İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Melahat Sönmez Başvurusu (B. No: 2013/7528)

1. Başvuru, başvurucunun

Başvuru No2013/7528Tarih9 Eylül 2015Okuma13 dk · 2.625 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Melahat Sönmez Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/7528
R.G. Tarih- Sayı
22/10/2015-29510
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.625 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan ameliyat sonrasında göğüslerinde

ortaya çıkan deformasyon sebebiyle uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmini

istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle vücut bütünlüğünün korunması

hakkının, anılan davanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle ise adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/10/2013 tarihinde

Antalya Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 9/9/2015 tarihinde

yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık), başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin

bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından 12/3/2015 tarihinde

başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 2/4/2015

tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Akdeniz

Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 7/6/2004 tarihinde “meme pitozis onarımı”

ameliyatı geçirmiştir.

8. Ameliyatın ardından

başvurucunun göğüslerinde deformasyon meydana gelmiştir. Başvurucunun

Almanya’da bir sağlık merkezi tarafından yapılan muayenesi sonrasında

hazırlanan 17/8/2004 tarihli raporda, “başvurucunun

göğüslerinde, geçirilen ameliyata bağlı normal göğüs şekline uymayan ve deforme

olmuş anormal bir fonksiyon bozukluğu olduğu, halihazırdaki deformeliklerin

doğru yapılan bir T- kesimi ile düzeltilebileceği” bilgisine yer

verilmiştir.

9. Başvurucunun isteği üzerine

Adli Tıp Vakfı tarafından düzenlenen 21/7/2005 tarihli mütalaada ise “memelerde oluşan şekil bozukluğunun ameliyatın

uygulanışındaki teknik hata sonucu meydana geldiği ve bu tıbbi uygulama

hatasının bir beceri kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine

varıldığı” belirtilmiştir.

10. Başvurucu ameliyat nedeniyle

uğradığını ileri sürdüğü zararlarının tazmini amacıyla 4/10/2005 tarihinde

15.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle Akdeniz

Üniversitesi Rektörlüğüne karşı Antalya 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası

açmıştır.

11. Mahkeme, Adli Tıp Kurumundan

“başvurucunun geçirdiği ameliyatın ardından

göğüslerinde ortaya çıkan deformede idarenin hizmet kusurunun bulunup

bulunmadığı, oluşan zararın tazmini yönünden olayda başvurucunun ve idarenin 1.

ve 2. derece kusurlarının oranlarının tespiti” hususlarında rapor

düzenlenmesini istemiştir.

12. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas

Kurulu, 28/3/2007 tarihli raporunda hekime ve idareye atfedilebilecek herhangi

bir kusur bulunmadığına karar vermiştir. Anılan raporun ilgili kısmı şöyledir:

“…

Kişi hakkında

düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki bilgi ve bulgular ile kişinin ameliyat

öncesi ve ameliyat sonrası alan fotoğrafları ve Kurulumuzda yapılan

muayenesinde tespit edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde;

Ameliyatın erken

döneminin normal seyrettiği, yaklaşık bir ay sonra Almanya'da yapılan

muayenesinde dikiş enfeksiyonu tespit edilmiş olduğu, mevcut verilere göre

memelerde gelişen iz ve deformitenin dikiş alanında

gelişen enfeksiyondan ileri geldiği cihetle ameliyatın komplikasyonu olarak

değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle hekime ve kuruma atfedilebilecek kusur

olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur…”

13. Antalya 1. İdare Mahkemesi,

29/11/2007 tarihli ve E.2005/1601, K.2007/1707 sayılı kararıyla “Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen

raporun hükme esas alınacak nitelikte olduğunu, rapora davacı vekili tarafından

yapılan itirazın yerinde bulunmadığını, bu nedenle başvurucunun hastalığının

teşhis ve tedavisinde idarenin ağır hizmet kusurunu gerekli kılacak koşullar

bulunmadığını ve dolayısıyla zararlı sonuç nedeniyle davalı idareyi tazminle

yükümlü kılmanın mümkün olamayacağını” belirterek davanın reddine

karar vermiştir.

14. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 28/12/2011 tarihli ve E.2008/2471,

K.2011/6000 sayılı kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemi de Danıştay Onbeşinci Dairesinin 5/6/2013 tarihli ve E.2013/3226,

K.2013/4104 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

15. Karar düzeltme talebinin

reddine ilişkin karar, 5/9/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup

4/10/2013 tarihli bireysel başvuruda süre aşımı bulunmadığı tespit edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14. maddesinin (3) ve (4)

numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası, 27. maddesi, 49.

maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi

17. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

41. maddesi şöyledir:

“Gerek kasten gerek ihmal ve

teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika

eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.

Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin

zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 9/9/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/10/2013 tarihli ve 2013/7528

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, Akdeniz Üniversitesi

Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan “meme pitozis onarımı” ameliyatındaki hekim kusuru

nedeniyle idareye karşı açtığı davanın, Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak

reddedildiğini oysa Almanya'da bulunan bir sağlık merkezi ve Adli Tıp Kurumu

Vakfı tarafından hazırlanan raporlarda ameliyatta tıbbi hata bulunduğunun

açıkça ortaya konulduğunu, yapılan tıbbi müdahale sonrası vücut bütünlüğünün

zarara uğradığını, ayrıca 2005 yılında açtığı davanın 2013 yılında karara

bağlanması nedeniyle makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek Anayasa’nın

17. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

ihlalin tespiti ile sonuçlarının giderilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Vücut Bütünlüğüne Zarar Verildiği İddiası

20. Bakanlık, görüş yazısında

başvurucunun iddialarının esas itibarıyla delillerin değerlendirilmesine ve

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğunu belirtip başvurunun adil yargılanma

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına

da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının

incelenmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

22. Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”

23. Sözleşme’nin 8. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”

24. Anılan Anayasa ve Sözleşme

hükümleri ile kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğü,

gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin

müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır. Bu çerçevede devletin,

egemenlik alanında yaşayan ve kontrolü altında bulunan kişilerin maddi ve

manevi varlıklarına yönelen müdahaleleri önleme, önlenememiş olan müdahalelere

yönelik olarak da gerekli soruşturma, kovuşturma, failleri tespit edip

cezalandırma ve gerektiğinde bundan doğan zararları etkili bir şekilde bizzat

karşılama veya sorumlularına karşılatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Kişilerin

vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahaleden doğan zararlara yönelik etkili bir

tazminin sağlanamadığı ve bu çerçevede devletin, Anayasa’nın 17. maddesinden

doğan koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda kişinin vücut

bütünlüğünün korunduğundan söz edilemez (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013,

§ 40).

25. Anayasa’nın 17. maddesinin

amacı esas olarak bireylerin maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından

yapılabilecek keyfî müdahalelerin önlenmesidir. Ayrıca devletin; vücut ve

ruhsal bütünlüğe yönelik fiziksel ve cinsel saldırılar, tıbbi müdahaleler,

şeref ve itibarı etkileyen saldırılar karşısında kişilerin maddi ve manevi

varlığını etkili olarak koruma ve saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü

de bulunmaktadır (Adnan Oktar (3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 32).

26. Kişilerin vücut ve ruhsal

bütünlükleriyle ilgili konular, onlara sağlanan tıbbi tedavi seçimindeki katılımları

ve bu tedavilere olan rızaları ile ilgili hususlar, Sözleşme’nin 8. maddesinin

sınırları içerisinde yer almaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye,

B. No: 46156/11, 21/5/2013). Bu çerçevede başvurucunun, geçirdiği ameliyat

sonrasında göğüs bölgesinde oluşan deformasyon üzerine açtığı tazminat

davasının reddedilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri

sürdüğü başvuru, Anayasa’nın 17. ve Sözleşme’nin 8. maddelerinin ortak koruma alanı

kapsamında yer almaktadır.

27. Öte yandan 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun bireysel

başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

28. Somut olayda başvurucu,

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan ameliyatında tıbbi hata

yapıldığının, Almanya'da bulunan bir sağlık merkezi ve Adli Tıp Kurumu Vakfı

tarafından hazırlanan raporlarda açıkça ortaya konulmasına rağmen idare

aleyhine açtığı tazminat davasının reddedildiği ileri sürmüştür.

29. Başvuru konusu olaya ilişkin

uyuşmazlığı inceleyen Antalya 1. İdare Mahkemesinin, davanın reddine ilişkin

kararını temel olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan

ve ameliyatta idarenin ve ameliyatı yapan hekimin kusurlu olup olmadığını

değerlendiren rapora dayandırdığı (bkz. § 13) görülmektedir.

30. Söz konusu raporda,

Almanya’da bulunan bir sağlık merkezi ve Adli Tıp Kurumu Vakfından alınan

raporlardaki değerlendirmeler, başvurucu hakkında tıbbi bilgi ve belgeler,

ameliyat yapılan bölgenin ameliyat öncesi ve sonrası fotoğrafları ve Kurum

tarafından başvurucunun 9/2/2007 tarihinde yapılan muayenesinde tespit edilen

bulgular dikkate alınarak başvurucunun göğüslerinde oluşan iz ve deformasyonun

dikiş alanında gelişen enfeksiyondan ileri geldiği, bu durumun ameliyatın

komplikasyonu olarak değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla ameliyatı yapan

hekime ve davalı idareye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Başvuru kapsamında, içlerinde plastik cerrahi, genel cerrahi,

göğüs hastalıkları, iç hastalıkları ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının da

bulunduğu toplam 11 hekimden oluşan kurul tarafından oy birliği ile karara

bağlanan ve hükme esas teşkil eden raporun objektifliğini etkileyen herhangi

bir hususa rastlanılmamıştır.

31. Başvuru konusu olayda her ne

kadar başvurucu, dava kapsamındaki iddialarını desteklemek için Mahkemeye iki

ayrı sağlık kuruluşundan aldığı tıbbi raporları sunmuş olsa da Mahkeme

tarafından, başvurucunun geçirdiği ameliyatta hekime veya idareye

atfedilebilecek bir kusurun bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan

rapor düzenlenmesi istendiği ve alanında uzman hekimlerden oluşan kurul

tarafından oy birliği ile hazırlanan rapor doğrultusunda davanın reddedildiği

anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuruda, devletin vücut bütünlüğünü koruma

konusundaki yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedilemeyecektir.

32. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan anayasal hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul

Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

33. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

34. Başvurucu, 2005 yılında

açtığı tazminat davasının 2013 yılında karara bağlanması nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Anayasa ve Sözleşmesi’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, § 18) Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38-39).

36. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

37. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması

kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen

güvenceler; başvurucunun, haklarına zarar verdiğini iddia ettiği idari bir

eylemden doğan zararlarının tazmini amacıyla açtığı tam yargı davalarına da

uygulanacaktır (Selahattin Akyıl,

B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44). Başvurucunun, Akdeniz Üniversitesi Tıp

Fakültesi Hastanesinde yapılan ameliyat nedeniyle uğradığı zararların tazmini

istemiyle açtığı tam yargı davasına ilişkin somut yargılamanın, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur

38. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup somut başvuru açısından bu tarih, 4/10/2005 tarihidir.

39. Sürenin bitiş tarihi ise

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 52). Bu kapsamda, somut

yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihi, başvurucunun karar düzeltme

talebinin Danıştay Onbeşinci Dairesince reddedildiği

5/6/2013 tarihidir.

40. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, 4/10/2005 tarihinde Antalya 1. İdare Mahkemesinde

açılan ve başvurucunun, hatalı yapıldığını iddia ettiği ameliyat nedeniyle

uğradığı zararları konu alan davada; Mahkemece, tarafların dilekçeleri ve

delillerin toplanması sonucu 29/11/2007 tarihli kararla davanın reddedildiği,

kararın temyiz edilmesi sonrasında Danıştay Onuncu Dairesinin 28/12/2011

tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararını onadığı, karar düzeltme

talebinin de Danıştay Onbeşinci Dairesinin 5/6/2013

tarihli kararı ile reddedilerek ilk derece mahkemesi kararının kesinleştiği ve

yargılamanın bu tarih itibarıyla sonlandığı görülmektedir.

41. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli usule ilişkin

genel hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif maddelerinin,

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (bkz. § 16).

42. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal

kararında yer verilmiş olup özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar

ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun

yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiştir (Selahattin

Akyıl, §§ 54-60).

43. Başvuruya konu davaya bir bütün

olarak bakıldığında 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir

yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık yedi yıl sekiz ay süren yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

45. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğünün 79. maddesi gereği ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması

talebinde bulunmuştur.

46. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvuruda her ne kadar uzun

süren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmiş ise de başvuru formu ve eklerinde başvurucunun tazminat talebinde

bulunmadığı anlaşıldığından başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi mümkün

değildir.

48. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Anayasa’nın

17. maddesinde güvence altına alınan kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

C. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına,

9/9/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Bülent ALTINSOY Başvurucu : Melahat SÖNMEZ Vekili : Av. Rumi MERCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7528, 9 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. C. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7528
Tarih
9 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Atabilen Başvurusu (B. No: 2013/160)
  • Kenan Ekşi Başvurusu (B. No: 2013/1262)
  • Sinan Ergüvenç Başvurusu (B. No: 2013/5665)
  • Tekno Gayrımenkul Yatırım San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/62)
  • Celalettin Sadık İzbudak Başvurusu (B. No: 2013/2810)
  • İbrahim Halil Yahli Başvurusu (B. No: 2014/176)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.