İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Nuri Seydanoğlu Başvurusu (B. No: 2013/2751)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Başvuru No2013/2751Tarih16 Nisan 2015Okuma19 dk · 3.799 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Nuri Seydanoğlu Başvurusu

Karar tarihi
16 Nisan 2015
Başvuru Numarası
2013/2751
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.799 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.

maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için yaptığı başvurunun reddi

üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 29/4/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 11/12/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 26/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular hakkında Adalet Bakanlığı 12/1/2015 tarihli

dilekçesiyle görüş sunmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, astsubay

statüsünde görev yapmakta iken disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle 9/12/1998 tarihli Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla Türk

Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.

8. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu

hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren

60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme

bağlanmıştır.

9. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyle

yaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 28/6/2011

tarihli işlemi ile reddedilmiştir.

10. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci

Dairesinde dava açılmıştır.

11. Başvurucu vekili, 3/12/2012 tarihli dosya inceleme tutanağına göre gizli

belgeler dâhil tüm dava dosyasını incelemiş ve aynı tarihte Başsavcılık

düşüncesi kendisine verilmiştir.

12. AYİM, 4/12/2012

tarih ve E.2012/431 ve K.2012/1343 sayılı kararı ile başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlanabilmesi için gerekli olan yargı

denetimine kapalı işlemlerle TSK’dan ilişiğinin kesilmiş olması şartını

taşıdığı açık ise de, hakkında düzenlenen istihbarat raporlarına göre bölücü

terör örgütü PKK sempatizanı olduğu ve sakıncalı/bölücü personel kategorisinde

bulunduğu, eşi ve kız kardeşiyle birlikte 1998 yılında HADEP Balıkesir il

binasına gittikleri, kendisi arabada beklerken eşi ve kardeşinin binaya girerek

il başkanı ile görüştüğü, eşinin (Z.S.) ve kardeşlerinin de bölücü faaliyetler

içinde olduğu, kardeşlerinden R.E.’nin PKK terör

örgütüne katıldığı ve faaliyet içinde olduğu gerekçesiyle 1991 yılında

yakalanıp gözetim altına alındığı, ancak adli makamlarca serbest bırakıldığı,

kardeşlerinden Z.E.’nin anılan örgüte yönelik

sürdürülen çalışmalar kapsamında durumundan şüphelenilerek 1996 yılında yakalanıp

gözetim altına alındığı, daha sonra serbest bırakıldığı, kardeşi A.E.’nin PKK terör örgütüne katıldığı ve faaliyet içerisinde

olduğu gerekçesiyle 1993 yılında yakalanarak gözetim altına alındığı ve

cezaevinde yattığı, kardeşi M.E.'nin aynı örgüte yönelik

operasyonda 1993 yılında yakalanıp tutuklandığı, davacının da disiplinsiz

davranışlarından dolayı 1984 ila1987 yıllarında iki gün oda hapsi, dört gün

izinsizlik, üç kez şiddetli tevbih ve bir kez tevbih cezası aldığı

anlaşıldığından, söz konusu kanun hükümlerinden yararlandırmama işleminde

hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve gizli belgelerin

iadesine karar verilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme

talebi aynı Dairenin 19/3/2013 tarih ve E.2013/338,

K.2013/304 sayılı kararıyla reddedilmiş, karar 1/4/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu, 29/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

15. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar

başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca

tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin

idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son

derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda

ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından

olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt

çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer

için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve

nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca

her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en

fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim

sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi,

yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin

bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

16. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat”

başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire

Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri

olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında

hizmet görürler.”

17. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9. ve 10. maddeleri şöyledir:

“Üyelerin seçimi:

Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim

sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının salt

çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay

Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Cumhurbaşkanınca seçilir.”

“Atanma:

Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına ve

üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanının

onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi Gazete'de

yayımlanır.

Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”

“Görev süresi:

Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Hakim sınıfından olmayan

üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”

18. 1602 sayılı Kanun’un “Dosya dışında inceleme” başlıklı 52.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek

nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine

açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu

iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından

incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha

önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa

incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik

derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,

diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili

kanun hükümleri saklıdır.”

19. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 16/4/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

29/4/2013 tarih ve 2013/2751 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, hangi somut bilgi

ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdinde

açıklanmayan soyut iddialara dayanarak davasının reddedildiğini, ilişik kesme

tarihinden yıllar önce, hem de şahsı tarafından değil, yakınları tarafından

işlendiği iddia olunan fiiller nedeniyle TSK’dan ihraç edilip, aynı

gerekçelerle 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmadığını,

mahkeme kararına dayanak teşkil eden belgelerin incelenmesine izin

verilmediğini, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf

subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını, AYİM daire kararlarına

karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin bulunmadığını, karar düzeltme

talebinin reddine ilişkin kararda herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini

belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi zararlarının tazminini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu

kapsamda başvurucunun iddialarının, yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı, gizli belgelerin incelettirilmediği, AYİM’in

bağımsız ve tarafsız olmadığı, AYİM’de iki dereceli

yargılanma hakkının bulunmadığı ve karar düzeltme talebinin reddine ilişkin

kararın gerekçesiz olduğu iddiaları itibarıyla ayrı başlıklar halinde

incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

23. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanın

reddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması

ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun

esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz.

Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve

bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle,

bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için

başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede

yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir.

27. Başvuru konusu olayda başvurucu,

hangi somut bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da

mahkeme nezdinde açıklanmayan soyut iddialara dayanılarak davanın

reddedildiğini, ilişik kesme tarihinden yıllar önce, hem de kendisi tarafından

değil, yakınları tarafından işlendiği iddia olunan fiiller nedeniyle TSK’dan

ihraç edilip, aynı gerekçelerle 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden

yararlandırılmadığını belirtmiş, AYİM ise başvurucunun disiplin durumunu

inceleyerek, hakkında düzenlenen istihbarat raporlarına göre bölücü terör

örgütü PKK sempatizanı olduğu ve sakıncalı/bölücü

personel kategorisinde bulunduğu, akrabalarından da terör örgütü sempatizanı

olanların bulunduğu, disiplinsiz davranışlarından dolayı 1984 ila1987

yıllarında iki gün oda hapsi, dört gün izinsizlik, üç kez şiddetli tevbih ve

bir kez tevbih cezası aldığı hususlarını değerlendirmek suretiyle davanın

reddine karar vermiştir.

28. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge

sunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından

yararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ileri

sürebildiği ve karşı tarafın delil ve görüşlerinden haberdar olmadığına dair

yargılama aşamasında AYİM’e bir itirazda bulunmadığı

görülmektedir.

29. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına

ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

30. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna

ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir

hatası veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Gizlilik Dereceli Belgelerin İncelettirilmediği İddiası

32. Başvurucu, mahkeme kararına

dayanak teşkil eden belgelerin incelemesine izin verilmediğini ileri

sürmektedir.

33. Başvuru konusu davada

gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmediği yönündeki başvurucu iddiası

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi açısından incelenecektir.

34. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

35. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

36. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzî

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).

37. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,

davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı

tarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan

olumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine

tanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna

dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Aynı

yöndeki AİHM kararı için bkz., Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

38. Çelişmeli yargılama ilkesi

ise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının

tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını

gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillere

karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale

gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır

bulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününe

aktif olarak katılmalarını gerektirir (B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).

39. AİHM, hükme esas olan ve

gizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal

sebebi saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye

kararında, Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülen davada “gizli” ibareli belgelere başvuranın

erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden Sözleşme’nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında “gizli” ibareli belgelere erişimin

sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı

olduğu gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasını ihlal

edildiğine hükmetmiştir (Güner Çorum/Türkiye,

B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).

40. Ceza davaları ile medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk

devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya

katılımının sağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgi sahibi

olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının verilmesi olup

kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması, soruşturma

usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılama usulünde yer

alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgi ve belgelere

karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesi adil

yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar 1602

sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010

tarih ve 6000 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ile

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup,

değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006

tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye

kararı gösterilmiştir (B. No: 2013/6428, 26/6/2014,§ 74).

41. 6000 sayılı Kanun’un 20.

maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş

ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;

dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksadıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin

özlük dosyasında bulunanlardan dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler, bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretlerinin ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya

vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (B. No:

2013/6428, 26/6/2014,§ 75).

42. Somut olayda, başvurucu

vekilinin, 3/12/2012 tarihli tutanak ile gizli

belgeler dâhil dosya kapsamındaki tüm belgeleri incelediği ve aynı tarihte

Başsavcılık düşüncesini tebellüğ ettiği, 4/12/2012 tarihli duruşma tutanağında

gizli belgeler yönünden süre talebinin olduğuna ilişkin bir bilgiye yer

verilmediği, davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan karar düzeltme

talebinde de gizli belgelerin incelettirilmediği veya bu belgelere karşı cevap

vermek için yeterli süre verilmediği yönünde bir itirazda bulunmadığı

görülmektedir.

43. AYİM’in yargılamaya esas aldığı

belgeler ile başvurucunun ulaştığı ve hem yargılama hem de bireysel başvuru

sırasında değerlendirmeye esas tuttuğu belgeler arasında bir farklılık

olmadığı, başvurucunun da aksini ifade etmediği, diğer yandan başvurucu tarafından

yargılama sırasında 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca incelettirilen

belgelere itiraz etme hakkı tanındığı ve bu belgelere karşı cevap verme

imkânının başvurucuya verildiği anlaşılmaktadır.

44. Bu durumda, başvurucunun,

yargılamaya esas tüm belgelere ulaştığı ve bu belgelere karşı argümanlarını sunma fırsatı bulduğu görülmekle, başvurucunun

silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiğinden

söz edilemez.

45. Açıklanan nedenlerle, silahların

eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı

açık olduğundan, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası

46. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve

tarafsız olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

47. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

48. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme

durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin

Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013,

§ 29). Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile

görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna

tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce

herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı bağımsızlıklarını

güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz:

Mustafa Yavuz ve Diğerleri/Türkiye

(k.k.), B. No: 29870/96, 25/5/2000;

Bek/Türkiye, B. No: 23522/05,

20/4/2010, § 30).

49. Açıklanan nedenlerle,

mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. İki Dereceli Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

50. Başvurucu, AYİM daire

kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme’nin ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

52. Sözleşme’nin 7.

Protokolü’nün 2. maddesinde, cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı

tanınmış ise de Türkiye bu protokole taraf olmadığı gibi başvuru konusu olay da

bir ceza yargılaması değildir.

53. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma

hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı

gibi, Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi

birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir

Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,

42-45).

54. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlal

iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

55. Başvurucu, karar düzeltme

talebi üzerine AYİM tarafından verilen ret kararında gerekçeye yer verilmediğini belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

56. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen

gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla

beraber (Aynı yönde AİHM kararı için bkz: García Ruiz/İspanya,

B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26) başvurucuların dile

getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara

ilişkin temyiz başvuruları ile başvurucuların usuli

haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde

tartışılmaması gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülebilir (Faik Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, §

49).

57. Başvuru konusu olayda AYİM,

davanın esası hakkında verdiği karara karşı yapılan karar düzeltme talebi hakkında ilk kararına atıf

yaparak ve gerekçesini aynen kabul ederek karar düzeltme nedenleri bulunmadığı

gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Dolayısıyla AYİM’in

karar düzeltme talebi hakkında verdiği kararın gerekçesiz olduğundan söz

edilemez.

58. Açıklanan nedenlerle,

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. Gizlilik

dereceli belgelerin incelettirilmediği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

4. İki

dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,

5. Gerekçeli

karar hakkının ihlali iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

16/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu : Mehmet Nuri SEYDANOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2751, 16 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26) başvurucuların dile
  16. Altan
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Topal
  20. Yalçınöz
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2751
Tarih
16 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • K.a. Başvurusu (B. No: 2014/11014)
  • Abidin Aydın Tüfekçi Başvurusu (B. No: 2013/1315)
  • Jakop Gabriel Başvurusu (B. No: 2013/2392)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/4476)
  • Az. M. Başvurusu (B. No: 2013/560)
  • Kadir Sağdıç Başvurusu (B. No: 2013/6617)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.