İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Hocaoğlu Başvurusu (B. No: 2013/3207)

1.

Başvuru No2013/3207Tarih15 Ekim 2015Okuma22 dk · 4.363 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Hocaoğlu Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/3207
R.G. Tarih ve Sayı
25/12/2015-29573
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.363 kelime·22 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvuru, Mahkeme kararının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından

uygulanmaması nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru 8/5/2013 tarihinde Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 20/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm tarafından 31/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,

başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın

25/11/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanlarını sunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutularak

Türkiye’ye gelmiş; 5/1/1998 tarihinde sözleşmeli öğretmen olarak, 11/2/1998

tarihinde ise kadrolu öğretmen olarak göreve başlamıştır.

8. Başvurucu, Kırklareli ili Babaeski ilçesinde öğretmen

olarak görev yapmakta iken Bulgaristan'da öğretmen olarak geçen hizmet

sürelerinin kazanılmış hak aylığı intibakının tespitinde değerlendirilmesi

amacıyla Kırklareli Valiliği aleyhine Edirne İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

9. Mahkeme, 17/9/2003 tarihli ve E.2003/400, K.2003/794

sayılı kararı ile başvurucunun Bulgaristan’da öğretmen olarak görev yaptığı

sürelerin kazanılmış hak aylık derecesinin tespitinde değerlendirilmesine yönelik

başvurusunun davalı tarafından reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık

bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiş ve Mahkeme

kararının kesinleşmesi üzerine buna ilişkin emekli keseneği ve karşılık

farkları ilgili kurumdan tahsil edilmiştir.

10. Başvurucu, Bulgaristan'da geçen ve Mahkeme kararı

uyarınca kazanılmış hak aylığı intibakında değerlendirilen sürelerin Emekli

Sandığı hizmetleri ile de birleştirilmesi talebiyle SGK'ya

müracaat etmiş ancak bu talebi reddedilmiştir.

11. Başvurucu, redde ilişkin işlemin iptal edilmesi istemiyle

SGK aleyhine Edirne İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır.

12. Mahkeme, 25/9/2007 tarihli ve E.2007/187, K.2007/1096

sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

13. Davalının temyizi üzerine Danıştay Onbirinci

Dairesi, 16/1/2008 tarihli ve E.2009/2080, K.2011/1416 sayılı ilamı ile "... Uyuşmazlık konusu olayda işlem tesisine

yetkili makam Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (devredilen T.C. Emekli Sandığı

Genel Müdürlüğü) olduğundan, uyuşmazlığın Sosyal Güvenlik Başkanlığının

bulunduğu yer idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesince görülüp

çözümlenmesi gerekmekte olup, genel yetki kurallarına aykırı olarak açılan

davayı işin esasına girerek çözümleyen Edine İdare Mahkemesi kararında hukuki

isabet görülmemiştir..." gerekçesiyle yer yönünden yetkisizlik

nedeniyle kararı bozmuştur.

14. Yargılamaya devam eden Ankara 4. İdare Mahkemesi,

25/6/2008 tarihli ve E.2008/1234, K.2008/1639 sayılı kararında "... 657 sayılı Kanun’a göre yurt dışında

öğretmenlikte geçen hizmetlerin 12 yılı geçmemek üzere 2/3’ünün intibaklarında

değerlendirileceği, Türk soydaşı olan ve Bulgaristan'da öğretmen olarak görev

yapmakta iken zorunlu göç kapsamında Türkiye'ye gelip Türk vatandaşlığına geçen

ve 657 sayılı Kanun'a tabi öğretmen kadrosunda görev yapan davacının,

Bulgaristan'da öğretmen olarak geçen hizmet sürelerinin anılan Kanun hükümleri

karşısında emeklilik intibakında değerlendirilmemesine ilişkin işlemde hukuka

uyarlık bulunmamaktadır" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptal

edilmesine karar vermiştir.

15. Davalının temyizi üzerine Danıştay Onbirinci

Dairesi, 18/5/2010 tarihli ve E.2008/5294, K.2010/4328 sayılı ilamı ile hükmü

onamıştır.

16. Davalının karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 27/6/2012

tarihli ve E.2010/8757, K.2012/4592 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

17. Diğer taraftan başvurucunun 9 aylık 4/1-a (SSK)

kapsamındaki sigortalı hizmeti ile 15 yıl 1 aylık 4/1-c kapsamındaki hizmeti

olmak üzere toplam 15 yıl 10 aylık hizmet süresi üzerinden 15/3/2013 tarihinden

itibaren 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı

Kanunu hükümlerine göre emekli aylığı SGK tarafından bağlanmıştır.

18. Başvurucunun aylık bağlamaya esas alınan hizmet süresine

-Ankara 4. İdare Mahkemesinin 25/6/2008 tarihli kararına rağmen- Bulgaristan'da

geçen öğretmenlik hizmetlerinin ilave edilmemesi üzerine başvurucu, 10/4/2013

tarihli dilekçesi ile SGK'ya müracaat ederek Mahkeme

kararının uygulanmasını ve Bulgaristan'da geçen hizmetlerinin emekliliğine esas

hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmasını talep etmiştir.

19. Başvurucunun talebi SGK'nın

17/5/2013 tarihli işlemi ile reddedilmiştir.

20. Başvurucu 8/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

21. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu’nun 36. maddesi şöyledir:

“…

C) 1 - Teknik hizmetler sınıfına girenlerden

memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest

olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle memuriyetten

ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin

teknik hizmetlerde geçen süresinden bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen sürenin tamamı ve

geri kalan sürenin 3/4 ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu süreler her

yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek

suretiyle değerlendirilir.

2 - Sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık

hizmetleri sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt

dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel kurumlarda yapanlarla,

memurluktan ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memurluğa girmek

isteyenlerin sağlık hizmetlerinde geçen süresinden, bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen süreleri ile

196 ncı maddede belirtilen şekilde tespit edilecek

mahrumiyet bölgelerinde en az 3 yıl çalışanların veya çalışacak olanların

sürelerinin tamamı ve geri kalan sürelerinin 3/4 ü toplamı memurlukta geçmiş

sayılarak bu sürelerin her yılı için bir kademe ilerlemesi ve her üç yılı için

bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir.

…”

22. 657 sayılı Kanun’un ek geçici 2. maddesi şöyledir:

“1/3/1970 tarihi ile 30/11/1970 tarihi

arasında görevde bulunmaları nedeniyle intibakı yapılmış olanlar ile

30/11/1970'den 1/3/1975 tarihine kadar olan sürede göreve alınanlardan bu madde

gereğince değerlendirmeye esas alınan, hizmetlerde öğrenim durumları değişmemiş

olanların derece ve kademelere intibakı aşağıdaki esaslara göre yapılır.

…

C) Aşağıda gösterilen görevlerde başarılı

olarak geçen süreler (B) fıkrasındaki sürelere eklenir.

…

k) Yabancı memleketlerde öğretmen olarak Türk kültürüne

hizmet edenlerden Türk vatandaşlığına geçmiş ve Devlet memuru olmuş olanların,

yurt dışında öğretmenlikte geçen hizmetlerinin, (12 yılı geçmemek üzere 2/3'ü)”

23. 657 sayılı Kanun’un ek geçici 59. maddesi şöyledir:

“Bu kanuna tabi kurumlarda halen sürekli işçi statüsü veya sözleşmeli

statüde çalışmakta olan Ahıska Türkleri ve Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi

tutulan soydaşlardan Türk vatandaşlığına geçmiş olup bu Kanunun yayımı

tarihinden itibaren 1995 yılı sonuna kadar memurluğa geçmek için yazılı olarak

başvuranlar, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri tavanı aşmamak kaydı

ile bu Kanunun Ek Geçici 1, 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerine göre; 458 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname hükümleri de dikkate alınarak derece ve kademeleri tespit

edilmek suretiyle sınav şartı aranmaksızın boş memur kadrolarına intibak

ettirilebilirler.

Bu

Kanunun yayımı tarihinden sonra hizmete alınan Ahıska Türkleri ve

Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulan soydaşlardan Türk vatandaşlığına

geçmiş olanlardan göreve başladıkları tarihten itibaren 6 ay içinde memurluğa

geçmek için yazılı olarak başvuranlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü

uygulanır.”

24. 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik

Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4.

maddesi şöyledir:

“Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış

olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre

aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.

Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık

bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”

25. 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk

Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından

Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı

olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz

yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve

belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her

birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak

geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim

ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal

güvenlikleri bakımından değerlendirilir.”

26. 3201 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi şöyledir:

“Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerden 1/1/1989

tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar zorunlu göçe tabi

tutulan, Türk vatandaşı olup Türkiye’de ikamet eden ve 1/7/1976 tarihli ve 2022

sayılı Kanun dahil olmak üzere sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık

almamak koşulu ile yurt dışında geçen ve belgelendirilen çalışma süreleri bu

Kanuna göre borçlandırılmak suretiyle yaşlılık aylığı bağlanmasında sosyal

güvenlikleri bakımından değerlendirilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 15/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 8/5/2013 tarihli ve 2013/3207 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, Mahkeme kararına rağmen Bulgaristan'da

öğretmen olarak geçen hizmet sürelerinin Türkiye'de çalıştığı hizmet süresine

eklenmeden emekli aylığının bağlandığını, Bulgaristan'da geçen hizmetlerinin

emekliliğine esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmadığını, konu ile

ilgili olarak SGK'ya yaptığı müracaatların

reddedildiğini, emekli maaşı ve emekli ikramiyesinin ödenmesinde Mahkeme

kararına rağmen eksik ödeme yapıldığını, emeklilik hizmet süresine dâhil

edilmeyen 12 yıl için ödeme yapılması gerektiğini belirterek sosyal güvenlik

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; Bulgaristan’daki hizmetinin karşılığı

olan emekli ikramiyesi ve emekli maaşına yansıyacak tutarın faiziyle birlikte

ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

29. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,

Ankara 4. İdare Mahkemesinin kararına rağmen Bulgaristan'da geçen hizmetlerinin

emekliliğine esas hizmet süresinin tespitinde SGK tarafından dikkate

alınmadığını, emekli maaşı ve emekli ikramiyesinin eksik ödendiğini belirterek

sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Bu kapsamda, başvurucunun iddialarının Mahkeme kararının yerine

getirilmemesine yönelik olduğu anlaşılmış olup ihlal iddiaları, adil yargılanma

ve mülkiyet haklarının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Başvurucunun, Bulgaristan’da geçen hizmet sürelerinin

Mahkeme kararına rağmen emekliliğe esas hizmet süresine eklenmemesiyle ilgili

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, Bulgaristan’da geçen hizmet sürelerinin

Mahkeme kararına rağmen emekliliğe esas hizmet süresine eklenmediğini, bu

şekilde emekli maaşı ve emekli ikramiyesinin eksik ödendiğini belirterek

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun kesinleşmiş ve

infaz edilebilir mahkeme kararının infazının sağlanmadığına dair ihlal

iddialarının, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlali iddiaları

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

33. Bakanlığın görüşüne karşı başvurucu beyanda

bulunmamıştır.

34. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme

kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir

suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

35. Başvurucunun ihlal iddiaları iki ayrı başlık altında

değerlendirilmiştir.

a. Adil Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

38. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı bir çok kararında ilgili hükmü,

Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

39. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama

özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını

ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte

aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren; bireyin adaleti bulma, hakkı olanı

elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil

yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia

ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi

de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

40. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme hakkı ve bunun doğal

sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı,

kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, yasama ve

yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve

mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının

geciktirilemeyeceğini ifade eden 138. maddesinin de adil yargılanma hakkının

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).

41. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde açıkça kararların icrasından bahsedilmediği için AİHM, mahkemeye

erişim hakkından yola çıkarak kararların icrası hakkını adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,

bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın

uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması,

yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir

unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, §

40).

42. Yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması

yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir.

Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını, taraflardan birinin aleyhine sonuç

doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler bulunması veya mahkeme

kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde

"mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28).

43. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının,

lehine karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda,

Sözleşme'nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir

anlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin bir

yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında "dava"nın tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmelidir

(Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).

44. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka

uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı

kararlarına uymasını gerektirmektedir. Şayet idare, yargı kararını uygulamayı

reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda

davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme'nin

6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybetmektedir (Süzer ve Eksen Holding A.Ş. /Türkiye, B.

No: 6334/05, 23/10/2012, § 115).

45. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerine

ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda

o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de

koruduğunu kabul etmiştir (Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007, §

54).

46. Anayasa’nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma, bu

kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları

ile idare makamları lehine herhangi bir istisna kurala yer verilmemiştir. Yargı

kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediği bir

devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri

tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz (Arman

Mazman, § 61).

47. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen

yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel

ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir

gereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin

hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil

yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (Arman Mazman, §

65).

48. Yargı kararlarının icrasındaki gecikmenin başvurucunun

adil yargılanma hakkına bir müdahale olduğu kabul edilmekle beraber kararların

icrasında yaşanan gecikmenin hangi sürelere ulaştığında hak ihlali

sayılacağının somut davanın koşullarına göre incelenmesi gerekir (Arman Mazman, §

66). Bu koşulları; davanın konusu, dava konusu bir alacağın veya tazminatın

ödenmesiyse alacak veya tazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki

menfaati, yargı kararının icrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu

idarenin bütçe imkânları ve ödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın

ödemenin gecikmesi nedeniyle değer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra

safhasıyla beraber toplam süresi ile kararın icrasında geçen süre gibi unsurlar

belirleyebilir.

49. Nitekim AİHM, mahkeme tarafından verilen hükmün yerine

getirilmesini, Sözleşme’nin 6. maddesi bakımından yargılamanın bütünleyici bir

parçası olarak görmekte ve yargılamanın uzunluğuyla ilgili davalarda da

incelemektedir (Di Pede/İtalya, B.

No: 15797/89, 26/9/1996, §§ 20-24).

50. Başvuru konusu olayda başvurucunun Bulgaristan’dan

zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye’ye geldiği, 5/1/1998 tarihinde sözleşmeli

öğretmen olarak göreve başladığı, 11/2/1998 tarihinde ise kadrolu öğretmen

olarak atandığı, Türkiye’deki 15 yıl 10 aylık hizmet süresi sonunda 15/3/2013

tarihinde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldığı ve başvurucuya 15 yıl 10 aylık

hizmet süresi üzerinden emekli aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.

51. Başvurucu, kazanılmış hak aylık derecesinin tespitinde

değerlendirilen Bulgaristan’da geçen öğretmenlik süresinin, emekliliğe esas

hizmet süresinin tespitinde de değerlendirilmesi talebiyle SGK’ya

başvuruda bulunmuş; SGK tarafından bu talep reddedilmiştir.

52. Başvurucu, anılan işlemin iptali amacıyla SGK aleyhine

İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Davalı SGK savunmasında, Bulgaristan ile

Türkiye Cumhuriyeti arasında sosyal güvenlik anlaşması imzalanmadığını, Türkiye

Cumhuriyeti vatandaşı gibi işlem görerek devlet memurluğuna atanan kişilerin

Bulgaristan vatandaşı olarak Bulgaristan’da görev yapmak suretiyle geçen

hizmetlerinin gerek kazanılmış hak aylıklarının gerekse emekli keseneğine esas

aylıklarının tespitinde değerlendirme olanağının bulunmadığını belirterek

davanın reddini talep etmiştir.

53. Ankara 4. İdare Mahkemesi, iddia ve savunma ile tüm

delilleri inceleyerek 25/6/2008 tarihinde, yurt dışında öğretmenlikte geçen

hizmetlerin 12 yılı geçmemek üzere 2/3’ünün intibak işlemlerinde

değerlendirilebileceği ve başvurucunun Bulgaristan’da öğretmenlik yaptığı

hizmet sürelerinin emeklilik intibakında değerlendirilmemesine ilişkin işlemde

hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle SGK’nın

işleminin iptaline karar vermiştir. Davalı SGK’nın

temyiz ve karar düzeltme talepleri Danıştay Onbirinci

Dairesince reddedilerek 27/6/2012 tarihinde karar kesinleşmiştir.

54. Başvurucu, Ankara 4. İdare Mahkemesinin 25/6/2008 tarihli

kararının kesinleşmesinden sonra 15/3/2013 tarihinde emekli olmuş ve SGK’ya başvurarak Mahkeme kararının uygulanmasını,

Bulgaristan’da geçen öğretmenlik süresinin emekliliğe esas hizmet süresinin

tespitinde dikkate alınmasını ve bu doğrultuda emekli ikramiyesi ve emekli

maaşı ödenmesini talep etmiştir.

55. SGK, 17/5/2013 tarihli yazısıyla Bulgaristan ile Türkiye

Cumhuriyeti arasında Sosyal Güvenlik anlaşması imzalanmadığı, bu nedenle

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi işlem görerek devlet memurluğuna atanan

kişilerin Bulgaristan’da görev yapmak suretiyle geçen hizmet sürelerinin,

gerek kazanılmış hak aylıklarının gerekse emekli keseneğine esas aylıklarının

tespitinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle

başvurucunun Bulgaristan’da geçen hizmetlerinin intibakta ve hizmet kapsamında

değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek talebi reddetmiştir.

56. Başvuru dosyasının incelenmesinden SGK tarafından, Ankara

4. İdare Mahkemesinin kesinleşen kararının hâlen uygulanmadığı, başvurucunun

anılan kararın uygulanması talebinin reddedilmesine ilişkin yazıda belirtilen

hususların Derece Mahkemelerinde de ileri sürüldüğü ve bu savunmalar yerinde

görülmeyerek işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde

başvurucunun lehine olan ve 27/6/2012 tarihinde kesinleşen Mahkeme kararının,

başvurucunun emekli olduğu 15/3/2013 tarihinden Anayasa Mahkemesince kararın

verildiği 15/10/2015 tarihine kadar iki yıl yedi aydır uygulanmadığı, anılan

kararın niteliği dikkate alındığında bu sürenin makul olmadığı açıktır.

57. Öte yandan SGK tarafından gönderilen 27/8/2015 tarihli

yazıda, anılan Mahkeme kararı uyarınca yapılacak borçlanma işlemi sonrasında

Bulgaristan’da geçen hizmet süresinin emekliliğe esas hizmet süresinde dikkate

alınması gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu iddianın, başvurucunun ilk talebi

üzerine SGK tarafından verilen cevapta yargılama sırasında savunma, temyiz ve

karar düzeltme dilekçelerinde, Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra kararın

uygulanmasına yönelik başvurucunun talebinin reddine dair yazıda ileri

sürülmediği, Mahkeme kararının uygulanıp uygulanmadığını belirlemek amacıyla

Anayasa Mahkemesince yazılan yazı üzerine bildirildiği anlaşılmıştır.

Dolayısıyla sonradan ileri sürülen bu iddianın somut başvuru açısından kararın

uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği kabul edilmiştir.

58. Açıklanan nedenlerle SGK’nın,

aleyhine verilen ve infaz edilebilir yargı kararını uygulamamasının

başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği dolayısıyla Anayasa'nın 36.

maddesini etkili sonuçları bakımından konusuz bıraktığı anlaşılmış olup

başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının

İhlali İddiası

59. Anayasa'nın 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz."

60. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi

şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına

uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların

veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları

uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez"

61. Anayasa'nın 35. maddesi ve Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesi paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.

62. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi

üç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural genel olarak mülkiyetten barışçıl

yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranın ilk

cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı düzenler

ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci cümlesinde

düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun olarak ve bu

amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla mülkiyetin kullanımını

kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer almaktadır (Sporrong ve Lönnroth/İsveç, B.

No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 61).

63. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci

fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet

hakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 59).

64. AİHM, yargı kararlarının icrasının gecikmesini,

"mülkten barışçıl yararlanma" hakkına

müdahale olarak kabul etmektedir (Burdov /Rusya, §

40).

65. Bu kapsamda öncelikle mülkiyet hakkının kapsamına dâhil

olabilecek mal varlığı değerlerinin belirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35.

maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alan

menfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekilde

tanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361,

10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008).

66. Bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra edilebilir

olduğunun kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir (Burdov/Rusya, § 40).

67. Ancak somut olayda olduğu gibi Bulgaristan’da öğretmenlik

yapan başvurucunun, orada geçen hizmet sürelerinin Türkiye’deki emeklilik

intibakında değerlendirilmemesine ilişkin işlem nedeniyle mülkiyet hakkına

müdahale olup olmadığının belirlenmesi için bu durumun mülkiyet hakkı

kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin belirlenmesi gerekir.

68. AİHM’in, Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında genel olarak uyguladığı tüm

ilkeler, sosyal haklar için de geçerlidir. Dolayısıyla Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi gelecekte bir mülkü edinme hakkını garanti

altına almadığı gibi belli miktarda emekli aylığı alma hakkını da garanti

altına almamaktadır. Benzer şekilde, Sözleşme'ye Ek 1

No.lu Protokol'ün 1. maddesi, Sözleşme’ye taraf olmayan

bir devletteki çalışma karşılığı hak edilen emekli aylığı alma hakkını da

garanti altına almaz. Ayrıca Sözleşme'ye Ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi, Sözleşme’ye taraf olan

devletlere, herhangi bir sosyal güvenlik programına sahip olup olmama veya böyle

bir program kapsamında sağlanacak hakların türünü veya miktarını belirleme

konusundaki karar verme özgürlüğüne de sınır koymamıştır. Ancak Sözleşme’ye taraf olan devlet, bir sosyal hak olarak emekli

aylığı ödemesini yasal bir hak olarak kabul etmişse (bu hakka sahip olmak, daha

önce ödenen katkı paylarına bağlı olsun ya da olmasın) bu yasal hakkın,

şartları sağlayan kişiler için Sözleşme'ye Ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi kapsamında maddi bir menfaat oluşturduğu kabul

edilmelidir (Andrejeva/Letonya, B. No: 55707/00, 18/2/2009, §

77).

69. AİHM demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesine

atıfla, alacak hakkı bulunduğunu gösteren yargı kararlarının uygulanmaması

nedeniyle mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini kabul etmektedir (Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, §

155).

70. Başvuru konusu olayda Ankara 4. İdare Mahkemesince

başvurucunun yurt dışında öğretmenlikte geçen hizmetlerinin 12 yılı geçmemek

üzere 2/3’ünün intibaklarında değerlendirilebileceği ve başvurucunun

Bulgaristan’da öğretmenlik yaptığı hizmet sürelerinin emeklilik intibakında

değerlendirilmemesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle

işleminin iptaline karar verilmiştir. Başvurucuya SGK tarafından Türkiye’deki

görev süresi olan 15 yıl 10 aylık hizmet süresi üzerinden emekli maaşı

bağlanmış, Bulgaristan’da geçen görev süreleri emeklilik ikramiyesi ve maaşının

hesaplanmasında dikkate alınmamıştır. Ankara 4. İdare Mahkemesi kararında

belirtildiği şekilde Bulgaristan’daki hizmet sürelerinin dikkate alınmamasının,

başvurucunun daha fazla emekli ikramiyesi ve maaşı almasına engel olabileceği,

kararın uygulanmamasının başvurucunun maddi menfaatini etkilediği, Mahkeme

kararı ile belirlendiği üzere başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki bir

menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

71. Bir mahkeme kararını uygulamakla görevli kamu makamları,

bu kararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması için gerekli

özeni göstermemekteyse bu durum Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinin ihlali

anlamına gelir (Kenan Yıldırım ve Turan

Yıldırım, § 66).

72. Başvuru konusu olayda başvurucunun, Bulgaristan’da

öğretmen olarak geçen sürelerin emekliliğe esas hizmet süresinde

değerlendirilmesi talebiyle SGK’ya yaptığı başvurunun

reddedilmesi üzerine SGK aleyhine açtığı davada Ankara 4. İdare Mahkemesi,

başvurucunun yurt dışında öğretmenlikte geçen hizmetlerinin 12 yılı geçmemek

üzere 2/3’ünün intibaklarında değerlendirilebileceği, Bulgaristan’da

öğretmenlik yapan başvurucunun orada geçen hizmet sürelerinin emeklilik intibakında

değerlendirilmemesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle SGK’nın işleminin iptaline karar vermiş, SGK’nın temyiz ve karar düzeltme talebinin Danıştay Onbirinci Dairesince reddedilmesi üzerine 27/6/2012

tarihinde karar kesinleşmiş ve başvurucu da 15/3/2013 tarihinde emekli

olmuştur.

73. Başvurucu, anılan kararın kesinleştiğini belirterek karar

doğrultusunda işlem yapılmasını ve Bulgaristan’da geçen görev sürelerinin

emekliliğe esas fiilî hizmet süresinin tespitinde değerlendirilmesini talep

etmiş; SGK tarafından bu talep 17/5/2013 tarihinde reddedilmiştir. Bu şekilde

başvurucunun lehine olan kesinleşmiş Mahkeme kararının, başvurucunun emekli

olduğu 15/3/2013 tarihinden itibaren uygulanmaması, kararı etkili sonuçları

bakımından konusuz bırakmıştır.

74. Açıklanan gerekçelerle Mahkemece verilen ve kesinleşen

karar doğrultusunda işlem yapılmaması nedeniyle başvurucunun, Anayasa'nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

75. Başvurucu Bulgaristan’daki hizmetinin karşılığı olarak

emekli ikramiyesi ve emekli maaşına yansıyacak tutar olan 21.600 TL’nin

faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.

76. Bakanlık görüşünde, başvurucunun tazminat talebi

konusunda değerlendirme yapılmamıştır.

77. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesi şöyledir:

“Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi

yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

78. Başvurucunun maruz kaldığı zarar, Derece Mahkemesinin

kararı doğrultusunda işlem yapılmaması ile ilişkilidir. Başvurucunun emekli

olduğu 15/3/2013 tarihinden Anayasa Mahkemesince karar verilen 15/10/2015

tarihine kadar geçen iki yıl yedi aylık sürenin makul olmadığı ve başvurucunun

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği belirlenmişse de

başvurucunun, yalnızca emekli ikramiyesi ve emekli maaşının faiziyle ödenmesine

yönelik maddi tazminat talebinde bulunduğu, manevi tazminat talebinin olmadığı

anlaşılmıştır.

79. Başvurucunun talep ettiği maddi tazminatın, Ankara 4.

İdare Mahkemesince verilen karar doğrultusunda yapılacak işleme ilişkin olduğu

dolayısıyla aynı konuda yeniden maddi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı

dikkate alınarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

80. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

81. Başvuruya konu yargılama sonunda verilen kararın icra

edilmediği ve bu hususun başvurucunun mülkiyet ve adil yargılanma haklarını

ihlal ettiği gözetilerek hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla Mahkeme kararlarının mümkün olan en

kısa sürede yerine getirilmesini teminen, kararın bir

örneğinin SGK’ya gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurucunun, Mahkeme kararının yerine getirilmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun,

1. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

D.

198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına,

F.

Kararın bir örneğinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına gönderilmesine

15/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Murat

AZAKLI

Başvurucu

:

Mehmet

HOCAOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3207, 15 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Altan
  16. Kömürcü
  17. Yıldırım
  18. Azaklı
  19. Hocaoğlu
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3207
Tarih
15 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Karakısa Başvurusu (B. No: 2013/7971)
  • Çetin Acar Başvurusu (B. No: 2013/7792)
  • Hüseyin Sürensoy Başvurusu (B. No: 2013/749)
  • İbrahim Oğuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5926)
  • Lokman Gönül ve Mehmet Emin Girgin Başvurusu (B. No: 2013/2254)
  • Metin Dilmaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1439)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.