İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mevlüde Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/10159)

1. Başvuru, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar

Başvuru No2014/10159Tarih30 Haziran 2016Okuma13 dk · 2.661 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mevlüde Kılıç Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/10159
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.661 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar

verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, karar düzeltme

aşamasında dosyaya sunulan ve karşı tarafa tebliğ edilmeyen belgeye dayanılarak

bozulan kararın onanmasına karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, davalının sahibi olduğu Hastanede bir diğer davalı

hekim tarafından 31/1/2009 tarihinde miyop rahatsızlığı nedeniyle ameliyat

edilmiştir. Başvurucu, ameliyat sonrası gelişen komplikasyon ve bir hastalık

nedeniyle hekimin aydınlatma ve adam istihdam edenin sorumluluğu hükümlerine

göre Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 13/1/2011 tarihinde maddi ve manevi

tazminat davası açmıştır.

6. Davalıların talebi üzerine dava, bir sigorta şirketine ihbar

edilmiştir. Davalılar hastanın aydınlatılmış rızası ile ameliyat edildiğini,

ameliyat sonrası oluşan durumun kendi kusurlarından kaynaklanmadığını, illiyet

bağının bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.

7. Mahkeme 14/7/2011 tarihinde Ankara, Gazi ve Hacettepe

Üniversitelerinden isimleri bildirilecek ve birer kişiyle oluşturulacak üç

kişilik bilirkişi heyetinden olay kapsamında kusur, maluliyet oranı, iş ve

güçten kalma hususlarında rapor alınmasına karar vermiştir. Bunun yanında

taraflara delilleri ibraz ettirilmiş, davacıya ilişkin davalı Hastanede bulunan

tahlil, muayeneve tetkiklere ilişkin evraklar celp

edilmiştir.

8. Bir sonraki duruşmada alanında uzman profesörlerin

hazırladığı 10/8/2011 tarihlibilirkişi raporu

başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucuya bilirkişi raporlarına karşı beyanlarını

sunmak için iki haftalık kesin süre verilmiştir.

9. Bilirkişi raporunda özetle davalı doktorun gerek ameliyat endikasyonları gerekse uygulama tekniği açısından herhangi

bir kusurunun bulunmadığı, beklenmeyen bir komplikasyon neticesi şikâyetlerin

ortaya çıktığı, 31/1/2009 tarihli onam formunda operasyon sonrasında ortaya

çıkabilecek her türlü komplikasyonu kabul ettiği ve hastanın bu konuda

bilgilendirildiği belirtilmiştir.

10. Başvurucu 3/11/2011 tarihli dilekçesi ile özetle bilirkişi

raporunu kabul etmediğini, raporun eksik olduğu, lazerle göz tedavisinde uzman

doktorlardan yeniden rapor alınması gerektiğini, hastanın yeteri kadar

bilgilendirilmediğini ve yanlış bilgilendirildiğini ileri sürmüştür.

11. Mahkeme bilirkişi heyetinin hazırladığı raporu karar vermeye

yeterli görerek başvurucunun başka bir heyetten rapor alınması yönündeki

talebinin reddine karar vermiş ve yargılama sonunda davayı 27/11/2011 tarihli

ve E.2011/15, K.2011/315 sayılı kararla reddetmiştir.Gerekçenin

ilgili kısmı şu şekildedir:

"Mahkememizdeki ihtilaf

konusu davalı hastanedediğer davalı Doktor ...

tarafından davacıya uygulanan ameliyat ve tedavi safahatında tıbbi literatüre

aykırı, kusurlu yöntemlerin uygulanıp uygulanmadığı hususunda toplanmaktadır.

Bu bağlamda davacıya ilişkin tüm tedavi,

tetkik, tahlilevrakları dosyaya kazandırılmış,

kusurun bulunup bulunmadığı hususunda akademik kariyere haiz resen seçilen

bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmıştır. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim

olunan raporda; davacının 17.01.2009 tarihindeki ameliyat öncesi muayene

bulgularında ameliyattan sonra ortaya çıkan keratokonus

hastalığının ön bulgusu olabilecek herhangi bir bulgunun tespit edilemediği,

ameliyatın yapılmamasını gerektirecek bir bulgunun bulunmadığı, 31.01.2009

tarihinde her iki göze yapılan müdahalelerden sonraki aylarda keratokonus hastalığının ortaya çıktığının belirlendiği,

davalıda ortaya çıkan bu komplikasyonun davalı doktorun bilgi ve beceri

eksikliği nedeniyle ortaya çıkmadığı, göz litaratüründe

tüm hassas değerlendirmelere rağmen Lasik uygulaması

sonrası keratokonus oluşumuna rastlanıldığı, ortaya

çıkan komplikasyonun sağ gözde gözlük düzelmesi ileyüzde

doksan, sol gözde yüzde kırka çıktığı ve kontak lens uygulamasıyla daha da

artabileceği, davalı doktor ... tarafından yapılan müdahale sonrası beklenmeyen

bir komplikasyon neticesinde şikayetlerinin ortaya çıktığı, ancak davalı

doktorun gerek ameliyat endikasyonları gerekse

uygulama tekniği açsından kusurunun bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

Göz Hastalıkları alanında Akademik kariyere haiz bilirkişi kurulu tarafından

tanzim olunan rapor mahkememizce de benimsenmiştir.

Ayrıca davacının 31.01.2009 tarihli

"Hastanın hasta hakları kapsamındabilgilendirildiğine

dair beyanı" başlıklı belgede; operasyon sonrasında ortaya çıkabilecek

komplikasyonu kabul ettiği ve bu konuda bilgilendirildiğini beyan etmiştir.

Davacının bilgilendirilme formu yasal olarak

düzenlenmesi gereken standart bir belge olup tek başınahatalı

veya kusurlu ameliyattan davalıların sorumluluğunu engellemez. Bu bağlamda

bilgilendirme formundan ziyade ameliyatın kusurlu ve hatalı olup olmadığı

önemlidir. Yukarıda da belirtildiği üzere; Mahkememizce alınan bilirkişi kurulu

raporundaki açıklamalar ışığında davacıya yapılan operasyonda davalı doktorun

kusur, hata, bilgi eksikliği bulunmadığı, davacıda görme kaybının hassas

değerlendirmelere rağmen ameliyat sonrası oluşabilecek nitelikte olduğu

anlaşıldığı ve kabul edildiğinden yerinde görülmeyen davanın reddine karar

vermek gerekmiştir."

12. Başvurucunun kararı temyiz etmesi üzerine davalılar temyiz

dilekçesine cevap vermiştir. Bu kapsamda davalılar operasyon öncesi hastanın muvafakatının olduğunu vurgulamışlardır.

13. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 13/6/2013 tarihli ve 2013/14354,

K.2013/16113 sayılı kararla bozma kararı vermiştir. Bozma gerekçesinin ilgili

kısmı şu şekildedir:

"Davalının ameliyat öncesi muhtemelen

hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında hastasını bilgilendirmesi BK.md.357.maddesine göre bir zorunluluktur. Mahkemenin de

kabulünde olduğu gibi, dosyaya ibraz edilen onam formu matbu olup,davalı tarafın, davacıyı bu

konuda bilgilendirdiği ve gerekçeli açıklamaları yaparak uyardığı hususu ve

davacının yeterli derecede aydınlatılıp aydınlatılmadığı, operasyonun kopmlikasyonlarının bilinmesi halinde dahi bu operasyona

davacının rıza gösterip göstermeyeceği konuları dosya içeriği ile

anlaşılamamaktadır. O halde bu konudaki davalı delillerinin toplanarak sonucuna

göre bir karar verilmesi gerekirkeneksik inceleme ile

hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir."

14. Davalılar bunun üzerine süresi içinde bozma kararına karşı

karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Karar düzeltme istemi aynı Daire

tarafından kabul edilmiş ve hüküm onanmıştır. Onama gerekçesinin ilgili kısmı

şu şekildedir:

"... Aydınlatılmış onamda ise ispat

külfeti hekim yada hastanededir.

Davalı tarafından ibraz edilen 31.1.2009

tarihli Hasta Bilgilendirme Formu aslında işlemin tıbbi sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının

anlatıldığı ve davacının bu işleme rıza gösterdiği yazılı olup, bu rızanın az

yukarıda vurgulandığı üzere aydınlatılmış rıza olduğu açıktır. Anılan belgede

önerilen tedavi yönteminin başarı şansı ve süresi, bu yöntemin hastanın sağlığı

için taşıdığı riskler, tıbbi sonuçları ve olası komplikasyonları konularında da

açıklama bulunmaktadır. Yukarıda izah edilen açıklamalar ışığında Somut olaya

bakılacak olursa; davacının, davalı doktor tarafından diğer davalıya ait

hastanede 31.1.2009 tarihinde miyop rahatsızlığı nedeniyle lazer yöntemi ile

ameliyat edildiği ve sonrasında oluşan görme kusuru nedeni ile eldeki davanın

açıldığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda; her iki

göze yapılan lasik uygulamasının sonrasında keratokonus hastalığının ortaya çıktığı, lasik uygulaması sonrası ortaya çıkan bu durumun

komplikasyon olduğu, ortaya çıkan komplikasyon ile sağ gözde gözlük düzelmesi

ile %90, sol gözde %40 çıktığı, davalıların gerek ameliyat endikasyonları

gerekse uygulama tekniği açısından kusurunun bulunmadığı, yapılan ameliyatın

tıp bilimine uygun olduğu doktorun özensiz bir davranışı bulunmadığı mütalaa

edilmiştir. Hal böyle olunca, davacıya yapılan ameliyatın kusurlu ve hatalı

olmadığı, davacıda oluşan görme kaybının ameliyat sonrası oluşabilecek

nitelikte olduğu, davalının davacıyı ameliyat öncesinde yapılacak operasyonla

ilgili ortaya çıkabilecek komplikasyonlarla ilgili olarak bilgilendirildiği tüm

dosya kapsamından anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine yönelik verilen

kararın zuhulen bozulduğu anlaşılmış olmakla

davalının karar düzeltme talebinin kabulüne ve Dairemizin 13.06.2013 gün,

2013/14354 esas, 2013/16113 karar sayılı Bozma ilamının kaldırılarak, kararın

yukarıda açıklanan nedenlerle Onanmasınakarar verilmelidir."

15. Söz konusu karar, başvurucuya 28/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 25/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun

357. maddesi şu şekildedir:

"Mütaahhit,

imal ettiği şeyde kullandığı malzemenin iyi cinsten olmamasından dolayı iş

sahibine karşı mesul ve bu hususta bayi gibi mütekeffildir.

Malzeme işsahibi

tarafından verilmişise, müteahhit, onları layik olan bütün ihtimam ile kullanmak ve bundan dolayı

hesap vermek ve artanı iade etmeklemükelleftir.

İş devam ettiği sırada, işsahibinin,

verdiği malzemenin veya gösterdiği arsanın kusurlu olduğu anlaşılır yahut

imalatın noktası noktasına muntazaman icrasını tehlikeye koyacak diğer bir hal

hadis olursa mütaahhit, işsahibini

bundan derhal haberdar etmeğe mecbur aksi takdirde bunların neticelerini

tahammül etmekle mükelleftir."

18. 2/1/2011

tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 451. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe

girer."

19. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,

26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086

sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama

tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı

Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü

madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine

görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086

sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 433. maddesi şu şekildedir:

"Temyiz dilekçesi, hükmü veren mahkeme

aracılığı ile karşı tarafa tebliğ olunur. Tebliğ tarihi temyiz dilekçesinin

dosyada kalan aslına işaret edilir.

Karşı taraf, tebliğ gününden başlayarak on gün

içinde cevap dilekçesini, hükmü veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek

üzere başka bir mahkemeye verebilir. Cevap veren, hükmü süresinde temyiz

etmemiş olsa bile, cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek

temyiz isteğinde de bulunabilir.

Hükmü veren mahkeme, cevap verildikten veya

bunun için belli süre geçtikten sonra, dosyayı dizi listesine bağlı olarak Yargıtayın görevli dairesine gönderir."

21. 1086 sayılı Kanun'un 442. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şu şekildedir:

"Aynı ilam aleyhine bir defadan ziyade

tashihi karar talebi mesmu olmadığı gibi tashihi

karar arzuhalinin reddine veya kabuliyle kararı

sabıkın tadiline dair sudur eden hükümlere karşı dahi tashihi karar caiz

değildir.

Şu kadar ki iki taraftan biri tashihi karar

ettiği halde arzuhal suretinin tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde

diğer taraf gerek mahsusen ita edeceği arzuhalde ve gerek asıl arzuhale cevaben

vereceği layihada itirazatını beyan ile tashihi karar

talep edilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 30/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, davalı tarafın karar düzeltme aşamasında

dosyasına ibraz ettiği 31/1/2009 tarihli hasta bilgilendirme formunun Yargıtay

tarafından hükme esas alındığını, bu evrakın öncesinde dosyasında olmadığını,

bilirkişi raporunun eksik ve yanlış olduğunu, kendisinin muayene edildikten

sonra bilirkişi raporunun düzenlenmesi gerektiğini, karar düzeltme aşamasında

ve süresinden sonra sunulan belgenin kendisine tebliğ de edilmediğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden

yargılama talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Başvurucunun, karar düzeltme aşamasında dosyaya sunulan ve

hükme alınan bir belge vasıtasıyla hükmün onandığı iddiası ile bilirkişi

raporunun eksik ve yetersiz olduğuna ilişkin şikâyetleri bulunmaktadır. Bu

kapsamda başvurucunun şikâyetleri iki ayrı başlık altında değerlendirilecektir.

1. Bilirkişi Raporunun Eksik ve Yetersiz

Olduğuna İlişkin İddia

25. Başvurucu, dava konusunun yapısı ve niteliği gereği çok

detaylı ve kapsamlı olması sebebiyle bizzat başvurucunun muayene edilerek

bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun yanlış

olduğunu, lazerle göz tedavisinde uzman ayrı bir bilirkişi raporunun alınması

gerektiğini ileri sürmüştür.

26. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık keyfîlik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme

yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa

Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Anayasa Mahkemesinin görevi, başvuru

konusunun yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara, tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın

bütünü kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27; benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya,

B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken

husus, tarafların tanık ve bilirkişi incelemesi de dâhil dermeyan ettikleri

delillerin değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi hâlinde yargılama

makamınca bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Vidal/Belçika, B. No: 12351/86, 22/04/1992, § 34; Tamminen/Finlandiya, B. No: 40847/98, 15/06/2004,

§§ 40-42).

28. Somut olayda başvurucunun alanında uzman üç profesörün hazırladığıbilirkişi raporuna karşı itirazı, hükme esas

almaya yeterli görülerek reddedilmiş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen

hususlar karar düzeltme isteminin kabul edilmesi sonucunda reddedilerek hüküm

onanmıştır.

29. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

30. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Mahkeme tarafından dinlenmediğine

veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

31. Açıklanan nedenlerle kanun yolu şikâyeti niteliğinde olan

başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu 31/1/2009 tarihli hasta bilgilendirme formuna

dayanılarak hükmün onandığını, sonradan karar düzeltme aşamasında dosyaya

sunulan hasta bilgilendirme formunun dikkate alınmasının ve bu belgeye

dayanarak kararın onanmasının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtayın

kendi bozma kararı ile çelişki içine girdiğini ileri sürmüştür.

33. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamında

silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

35. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

36. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı

tarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan

olumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildir. Taraflardan birine tanınan,

diğerine tanınmayan avantajın fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil

bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılabilir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 27).

37. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dahil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme

noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin

dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında

değerlendirilmesi gerekir. (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Ltd. Şti., § 37).

38. Somut olayda başvurucu 31/1/2009 tarihli hasta bilgilendirme

formunun yargılama sırasında delil olarak gösterilmediğini, yargılama sırasında

başka bir bilgilendirme formunun dosyaya sunulduğunu, Yargıtayın

temyiz incelemesi devam ederken sunulan belgenin davalıların karar düzeltme

istemi sırasında hükme esas alındığını ileri sürmüştür.

39. Yargılama sırasında Mahkeme taraflara delillerini ibraz

ettirmiş, başvurucunun iktisadi ve sosyal durumunu araştırmış,başvurucuya ilişkin davalı hastanede

bulunan tahlil, muayeneve tetkiklere ilişkin evraklar

celp olunmuş; dosya üzerinde resen seçilen bilirkişi heyetine inceleme

yaptırılarak 10/8/2011 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu alınmıştır.

40. Yargılama sonunda dava reddedilmiş ve bilirkişi raporu hükme

esas alınmıştır. Bilirkişi raporunda başvurucunun şikâyet ettiği belgeye işaret

edilmesi, ilgili tüm evrakların celp edilmesinden sonra Mahkemenin bilirkişi

raporundaki hükmü esas alması ve gerekçede 31/1/2009 tarihli hasta

bilgilendirme formundan açık bir şekilde bahsedilmesi dikkate alındığında

ilgili belgenin dosyada bulunduğu açıktır. Yine dava kendisine ihbar olunan

sigorta şirketi açık bir şekilde temyiz dilekçesine cevap verirken bu belgeden

bahsetmiştir. Ayrıca davalı özel hastane sahibi Şirket karar düzeltme isteminde

bulunurken yine başvurucunun imzasının havi olduğu hasta bilgilendirme formunun

dikkate alınmasını gerekçeli bir şekilde belirtmiştir.

41. Dolayısıyla başvurucunun 31/1/2009 tarihli hasta

bilgilendirme formunun sonradan dosyaya ibraz edildiği ve ilk defa karar

düzeltme aşamasında dikkate alındığı iddiaları yönünden açık bir ihlal

saptanmadığından başvurucunun bu yöndeki iddiasının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Mevlüde KILIÇ Vekili : Av. Ekrem KILIÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10159, 30 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10159
Tarih
30 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Muharrem Baş Başvurusu (B. No: 2014/5391)
  • Ercan Din Başvurusu (B. No: 2014/94)
  • Ömer Kara Başvurusu (B. No: 2014/5004)
  • Cem Kağnıcıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/1951)
  • Vefa Serdar Başvurusu (B. No: 2014/4217)
  • Asil Öztürk İnşaat Emlak Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/1831)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.