İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özgür Sevgi Göral Birinci Başvurusu (B. No: 2014/12112)

1. Başvuru, bir televizyon programında dile getirdiği

Başvuru No2014/12112Tarih4 Ekim 2017Okuma13 dk · 2.644 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özgür Sevgi Göral Birinci Başvurusu

Karar tarihi
4 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/12112
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.644 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir televizyon programında dile getirdiği

düşünceleri gerekçe gösterilerek başvurucunun bir üniversiteye öğretim elemanı

olarak alınmamasının ifade özgürlüğünü; yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. 1977 doğumlu olan başvurucu, 1998 yılında İstanbul

Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş ve ardından Boğaziçi Üniversitesi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi

alanında yüksek lisans yapmıştır. Başvurucu 2005 yılından itibaren Yıldız

Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümünde sözleşmeli olarak

çalışmış ve ders vermiştir. Başvurucu, başvuruya konu olaylardan önce misafir

öğretim görevlisi unvanıyla "toplumsal yapılar, tarihsel dönüşümler"

isimli bir ders vermiştir.

9. Yıldız Teknik Üniversitesinde 2008 yılının Ekim ayında

öğretim görevlisi kadrosu açılmıştır. Üniversite yönetimi tarafından yapılan

sınava başvurucuyla birlikte dört kişi katılmıştır.Kısa

bir süre sonra başvurucunun en yüksek puanı aldığı ve sınavı kazanmış olduğu

Üniversitenin İnternet sitesinde ilan edilmiştir. Buna karşın başvurucunun

ataması Üniversite yönetimince yapılmamıştır. Başvurucu 30/3/2009

tarihinde Üniversite yönetimine "...atamanın

yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa ne zaman yapılacağı, yapılmayacaksa

gerekçesinin tarafına bildirilmesini..." talep eden bir başvuru

yapmıştır.

10. Başvurucu, atamasının yapılması talebinin idare tarafından

zımni olarak reddedilmesi işleminin iptali istemiyle 2/7/2009

tarihinde İstanbul 10. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Davalı idare

savunmasını "objektif unsurlar" ve "subjektif

unsurlar" olarak iki başlığa ayırmıştır. Objektif unsurlar başlığı

altında, başvurucunun rektör tarafından atanmamasının gerekçesi olarak sözlü

sınav komisyonunun aday seçiminde subjektif

davrandığını ve sınav komisyonunun değerlendirmelerinin mevzuata aykırı

olduğunu belirtmiştir.

11. Davalı idare ilk derece mahkemesine verdiği savunmasının subjektif unsurlar başlığı altındaki bölümünü başvurucunun

katıldığı televizyon programına ve buradaki beyanlarına ayırmıştır.

"12- Davacı 21 Kasım 2008 tarihinde SKY

TÜRK kanalında "Kan Uykusundan Uyanmak" adlı programa katılmıştır.

Ekte sunduğumuz program kayıtlarından da anlaşılacağı üzere kendisi siyasi ve

politik konularda açıklama yapmıştır. Davacının programdaki beyanları 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7. maddesini ve de 2547 sayılı Yüksek

Öğretim Kanunu'nun 4. maddesi ve 5. maddesinin a ve b bentlerini açıkça ihlal

etmektedir. Bu nedenle de davacı söz konusu göreve atanmaya layık

bulunmamıştır. İdaremizce yapılacak işlemlerde normlar hiyerarşisi dolayısıyla

öğretim görevlilerinin atanmasına dair yönetmelikten önce kanun maddelerinin

uygulanması kaçınılmazdır. Yönetmelikler bilindiği gibi kanunları uygulamak

üzere konulmuş hukuk normları olup zaten kanunun istemediği bir sonuca

ulaşılmasında araç teşkil edemez.

13- Söz konusu maddelerin uygulanması, düşünce

özgürlüğüne aykırılık teşkil etmez, edemez. Çünkü devlet memuru olacak

davacının, devletin bütünlüğü ve işleyişi açısından gerekli görevleri ve de

kendisinin atanmasından beklenen faydayı ancak yukarıdaki maddeler çerçevesinde

gösterebilecektir. Bu faydayı gösteremeyeceğini açıkça ifade eden davacının söz

konusu göreve atanmasında kamu yararı bulunmamaktadır.

14- Söz onusu

maddeler üstelik davacının görevi açısından da oldukça bağımlı bir

niteliktedir. Davacı, söz konusu kadroya atandığı takdirde üniversitemizde

hepimizin bildiği "Atatürk Devrimi ve İnkılap Tarihi" dersini

anlatacaktır. Oysaki davacının söz konusu programdaki beyanları, davacının

belirtilen kanun maddeleri çerçevesinde bu dersi anlatamayacağını açıkça gözler

önüne sermektedir. Bir an için davacının bu dersi kanunun öngördüğü şekilde

anlatabileceğini varsaysak bile davacının bu anlatımında dürüst ve samimi

olamayacağı çok açıktır.

15- Ayrıca davacının söz konusu televizyon

kanalındaki beyanlarıyla ilgili olarak "düşünce özgürlüğü" savunması

da yerinde değildir. çünkü "düşünce

özgürlüğü" tanımı kendini ifade etmek ve de düşüncelerini yayabilmek

özgürlüğünü içerir. Oysaki davaya konu idari işlem davacının düşüncelerini

ifade etmesini veya yaymasını engelleyen herhangi bir niteliği bulunmamaktadır.

Zaten ifade edilmiş ve de yayımlanmış bir düşünce açısından "düşünce özgürlüğü"nün kısıtlanmasından bahsedilemez. Davadaki

esas sorun davacının Devlet Memurları Kanunu'nun ve de Yüksek Öğretim

Kanunu'nun gereklerini yerine getirecek niteliğe sahip olup olmamasıdır."

12. Başvurucu, idare mahkemesindeki yargılamada diğer hususların

yanı sıra atama işleminin asıl olarak katıldığı televizyon programında dile

getirdiği düşüncelerinin rahatsızlık yaratmasına dayandığını iddia etmiştir.

Başvurucu delil olarak da davalı idarenin yapmış olduğu savunmayı göstermiştir.

13. İlk derece mahkemesi 24/3/2010

tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Mahkeme, ilk olarak, yapılan giriş sınavında

başvurucunun başarılı olduğunu ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığının

başvurucunun atanmasına ilişkin yazıyı Rektörlüğe gönderdiğini ancak

Rektörlükçe atamaya onay verilmediğini tespit etmiştir. Mahkeme daha sonra

ayrıntılı olarak mevzuata ve bu mevzuatın değerlendirmesine yer vermiştir.

Mahkeme sözlü sınavda adayların mesleki ifade becerisi, analitik düşünme ve

akademik yeteneği, genel kültür düzeyi ve başvurduğu alanla ilgili beceri ve

ilgi düzeyleri değerlendirilmeden sözlü sınav notlarının verildiği kanaatine

ulaşmıştır. Mahkeme, davacının -değerlendirmeye tabi tutulan puan türlerinde

yabancı dil hariç- en düşük puan türüne sahip olduğunu; davacı ile diğer

adaylar arasındaki yüksek puan farkının nedeninin açıklanamadığını

belirlemiştir. Mahkemeye göre sınav komisyonu, aday seçiminde subjektif davranmış ve davalı idare bu sebeple davacının

atanmasına onay vermemiştir. Mahkeme, atanma talebinin zımnen reddine ilişkin

işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığına karar vermiştir.

14. İlk derece mahkemesi, kararında ne başvurucunun katıldığı

programda dile getirdiği düşüncelerine ve ne de davalı idarenin cevap

dilekçesinde ifade ettiği bu konudaki değerlendirmelerine yer vermiştir.

15. Hem başvurucu hem de davalı idare sözü geçen televizyon programında

dile getirilen düşüncelerden genel değerlendirmelerle bahsetmiştir. Derece

mahkemelerindeki yargılama sürecinde davalı idare başvurucunun tam olarak hangi

düşüncelerinin kabul edilemez olduğunu açıklamadığı gibi başvurucu da sözü

geçen programda ileri sürdüğü düşünceler üzerinde somut değerlendirmeler

yapmamıştır.

16. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Sekizinci

Dairesinin 9/5/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.

Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 5/5/2014

tarihli kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar başvurucu vekiline 25/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 23/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı

Yükseköğretim Kanunu'nun 31. maddesi şöyledir:

“Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı

birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya

herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim - öğretim

ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile

tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler.

Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak

fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının

önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı

ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın

ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi

kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre

sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve

görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler.

Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden

atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar

ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi

atanabilir."

19. 31/7/2008 tarihli ve 26953 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim

Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıktan Yapılacak

Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ileGiriş

Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 13.

maddesinin ilk hâli şöyledir:

"(1) Sınavlarda başarılı olan adaylar,

başarı puanları esas alınarak ilan edilir. İlan edilen kadro sayısını geçmemek

şartıyla yedek aday da ilan edilebilir. Atamalar yürürlükteki mevzuata göre

yapılır."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) pek çok kararında bir

kimsenin devlet memuru olarak atanma talebinin reddedilmesinin Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında tek başına şikâyet konusu

olamayacağını belirtmiştir. AİHM, sözleşmeci devletlerin devlet memuru olarak

işe alınma hakkını Sözleşme'de ve eki protokollerinde

bilinçli olarak yer vermediklerini vurgulamıştır. Bununla birlikte bu ifadeden

devlet memurlarının Sözleşme kapsamı dışında kaldıkları sonucu çıkarılamaz

(örnek kararlar için bkz. Wille/Lihtenştayn, B. No: 28396/95, 28/11/1999, §§ 40- 41; Kayasu/Türkiye, B. No:64119/00 ve 76292//01, 13/11/2008, § 79; Glasenapp/Almanya, B. No:9228/80, 28/8/1986, §§ 47-

53; Leander/İsveç, B. No: 9248/81, 26/3/1987, § 59; Kosiek/Almanya, B. No: 9704/82, 28/8/1986, §§

34-35; Massa / İtalya, B. No:

265-B, 24/8/1993, § 26; Neigel / Fransa, B. No: 18725/91, 17/3/1997, §

44).)

21. Almanya'ya karşı yapılan Glasenapp/Almanya başvurusunda başvuran, orta öğretim öğretmeni

olarak atanmamasının tek nedeninin siyasi faaliyetleri olduğunu ileri

sürmüştür. AİHM, Sözleşme’nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesinin ihlal

edilmediğine karar vermiştir. Mahkeme; başvuranın memuriyete girişini

engelleyen ilgili bakanlığın, başvuranın düşünce ve faaliyetlerini sadece deneme

sürecinde kendisini kanıtlayıp kanıtlamadığını ve söz konusu görev için gerekli

kişisel niteliklerden birine sahip olup olmadığını tespit edebilmek amacıyla

dikkate aldığı kanaatine varmıştır. AİHM'e görebaşvurunun merkezinde, kamu hizmetlerine girme meselesi

yer almaktadır. Yetkili Eyalet makamı, Bayan Glasenapp’ın

memuriyete girme talebini reddederken başvurucunun görüşlerini ve davranışını

sadece söz konusu kadronun gerektirdiği kişisel niteliklerden birine sahip olup

olmadığına kanaat getirmek için dikkate almıştır. Durum böyle olunca AİHM'e göre Sözleşme’nin 10. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında korunmuş olan hakkın kullanılmasına bir müdahalede bulunulmamıştır (Glasenapp/Almanya, §§ 47- 53) .

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 4/10/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, katıldığı "kan uykusundan uyanmak" isimli

televizyon programında Kürt sorununa ilişkin olarak paylaştığı görüşleri

nedeniyle atamasının yapılmadığını ileri sürmektedir. Başvurucu bu iddiasına

dayanak olarak davalı idarenin ilk derece mahkemesine sunduğu savunmayı

göstermektedir. Başvurucu, diğer adaylara göre akademik yönden üstünlüğü

olduğunu düşünmekte ve bu sebeple sözlü sınav komisyonunun kendisi hakkındaki

değerlendirmesinin doğru olduğunu savunmaktadır. Başvurucu, ilk derece

mahkemesinin kararının gerekçesinin yetersiz olması nedeniyle Anayasa'nın 36.

maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının; düşüncelerinden dolayı atama

işleminin yapılmaması nedeniyle Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade

özgürlüğünün veAnayasa'nın 27. maddesinde yer alan

bilim ve sanat özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

24. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, kamu düzeni,

... korunması, ...amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun adil

yargılanma hakkı ile bilim ve sanat özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının

ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

26. Anayasa'nın 70. maddesinde güvence altına alınan kamu

hizmetine girme hakkının Sözleşme'de ya da Sözleşme'ye ek protokollerde korunan bir hak olmadığı

açıktır (§§ 20, 21). Anayasa Mahkemesi de pek çok kararında kamu hizmetine

girme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan haklardan olduğunu belirtmiş ve böyle bir hak

ihlali iddiasını içeren başvuruları konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez bulmuştur (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24. Söz konusu

içtihadın uygulandığı diğer kararlar için bkz. Murat

Meteris (kk), B.

No: 2015/7269, 8/6/2017, §§ 6-10; Abdullah

Arslanoğlu (kk), B. No: 2014/2451,

30/10/2015, §§ 8-15).

27. Bununla birlikte mevcut başvuruda kalıcı bir kadroya atanma

meselesinin merkezi bir sorun oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi gerekir.

İlk olarak ilgili Kanun ve Yönetmelik, üniversitede kadrolu veya sözleşmeli

olarak çalıştırılacak öğretim elemanlarının atanmasında üniversite yönetim

kurulları, dekanlar ve rektörün katıldığı bir dizi usule ilişkin süreç

öngörmektedir. Somut olayda başvurucu, sınav komisyonunca başarılı bulunmuştur.

Bununla birlikte bir kimsenin sınav komisyonunca başarılı bulunması onun ilgili

kadroya otomatik olarak atanacağı anlamına gelmemektedir. Nitekim mevzuatla

çeşitli kadrolara atama yapılmasında üniversite rektörlerine nihai yetki

verilmesi (§§ 18, 19) nedeniyle başvurucunun en yüksek puanı almış ve sınavı

kazanmış olduğu ilan edilmiş ancak ataması yapılmamıştır.

28. Davalı idare, başvurucuyu -sınavda başarılı olduğu hâlde- atamama

gerekçesini bildirmemiş; ilk derece mahkemesine sunduğu savunmada açıklamıştır.

Davalı idarenin sınav komisyonunun aday seçiminde subjektif

davrandığı ve değerlendirmelerinin mevzuata aykırı olduğu yönündeki savunması

ilk derece mahkemesince değerlendirilmiş ve bu yönden atama işleminin

yapılmamasında bir hukuksuzluk görülmemiştir. Mevcut başvurunun bu kısmı kamu

hizmetine girme meselesine ilişkindir ve bireysel başvuru kapsamında değildir.

Ayrıca, derece mahkemelerinin vardıkları sonuçların doğruluğunu incelemek,

Anayasa Mahkemesinin görevine de girmez.

29. İdare tarafından ilk derece mahkemesine sunulan savunmadan

başvurucunun atamasının yapılmamasında katıldığı televizyon programında

kullandığı ifadelerin kısmen de olsa etkili olduğu anlaşılmaktadır. Üniversite

yönetiminin atama işlemi yapmama gerekçesi olarak bir ölçüde başvurucunun

katıldığı bir televizyon programında dile getirdiği düşünceleri de göstermesi

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır. Buna karşılık ilk derece mahkemesi

-idarenin subjektif unsurlar olarak nitelendirdiği-

başvurucunun açıklamalarını değerlendirmeyi reddetmiştir.

30. Başka bir deyişle yetkili makamın başvurucunun memuriyete

girme talebini reddederken başvurucunun görüşlerini ve davranışını, sadece söz

konusu kadronun gerektirdiği kişisel niteliklerden birine sahip olup olmadığına

kanaat getirmek için dikkate aldığı, ancak ilk derece mahkemesinin hükmünü

böyle bir değerlendirmeye dahi dayandırmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

31. Anayasa Mahkemesini bu sonuca götüren sebeplerden biri de

başvurucunun sözü geçen televizyon programında dile getirdiği düşüncelerin hem

derece mahkemelerinde ele alınış tarzı hem de başvurucunun şikâyetini Anayasa

Mahkemesine iletme biçimi olmuştur. Öncelikle derece mahkemelerindeki yargılama

sürecinde sözü geçen televizyon programında dile getirilen düşüncelerden genel

değerlendirmelerle bahsedilmiş; davanın tarafları somut, elle tutulur

değerlendirmeler yapmaktan kaçınmıştır. Daha sonra başvurucu, Anayasa

Mahkemesine sunduğu bireysel başvuru dilekçesinde, bahsi geçen konuşmaları

delillerle savunmaya ve açıklamaya çalışmamış hatta ilk derece mahkemesine

sunulan televizyon programının kayıtlarını dahi sunmamıştır. Dolayısıyla gerek

derece mahkemelerindeki yargılamalarda gerek Anayasa Mahkemesine yapılan şikâyette

başvurucunun görüşlerinin merkezî bir yer işgal ettiği gösterilebilmiş

değildir.

32. Bir dizi idari ve yargısal sürecin sonunda başvurucu

memuriyete alınmamıştır.Kamu

gücünü en son kullanan ilk derece mahkemesi de başvurucunun açıklamalarına dayanmamış,

diğer şartların bulunmadığına karar vermiştir. Durum böyle olunca Anayasa

Mahkemesine sunulan başvurunun merkezinde, kamu hizmetlerine girme meselesinin

yer aldığı; Anayasa'nın 26. maddesinin birincifıkrasında

korunmuş olan ifade özgürlüğünün kullanılmasına bir müdahalede bulunulmadığı,

başka bir deyişle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

kanaatine ulaşılmıştır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

38. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık beş yıllık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

39. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

41. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır. Başvurucu,

ihlalin tespiti ile yeniden yargılanma yapılmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

42. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından

talebin reddine karar verilmesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206.10

TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından

başvurucunun bu yöndeki talebinin REDDİNE,

D. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/10/2017

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Özgür Sevgi GÖRAL BİRİNCİ Vekili : Av. Selim BAKTIAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12112, 4 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. İfade Özgürlüğünün
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun adil
  12. B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24. Söz konusu
  13. B. Makul Sürede
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. C. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından
  16. D. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/10/2017
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12112
Tarih
4 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Mehdiye Doğan ve Ömer Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7264)
  • G.y. Başvurusu (B. No: 2014/16026)
  • Dilek Güler Başvurusu (B. No: 2014/15015)
  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2014/1577)
  • Furkan Omurtag Başvurusu (B. No: 2014/18179)
  • Ali Kıdık Başvurusu (B. No: 2014/5552)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.