İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Atabilen Başvurusu (B. No: 2013/160)

1. Başvuru, başvurucu lehine rehin tesis edilen aracın

Başvuru No2013/160Tarih8 Eylül 2015Okuma20 dk · 3.932 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Atabilen Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/160
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.932 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, başvurucu lehine rehin tesis edilen aracın

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan icra takibi sonucu satılmasına

rağmen rehin alacaklısı olarak rüçhanlı alacağa sahip olan başvurucuya satıştan

elde edilen bedelin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları

ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/1/2013 tarihinde

Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/1/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 10/4/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet

Bakanlığına, başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin

bir örneği görüş için gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/6/2014

tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 9/7/2014 tarihinde

kaşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir:

7. Rehin alan sıfatıyla başvurucu ile rehin veren sıfatıyla

Sarı Otomotiv Nakliye Gıda Tic. ve San. Ltd. Şti. (Şirket) arasında Eskişehir

1. Noterliğinde 1/3/2007 tarihinde yapılan “Düzenleme Şeklinde Rehin Sözleşmesi” ile

rehin verene ait 41 U 8927 plakalı kamyon üzerine, rehin verenin borcuna

karşılık teminat teşkil etmek üzere 20.000,00 TL bedelle, süresiz olarak

birinci dereceden başvurucu lehine rehin hakkı tesis edilmiştir.

8. Rehin edilen araç, 21/5/2007

tarihinde 26 TD 795 plakaya nakledilmiş ve aynı tarihte başvurucu lehine araç

trafik kaydına rehin şerhi işlenmiştir.

9. SGK tarafından, 21/7/1953

tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereği,

rehin veren Şirket aleyhine, Şirketin kamu borcu niteliğinde olan prim

borçlarının tahsili amacıyla SGK'nın 2010/150 sayılı

dosyasında yapılan takip sonucu, 9/8/2010 tarihinde yapılan ihale ile rehinli

araç, Ateşalp Gıda Ltd. Şti.ne

satılmıştır.

10. Başvurucu, 1/11/2010 tarihinde

Şirket aleyhine Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün 2010/10116 sayılı dosyasında “Taşınır Rehninin Paraya

Çevrilmesi Yolu ile Takip” başlatmıştır.

11. Rehin veren Şirketin, başvurucuya olan borcunu ödenmemesi

üzerine başvurucunun talebiyle 17/1/2011 tarihinde

aracın trafik kaydına, yakalama şerhi işlenmiştir.

12. Başvurucu lehine rehinli olan aracın, SGK tarafından 9/8/2010 tarihinde yapılan ihale sonucu 3.610,00 TL bedelle

satıldığının anlaşılması üzerine başvurucu, icra takibini başlattığı Eskişehir

5. İcra Müdürlüğüne başvurmuş ve SGK Eskişehir İl Müdürlüğüne müzekkere

yazılarak rehin bedeli olan 20.000,00 TL'nin icra dosyasına gönderilmesini

talep etmiştir.

13. Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünce; 31/1/2011

tarihinde, 6183 sayılı Kanun'un 85. maddesinde hacizli malın rüçhanlı alacağı

geçecek şekilde satılacağına ve satış bedelinin rüçhan hakkı olan alacaklıya

ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir.

14. Başvurucu, 30/3/2011 tarihinde,

Şirket aleyhine Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı şikâyet davasında,

Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün E.2010/10116 sayılı dosyasında rehin veren

şirket aleyhine icra takibi yaptığını, rehinli araç üzerine 18/1/2011 tarihinde

yakalama şerhinin konulduğunu ancak aracın Eskişehir SGK tarafından 2010/150 sayılı

dosyada yapılan icra takibi sonucu satılarak bedelinin tahsil edildiğini,

aracın rehin bedelinin altında satışının gerçekleştirilemeyeceğini, İcra

Müdürlüğünce 27/1/2011 tarihli kararla aracın daha önce cebri icra yoluyla

satıldığı gerekçesiyle rehinin paraya çevrilmesi talebinin reddi ile yakalama

şerhinin kaldırılmasına karar verildiğini, SGK'nın

rehin bedelini ödemesi talebinin İcra Müdürlüğünce reddedildiğini ileri sürerek

İcra Müdürlüğü işleminin iptalini talep etmiştir.

15. Mahkemece, 30/6/2011 tarihli ve

E.2011/234, K.2011/452 sayılı kararla; “toplanan

deliller ve tüm dosya kapsamı itibarı ile rehnedilen

aracın 21/5/2007 tarihinde 26 TD 795 plakaya nakledildiği, rehin alacaklısının

talebi üzerine 17/1/2011 tarihinde araç üzerine rehin şerhinin konulduğu,

18/1/2011 tarihinde de araç üzerine yakalama şerhinin işlendiği, anılan

tarihlerden önce SGK tarafından yapılan icra takibi sonucu 9/8/2010 tarihinde

6183 sayılı Kanun gereği aracın ihale yoluyla Ateşalp

Gıda Ltd. Şti.'ye satıldığı ve ihalenin kesinleştiği,

rehin alacaklısı tarafından ihalenin feshi davasının açılmadığı, kesinleşen

ihaleden sonra rehin alacaklısının rehin bedelini SGK'dan

tahsil edilmesine yönelik talebinin yasal dayanağının bulunmadığı, icra

dairesinin bu konuda herhangi bir yetkisinin olmadığı” gerekçesiyle

davanın reddine karar verilmiştir.

16. Temyiz üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18/4/2012 tarihli ve E.2011/27895, K.2012/12996 sayılı

ilamıyla “tarafların karşılıklı iddia ve

savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere

göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan

hükmün onanmasına” karar verilmiştir.

17. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 15/11/2012

tarihli ve E.2012/16500, K.2012/33219 sayılı ilamıyla; “düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf

yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler

karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi, HUMK'un

440. maddesinde yazılı dört halden hiçbirine de uymadığından, İİK'nın 366. ve HUMK'un 442.

maddeleri uyarınca” reddedilmiştir.

18. Karar 5/12/2012 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 4/1/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

20. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş

Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun

değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde

çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş

Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının

çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”

21. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Primlerin ödenmesi” kenar başlıklı 88. maddesi

şöyledir:

“…

Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının

tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü

Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183

sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve

kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.

Kurum, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen alacakları

hariç olmak üzere her türlü alacağın teminatını teşkil etmek üzere Yeni Türk

Lirası ve/veya yabancı para birimi üzerinden ticari işletme, taşınır ve/veya

taşınmaz rehni dahil olmak

üzere her türlü teminat almaya yetkilidir.

Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve

diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacaktır. Kurumun

taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen aleyhe

neticelenmesi halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve

cezalar Kurum hakkında uygulanmaz.

Kurumun prim ve diğer alacaklarının

tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü

Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun

alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş

mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.

…”

22. 5510 sayılı Kanun’un “Uyuşmazlıkların

çözüm yeri” kenar başlıklı 101. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun

hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde

görülür.”

23. 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki

terimler” kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

“…

Tahsil dairesi terimi:

Alacaklı amme idaresinin bu kanunu tatbik

etmekle vazifeli dairesini, servisini, memur veya memurlarını,

…ifade eder.

24. 6183 sayılı Kanun’un 21.

maddesi şöyledir:

“Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar

paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu

alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten

taksim olunur. (Ek hüküm: 30/3/2006 – 5479/4 md.) Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile

vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde

2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son

cümlesi hükmü uygulanmaz.

Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Ancak, gümrük

resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme

alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan

evvel gelir.

…”

25. 6183 sayılı Kanun’un “Menkul malların haczi” kenar başlıklı 77. maddesi

şöyledir:

“Her türlü menkul mallar cins

ve nevileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen

değerleri haciz zaptında tesbit edilmek suretiyle haczolunur.

Resmi sicile kayıtlı olan menkul malların

haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ edilmek

suretiyle de yapılır.

…”

26. 6183 sayılı Kanun’un “Menkul malların satışı” kenar başlıklı

84. maddesi şöyledir:

“Menkul mallar tahsil dairelerince, köylerde

ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay

içinde satışa çıkarılır.

…”

27. 6183 sayılı Kanun’un “Satış şekli, artırma ve ilan” kenar

başlıklı 85. maddesi şöyledir:

“Menkul mallar, tahsil dairelerinin satış

mahallinde açık artırma ve peşin para ile satılır. Tahsil dairesince uygun

görülmesi halinde, artırma malın mahallinde de yapılabilir. Açık artırma ile

satışa çıkarılan mal, artırma sonunda üç defa yüksek sesle duyurulduktan sonra

en çok artırana ihale edilir. Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle korunması

mümkün olmayan ya da beklediği zaman önemli bir değer düşüklüğüne uğrayacağı

anlaşılan mallar en uygun yerde pazarlıkla, borsası bulunan mallar ilgili

borsada satılabilir. İlk artırmada satılamayan malların ikinci artırması bir

başka il veya ilçede yapılabilir.

Gerekli hallerde artırmanın yapılacağı yer,

gün ve saat, satılacak malların nevi ve evsafı önceden ilan olunur.

İlanın şekli, artırmanın tarzı, yeri ve günü

alacaklı amme idaresinin ve borçlunun menfaatine en uygun gelen şekil göz

önünde tutularak alacaklı amme idaresince tesbit

olunur.

Satılan mal, bedeli alınmadan teslim edilmez.

Tahsil dairesi mal bedelinin ihale gününü takip eden günden itibaren üç gün

içinde ödenmesi için mühlet verebilir.”

28. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra

ve İflas Kanunu'nun “Şikayet ve şartlar” kenar

başlıklı 16. maddesi şöyledir:

“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak

üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif

olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu

muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.

Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya

sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet

olunabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 8/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

4/1/2013 tarihli ve 2013/160 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, Şirket ile yapılan sözleşme gereği, borçlu şirketten

alacaklarının teminatı olmak üzere Şirkete ait araç üzerine rehin konulduğunu,

alacaklarının ödenmemesi üzerine Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünde icra takibi

başlattığını, aracın trafik kaydı üzerine yakalama şerhi koymak istediğini

ancak aracın SGK tarafından yapılan icra takibi sonucu satıldığını öğrendiğini,

Eskişehir 5. İcra Müdürlüğüne başvurarak aracın bedelinin ödenmesini talep

ettiğini ancak İcra Dairesince talebin reddedildiğini, Eskişehir 2. İcra Hukuk

Mahkemesinde açtığı şikâyet davasının 2004 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun'a

aykırı olarak reddedildiğini, Yargıtay tarafından hükmün onandığını, rehinli

alacaklı olarak diğer tüm alacaklılara göre rüçhanlı alacaklı olduğunu, kamu

alacağından öncelikli bir alacak hakkının bulunduğunu; aracın, rehin bedelinin

altında satılması ve rehin bedelinin ödenmemesinin Anayasa'nın 10. maddesinin son

fıkrasına aykırılık teşkil ettiğini, SGK'nın yaptığı

işlemin hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçeli

olmadığını, rehin ile güvence altına alınan alacağının ödenmediğini belirterek

mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılmasını veya rehin alacağı miktarı olan

20.000,00 TL’nin tazminat olarak ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

31. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, rehin ile güvence altına alınan alacağının

ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun

ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi kendisi yapar. Başvurucunun anılan ihlal iddiaları, adil

yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlali iddiaları kapsamında

incelenmiştir. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlali iddiaları ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

32. Başvurucu, borçlu Şirketten

alacaklarının teminatı olmak üzere anılan şirkete ait araç üzerine rehin

konulması için borçlu ile rehin sözleşmesi düzenlediklerini, alacaklarının

ödenmemesi üzerine Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığını,

aracın trafik kaydı üzerine yakalama şerhi koymak istediğini ancak aracın SGK

tarafından yapılan takip sonucu satıldığını öğrendiğini, Eskişehir 5. İcra

Müdürlüğüne başvurarak aracın bedelinin ödenmesini talep ettiğini ancak İcra

Dairesince talebin reddedildiğini, Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı

şikâyet davasının 2004 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun'a aykırı olarak

reddedildiğini, rehinli alacaklı olarak diğer tüm alacaklılara göre rüçhanlı

alacaklı olduğunu, kamu alacağından öncelikli bir alacak hakkının bulunduğunu, SGK'nın yaptığı işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Adalet Bakanlığı başvurunun bu kısmına ilişkin görüş

sunmamıştır.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

35. 30/3/2011 tarihli ve

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

36. 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların, Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

37. Anılan kurallar

uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay

ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede,

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

38. Başvuru konusu

olayda rehin alan sıfatıyla başvurucu ile rehin veren sıfatıyla Sarı Otomotiv

Nakliye Gıda Tic. ve San. Ltd. Şti. arasında Eskişehir 1. Noterliğinde 1/3/2007 tarihinde yapılan “Düzenleme

Şeklinde Rehin Sözleşmesi” ile rehin verene ait araç üzerine, rehin

verenin borcuna karşılık teminat teşkil etmek üzere 20.000,00 TL bedelle,

süresiz olarak birinci dereceden başvurucu lehine rehin hakkı tanınmış ve

aracın sicil kaydına işlenmiştir.

39. SGK tarafından, 6183 sayılı Kanun gereği, rehin veren

Şirketin kamu borçlarının tahsili amacıyla SGK'nın

2010/150 sayılı dosyasında yapılan takip sonucu, 9/8/2010

tarihinde yapılan ihale ile rehin edilen araç Ateşalp

Gıda Ltd. Şti.ye satılmıştır.

40. Başvurucu, 30/3/2011 tarihinde,

Şirket aleyhine Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı şikâyet davasında,

Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün 2010/10116 esas sayılı dosyasında rehin veren

Şirket aleyhine icra takibi başlattığını ancak İcra Müdürlüğünce, aracın daha

önce cebrî icra yoluyla satıldığı gerekçesiyle rehinin paraya çevrilmesi

talebinin reddi ile yakalama şerhinin kaldırılmasına karar verildiğini, SGK'nın rehin bedelini ödemesi talebinin de reddedildiğini

belirterek İcra Müdürlüğü işleminin iptalini talep etmiştir.

41. Mahkemece, “rehnedilen aracın

SGK tarafından yapılan icra takibi sonucu 9/8/2010

tarihinde 6183 sayılı Kanun gereği ihale yoluyla satıldığı ve ihalenin

kesinleştiği, rehin alacaklısı tarafından ihalenin feshi davasının açılmadığı,

kesinleşen ihaleden sonra rehin alacaklısının rehin bedelini SGK'dan tahsil edilmesine yönelik talebinin yasal

dayanağının bulunmadığı, icra dairesinin bu konuda herhangi bir yetkisinin

olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, temyiz

üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi

reddedilmiştir.

42. Mahkemenin gerekçesi ile başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün, derece mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, başvurucu lehine rehin edilen aracın SGK tarafından

yapılan takip, haciz ve ihale sonucu satıldığı, Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünce

yapılan bir satış işleminin bulunmadığı, SGK’nın

yaptığı icra takibi ve satış süreci ile icra müdürlüklerince yapılan icra

takibi ve satış süreçlerinin farklı olduğu, Eskişehir 2. İcra Hukuk

Mahkemesince de bu hususların değerlendirilerek karar verildiği belirlenmiştir.

43. Başvurucu, yargılama sürecinde

karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına,

kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça

sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilememiştir.

44. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlali İddiası

45. Başvurucu, Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı

şikâyet davasının 2004 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun'a aykırı olarak

reddedildiğini, Yargıtay tarafından hükmün onandığını, Mahkeme ve Yargıtay

kararlarının gerekçeli olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

46. Adalet Bakanlığı, başvurunun bu kısmına ilişkin görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

47. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

48. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin,

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme hakkı ve bunun doğal

sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir

temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak

arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

49. Ancak derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialara

yanıt vermek zorunda değildir. Bununla beraber, ileri sürülen iddialardan biri

kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması söz konusu ise mahkeme bu

hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumda

dahi ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli olabilir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

50. Öte yandan temyiz mercilerinin kararlarının tamamen

gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz mercisinin

yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı

gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.

Burada önemli olan husus, temyiz mercisinin bir

şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece

mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).

51. Somut olayda Mahkemece, başvurucunun iddiaları, davalının

cevapları dikkate alınmış, her iki tarafın da ileri sürdüğü deliller ve takip

dosyaları değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 15).

Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, yaptığı değerlendirme

sonucu ilk derece mahkemesinin kararını, hükümde belirtilen gerekçelere göre

usul ve kanuna uygun bularak onamış (bkz. § 16), karar düzeltme istemini de

Mahkeme kararındaki gerekçelere ve dosya kapsamındaki delillere göre

reddetmiştir (bkz. § 17). Dolayısıyla somut olayda Mahkeme ve Yargıtay

kararlarının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

52. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurucunun bu yöndeki iddiası diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun” bulunmuştur.

c. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

53. Başvurucu, borçlu Şirketten

alacaklarının teminatı olmak üzere Şirkete ait araç üzerine rehin konulması

için borçlu ile rehin sözleşmesi düzenlediklerini, alacaklarının ödenmemesi

üzerine Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığını ancak aracın

SGK tarafından yapılan icra takibi sonucu satıldığını öğrendiğini, Eskişehir 5.

İcra Müdürlüğüne başvurarak aracın bedelinin ödenmesini talep ettiğini ancak

İcra Dairesince talebin reddedildiğini, rehin ile güvence altına alınan

alacağının ödenmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

54. Adalet Bakanlığı, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin

Anayasa'nın 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini

bildirmiştir.

55. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru dilekçesindeki

hususları belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

56. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

57. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

58. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerekir.

59. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır.

60. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte

bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının

öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

61. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen

başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun, Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

62. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde görüşülmeyen iddialar,

Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere

sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, § 20).

63. Yukarıda belirtildiği üzere 5510 sayılı Kanun’un 88.

maddesine göre süresi içinde

ödenmeyen SGK prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Kanun

hükümleri uygulanarak bu Kanun’a göre icra ve satış işlemleri yapılmaktadır. SGK'nın 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve

diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup imtiyazlı alacaktır. Ayrıca SGK'nın prim ve diğer alacaklarının tahsili sürecinde 6183

sayılı Kanun'un uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde iş

mahkemeleri yetkilidir. 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinde de bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla

ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına

alınmıştır.

64. 6183 sayılı Kanun’a göre yapılacak icra ve takip

işlemlerinde Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan tahsil dairesi görevlileri

yetkilidirler. Aynı Kanun’un 77. maddesinde, her türlü menkul malların

haczedilebileceği; resmî sicile kayıtlı olan menkul malların haczinin,

sicillerine işlenerek yapılabileceği düzenlenmiş, 84. ve 85. maddelerinde

menkul malların satışının nasıl yapılacağı açıkça belirtilmiştir.

65. Başvuru konusu olayda, başvurucu ile borçlu Şirket

arasında Eskişehir 1. Noterliğinde 1/3/2007 tarihinde

yapılan “Düzenleme Şeklinde Rehin

Sözleşmesi” ile rehin verene ait araç üzerine, rehin verenin borcuna

karşılık teminat teşkil etmek üzere 20.000,00 TL bedelle, süresiz olarak

birinci dereceden başvurucu lehine rehin hakkı verilmiş ve 21/5/2007 tarihinde

araç üzerine rehin şerhi işlenmiştir.

66. SGK tarafından, 6183 sayılı Kanun gereği, rehin veren

Şirket aleyhine, Şirketin kamu borcu niteliğinde olan prim borçlarının tahsili

amacıyla SGK'nın 2010/150 sayılı dosyasında yapılan

takip sonucu, 9/8/2010 tarihinde yapılan ihale ile

rehinli araç, Ateşalp Gıda Ltd. Şti.ne

satılmıştır. Bu satış, icra müdürlüğü aracılığıyla yapılan bir satış olmayıp SGK'nın 6183 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yetkisiyle kendi

yaptığı satıştır.

67. Başvurucu, 1/11/2010 tarihinde

Şirket aleyhine Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün 2010/10116 sayılı dosyasında “Taşınır Rehninin Paraya

Çevrilmesi Yolu ile Takip” başlatmış, rehinli aracın SGK tarafından

9/8/2010 tarihinde yapılan ihale sonucu satıldığının anlaşılması üzerine, icra

takibini başlattığı Eskişehir 5. İcra Müdürlüğüne başvurarak SGK Eskişehir İl

Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile rehin bedeli olan 20.000,00 TL'nin icra

dosyasına gönderilmesini talep etmiştir.

68. Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünce, 6183 sayılı Kanun'un 85.

maddesinde hacizli malın, rüçhanlı alacağı geçecek şekilde satılacağına dair

bir hüküm bulunmadığından ve satış bedelinin rüçhan hakkı olan alacaklıya

ödeneceğine dair bir hüküm de olmadığından talebin reddine karar verilmiştir.

69. Başvurucu, 30/3/2011 tarihinde,

Şirket aleyhine Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinde İcra Müdürlüğü işlemine

karşı şikâyet davası açmış; Mahkemece, kesinleşen ihaleden sonra rehin

alacaklısının, rehin bedelinin SGK'dan tahsil

edilmesine yönelik talebinin yasal dayanağının bulunmadığı, icra dairesinin bu

konuda herhangi bir yetkisinin de olmadığı gerekçesiyle

davanın reddine karar verilmiştir.

70. Başvuru konusu olayda başvurucu lehine rehin edilen araç,

SGK tarafından kendi dosyalarında yapılan takip sonucu satılmıştır. Yukarıda

belirtildiği üzere SGK'nın prim ve diğer

alacaklarının tahsili sürecinde, 6183 sayılı Kanun'un uygulamasından doğacak

uyuşmazlıkların çözümlenmesinde iş mahkemeleri yetkilidir. Başvurucu, Eskişehir

2. İcra Hukuk Mahkemesinde rehin veren Şirket aleyhine şikâyet davası açmıştır.

Şikâyet ettiği konu ise SGK'nın rehin veren Şirketin

prim borcunun tahsili amacıyla kendi yaptığı takip üzerine satılan aracın

bedelinin SGK tarafından ödenmesi talebinin reddi hususudur. Mahkemece, İcra

Müdürlüğünün yaptığı işlemde hukuka aykırılık görülmediği için davanın reddine

karar verilmiştir.

71. Başvurucu, lehine rehin verilen

aracın SGK tarafında satılması nedeniyle alacağını tahsil edemediğini, hâlbuki

rehinli alacaklının öncelik hakkının bulunduğunu dolayısıyla mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşse de aracın 5510 sayılı Kanun ile 6183 sayılı

Kanun'dan kaynaklanan yetki dâhilinde satıldığı, 5510 sayılı Kanun'dan

kaynaklanan uyuşmazlıklarda iş mahkemelerinin yetkili olduğu, başvurucunun iş

mahkemesinde açtığı herhangi bir dava olmadığı gibi SGK aleyhine herhangi bir

icra takibi yapmadığı veya dava açmadığı ve satış işleminin feshi talebinde de

bulunmadığı dolayısıyla ihlale neden olduğunu

ileri sürdüğü iddiaya ilişkin olarak hukuk sisteminde düzenlenen yargısal

yollara başvurmadığından başvuru yollarını usulünce tüketmediği anlaşılmıştır.

72. Açıklanan

nedenlerle, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Yargılamanın, sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun

olması”,

2.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının“başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvuru üzerinde bırakılmasına,

8/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Mehmet ATABİLEN Vekili : Av. Halit SALDAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/160, 8 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/160
Tarih
8 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Kenan Ekşi Başvurusu (B. No: 2013/1262)
  • Sinan Ergüvenç Başvurusu (B. No: 2013/5665)
  • Tekno Gayrımenkul Yatırım San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/62)
  • Celalettin Sadık İzbudak Başvurusu (B. No: 2013/2810)
  • İbrahim Halil Yahli Başvurusu (B. No: 2014/176)
  • Ahmet Doğan Başvurusu (B. No: 2014/11359)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.