İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nazlı Sabırlı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/29503)

1. Başvuru, özel parselasyon sonucu yol olarak terk edilen

Başvuru No2017/29503Tarih21 Temmuz 2020Okuma12 dk · 2.318 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nazlı Sabırlı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/29503
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.318 kelime·12 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, özel parselasyon sonucu yol olarak terk edilen

taşınmaza kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el konulması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 30/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Bursa'nın Osmangazi ilçesi Soğanlı köyünde bulunan 118 ve 124

parsel numaralı taşınmazlar tapuda N.S. isimli kişi adına kayıtlı iken bu kişi

tarafından iki taşınmaz birleştirilerek özel parselasyon işlemi yaptırılmıştır.

9. Tapu kaydına göre başvurucuların murisi S.S. 118 parsel

numaralı taşınmazın 108/7430 hissesini 28/8/1980 tarihinde resmî satış yoluyla

edinmiştir. Bu taşınmaza ilişkin tapu kaydında murisin payının tamamının yola

terk edildiği şerhi

bulunmaktadır. Ancak bireysel başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasından bu

şerhin hangi tarihte konulduğu anlaşılamamaktadır.

10. 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu

Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar

Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un 10. maddesinin (b)

bendi uyarınca 1987 yılında kadastro müdürlüğünce imar uygulaması yapılmıştır.

11. Başvuru formu ekinde yer alan tapu ve fen memurları ile

bilirkişiler tarafından imzalanan ''Tutanaktır'' başlıklı tarihsiz belgede,

başvurucuların murisine ait hissenin özel parselasyon işleminde yola terk

edilen hisselerden olması nedeniyle bu imar uygulaması kapsamında resen terkin

edildiği belirtilmiştir.

12. Başvurucu Nazlı Sabırlı, murisinin satın aldığı taşınmaz

hissesine karşılık gelen kısmın yukarıda belirtilen imar uygulaması ile yola

terk edildiği, yol olarak terkin edilen bu kısma tazminat ödenmeksizin fiilen

de el konulduğunu belirterek 7/11/2008 tarihinde Bursa 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası

açmıştır.

13. Diğer başvurucular da aynı Mahkemede 5/3/2009 tarihinde

kamulaştırmasız el atma davası açmışlardır. Her iki dava birleştirilerek

yargılamaya devam edilmiştir. Mahkeme 27/1/2011 tarihinde davanın kabulüne

karar vermiş ve başvurucular lehine 54.000 TL tazminata hükmetmiştir.

14. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 23/3/2012

tarihinde hükmü bozmuştur. Kararda 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (b)

bendi uyarınca yapılan imar uygulaması sonucu oluşan parsellerde başvurucuların

murisinin adının bulunmadığı vurgulanmıştır. Diğer taraftan taşınmazın özel

parselasyon yapılarak birçok kişiye satıldığı iddiasının söz konusu satışların

ne şekilde yapıldığı, zeminde fiilen alıcılara yer gösterilerek bir paylaşma

yapılıp yapılmadığı, bu işlemler sırasında fiilen yola terklerin olup olmadığı,

murise ait payın yol olarak bırakılan kısma mı yoksa özel parsele mi girdiği

hususlarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam

edilmiştir. Mahallinde yapılan keşifte tanıklar dinlenmiştir. Keşfe katılan fen

bilirkişisinin 22/10/2012 tarihli raporunda şu hususlara değinilmiştir;

i. Özel parselasyona dayalı satışların yer gösterilerek

yapıldığı, bu taşınmazdan pay alan hissedarların da yapılaşmada kendi

hisselerini aşmadıkları belirtilmiştir.

ii. Başvurucuların murisine de özel parsel olarak ayrılan

kısımdan yer satıldığı, satış sırasında yer gösterildiği ancak bu hisseye bina

yapılmadığı ifade edilmiştir.

iii. Sonuç olarak özel parselasyon sonucu oluşan sokakların

satıcıya kalan hisselerden terk edildiği davaya konu taşınmaz hissesinin yola

terk edilen kısımda olmadığı kanaatine varıldığı vurgulanmıştır.

16. Mahkeme 11/12/2012 tarihinde bilirkişi raporunda belirtilen

gerekçelerle davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz edilen karar Yargıtay 5.

Hukuk Dairesince 26/6/2014 tarihinde bozulmuştur. Kararda, özel parselasyon

sonucu oluşan özel kullanımda kalan parsellerden birinin başvurucuların

murisine satıldığı iddiasına ilişkin fen bilirkişisinin soyut beyanları dışında

somut bir bilgi ya da belgenin dosyada olmadığı vurgulanmıştır. Diğer taraftan

kök taşınmaz 118 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında da murisin payının

tamamen yola terk edildiğine dair şerhin mevcut olduğu ifade edilmiştir. Sonuç

olarak hisseli satışlar sonucu fiilen oluşan yolun 2981 sayılı Kanun'un 10.

maddesinin (b) bendi uyarınca resen terkin edilmiş olduğu ve4/11/1983 tarihli

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35. maddesi hükmü uyarınca bu yer için

eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı, bu nedenle

davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucuların karar düzeltme istemleri

de 16/12/2014 tarihinde aynı Daire tarafından reddedilmiştir.

17. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve bozma kararında

belirtilen gerekçelerle başvurucuların davasının reddine 2/4/2015 tarihinde

karar verilmiştir.

18. Başvurucular tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 18.

Hukuk Dairesince 15/9/2015 tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme

istemi Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2/5/2017 tarihli kararıyla reddedilmesi

üzerine karar kesinleşmiştir.

19. Nihai karar 1/6/2017 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucular 30/6/2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (b) bendinin ilgili

kısmı şöyledir:

''...

Bu tespit sırasında özel parselasyon planında

görülen veya hisseli satışlar sonucu fiilen oluşan yol, meydan, otopark, çocuk

bahçesi, yeşil saha vs hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkin hisseler

bedelsiz olarak resen tapudan terkin; okul, ibadet yeri ve benzer kamu

hizmetlerine ayrılan yerler ise, bedelsiz olarak ilgili idareler adına tespit

ve tescil edilir...''

22. 2942 sayılı Kanun'un 35. maddesi şöyledir:

''İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi

tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus

alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan

yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve

tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet

iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.''

23. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

1007. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.''

24. 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesi şöyledir:

''Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle

dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı

korunur.''

25. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

214. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var

olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi

tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı

sorumlu olur.''

26. 6098 sayılı Kanun'un 217. maddesi şöyledir:

''Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa,

satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır ve alıcı satıcıdan aşağıdaki

istemlerde bulunabilir:

1. Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi

ihmal eylediği ürünlerin değeri indirilerek, ödemiş olduğu satış bedelinin

faizi ile birlikte geri verilmesini.

2. Satılanı elinden alan üçüncü kişiden

isteyemeyeceği giderleri.

3. Davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek

olanlar dışında kalan bütün yargılama giderleri ile yargılama dışındaki giderleri.

4. Satılanın tamamen elinden alınması yüzünden

doğrudan doğruya uğradığı diğer zararları.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur

yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının satılanın elinden alınması yüzünden

uğramış olduğu diğer zararları da gidermekle yükümlüdür.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular, murislerinden kendilerine intikal eden

taşınmaz hissesinin özel parselasyon işlemi sonucunda yol olarak terk edilen

kısımda değil özel parsel alanında kaldığını savunmuşlardır. Başvurucular,

kadastro müdürlüğünce bu hissenin tamamının resen yola terk edilmesi sonucunda

mülkiyet haklarının; açmış oldukları davanın yeterli araştırma ve inceleme

yapılmadan reddedilmesi nedeniyle de hak arama hürriyetlerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucuların temel

şikâyetlerinin üçüncü bir kişiden tapuda satın aldıkları taşınmaz hissesinin

tamamının özel parselasyon işleminde yol olarak terk edildiği gerekçesiyle

bedelsiz olarak tapudan terkin edilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddiasına yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütün şikâyetleri

mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

32. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

33. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

34. Başvuru konusu olayda yol olarak terkin edilen taşınmaz

tapuda başvurucuların murisi adına kayıtlı olduğundan mülkün varlığında bir

tereddüt bulunmamaktadır. Bu taşınmaz hissesinin yol olarak terkin edilmesi

mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Bu müdahalenin ise mülkten yoksun

bırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

35. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518,

26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Başvuru konusu

olayda derece mahkemelerince uyuşmazlık konusu taşınmazın özel parselasyon

işlemi ile kamuya terk edilen yerlerden olması nedeniyle 2942 sayılı Kanun'un

35. maddesi gereğince taşınmazın karşılığı bedelin istenemeyeceği sonucuna

varılmıştır. Bu itibarla ulaşılabilir, öngörülebilir ve belirli olduğu açık

olan söz konusu kanun hükmüne dayanan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiştir.

36. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No:

2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§

28, 29). Somut olayda özel parselasyon işlemi sonucunda taşınmazın yol olarak

terkin edilen kısmından idarece fiilen yol geçirilmesinin kamusal hizmetlerin

gerekliliği nedeniyle kamu yararı amacına dayandığı hususunda tereddüt

bulunmamaktadır.

37. Somut olayda başvuruya konu taşınmaz N.S. isimli kişi adına

tapuda kayıtlı iken bu kişi tarafından özel parselasyon işlemi yaptırılmak

suretiyle üçüncü kişilere hisseli olarak satıldığı anlaşılmaktadır.

Başvurucuların murisi de bu taşınmazın 108/7430 hissesini 28/8/1980 tarihinde

resmî satış yoluyla edinmiştir. Bu taşınmaza ilişkin tapu kaydında murisin

payının tamamının yola terk edildiğine

ilişkin şerh bulunduğu görülmektedir.

38. Başvurucular, murislerinin satın almış olduğu hissenin özel

parselasyon işlemi sonucunda yol olarak terk edilen kısımda olmadığını ileri

sürmektedirler. Başvuruculara göre murislerinin satın aldığı hisse özel parsel

alanında kalmakta iken kadastro müdürlüğünce yapılan hatalı imar uygulaması

sonucunda bu hissenin tamamı yol olarak terkin edilmiş ve fiilen de yol olarak

kullanılmaktadır. Ancak başvurucular bu iddialarını derece mahkemeleri önünde

ispat edememişlerdir. Derece mahkemelerince, satışa konu olan 118 parsel sayılı

kök taşınmazın tapu kaydında başvurucuların murisine ait payın tamamının yola

terk edildiğine ilişkin şerh olduğu, başvurucuların bu şerhin aksine yönelik

iddialarını somut bilgi ve belge ile ispat edemedikleri sonucuna varıldığı

görülmektedir.

39. Derece mahkemelerinin aksi ispat edilemeyen kabulüne göre

başvurucuların murisinin satın aldığı hisse özel parselasyon işlemi sonucunda

yola terk edilen kısımda kalmaktadır. Buna göre yol olarak kamu hizmetine terk

edilen taşınmazın imar uygulaması sonucunda terkin edilmesinin öngörülemez

olmadığı kabul edilmelidir. Ancak başvurucuların murisi bu taşınmazı özel

parselasyon yapılmasından daha sonraki bir tarihte tapuda yapılan resmî işlemle

satın almıştır. Bu durumda resmî satış işlemi sırasında tapu kayıtlarından

satın alınan hissenin durumunun özellikle yola terk edilip edilmediğinin

anlaşılabilir olması önem arz etmektedir. Başvuru formu ve ekleri ile dava

dosyasında tapu kayıtlarından bu durumun anlaşılabilir olup olmadığına yönelik

bir bilgi de yer almamaktadır.

40. Somut olayda başvurucuların temel şikâyetinin tapu

kayıtlarına göre maliki oldukları taşınmazın bedelsiz olarak tapudan terkin

edilmesi ve tazminat ödenmemesine yönelik olduğundan başvurucuların belirtilen

şikâyetleri yönünden etkili bir başvuru yolunun olup olmadığının

değerlendirilmesi gerekir.

41. 4721 sayılı Kanun'un 1023. Maddesinde ''tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak

mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının

korunacağı'' belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 1007. maddesinde de ''tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devletin sorumlu olacağı'' hüküm altına alınmıştır. Buna göre başvurucuların murislerinin

tapuda satış işlemi ile edindiği taşınmaz hissesinin satış işlemi öncesinde

yola terk edilen kısımda kaldığının tapu sicilinden anlaşılamaması durumunda tapu

sicilinin tutulmasında sorumluluğu bulunan Hazineye karşı tazminat davası

açarak tapu kaydının terkin edilmesinden kaynaklanan zararlarının tazmin

edilmesi talebinde bulunabilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Böyle bir durumda parselasyon planında

yol olarak belirlenen taşınmazın idare tarafından yol olarak kullanılmasındaki

kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında

olması gereken adil denge ancak başvuruculara tazminat ödenmesi veya zararın

başka yollarla telafi edilmesi şartıyla sağlanabileceğini belirtmek gerekir. Bu

bağlamda 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine dayalı olarak Hazine hasım

gösterilerek açılabilecek tazminat davasının etkili ve erişilebilir olduğu

konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

42. Diğer taraftan satış sözleşmesinin yapılmasından önce var

olan bir hak dolayısıyla tapu kaydının iptal edildiği de dikkate alındığında

başvurucuların 6098 sayılı Kanun'un 214. maddesi gereğince hukuken sorumluluğu

bulunan taşınmazı satana karşı dava açarak zararının giderilmesi talebinde

bulunma hakkı da bulunmaktadır. Nitekim aynı Kanun'un 217. maddesinde böyle bir

durumda satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa satış sözleşmesinin

kendiliğinden sona ermiş sayılacağı ve alıcının satıcıdan maddenin devamında

belirtilen istemlerde bulunabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla başvurucuların

satış sözleşmesinin diğer tarafı olan satıcıya karşı da zararının giderilmesi

istemiyle açabileceği etkili ve erişilebilir bir dava yolu olduğunu belirtmek

gerekir.

43. Sonuç olarak başvurucular tarafından bahsedilen hukuk

yollarına müracaat edildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin bireysel

başvuru dosyasına sunulmadığı görülmektedir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının

ihlali iddiası kapsamında uğranılan zararların giderilmesi şikâyetleri yönünden

başvuru yollarının usulünce tüketildiği söylenemez. Dolayısıyla etkin ve

erişilebilir bir çözüm imkânı sunan bu hukuk yollarına başvurulmaksızın yapılan

başvurunun incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği

mümkün değildir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Eşref Uğur ŞENOL Başvurucular : 1. Nazlı SABIRLI 2. Serdar SABIRLI 3. Serpil USLU Başvurucular Vekili : Av. Hasan UŞEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/29503, 21 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/29503
Tarih
21 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Rasul Tamaev ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/30880)
  • Veli Acu Başvurusu (B. No: 2017/35779)
  • Nedim Balta Başvurusu (B. No: 2017/26129)
  • Şule Bayburt Başvurusu (B. No: 2017/38724)
  • Federal Mogul Powertrain Otomotiv A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/38679)
  • Batuhan Şengül Başvurusu (B. No: 2017/29295)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.