İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veli Acu Başvurusu (B. No: 2017/35779)

1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

Başvuru No2017/35779Tarih21 Temmuz 2020Okuma17 dk · 3.460 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Veli Acu Başvurusu

Karar tarihi
21 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/35779
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.460 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğa

ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince

verilmesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı ve

tutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının;

avukatla görüşmenin sınırlandırılması ve bu görüşmenin mahremiyetine riayet edilmemesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının; telefonla görüşme hakkının kısıtlanması

nedeniyle de haberleşme hürriyetinin ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/10/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Gaziantep

ofisinde çalışmaktadır. Başvurucu aynı zamanda İnsan Hakları Gündemi Derneği

Yönetim Kurulu üyesi ve İnsan Hakları Ortak Platformu üyesidir.

10. Silahlı terör örgütlerine [Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel

Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY), PKK/KCK ve DHKP/C] yardım etme suçunu işlediği

değerlendirilen başvurucunun da aralarında bulunduğu on kişi hakkında Adalar

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.

11. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

119. maddesi uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında, Cumhuriyet

savcısının emri ile arama ve elkoyma kararı verilmiş olup anılan soruşturma

kapsamında başvurucu, İstanbul Büyükada'da bir otelde yapılan toplantı

sırasında 5/7/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Adalar Sulh Ceza Hâkimliği 26/8/2016 tarihli kararı ile

başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği"

gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin ikinci fıkrası

uyarınca başvurucunun müdafiinin dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden

örnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir.

13. Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma işlemlerinin

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülmesi gerektiğini

belirterek soruşturma dosyasını 6/7/2017 tarihli fezleke ile anılan

Başsavcılığa göndermiştir.

14. Başvurucu, soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü İstanbul

Emniyet Müdürlüğüne getirilerek ilk ifadesinin alındığı 17/7/2017 tarihine

kadar burada gözaltında tutulmuştur.

15. Başvurucu ifadesi alınmak üzere 17/7/2017 tarihinde

Başsavcılıkta hazır edilmiştir. İfade alma tutanağında, başvurucuya isnat

edilen suçların okunup anlatıldığı belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun

müdafileri de hazır bulunmuştur.

16. Başsavcılık aynı tarihte

silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına faaliyette bulunarak

yardım etme suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul 10. Sulh Ceza

Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.

17. Başsavcılığın talep yazısı, sorgu işlemi öncesinde Hâkimlik

tarafından başvurucuya okunmuştur. Ayrıca sorgu tutanağında, başvurucuya isnat

edilen suçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Sorgu sırasında

başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.

18. Başvurucu, Hâkimliğin 18/7/2017 tarihli kararıyla anılan

suçtan tutuklanmıştır.

19. Başvurucu müdafii aracılığıyla 24/7/2017 tarihinde tutuklama

kararına itiraz etmiştir.

20. İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliğince 1/8/2017 tarihinde

"İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin

kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle itirazın

kesin olarak reddine karar verilmiştir.

21. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde, ceza infaz kurumunda uygulanan

kısıtlamalar nedeniyle İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. Silivri İnfaz Hâkimliği

25/8/2017 tarihinde on beş günlük süre verilmesine rağmen usulüne uygun

vekâletname sunulmadığı gerekçesiyle ağır ceza mahkemesine itiraz yolu açık

olmak üzere dilekçenin reddine karar vermiştir. Başvurucu daha sonra 4/10/2017

tarihinde yeni bir dilekçe ile İnfaz Hâkimliğine başvurmuş ancak bu dilekçesi

ile ilgili bir karar verilmediğini ileri sürmüştür.

22. Başvurucunun tutukluluk hâli 18/9/2017 tarihinde incelenmiş

ve itiraz yolu açık olmak üzere tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

23. Başvurucu 16/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Başsavcılığın 4/10/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

silahlı terör örgütlerine (FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardım etme suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde

dava açılmıştır.

25. İddianamede; şüphelilerle ilgili olarak terörizmin

finansmanı ve casusluk suçları yönünden tefrik kararı verildiği, başka bir

soruşturma evrakı üzerinden bu soruşturmaya devam edildiği, müsnet suç

açısından delillerin toplanmış olması, şüphelilerin bu suçtan tutuklu

bulunması, tutuklu bulundukları suç yönünden usul ekonomisi ile makul sürede

yargılanma haklarını teminen kamu davası açılması cihetine gidildiği

belirtilmiştir.

26. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/10/2017

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/100 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma başlamıştır.

27. Mahkemece 25/10/2017 tarihinde yapılan birinci duruşmada başvurucunun

tahliyesine karar verilmiştir.

28. Savcılık 27/11/2019 tarihinde esas hakkındaki mütalaasını

sunmuştur. Esas hakkındaki mütalaada başvurucunun silahlı terör örgütlerine

(FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardım etme suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.

Mütalaada ayrıca başvurucu hakkında uluslararası casusluk ve terörizmin

finansmanı suçlarında yürütülen tahkikat sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verildiği belirtilmiştir.

29. Anılan davada İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi 3/7/2020

tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiştir.

30. Beraat kararına karşı savcılıkça istinaf yoluna

başvurulmuştur. İstinaf incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. İlgili hukuk için bkz.

Vedat Demir, B. No: 2017/7295, 29/5/2019, §§ 23-28.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Yakalama ve Gözaltı

Tedbirinin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında yakalama ve

gözaltı tedbiri uygulanmasıyla on üç gün boyunca gözaltında kalmasına rağmen

kendisine yönelik herhangi bir adli işlem yapılmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esastan

inceleme yapılacak olması durumunda ise Bakanlık; gözaltı süresinin neden

uzatıldığına ilişkin olarak soruşturma mercilerince somut gerekçelerin ortaya

konulduğunu, ayrıca başvurucu ile birlikte dokuz şüphelinin daha gözaltında

bulunması, şüphelilere yüklenen suçun özelliği, delillerin toplanmasındaki

güçlük gibi sebeplere de gözaltı kararında değinildiğini, olağanüstü hâl

döneminde uygulamaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olayda

başvurucunun gözaltı süresinin makul olduğunun değerlendirildiğini ifade

etmiştir.

35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

b. Değerlendirme

36. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince

düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur

(Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

37. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

38. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı şekilde

yakalanarak gözaltına alındığı ve gözaltı süresinin makul olmadığı iddialarıyla

ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve somut deliller bulunmadan

hukuken geçersiz bir tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçma

şüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararı nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu ayrıca tutuklanmasının Anayasa'da öngörülen meşru amaçlarla değil

insan hakları savunucularının cezalandırılması ve sindirilmesi amacıyla

gerçekleştirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıyla birlikte

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 18. maddesinin ihlal edildiğini

iddia etmiştir. Başvurucu; tutuklu olması nedeniyle doğum yapacak olan eşinin

yanında olamadığını, eşinin de riskli gebelik nedeniyle kendisini ziyaret

edemediğini belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esastan

inceleme yapılacak olması durumunda ise Bakanlık; tutuklamaya dair verilen

kararlara ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî

olduğunun savunulamayacağını ifade etmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucunun insan

hakları savunucularının korunmasına yönelik uluslararası sözleşmelerden doğan

yükümlülüklerin ihlal edildiği iddiasının insan hakları savunucularının

korunmasına yönelik olarak spesifik anlamda gerek Anayasa'da gerekse AİHS'te

herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin konu bakımından

yetkisi kapsamında bulunmadığını ileri sürmüştür.

42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

b. Değerlendirme

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü,

tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiği şikâyeti de tutuklamanın doğal sonucu olduğundan

tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti kapsamında görülmüştür. Dolayısıyla

başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

44. Bununla birlikte bireysel başvuru yoluyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilmek için ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem

ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

45. Somut olayda başvurucu 18/7/2017 tarihinde tutuklanmış olup

tutuklama kararına itirazı 1/8/2017 tarihinde reddedilmiştir. Bununla birlikte

başvurucu hakkında sonrasında da tutukluluğun devamına dair kararlar verildiği

ve başvurucunun bu kararlara itiraz ettiğini ortaya koymadığı görülmektedir. Bu

bağlamda bireysel başvuruya konu edilen 18/9/2017 tarihli tutukluluğun devamı

kararına karşı da itiraz yolu tüketilmemiştir.

46. Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğun devamı

kararlarına itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa somut olayın koşulları

gözetilerek en son verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemesi

nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun

reddedilmemesi de mümkündür (Serdar Ziriğ [GK], B. No: 2013/7766, 2/7/2015, § 27).

47. Buna karşılık başvuru konusu olay dikkate alındığında, ilk

tutuklama kararı dışındaki tutukluluğun devamı kararlarına karşı bireysel

başvuruda bulununcaya kadar itiraz yoluna gittiğini ortaya koyamayan başvurucu

yönünden başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektiren

bir durumun olmadığı görülmektedir.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu, tutukluluğa ilişkin karar veren sulh ceza

hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme güvencesini sağlamadığını ileri

sürmüştür.

50. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

51. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim

güvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve

tutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten

yoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle

getirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,

17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).

52. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme

Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına ilişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu, tutukluluğa yaptığı itirazın ve tutukluluk

incelemesinin duruşma yapılmaksızın incelendiğini ve bu durumun etkili

başvuru/itiraz hakkını engellediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

55. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

56. Anayasa Mahkemesi Aydın

Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 326-359)

kararında; 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan

edilen olağanüstü hâl döneminde ortaya çıkan koşulları dikkate alarak darbe

teşebbüsü, FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerin

tutukluluk incelemelerinin belirli bir süre duruşmasız olarak yapılmasının

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıyla bağdaşmasa da olağanüstü

yönetim usullerinin benimsendiği dönemde temel hak ve özgürlüklerin güvence

rejimini düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru görülebileceğini

belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, Erdal

Tercan ([GK], B. No:

2016/15637, 12/4/2018) kararında bu kapsamda yaptığı incelemede darbe

teşebbüsünden sonraki süreçte darbe teşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanma

olan FETÖ/PDY veya terörle bağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk

incelemelerinin on sekiz aya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılmasının olağanüstü hâl döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal

etmediği sonucuna varmıştır (Erdal Tercan,

§ 246).

57. Somut olayda başvurucunun 18/7/2017 tarihinde

tutuklanmasının ardından 25/10/2017 tarihinde

(tutuklandıktan üç ay yedi gün sonra) ilk kez hâkim huzuruna çıkarak

savunmasını yaptığı görüldüğünden tutuklama konusu suçun niteliği ve

tutukluluğun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın devam ettirildiği süre dikkate

alındığında anılan karardaki sonuçtan ayrılmayı ve farklı bir değerlendirme

yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

59. Başvurucu, dosyada gizlilik kararı olduğu için tutukluluğa

etkili bir şekilde itiraz etme hakkını kullanamadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

60. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

61. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelik

olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrum

bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçok

kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanan

kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların

bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen

suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda

başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği

dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§

168-176; Hidayet Karaca, §§

105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,

B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).

62. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkin

kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkin

dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar

olduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutukluluk

durumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmektedir.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

64. Başvurucu; gözaltında bulunduğu sürede 24 saat sönmeyen

florasan ışığı altında, 5-6 m² genişliğinde ve sadece iki yatağın sığabildiği

bir hücrede dört kişi ile kaldığını, kendisine su dışında başka bir içecek

verilmediğini, verilen gıdaların da yetersiz olduğunu, kaldığı yerin temiz

olmadığını, burada temel insani ihtiyaçlarını gidermesinin engellendiğini

belirterek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulma yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

65. Başvurucu ayrıca tutuklu olarak kaldığı ceza infaz

kurumundaki uygulamaların da insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele niteliğinde

olduğunu, bu bağlamda ceza infaz kurumuna ilk girişte kurum görevlileri

tarafından çıplak bir şekilde aranmasının yanı sıra tek kişilik odada

barındırıldığını, mektup almasının veya göndermesinin engellendiğini, ceza

infaz kurumu spor salonunu ve berberini kullanması yönünde dilekçeyle

bildirdiği taleplerinin karşılanmadığını, oğlunun fotoğraflarının

verilmediğini, hükümlü/tutuklu diğer mahpuslarla ceza infaz kurumu içinde

görüşmesinin kısıtlandığını, tüm bunların kendisini örselemek, aşağılamak ve

baskı altına almak amacıyla yapıldığını iddia etmiştir.

66. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

67. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

68. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarına

dair başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileri tarafından kötü

muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarında kasti bir

şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütün olarak

değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamu

görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğu

görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden bahsetmişse

de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamu

görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mı

kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddiaların

Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belge

bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucunun

anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıp

kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konması

gerekmektedir.

69. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkin

şikâyetler yönünden ise ilgili mevzuat (Mehmet

Baransu, B. No: 2015/8046, 19/11/2015, §§ 12-18) gereğince

başvurucunun iddialarını iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü

muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin

bulunduğu görülmektedir.

70. Başvurucu, ceza infaz kurumunda uğradığını iddia ettiği kötü

muamele yasağı kapsamındaki uygulamalara ilişkin olarak İnfaz Hâkimliği nezdinde

şikâyet başvurusunda bulunduğunu ileri sürmüşse de Silivri 1. İnfaz

Hâkimliğinin 25/8/2017 tarihli ret kararına karşı ağır ceza mahkemesine itiraz

başvurusunda bulunulduğuna dair bir bilginin sunulmadığı görülmektedir. Ayrıca

yine başvuru konusu olayda başvurucunun kötü muamele niteliği oluşturabilecek

çıplak arama yapıldığı iddiasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılığına

şikâyette bulunduğuna ve/veya burada verilecek karara karşı da sulh ceza

hâkimliği nezdinde itiraz yolunu tükettiğine ilişkin bir bilgi veya belgeye yer

verilmemiştir. Başvurucunun şikâyetleri dikkate alındığında iddiasının aksine

mevcut başvuru yollarının ulaşılabilir, şikâyetleri açısından telafi imkânını

haiz ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün

kılan bir sebep bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna

tanınmasını gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Didem Tütenk,

B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41; Mehmet

Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018, §§ 250, 251).

71. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bu konudaki

kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

iletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini ve

çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

73. Başvurucu; avukatıyla görüşmesinin teknik cihazlarla kayıt

altına alındığını, bu görüşme sırasında infaz koruma memurunun hazır

bulundurulduğunu, avukatıyla görüşmesine kısıtlama getirildiğini belirterek

savunma hakkını yeterince kullanamadığını ileri sürmüştür.

74. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

75. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

76. Somut olayda UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda ihlal

iddialarına konu olan davanın bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla ilk

derece mahkemesi nezdinde derdest olduğu, bu anlamda işlemleri devam eden

yargılama açısından hukuk sisteminde mevcut yargısal yollar tüketilmeksizin

bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Telefonla Görüşme

Hakkının Kısıtlanması Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin ve Aile Hayatına Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

78. Başvurucu; tutuklu olarak bulunduğu süre boyunca telefonla

görüşme hakkının iki haftada bir olacak şekilde haksız yere

sınırlandırıldığını, eşiyle 10 dakika görüşebildiğini belirterek haberleşme

hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

79. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, haberleşme hürriyetinin ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu

bölümdeki iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.

80. Anayasa Mahkemesince 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde

Kararname'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca terör

suçlarından tutuklu bulunan kişilerin olağanüstü hâlin devamı süresince

telefonla haberleşme hakkından ancak on beş günde bir ve ilgili bentte sayılan

kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabileceklerine

ilişkin uygulama aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti kapsamında

incelenmiştir (Bayram Sivri, B.

No: 2017/34955, 3/7/2018, § 40).

81. Bu çerçevede olağanüstü hâl koşullarının gerektirdiği kamu

düzeninin korunması ihtiyacı ile infaz kurumunun güvenliğini ve disiplinini

sağlama amacı doğrultusunda -isnat edilen suçun ağırlığı da dikkate alınarak-

başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin sürdürülmesini engellemeyen

telefonla haberleşme hakkının sınırlandırılması şeklindeki söz konusu

müdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucunun

bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumda

gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna

varılmıştır (Bayram Sivri, § 71).

82. Somut olayda, başvurucunun şikâyeti yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yakalama ve gözaltının hukuka aykırı olması dolayısıyla

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkim

ilkelerine aykırı olması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Telefonla görüşme hakkının kısıtlanması dolayısıyla

haberleşme hürriyetinin ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Veli ACU Vekilleri : Av. Özlem YILMAZ Av. Hülya GÜLBAHAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/35779, 21 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41; Mehmet
  11. C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  12. D. Telefonla Görüşme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/35779
Tarih
21 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Nedim Balta Başvurusu (B. No: 2017/26129)
  • Şule Bayburt Başvurusu (B. No: 2017/38724)
  • Federal Mogul Powertrain Otomotiv A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/38679)
  • Batuhan Şengül Başvurusu (B. No: 2017/29295)
  • Mevlüt Akpınar Başvurusu (B. No: 2017/26345)
  • Haydar Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/4597)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.