İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Doğan Uğurlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/954)

1. Başvuru, tanınmış bir siyasetçi hakkında ulusal bir gazetede

Başvuru No2015/954Tarih12 Eylül 2018Okuma23 dk · 4.597 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Doğan Uğurlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/954
R.G. Tarih ve Sayı
23/10/2018-30574
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.597 kelime·23 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tanınmış bir siyasetçi hakkında ulusal bir gazetede

yapılan haberler nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın

özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular sırasıyla Yeni Akit isimli ulusal gazetenin olay

tarihindeki yayımcısı, sahibi ve dava konusu yayının eser sahibidir.

7. Tanınmış bir siyasetçi ve ana muhalefet partisinin lideri

olan D.B. kendisi ve bir kadın milletvekiline ait olduğu iddia edilen mahrem

içerikli gizli kamera görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından 10/5/2010

tarihinde ana muhalefet partisi genel başkanlığı görevinden istifa etmiştir.

8. Ulusal basında yaygın bir biçimde yer alan kimi iddialara

göre anılan görüntüler ilk olarak olay tarihinde Anadolu'da Vakit ismiyle yayın

yapan ulusal gazetenin internetteki haber sitesi olan habervaktim.com'da yayımlanmıştır.

9. Anadolu'da Vakit gazetesinin yerini 11/10/2010 tarihinden

geçerli olmak üzere somut başvuruya konu haberin yapıldığı Yeni Akit gazetesi

almıştır. Anadolu'da Vakit gazetesinin 10/10/2010 tarihli nüshasının birinci

sayfasında konuyla ilgili yapılan duyuruda; Anadolu'da Vakit gazetesinin

imtiyaz sahibinin vefatı sonrası gazetenin isim hakkına sahip olan kanuni

varisleri, neşriyatın devam edip etmemesi konusundaki tereddütler üzerine

Anadolu'da Vakit gazetesi Yayın Kurulunun faaliyetlerine Yeni Akit gazetesi adı

altında devam etme kararı aldıkları belirtilmiştir.

10. Öte yandan D.B. ile birlikte başka bazı siyasetçilerin özel

hayatlarına ilişkin olduğu iddia edilen mahrem içerikli görüntülerin

internetten yayımlanmasını konu edinen bir soruşturma Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca başlatılmıştır.

11. Anılan soruşturma kapsamında ilgili dönemde Anadolu'da Vakit

gazetesinin, daha sonraki dönemlerde ise bu gazetenin yerini alan Yeni Akit

gazetesinin Ankara temsilciliği görevini üstlenmiş olan Y.D. isimli kişi

23/6/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Anılan görüntülerin yayımlanmasıyla ilgili

olarak Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel

Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen örgütün lideri Fetullah Gülen'in ve Y.D.nin de

aralarında bulunduğu çok sayıda sanığın yargılandığı dava devam etmektedir.

12. D.B.nin istifasından sonraki

süreçte Yeni Akit gazetesinin 18/3/2011 tarihli nüshasının 1. ve 11.

sayfalarında "Şok Diyaloglar"

başlığı altında -bir karikatür ve habere konu kişilerin fotoğraflarıyla

birlikte- yayımlanan haberlerde D.B. ile İ.B. isimli bir kadın gazeteci

arasında geliştiği iddia edilen telefon görüşmelerinin kayıtlarına ulaşıldığı

belirtilmiş, bu kayıtlara dayalı olduğu belirtilen bazı diyaloglara yer

verilmiş ve bunlara dayalı olarak D.B. eleştirilmiştir.

13. D.B. ve bir kadın milletvekiline ait olduğu iddia edilen

mahrem gizli kamera görüntülerinin ilk olarak Anadolu'da Vakit ismiyle yayın

yapan ulusal gazetenin internetteki haber sitesi olan habervaktim.com'da

yayımlanması olayında olduğu gibiD.B. ve İ.B. isimli

bir kadın gazeteci arasında geliştiği iddia edilen mahrem içerikli telefon

görüşmeleri de ilk kez Yeni Akit gazetesinde yayımlanmıştır ("Şok Diyaloglar" başlıklı haber

ve haber metninde yer verilen telefon görüşmesinin içerikleri bireysel başvuru

dosyasında mevcuttur.).

14. Diğer yazılı ve görsel basın yayın organlarının pek çoğu daİ.B. isimli kadın ile D.B. arasında geçtiği iddia edilen

konuşmaları Yeni Akit gazetesinde yayımlanan başvuru konusu habere referans

vererek haberleştirmişlertir.

15. Anılan haber üzerine D.B. (davacı) kişilik haklarının

saldırıya uğradığı iddiasıyla başvuruculara karşı manevi tazminat davası

açmıştır. Yargılamayı yapan Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi aşağıdaki

gerekçelerle davayı reddetmiştir:

"...Ergenekon soruşturması kapsamında

Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine yapılan teknik incelemeler ve mahkeme

kararları doğrultusunda tespit olunan şüphelilerin suça konu telefon

görüşmelerine dayanılarak haber yapıldığı, söz konusu soruşturmaya ait

iddianamede dava konusu haberin içeriğine ilişkin tape

kayıtlarının ve ilgili bilgi ve belgelerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

...

Dava konusu haber içeriğinde de ... söz konusu

telefon görüşmelerindeki kayıtlar aynen yayınlanmıştır. Dolayısıyla haberin ses

kayıtlarına ilişkin olduğuna dair bölümü bu yönüyle gerçektir.

...

Bunlarla birlikte davacının toplum içinde

sıradan bir kişi olmayıp siyasi bir lider olması toplumun devamlı dikkatini

çeken konumda bulunması nedeniyle ve kamunun bilgilendirilmesi amacıyla bu gibi

kişiler hakkında sıradan kişilere göre daha fazla haber yapılması hatta

gerektiğinde de bu gibi kişilerin sıradan insanlar için "özel hayat"

olarak nitelendirilen durumları hakkında kamunun bilgilendirilmesi doğaldır. Ve

bunlara ilişkin her türlü olayların gündeme getirilmesinde hukuka aykırılık

yoktur. Ayrıca siyasi kimliği ve toplum içindeki konumu sebebiyle davacı ve bu

gibi kişilerin sıradan insanlara göre cevap ve düzeltme hakkından çok daha

büyük haklara sahip olduğu da bilinen bir gerçektir. Davacının kişiliği ve

statüsü nedeniyle soruşturma kapsamında adı geçen bilgi ve belgelerin

kamuoyunun bilgilenmesi açısından yararları olacaktır. Ayrıca toplum tarafından

önemli bir şahsiyet olarak tanınan davacıhakkında

böyle bir haber yapılmasında toplumsal ilginin varlığı da aşikardır. Bu

sebeplerle dava konusu haberde kamu yararının ve toplumsal ilginin mevcut

olduğu kanaatine varılmıştır.

Bunlarla birlikte dava konusu ses kayıtlarına

ilişkin bir çok basın yayın organında haber ve köşe

yazılarına yer verilmiş ve o dönem itibariyle kamunun yakından ilgilendiği bir

konu haline gelmiştir.

...

Dava konusu haber de de soruşturma

kapsamındaki ses kayıtları baz alınarak bu kayıtlar hakkında yorumlara yer

verilmiştir. Ancak ne kadar haberde yorum söz konusu ise de soruşturma

kapsamında elde edilen ses kayıtlarına haberde aynen yer verilerek haberin

özünü kavrama konusunda okuyucuya imkan tanımıştır.

Yani haber sadece yorumlardan ibaret olmayıp ses kayıtlarına da yer verilerek

haberin özü de korunmuştur.Bu

sebeplerle dava konusu haber verilirken öz ve biçim arasındaki dengenin de

korunduğu ve haberin bu yönüyle de hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak dava konusu haberin kamuoyunun

ilgilendiği, güncelliğini koruduğu ve özle biçim arasındaki dengenin korunup

haberin yayınlanmasında kamu yararının mevcut oluğu anlaşılmış; dolayısıyla

kişilik haklarına saldırının kabulü için yukarıda açıklanan şartlar oluşmadığı

ve belirtilen ilkelerin aşılmadığı anlaşılmış[tır]..."

16. Davacı tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay

aşağıdaki gerekçelerle bozma kararı vermiştir:

"Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden,

dava konusu haberde ... ulaşıldığı bildirilen kayıtlardan aktarıldığı iddia

olunan görüşme içeriklerine yer verilmiş bulunmasına karşın, davalıların söz

konusu telefon dinleme kayıtlarını dosyaya ibraz edemedikleri, davacı

tarafından dosyaya ibraz olunan İstanbul C.Başsavcılığının

... soruşturma esas sayılı iddianamesi içeriğinden, haberde anlatılan tarzdaki

diyaloğun davacı ile [İ.B.]

arasında geçmediği, [İ.B.] isimli

kişinin, telefonlarının dinlendiğini düşündüğü [S.Y.] isimli kişiye, davacının ismini kullanarak

aralarında geçtiğini iddia ettiği olayları anlattığı, soruşturma kapsamında

başvurulan ifadesinde de iddialarını tekrar ettiği anlaşılmaktadır.

Şu durumda, dava konusu haberde bahsi geçen

diyaloğun dava dışı iki kişi arasında geçmiş bulunmasına karşın davacının

telefon görüşmesi kayıtlarından elde edilmiş gibi aktarılması nedeni ile haber

görünür gerçeğe uygun olmayıp davacının kişilik haklarına saldırı

oluşturmaktadır.

Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek,

davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken,

yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve

yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir."

17. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi bozma üzerine yapılan

yargılama sonunda 22/4/2014 tarihli kararıyla Yargıtay kararında gösterilen

gerekçeleri benimseyerek başvurucular aleyhine müştereken ve müteselsilen 6.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir.

18. Başvurucuların temyizi üzerine karar Yargıtayca

13/11/2014 tarihinde onanmıştır. Onama kararı başvuruculara 17/12/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucular 15/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun "Şahsi menfaatlerin haleldar olması"

kenar başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde

tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla

bir miktar para ödenmesini dava edebilir. "

B. Uluslararası Hukuk

1. İfade Özgürlüğünün Demokratik Toplumdaki

Önemi ve Basının Rolü

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifade

özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM,

ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi

ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini

yinelemektedir. AİHM'e göre Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 10. maddenin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzere

ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz

kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şoke edici

ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü,

yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan

söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.

AİHM, 10. maddede güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi

olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın

sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık [GK], B. No: 5493/72, 7/12/1976 § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2) [BD], B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, §

101).

22. AİHM, demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rolün

altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre görev ve

sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu

basının iletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir

yaymadan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkı

eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi

olmasa basın, vazgeçilmez kamusal gözetleyici (watchdog) rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999,

§§ 59, 62;Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka

[BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; Von

Hannover/Almanya (No. 2), § 102).

23. AİHM, Radio France/Fransa (B. No: 53984/00,

30/3/2004, § 37) kararında basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya

izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir:

"Mahkeme "görev ve sorumluluklar"ın, ifade özgürlüğünün doğasından

kaynaklandığını yineler. 10. madde tarafından kamusal yararlara ilişkin

meselelerin aktarılması içingazetecilere sağlanan

güvencenin şartı, gazetecilik etiğine uygun olarakonların

kesin ve güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibi olmalarıdır

(örneğin bkz.Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,

§ 65;Colombani ve diğerleri/FransaB. No:

51279/99,25/06/2002, §65). Ne var ki basın

özgürlüğü belli dereceye kadar abartmaya hatta kışkırtmaya (provocation)

izin verir (bkz. özellikle, Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,

§ 59)..."

2. Basının Sorumlulukları

24. Sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgür

olması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesinin de şart olduğunu ifade

eden AİHM, basın özgürlüğünde belli ölçüde abartıya hatta tahrik yoluna

başvurmak mümkün olsa da (Prager ve Oberschlick/Avusturya,

B. No: 15974/90, 26/4/1995, § 38) bu özgürlüğün aynı zamanda ilgililerin meslek

ahlakına saygı göstererek doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi

niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu kıldığını da ifade etmiştir (Bladet Tromsø ve Stensaas / Norveç, § 65).

25. Gerçekten de kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması,

kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Gerçeğe uygun bir iddiaya

kamuoyunun gözünde yanlış bir imaj oluşturabilecek ek yorumlar, değer

yargıları, tahminler hatta imalar eşlik edebilir. Dolayısıyla AİHM'e göre haber verme görevi zorunlu olarak ödev ve

sorumluluklar ile basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırlar

içermektedir. Bu durum özellikle basında yer alan söylemlerde isimleri

zikredilen kişilerin ciddi şekilde itham edilmeleri hâllerinde geçerlidir (Mater/Türkiye, B. No: 54997/08, 16/7/2013,

§§ 54, 55). Bu doğrultuda AİHM, bir kişinin siyasetçi ya da kamuoyunca tanınmış

bir insan olmasının uyuşmazlık konusu ifadelerin yalnızca değer yargısı

içerdiği durumlarda dahi yeterli olgusal temele sahip olduğunun gösterilmesi

ihtiyacını ortadan kaldırmadığını da kabul etmiştir (Petrina/Romanya, B. No: 78060/01, 14/10/2008, §§ 45-50).

26. Eldeki başvuruya ışık tutacak kararlardan biri bir radyo

istasyonuna uygulanan yaptırımın Sözleşme'nin 10. maddesini ihlal ettiği

yönündeki AİHM'in 19/12/2006 tarihli kararıdır. Radyo

yayıncısı olan başvurucu Radio Twist,

Adalet Bakanı ile Başbakan Yardımcısı arasındaki telefon görüşmesine ait

kayıtları bir haber programında yayımlamaktan suçlu bulunmuştur. Haber

programında, yayımlanan kayıtlarla birlikte bazı yorumlara da yer verilmiş ve

söz konusu yorumlarda kayıtların en büyük ulusal sigorta şirketinin

özelleştirilmesine ilişkin menfaati olan iki gurup arasındaki güç mücadelesine

ilişkin olduğu belirtilmiştir. Adalet Bakanı, yasa dışı olmasına rağmen telefon

görüşmesinin yayımlanmasının kişilik haklarına zarar verdiği iddiasıyla Radio Twist aleyhine hukuk davası

açmıştır. Slovakya Mahkemesi, Radio Twistin Adalet Bakanı'ndan yazılı olarak özür dilemesine ve

özür metninin de on beş gün içinde radyodan yayımlanmasına karar vermiştir.

Mahkeme, yayıncı Şirketi de Adalet Bakanı'nın şeref ve itibarında meydana gelen

ve maddi olmayan zararlar nedeniyle tazminat ödemeye mahkûm etmiştir. Söz

konusu mahkeme kararında, cezanın yasa dışı bir şekilde kayda alınan ve özel

hayatının bir parçası olan telefon görüşmeleri yayımlanan Adalet Bakanı'nın

kişisel haklarına yapılan gayrimeşru müdahalenin bir karşılığı olduğu

belirtilmiştir. Buna karşın AİHM, Slovakya mahkemelerinin vardığı sonuca

katılmamıştır. AİHM, hem telefon görüşmesinin ve haberin sunumu sırasında

yapılan yorumların içeriğinin hem de bağlamının tamamen politik olduğuna ve

politikacıların özel hayatları ile bir ilgisi bulunmadığına dikkat çekmiştir.

Dahası AİHM'e göre Radio Twist tarafından sunulan haberin gerçek olmadığı veya

tahrif edilmiş bilgi barındırdığı da ileri sürülmemiştir. AİHM; başvurucu

Şirketin, onun çalışanlarının veya temsilcilerinin bu kayıttan sorumlu

olduğunun veya gazetecilerin bu kayıtları elde ederken ya da yayımlarken ceza

hukukunu ihlal ettiğinin hiçbir aşamada iddia edilmediğine de dikkat çekmiştir.

AİHM,ilgili kayıtların

ulusal düzeyde bir soruşturmaya konu edilmediğini de gözönünde

bulundurmuştur. AİHM, devletin sahip olduğu şirketlerin yönetimi ve

özelleştirilmesiyle ilgili soruların kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ve tanımı

itibarıyla kamu yararına ilişkin olduğunu düşünmektedir. AİHM ayrıca,

kayıtların yayımlanmasından sonra davacının Slovakya Anayasa Mahkemesine hâkim

olarak seçildiğini ve itibarının lekelenmiş görünmediğini değerlendirmiştir.

AİHM, üçüncü bir kişi tarafından elde edilmiş bir kaydı yayımlaması nedeniyle

başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin gerekli olduğunun yeterince

ikna edici bir şekilde ortaya konulamadığına ve Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal

edildiğine karar vermiştir (Radio Twist A.S./Slovakya,

B. No: 62202/00, 19/12/2006).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular;

i. Basının demokratik bir toplumda, olayları izleme, araştırma,

değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, aydınlatma, yönlendirme

ve kişilere öğretme rolünün gözetilmesi gerektiğini,

ii. İddianın muhatabı olan kişinin ülkeyi yönetme iddiasında

olan bir siyasetçi olarak özel yaşamında bile diğer insanlara oranla daha

özenli davranmak yükümlülüğüne sahip olduğunun ve hakkındaki başka bazı

iddialar nedeniyle istifa etmek zorunda kalmış olmasının dikkate alınması

gerektiğini, AİHM kararlarından hareketle politikacıların daha fazla

eleştirilebileceğini ve bir gazetecinin doğruluğunu kanıtlayamadıkça eleştirel

değer yargılarında bulunmasının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu,

iii. Haberin görünür gerçeklik ilkesine aykırı bir yönünün

bulunmadığını,

iv. Telefon görüşmesinin taraflarıyla ilgili iddiaların medyada

yer alan ve kamuoyunda tartışılmakta olan konular olduğunu,

v. Yargıtayın taraflar arasında

yaşandığı iddia edilen olayın başka bir gazeteci ile yapılan görüşmeye

dayanılarak haberleştirilmesinin hukuka uygun olduğu yönünde kararı bulunduğunu

ve kendi davalarındaki kararın bu kararla çelişki oluşturduğunu,

vi. Gazeteci olarak kendilerinin haberi iyi niyetle ve somut

olaylara dayandırarak yaptıklarının kabul edilmesi gerektiğini, bunun aksini

yani sırf davacıyı küçük düşürmenin amaçlandığını gösteren bir kanıt

olmadığını, AİHM kararlarından hareketle gazeteciyi sadece makul ölçüde bir

araştırma yapma ve haberin doğruluğunu iyi niyetle varsayma konusunda yükümlü

saymakla yetinmek gerektiğini,

vii. Tazminat

kararı nedeniyle düşündüklerini yazıp söyleme konusunda kendilerini baskı

altında hissettiklerini belirtmiş, bütün bu nedenlerle ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

29. İddianın değerlendirilmesinde esas alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…”

30. Anayasa’nın “Basın

hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Müdahalenin Varlığı

31. Başvurucuların gazetede yayımlanan haber nedeniyle 6.000 TL

tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile

başvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

2. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

33. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

a. Kanunilik

34. 818 sayılı mülga Kanun’un 49. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

b. Meşru Amaç

35. Başvurucuların tazminat ödemeye mahkûm edilmesine ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

c. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

i. Genel İlkeler

(1) Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

36. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(2) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

37. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın

amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki

üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın

13. maddesinde demokratik toplum düzeninin

gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş

olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir

ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§

53-55; Mehmet Ali Aydın, §§

70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165,

29/11/2017, § 18).

38. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır

olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

söylenemeyecektir (Bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet

Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan,

§ 51).

39. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan

Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,

61, 66).

40. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına,

diğer bir ifadeyle bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı

başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında

adil bir dengeninkurulmasına işaret etmektedir.

Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin diğer kefesinde

bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran açıkça orantısız

bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi yönünden bir

sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan organların

düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade özgürlüğünün

kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması gereken bir

menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somut

olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (Bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).

41. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dazorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(3) Basının

Ödev ve Sorumlulukları

42. Demokratik bir toplumda basına siyasetçileri ve kamu

görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla

birlikte Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız bir ifade

özgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine

ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."

biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri

kullanırken ödev ve sorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. 26. maddenin

ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün

kullanımına basın için de geçerli olan bazı görev

ve sorumluluklar getirmektedir (Basının görev ve sorumluluklarına

ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No:

2014/2983, 15/2/2017, § 46; Erdem Gül ve Can

Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 252/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015,

§ 35; Fatih Taş [GK], B. No:

2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı,

B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 43).

43. Bu görev ve sorumluluklar başkalarının

şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle

adı verilen bir şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz

eder (Orhan Pala, § 47).

44. Basın özgürlüğü; ilgililerin meslek ahlakına saygı

göstermelerini, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak

hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. Kötü niyetli olarak gerçeğin

çarpıtılması kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Dolayısıyla haber

verme görevi zorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ile basın kuruluşlarının

kendiliğinden uymaları gereken sınırlar içermektedir (Orhan Pala, § 48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.

[GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir

Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2)

B.No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 60, 61).

45. Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına

ve ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi

basın özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünü görmezden gelmeyecektir.

(4)Özel Haberleşmenin İfşası ve İfade Özgürlüğü

46. Bununla birlikte somut olayda basın tarafından verilen

bilgiler, kişilerin haberleşmesine ilişkindir. Anayasa'nın "Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmeningizliliği esastır."

biçimindeki 22. maddesinin birinci fıkrasına göre, tanınmış siyasetçiler de

dâhil olmak üzere herkes

haberleşme özgürlüğüne sahiptir ve haberleşmenin gizliliğine dokunulamaz(Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §

52).

47. Anayasa'nın 22. maddesinde özel olarak haberleşmeye saygı gösterilmesinden bahsedilmemiştir.

İki sebepten haberleşme özgürlüğüne de saygı

gösterilmesini isteme hakkının bulunduğu açıktır. Bunlardan ilki

Anayasa'nın kişinin hakları ve ödevlerinin yer aldığı İkinci Bölüm'ünün (IV) numaralı "Özel

Hayatın Gizliliği ve Korunması" alt bölümünde yer alan

haberleşme hürriyeti, aynı alt bölümde ve 20. maddede yer alan "özel hayatın gizliliği"

hakkının özel bir görünümüdür. Dolayısıyla Anayasa'nın 20. maddesinde "Herkes, özel hayatına... saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahiptir." biçimindeki hüküm gereği herkesin

haberleşme özgürlüğüne de saygı

gösterilmesini isteme hakkı vardır. İkincisi ise Anayasa'ya göre

haberleşmenin esasından olan gizlilik haberleşmeye saygı gösterilmesini isteme hakkını evleviyetle barındırır(Hakan Yiğit,

§ 53).

48. Anayasa'nın 22. maddesi, devleti yalnızca müdahaleden

kaçınmaya zorlamakla kalmaz; Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde bu negatif yükümlülüğe ek olarak haberleşme özgürlüğüne

etkili bir şekilde saygı gösterilmesi pozitif yükümlülüklerinin de bulunmasını

gerektirir. Bu yükümlülük, bireylerin kendi aralarındaki ilişkiler olsa biledevleti haberleşme özgürlüğüne saygıyı ve haberleşmenin

gizliliğinin korunmasını sağlamaya yönelik tedbirleri almaya da zorlar(Hakan Yiğit, § 54).

49. Eldeki başvuru, davacıya ait olduğu iddia edilen haberleşme

içeriklerinin ifşa edilmesine ilişkindir. Somut olayda özel haberleşmenin

ifşası, kamu gücünü kullanan organlar tarafından değil bir basın kuruluşu

tarafından yapılmıştır. Mevcut başvuruda Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan "başkalarının özel

hayatlarının korunması" biçiminde ifade edilen meşru sınırlama

amacı ile gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirmehakkı

arasında bir çatışma doğmuştur. Buna rağmen haberleşme içerikleri gibi hassas

bilgilerin -yasa dışı yollardan elde edilmiş olsa bile- haberleştirilmesi

gazetecileri otomatik olarak Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinin sağladığı

korumadan yoksun bırakmaz(Hakan Yiğit, §§ 55, 57).

50. Mevcut başvuruya benzer başvurularda Anayasa Mahkemesince

yapılması gereken, gazetecilerin basın özgürlüğü ile özel haberleşmesine

müdahale edilen bireylerin haberleşme özgürlüğünü dengelemektir. Böyle bir

dengeleme her somut olayda haberleştirilen bilginin içeriğinin, haberleşmesine

müdahale edilen kişilerin kimliklerinin, haberin kamusal tartışmalara yaptığı

katkının ve somut olayın geçtiği bağlam da dâhil olmak üzere tüm koşulların

birlikte değerlendirilmesi ile mümkündür (Hakan

Yiğit, § 58).

51. Denetim yetkisinin uygulanması sırasında Anayasa Mahkemesi,

haberleştirilen iletişimin içeriği ve bunların ifade edildiği bağlam da dâhil

olmak üzere davayı bir bütün olarak ele alıp incelemelidir. Bu kapsamda başvuru

konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, derece

mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarında dayandıkları gerekçelerin

ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde

ortaya koyup koyamadığı olacaktır. İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya

Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile

yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

52. Başvuru konusu olayda dikkate alınması gereken hususlardan

ilki davacı ve başvurucuların toplumsal konumlarıdır. Başvuru konusu olayın bir

tarafında ana muhalefet partisinin genel başkanlığını da yapmış olan davacı

diğer tarafında ise ulusal bir gazetenin yayımcısı, sahibi ve dava konusu

yayının eser sahibi olan gazeteciler bulunmaktadır. Gazeteci kimliğine sahip ve

görüşleri yaygın kitleler tarafından takip edilen başvurucuların tanınmış bir

siyasetçi olan davacıyla ilgili gelişmeleri sıkı ve yakın bir şekilde takip

altına almaları ve haberleştirmeleri tabiidir.

53. Başvuruya konu gazete haberinin yayımlanmasından önce

davacıyla İ.B. arasında yaşandığı belirtilen kimi olaylar ulusal basında ve

kamuoyunda yoğun bir biçimde tartışılmaktadır. Bu kapsamda başvuru konusu

haberin kamunun yoğun ilgi gösterdiği ve kamuoyunda tartışılan bir meseleye

dair olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Öte yandan başvuru konusu haber, konuya

ilişkin tartışmaların devam ettiği ve konunun güncelliğini koruduğu bir tarihte

yapılmıştır.

54. Bununla birlikte yukarıdaki tespitle başvurucuların meslek

ahlakına saygı gösterme, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde, iyi niyetli

olarak hareket etme yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Anayasa

Mahkemesinin Orhan Pala (Aynı

kararda bkz. § 47). kararında belirttiği ilkeler çerçevesinde bu yükümlülükler başkalarının şöhret ve haklarının zarar

görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle başvuru konusu olayda olduğu gibi adı

verilen bir şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda daha da önemli hâle

gelmektedir.

55. Başvuru konusu olayda davacı ile İ.B. isimli bir kadın

gazeteci arasında geçtiği iddia edilen ve davacının özel hayatı kapsamında

kaldığı görülen telefon görüşmeleri haberleştirilirken söz konusu görüşmelerin

davacının telefon görüşmesi kayıtlarından elde edildiği belirtilmiştir.

56. Bu haber üzerine davacı tarafından açılan davada derece

mahkemeleri, başvurucuların söz konusu telefon dinleme kayıtlarını dosyaya

ibraz edemedikleri ve davacı dışındaki iki kişi arasında geçmiş olan diyaloğu

davacının telefon görüşmesi kayıtlarından elde edilmiş gibi aktardıkları

yönünde tespitlerde bulunmuştur. Derece mahkemeleri bu kapsamda, başvurucuları

gerçek dışı bir haber yaptıkları gerekçesiyle tazminata mahkûm etmiştir.

57. Davacıya göre haberde iddia edildiği gibi bir görüşme söz

konusu değildir. Başvurucular ise derece mahkemelerinin davacı ile İ.B.

arasında geçtiği belirtilen konuşmaların uydurma olduğu yönündeki kararına

itiraz etmemiştir. Ancak başvurucular, görüşme kayıtlarının gerçekliğini ispat

edememelerinin -davacının siyasi kişiliği de dikkate alındığında- bu görüşmenin

haber değerini ortadan kaldırmadığını ileri sürmüşlerdir. Mevcut davanın

koşullarında, başvuruya konu görüşme kayıtlarının uydurma olup olmadığını

değerlendirmenin bir yararı olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla Anayasa

Mahkemesi özel haberleşme içeriklerinin ifşası meselesine odaklanacaktır.

58. Anayasa Mahkemesi, davacı ile İ.B. arasında geçtiği iddia

edilen telefon görüşmelerinin ilk kez

Yeni Akit gazetesinde yayımlanmış olduğunu not etmektedir. Bu kapsamda somut

olay bağlamında davacıya ait olduğu iddia edilen haberleşme içeriklerinin bir

basın kuruluşu tarafından ilk kez açığa vurulması yani ifşası söz konusudur.

Kişilerin haberleşme içeriklerinin ilk kez ifşa edilmesiyle daha önce ifşa

edilen iletişim içeriklerinin haberleştirilmesi arasında dikkatli bir ayrım

yapılmalıdır (Hakan Yiğit, § 56).

Özel hayata ilişkin haberleşme içerikleri gibi her tür gizli bilgilerin ifşa

edilmiş olması durumunda bu içerikleri ifşa eden gazetecilere her somut olayın

kendine has koşulları dikkate alınmak kaydıyla yaptırım uygulanması

anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü Anayasa'nın 22. maddesi, devleti haberleşme

özgürlüğüne saygıyı ve haberleşmenin gizliliğinin korunmasını sağlamaya yönelik

tedbirleri almaya zorlar (Hakan Yiğit,

§ 54).

59. İkinci olarak habere konu görüşme içerikleri politik bir

konuyla ilgili olmayıp davacının özel hayatıyla ilgilidir. Üçüncü olarak

başvurucuların habere konu görüşme kayıtlarının yasal yollardan elde edilmiş

olduğu konusunda herhangi bir iddiaları bulunmamaktadır. Hâlbuki kişilik

haklarına saldırı niteliği taşıyan olgulara dayanan iddiaların desteklenmesi

için güvenilir delillerin sunulması gerekir (Nihat

Durmuş ve Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve

Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti. B.No: 2014/5761, 10/5/2018, § 54).

60. Başvuru konusu haberin olayların meydana geldiği tarihlerde

özel ve iş hayatında ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmış olan davacıyı daha

da zor bir duruma düşürdüğü, onun şöhret ve itibarını ciddi biçimde zedelediği

açıktır.

61. Anayasa Mahkemesi bu bağlamda başvurucular aleyhine ceza

mahkemelerinde değil yalnızca hukuk mahkemelerinde dava açıldığını da gözönüne alarak başvurucuların ifade ve basın

özgürlüklerine yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık

geldiği ve dolayısıyla derece mahkemelerinin farklı çıkarları dengelerken sahip

oldukları takdir paylarını aşmadıkları sonucuna ulaşmaktadır.

62. Başvurucular aleyhine hükmedilen tazminatın gözetilen amaç

ile makul bir orantılılık ilişkisi içinde olup olmadığı da

değerlendirilmelidir. Derece mahkemelerince hükmedilen 6.000 TL'den ibaret

tazminat miktarının başvurucuların sahip olduğu ekonomik olanakları zora

sokacak veya ortadan kaldıracak miktarda olmadığı ayrıca -bu tür davalarda

genellikle verilen tutarlar ve söz konusu haberin ağırlığıyla

karşılaştırıldığında- ulaşılmak istenen amaç ile orantısız olmadığı

değerlendirilmiştir.

63. Bu kapsamda başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine

yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve orantılı

olduğu görüldüğünden anılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların ifade özgürlüğünün

ihlali iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucular

:

1. Mehmet

Doğan UĞURLU

2. Ramazan

Fatih UĞURLU

3. Murat

ALAN

Vekili

:

Av. Ali

PACCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/954, 12 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel
  13. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Alan
  19. Pacci
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/954
Tarih
12 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Behzet Çakar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16277)
  • Mehmet Aydın Başvurusu (B. No: 2015/9267)
  • Hüseyin Karaca Başvurusu (B. No: 2015/6160)
  • Süleyman Araç Başvurusu (B. No: 2015/7985)
  • Hatice Bolat Başvurusu (B. No: 2014/13335)
  • Ali Rıza Akarsu Başvurusu (B. No: 2015/6999)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.