İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Neytullah Bayram Başvurusu (B. No: 2014/10339)

1.

Başvuru No2014/10339Tarih15 Nisan 2015Okuma14 dk · 2.762 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Neytullah Bayram Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2015
Başvuru Numarası
2014/10339
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.762 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurucu, tutukluluk ve itiraz incelemelerinin duruşmasız

olarak gerçekleştirildiğini, tutuklulukla ilgili savcılık mütalaasının

kendisine tebliğ edilmediğini, tutukluluk incelenmesine ilişkin kararların

gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmadığını, tutukluluk halinin devamına

ilişkin karara yapılan itiraz incelemesinin etkin bir şekilde yapılmadığını ve

tutukluluk konusunda ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürerek Anayasa'nın 10.

maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ile 19. maddesinde düzenlenen kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 20/6/2014 tarihinde Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına

engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2014 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular 5/1/2015 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, 5/2/2015 tarihli yazısı ile

başvuruya ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7.

Başvurucu, 9/10/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve Diyarbakır

4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/10/2008 tarihli ve 2008/39 sorgu sayılı kararı ile

“Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, kasten kamu görevlisini

öldürmek, öldürmeye teşebbüs” suçlamalarıyla

tutuklanmıştır.

8.

Başvurucu hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının

16/12/2008 tarihli ve 2008/1611 esas sayılı iddianamesi ile “Devletin birliği

ve ülke bütünlüğünü bozmak, kasten kamu görevlisini öldürmek, kasten kamu görevlisini

öldürmeye teşebbüs, kamu malına zarar vermek ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlamalarıyla kamu davası açılmış,

yapılan yargılama sonucunda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 19/2/2014

tarihli ve E.2013/386, K.2014/22 sayılı ilamla toplam 6 kez ağırlaştırılmış

müebbet hapis, 384 yıl hapis ve 120.000,00 TL. adli para cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Anılan karar

başvurucu ve müdafisinin yokluğunda verilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı

17/3/2014 tarihinde başvurucu müdafisine tebliğ edilmiştir.

9.

Başvurucu, 10/3/2014 tarihli dilekçeyle tahliye talebinde

bulunmuştur. Tahliye dilekçesinde tutukluluk süresinin 5 yıl 5 ay olduğunu,

yargılandığı davada hakkında hüküm verildiğini ve kararı temyiz ettiğini,

6/3/2014 tarihinde yürürlüğe giren 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun hükümleri ile azami tutukluluk süresinin 5 yıla

indirilmesi nedeniyle tutukluluk durumunun incelenmesi gerektiğini belirterek

tahliye talebinde bulunmuştur. Başvurucunun talebi Diyarbakır 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 12/3/2014 tarihli ve 2014/324 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Kararda başvurucu hakkında hükmedilen cezalar belirtildikten

sonra şunlar ifade edilmiştir: “B- Sanık

halen hükümlü statüsünde bulunup 6526 sayılı yasa 06/03/2014 tarihinde

yürürlüğe girmiştir ve usul yasalarının geriye yürümesi hukukun ana kurallarına

nazaran mümkün değildir.

C- Yargıtay Ceza Genel

Kurulunun E.2011/1-51 K.2011/42 sayılı ilamında açıkça belirlendiği üzere

tutukluluk sürelerinin hesabında yerel mahkeme tarafından hüküm verilinceye

kadar geçen süre dikkate alınmalı, buna karşın yerel mahkeme tarafından hükmün

verilmesinden sonra tutuklu sanığın hükmen tutuklu hale gelmesi nedeniyle

temyizde geçen süre hesaba katılmamalıdır. Zira, hakkında mahkûmiyet hükmü

kurulmakla sanığın altılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit

görülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü

olmaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de AİHS’nin 5.maddesinin

uygulamasına ilişkin olarak verdiği kararlarda tutuklulukla ilgili makul

sürenin hesabında, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonra geçen

süreyi dikkate almamaktadır.

D- Adam öldürme ve gasp

suçunun devlete karşı işlenen suçlardan olmayıp dış dünyada her bir eylemin

mağdurunun farklı oluşu ve her bir mağdura yönelik suçun ayrı ayrı oluşması

nedeni ile tutukluluk süresinin de her bir mağdura yönelik eylem dikkate

alınarak ayrı ayrı 5 yıl olarak dikkate alınması gerekmektedir.

E- Yargılamanın ve

tutukluluk durumunun uzamasına sanıkların mahkemeyi protesto etme duruşmaya

katılmama ve sağlık raporu alma gibi kendi iradi eylemleri ile sebebiyet

verdikleri anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle 5271 sayılı ceza

mahkemesi kanununun 100 ve devam maddeleri gereğince sanık müdafileri

tarafından yapılan itirazın REDDİNE, sanıkların TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,”

10.

Anılan karara yapılan itiraz Diyarbakır 3. Ağır Ceza

Mahkemesinin 31/3/2014 tarihli ve 2014/257 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Başvurucu ret kararından 21/5/2014 tarihinde haberdar olduğunu

beyan etmiştir.

11.

Başvurucu, 20/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

12.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/2/2014 tarihli ve

E.2013/386, K.2014/22 sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi

21/10/2014 tarihli ve E.2014/5733, K.2014/10324 sayılı ilamla hükmün onanmasına

karar vermiştir.

B. İlgili Hukuk

13.

12/10/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi şöyledir:

“(1) Kasten öldürme

suçunun;

g) Kişinin yerine getirdiği

kamu görevi nedeniyle,

İşlenmesi halinde, kişi

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

14.

5237 sayılı Kanun’un 302. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“ (Değişik: 29/6/2005 –

5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir

kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin

bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği

altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik

bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır.”

15.

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103.

maddesi şöyledir:

“(1)

Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest

bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı

verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde

bulunabilirler. (Madde metninden çıkarılan cümle: 25/05/2005-5353 S.K./12.mad)

(2) Soruşturma

evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz

olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen

serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest

kalır.”

16.

5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya

salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz

edilebilir.”

17.

5271 sayılı Kanun’un 105. maddesi (Değişik: 25/5/2005 – 5353/13 md.) şöyledir:

“(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem

üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin

görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî

kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle:

11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar

verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.”

18.

5271 sayılı Kanun’un 108. maddesi şöyledir:

“(1)

Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç

otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip

gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde

bulundurularak (Ek ibare: 11/04/2013-6459 S.K./16. md), şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,

yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan

sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya

koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen

süre içinde de re'sen karar verir.”

19.

5271 sayılı Kanun'un 270. maddesi şöyledir:

“(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap

verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir.

Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların

yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek fıkra:

11/04/2013-6459 S.K./20. md) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz

üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli,

sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.”

20.

5271 sayılı Kanun'un 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz

hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet

savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir”'

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21.

Mahkemenin 15/4/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 20/6/2014 tarihli ve 2014/10339 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22.

Başvurucu, somut başvuruda sadece haksız ve uzun tutuklama ile

ilgili hak ihlallerini şikayet konusu yaptığını, tutukluluk ve itiraz

incelemelerinin duruşmasız olarak gerçekleştirildiğini, tutukluluğun

incelenmesine ilişkin kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmadığını, tutuklulukla

ilgili savcılık mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğini, tutukluluk halinin

devamına ilişkin karara yapılan itiraz incelemesinin etkin bir şekilde

yapılmadığını, tutukluluk konusunda Anayasa Mahkemesinin İ.B. hakkındaki kararı

sonrası İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği tahliye kararının kendi

durumu için yol gösterici olduğunu, bu uygulamaya rağmen kendisinin Kürt,

ölenlerin ise devletin güvenlik görevlileri olması nedeniyle ayrımcılığa maruz

kaldığını ileri sürerek Anayasa'nın 14., 19., 36., 38. ve 40. maddelerinin

ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23.

Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Buna göre başvurucunun

tutukluluk konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı yönündeki şikayetinin

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi, tutuklulukla

ilgili kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmadığı, tutukluluk ve

itiraz incelemelerinin duruşmasız yapıldığı, tutukluğa itiraz incelemesinin

etkili yapılmadığı ve tutuklulukla ilgili Cumhuriyet savcısının mütalaasının

kendisine bildirilmediği yönündeki şikayetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinde

düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekmektedir.

24.

Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)

kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele

alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

33).

25.

Başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlali iddiasının, kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı bağlamında ele alınması gerekir. Dolayısıyla eşitlik ilkesi,

bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp, temel hak ve özgürlüklerin

kullanılmasını ve korunmasını güvence altına alan bir haktır (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

34).

26.

Başvurucunun 10/3/2014 tarihli tahliye talebi (Bkz. § 9),

içeriği itibariyle 19/2/2014 tarihli mahkûmiyetle birlikte verilen tutukluluk

halinin devamı kararına itiraz niteliğinde değildir. Başvurucu, 6526 sayılı

Kanun’da yapılan değişiklik sonrasında azami tutukluluk süresinin 5 yıla

indirildiğini ve yargılandığı dava kapsamındaki tutukluluk süresinin azami

sınırı aşığını ileri sürerek, tutukluluk durumunun incelenmesini ve tahliyesine

karar verilmesini talep etmiştir.

27.

Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerinin, yargılandığı davada

hükmün verildiği 19/2/2014 tarihi öncesine ait şikâyetler ve bu tarih sonrasına

ilişkin şikâyetler olmak üzere iki ayrı başlıkta incelenmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Hüküm

Öncesine Ait Kişi Hürriyeti ve Güvenliğine İlişkin Şikâyetler

28.

Başvurucu tutuklulukla ilgili kararların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli olmadığı, tutukluluk ve itiraz incelemelerinin duruşmasız yapıldığı

ve tutuklulukla ilgili Cumhuriyet savcısının mütalaasının kendisine

bildirilmediğini iddia etmiştir.

29.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

30.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” kenar başlıklı

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

31.

Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan

başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her

aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (Taner Kurban,

B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

32.

Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle başvuru

yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine ilişkin koşullar arasında yakın bir

bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının

tüketilmesi ibaresinin katı bir şekilde yorumlanması, birtakım başvurular

açısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yol

açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olan

bir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut

başvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesi

gerekmektedir (Taner

Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).

33.

Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmeyen durumlarda,

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmekle

birlikte, başvuru süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi noktasında,

başvurucunun ihlal oluşturan işlem, eylem veya kararla ilgili yeterince bilgi

sahibi olması aranacaktır. Bu kapsamda, ilgili nihai kararın tebliğinin

öngörüldüğü hallerde tebliğ tarihinin, tebliğ öngörülmeyen hallerde ise

başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması

gerekir (Taner

Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

34.

Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı

olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının

tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk

halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona

erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla

yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda çekişmeli yargılama ve/veya

silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı

da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest

bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel

başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam

ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü,

B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

35.

Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hali sona erer. Çünkü mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”

olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,

tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark da

bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmesi, şüphenin yenildiği anlamına

gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta

erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın

hukuki statüsü değişmekte, tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini,

her türlü şüpheden uzak bir kabulü ifade eden “kanaat”e bırakmaktadır. Bu nedenle

mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama nedenine

bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu bakımdan,

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (Hasan Elçi, B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §

32).

36.

Bu nedenle mahkûmiyete ilişkin ilk derecesi mahkemesi kararıyla

birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü ve dolayısıyla tabi olduğu

rejim değiştiğinden, 30 günlük başvuru süresinin, itiraz yoluna başvurulmayan

durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamına dair kararın başvurucu

tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanması gerekir (Hasan Elçi, B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §

33).

37.

Somut olayda başvurucu isnat edilen suç nedeniyle 9/10/2008

tarihinde gözaltına alınmış, 13/10/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Yargılamanın

yapıldığı Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 19/2/2014 tarihli ve E.2013/386,

K.2014/22 sayılı ilamla başvurucunun mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin

devamına karar vermiştir. Karar başvurucu ve müdafisinin yokluğunda

verilmiştir. UYAP sisteminde başvuru konusu mahkeme dosyasında yapılan

incelemede başvurucunun 10/3/2014 tarihinde tahliye talebinde bulunduğu,

19/2/2014 tarihli gerekçeli kararın ise 17/3/2014 tarihinde başvurucunun

müdafisine tebliğ edildiği görülmüştür.

38.

Başvurucunun 10/3/2014 tarihli tahliye talebinin, 19/2/2014

tarihli tutukluluğun devamı kararına itiraz niteliğinde kabul edilmemesi (Bkz.

§ 26) ve 19/2/2014 tarihli karara ise itiraz ettiğine dair herhangi bir bilgi

ve belge sunmaması nedeniyle somut başvuruda, hüküm öncesine ait şikayetler konusunda

bireysel başvuru açısından esas alınması gereken nihai kararın 19/2/2014

tarihli karar olduğu sonucuna varılmıştır. 10/3/2014 tarihinde tahliye

talebinde bulunmakla başvurucunun en geç bu tarih itibariyle kararı

öğrendiğinin kabul edilmesi gerekir. Bu tarihten itibaren 30 gün içerisinde

bireysel başvuruda bulunması gerekirken 20/6/2014 tarihinde yapılan bireysel

başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

39.

Açıklanan nedenlerle, başvurunun, hüküm öncesi kişi hürriyeti ve

güvenliğine ilişkin şikayetler kısmının “süre

aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekmiştir.

b. Hüküm

Sonrasına Ait Kişi Hürriyeti ve Güvenliğine İlişkin Şikâyetler

40.

Başvurucu tutuklulukla ilgili kararların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli olmadığı, tutukluluk konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı, başvuru

konusu yaptığı talep ve bu talebin reddine ilişkin incelemelerin duruşmasız

yapıldığı, tutukluluk halinin devamına ilişkin karara yapılan itiraz

incelemesinin etkin bir şekilde yapılmadığı ve başvuruya konu yaptığı

tutukluluk incelemesine ilişkin Cumhuriyet savcısının mütalaasının kendisine

bildirilmediğini iddia etmiştir.

41.

Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Şekil ve

şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

42.

6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

43.

Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu, ikinci ve üçüncü

fıkralarında ise bireylerin bu haktan şekil ve şartları kanunda gösterilen bazı

istisnai durumlarda mahrum edilebileceği kuralı yer almaktadır (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 38). Buna göre,

hürriyetten yoksun bırakılma ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında

belirlenen durumlardan birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (Hamit Kaya,

B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 39). “Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi”

amacıyla kişilerin hürriyetinden yoksun bırakılması maddenin ikinci fıkrasında

sayılan hallerden biridir.

44.

Somut olayda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/2/2014

tarihinde açıklanan kararıyla başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına

ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir (Bkz.§. 8). Mahkemenin vermiş

olduğu mahkûmiyet kararı sonrasındaki bu tutma hali, Anayasa’nın 19. maddesinin

ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş

hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi” kapsamındadır.

45.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun, hüküm sonrası kişi hürriyeti

ve güvenliğine ilişkin şikâyetleri yönünden açık bir ihlal tespit

edilmediğinden başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1.

Hüküm öncesi kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin şikâyetler

kısmının “süre aşımı” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Hüküm sonrası kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin şikâyetler

kısmının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Neytullah BAYRAM Vekili : Av. Serhat EREN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10339, 15 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 39). “Mahkemelerce
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10339
Tarih
15 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Nuri Seydanoğlu Başvurusu (B. No: 2013/2751)
  • K.a. Başvurusu (B. No: 2014/11014)
  • Abidin Aydın Tüfekçi Başvurusu (B. No: 2013/1315)
  • Jakop Gabriel Başvurusu (B. No: 2013/2392)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/4476)
  • Az. M. Başvurusu (B. No: 2013/560)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.