İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Güneş Başvurusu (B. No: 2018/17593)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2018/17593Tarih10 Mart 2020Okuma18 dk · 3.551 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Metin Güneş Başvurusu (2)

Karar tarihi
10 Mart 2020
Başvuru Numarası
2018/17593
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.551 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/5/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından bu kararda incelenen

şikâyet haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, tutukluluğun makul

süreyi aşması şikâyeti yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve ayrıca başvurucunun adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Tutuklamaya İlişkin

Süreç

8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

17-25 Aralık soruşturmaları (anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, § 30) sonrasında bu operasyonlarla ilişkisi dolaysısıyla

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlardan

başlatılan bir soruşturma kapsamında 15/4/2015 tarihinde gözaltına alınmıştır.

Başsavcılık başvurucuyu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından

tutuklanması istemiyle İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir (Metin

Güneş, B. No: 2017/23083, 28/5/2019, §§ 9-11).

9. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 20/4/2015 tarihinde

başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından tutuklanmasına

karar vermiştir.Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...şüphelilerin İstanbul Emniyet

Müdürlüğünde suç tarihi itibariyle çeşitli şube ve bürolarda müdür, müdür

yardımcısı, amir ve memur olarak görev yaptıkları, bu görevleri dolayısıyla

silahlı kolluk kuvveti olarak görev yaptıkları, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün

hiyerarşik yapısı içerisinde altlık üstlük ilişkilerini kullanarak, yasadışı

örgütlenme oluşturdukları, devletin emniyet hizmetleri ve faaliyetleri

kapsamında görevlerinin sağladığı nüfuz ve gücü yasaların verdiği yetkileri

görevlerinin gereklerine aykırı olarak kullanarak isnat edilen amaç suçlara

ulaşmak amacıyla bir kısım araç suçları işlediklerı hususunda kuvvetli suç

şüphesi ve delilin bulunduğu devletin yapısı dışında başka bir hiyerarşik

düzene göre hareket eden bir yapıya göre hareket etmelerinin söz konusu olduğu

bu amaçla siyasal operasyonlara kalkışıldığı, bu amaçla zımmet ve benzeri bir

takım suçlar ile mücadele ediliyormuş görüntüsü altında, adli merciler de

yanıltılmak suretiyle tutanaklar tutularak soruşturmalarn baslatıldığı, bu

soruşturmalar çerçevesinde ... İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin

iletişimin dinlenmesini sağladıkları, bu dinlemenin de istihbarat şube

müdürlüğü yönetim kadrosuna atanan bir kısım amir ve memurların ne şekilde

hareket edeceklerinin önceden tespite çalışıldığı ...

...

bu itibarla bu şüpheIiIerin üzerilerine atılı

suçlar yönünden; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller

bulunduğu, bu suçların yasada öngörülen cezalarının alt ve üst sınırı, bu

suçların önemli ve ciddi sayılan suçlardan olması hasebiyle tutuklama nedeninin

varsayıldığı, atılı suçların katalog suçlardan olduğu, CMK'nın l00. ve devamı

maddelerinde belirtilen tutuklama yasağı veya yargılama engeli gibi halin

bulunmadığı, atılı suçlar yönünden şüphelilerin alabileceği ceza miktarı

gözönüne bulundurulduğunda kaçabilecekleri yönünde şüphe bulunduğu,

soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, çok kapsamlı bir şekilde ve çok yönlü

olarak soruşturmanın devam ettiği, bu anlamda şüphelilerin delilleri yok etme,

gizlerne, tanık ve mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu,

atılı suçlar yönünden beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde

'ölçülülük' ilkesi uyarınca daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri

uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağı, kanaatine varılmakla şüphelilerin

... tutuklanmalarına... [karar verilmiştir.]"

10. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; İstanbul 6. Sulh

Ceza Hâkimliği 6/5/2015 tarihinde başvurucunun itirazını reddetmiştir (Metin Güneş, §§ 12, 13).

11. Başsavcılık 30/3/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

suç uydurma, iftira, göreve ilişkin sırrın açıklanması, suç delillerini yok

etme, gizleme veya değiştirme, kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta

kullanma, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, yasaklanan bilgileri

açıklama, siyasal veya askerî casusluk suçlarını işlediği iddiasıyla aynı yer

ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede

FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere, başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer

verilmiştir.

12. İddianamede başvurucunun, 17/25 Aralık operasyonları

öncesinde bir kısım emniyet mensubunu ve devletin değişik kademelerinde yer

alan yöneticileri dinlemeye zemin hazırlamak amacıyla H.B. isimli bir polis

memurunun zimmet suçu işlediğinden bahisle, zimmet eylemine ilişkin herhangi

bir araştırma yapmadan gerçeğe aykırı tutanak düzenlemek suretiyle diğer

şüphelilerle birlikte hareket ederek anılan süreçte yer aldığı belirtilmiştir.

Soruşturma makamlarınca, başvurucuyla birlikte hareket ettiği belirtilen diğer

şüphelilerin de anılan zimmet tutanağına istinaden başkaca delil araştırması

yapmadan olağan bir zimmet suçu soruşturması ile orantısız bir şekilde

istihbarat şube başkanı da dâhil olmak üzere birçok emniyet görevlisini

aralarında zimmet eylemi nedeniyle nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymadan,

örgüt kapsamında işlenen bir suç olduğu gerekçesiyle usule aykırı şekilde

dinledikleri ileri sürülmüştür. Başvurucu ve diğer şüphelilerin amacının zimmet

suçunu ortaya çıkarmak olmadığı aksine tüm şüphelilerin ortak amaçlarının

hükumete yönelik gerçekleştirmeyi düşündükleri 17/25 Aralık operasyonları

öncesinde bir kısım emniyet görevlisinin davranışlarını öğrenme ve buna karşı

kendileri yönünden tedbir almak olduğu, dolayısıyla şüphelilerin bu ortak amaçla

birlikte hareket ederek usulsüz birçok dinleme yapmak suretiyle atılı suçları

işledikleri iddia edilmiştir. Başvurucunun zimmet yaptığı gerekçesiyle hakkında

tutanak düzenlediği Polis memuru H.B. ile ilgili olarak yürütülen soruşturma

sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve başvurucu hakkında bu

olay nedeniyle suç uydurma ve iftira suçlarından dava açıldığı da dosya

kapsamından anlaşılmaktadır (Metin Güneş,

§ 16).

13. İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

21/4/2016 tarihinde kabul edilerek E.2016/124 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte yaptığı tensiple birlikte

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar N.A., M.Ç., A.K., A.K.,

İ.E., S.G., Metin Güneş, P.K., A.A., M.A.S., A.Ü., R.H.H.nin üzerlerine atılı

suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, teknik takip raporları,

iletişim tespit tutanakları, baz istasyonu sinyal kayıtları, arama tutanakları

ve ekleri, ekspertiz raporları, şahit beyanları, müşteki ifadeleri vs. Deliller

kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas deliller

bulunması, sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye Cumhuriyeti hükumetini

ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin

etme' suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı,

CMK'nın 100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara

isnat edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının

kaçma şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu da dikkate

alındığında, sanıkların eylemlerinin sübuta ermesi halinde sanıklara verilmesi

muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi

sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili

hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak, adı geçen sanıkların

CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin devamına... [karar

verildi.]"

14. Mahkeme 18/5/2016 tarihinde yaptığı ilk duruşma ve sonraki

celselerde savunmaları almış, bir kısım müşteki ve tanıkları dinlemiş ve

duruşma sonlarında başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir (Metin Güneş, §§ 18-23).

15. Mahkemece 25/4/2018 tarihinde dosya üzerinden yapılan

değerlendirmede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar N.A., M.Ç., A.K., A.K.,

İ.E., S.G., Metin Güneş, P.K., A.A., M.A.S., A.Ü., R.H.H.nin üzerlerine atılı

suçların vasıf ve mahiyeti, müşteki ifadeleri, tanık beyanları, kamera izleme

tutanakları, bilirkişi raporları, HTS raporları, görüntü izleme tutanağı,

bylock raporu, dosyada bulunan tutanak ve raporlar vs. deliller kapsamında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması,

sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'

suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı, CMK'nın

100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara isnat edilen

suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini

doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu da dikkate alındığında,

sanıkların eylemlerinin sübuta ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza

veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle,

sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim

sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak, ... adı geçen sanıkların CMK'nın 100. ve

devamı maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin devamına... [karar

verildi.]"

16. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, İstanbul 14. Ağır

Ceza Mahkemesince 7/5/2018 tarihinde reddedilmiştir.

17. Başvurucu 21/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur

18. Mahkeme sonraki celselerde "...sanıklar

N.A., M.Ç., A.K., A.K., İ.E., S.G., Metin Güneş, P.K., A.A., M.A.S., A.Ü.,

R.H.H.nin üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,

teknik takip raporları, iletişim tespit tutanakları, baz istasyonu sinyal

kayıtları, arama tutanakları ve ekleri, ekspertiz raporları, şahit beyanları,

müşteki ifadeleri vs. Deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren müşahhas deliller bulunması, sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye

Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri

casusluk amacıyla temin etme' suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine

olarak varsayıldığı, CMK'nın 100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan

oluşu, sanıklara isnat edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst

sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu

da dikkate alındığında, sanıkların eylemlerinin sübuta ermesi halinde sanıklara

verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü

olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve

etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak, adı geçen

sanıkların CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin

devamına... [karar verildi.]"

şeklindeki gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

19. Mahkemece 29/11/2019 tarihli celsede ise "...sanıklar A.K., A.K., A.A., A.Ü., N.A., M.Ç.,

Metin Güneş, P.K., R.H.H., Ş.D. ve Y.M.nin üzerlerine atılı suçların vasıf ve

mahiyeti, müşteki ifadeleri, tanık beyanları, kamera izleme tutanakları,

bilirkişi raporları, HTS raporları, görüntü izleme tutanağı, bylock

kullanımlarına dair tespitler ve teknik veriler, dosyada bulunan tutanak ve

raporlar vs. deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

müşahhas deliller bulunması, sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye

Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri

casusluk amacıyla temin etme' suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine

olarak varsayıldığı, CMK'nın 100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan

oluşu, sanıklara isnat edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst

sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu

da dikkate alındığında, sanıkların eylemlerinin sübuta ermesi halinde sanıklara

verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü

olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve

etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak, adı geçen

sanıkların ... CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin

devamına... [karar verildi.]"

şeklindeki gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdest olup başvurucunun tutukluluk durumu devam

etmektedir.

B. İlgili Süreç

21. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25).

22. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. Metin Güneş, §§ 27-34.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliye

taleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve

yeterli gerekçe olmadan reddedildiğini, kanunda öngörülen iki yıllık sürenin

dolmasına rağmen tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin bir karar

verilmediğini, tutukluluğun devamına karar veren mahkemenin her seferinde aynı

matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini, yargılamada makul

tutukluluk süresinin aşıldığını, ret kararlarında somut gerekçelerin

gösterilmediğini, bu kararlarda suç şüphesini gösteren delillerin ve tutuklama

nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını ve adli kontrolün

yetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, bu süreçte soruşturma

işlemlerinin de özensiz bir şekilde yürütüldüğünü, dolayısıyla somut hiçbir

neden gösterilmeden, matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi

aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde, başvurucuya isnat edilen suçlamanın

niteliği, başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütünün

(FETÖ/PDY) örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen

olayların özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun devamı

kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla

tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi

itibarıyla ilgili ve yeterli olduğu değerlendirilmektedir.Bakanlık,

başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetinin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü

koşulları bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

bulunmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindedir.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru

formundakilere benzer beyanlarda bulunarak Bakanlık görüşünü kabul etmediğini

ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

29. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

31. Genel ilkeler için bkz. Erdal

Tercan [GK],

2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

32. Başvurucu 17/25 Aralık operasyonlarından sonraki süreçte

15/4/2015 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin

20/4/2015 tarihli kararıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması

gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme

suçlarından tutuklanmıştır. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir. Buna göre başvurucunun

tutukluluk süresi yaklaşık 4 yıl 11 aydır.

33. Başvurucunun aynı konuyla ilgili olarak daha önceki

2017/23083 numaralı başvurusunda İkinci Bölüm tarafından 28/5/2019 tarihinde

verilen kararda 4 yıl 1 ay 13 günlük tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

34. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu belirlendikten sonra zorunlu

hâllerde gerekçesi gösterilerek bu sürenin uzatılabileceği belirtilmiştir.

Kanun'da bu uzatma süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği ifade edilmiştir.

Böylelikle uzatma süreleri dâhil toplam tutukluluk süresi azami beş yıl

olabilecektir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 40). Bununla birlikte 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı

Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 141. maddesiyle -1/2/2018 tarihli

ve 7078 sayılı Kanun'un 136. maddesiyle de aynen kabul edilerek yasalaşmıştır-

anılan fıkraya eklenen son cümle ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci

Bölümü'nde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatma süresinin beş yılı geçemeyeceği

düzenlenmiştir (bkz. § 23). Dolayısıyla anılan suçlara ilişkin olarak kanun

koyucu azami tutukluluk süresini 7 yıla çıkarmıştır. Başvurucuya yöneltilen

suçlamanın da bu kapsamda olduğu görülmektedir. Bu kanun değişikliğinin

başvurucunun tutukluluk süresinin beş yılı bulmasından önce gerçekleşmesi

dolayısıyla bu tutukluluk bakımından kanunda öngörülen azami tutukluluk

süresinin aşıldığının kabulü mümkün değildir.

35. Başvurucu 17-25 Aralık soruşturmaları ile bağlantılı olduğu

değerlendirilen bir süreç içindeki faaliyetleri nedeniyle yürütülen bir

soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından

tutuklanmıştır. 17-25 Aralık soruşturmaları, Türkiye'de ve yurt dışında uzunca

bir süre faaliyetlerine devam eden FETÖ/PDY'nin bu faaliyetlerdeki temel

amacının Hükûmeti devirmeye yönelik olduğu yönündeki değerlendirmelerin temel

dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Nitekim birçok soruşturma ve kovuşturma

belgesinde 17-25 Aralık soruşturmalarının FETÖ/PDY mensubu yargı ve kolluk

görevlileri tarafından Hükûmeti devirmeye amacıyla kurgulanmış bir süreç olduğu

yönünde değerlendirmeler yapıldığı bilinmektedir. Anayasa Mahkemesince

-2015/10423 sayılı başvuruda İkinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından 6/9/2017 tarihinde- başvurucunun bu

soruşturmalarla bağlantılı olan bir süreçteki eylemleri dolayısıyla

tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası incelenirken suç işlediğine dair

kuvvetli belirtinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre başvurucu, kamu makamları

ve yargı organlarınca 17/25 Aralık operasyonlarının ve 15 Temmuz darbe

teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı olduğu belirtilen emniyet mensuplarına yönelik olarak İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında

tutuklanmıştır (Metin Güneş, §

71).

36. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza

mahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan

tutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçma

şüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun

gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasında olmasına, suça göre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı

olmasına, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayanıldığı

görülmektedir (bkz. §§ 9, 13, 15, 18, 19).

37. Başvurucunun tutuklanmasından yaklaşık 1 yıl 3 ay sonra

Türkiye, 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya

kalmıştır. Bu durumda başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin devam edip

etmediğinin değerlendirilmesinde FETÖ/PDY'nin özelliklerinden kaynaklanan

etkenlerin yanı sıra 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ortaya çıkan koşulların

da göz ardı edilmemesi gerekir.

38. FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi,

sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden

şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal

ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel

şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu Türk yargı organlarınca kabul

edilmektedir (ilgili kararların bir kısmı için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20,

21; Alparslan Altan [GK], B. No:

2016/15586, 11/1/2018, § 10).

39. FETÖ/PDY; bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzere

farklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurken

diğer taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan bazen de yasal

yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal

alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma niteliğindedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26).

40 Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda

FETÖ/PDY'nindevletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti,

toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve

oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal

gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde

örgütlenen bir terör örgütü olduğunu ve bu örgütün 15 Temmuz 2016 tarihinde

gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğunu kabul

etmişlerdir (Mustafa Baldır, B.

No: 2016/29354, 4/4/2018, § 74).

41. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırım öngörülen suç

tipleri arasında olup (bkz. § 23)isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasında sayılmıştır (Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835,

18/7/2018, § 46)

42. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği, başvurucunun

bağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda ifade edilen

örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen olayların

özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki

gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın

meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili ve

yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, darbe teşebbüsünün

başlamasıyla birlikte doğrudan darbe teşebbüsüyle bağlantılı eylemlere veya

FETÖ/PDY'nin -yargı organları da dâhil olmak üzere- kamu kurumlarındaki

örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi

farklı alanlardaki yapılanmasına ve faaliyetlerine yönelik olarak da

soruşturmalar yapılmış ve bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişi

hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdeki

soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğu

konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 52).

44. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

sonunda başvurucu hakkında suç uydurma, iftira, göreve ilişkin sırrın

açıklanması, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, kamu görevine

ait araç ve gereçleri suçta kullanma, gizli kalması gereken bilgileri açıklama,

yasaklanan bilgileri açıklama, siyasal veya askerî casusluk suçlarından

düzenlenen iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş ve

kovuşturma aşaması başlamıştır (bkz. § 11).

45. Başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen örgütün

özellikleri, bu örgütün yapılanmasının boyutu ve faaliyetlerinin niteliği, bu

türdeki soruşturmaların yürütülmesinin -diğer soruşturmalara göre- zorluğu ve

başvurucunun yargılandığı davada iki mağdur, on üç müşteki ve kırk beş sanığın

bulunması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince en geç otuz günde bir

başvurucunun tutukluluk durumunun değerlendirildiği, düzenli aralıklarla ve en

geç üç ay arayla toplam elli yedi duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda

sanıkların, katılanların ve tanıkların dinlendiği ve sair delillerin toplandığı

görülmektedir. Bu itibarla genel olarak davanın yürütülmesinde derece

mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi yargılamada

özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.

46. Bu bağlamda başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru

nedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması,

soruşturma/kovuşturma sürecinin zor ve karmaşık olması ve soruşturma/kovuşturma

sürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate

alındığında yaklaşık 4 yıl 11 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

47. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki başvurulardan Ömer Köse (B. No: 2017/34237, 23/10/2019,

§ 76) başvurusunda 5 yıl 2 ay 3 günlük tutukluluk süresinin, Yurt Atayün (B. No: 2017/34216, 29/5/2019,

§ 72) başvurusunda ise 4 yıl 10 ay 7 günlük tutukluluk süresinin makul olduğu

sonucuna varmıştır. Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddiaya ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : Metin GÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/17593, 10 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Tutuklamaya İlişkin
  7. B. İlgili Süreç
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/17593
Tarih
10 Mart 2020

İlgili Kararlar

  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2017/37794)
  • Celal Korkut Vata ve Hatice Gelengül Varış Başvurusu (B. No: 2016/4284)
  • Ali Dikici Başvurusu (B. No: 2016/21928)
  • Eskişehir Işık Yapı Denetim Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/31770)
  • Maziyar Razazan Başvurusu (B. No: 2015/19911)
  • Hacı İbrahim Pala ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31345)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.