İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Fatih Uğurlu Başvurusu (B. No: 2015/803)

1. Başvuru, ulusal bir gazetede bazı üst düzey askerî personele

Başvuru No2015/803Tarih12 Eylül 2018Okuma18 dk · 3.525 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Fatih Uğurlu Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/803
R.G. Tarih ve Sayı
19/10/2018 - 30570
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.525 kelime·18 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal bir gazetede bazı üst düzey askerî personele

yönelik yapılan haberler nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın

özgürlüklerini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, olay tarihinde ve hâlen Yeni Akit isimli ulusal

gazetenin (gazete) sahibidir.

9. A.Ö. isimli yarbay (Yarbay) 31/1/2012 tarihinde evinin bulunduğu

Fenerbahçe Orduevi lojmanlarındaki otoparkta kafasından vurulmuş hâlde

bulunmuştur. Bu ölümün intihar sebebiyle olup olmadığı konusunda şüpheler

bulunduğu ve intihardan ziyade cinayet olabileceği konusunda ulusal basında çok

sayıda haber yapılmıştır.

10. Ulusal basının konuya gösterdiği ilginin ve Yarbay'ın

ölümüne dair şüphelerin bulunduğu yönünde yaptığı haber ve yorumların arkasında

Yarbay'ın ölümünden kısa süre önce görev yaptığı yerdeki parasal usulsüzlükler

hakkında ilgili makamlara bir ihbar mektubu göndermiş olduğuna ilişkin

yönündeki iddialar vardır.

11. Ancak ne başvuru konusu haberde ne de ulusal basında yer

alan diğer haberlerde anılan ihbar mektubunun orijinal versiyonuna yer

verilmiştir. Bunun yerine anılan mektupta yer aldığı belirtilen iddialar

haberleştirilmiştir.

12. Gazetenin 5/3/2012 tarihli nüshasının 1. ve 11. sayfalarında

yukarıda belirtilen konularla ilgili olarak "Orduevi

Soruşturması Derinleşiyor" başlıklı bir haber yapılmıştır. Söz

konusu haberin başvuru konusu olayı ilgilendiren kısımları şöyledir:

11. Sayfadaki Haber

"Orduevi

Soruşturması Derinleşiyor

Sayıştay’ın dört hafta önce İstanbul

Kadıköy’de bulunan Fenerbahçe Orduevi’nde başlattığı lüks konut

soruşturmasının, 31 Ocak 2012 tarihinde Fenerbahçe Orduevi’nde şüpheli bir

ölümle hayatına kaybeden Yarbay ...’in askeri savcılığa yaptığı yolsuzluk

ihbarlarının da soruşturmaya dahil edilmesi nedeniyle uzadığı belirtiliyor.

...

İHBAR MEKTUBUNDA ŞOK DETAYLAR

... İhbar mektubunda özellikle İstanbul İnşaat

Emlak Bölge Başkanı Albay ... ve 1. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral [M.Y] ile

ilgili iddialarda bulunduğu belirlendi. ...

“İŞİ

BAŞIMA YIKACAK”

[Albay]’ın, ihalelere fesat karıştırdığı, yolsuzluk yaptığı,

anlaşmalı firma yetkililerinden laptop bilgisayarlar, LCD televizyonlar,

buzdolabı vb. eşantiyon isteyerek şahsına çıkar temin ettiği, er pavyonu

ihalesinde yolsuzluk yaptığı ileri sürülüyor. Mektupta, Yarbay ...’in bu

ilişkilerden rahatsızlık duyarak bazı istekleri reddetmesi üzerine Sayıştay

denetimi öncesinde Albay ... tarafından tayin ettirildiği anlatılıyor. Yarbay

..., Albay ... için 'İşi başıma yıkacak' ifadesi kullanırken, Kurmay Başkanı

Tümgeneral [M.Y]’ın da bu işlerin içinde olduğunu

ileri sürüyor. Şüpheli bir şekilde intihar ettiği belirtilen Yarbay ...

mektubunda 1. Ordu Komutanı Orgeneral [Y.A] ve Kurmay Başkanı Tümgeneral [M.Y]

tarafından baskı gördüğünü ve sıkıştırıldığını da savunuyor.

20 TRİLYONLUK RANT İDDİASI

Mektupta; 220 bin kamyon kum dökme ve yaklaşık

20 milyon TL rant elde etme olayının da 20 Haziran 2006 tarihinde yapılan

anlaşma ile başladığına dikkat çekiliyor. Bu olaydan şu an 1.Ordu Komutanlığı

yapan Orgeneral [Y.A]’ın da bilgisinin olduğu

belirtiliyor. Yarbay ..., 2001-2004 yılları arasında 66’ncı Mekanize Piyade

Tugayı’nda çalıştığını ve orada yaşananları da iyi bildiğini ima ediyor. İhbar

mektubunda ayrıca; 'Albay ..., göreve gelir gelmez, devletten elde ettiği bütün

olanak ve imkânları askeri ceza kanununa aykırı olarak şahsına ve ailesine

seferber etti. Görevi esnasında Küçükyalı Camii yanındaki bir fırına ortak

oldu. Askeri ceza kanununda bu suçtur. Yine devletin araçlarını ve askerini

gece geç saatlerde özel pastane hizmetlerinde kullandı. İnşaat Emlak Bölge

Başkanlığı’na iş yapan müteahhitlere karşılıksız olarak kendisine özel işler

yaptırdı' ifadeleri kullanılıyor.

DENETİMDEN BİRKAÇ GÜN ÖNCE

İNFAZ MI EDİLDİ?

Sayıştay denetlemesi sürecinde şüpheli bir

intihara kurban giden Yarbay ... ile ilgili çalışma arkadaşları da ilginç

açıklamalar yaptı. Yarbay ...’in intihardan bir süre önce arkadaşlarına 'Bu

Fenerbahçe benim başıma bela olacak, bu yüzden hapse girebilirim' dediği

öğrenildi. Sayıştay heyeti tarafından ifadesinin alınması beklenen ...’in

denetimden bir kaç gün önce de evinin önünde bulunan

arabasının içinde intihar etmesine anlam veremeyen arkadaşları, 'Fenerbahçe

Orduevi’ndeki usulsüzlüklerle ilgili bilgiler vermişti. İntiharına inanamadık.

Son günlerde ‘inşaat emlak ve kurmay başkanlığından çok rahatsız ediliyorum,

başıma iş açacaklar, başımı yakacaklar’ diye konuşuyordu' dedi.

YARALI HALDE BULUNDU,

KURTARILAMADI!

66. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda görevli

Yarbay ..., 31 Ocak 2012 tarihinde Fenerbahçe Orduevi’nde otomobilinde başından

yaralı halde bulundu, ancak kurtarılamadı. Sabah 05.00 saatlerinde Fenerbahçe

Orduevi lojmanlarındaki evinden çıkıp arabasına gittiği ve gürültü çıkmasın

diye başına yastık dayayarak intihar girişiminde bulunduğunu iddia edilen ve

annesi tarafından yaralı halde bulunan Yarbay ..., kaldırıldığı hastanede 4

Şubat 2012 tarihinde hayatını kaybetmişti."

13. Bu haber sonrasında haberde adı geçen

Orgeneral (Y.A.) veTümgeneral (M.Y.) (davacılar)

başvurucuya karşı söz konusu haberle varsayımsal

olarak var olduğu iddia edilen ihbar mektubuna atıf yapılmak suretiyle

kendileri hakkında küçük düşürücü değerlendirme ve yorumlarda bulunulduğu

gerekçesiyle manevi tazminat davası açmışlardır. Davaya bakan İstanbul Anadolu

22. Asliye Hukuk Mahkemesi aşağıdaki gerekçelerle her bir davacı lehine 2.500

TL olmak üzere toplam 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir:

13. Bu haber sonrasında haberde adı geçen Orgeneral (Y.A.) veTümgeneral (M.Y.) (davacılar) başvurucuya karşı söz

konusu haberle var olduğu iddia edilen ihbar mektubuna atıf yapılmak suretiyle

kendileri hakkında küçük düşürücü değerlendirme ve yorumlarda bulunulduğu

gerekçesiyle manevi tazminat davası açmışlardır. Davaya bakan İstanbul Anadolu

22. Asliye Hukuk Mahkemesi aşağıdaki gerekçelerle her bir davacı lehine 2.500

TL olmak üzere toplam 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir:

"Somut olayda davalı gazetede... yapılan

yayında... Yarbay ...'in ihbar mektubu iledavacı

birinci ordu komutanı Org. [Y.A] ile birinci ordu komutanlığı kurmay başkanı

Tümgeneral [M.Y] ile irtibat kurulmaya çalışılmış, somut bir delil yok iken

müteveffa yarbaya baskı yapıldığı anlatılmış ihbar mektubunda kurmay başkanı

tümgeneral [M.Y]'ın bu işlerin içinde olduğunu ileri sürmüşve yandaki haberde de aracında başından yaralı olarak

bulunan ancak kurtarılamayan Yarbayın arkadaşlarına "bu Fenerbahçe benim

başıma bela olacak, bu yüzden hapise

girebilirim" dediği öğrenildi denilmektedir.

Söz konusu intihar olayıyla ilgili Kara

Kuvvetleri Komutanlığı üçüncü Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı 31 Aralık

2012 tarihli ... kararı ilekovuşturmaya yer

olmadığına dair karar vermiştir.

Sayıştay başkanlığına yazı yazılmış "ağır

iddiaya Sayıştay denetimi " başlığı ile yayınlanan haber ile ilgili olarak

Milli Savunma Bakanlığından alınan cevaba göre konunun

askeri savcılığa intikal ettirildiğini bununla ilgili yasal sürecin devam

ettiği bildirilmiştir.

Üçüncü Kolordu Komutanlığı Askeri

Savcılığından ihbar mektubunun onaylı bir örneği ile bununla ilgili bilgi

istenmiş, Milli Savunma Bakanlığınca birinci Ordu Komutanlığına hitaben

yazılmış 15 Mart 2012 tarihli hazırlanan idari tahkikat raporu gönderilmiş

tahkikat sonunda raporda sonuç olarak belirlenen dokuz adet iddiadan altı adet

iddianın gerçeği yansıtmadığı üç iddianın ise kısmen gerçeği yansıttığı

belirtildikten sonra İstanbul İnşaat Emlak Bölge Başkanı Albay ... ile ilgili

suç teşkil edecek herhangi bir suç unsurunun oluşmadığı kanaatine varıldığı

görülmüştür.

Dosya kapsamına göre bu yayınla, davacılar

küçük duruma düşürülmüş aksi ispatlanamayan iddialarla kişilik hakları ihlal

edilerek saldırıya uğramıştır.

Davaya konu olaylarda manevi tazminatın amacı

bozulan manevi dengeyi sağlamak, duyulan elem ve acıyı azaltmaktır.

Somut olayın meydana geldiği gün, haberin

veriliş şekli ve biçimi ile haberin verilişinde kullanılan dil ve üslup,

niteleme ve benzetmenin dikkat çekiciliği ile kişilik haklarındaki ihlalin

yoğunluğu manevi tazminatın taktirinde etken olan hususlardır.

Olayımızda bu etkenler, toplanan tüm

delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın manevi tazminat

isteminin kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur."

14. Kararın başvurucu tarafından temyizi üzerine Yargıtay

17/9/2014 tarihinde kararı onamıştır. Onama kararı başvurucuya 1512/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 13/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Kişilik hakkının zedelenmesi" kenar

başlıklı 58. maddesi şöyledir:

"Kişilik hakkının

zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat

adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir

veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir

ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; dava konusu haberin şüpheli şekilde ölen bir kamu

görevlisinin görevi ile ilgili olarak gönderdiği bir ihbar mektubuna

dayandığını, bu ihbar mektubuyla ilgili adli ve idari soruşturmanın haberin verildiği

anda devam etmekte olduğunu ve haber yapıldıktan sonra sona eren soruşturmalar

neticesinde ihbar mektubundaki isnatların bir kısmının doğru olduğunun ortaya

çıktığını belirtmiştir. Başvurucu; haberi iyi niyetle ve somut olaylara

dayandırarak yaptığını, bunun aksini yani sırf davacıları küçük düşürmeyi

amaçladığını gösteren bir kanıt olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, aleyhine

verilen tazminat kararının gazeteci olması hasebiyle caydırıcı etki de

doğuracağını belirterek bütün bu gerekçelerle ifade ve basın özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti"

kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve

kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak

açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi

olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

20. Anayasa’nın “Basın

hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

22. Başvurucunun davacılara yönelik haberleri nedeniyle 5.000 TL

tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

24. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma vedemokratik

toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

25. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

26. Başvurucunun tazminat ödemeye mahkûm edilmesine ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a)

Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

27. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,

savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla

açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve

gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların

hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

28. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın

amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki

üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın

13. maddesinde "demokratik toplum

düzeninin gereklerineaykırı olmama"

ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama"

biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir

bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM,

E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,

§ 18).

29. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve istisnai

nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

30. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Bekir

Coşkun, § 44, 47, 48; Hakan

Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,

61, 66).

31. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan

organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade özgürlüğünün

kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması gereken bir

menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somut

olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (Bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, §§ 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).

32. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Çatışan

Haklar Arasında Dengeleme

33. Mevcut başvuruda başvurucunun basın özgürlüğü ile

davacıların itibarlarının korunması hakkı arasında bir çatışma meydana

gelmiştir. Çatışan söz konusu haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için

eldeki olaya uygulanabilecek kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:

1- Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin

bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı

2- Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı

3- Haber veya makalenin yayımlanma şartları

4- Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan ifadelerin

türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları

5- Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı

6- Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği

7- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgili

kişinin önceki davranışları

8- Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığı

34. Anayasa Mahkemesi başvurunun koşullarına göre bazıları

yukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,

27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç

[GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan

Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014,

§§ 66-73). Bunun için başvurucu tarafından yazılan yazının -yayımlandığı

bağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi

gerekir (Nilgün Halloran,

§ 52; Önder Balıkçı, B. No:

2014/6009, 15/2/2017, § 45).

(d) İfade

Özgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi

35. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarında

dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213,

1/2/2017, § 36). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince

ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler

Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. İlk derece mahkemesi başvuru konusu haberle ilgili

kararında;

i. İntihar olayıyla ilgili soruşturmanın kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararla sonuçlandığı,

ii. Aynı olay

bağlamında yapıldığı anlaşılan ancak hangi yayın organında ve ne zaman

yayımlandığı gerekçeli karardan anlaşılamayan

Ağır İddiaya Sayıştay Denetimi başlığı ile yayımlanan haber ile

ilgili olarak Mahkemelerince Sayıştay Başkanlığına yazı yazıldığı, Sayıştay

Başkanlığının Millî Savunma Bakanlığından aldığı cevaba göre konunun askerî

savcılığa intikal ettirildiği ve bununla ilgili yasal sürecin devam ettiği

yönünde cevap verdiği,

iii. İlgili askerî makamlardan ihbar mektubunun onaylı bir

örneğinin istendiği, buna cevap olarak askerî makamlarca idari tahkikat raporu

gönderildiği ve tahkikat sonunda hazırlanan raporda ihbar mektubundaki dokuz

iddiadan altısının gerçeği yansıtmadığı, üç iddianın ise kısmen gerçeği

yansıttığının belirtildiği şeklinde tespitlerde bulunmuştur.

37. İlk derece mahkemesi yukarıdaki tespitleri yaptıktan sonra

somut olay bağlamında ilave herhangi bir değerlendirme yapmaksızın dosya

kapsamına göre başvuru konusu haberle davacıların küçük duruma düşürülmüş

olduğu ve haberdeki iddialarla davacıların kişilik haklarının ihlal edildiği

sonucuna ulaşmıştır.

38. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi tazminata ilişkin

gerekçesinde ilk olarak başvuruya konu haber yapıldıktan epeyce sonraki bir

tarihte sonuçlanan soruşturmadaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı esas

almıştır. Başka bir deyişle ilk derece mahkemesi, gerçek olmadığı sonradan

yapılan soruşturmalar sonucu ortaya çıkan iddialar hakkında bir yayın

yapılamayacağına karar vermiştir. Basın alanında haberlerin yapılmasında ve

kanaatlerin açıklanmasında bu düzeyde bir kesinlik sınırının kabul edilmesinin

ifade ve basın özgürlüklerinin tümüyle ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağı

açıktır (Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Kıdık, B. No: 2014/5552,

26/10/2017, § 73).

39. İlk derece mahkemesi gerekçesinde ikinci olarak aynı olay

bağlamında yapıldığı anlaşılan ancak hangi yayın organında ve ne zaman

yayımlandığı gerekçeli karardan anlaşılamayan Ağır

İddiaya Sayıştay Denetimi başlığı ile yayımlanan haber ile ilgili

gelişmelere dayanmıştır. Bununla birlikte anılan haberle ilgili gelişmelerin

başvuru konusu haberle bağlantısı gerekçeli karardan anlaşılamamaktadır.

40. İlk derece mahkemesi son olarak ölen kişi tarafından

gönderildiği belirtilen ihbar mektubu üzerine yapıldığı düşünülen idari

soruşturmada anılan mektuptaki bazı iddiaların gerçeği yansıtmadığı yönünde

ulaşılan sonucu esas almıştır. Ancak ilgili soruşturma raporuna göre yapılan

soruşturmada ihbar mektubundaki bazı iddiaların da kısmen gerçeği yansıttığı

anlaşılmıştır. Hangi iddiaların gerçeği yansıtmadığı hangi iddiaların ise

kısmen gerçeği yansıttığı konusunda ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir

açıklama yer almamaktadır.

41. İlave olarak ilk derece mahkemesi konuyla ilgili kararında,

davacıların olmadığını iddia ettiği ancak haberde yer alan iddiaların

dayandırıldığı ihbar mektubunun gerçekten var olup olmadığı, eğer varsa

başvurucunun ihbar mektubundaki iddiaları değiştirerek veya iddialara eklemeler

yaparak haber yapıp yapmadığı ya da bilginin elde edilme yönteminin kabul

edilemez olup olmadığı, başvurucunun ilave bir araştırma yükümlüğünün bulunup

bulunmadığı yönünde herhangi bir değerlendirmede de bulunmamıştır.

42. Bütün bu nedenlerle somut başvurunun bütün koşulları gözönünde tutulduğunda şikâyet edilen tazminat kararı ile

başvurucunun ifade ve basın özgürlüğüne yapılan müdahale için ilk derece

mahkemesinin ileri sürdüğü gerekçeler ilgili ve yeterli bir gerekçelendirme

sayılamaz.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına

alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2012 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir

(Detaylı açıklamalar için Mehmet Doğan,

§§ 57-60).

46. Başvurucu, ihlalin tespiti ile birlikte başvuruya konu

kararda hükmedilen tazminatı ödemesi durumunda ödediği miktar kadar tazminat

talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesi başvurucunun sahibi olduğu gazetede

yapılan bir haber nedeniyle mahkemeler tarafından 5.000 TL tazminat ödemesine

karar verilmesine ilişkin ilk derece mahkemesi gerekçesinin ilgili ve yeterli

olmadığı, bu nedenle başvurucunun ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

48. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. İşbu ihlal kararı yeniden yargılama sonucu başvurucu

aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece

mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi kararında ortaya konulan ilkeler ışığında

yeniden yargılama yaparak ilgili ve yeterli bir gerekçeyle başvurucuya yönelik

tazminat davasının kabulüne ya da reddine karar verebilir.

50. Başvurucu; başvuruya konu kararda hükmedilen tazminatı

ödemesi durumunda ödediği miktar kadar tazminat talebinde bulunmuş olmakla

birlikte anılan tazminatı ödeyip ödemediğine dair işbu karar tarihine kadar

Anayasa Mahkemesine ilave herhangi bir bilgi ya da belge sunmamıştır. Bu

nedenle tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasında

güvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 22. Asliye

Hukuk Mahkemesine (E. 2012/378, K. 2013/198) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 226,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Ramazan

Fatih UĞURLU

Vekili

:

Av. Ali

PACCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/803, 12 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. İhbar Mektubunda Şok Detaylar
  7. “İşi
  8. Başıma Yıkacak”
  9. Denetimden Birkaç Gün Önce
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel
  15. VI. Hüküm
  16. B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. Pacci
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/803
Tarih
12 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Doğan Uğurlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/954)
  • Behzet Çakar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16277)
  • Mehmet Aydın Başvurusu (B. No: 2015/9267)
  • Hüseyin Karaca Başvurusu (B. No: 2015/6160)
  • Süleyman Araç Başvurusu (B. No: 2015/7985)
  • Hatice Bolat Başvurusu (B. No: 2014/13335)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.