İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Daş Başvurusu (B. No: 2013/3063)

1. Başvurucu, nakdi tazminat farkının ödenmemesine ilişkin

Başvuru No2013/3063Tarih26 Haziran 2014Okuma18 dk · 3.507 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Daş Başvurusu

Karar tarihi
26 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/3063
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.507 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, nakdi tazminat farkının ödenmemesine ilişkin

işlemin iptali talebiyle açtığı davada yargı harçlarını ödemek zorunda

kaldığını, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin ölçülü olmadığını, hak arama

hürriyetinin engellediğini belirterek, Anayasa’nın 2. ve 36. maddesinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmekte, maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmaktadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 10/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 21/11/2013 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 20/1/2014 tarihinde yapılan toplantıda

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Bakanlık, yazılı görüşünü 17/2/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 24/2/2014 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren dilekçesini

27/2/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Hakkari Jandarma Özel

Harekat Tabur Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken

12/9/2010 tarihinde meydana gelen terör saldırısında 158 gün iş ve gücünden

kalacak şekilde yaralanmıştır.

9. Başvurucuya 3/11/1980 tarih ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat

ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca 11.771,20 TL nakdi

tazminat ödenmiştir.

10. Başvurucunun Gülhane Askeri Tıp Akademisinde yapılan

muayenesi sonucu düzenlenen 21/11/2011 tarihli rapor ile Türk Silahlı

Kuvvetlerinde görev yapamayacağına karar verilmiş, vazife malulü olarak

emekliye sevk edilmiştir.

11. Başvurucu 20/4/2012 tarihinde İçişleri Bakanlığından ek

nakdi tazminat talebinde bulunmuş, talebine 60 gün içinde herhangi bir cevap

verilmemiş ve bu süre içinde ek tazminat ödemesi yapılmamıştır.

12. Başvurucu tarafından nakdi tazminat farkının ödenmemesine

ilişkin zımni ret işleminin iptali istemiyle 22/6/2012 tarihinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi (AYİM) Üçüncü Dairesinde dava açılmıştır.

13. Diğer taraftan Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat

Komisyonu 4/6/2012 tarihli kararı ile başvurucuya ek nakdi tazminat verilmesi

yönünde karar almış, bu kararı başvurucuya tebliğ etmemiş, karar üzerine

29/6/2012 tarihinde ödeme emri belgesi düzenlenmiş ve davanın açıldığı tarihten

sonra tazminat ödemesi yapılmıştır.

14. AYİM Üçüncü Dairesi 22/11/2012 tarih ve E.2012/1764,

K.2012/2295 sayılı kararı ile davayı reddetmiş, posta gideri ile 53,55 TL yargı

harçlarını başvurucu üzerine bırakmış ve 1.200 TL vekalet ücretinin

başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar vermiştir. Kararın

ilgili kısımları şöyledir:

“…

Dava konusu edilen uyuşmazlıkta davacı

vekilinin ek nakdi tazminat ödenmesi istemi üzerine zımni ret süresi içerisinde

istem doğrultusunda ve Nakdi Tazminat Komisyonunun 04.06.2012 tarihli kararı

ile idari işlem tesis edilmiştir. Davanın açıldığı tarih itibariyle davalı

idarenin açık ya da zımni bir red işlemi

bulunmamaktadır. Nakdi Tazminat Komisyonunun kararı üzerine yapılan ödeme

işlemi, Nakdi Tazminat Komisyonunun davacının talebi doğrultusunda tesis ettiği

idari işlemin re’sen icrasına, maddi aleme

aktarılmasına yönelik bir işlemdir. Dava konusu uyuşmazlığın mevcudiyeti

yönünden yapılan değerlendirmede hukukilik denetimi yapan idari yargı

yerlerince idari işlemin hukuk aleminde ortaya çıktığı tarihin dikkate alınması

gerekir. Davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlık konusu oluşturabilecek

bir idari işlemin bulunmaması nedeniyle konusu kalmayan davanın reddine karar

verilmiştir.

…

Davanın açılmasında davalı idarenin bir

dahlinin bulunmaması nedeniyle vekalet ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.

…

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1. Konusu kalmayan DAVANIN REDDİNE,

…”

15. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da aynı

Dairenin 4/4/2013 tarih ve E.2103/439, K.2013/474 sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

16. Karar, başvurucuya 15/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

17. 2330 sayılı Kanun'un 10. maddesi şöyledir:

"Bu Kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödenme şekli ile 3 ncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların

tutarları ve bu kanunla ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girdiği

tarihten itibaren 3 ay içinde Bakanlar Kurulunca hazırlanacak bir yönetmelikle

düzenlenir. (Ek cümle: (28/2/1995 - 4082/2 md.) Nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemler, ilgili

Bakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın bu

Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemi

geciktirilemez.

Ancak bu yönetmelikte; engellilik tazminatı, 5434 sayılı kanun uyarınca

vazife malulü olanlar hakkında esas alınan 13/7/1953 gün ve 1053 sayılı

"Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkındaki Nizamname"de gösterilen 6 derece üzerinden ve

engellilik derecelerine göre, her derece için % 10

oranında indirim yapılmak suretiyle düzenlenir.”

18. Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik'in

13. ve 14. maddeleri şöyledir:

"Bu Yönetmelikte belirtilen tazminatların ödenip ödenmemesi hususu

ilgili bakanlık veya kurumca belirlenecek personel, maliye, hukuk ve sağlıkla

görevli birim amirleriyle konu ile ilgili diğer yetkililerden oluşan bir

komisyon tarafından incelenir.

Komisyon kararları ilgili bakanlık veya kurumun en üst amiri veya

bunların yetkili kılacağı merci tarafından onaylanır.

(Ek: 9/1/1996 - 96/7821 K.) Nakdi tazminat

ödenmesine ilişkin işlemler, ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişiler

tarafından onaylandıktan sonra olayın 2330 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik

kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemi

geciktirilemez."

...

"13 üncü madde çerçevesinde onaylanan

karar ve diğer belgeler, ilgili bakanlık ve kuruluşlarca kişinin özlük

haklarının bağlı olduğu veya idarece uygun görülmesi halinde tazminatını almak

istediği yerdeki kurum ve kuruluşlara gönderildikten sonra bu kurum ve

kuruluşların saymanlıklarınca nakdi tazminat hak sahiplerine ödenir. "

19. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu’nun 35. maddesi şöyledir:

“ a) İhtiyari müracaat:

Kesin işlem yapmaya yetkili

makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması,

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış

olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu

müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar

geçmiş olan süre de hesaba katılır.

b) İdari makamların sükutu:

İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya

işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili

makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler.

Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İlgililer

altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan haller ile davanın altmış

günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dilekçenin reddi halinde, altmış

günlük sürenin bitmesinden sonra cevap verilirse, bunun tebliğinden itibaren

dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.

Müracaatçıya kayıt tarihi ve sayısını gösterir imzalı ve mühürlü pulsuz

bir alındı kağıdı verilir.”

20. Aynı Kanun’un 71. maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan dava dolayısıyla ödenen harç

ve posta ücretleri ile bilirkişi incelemeleri, delil tespiti ve keşif için

yapılan harcamalar ve avukat marifetiyle takip olunan davalarda, tarifesine

göre avukatlık ücreti haksız çıkan tarafa ve davanın kısmen kabulü ve kısmen

reddi halinde bu masraflar orantılı olarak taraflara yükletilir. Davadan

feragat eden veya davayı kabul eden taraf, yargılama masrafları ve avukatlık ücreti

bakımından haksız çıkmış sayılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 10/5/2013 tarih ve 2013/3063 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, ek nakdi tazminat talebinde bulunmasının

ardından 60 gün beklediğini, bu süre içinde talebinin reddine veya kabulüne

ilişkin bir kararın kendisine gönderilmediğini, 60 günün bitmesinin ardından

dava açtığını, Komisyon kararının 60 gün içinde kendisine gönderilmemesinden ve

tazminat ödemesinin aynı süre içinde yapılmamasından kendisinin sorumlu

olmadığını, bu durumdan haberdar olmasının da mümkün bulunmadığını, mevzuata

uygun bir şekilde davasını açtığını, davanın reddedilmesi nedeniyle aleyhine

hükmedilen vekâlet ücretinin ölçülü olmadığını, hak arama hürriyetinin

engellendiğini ve yargı harçlarını ödemek zorunda kaldığını belirterek,

anayasal haklarının ihlal edildiği ileri sürmüş, 2.868,00 TL maddi ve 2.000,00

TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvurucu, idareye yaptığı başvuru üzerine yasal bekleme

süresi içinde talebi hakkında bir işlem yapıldığı konusunda bilgilendirilmemesi

üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle vekâlet ücreti ve yargı

harçlarını ödemek zorunda bırakılmasından şikâyet etmektedir. Başvurucunun bu

iddiası, adil yargılanma hakkı kapsamında incelenecektir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Bakanlık görüş yazısında, başvurunun kabul edilebilirliği

konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

27. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

29. Asker kişilerin, askeri idarenin eylem ve işlemlerinden

doğan kişisel zararlarının tazmini, Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükler” kavramı

içerisinde yer almakta olup bu tür uyuşmazlıkların Anayasa ve Sözleşme’de düzenlenen adil yargılanma hakkının koruma

alanı kapsamında yer aldığı konusunda tereddüt yoktur.

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden görülmeyen başvurunun bu

bölümünün kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

31. Başvurucu, idareye yaptığı başvuru üzerine yasal bekleme

süresi içinde talebi hakkında bir işlem yapıldığı konusunda bilgilendirilmemesi

üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle vekâlet ücreti ve yargı

harçlarını ödemek zorunda bırakılmasından şikâyet etmektedir.

32. Bakanlık görüş yazısında, Komisyon kararı kendisine

bildirilmeyen başvurucunun 60 gün içinde talebine cevap verilmediğinden zımni

ret işleminin iptali maksadıyla dava açtığı, dava açıldıktan sonra talebi

kapsamında kendisine ödeme yapıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, 6100

sayılı Kanun'un 331. maddesinin 1. fıkrasında davanın konusuz kalması sebebiyle

davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin

davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama

giderlerini takdir ve hükmedeceğinin hüküm altına alındığı, AYİM’in

de davanın açılmasında davalı idarenin bir dahlinin bulunmadığı gerekçesiyle

vekâlet ücretinin başvurucunun üzerinde bırakılmasına karar verdiği, bu

itibarla AYİM’in bu hükmü olağanın dışında farklı bir

şekilde yorumlayıp yorumlamadığı hususu değerlendirilirken bu durumun göz

önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.

33. Başvurucu karşı beyanında, Bakanlık görüş yazısında

belirtilen hususlara kendisinin de iştirak ettiğini ve tazminat talebinin kabul

edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz”

35. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin,

bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri,

bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

36. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir.”

37. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu

çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın

ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara

ilişkin olduğu açıktır (B. No:2012/1056, 16/4/2013, § 34).

38. Bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin

kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçe

derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru

incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri

takdirinde bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin

bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B.No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

39. Başvurucunun AYİM’ce yapılan

yargılamada hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasında hataya düşüldüğü

yönündeki iddialarının Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6.

maddeleri açısından değerlendirilmesi gerekir.

40. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS’in “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

41. Hukuki güvenlik ilkesi, Anayasa’nın 36. maddesinde yer

alan adil yargılanma hakkının içinde zımnen mevcut bir ilkedir. Bir kanuni

düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlik

içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bu kanunun

düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul bir

düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüde

olması gerekmez. Kanunun açıklığı arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazen

aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan

değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği,

yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık

formüllerdir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00 ve 76292/01, §

83).

42. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel

ilkelerinden biri “belirlilik”tir.

Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi

bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı

koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir.

Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir

kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya

sonucun bağlandığını, bunların idareye ne tür müdahale yetkisini doğurduğunu,

kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda

kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk

güvenliği, kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve

işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu

güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (B. No:

2013/849, 15/4/2013, § 34).

43. Mahkemeye erişim hakkı ise bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek

ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını

anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde

etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir (B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

44. Somut olayda Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde uzman

çavuş olarak görev yapan başvurucu, 12/9/2010 tarihinde meydana gelen terör

saldırısında 158 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmış, kendisine 2330

sayılı Kanun uyarınca 11.771,20 TL nakdi tazminat ödenmiş, daha sonra başvurucu

20/4/2012 tarihinde İçişleri Bakanlığından ek nakdi tazminat talebinde

bulunmuş, talebine 60 gün içinde herhangi bir cevap verilmemesi ve bu süre

içinde ek tazminat ödemesi yapılmaması üzerine nakdi tazminat farkının

ödenmemesine ilişkin zımni ret işleminin iptali istemiyle 22/6/2012 tarihinde

AYİM Üçüncü Dairesinde dava açmıştır. Bunun yanında Jandarma Genel Komutanlığı

Nakdi Tazminat Komisyonu 4/6/2012 tarihli kararı ile başvurucuya ek nakdi

tazminat verilmesi yönünde karar almış, bu kararı başvurucuya tebliğ etmemiş,

29/6/2012 tarihinde düzenlenen ödeme emri belgesi ile davanın açıldığı tarihten

sonra tazminat ödemesini yapmıştır.

45. AYİM Üçüncü Dairesi 22/11/2012 tarihli kararı ile davayı

reddetmiş, posta gideri ile 53,55 TL yargı harçlarını başvurucu üzerine

bırakmış ve 1.200 TL vekalet ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye

verilmesine karar vermiştir. Mahkeme kararında, ek tazminat ödenmesi talebi

üzerine zımni ret süresi içinde tazminat ödenmesi için işlem tesis edildiği,

davanın açıldığı tarih itibarıyla idarenin açık ya da zımni bir ret işleminin

bulunmadığı, ödeme işleminin tazminat komisyonu işleminin icrasına yönelik bir

işlem olduğu, hukukilik denetimi yapan idari yargı yerlerince idari işlemin

hukuk âleminde ortaya çıktığı tarihin esas alınması gerektiği, davanın açıldığı

tarih itibarıyla idari davaya konu bir işlemin bulunmaması nedeniyle davanın

konusuz kaldığı ve reddi gerektiği belirtilmiştir.

46. Anılan mahkeme kararı sonrasında Anayasa Mahkemesine

yapılan başvuruda değerlendirilmesi gereken esas husus AYİM’de

dava açılmadan evvel idare tarafından tesis edilen işlem hakkında başvurucuya

bildirim yapılmaması nedeniyle davanın reddedilmesi sonucu başvurucu aleyhine

hükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin anayasal hak ihlaline neden

olup olmadığıdır. Zira hem başvurucu tazminat ödenmemesine yönelik işlem ve

mahkeme kararına yönelik bir şikâyette bulunmamış hem de dava konusu edilen

tazminat talebi dava açıldıktan sonra başvurucuya ödenmiş ve mahkeme tarafından

da bu durum göz önünde bulundurulmuştur.

47. 1602 sayılı Kanun’un 35. maddesinde, ilgililerin idari

davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara

başvurabilecekleri, bu halde yetkili makamların en çok altmış günlük cevap

verme süresinin olduğu, bu süre içinde cevap verilmemesi halinde isteğin

reddedilmiş sayılacağı ve ilgililerin altmış günün bitiminden itibaren idari

dava açma süresi içinde AYİM’de dava açabilecekleri

düzenlenmiştir.

48. Bunun yanında 1602 sayılı Kanun'un 71. maddesinde, ödenen

harç ve posta ücretleri ile bilirkişi incelemeleri, delil tespiti ve keşif için

yapılan harcamaların ve avukat marifetiyle takip olunan davalarda, tarifesine

göre avukatlık ücretinin haksız çıkan tarafa ve davanın kısmen kabulü ve kısmen

reddi halinde ise bu masrafların orantılı olarak taraflara yükletileceği kural

altına alınmıştır.

49. Başvuru konusu olayda, başvurucunun 22/4/2012 tarihli

nakdi tazminat farkının ödenmesi talebine ilişkin olarak, Nakdi Tazminat

Komisyonu tarafından zımni ret süresi içinde 4/6/2012 tarihinde farkın ödenmesi

yönünde karar alındığı, ancak bu kararın başvurucuya bildirilmediği

görülmektedir. Komisyon kararı kendisine bildirilmeyen başvurucunun ise 60 gün

içinde talebine cevap verilmediğinden zımni ret işleminin iptali maksadıyla

22/6/2012 tarihinde dava açtığı, dava açıldıktan sonra 29/6/2012 tarihinde

talebi kapsamında kendisine ödeme yapıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı

anlaşılmaktadır.

50. Başvurucu 1602 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca

yaptığı başvurudan itibaren mevzuatta öngörülen 60 günlük süreyi beklemiş, bu

süre zarfında talebinin kabul veya reddedildiği hususunda kendisine bir

bildirim yapılmaması üzerine dava açma süresi içinde AYİM’de

dava açmıştır. Görüldüğü üzere başvurucu mevzuatta kendisi için öngörülen idari

başvuru ve dava açma usulüne riayet etmiş ve süresi içinde davayı açmıştır.

Diğer yandan 1602 sayılı Kanun uyarınca başvurucu tarafından bu süre zarfında

dava açılması gerektiği de bir şekilde zorunluluk arz etmektedir. Zira idari

işlem tesis edilmesi için idareye yapılan başvuru üzerine beklenilen 60 gün

içinde idare tarafından bir işlem tesis edilmemesi üzerine oluşan bu zımni ret

işleminin dava açma süresi içinde dava konusu edilmesi gerekmekte olup, bu

sürenin geçirilmesinden sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedileceği

açıktır.

51. Somut olayda başvurucu 1602 sayılı Kanun’da yer alan

düzenlemeye uygun bir şekilde idareye başvurusunu yapmış ve 60 günlük bekleme

süresinin sonunda kendisine hiçbir bildirim yapılmaması üzerine davasını

açmıştır. Nakdi Tazminat Komisyonu, kendisine yapılan başvurudan itibaren 60

gün içinde başvurucuya ek tazminat ödenmesi konusunda karar almış ise de, ne aldığı kararı başvurucuya bildirmiş ne de ödenmesi

gereken tazminatı bu süre zarfında başvurucuya ödemiştir. Bu durumda başvurucu

tarafından yapılması gereken şey tazminat talebinin karşılanması amacıyla dava

açmaktır. Olayda açıkça görülmektedir ki, davanın açılmasına sebebiyet veren

başvurucu değil, Nakdi Tazminat Komisyonunun süresi içinde yapması gereken

tasarrufları yapmamış olmasıdır.

52. AYİM kararının başvurucu aleyhine yargılama giderleri

yüklemesine ve vekâlet ücreti ödemesine ilişkin kısmında, 1602 sayılı Kanun’un

35. maddesindeki usulün göz önünde bulundurulmadığı, davanın açılmasına açık

bir şekilde idarenin sebebiyet verdiği, diğer yandan kararda davanın açıldığı

tarih itibarıyla idari davaya konu olabilecek bir işlemin mevcut olmadığı

gerekçesine yer verilmekle birlikte davanın reddedilerek yargılama giderleri ve

vekâlet ücretinin tamamının başvurucuya yükletildiği görülmektedir.

53. Bu durumda, başvurucu 1602 sayılı Kanun’un 35. maddesinde

kural altına alınan usulü yerine getirmek suretiyle açtığı davada “öngörülebilen” husus, başvurucunun

talebinin zımni olarak reddedildiği ve bu ret işlemi nedeniyle süresi içinde

açılan davanın esası hakkında verileceğidir. İdare tarafından başvurucunun

talebinin kabul edildiğine yönelik alınan kararın başvurucuya kanuni süresi

içinde bildirilmemiş olması nedeniyle dava açılmak zorunda kalınması sonucunda

başvurucu aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olması

“öngörülemez” niteliktedir ve

AYİM kararı sonucu itibarıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal

etmiştir.

54. Bunun yanında başvurucunun dava açarken (hukuki yardımdan

yararlansa bile) açık kanun hükmünden farklı bir şekilde kendisine muamele

edileceğini beklemesini gerektiren bir durum da bulunmamaktadır.

55. Açıklanan nedenlerle, başvurucu hakkında yapılan

yargılama sırasında hukuk kurallarının yorum ve uygulanmasının “öngörülemez” nitelikte olması nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

56. Başvurucu, aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücreti

ödemesine hükmedilmesinden dolayı uğradığını ileri sürdüğü maddi zarar

karşılığında 2.868,00 TL ve manevi zarar karşılığında 2.000,00 TL tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya takdiren 2.000,00 TL manevi

tazminat ödenmesine, karar verilmesi gerekir.

59. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun adil yargılanma hakkı ile ilgili şikâyetinin KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Hakkında yapılan yargılamada hukuk kurallarının yorum ve

uygulanmasının “öngörülemez” nitelikte

olması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 2.000,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

26/6/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Murat DAŞ Vekili : Av. Cavit ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3063, 26 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Hakkında yapılan yargılamada hukuk kurallarının yorum ve
  15. C. Başvurucuya 2.000,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3063
Tarih
26 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Cihangir Karaboğa Başvurusu (B. No: 2014/999)
  • Ülkü Özgür Başvurusu (B. No: 2013/2263)
  • Bülent Karataş Başvurusu (B. No: 2013/6428)
  • Şükrü Timur Başvurusu (B. No: 2014/1005)
  • Kemal Vural Başvurusu (B. No: 2014/1512)
  • Mehmet Avcı Başvurusu (B. No: 2014/1419)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.