İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Yamalak Başvurusu (B. No: 2013/9450)

1. Başvuru; hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde yaptığı açlık

Başvuru No2013/9450Tarih13 Nisan 2016Okuma22 dk · 4.445 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Metin Yamalak Başvurusu (2)

Karar tarihi
13 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/9450
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.445 kelime·22 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde yaptığı açlık

grevinden dolayı başvurucuya disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade

özgürlüğünün, İnfaz Hâkimliğinde Kürtçe savunma yapma talebinin reddedilmesi

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/12/2013 tarihinde Bolu Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşlerini 11/8/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

20/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 29/8/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuru tarihinde Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

9. Başvurucu 7/11/2012 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu idaresine

verdiği dilekçe ile süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başladığını

bildirmiştir. Dilekçenin içeriği şöyledir:

“Kürt halk lideri sayın Abdullah Öcalan

üzerinde yürütülen tecrit politikasını protesto etmek ve Kürtçe üzerinde

uygulanan yasak ve kısıtlamalara son verilerek eğitim, hukuk, siyaset gibi tüm

kamusal ve sosyal yaşam alanlarında serbest olmasını talep etmek amacıyla

bugünden itibaren süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başlıyorum."

10. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan mahkûm veya tutuklulardan bir

kısmı da (altmış üç kişi) başvurucu gibi dilekçe vererek açlık grevi

başlatmışlardır. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı, başvurucunun da

içinde bulunduğu mahkûm ve tutuklular hakkında açlık grevi yapmaları nedeniyle

disiplin soruşturması başlatmıştır.

11. Disiplin Kurulu Başkanlığı 14/11/2012 tarihli kararı ile

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğince

başvurucunun "3 Ay Süre İle Bazı

Etkinliklere Katılmaktan Alıkoyma Cezası" ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Disiplin soruşturmasında başvurucu Kürtçe

savunma yapmak istediğini belirterek yazılı veya sözlü savunma yapmamıştır.

12. Başvurucu, anılan karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine itiraz

etmiştir. İnfaz Hâkimliğinde 18/9/2013 tarihli duruşmaya başvurucu avukatı

olmadan katılmıştır. Başvurucuya hakları hatırlatıldıktan sonra hakkında

verilen disiplin cezasına ilişkin olarak beyanları Kürtçe bilen bir tercüman

aracılığıyla tespit edilmiştir.

13. Bolu İnfaz Hâkimliği 25/9/2013 tarihli ve E.2013/75,

K.2013/1737 sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Hükümlü iddiası, disiplin kurulu kararı,

karardaki gerekçe ve dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; usul ve

yasaya uygun olduğu değerlendirilen Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığı'nın 14/11/2012 tarih ve

2012/361 Karar sayılı kararına karşı yapılan hükümlüler … ve Metin Yamalak’ın itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.”

14. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin kararına yaptığı itiraz,

Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 6/11/2013 tarihli 2013/1200 değişik iş sayılı

kararı ile reddedilmiştir.

15. Nihai karar başvurucuya 13/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir

16. Başvurucu 2/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 5275 sayılı Kanun'un “Disiplin

cezalarının niteliği ve uygulama koşulları” başlıklı 37. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli

bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,

tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı

davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile

ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.

(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan

kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını

engellemez.”

18. 5275 sayılı Kanun'un “Bazı

Etkinliklere Katılmaktan Alıkoyma” başlıklı 40. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

" (1) Bazı etkinliklere katılmaktan

alıkoyma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar süreyle kurumun kültürel ve

spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma

cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

…

g) Açlık grevi yapmak.”

19. 16/5/2001 tarih ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun “İnfaz Hâkimliklerinin Görevleri"

kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan

disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya

yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.”

20. 4675 sayılı Kanun'un “İnfaz

hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı

6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"…Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında

resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca

ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı

yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını

aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra

kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu,

savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla

birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008

S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun

savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.

…

İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan

hallerde 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu

hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir."

21. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararlarında hükümlü

ve tutukluların disiplin ve cezalandırılmalarına dair kısmı şöyledir:

"Disiplin suçu işlediği öne sürülen

mahpuslar:

a. Kendilerine isnat edilen suçlamaların

mahiyeti hakkında anlayacakları bir dilde ve ayrıntılı olarak

bilgilendirilmelidir;

b. Savunmalarını hazırlayabilmeleri için

yeterli zaman ve imkanlara sahip olmalıdırlar;

c. Savunmalarını bizzat kendilerinin yapmasına

ya da adaletin yararı bunu gerektiriyorsa hukuki bir yardım alarak yapmalarına

izin verilmelidir;

d. Tanık dinlenmesini istemelerine ve onları

dinlemelerine, ya da kendileri adına dinlenmelerine izin verilmelidir;

ve,

e. Soruşturma esnasında kullanılan dili

anlayamıyor veya konuşamıyorsa bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak

yararlanmalıdır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 13/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; hükümlü olarak kaldığı Bolu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda 6/11/2012 tarihinde açlık grevine başladığını,

bu eylemi nedeniyle disiplin cezası aldığını, disiplin kuruluna savunmasını ana

diliyle yapmak istediğini belirttiği hâlde idare tarafından izin verilmediğini,

idarenin tarafsız ve bağımsız olmamasına rağmen disiplin cezası verdiğini,

disiplin cezasına itiraz sürecinde avukat talebinin kabul edilmediğini, bu

nedenle savunma hakkının kısıtlandığını, açlık grevinin kendini ifade etmek

için bir hak olduğunu belirterek Anayasa'nın 25, 26. ve 36. maddelerinde

tanımlanan ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş; ihlalin tespitini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve tazminat

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. İfade Özgürlüğü İhlal

İddiası

24. Başvurucu, görüşlerini ifade etmek için katıldığı açlık

grevi nedeniyle disiplin cezası almasının, ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

25. Anayasa'nın "Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi

şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,

televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine

bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

26. Anayasa'nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar "söz, yazı,

resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiş ve "başka yollar" ifadesiyle her

türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602,

23/1/2014, § 43).

27. İfade özgürlüğü; insanın serbestçe haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin

Aydın, § 40).

28. Anayasa Mahkemesi, var olduğu düşünülen sorunlara ilişkin

demokratik bir çözüm arayışına dikkat çekmek veya benzer nitelikteki demokratik

eylemlere destek olmak amacıyla açlık grevi yapılmasını bir çeşit ifade yöntemi

olarak kabul etmektedir. (Mehmet Ayata,

B. No: 2013/2920, 7/7/2015, § 24). Başvurucu bu ifade yöntemini, kendi beyanına

göre "Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit

uygulaması ve Kürtçenin kamusal alanda serbest kullanımı sorununa"

ilişkin demokratik bir çözüm arayışına dikkat çekmek ve açlık grevi yapan diğer

tutuklu ve hükümlülere destek olmak amacıyla kullanmaktadır.

29. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583,

10/12/2014, § 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü

de (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003;

T./Birleşik Krallık, B. No:

8231/78, 12/10/1983) Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır.

30. Diğer temel hak ve özgürlüklerde olduğu gibi ifade

özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır ve Anayasa'da yer alan temel hak ve

özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Bununla birlikte ifade özgürlüğünün

demokratik toplumlar için önemi gözetildiğinde bu hakka ilişkin sınırlamaların

daha dar yorumlanması ve sınırlamaların gerekli olduğuna dair gerekçenin

inandırıcı ve makul olması gerekir (Yankov/Bulgaristan, § 129). Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında

Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler gözönüne

alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların

denetiminin Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve

Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Fikriye Aytin ve diğerleri,

B. No: 2013/6154, 11/12/2014, § 27).

31. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilir. Ancak bu durumda dahi

hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma, makul ve

ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 23/3/1983, §§ 99-105).

Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğüne yapılacak bir

sınırlamada, cezaevinde suçun önlenmesi, düzenin ve disiplinin sağlanması

açısından idarenin takdir marjı daha geniştir (Kamuran

Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 44).

32. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda, ifade

özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle

müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

a. Müdahalenin

Mevcudiyeti

33. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucu "Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulaması ve

Kürtçenin kamusal alanda serbest kullanımı sorunlarına dikkat çekmek"

amacıyla diğer tutuklu ve hükümlülerin de dâhil olduğu açlık grevine katılması

nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Dolayısıyla bir ifade yöntemi

olarak kabul edilen açlık grevi yapmaktan dolayı verilen disiplin cezasının

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu açıktır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

34. Yukarıda anılan müdahale Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın sözüne

ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyet'in gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

35. 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendinde, öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde "açlık grevi yapmak" eylemine

karşılık gelen disiplin yaptırımının, başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik

müdahalenin kanuni dayanağı olduğunda şüphe bulunmamaktadır.

ii. Meşru Amaç

36. Başvuru konusu olayda, başvurucunun hükümlü olması nedeniyle

belirlenen meşru amaçların cezaevinin kendi koşulları açısından

değerlendirilmesi gerekir. Açlık grevi nedeniyle başvurucuya disiplin cezası

verilmesinin, cezaevi düzeninin ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı

ve bunun da Anayasa'nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninde Gerekli Olma ve Ölçülülük

37. İfade özgürlüğü mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalara

tabi tutulabilir. İfade özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin

güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir.

38. Anayasada belirtilen "demokratik

toplum" kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla

yorumlanmalıdır. "Demokratik

toplum" ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin “demokratik toplum düzeninin gerekleri”

ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça

yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve

açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 5/6/2015, § 65).

39. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren

sınırlamalara yer verilemez. Anayasa'nın, temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla

sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, her

temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve

etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Mehmet Ali Aydın, § 66).

40. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan

sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin

gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka

deyişle öze dokunan sınırlamalar "demokratik

toplum düzeni gerekleri" ve "ölçülülük

ilkesi"ne

evleviyetle aykırı olacağından Anayasa koyucu, temel hak ve özgürlüklerin özüne

dokunan sınırlamalar yönünden "demokratik

toplum düzeni gerekleri" ve "ölçülülük

ilkesi" bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek

görmemiştir (Mehmet Ali Aydın, §

67).

41. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden

gözetilmesi öngörülen "demokratik

toplum düzeninin gerekleri" kavramı, öncelikle ifade özgürlüğü

üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini

göstermelerini gerektirmektedir. "Demokratik

toplum düzeninin gerekleri"nden olma, bir sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını

ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın karşılanması

ya da gidilebilecek en son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın, § 68).

42. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı

Kanun'un sekizinci bölümünde düzenlenmiş, uygulanacak disiplin suç ve

cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları 5275

sayılı Kanun'un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan kurala göre

5275 sayılı Kanun kapsamında bir disiplin suçunun oluşabilmesi için her bir

disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi

yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir.

Buna göre hükümlü hakkında ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi,

güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile

idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları,

kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre

Kanun'da belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6,

K.2013/111, 10/10/2013).

43. 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendinde ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek olan açlık grevi

eyleminin "bazı etkinliklere

katılmaktan alıkoyma" disiplin cezası ile cezalandırılacağı

hüküm altına alınmıştır. Kanun'un 37. maddesi de dikkate alındığında ceza infaz

kurumunda tek başına açlık grevi eylemi yapılması itiraz konusu kuralda yer

alan disiplin suçunun oluşabilmesi için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz

kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın

sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir (AYM,

E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

katıldığı açlık grevinin ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya disiplini

bozacak nitelikte olup olmadığı incelenmelidir (Mehmet Ayata, § 40).

44. Terör örgütü üyesi olmak suçu kapsamında hükümlü olan

başvurucu, diğer ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaptığı

açlık grevine destek olmak amacıyla açlık grevine başlamıştır. Somut olay

değerlendirilirken, başvurucunun terör suçu kapsamında hükümlü olduğu, amacının

PKK terör örgütünün liderinin cezaevi şartlarının değiştirilmesini sağlamak

olduğu ve başka ceza infaz kurumlarında terör suçundan tutulan diğer

mahkûmların da açlık grevi yaptıkları gözetilmelidir. Başvurucunun da açlık

grevine başlaması Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından Ceza İnfaz Kurumunun

düzeni ve güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirilmiş ve düzenin ve

güvenliğin bozulmasını engellemek için başvurucuya disiplin cezası vermiştir.

45. Başvurucuya verilen disiplin cezasının, ceza infaz kurumunda

düzenin ve güvenliğin sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımından

alınması gereken tedbirler kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Bu sebeple

demokratik toplum düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamında

başvurucunun ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ile ceza infaz kurumunda

düzeninin sağlanması şeklindeki kamu yararı arasında makul dengenin kurulmadığı

söylenemez (Benzer yöndeki AİHM bir kararı için bkz. Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.),

B. No: 18139/07, 11/5/2010).

46. Öte yandan verilen disiplin cezası, başvurucunun üç ay süre

ile kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasını

öngörmektedir. Bu bağlamda verilen disiplin cezası, cezaevinde düzenin ve

disiplinin sağlanması amacını gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahale

değildir (Atilla ve diğerleri/Türkiye).

47. Açıklanan nedenlerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkı

İhlal İddiası

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasının bağımsız ve

tarafsız olması mümkün olmayan Ceza İnfaz Kurumu yetkilileri tarafından

verildiğini, savunma alınmadan ceza verildiğini, bu cezanın kaldırılması

talebiyle yaptığı şikâyetin değerlendirilmesi sürecinde, avukatı ile savunma

yapma isteğinin İnfaz Hâkimliği tarafından reddedildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Bakanlık görüşünde, İnfaz Hâkimliği aşamasında tercüman

talebinin karşılandığı, avukat talebinin ise gerekçesi belirtilerek

reddedildiği, başvurucunun Türkçe bilen ve yazılı savunmalarında bunu

belgeleyen bir kişi olduğunu belirtilmiştir.

50. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, avukat

talebinin infaz hâkimliğince kabul edilmediğini, Bakanlık görüşlerinin Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uygun olmadığını vurgulamış ve

iddialarını tekrarlamıştır.

51. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

52. Sözleşme'nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi

şöyledir:

"3. Bir suç ile itham edilen herkes

aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

…

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir

müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî

olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde,

resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;”

53. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme'nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasanın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

54. Mahkûmlara uygulanan disiplin yaptırımlarına karşı, 4675

sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince İnfaz Hâkimliğine şikâyet hususu kabul

edilmiştir. Bu çerçevede disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine İnfaz

Hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer

delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya

tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla

avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. Dolayısıyla hükümlü

veya tutuklulara cezaevi disiplin kurulu tarafından verildikten sonra

uygulanacak disiplin yaptırımlarına ilişkin olarak İnfaz Hâkimliğine yapılacak

bir şikâyet ile yargı yolu sağlanmıştır (Gülmez/Türkiye,

B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 29).

55. Öncelikle disiplin soruşturmasının Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddesi çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin

belirlenmesi gerekmektedir. Bu hususta AİHM kural olarak disiplin

soruşturmalarının Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini

kabul etmektedir. Ancak bu kuralın istisnası olarak ”suç isnadının” özerk yorumu bağlamında disiplin suçlamasının “suç” alanında kalması da mümkündür. AİHM,

adil yargılanma hakkının kapsamını belirlerken keyfî işlemlere karşı etkin bir

koruma sağlanabilmesi için görünüme ilişkin değil esasa yönelik bir

değerlendirme yapmaktadır (Giyasettin Aydın, B. No: 2013/1852, 25/3/2015, §

28).

56. AİHM; bir disiplin soruşturmasının, Sözleşme’nin 6.

maddesinin birinci fıkrası uyarınca “suç

isnadı” başlığı kapsamında kalıp kalmadığını belirlemek amacıyla

bazı kriterler belirlemiştir. Bu kapsamda öncelikle eylemin iç hukuktaki

nitelenmesi dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte disiplin suçunun ve bu suç

için öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığı da gözetilmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71...,

8/6/1976, § 81; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık,

B. No: 7819/77..., 28/6/1984, § 67).

57. Somut olayda başvurucunun cezaevinde gerçekleştirdiği

eylemlerine ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un disiplin hükümleri çerçevesinde

disiplin kurulu tarafından ceza verilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun eylemleri

disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir.

58. AİHM, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu

doğuracak cezaların kural olarak “suç”

alanında değerlendirilmesini öngörmüştür (Engel

ve diğerleri/Hollanda, § 82). Ancak somut olayda başvurucunun,

özgürlüğünden yoksun kalması daha önce hakkında verilen mahkûmiyet kararının

sonucu olup disiplin cezasının başvurucunun kişi özgürlüğünü kısıtlaması söz

konusu değildir. Dolayısıyla başvurucunun aldığı cezanın niteliğinin, disiplin

cezasının niteliğini aştığı söylenemez. Disiplin cezasının ağırlığı konusunda

başvurucunun “3 ay süre ile bazı

etkinliklere katılmaktan alıkoyma” disiplin cezası ile

cezalandırıldığı gözetildiğinde “suç”

alanı kapsamında kalacak ağırlıkta bir cezaya maruz bırakıldığı da söylenemez.

Sonuç olarak başvurucunun iddiaları Sözleşme’nin 6. maddesinde belirtilen “suç isnadı” bağlamında değerlendirilmesi

mümkün değildir (Giyasettin Aydın, § 31).

59. Başvurucunun, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma

cezasının infazı ile kurumun kültürel ve sportif etkinliklerinden yoksun

bırakılması sonucu ortaya çıkacağından disiplin cezasının kişisel hak ve bu

bağlamda "medeni" hak

niteliğinde olduğu kabul edilmelidir (Gülmez/Türkiye,

§ 25; Ganci/İtalya, B. No. 41576/98, 30/10/2003, §

25; Enea/İtalya [BD], B. No: 74912, 17/9/2009, §§

105-107). Dolayısıyla başvurucunun disiplin cezasına çarptırılmasından dolayı

yaptığı şikâyetin infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin "medeni hak" kapsamında

kaldığının ve dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesi ile Sözleşme'nin 6.

maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesi

gerekir.

60. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında hükümlü olan başvurucu

hakkında verilen disiplin cezasına karşı yaptığı itirazın değerlendirilmesinde

Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığından ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

görülmediğinden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

61. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler Cihan Yeşil (B. No: 2013/8635) bireysel

başvuru kararında ortaya konulmuştur. Mevcut başvurunun incelenmesinde, sözü

geçen kararda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yön

bulunmamaktadır.

62. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "suç isnadına" ve "medeni hak ve yükümlülüklere"

ilişkin dava türlerinin her birine uygulanabileceğinde herhangi bir tereddüt

bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin

olarak yukarıda yapılan değerlendirmede başvurucunun iddialarının Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "medeni

hak ve yükümlülükler" yönü kapsamında kaldığı

değerlendirilmiştir. Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan

haklar madde metninde de belirtildiği üzere münhasıran suç isnadı altında

bulunan kişilere tanınmış usule ilişkin haklardır. Bu hakların Sözleşme'nin 6.

maddenin (1) numaralı fıkrasında belirtilen "medeni

hak ve yükümlülükler" ile ilgili "uyuşmazlıklar" için uygulanıp uygulanamayacağının

belirlenmesi gerekmektedir (Cihan Yeşil,

§ 42).

63. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

belirtilen "medeni hak ve

yükümlülükler" ile ilgili uyuşmazlıklarda "hakkaniyete uygun yargılanma"

kavramına uygun düştüğü ölçüde maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasında belirtilen

suç isnadı altındaki kişilere tanınan usule ilişkin hakların da güvence altına

alındığını kabul etmektedir (Dombo Beheer B.V./Hollanda, B. No: 14448/88,

27/10/1993, §§ 31-33; Albert ve Le Compte/Belçika, B. No: 7299/75, 7496/76,

10/2/1983, §§ 39-41). Bu bağlamda AİHM, "suç

isnadına" maruz kalmış kişilere uygulanacak 6. madenin (2) ve

(3) numaralı fıkrası hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde "kıyasen" (mutatis

mutandis) disiplin soruşturmaları için de

uygulanabilir olduğunu kabul etmiştir (Albert

ve Le Compte/Belçika, § 39).

64. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında yer alan "hakkaniyete

uygun yargılama" kavramının, aynı maddenin (3) numaralı

fıkrasında yer alan "suç isnat edilmiş kişi"nin

asgari haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul etmiştir (Erol Aydeğer, B.

No: 2013/4784, 7/3/2014, § 34). Bununla birlikte Mahkeme, Anayasa'nın 38.

maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin

cezalarının da bu maddede öngörülen ilkelere tâbi olduğunu belirtmiştir (AYM,

E.2010/28, K.2011/139, 20/10/2011). Böylelikle Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin

6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen masumiyet karinesinin disiplin

suçları için de uygulanabileceğini öngörmüştür (Cihan Yeşil, § 44).

65. Öte yandan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye

Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye

Kararlarında da hükümlülere uygulanacak disiplin cezaları bakımından

Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen usule ilişkin

hakların “adaletin yararı gerektirdiği

ölçüde” tanınması tavsiye edilmiştir.

66. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, somut olayda

başvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı itirazlarda uygun düştüğü ölçüde "kıyasen" Sözleşme'nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinin tanıdığı usule ilişkin

güvencelere sahip olduğu kabul edilmesi gerekir.

67. AİHM "hakkaniyete

uygun yargılama" kavramından hareket ederek adil yargılamanın

gereklerini saptamıştır. Bu gereklerden en önemlisi Anayasa'nın 36. maddesinde

de açıkça ifade edilmiş olan "savunma hakkı"dır.

Ceza yargılamasındaki savunma haklarının güvence altına alınması demokratik

toplumun temel bir ilkesidir. Bu sebeple AİHM'e göre

hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için yargılamanın

yürütülmesi sırasında alınan önlemlerin, savunma hakkının yeterince ve tam

olarak kullanılması ile uyumlu olması ve bu hakların teorik ve soyut değil,

etkili ve pratik olacak şekilde yorumlanması gerekmektedir (Cihan Yeşil, § 48).

68. Suç isnadı altındaki kişinin müdafi yardımından yararlanma

hakkının, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında korunan bir hak olduğu kuşkusuzdur

(AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013). Bu hak gereğince sanığa talebi hâlinde müdafii tayin edilmesi gerekmektedir.

69. Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c)

bendinde hakkında bir suç isnadında bulunulan kişi, kendisini bizzat savunma

hakkına sahip olduğu gibi bir müdafi yardımıyla savunma hakkına da sahiptir.

Ceza yargılaması temelinde savunma hakkının ve bu bağlamda Sözleşme'nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinin "hakkaniyete uygun yargılanma" kavramına uygun

düştüğü ölçüde disiplin suçlarına kıyasen uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu

bağlamda yukarıdaki paragraflarda ceza yargılaması temelinde belirlenen

ilkelerin uygun düştüğü ve adaletin gerektirdiği ölçüde başvurucunun iddiaları

açısından değerlendirilmesi mümkündür (Cihan

Yeşil, § 52).

70. Somut olayda başvurucunun, vekil ile temsil edilmesi için

mevzuatta herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Nitekim İnfaz Hakimliği de

yasal zorunluluk bulunmamasını gerekçe göstererek müdafi talebini reddetmiştir.

Başvurucu, kendisinin vekilinin olmadığını ve savunmasını atanacak vekille

birlikte yapacağını belirtmiştir.

71. 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

eklenen cümleye göre disiplin cezasına karşı yapılan şikâyeti inceleyen İnfaz

Hâkiminin, müdafisi hazır olan ve vekaletnamesini ibraz eden avukatı ile

birlikte veya avukat aracılığı ile hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan

ve talep edilen delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir.

72. Başvuru konusu olayda Bolu İnfaz Hâkimliği, başvurucunun

savunmasını tercüman huzurunda fakat müdafi talebini kabul etmeyerek almış ve

değerlendirmesini yaparak şikâyetin reddine karar vermiştir. Şikâyet incelemesi

tercüman temini için dört celse ertelenmiş ise de 4675 sayılı Kanun hükümleri

çerçevesinde ilk derece ara kararı ile müdafii talebi

reddedilerek başvurucuya kendi avukatını temin etme fırsatı tanınmamış ve bu

aşamadan sonra da başvurucu, kendi avukatını temin ederek hazır bulundurmamıştır.

73. Şikâyet konusu olayın niteliği itibarıyla isnat edilen

suçlamanın anlaşılması, savunma hazırlamak için ilgilisine yeterli süre ve

imkân verilmesi, tercüman imkânı sağlanması veya tanık ve benzeri delillerin

araştırılması gibi hususlarda eksiklik veya özensizlik bulunmamaktadır. Buna

benzer disiplin suçu olaylarında müdafi yardımından yararlandırılma, bir

zorunluluk olarak kabul edilmemiş "adaletin

yerine gelmesi için gerekli olma" şeklinde formüle edilen bir

şarta bağlanmıştır. Bu kapsamda değerlendirme yapılırken itiraza konu Ceza

İnfaz Kurumu disiplin işleminin, toplu açlık grevine katılma eyleminden

kaynaklandığı, savunma hazırlamak için teknik veya hukuki bilgi gerektirecek

karmaşık olaylar bulunmadığı ve infaz hakimliği şikâyet değerlendirme sürecinin

basit usul kuralları ile yürütüldüğü dikkate alınmalıdır.

74. Yukarıdaki tespitler çerçevesinde İnfaz Hâkimliğinin,

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca başvurucunun kendisini savunması için gerekli

olan kolaylıkları sağlamadığını söylemek mümkün değildir. Ayrıca disiplin

soruşturmasına konu olayın delil toplama ve araştırma gerektirecek

karmaşıklıkta olmaması, eyleme verilen disiplin cezasının nitelikli olmaması ve

itiraz inceleme sürecinin basit usul kuralları ile yürütülmesi nedeniyle müdafi

yardımının, adaletin yerine gelmesi için zorunlu bir durum olmadığını somut

olay itibariyle ortaya koymaktadır.

75. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında

güvence altına alınan savunma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.

İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında savunma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Başvurucunun

adli yardım talebinin kabulü ile muaf tutulan yargılama giderlerinin

tahsilinin, başvurucunun mağduriyetine neden olacağı anlaşılmakla 12/1/2011

tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca

başvurucunun yargılama giderlerini ödemeden tamamen MUAF TUTULMASINA

13/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Metin

YAMALAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9450, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Başvurucunun
  13. Necipoğlu
  14. Yazıcıoğlu
  15. Yamalak
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9450
Tarih
13 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Kenan Baz Başvurusu (B. No: 2013/4986)
  • Erkan Akış ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6133)
  • Döndü Demir Başvurusu (B. No: 2013/4193)
  • Hatice Acar Başvurusu (B. No: 2013/9484)
  • Mehmet Çamak Başvurusu (B. No: 2013/9513)
  • İlker Erdoğan Başvurusu (B. No: 2013/316)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.