale olup olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014,

§ 99; Turan Uytun

ve Kevzer Uytun,

B. No: 2013/9461, 15/12/2015, § 73).

58. Son olarak yürütülecek soruşturmalarda makul bir süratte

gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen mevcuttur. Bazı özel

durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya

da güçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada ve soruşturmanın devamında

yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket etmeleri, yaşanan olayların

daha sağlıklı bir şekilde aydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne

olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya

da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından kritik bir

öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B.

No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96; Filiz Aka,

§ 29).

c. İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

59. Başvuru konusu olaya ve yürütülen soruşturma işlemlerine

bakıldığında, maktulün 5/5/1994 tarihinde en son çalıştığı taksi durağından

otomobiline aldığı iki müşterisiyle birlikte ayrıldığının görüldüğünün

tanıklarca ifade edildiğinin ileri sürüldüğü ve akabinde Diyarbakır-Siverek

Karayolunun 45. km'sinde ateşli silahla vurulmuş ve cesedi yol kenarına

bırakılmış şekilde bulunduğu anlaşılmıştır.

60. Ölü muayene işlemi sırasında kimlik tanığı sıfatıyla

dinlenen maktulün dayısı N.G.nin, maktulün en son iki

müşterisiyle birlikte taksi durağından ayrılırken görüldüğünü, hatta taksi

durağındaki arkadaşlarına kısa süre sonra döneceğini söylediğini durak

çalışanlardan duyduğunu beyan etmesine rağmen soruşturmada, bu kişilerin ifadelerinin

alınması yoluna gidilmediği görülmüştür.

61. Aynı durum maktulün olaydan sonra bulunamayan otomobilinin,

jant ve tekerlikleri konusunda ifadesi alınan tanık A.S.nin

anlatımında sözünü ettiği ve eşkâlini verdiği kişi yönünden de söz konusudur.

62. Tanık A.S.nin, maktule ait

olduğunun bildirilip aksinin ileri sürülmediği eşyayı satın aldığı tarih ve

kişi konusunda ayrıntılı açıklamalarda bulunduğu ayrıca satın aldığı kişinin

eşkâlini de yetkililere verdiği anlaşılmasına rağmen bu kişinin açık kimliğinin

belirlenebilmesi bakımından da herhangi bir soruşturma işleminin

gerçekleştirilmediği görülmüştür.

63. Öncelikle belirtilmelidir ki soruşturmanın etkililiğini

sağlayan en alt seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü

koşullarına göre değişir. Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde

ve soruşturmanın pratik gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle

soruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari

soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün

değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri,

B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

64. Öte yandan soruşturmanın makul bir özen ve süratle yapılıp

yapılmadığına ilişkin tespit; başvuruya konu her bir olayın kendi koşullarına,

soruşturmadaki şüpheli veya sanık sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın

karmaşıklık derecesine ve soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da

güçlüklerin bulunup bulunmadığına göre farklılık gösterebilecektir ( Fahriye Erkek ve diğerleri, § 91).

65. Bu bağlamda soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma

işlemlerinin belirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır. Bu makamlar, her

bir somut olayın koşullarını ayrıca değerlendirerek makul olan bir yöntem

belirleyecektir (Yavuz Durmuş ve diğerleri,

B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 61). Olayların oluşumuna ilişkin delillerin

değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015,

§ 44). Görülmekte olan bir davada ya da yürütülmekte olan bir soruşturmada,

delilleri değerlendirmek kural olarak derece mahkemelerinin işi olduğundan

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hamdiye Aslan, B. No: 2013/2015, 4/11/2015, §

93).

66. Ancak somut olaydaki gibi ölümün nasıl gerçekleştiğine ve

faillerinin kimler olduğuna dair olay yerinden ya da ceset üzerinden elde

edilebilen somut bir bilginin bulunmadığı durumlarda daha çok önem arz etmekle

birlikte olay hakkında şüpheli herhangi bir şey görmesi ya da duyması olası

kişilerin ifadelerinin hiç alınmaması ya da çok geç alınması, yürütülen

soruşturmanın ölüm olayının nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması

imkânını zayıflatan önemli bir eksiklik olarak ortaya çıkabilmektedir (Yavuz Durmuş ve diğerleri, § 61 ).

67. Soruşturmalarda -özellikle de olayın gerçekleştiği zamanda

ve yerde- ilk anda yürütülecek işlemler çok büyük önem arz etmektedir. Geçen

zamanla birlikte kaçınılmaz bir şekilde delillerin kaybolması, tanıkların yer

değiştirmesi ve yaşananları hatırlamanın güçleşmesi gibi nedenlerle delil

toplama ve olayın gerçekleşme şeklini belirlemenin giderek zorlaşacağı açıktır

(Yavuz Durmuş ve diğerleri, § 62)

.

68. Anayasa Mahkemesi kural olarak başvurucuların yakınının

öldüğü gün resen ceza soruşturmasının açıldığı, titiz ve hızlı bir çalışma

sonucunda elde edilen deliller ışığında soruşturma ve ilk derece yargılama

makamlarının, olayların seyrini aydınlatmak istediğinden kuşku duyulmadığı,

yürütülen soruşturmaların ölüm sebeplerini kesin olarak saptamaya ve sorumlu

kişilerin cezalandırılmasına imkân verdiği kanısına varılan durumlarda,

yürütülen soruşturmaların ve davaların, derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki

gösterecek nitelikte bir eksikliğin bulunmaması koşuluyla yürütülen

soruşturmaların ve alınan kararların yetersiz veya çelişkili olduklarının ileri

sürülemeyeceğini kabul etmektedir (Sadık

Koçak ve diğerleri, § 95).

69. Ayrıca belirtilmelidir ki etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında başvuru konusu olaylar açısından yer verilen somut tespitlerin;

hiçbir şekilde Anayasa Mahkemesince, belli kişilerin masumiyetine veya suçlululuğuna ilişkin bir yorum yapıldığı şeklinde

değerlendirilmemesi gerekir. Genel ilkelerde de ifade edildiği üzere etkili

soruşturma yükümlülüğü bir amaç değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi tarafından etkili soruşturma

yükümlülüğü açısından toplanan veya toplanmayan tüm delillere ilişkin bir

değerlendirmede bulunulurken bu delillerin olayın aydınlatılması ve varsa

sorumluların tespiti üzerindeki muhtemel olumlu veya olumsuz sonuçları hakkında

herhangi bir yorum yapılmamakta olup bu yükümlülük kapsamında yapılan

değerlendirmelerde sadece kendine özgü koşulları ve pratik gerçekleri dikkate

alınan başvuruya konu somut soruşturmaların bir bütün olarak olayı tüm

yönleriyle aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek deliller

toplanarak yürütülüp yürütülmediği ve soruşturma makamlarının bu delillerin

toplanması için makul olan tüm tedbirleri alıp almadıkları incelenmektedir.

70. Bu kapsamda incelenen başvuruya konu soruşturmada maktulü,

kaybolduğu gün üçüncü kişilerle birlikte gördüklerini ifade eden tanıkların

bulunduğunun ileri sürülmesine (bkz. § 16) ve maktule ait olduğu ileri sürülen eşyanın

olaydan sonra üçüncü bir kişiden satın alındığının belirtilip bu kişinin eşkâli

konusunda bilgiler verilmesine rağmen (bkz. § 22) bu kişilerin kimliklerinin

tespitiyle ileri sürüldüğü gibi olaya ilişkin bilgilerinin veya olayla bir

bağlantılarının bulunup bulunmadığına yönelik herhangi bir soruşturma işleminin

gerçekleştirilmediği anlaşılmıştır.

71. Soruşturmada Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği

yeterlilik düzeyi üzerinde etki gösterecek nitelikte olduklarında şüphe

bulunmayan bu eksikliklerin bırakılmasının yanında maktulün, kesin tıbbi ölüm

nedeninin belirlenmesine ve başvurucunun talebiyle maktule ait olduğu ileri

sürülen eşya hakkında bir kısım tanık ifadelerinin alınmasına ilişkin olarak

gerçekleştirilen soruşturma işlemleri dışında yetkili makamlar tarafından olayı

aydınlatmaya yönelik başkaca bir işlem yapıldığına dair (soruşturma dosyasında

yer verilen/nihai kararda değerlendirilen) bir bilgi veya belgenin de

bulunmadığı görülmektedir.

72. Dolayısıyla başvuru konusu olay açısından yukarıda yer

verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde soruşturma kapsamında ölüm

olayının nedenini aydınlatabilmek ve sorumluları tespit edebilmek için gerekli

somut adımların atılmadığı, başka bir ifadeyle delillerin toplanması konusunda

makul olan tüm tedbirlerin alınmadığı görülmektedir.

73. Bu nedenle soruşturmanın, sözü edilen delillerin toplanması

için makul olan tüm tedbirlerin zamanında alınmamasının yanında sonrasında bu

eksikliklerin giderilmesine çalışılması yerine çok uzun bir süre sonuca götürecek

hiçbir işlem yürütülmeksizin sürüncemede bırakılıp kişilerin hukukun

üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü

gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi

açısından somut bir adım atılmayarak herhangi bir kesin sonuca ulaşılmasını

ortadan kaldıracak bir şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla

sonlandırıldığı anlaşıldığından Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği

yeterlilik ve süratte bir inceleme içermediği sonucuna ulaşılmıştır.

74. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının gerektirdiği usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

75. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

76. Başvurucu 150.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi olmak üzere

toplamda 250.000 TL tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

77. Başvuruda yaşam hakkının gerektirdiği usul yükümlülüğünün

ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bununla birlikte somut olayda gerçekleşen

dava zamanaşımı nedeniyle yeniden soruşturma açılması imkânı olmadığı da

dikkate alınarak yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi

zararı karşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

78. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

79. Kararın bir örneğinin bilgilendirme amacıyla Ergani

Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesi gerekir.

80. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgilendirme amacıyla Ergani

Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/5/2016 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Maşallah

GÜZELSOY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14583, 18 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  13. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin bilgilendirme amacıyla Ergani
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Necipoğlu
  18. Güzelsoy
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14583
Tarih
18 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Ahmet Bulut ve Ahmet Bulut Başvurusu (B. No: 2014/15696)
  • Nusret Konan Başvurusu (B. No: 2014/194)
  • Mürüvet Ceranoğlu Başvurusu (B. No: 2014/582)
  • Bülent Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2941)
  • Ersel Turhan Başvurusu (B. No: 2014/1191)
  • Zekayi Çelebi Başvurusu (B. No: 2014/5633)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.