İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Orhan Çaçan Başvurusu (B. No: 2013/6797)

1.

Başvuru No2013/6797Tarih7 Ocak 2016Okuma13 dk · 2.540 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Orhan Çaçan Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/6797
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.540 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği ihlal kararına rağmen

yeniden yargılamaya karar verilmemesinin ve başvurucunun tahliye edilmemesinin mahkemeye

erişim hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 26/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru

formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4.

Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

1. Bireysel Başvuru Tarihine Kadar Geçen Sürede Yaşanan

Gelişmeler

5.

Başvurucu, İstanbul 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 14/5/2003 tarihli

kararı ile 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 125.

maddesine muhalefetten müebbet ağır hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu hüküm,

Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir.

6.

Başvurucu, mahkûmiyetiyle sonuçlanan yargılamaya ilişkin olarak AİHM’e başvurmuştur. AİHM 23/3/2010 tarihli ve 26437/04

sayılı kararında savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle başvurucunun adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM’in

kararında “Mahkeme, dava konusu olay için en

uygun düzeltmenin yeni bir yargılama yapılması olduğu kanaatini taşımaktadır.”

ifadesi yer almıştır.

7.

Başvurucu, AİHM’in ihlal kararına dayanarak 8/2/2011

tarihinde yargılamanın yenilenmesi için İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine

başvurmuştur.

8.

Mahkeme ise 31/5/2011 tarihli ve E. 2011/97, K.2011/65 sayılı kararı ile

yeniden yargılamayı gerektirecek bir durumun bulunmadığını belirterek talebin

reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından söz konusu karara itiraz

edilmiştir. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 13/7/2011 tarihli ve 2011/836

Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine hükmetmiştir.

9.

Başvurucu 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen geçici 2. madde

gereğince 2/5/2013 tarihinde tekrar yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.

10.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 17/5/2013 tarihli ve 2013/235 Değişik İş

sayılı kararı ile AİHM’in kararına konu başvurunun

5271 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin kapsamına girmediği ve yeniden

yargılama konusunda daha önceden değerlendirme yapılmış olduğu gerekçesiyle

başvurucunun talebini reddetmiştir.

11.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 20/6/2013 tarihli ve 2013/374 Değişik İş

sayılı kararı ile ret kararını usule aykırı bulmuştur. Mahkeme, talebin

süresinde yapıldığının tespit edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanun’un 320.

maddesi gereğince yargılama yapıp karar verilmek üzere dosyanın İstanbul 11.

Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir.

12.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 29/7/2013 tarihinde, İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesi tarafından verilen 2013/374 Değişik İş sayılı kararına karşı kanun

yararına bozma yoluna gidilmesini talep etmiştir.

13.

Başvurucu 26/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

2. Bireysel Başvuru Tarihinden Sonra Yaşanan Gelişmeler

14.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30/9/2013 tarihli yazısında

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin talebiyle ilgili olarak kanun yararına

bozma yoluna başvurulmayacağı bildirilmiştir.

15.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 24/9/2013 tarihli tensip kararı ile

başvurucunun yeniden yargılama talebinin duruşmalı olarak incelenmesine karar

vermiştir.

16.

Mahkeme 21/11/2013 tarihli ilk duruşma ile yargılamaya başlamıştır.

Başvurucunun infazın durdurulması ve tahliye talebi, dosya kapsamı ve

delillerin bu aşamadaki durumu dikkate alınarak yerinde görülmediğinden

reddedilmiştir. Mahkeme, ifadesi başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan mağdur C.T.nin tekrar dinlenilmesine karar vermiştir.

17.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 19/2/2014 tarihli ikinci duruşmada mağdur C.T.yi dinlemiş, başvurucunun

infazın durdurulmasına ilişkin taleplerini aynı gerekçelerle reddetmiştir.

18.

Başvurucu ret kararına 25/2/2014 tarihinde itiraz etmişse de Mahkeme bu konuda

bir karar vermeden 12/3/2014 tarihli kararı ile dosyanın görevli İstanbul Ağır

Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

19.

Dosya, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/221 sayılı esasına

kaydedilmiştir.

20.

Başvurucu 28/3/2014 ve 15/5/2014 tarihli dilekçeleriyle tahliyesini talep

etmiştir.

21.

Başvurucu 28/3/2014 tarihli talebinin üzerinden kırk beş gün geçmesine rağmen

henüz bir karar verilmediğini belirterek Anayasa Mahkemesine ek beyanda

bulunmuş ve şikâyetçi olmuştur.

22.

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi 1/7/2014 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir. Başvurucu tarafından söz konusu karara itiraz edilmiş ancak İstanbul

7. Ağır Ceza Mahkemesi 10/7/2014 tarihli ve 2014/662 Değişik İş sayılı

kararıyla ret kararını uygun bularak itirazı reddetmiştir.

23.

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi 19/9/2014 tarihinde yargılamanın yenilenmesi

üzerine görülmeye başlayan davanın, hükmü veren Mahkemece sürdürülmesi gerektiğini

belirterek görevsizlik kararı vermiştir.

24.

Yargılamaya, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/276 sayılı dosyası

üzerinden devam edilmektedir.

B. İlgili

Hukuk

25.

5271 sayılı Kanun’un “Karar”

kenar başlıklı 271. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları

kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı

itiraz yoluna gidilebilir.”

26.

5271 sayılı Kanun’un “İnfazın geri

bırakılması veya durdurulması” kenar başlıklı 312. maddesi şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün

infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya

durdurulmasına karar verebilir.”

27.

5271 sayılı Kanun’un “Delillerin toplanması”

kenar başlıklı 320. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini

yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan

mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine

getirebilir.”

28.

5271 sayılı Kanun’un “Yeniden duruşma

sonucunda verilecek hüküm” kenar başlıklı 323. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün

iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29.

Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği

düşünüldü:

B. Başvurucunun İddiaları

30.

Başvurucu; AİHM’in ihlal kararına ve İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği karara rağmen İstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesine karar vermediğini ve kanun

yararına bozma yoluna başvurduğunu, bu nedenle etkili bir başvuru yolunun söz

konusu olmadığını belirterek Anayasa’nın 2. ve 40. maddelerinde tanımlanan

hukuk devleti ilkesinin ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu; ayrıca yargılamanın yenilenmesi hâlinde cezasının

infazının durdurulmasına karar verilmesi gerektiği, tutukluluk süresi beş yıl

olmakla birlikte kendisinin on dört yıldır cezaevinde tutulduğu, 28/3/2015

tarihli tahliye taleplerine ilişkin olarak kırk beş gündür herhangi bir karar

verilmediği gerekçesiyle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü

güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu bu gerekçelere

dayanarak cezasının infazının tedbiren durdurulması

ve adil bir tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

A. Değerlendirme

31. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde

başvurucunun iddialarının asıl olarak mahkemeye erişim hakkı ile özgürlük ve

güvenlik hakkına yönelik olduğu değerlendirildiğinden sadece bu haklar yönünden

incelenmesi gerekmektedir.

1. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32.

Başvurucu, AİHM’in ve İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesinin kararlarına rağmen yargılamanın yenilenmesine karar

verilmemesinden şikâyet etmektedir.

33.

Anayasa’nın “Görev ve yetkileri”

kenar başlıklı 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. ...”

34. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı”

kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel

hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,

ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

35.

6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

36.

6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar” başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvurucunun kamu

gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı “güncel bir hakkının

ihlal edildiği iddiasında” bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin “kişisel

olarak” ve “doğrudan” etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun

“mağdur” olduğunu iddia etmesi gerekir (Fetih

Ahmet Özer, B. No:

2013/6179, 20/3/2014, § 24).

37.

Bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri

sürmesi yeterli olmayıp ihlalden doğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu

göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi

gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün

varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya

Potur, B. No:

2013/8479, 6/6/2014, § 24).

38.

Somut olayda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 17/5/2013 tarihli kararıyla

başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebini reddetmiştir. Bununla birlikte

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararla ret kararı

kesin biçimde kaldırılmış; yargılama yapıldıktan sonra 5271 sayılı Kanun’un

323. maddesinin (1) fıkrası gereği önceki hükmü onamak ya da yeni bir hüküm

kurulmak üzere dosyayı Mahkemesine geri göndermiştir. 5271 sayıl Kanun’un 271.

maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca itiraz üzerine verilen karara uyulması

gerektiğinden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin davaya bakmaya başlaması,

yargılamanın yenilenmesi faaliyeti olarak görülmelidir. Nitekim Mahkeme,

duruşma açarak mağduru dinlemiştir. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

19/9/2014 tarihinde verdiği görevsizlik kararında da yeniden görülmeye başlayan

davanın hükmü veren mahkemece sürdürülmesi gerektiğinden bahsedilmektedir.

39.

Dolayısıyla başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilmiş ve dava

tekrar açılmıştır. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, kanun yararına bozma

yoluna gidilmesi talebinde bulunmuş ise de Adalet Bakanlığı (Bakanlık) tarafından

bu hususta karar verilmesini beklemeksizin itiraz üzerine verilen karar

doğrultusunda dosyayı yeniden ele almıştır. Ayrıca Mahkemenin yapmış olduğu

kanun yararına bozulma talebi, yargılamanın yeniden reddedildiği yönünde

değerlendirilemez.

40.

Bu itibarla başvurucunun talebi üzerine yeniden yargılamaya başlanılmış

olduğundan başvurucunun mağdur sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.

41.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

şikâyetinin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42.

Başvurucu; yeniden yargılamaya karar verilmesi hâlinde tahliyesinin

gerekeceğinden, tahliye talebinin bir sonuca bağlanmadığından ve tutukluluğunun

uzun sürdüğünden şikâyet etmektedir.

43. Anayasa’nın

“Kişi hürriyeti ve güvenliği” kenar başlıklı 19. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

... ”

44. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özgürlük ve güvenlik hakkı” kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Herkes özgürlük ve

güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın

öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından

verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;

…”

45. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında

ise bireylerin bu haktan şekil ve şartları kanunda gösterilen bazı istisnai

durumlarda mahrum edilebileceği kuralı yer almaktadır (Hamit Kaya, B.

No: 2012/338, 2/7/2013, § 38). “Mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi” amacıyla

kişilerin hürriyetinden yoksun bırakılması, maddenin ikinci fıkrasında sayılan

hâllerden birisidir. Sözleşme’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde

de benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir.

46. Sözleşme’ye göre özgürlüğe getirilen sınırlamanın meşru

kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası “tutma” hâli veya hapsedilmenin “yetkili mahkeme” kararına dayalı ve hukuka (kanuna) uygun

olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı yönünden “tutma” hâli, geniş anlamda kullanılmakta olup

gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk ve hükümlülük hâllerini içine

almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme” vurgusu; kişinin özgürlüğünden yoksun

bırakılması sonucunu doğuran ceza veya güvenlik tedbiri uygulama konusunda

kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan bağımsız ve

yeterli güvencelere sahip yargısal organı ifade etmektedir. Bunlara ek olarak

böyle bir makamda tutmanın hukukiliğini ve yerindeliğini denetleme ve gerekirse

kişiyi salıverme yetkisinin bulunması da aranmaktadır (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §

18).

47.

Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası ve Sözleşme'nin 5. maddesinin (1)

numaralı fırkasının (a) bendi kapsamına, mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet

hükmünün yerine getirilmesi hâllerinde ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma

hâlleri dâhil ise de anılan kurallar, mahkûmiyet kararının değil; tutmanın

hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır. Ancak bu güvence kapsamında,

kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının yerindeliği veya orantılılığı

incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan,

§ 18).

48.

Somut olayda başvurucu, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen İstanbul 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 14/5/2003 tarihli

kararı uyarınca hükümlü olarak cezasını çekmekte iken 23/3/2010 tarihli ve

26437/04 sayılı ihlal kararına dayanarak yeniden yargılanma talebinde

bulunmuştur.

49.

İstanbul 11. ve 6. Ağır Ceza Mahkemeleri, yeniden yargılama süresinde

başvurucunun tahliye taleplerini reddetmiş ve infazın devamına karar vermiştir.

Başvurucu, infazın devamı kararına itiraz etmiş ancak itirazına ilişkin

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin bir karar vermemesi üzerine bu kez davayı

devralan İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine 28/3/2014 tarihinde dilekçe

vermiştir. Mahkeme 1/7/2014 tarihinde itirazın reddine karar vermiş, ret

kararına yapılan itiraz da İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/7/2014 tarihli

kararı ile uygun bulmuştur.

50.

Görüldüğü üzere başvurucunun yeniden yargılama incelemesi süresince tahliye

edilmemesine yani “tutulma”sına yetkili mahkeme olan

İstanbul 6. ve 11. Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından ve yeniden yargılama

yapılan dosya kapsamında karar verilmiştir.

51. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden

biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,

ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu birtakım

güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle

bağlantılı olup birey belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya

hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların kamu otoritesine hangi

müdahale yetkisini sağladığını kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır.

Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp davranışlarını

düzenleyebilir. Hukuk güvenliği; kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin

tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni

düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli

kılar (Günay Okan, § 22; AYM,

E.2009/51, K.2010/73, 20/5/2010 ve AYM, E.2011/18, K.2012/53, 11/4/2012).

52. Kanunilik

şartı, hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların yalnızca şeklî olarak kanunla

düzenlenmesi ile sınırlı olmayıp bunların içerik olarak da belirli bir amacı

gerçekleştirmeye elverişli olmalarına ilişkin gerekliliği de ifade etmektedir.

Bu açıdan kanun metni bireylerin -gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle-

hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını

belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme

alınmış olmalıdır. Dolayısıyla uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve

sonuçlarına dair yeterli derecede öngörülebilir olmalıdır. Bununla birlikte

kanun metninin tüm sonuç ve etkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden

aranan açıklığın ölçüsü; söz konusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediği

alan ile hitap ettiği kitlenin statü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate

alınarak belirlenebilir. Bu özelliklere sahip bir kanunun aynı zamanda

kolaylıkla erişilebilir nitelikte olması gerekir (Günay Okan, § 23; AYM, E.2011/62, K.2012/2, 12/1/2012).

53. Somut

olay bakımından 5271 sayılı Kanun’un 312. maddesinin incelenmesi gerekmektedir.

Anılan hükümde, yeniden yargılama talebinin cezanın infazını durdurmayacağı

fakat ilgili Mahkemenin infazın geri bırakılması veya durdurulması yönünde bir

karar alabileceği herhangi bir tereddüde yer bırakılmayacak açıklıkta ifade

edilmektedir. Dolayısıyla yeniden yargılama hâlinde salıverilmeye ilişkin söz

konusu düzenlemenin belirli, kesin, erişilebilir ve öngörülebilir nitelikte

olduğu açıktır (Tülin Soyhan, B. No:

2013/2212, 25/3/2015, § 36).

54.

Diğer yandan İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, başvurucunun 28/3/2014

tarihinde infazın devamı kararına karşı vermiş olduğu dilekçesini 1/7/2014

tarihinde karara bağlamış olması -her ne kadar bir gecikmeyi gösterse de-

başvurucunun hukuka uygun tutulması bağlamında ayrı bir incelemeyi

gerektirmemektedir. Yargılamanın yenilenmesiyle birlikte dava yeniden görülmeye

başlanmasının infaz yönünden doğrudan bir sonuç doğurması öngörülmemiştir.

55. Bu

itibarla başvurucu hakkında verilen infazın devamı kararı, Anayasa’nın 19.

maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde hukuka uygun bir tutma mahiyetinde olup

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik bir ihlal oluşturmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özgürlük ve güvenlik

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Okan TAŞDELEN Başvurucu : Orhan ÇAÇAN Vekili : Av. Niyazi BULGAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6797, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. B. Başvurucunun İddiaları
  10. A. Değerlendirme
  11. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  12. B. Yargılama giderlerinin
  13. C. Kararın bir örneğinin Adalet
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6797
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/3496
  • Murat Karayel Başvurusu (B. No: 2013/5444)
  • Şeref Yıldız ve Burak Günay Başvurusu (B. No: 2013/6216)
  • Erler Yapı Malzeme A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/5019)
  • Haydar Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9081)
  • Hüseyin Bıyık Başvurusu (B. No: 2013/8772)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.