İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Doğan Uğurlu ve Murat Alan Başvurusu (B. No: 2016/14942)

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan haber nedeniyle

Başvuru No2016/14942Tarih18 Temmuz 2019Okuma19 dk · 3.774 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Doğan Uğurlu Ve Murat Alan Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/14942
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.774 kelime·19 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan haber nedeniyle

gazeteci olan başvurucular aleyhine tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade ve

basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

7. Bakanlık 9/4/2019 tarihinde görüş bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvuruculardan Mehmet Doğan Uğurlu başvuruya konu olayların

meydana geldiği tarihte Yeni Akit

isimli gazetenin sahibidir. Başvurucu Murat Alan ise başvuruya konu haberi

yapan kişidir.

A. Arka Plan Bilgisi

10. 28/2/1997 tarihinde yapılan Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında

irticayla mücadeleye ilişkin kararlar alınmıştır. MGK'da alınan kararlar

Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda büyük değişimlere neden

olmuştur. 28 Şubat olarak bilinen

süreçte yaşananlar kamuoyunda post-modern darbe olarak da adlandırılmıştır.

11. 28 Şubat sürecinde

İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi (İBDA/C) örgütüne ilişkin yargılamalar

görülmeye başlanmıştır. İBDA/C örgütü 90'lı yıllarda kamuoyu gündemini oldukça

meşgul etmiştir. 90'lı yıllarda İBDA/C'nin birçok terör eyleminin yanı sıra

bazı suikastleri de gerçekleştirdiği iddia

edilmiştir. Söz konusu iddialara ilişkin olarak örgütle ilgili yargılamalar

yapılmaya başlanmış ve (S. M.) ismiyle bilinen gerçek adıyla S.İ.E. (S.M.) 1998

yılında örgütün lideri olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır. S.M. 2001 yılında

idam cezasına çarptırılmış, idam cezasının kaldırılması nedeniyle cezası

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Daha sonra 2014 yılında S.M.nin yeniden yargılanma talebinde bulunması üzerine

talep kabul edilerek yargılama sonunda tahliyesine karar verilmiş ve 2016

yılında beraat etmiştir.

12. S.M.nin yargılandığı dava 28 Şubatın sembol davalarından biri olmuştur. Bu

süreçte yapılan yargılamalarla ilgili olarak hâkimlerin askerlerden talimat

alarak yargılama yaptıklarına ilişkin iddialar ortaya atılmıştır. S.M.nin de bu talimatlar çerçevesinde, herhangi bir delil

olmamasına rağmen idam cezasına çarptırıldığı iddiası bir kısım çevrelerde

sürekli olarak dile getirilmiştir.

13. M.Ç., 2001 yılında S.M. Hakkında idam hükmünü veren 6 No.lu

Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) heyetinin başkanıdır. M.Ç. emekliye ayrıldıktan

sonra avukatlık yapmaya başlamıştır.

14. 2011 yılında sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve

dönemin mağduru olduğunu belirten kişiler, 1995 genel seçimlerinde birinci

parti olan Refah Partisi (RP) ile ikinci olan Doğru Yol Partisinin (DYP)

oluşturduğu 54. Hükûmet'in 28 Şubat 1997'de yapılan

darbeyle görevden uzaklaştırıldığını ifade ederek dönemin sorumluları hakkında

suç duyurusunda bulunmuşlardır. Bu doğrultuda

28 Şubat süreci ile ilgili soruşturmalar başlatılmıştır. İlgili

soruşturmalar kapsamında 28 Şubatta

görev alan dönemin Genelkurmay 2. başkanı, Genelkurmay istihbarat daire

başkanı, MGK genel sekreteri, Genelkurmay harekat başkanı, Hava Kuvvetleri

komutanı, Kara Kuvvetleri komutanı, Jandarma genel komutanı gibi üst düzey

askerler tutuklanmışlardır. Bu sebeple genel olarak 28 Şubat dönemi ve özel olarak da İBDA/C davası kamuoyunda

yoğun olarak tartışılmıştır.

15. Başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte M.Ç.,

avukatlık yapmaktadır. İBDA/C davalarının tekrar tartışılmaya başlanması

üzerine 28 Şubat sürecinde

mahkeme başkanlığı yapmış olan M.Ç.ye basın mensupları sorular sormuşlardır.

25/9/2011 tarihli gazetelerde yer alan haberlere göre basın mensuplarının

kendisine S.M. ile ilgili verilen kararı

sorması üzerine özetle şu şekilde cevap vermiştir:

"...Önümüze gelen dosyaya göre

değerlendirme yaptık... Burada kişileri değerlendirmek istemiyorum. Dosyanın

detaylarını da hatırlamıyorum. Biz o günkü şartlara göre karar verdik. Ben bir

hata yapılmadığını düşünüyorum ama bu o dosyada hata yapılmadı demek değil.

Allah'ın adaleti değil ki mutlak ve kesin olsun. Hiçbir hakim

verdiği kararların yüzde yüz doğru olduğunu söyleyemez. Hakimler de hata

yapabilir."

B. Somut Başvuruya

İlişkin Olaylar

16. İkinci başvurucunun D.Y. isimli bir avukatla yaptığı

röportaj Yeni Akit gazetesinin 29/11/2011 tarihli nüshasında yayımlanmıştır. "Brifingi Aldı İdamı Bastı"

başlığı ile yayımlanan röportajın ilgili kısımları şu şekildedir:

"28 Şubat darbesine yönelik soruşturma

devam ederken, Akit; yaşanan süreci deşifre eden çok önemli bir tanığa

ulaştı... Yeni Akit'ten Murat Alan'a konuşan Av.

[D.Y.] 'Harbiye’de gizli bir toplantı yapıldı, önemli kararlar alındı', dedi...

'O toplantıya katılanlardan biri de, hakim [M.Ç.]

idi... [M.Ç.], brifingte alınan kararlar

doğrultusunda [S.M.ye] idam cezası verdi' iddiasında bulundu.

Murat Alan: 28 Şubat döneminin şu ana kadar

gizli kalmayı başarmış tanıklarından olduğunuz söyleniyor?

[D.Y.] : Doğrudur, o döneme ilişkin birçok şey gördük yaşadık.

Dönemin öncesi ve sonrasına vakıf biriyim...İlk eylem yargıdaki kadrolaşma

oldu...

....

Murat Alan: O dönem DGM’lerinde nasıl bir hava

hakimdi?

[D.Y.] : DGM’lere gelecek olursak PKK’nın insan kaynakları ve

ekonomik altyapısını çökertmek için kurulsa da asıl hedefi derin devletin

izlerini örtmek, Müslümanları baskı altında tutmak olmuştur. Bunlara talimatın

gittiği nokta da Genelkurmay’dı. Devletin askeriyesi, Genelkurmay’ı Yargıtay,

HSYK ve diğer mahkemeleri ile pek sıkı fıkıydı. Şahidi olduğum toplantılarda

nasıl tavır alacakları izah ediliyordu.

Murat Alan: ‘Şahidi olduğum’ dediniz, açar

mısınız?

[D.Y.]

Benim saklayacak gizleyecek hiçbir şeyim yok. Birazdan söyleyeceklerimle

istiyorum ki gerçekler açığa çıksın. 28 Şubat post modern darbesinin sivil

örgütlenmesi askerin sivilleri koordinesi Harbiye Orduevi’nde yapıldı. 1. Ordu

Komutanlığı’na bağlı Harbiye Orduevi’nde toplantı yapıldı. Benim de katıldığım

toplantıya yargı mensupları başta olmak üzere akademisyenler ve o dönem çok

etkili olan birçok gazeteci katıldı. Toplantıda irticadan ve hükümetin irticayı

körüklediğinden bahsedildi. Buna karşılık toplantıya katılanların koordineli

harekete etmesi ve kendi konumlarından doğan gücü lehte kullanmaları gerektiği

vurgulandı.

Murat Alan: Bu çok önemli bir açıklama. Yani

karargâhın gizlice toplandığını söylüyorsunuz kimler katıldı isim verebilir

misiniz?

[D.Y.]

Elbette gizli ve seçmece bir toplantıydı. Harbiye Orduevi’nin konferans

salonuna girdiğimde içeride Genelkurmay Başkanı İ.H.K, dönemin 1. Ordu Komutanı

H.K, ne ilginçtir şimdi Balyoz’un bir numarası eski

1. Ordu Komutanı Ç.D, Genelkurmay Genel Sekreteri E. Ö. ve daha birçok asker

vardı.

Murat Alan: Sivillerden kim vardı?

[D.Y.]: Dönemin DGM Başsavcısı, mahkeme

başkanları, hatta Susurluk ve İBDA-C davasında hakimlik yapan şu meşhur hakim [M.Ç.] da vardı. Ve hatta [M.Ç.] kürsüde konuşma

yaptı...

...O dönem yapılan anti demokratik

uygulamaların hepsinin geri planında o toplantıda alınan kararların olduğunu

biliyorum. Toplantıya katılan DGM hakimleri karşılarına gelen dosyaları buna

göre değerlendirdi. Delil aramadı gerekçe önemli değildi. Brifing Medyası

irticacı yaftasıyla hedef üretti, brifinge katılan kolluk kuvveti bu kişiler

hakkında sahte delil üretti, yargısı ise dosyada suç var mı yok mu umursamadan

irticacı diye yaftalanan kişilere müebbet hapis

cezası ve hatta idam cezası verdi. İBDA-C davası Susurluk davası ve benzeri

birçok dava bunun neticesi. Bunların araştırılması aydınlatılması lazım, bu

anti demokratik uygulamaların deşifre edilmesi, hesap sorulması lazım."

17. Bahse konu haber üzerine M.Ç. 5/12/2011 tarihinde

başvurucuların hakaret ve iftira suçlarından cezalandırılmaları talebiyle

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) suç duyurusunda bulunmuştur.

Savcılık tarafından, 25/1/2012 tarihinde yapılan haberin "ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı"

gerekçesiyle başvurucular hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair

karar verilmiştir. İtiraz üzerine karar İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

19/10/2012 tarihli ret kararıyla kesinleşmiştir.

18. M.Ç., bahsi geçen haberde yer alan bazı ifadelerin hakaret

niteliğinde olduğu iddiasıyla kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek

31/1/2012 tarihinde başvurucular aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

19. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 12/12/2014 tarihli

kararıyla 4.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme kararının

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...dava konusu yapılan haberde,

davacının, mahkeme başkanı olarak katılmış olduğu toplantıda alınan karar

gereğince idam cezasına karar verdiğinin ifade edildiği, söz konusu kararı

veren İstanbul 6 Nolu DGM'nin heyet halinde çalışan

mahkeme olduğu, mahkeme başkanının tek bir oya sahip olduğu, davacının tek

başına karar vermesinin hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki verilen kararın da

diğer üyelerin katılımıyla oy birliğiyle verildiği, davalı gazetenin yapmış

olduğu haberde davacının hakim olarak almış olduğu talimat gereğince karar

verdiğinin açıkça ifade edildiği, bağımsız ve tarafsız olan hakimin almış

olduğu talimatla gereğince karar vermiş olmasının ilgili hakimin kişilik

haklarına açıkça haksız saldırı niteliğinde bulunduğu, davalı tarafın davacının

bu yönde karar verdiği hususunda dosyaya herhangi bir delil de sunmadığı

hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalı gazetede yer alan haberin

davacının mesleki itibarı ve kişilik haklarına açıkça haksız saldırı

niteliğinde bulunduğu, davacının duymuş olduğu elem ve ızdırabı

bir nebze de olsa gidermek amacıyla tarafların ekonomik ve sosyal durumları,

haberin niteliği, olayın meydana geldiği tarih de dikkate alınarak davacı

lehine 4.000-TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna

varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "

20. Temyiz üzerine karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 9/6/2016

tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Nihai karar, başvuruculara 26/7/2016

tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucular 23/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

22.11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesi

şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekle

yükümlüdür.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucular; yayımlanan röportajın 28 Şubat sürecindeki yargılamalara ilişkin

olduğunu, sürece tanıklık etmiş olan D.Y.nin

söylediklerinden yola çıkarak bu haberin yapıldığını, o süreçte yapılan

yargılamalara ilişkin eleştirilerin basında defalarca dile getirildiğini ifade

etmişlerdir. Başvurucular, olayların meydana geldiği dönemde 28 Şubat soruşturmalarının başlaması

üzerine İBDA/C davalarının akıllara geldiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, İBDA/C davalarında görev

yapan hâkimlerin askerlerden brifingler aldığı, yanlı ve taraflı yargılamalar

yaptığı tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini öne sürmüşlerdir.

Başvuruculara göre dava konusu haberde geçen söyleşide, söyleşi yaptıkları

kişinin M.Ç. ile ilgili tanıklık ettiği bir brifing aktarılmıştır. Başvurucular

söz konusu haberin doğrudan M.Ç.yi

hedef almadığını, söyleşinin 28 Şubat

süreci ve bu süreçteki olguların yargı üzerindeki etkilerine ilişkin olduğunu

öne sürmüşlerdir.

25. Söz konusu haber "Brifingi

Aldı İdamı Verdi" başlığı ile yayımlanmıştır. Başvurucular;

söyleşi yaptıkları D.Y.nin davacıyı 28 Şubat döneminde bir brifingte gördüğünü söylemesi, davacının da "Hata yapmış olabiliriz."

açıklamasını bir arada değerlendirerek bu şekilde başlık attıklarını

açıklamışlardır. S.M.nin yeniden yargılama sonucu

beraat ettiğini, dolayısıyla idam hükmünü veren DGM'de heyet başkanı olarak

görev yapmış olan M.Ç.nin, yargının bağımsız hareket

etmediğine ilişkin tartışmaların içine çekilmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade

etmişlerdir. Başvurucular; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde M.Ç.nin "talimatla

karar verdiği" şeklinde itham edildiği belirtilmişse de bunun

doğru olmadığını, haberde M.Ç.nin brifinglerin

etkisinde kalarak karar verdiğinin aktarıldığını, bununla da tek bir davaya

ilişkin talimat değil o süreçte yargı mensuplarına sürekli brifing verildiğinin

kastedildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular; sürece tanıklık eden biriyle

yapılan söyleşinin haberleştirildiğini, DGM hâkimi olarak görev yapmış M.Ç. ile

ilgili söylemlerin olağan kabul edilmesi gerektiğini belirtmişler, ilk derece

mahkemesince bu hususlar dikkate alınmadan aleyhlerine tazminata hükmedilmesi

nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

26. Bakanlık görüşünde, söz konusu müdahalenin kanun ile

öngörülmüş ve başvurucuların iddialarının yapılan yargılama sonucunda

kanıtlanamamış olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda Bakanlık görüşünde; eleştiri

sınırlarını aşan itham nedeniyle hükmolunan manevi tazminatın -özel hayata

saygı hakkını devletin pozitif yükümlülükler kapsamında koruması gerekliliğini

de nazara alarak- gerekli ve orantılı olduğu ayrıca bu durumun, Avrupa Konseyi

Parlamenter Meclisinin tavsiye kararları ile de uyumluluk gösterdiği ifade

edilmiştir.

B. Değerlendirme

27. İddianın değerlendirilmesinde Anayasa'nın ifade ve basın

özgürlüklerinin korunduğu 26. ve 28. maddeleri dayanak alınacaktır. Anayasa’nın

“Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes,

düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya

toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların

müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de

kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

28. Anayasa’nın “Basın

hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Basın

hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

30. Başvurucuların ulusal bir gazetede yayımlanan haber

nedeniyle 4.000 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu

mahkeme kararı ile başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir

müdahalede bulunulduğu belirlenmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

33. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 6098 sayılı Kanun’un

49. maddesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

34. Başvurucuların davacıya manevi tazminat ödemesine karar

verilmesinin başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

35. Demokratik toplumda ifade özgürlüğünün önemine ilişkin

detaylı açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun

[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38.

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

36. Müdahalenin demokratik toplum düzenine uygun olmasına

ilişkin ilke paragrafları için bkz. Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48, 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın, §§ 68, 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47,

31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50, 51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58, 59, 61, 66, 68.

37. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Çatışan

Haklar Arasında Dengeleme

38. Mevcut başvuruda başvurucunun basın özgürlüğü ile davacının

itibarının korunması hakkı arasında bir çatışma meydana gelmiştir. Çatışan söz

konusu haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için eldeki olaya

uygulanabilecek kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:

a) Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin

bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı

b)Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel

olup olmadığı

c)Haber veya makalenin yayımlanma şartları

ç) Haber veya makalenin konusu,

bunlarda kullanılan ifadelerin türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları

d) Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı

e) Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği

f) Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgili

kişinin önceki davranışları

g)

Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları

hakların ağırlığı

39. Anayasa Mahkemesi başvurunun koşullarına göre bazıları

yukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,

27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç

[GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan

Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014,

§§ 66-73). Bunun için başvurucu tarafından yazılan yazının -yayımlandığı

bağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi

gerekir (Nilgün Halloran,

§ 52; Önder Balıkçı, B. No:

2014/6009, 15/2/2017, § 45).

(d) İfade

Özgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi

40. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarında

dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213,

1/2/2017, § 36). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince

ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler

Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Başvuruya konu haber 28

Şubat soruşturmalarının devam

ettiği dönemde yapılmıştır. İlgili soruşturmalarının başlamasıyla birlikte 28 Şubat sürecindeki yargılamaları yürüten

DGM'lerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı konuları tartışılmaya başlanmıştır. DGM'lerde

görev yapan hâkimlerin askerlerden talimat alarak yanlı ve haksız kararlar

verdiği iddiaları toplumun gündemini meşgul etmiştir. Basında bu konuyla ilgili

çok sayıda haber ve köşe yazısı yayımlanmıştır.

42. Somut olayda, gazeteci ve yazar kimliği ile tanınan

başvurucular 28 Şubat sürecinde

DGM hâkimi olan M.Ç.nin açıklamasını da vurgulayarak

bir söyleyişi yayımlamıştır. Söyleşi DGM'lerin faaliyet gösterdiği dönemde

avukatlık yapmış olan bir kişi ile yapılmıştır. Bu kişi o dönemde DGM'lerde

hâkimlik yapmış olanları da içeren birtakım ithamlarda bulunmuştur (bkz. § 14).

43. Eldeki başvuruyla ilgili olarak gözönünde

bulundurulması gereken ilk husus M.Ç.nin toplumsal

konumudur. Anayasa Mahkemesi daha önce kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal

yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye

katlanmak durumunda olduklarını ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok

daha geniş olduğunu her zaman vurgulamıştır (kamusal yetki kullanan

görevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran, § 45; tanınan bir Cumhuriyet

başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), § 82).

44. Başvuruya konu uyuşmazlığın tarafı olan M.Ç. kamuoyunda çok

tartışılan DGM'lerde hâkimlik ve mahkeme başkanlığı yapmıştır. Başvuruya konu

haberde öne çıkartılan ve M.Ç.nin karar veren heyette

yer aldığı İBDA/C davaları Türkiye gündemini uzunca süre meşgul etmiştir. Bahsi

geçen davalar kapsamında S.M. önce idam cezası ile cezalandırılmış daha sonraki

süreçte cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Uzunca bir

süre ceza infaz kurumlarında kaldıktan sonra S.M. yeniden yargılanmış ve beraat

etmiştir.

45. Gazetecilerin kamuoyunun ilgisini çeken ve görevleri

nedeniyle tanınmış kamu görevlilerinin sözlerini ve davranışlarını takip etmeleri,

onlar hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye ve hatta

yönlendirmeye çalışmaları demokratik bir toplumda kaçınılmazdır. Bu bağlamda

Anayasa Mahkemesinin kanaatine göre aradan uzunca bir zaman geçmiş olsa dahi

başvuruya konu röportajın yayınlandığı sıralarda dahi güncelliğini koruyan son

derece tartışmalı ve politik yönü ağır basan bir davanın hâkimliğini yapmış

davacının kendisine yöneltilen eleştirilere herhangi bir kişiye nazaran daha

fazla katlanması gerekir.

46. Başvurunun çözümlenmesinde dikkat edilmesi gereken ikinci

husus ise başvuruya konu yazının türüdür. Somut olayda başvurucular tarafından

"Brifingi Aldı İdamı Bastı" şeklinde

yapılan haber başlığının davacı açısından "kışkırtıcı" bir yanının

olduğu ve katlanılmasının güç olduğu kabul edilmelidir. Bunun yanı sıra haberde

28 Şubat sürecinde DGM hâkimi

olan davacının açıklamasının da vurgulanarak, DGM'lerin tasarruflarını

eleştirir ağır eleştirilere yer verildiği görülmekle birlikte, söz konusu

haberin bir söyleşi olduğunun göz ardı edilmemesi gerekir. Söyleşide gazeteci,

karşısındaki kişiye sorular sormakta, aldığı yanıtları bir yorum, kişisel bir

gözlem olmadan olduğu gibi aktarmaktadır. Haber başlığının temelini de

söyleşide aktarılanlar oluşturmaktadır. Bu bağlamda başvurucular tarafından bir

başkasının düşüncelerini aktaran bir haberin yayımlanmasının ifade özgürlüğü

bakımından yüksek bir korumadan faydalanması gerektiği açıktır.

47. Bunun yanı sıra olayların meydana geldiği tarihte, çok

sayıda yüksek rütbeli asker hakkında açılan soruşturmalar nedeniyle kamuoyunun

gündeminde olan 28 Şubat sürecine

ilişkin çok sayıda tartışma

yapılmaktadır. Bahse konu röportajda 28

Şubat sürecinde bir kısım üst düzey askerin yalnızca siyaset

üzerinde değil aynı zamanda sivil bürokrasi ile yargı üzerinde de baskı kurduğu

ve onları yönlendirdiği ileri sürülmektedir. Bir bütün olarak yargı erkinin

tarafsızlığının ve bağımsızlığının kazanmasının önemi üzerine durulduğu gözönüne alındığında ilgili röportajın kamuoyunda tartışma

yaratan bir konuya ilişkin olarak ciddi ve olgusal bir aktarım olduğu, belli

bir ölçüde genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğu kabul edilmelidir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz.

Ufuk Çalışkan, B. No: 2015/1570, 7/3/2019, § 55; Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018, § 50). Ayrıca başvurucuların söz konusu haber nedeniyle tazminat

ödemesine karar verilmesi, bilgilendirme ve eleştiri ortamına da zarar

verebilecektir. Zira yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerinde

kesintiye uğratıcı bir etkisi vardır ve sonunda kişinin bu etki altında ileride

düşünce açıklamalarından veya basın faaliyetlerini yapmaktan imtina etme riski

bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucular aleyhine tazminata hükmedilmesinin,

başvurucuların üzerinde caydırıcı etki yaratacağı kabul edilebilir.

48. İlk derece mahkemesi; yazının genel çıkarı ilgilendiren bir

tartışmaya katkı sunup sunmadığını, haberin yapıldığı dönemi, davacının hâkim

olarak yürüttüğü kamu görevini gözönünde

bulundurmadığı gibi kamuoyunun davacının tutumunu bilme ve takip etme hakkını

da değerlendirmemiştir. Yine mahkemenin başvurucular tarafından yayımlanan

haberin tamamını, yazıldığı bağlamdan koparmaksızın olayın bütünselliği içinde

değerlendirdiği de söylenemez

49. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162,

21/11/2017, § 49). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesinin gerekçesi,

başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahale için ilgili ve yeterli kabul edilemez. Bu

nedenle başvurucuların basın özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile

davacının şeref ve itibarına saygı hakları arasında adil bir denge kurulduğu

söylenemez. Dolayısıyla başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak nitelendirilmesi mümkün

değildir.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

52. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

53. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

54. Somut başvuruda, başvurucuların yaptıkları gazete haberi

nedeniyle aleyhlerine manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ihlalin Mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

55. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olan

başvurucuların bu sürede uğradıkları bütün zararları gidermemektedir. Üstelik

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına

karar verilmekle birlikte başvurucuların muhatap oldukları yargısal süreç devam

etmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden

yargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında net

5.500 TL manevi tazminatın başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/51, K.2014/679)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara net 5.500 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülsüm Gizem

GÜRSOY

Başvurucular

:

1. Mehmet

Doğan UĞURLU

2. Murat

ALAN

Vekili

:

Av. Ali

PACCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14942, 18 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. B. Somut Başvuruya
  8. [d.y.]
  9. [d.y.]
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  15. C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin
  16. D. Başvuruculara net 5.500 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Gökcan
  20. Özgüldür
  21. Hakyemez
  22. Gürsoy
  23. Alan
  24. Pacci
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14942
Tarih
18 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2017/29428)
  • İbrahim Süleymanoğlu Başvurusu (B. No: 2015/6557)
  • Hannan Yılbaşı Başvurusu (B. No: 2016/37380)
  • Dilek Kaya Başvurusu (B. No: 2018/14313)
  • E.k. Başvurusu (B. No: 2013/7637)
  • Filiz Koçak Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14046)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.