İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Türk Başvurusu (B. No: 2017/37794)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2017/37794Tarih10 Mart 2020Okuma18 dk · 3.592 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Türk Başvurusu (7)

Karar tarihi
10 Mart 2020
Başvuru Numarası
2017/37794
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.592 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucu tarafından avukatına gönderilmek istenen mektubun sakıncalı bulunarak

muhatabına gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvurucu Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza

İnfaz Kurumu)hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, Avukat R.D.ye beş

sayfadan oluşan bir mektup göndermek istemiştir.

8. Söz konusu mektubun ilk üç sayfasında 4/8/2016 tarihinde Ceza

İnfaz Kurumunda yaşanıldığı iddia edilen olayların anlatıldığı, son iki

sayfasında ise olaya karışan hükümlülerin vasileri ile avukatlarının

isimlerinin yazıldığı görülmüştür.

9. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin

Kurulu) 26/5/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla mektubun

muhatabına gönderilmemesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; mektubun

içeriğinde Ceza İnfaz Kurumunun güvenliği açısından sorun yaratacak, Kurum

personelini hedef gösteren, onları küçük düşürücü yalan yanlış ifadeler olduğu

belirtilmiştir. Ayrıca Ceza İnfaz Kurumu hakkında gerçeği yansıtmayan kurum ve

kuruluşları paniğe sevk edecek beyanların mevcut olduğu ifade edildikten sonra

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkındaki Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 6/4/2006 tarihli ve

26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Tüzük'ün 91. maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayanılarak mektubun

muhatabına gönderilmemesine karar verilmiştir.

10. Anılan karara itiraz eden başvurucu dilekçesinde; avukatına

kapalı zarf içinde göndermek istediği mektup içeriğinin 4/8/2016 tarihinde Ceza

İnfaz Kurumunda yaşanılan olaylarla ilgili dilekçe, bir kısım hukuki belgeler

ile olaydan etkilenen hükümlülerin vasilerinin ve avukatlarının bilgilerinden

oluştuğunu vurgulamıştır. Mektubun muhatabı avukatın anılan tarihte Ceza İnfaz

Kurumunda meydana gelen olaylarla ilgili açılan davada kendilerini temsil edeceğini,

mektup içeriğinin savunmaya yönelik olduğunu ifade eden başvurucu, yargıya

yansıyan olayların gelişimini anlattığı mektuba gerçeği yansıtmayan

gerekçelerle, savunma hakkını engellemek amacıyla el konulduğunu iddia

etmiştir.

11. Ödemiş İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği)başvurucunun

itirazını 20/9/2017 tarihli kararla reddetmiştir. Kararda; mektubun Kurumun

asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren içeriğe

sahip olduğu vurgulanarak mektubun gönderilmemesine ilişkin Disiplin Kurulu

kararının usul ve yasaya uygun olduğu ifade edilmiştir.

12. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı

Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 11/10/2017 tarihli kararla

reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya

uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.

13. Nihai karar 7/10/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 15/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemede; başvurucunun mektubunda anlattığı Ceza İnfaz Kurumunda geçen

olaylarla ilgili hükümlülerin şikâyeti üzerine Ödemiş Cumhuriyet

Başsavcılığının soruşturma yürüttüğü (2016/3507) görülmüştür. Anılan soruşturma

sonucunda bazı görevliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiş olup bazı infaz koruma memurları hakkında ise Basit Yaralama, Görevi Kötüye Kullanma ve Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması

suçlarından iddianame düzenlemiştir. Ödemiş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin

9/10/2017 tarihinde anılan iddianameyi kabul ettiği ve 2017/689 Esas sayılı

yargılamanın derdest olduğu görülmüştür. Öte yandan aynı olay nedeniyle

başvurucunun da aralarında bulunduğu hükümlülerin ceza infaz koruma memurlarını

yaraladıklarına ilişkin yapılan suç duyurusu ile ilgili Ödemiş Cumhuriyet

Başsavcılığınca ayrı bir soruşturma yapılmış ve hükümlüler hakkında yürütülen

2016/3586 sayılı soruşturma neticesinde, 22/9/2017 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar verilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine

dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20). Somut olay bakımından

uygulanan mevzuat ayrıca aşağıda belirtilmiştir.

17. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün

mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı " kenar

başlıklı 68. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükümlü tarafından

resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve

telgraflar denetime tâbi değildir."

18. 5275 sayılı Kanun'un 59.

"Avukat ve Noterle görüşme hakkı" kenar başlıklı 59.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(5) Türk Ceza Kanununun 220 nci

maddesinde ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci

Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanların avukatları ile

görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye

düşürüldüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine, bu

örgütlere emir ve tâlimat verildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya da

şifreli mesajlar iletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi

hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, üç ay

süreyle; görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir,

hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede

hazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği

belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin

tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri

sınırlandırılabilir."

19. 12/10/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Suç İşlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek

amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye

sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması

hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak,

örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte

üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..."

20. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü/Tüzük) "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve

gönderme hakkı" kenar başlıklı 91. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara

veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime

tâbi değildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup,

faks veya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2)

numaralı alt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler

hakkında da 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt

bendinde belirtilen esas ve usuller uygulanır."

21. İnfaz Tüzüğü'nün "Avukatla

görüşme " kenar başlıklı 84. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2)

numaralı alt bendi şöyledir:

"(2) 5237 sayılı Kanunun 220 nci

maddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer

alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisinde avukatın

savunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar fiziki olarak aranabilir.

Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini

tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının

örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge

elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin

kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin

avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz

hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine

veya verilmemesine karar verir. Bu karara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna

göre itiraz edebilirler."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes .... yazışmasına saygı

gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

23.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme

kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve

düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda,

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§

99-105).

24. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan

müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci

olarak söz konusu sınırlandırma meşru bir

amaca dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir toplumda

gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve Diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978, §§

42-55; Campbell/Birleşik Krallık,

B. No: 13590/88, 25/3/1992, § 34).

25. AİHM, mahpuslar ve avukatları arasındaki haberleşmenin,

Sözleşme’nin 8. maddesi altında imtiyazlı olduğunu ve avukat-müvekkil

haberleşmesinin gizliliği ilkesinin gözetilmesini temel kural olarak kabul

etmektedir. AİHM, ceza infaz kurumu makamlarının, bir avukattan mahpusa gelen

mektubun olağan tespit yöntemlerinin açığa çıkaramadığı yasadışı bir içerik

ihtiva ettiğine inanmak için makul sebepleri olduğunda, mektubu sadece

açabileceklerini fakat mektubun okunamayacağını vurgulayarak üye devletlerin

avukat ile mahpus arasındaki haberleşmeyi korumak için mektubun okunmasını

engellemeye yönelik, mahpusun önünde açmak gibi uygun güvenceler sağlamasını

gerektiği belirtilmektedir (Campbell/Birleşik

Krallık, § 48).

26. AİHM bir avukat ile irtibat kurmanın nihayetinde

Sözleşme'nin 8. maddesi gereğince özel bir haktan istifade etmek olduğunun

altını çizmekle birlikte mahpusun avukatına gönderdiği ve avukatından gelen

postalarının okunmasının yalnızca istisnai durumlarda mümkün olduğunu

belirtmektedir. AİHM'e göre bir mahpustan avukatına giden veya ondan gelen bir

mektubun okunmasına, bu ayrıcalıklı iletişimin kötüye kullanıldığına, mektubun

içeriğinin ceza infaz kurumunun güvenliğine bir tehdit oluşturduğuna ya da

başka bir açıdan suç oluşturduğuna ilişkin makul nedenlerin varlığı hâlinde

izin verilebilir. AİHM makul gerekçeler kavramı koşullara bağlı olarak

değişebileceğini kabul etmekle birlikte yansız bir gözlemciyi ayrıcalıklı

iletişim kanalının kötüye kullanıldığına ikna edecek olguları ve bilgileri

içermesi gerektiğini vurgulamaktadır (Campbell/Birleşik

Krallık, § 48; Fazıl Ahmet

Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02,

5/12/2006, §§ 51-52).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli yardım Talebi Yönünden

28. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını ödeyecek

gelirinin olmadığı beyan ederek, adli yardım talebinde bulunmuştur.

29. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; mektubunda 4/8/2016 tarihinde Ceza İnfaz

Kurumunda yaşanılan işkence ve kötü muamele sayılabilecek olaydan etkilenen

hükümlülerle birlikte suç duyurusunda bulunduğunu ve Ödemiş Cumhuriyet

Başsavcılığının soruşturma başlattığını belirtmiştir. Avukatına yargısal

süreçlerde kullanılmak üzere göndermek istediği mektubunda savcılığa yansıyan

olayın detayları ile olaydan etkilenen hükümlülerin bilgilerine yer verdiğini

ancak mektuba mevzuata aykırı bir şekilde el konulduğunu ifade etmiştir.

Mektubun yaşamış olduğu olayla ilgili gerekli itiraz ve başvuruları yapması

için avukata gönderilen bir savunma evrakı olduğu konusunda tereddüt olmamasına

rağmen Ceza İnfaz Kurumunun ve derece mahkemelerinin yasal dayanağı olmayan,

yeterli gerekçe içermeyen kararları ile savunma hakkının kısıtlandığını ayrıca

itirazlarını sunması engellenerek silahların eşitliği ilkesine aykırı

davranıldığını vurgulamıştır. Başvurucu bu nedenlerle adil yargılanma ve özel

hayata saygı hakları ile haberleşme hürriyetininihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde; mektubun alıkonulmasına ilişkin yargı

kararlarında yer alan gerekçelerin yeterli olduğu, kararlardaki tespit ve

sonuçların yasanın uygulanması niteliğinde olduğu; bu anlamda Anayasa'da yer

alan hak ve özgürlükleri ihlâl eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermediği belirtilmiştir. Etkili

savunma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialar yönünden ise somut

başvuruda, başvurucunun hangi yasal yollara başvurmak için mektubunu avukatına

gönderdiği, şikâyetçi olmak için mi hakkında şüpheli sıfatıyla yapılan

işlemlere ilişkin mi avukatına ulaşmak istediğini açıklamadığı, hangi hakkın

nasıl ihlal edildiğine dair özlü somut bilgiler ileri sürmediği; başvurucunun

söz konusu mektubu avukatına ulaştıramamış olması şüphelisi olduğu dosya

bakımından kendisini nasıl dezavantajlı duruma düşürdüğüne dair bir açıklama

yapmadığı vurgulanmıştır. Yürütülen soruşturmada başvurucu hakkında kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmiş olması nedeniyle başvurucunun şikâyetine konu

olan hususun sürecin bütünlüğü içerisinde başvurucunun adil yargılanma hakkını

ihlal etmediği değerlendirilmesine yer verilmiştir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle

haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Ramazan Vural,

B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Kemal

Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 26).

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

34. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenar

başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş

hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;

haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. ...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

35. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 28-34) kararında

hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza

infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel

ilkeler belirtilmiştir. Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale

öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan

mevzuatın ulaşılabilir, yeterince

açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci

olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca

dayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.

36. Disiplin Kurulu, başvurucunun avukatına göndermek istediği

mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek el konulmasına karar vermiştir.

Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme

hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

37. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın,

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç

taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

38. Haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak

yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla

mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak

olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar

getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123,

30/12/2015, § 71).

39. Ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır. Bununla

birlikte hükümlü ve tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun

olarak tutma olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

dışında (İbrahim Uysal, B. No:

2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa’nın koruma alanı kapsamında kalan temel

hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler. Ancak ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suç işlenmesinin önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda düzenin ve güvenliğin teminine

yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda bu haklar

sınırlanabilir. Bu durumda dahi mahkûmların haklarına yönelik yapılacak

sınırlandırmalar temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olma şartlarını taşımalıdır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,

16/4/2015, §§ 50-51).

40. İlgili hukukta belirtilen mevzuat hükümleri (bkz. 14-18)

incelendiğinde; hükümlü tarafından savunması için avukatına gönderilen mektup,

faks ve telgrafların denetime tâbi olmadığı 5275 sayılı Kanun tarafından açıkça

düzenlenerek mahpus ile avukatı arasındaki yazışmaya ayrı bir önem verildiği

görülmüştür. Öte yandan bu kuralın istisnası

5275 sayılı Kanun'un 59. maddesinde ve Tüzük'ün 84. ve 91.

maddelerinde belirtilmiştir. Anılan düzenlemelerden 5237 sayılı Kanun’un 220. maddesi ile ikinci kitap dördüncü

kısım dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlünün, savunması için

avukatına gönderdiği mektup, faks veya telgrafların Kanun'da belirtilen

şartların oluşması halinde infaz hâkimliği tarafından incelenebileceği ve

gönderilere infaz hâkimliğinin kararıyla el konulabileceği anlaşılmaktadır. Bu

durum gözetildiğinde, mahpusun avukatıyla yazışmasının denetlenmesi yönünden

ayrıcalıklı güvenceler öngörüldüğü söylenebilir.

41. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Kemal Yiğit kararında (§ 53) avukata gönderilen mektup, faks

veya telgrafın incelenme yöntemine ilişkin ilkeleri belirlemiştir. Bu bağlamda

5237 sayılı Kanun’un 220. maddesinde,ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatına verdiği

mektupların konusu suç teşkil eden fiiller içerdiğine, infaz kurumunun

güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin olduğu

yani savunmaya ilişkin olmadığı düşünülüyorsa, söz konusu belgelerin savunmaya

ilişkin olup olmadığını değerlendirilmedenfiziki olarak denetlenmesi ve infaz

hâkimliğine yollanması gerekmektedir.İnfaz hâkimliği ise avukata gönderilmek

istenen mektubun savunmaya ilişkin olup olmadığı yönünde bir değerlendirme

yaparak karar vermelidir.

42. Somut olayda başvurucunun Devletin egemenliği altında

bulunan topraklardan bir kısmını ayırmaya çalışmak ve silahlı terör örgütüne

üye olmak suçlarından hükümlü olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, 5237 saylı

Kanun'un 220. maddesi kapsamında kalan suçtan hükümlü olan başvurucunun

avukatına göndermek istediği mektubun savunmaya ilişkin olup olmadığı yönünde

bir incelemeden geçirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yapılacak iş

mektubun savunmaya ilişkin olmadığı düşünülüyorsa, mektubun incelenmek üzere

infaz hâkimliğine gönderilmesi ve infaz hâkimliği tarafından incelenerek bir

karar verilmesinden ibarettir.

43. Başvuru konusu olayda, başvurucunun avukatına mektup

göndermek istediği konusunda bir tereddüt yoktur. Bu duruma rağmen Disiplin

Kurulunun doğrudan inceleme yaparak mektubun sakıncalı olduğundan bahisle

muhatabına gönderilmemesine karar verdiğigörülmüştür. Başvurucunun Ceza İnfaz

Kurumunda yaşandığını iddia ettiği olaylarla ilgili yargısal süreçte ve

savunmasında kullanılmak üzere mektubu avukatına gönderdiği yönündeki açık

itirazına rağmen, İnfaz Hâkimliği ve itiraz mercinin de mektubun savunmaya

ilişkin olup olmadığı yönünde bir inceleme yapmadığı anlaşılmıştır. Bu durum

gözetildiğinde, avukata gönderilen mektubun savunmaya ilişkin olup olmadığı

yönünde inceleme yapma ve karar verme yetkisinin İnfaz Hâkimliğinde olduğu,

ancak somut olayda anılan yetkiye uygun işlem yapılmadığı, dolayısıyla

başvurucunun haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni dayanağının

olmadığı sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

c. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte

ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun

ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal

edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66-67).

50. İncelenen başvuruda haberleşme hürriyetinin yapılan

müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte

derece mahkemeleri de ihlali giderememişlerdir. Bu açıdan ihlal aynı zamanda

mahkeme kararından da kaynaklanmıştır.

51. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ödemiş İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

52. Öte yandan başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence

altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi

sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya takdiren net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

53. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ödemiş

İnfaz Hâkimliğine (E.2017/1243, K.2017/1278) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Murat TÜRK Vekili : Av. Ramazan DEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/37794, 10 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli yardım Talebi Yönünden
  11. B. Haberleşme
  12. B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Kemal
  13. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  15. D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalin
  16. F. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  17. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. H. Kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Adalet
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/37794
Tarih
10 Mart 2020

İlgili Kararlar

  • Celal Korkut Vata ve Hatice Gelengül Varış Başvurusu (B. No: 2016/4284)
  • Ali Dikici Başvurusu (B. No: 2016/21928)
  • Eskişehir Işık Yapı Denetim Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/31770)
  • Maziyar Razazan Başvurusu (B. No: 2015/19911)
  • Hacı İbrahim Pala ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31345)
  • Şenol Coşkun Başvurusu (B. No: 2017/10093)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.