İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Selçuk Taşdemir Başvurusu (B. No: 2013/7860)

1. Başvuru, yükseköğretim kurumundan

Başvuru No2013/7860Tarih3 Mart 2016Okuma45 dk · 8.994 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Selçuk Taşdemir Başvurusu

Karar tarihi
3 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7860
R.G. Tarih ve Sayı
20/5/2016-29722
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.994 kelime·45 dk okuma·29 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yükseköğretim kurumundan

çıkarma disiplin cezasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın

reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle

eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 21/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/11/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 24/1/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine

karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 24/1/2014 tarihinde

Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 25/3/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

26/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 15/4/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

7. Birinci Bölüm tarafından 20/1/2015 tarihinde yapılan

toplantıda, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula

sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

i. Disiplin

Soruşturması Süreci

9. Başvurucu, olay tarihinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler

Bölümünde 4. sınıfta öğrenim görmektedir.

10. Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından başvurucunun

öğrenim gördüğü Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) 24/4/2006

tarihli ve 480 sayılı bir yazı gönderilmiştir. Söz konusu yazıda 19/3/2006

tarihinde Sivas ilinde tertiplenen nevruz gösterilerinde başvurucunun da içinde

bulunduğu Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören bir kısım öğrencinin

PKK/Kongra-Gel terör örgütünün gençlik yapılanması

olan Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi (YÖGEH) içinde faaliyet gösterdiğinin

tespit edildiği ve bu kişilerin tutuklandıkları bildirilmiştir.

11. Bu bildirim üzerine Rektörlüğün 15/5/2006 tarihli ve 641

sayılı onayı ile Üniversite yönetimince isimleri bildirilen öğrenciler hakkında

disiplin soruşturması başlatılmıştır.

12. 25/9/2006 tarihli soruşturma raporunda, Sivas ilindeki

nevruz gösterilerinde çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinde başvurucunun

örgütün marşı olarak bilinen “Her Nepeş” adlı marşı söylediğinin tespit edilmesi

nedeniyle yasa dışı örgüte üye olma ve örgüt adına faaliyette bulunma fiilinin

sübuta erdiğinden bahisle hakkında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin

Yönetmeliği’nin 10. maddesinin (e) bendinde “kanun

dışı kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak”

şeklindeki eylemin gerçekleşmiş olması ve daha önce benzer eylemden dolayı

almış olduğu üç disiplin cezası da gözönünde

bulundurularak “yükseköğretim kurumundan

çıkarma” cezası ile tecziyesi yönünde teklif getirilmiştir.

13. Bu teklif doğrultusunda Üniversite Disiplin Kurulunca

1/11/2006 tarihli ve 2006/1–1 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumundan

çıkarma cezası uygun bulunmuştur.

14. Başvurucu 17/11/2006 tarihinde disiplin kurulu kararının

iptali ve tazminat talebi ile Sivas İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme,

yargılama sürecinde görülmekte olan davanın sonucunun başvurucu hakkında

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen E.2005/129 sayılı dosyanın sonucuna

bağlı bulunduğu gerekçesiyle 26/3/2008 tarihinde, bu dava sonuçlanıncaya kadar

önündeki davanın bekletilmesine karar vermiştir.

15. Başvurucu hakkında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde

görülen davada 4/3/2009 tarihinde karar verilmesi üzerine Sivas İdare Mahkemesi

26/5/2009 tarihli ve E.2007/93, K.2009/517 sayılı kararı ile başvurucunun iptal

ve tazminat taleplerini reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“…Dava dosyasının ve

Mahkememizin E:2007/118 esas sayılı dava dosyasının birlikte incelenmesinden;

Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü'ne

yazılan 24.04.2006 tarihli ve 480 sayılı yazıda 19.03.2006 tarihinde Sivas

İlinde tertiplenen nevruz gösterisinde aralarında davacı öğrencinin de

bulunduğu, Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören bir kısım öğrenciden,

PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH içerisinde

faaliyet gösteren öğrencilerin ortaya çıkartılması amacıyla yapılan operasyon

sonucunda tutuklandıklarının bildirilmesi üzerine, Üniversite Yönetimince bahsi

geçen öğrenciler hakkında soruşturma başlatıldığı, 25.09.2006 günlü soruşturma

raporunda davacı ile ilgili olarak, yasa dışı örgüte üye olmak, örgüt adına

faaliyette bulunmak fiilinin sübuta erdiğinden bahisle ve daha önce almış

olduğu disiplin cezaları da göz önünde bulundurulmak suretiyle Disiplin

Yönetmeliği'nin 10/e maddesi kapsamında yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası

ile tecziyesi yönünde teklif getirildiği, teklif doğrultusunda Üniversite

Diplin Kurulu'nun 01.11.2006 tarih ve 2006/1-1 sayılı kararı ile davacı

öğrencinin "Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma Cezası" ile

cezalandırılmasına karar verildiği, bu işleme karşı yapılan itirazın reddine

üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda; davacı hakkında yükseköğretim

kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dayanak fiilleri ile ilgili

olarak terör örgütünün yöneticisi olmak suçlarından dolayı Erzurum 2. Ağır Ceza

Mahkemesi'nin, PKK (KONGRA-GEL) terör örgütünün Sivas İlinde faaliyet gösteren

gençlik yapılanması içerisinde hareket eden diğer sanıklar ile birlikte

E:2005/129 esas sayılı dosyada yargılandığı, bu yargılama sonucunda Erzurum 2.

Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.03.2009 tarih ve Dosya No:2005/129, Karar

No:2009/113 sayılı kararı ile davacının 5237 sayılı Yasanın 314/2. maddesi ile

aynı Kanunun 215. maddesinde sayılan suçları işlediğinden mahkumiyetine karar

verildiği, 5237 sayılı Yasanın 215. maddesi uyarınca verilen cezalar hakkında

hükmün açıklanmasının ertelendiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesinde yer verilen terör

örgütü üyesi olmak suçundan mahkum olduğu açık olduğundan, durumuna uygun

olarak Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin, 10.

maddesinin, (e) bendi hükmü uyarınca davacının yükseköğretim kurumundan

çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır.”

16. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Sekizinci

Dairesinin 18/9/2012 tarihli ve E.2009/9643, K.2012/6344 kararı ile temyiz

isteminin reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi

de aynı Dairenin 14/6/2013 tarihli ve E.2013/478, K.2013/4926 sayılı kararı ile

reddedilerek başvurucu hakkındaki disiplin cezasına ilişkin işlem bu şekilde

kesinleşmiştir.

17. Karar, başvurucuya 20/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 21/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

ii. Cezai Yargılaması Süreci

19. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250 madde ile

görevli) 13/6/2006 tarihli ve E.2006/40 sayılı iddianamesiyle 26/9/2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

düzenlenen “örgüte üye olma” ve

Kanun’un 215. maddesinde belirtilen “suç ve

suçluyu övme” suçlarından cezalandırılması istemiyle başvurucunun da

aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır.

20. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2006/102 sırasına

kaydedilen dava, Mahkemenin 3/10/2006 tarihli ve E.2006/102, K.2006/132 sayılı

kararıyla aynı Mahkemenin E.2005/129 sayılı dava dosyasında birleştirilmiştir.

21. Mahkemenin E.2005/129 sayılı dava dosyasında

birleştirilen dosyalar nedeniyle birden çok iddianame bulunmaktadır. Başvurucu

hakkında disiplin cezasının uygulanmasına neden olan suçlamalar ise “3. İddianame” başlığı altında

anlatılmaktadır.

22. İddianamenin ilgili kısımları şöyledir:

“…

19/03/2006 Pazar günü Nevruz Bayramı

kutlamalarının Sivas’ta Alibaba Mahallesi Çayboyu Caddesi Kızılırmak Siteleri arka kısmında bulunan

boş arazide yapıldığı, kutlamalara Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören ve

yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH

(Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi) içerisinde faaliyet gösteren öğrenciler, ESP

(Ezilenlerin Sosyalist Platformu) içerisinde faaliyet gösteren öğrenciler ve

Tokat ilinden gelen Tokat İli Gaziosmanpaşa Üniversitesi öğrencileri oldukları

belirlenen ve Tokat YÖGEH içerisinde faaliyet gösteren öğrencilerin katıldığı,

Nevruz Bayramı Kutlaması 19/03/2006 günü saat:11.00 sırasında lastikler

yakılarak başlamış, topluluk tarafından yakılan lastiklerin etrafında zılgıtlar

ve şarkılar eşliğinde halaylar çekilmiş, kutlamalara katılan topluluk

tarafından ellerinde yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde bayrağını

temsil eden sarı, kırmızı ve yeşil renkteki bez parçası gezdirilmiş, topluluk

tarafından;

“BİJİ NEVROZ, DİSA DİSA

SERHİLDAN SEROKEME ÖCALAN, BİJİ AŞİTİ, BİJİ AZADİ, BİJİ SEROK APO, YAŞASIN

HALKLARIN KARDEŞLİĞİ, BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ, NEVROZ İSYANDIR GÜNEŞE

SELAMDIR, TECRİTE SON VER BARIŞA YOL VER” ibareli sloganlar atılmış, yine aynı

topluluk tarafından PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün EY DIJMIN ve HERNEPEŞ isimli

sözde marşlarını okumuş, kutlama saat:14.00 sıralarında sona ermiş, Tokat

İlinden gelen öğrenciler aynı gün Sivas'tan ayrılmışlar ve yapılan etkinlik

baştan sona kadar emniyet görevlileri tarafından teknik cihazlar ile kayıt

edilmiştir. Nevruz kutlamaları sırasında atılan tüm yasadışı sloganların diğer

illerde yapılan Nevruz eylemlerinde de kullanıldığı illerden gelen resmi

yazılardan anlaşılmıştır.

Nevruz Bayramı kutlamalarına Sivas ve Tokat

illerinde yükseköğrenim gören kişilerin yoğun olarak katılmaları nedeniyle

Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören ve yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör

örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH (Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi)

içerisinde faaliyet gösteren öğrencilerin eylemleri ile terör örgütünün

içerisindeki faaliyetlerinin açığa çıkartılması, şüphelilerin yakalanması ve

suç delillerinin elde edilmesi amacıyla 15/04/2006 günü Sivas 2. Sulh Ceza

Mahkemesinin 14/04/2006 tarih ve 2006/358 Değ. İş sayılarına kayden alınan arama izni kararı ile şüphelilerin

ikametgahlarında ve … adresinde faaliyet gösteren KIZILIRMAK DERGİ

TEMSİLCİLİĞİ’NDE arama yapılmış, Tokat İlinden gelerek Sivas'ta yapılan Nevruz

kutlamalarına katılan gurup içerisinde aktif rol alarak grubu yönlendirdikleri

tespit edilen şahısların eylem ve örgüt içerisindeki faaliyetlerinin tespiti

amacıyla Tokat Sulh Ceza Mahkemesinin 14.04.2006 tarihli ve D. İş. No:2006/345

sayılı arama izni kararı ile aşağıda ayrıntıları yazılı arama işlemleri

yapılmıştır.

…

Nevruz Bayramı ile ilgili olarak 19/03/2006

günü Sivas ili Alibaba Mahallesi Çayboyu

Caddesi Kızılırmak Siteleri arka kısmında bulunan boş alanda yapılan Nevruz

kutlamasında görevliler tarafından çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinin

yapılan CD çözümünde;

1. No'lu CD'de

bulunan görüntünün 01.05 saniyesinde üzerinde mavi kot pantolon ve lacivert

mont olan başında kahverengi şapka bulunan ve elinde sarı kırmızı yeşil renkte

sözde PKK bayrağını temsil eden bez parçası ile halay başı çeken şüpheli Ş. B.,

Görüntünün 01.09 saniyesinde üzerinde

kahverengi mont ve pantolon olan ve alkış eşliğinde 'NEVRUZ İSYANDIR GÜNEŞE

SELAMDIR' şeklinde slogan atan ve attıran şüpheli İ. S.,

Görüntünün 01.39 saniyesinde şüpheli İ.İ.

tarafından grubun toplandığı, grup içerisinde şüpheli Selçuk TAŞDEMİR’in de yer aldığı;

Görüntünün 01.53 saniyesinde İ. İ. tarafından

'ARKADAŞLAR DEVRİM VE DEMOKRASİ ŞEHİTLERİ ANISINA BİR DAKİKALIK SAYGI DURUŞU'

diyerek sol elini zafer işareti yaparak havaya kaldırdığı,

Görüntünün 02.19 saniyesinde grubu yönlendiren

şüpheli İ. İ. ve grup tarafından PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde marşı

olarak bilinen "EY REQÎB, HER MAWE QEWMÎ KURDZİMAN, NAYSİKÊNÊ DANAYÎ TOPÎ

ZEMAN KES NELÊ KURD MİRDUWE" (DİNLE DÜŞMAN, KÜRT HALKI HALA YAŞIYOR. TOP

ATEŞİNDEN VE FELAKETLERDEN HİÇ YILMAYACAK. KÜRT GENÇLİĞİ ASLAN GİBİ

ŞAHLANIYOR,) ile başlayan "LAWÎ KURD HELSAYE SER PÊ WEK DİLÊR, TA BE XWÊN

NEQSÎ EKA TACÎ JÎYAN" ( KÜRT GENÇLİĞİ DAİMA

KURBAN VERMEĞE HAZIR, ÖLÜME HAZIR, ÖLÜME HAZIR, ÖLÜME HAZIR.) ibareleri son

bulan sözde marşı söyledikleri sözde marştan sonra hep birlikte alkışlar

eşliğinde 'BİJİ NEVRUZ, BİJİ NEVRUZ' şeklinde slogan atmışlardır.

Görüntünün 03.28 saniyesinde yukarıda açık

kimliği yazılı İ. İ. tarafından 'TECRİTE SON VER BARIŞA YOL VER' şeklinde gruba

slogan attığı ve attırdığı,

Görüntünün 03.58 saniyesinde yukarıda açık

kimliği yazılı İ. İ. tarafından ve yine yukarıda açık kimlikleri yazılı grupta

bulunan şahıslarla birlikte 'BİJİ NEVRUZ, BİJİ NEVRUZ' şeklinde slogan

attıkları,

Görüntünün 04.06 saniyesinde grubu yönlendiren

ve yukarıda açık kimliği yazılı İ. İ., tarafından şüpheliler Selçuk TAŞDEMİR,

F. B. ile birlikte 'NEVRUZ İSYANDIR, GÜNEŞ'E SELAMDIR' şeklinde slogan

atıkları,

Görüntünün 04.35 saniyesinde Tokat ilinden

gelen grupla birlikte grubu yönlendiren, üzerinde mavi kot pantolon siyah

renkli deri mont bulunan içerisinde gri kazak olan şüpheli E. E.ile birlikte 'DİSA DİSA SERHİLDAN

SEROKAME ÖCALAN' şeklinde slogan atarak Nevruz alanına gelmiştir. Nevruz

alanında bulunan yukarıda açık kimliği yazılı şahıslar gelen gruba hitaben

'BİJİ NEVRUZ BİJİ NEVRUZ' şeklinde karşılık verdikleri,

Görüntünün 05.04 saniyesinde gelen Tokat grubu

ile birlikte şüpheliler … ve Selçuk TAŞDEMİR, tarafından PKK/KONGRA-GEL terör

örgütünün sözde marşı olarak bilinen "BIRAYÊN DELAL HUN WERİN KURDINO

BIHIŞTA WELAT EM HERIN MERDINO" (GÜZEL KÜRT KARDEŞLERİM GELİN ÜLKEMİZİN

ARDINA GİDELİM) ibaresi ile başlayan, "DILÊ MEJPOLA GURÇIK BÛNE HESIN BO

ALA RENGÎN HUN WERIN EM BESIN" (YÜREKLERİMİZ ÇELİKLEŞTİ ARTIK HAYDİ KIZIL

BAYRAK İÇİN HEP BERABER GİDELİM.) ibaresi ile son bulan HER NEPEŞ (İLERİ) isimli

sözde marşın söylendiği,

Görüntünün 12.31 saniyesinde yukarıda açık

kimliği yazılı E. E. ve Selçuk TAŞDEMİR tarafından ' BİJİ NEVRUZ ' şeklinde

slogan atıldığı,

Görüntünün 12.51 saniyesinde yukarıda açık

kimliği yazılı E. E. başını çektiği halayda 'KİNEM APOCİNEM' şeklinde slogan

attırdığı,

Görüntünün 13.59 saniyesinde grubu yönlendiren

yukarıda açık kimliği yazılı İ. İ. tarafından alkışlar eşliğinde 'BİJİ NEVRUZ

BİJİ NEVRUZ' şeklinde slogan attırarak son bulduğu tespit edilmiş ve çözüm

Tutanağı dosyaya eklenmiştir.

…”

23. İddianamede başvurucunun 19/3/2006 tarihli nevruz

gösterisine katılmasından ayrı olarak başka olaylardan da bahsedilmektedir. Bu

olaylardan bazıları şunlardır:

“…

Sivas’da YÖGEH'in yaptığı bütün etkinliklere

katıldığı, nevruz kutlamalarında etkin rol oynadığı, 2005 yılı nevruzunu örgüt elebaşısının direktifleri doğrultusunda DEMOKRATİK KONFEDERALİZ'mi ilan etmek amacıyla Diyarbakır'a gittiği ve

burada görüntülerinin BAGEH operasyonunda ele geçirildiği, Abdullah ÖCALAN

posterleriyle poz verdiği, örgüt üyesi olduğu, yakalanan şüphelilerin alınan

ifadesinde yapılanma içerisinde görev aldığı, halen Kızılırmak dergisinin

imtiyaz sahipliğini yaptığı tespit edildiği, 2006 Nevruz kutlamalarda her türlü

illegal slogan attığı, örgütün marşlarını söylediği,

…

Şüpheliler … ve Selçuk Taşdemir’in 19.03.2005

tarihinde Sivas ilinde ki Nevruz kutlamalarında yine şüpheliler … ve Selçuk

Taşdemir’in 01.5.2005 tarihinde Sivas ili Mevlana

caddesinde yine şüpheliler … ve Selçuk Taşdemir’in, 21.03.2005 tarihinde Diyarbakır

ilinde yapılan Nevruz kutlamalarına katıldıkları, terör örgütünün propagandası

niteliğinde slogan attıkları şüphelilerin eylemlerinin suç tarihi itibariyle

suç ve suçluyu övme niteliğinde bulunduğu,

…

Şüphelilerin Sivas’ta yaptıkları eylemlerin

terör örgütünün yönlendirmesiyle ülke genelinde yapılan eylemlerle eş zamanlı

ve aynı olduğu, yakalanan şüphelilerin yapılan ev aramalarında elde edilen bazı

CD'lerin aynı içerikli ve birden fazla olduğu, üzerlerinde bulunan yazıların

benzerlik taşıdığı, bahse konu CD'lerin Sivas ve Tokat İlleri YÖGEH (Yurtsever

Özgür Gençlik Hareketi) İl sorumluları olmaları terör örgütü ile

bağlantılarının bulunduğunu göstermektedir.

Yukarıda anlatılan nedenler ve tüm dosya

kapsamına göre şüphelilerin yasa dışı PKK/ KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik

yapılanması olan YÖGEH ( Yurtsever Özgürlük Gençlik Hareketi) adına faaliyette

bulundukları, Şüpheliler E. E., İ. E., K. D. ve K. D. ‘nin

örgüt yöneticisi konumunda oldukları, diğer şüphelilerden Selçuk Taşdemir ve

diğerlerinin ise örgüt üyesi oldukları arama ve el koyma kararları, cd, disket,

kamera, cep telefonu,sim kart, fotoğraf çözüm

tutanakları, inceleme tutanakları, bilgisayar internet site çıktıları, yakalama

tutanakları, telefon dinleme kayıtları, el yazıları, CMK 250 Md ile görevli C.Başsavcılığımız adli emanetinin 2006/39-37 sayılı emanet

makbuzu, şüphelilerin beyanları, nüfus ve sabıka kayıtları, sorgu tutanakları ve

tüm dosya kapsamından anlaşılmakla,”

24. 13/6/2006 tarihli ve E.2006/40 ve 2006/29 No.lu 3.

iddianame ile örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmaları istenilen şüpheliler

hakkında “İ. İ., E. E., K. D. , K. D. ve

Selçuk Taşdemir’in Sivas ilinde terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde

yer aldıkları, terör örgütü adına faaliyet göstererek bu amaçla Nevruz ve

benzeri gösterilerde örgüt adına yönlendirmelerde bulundukları, evlerinde çok sayıda

yasak yayın ve Öcalan posterleri bulundurdukları, söz konusu gençlik

yapılanması içerisinde organize bir şekilde hareket ettikleri tüm dosya

kapsamından anlaşılmakla başvurucunun da 19.3.2006 tarihinde Sivas ilinde

yapılan Nevruz kutlamalarına katılarak “Nevruz İsyandır, Güneşe selamdır, Disa Disa Serhildan

Serok Öcalan” ve benzeri terör örgütünün propagandası

içerikli sloganlar attıkları, suç tarihi itibariyle şüphelilerin eylemlerinin

5237 Sayılı Kanun’un 215. maddesi kapsamında suç ve suçluyu övme niteliğinde

bulunduğu anlaşıldığından, bu suçtan ayrı ayrı cezalandırılmaları”

da talep edilmiştir.

25. İddianamede YÖGEH’nin

PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün Türkiye gençlik yapılanması olduğuna ilişkin şu

değerlendirmeler yapılmıştır:

“PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün Türkiye

gençlik yapılanması olan BAGEH'in (Bağımsız Gençlik

Hareketi) yeniden yapılandırılması maksadıyla "BAGEH Türkiye

Konferansı" ismi altında İstanbul ilinde 10-13 ARALIK 2005 tarihinde

yapılan sözde konferans sonrası, gençliğin hareket alanını genişletecek, kendi

içinde demokratik sürece yanıt olabilecek bir yapılanma üzerinde karar

kılındığı ve tüm gençleri kendi bünyesinde örgütlemek amacıyla BAGEH'İN fesh edilerek yerine yurtsever özgür gençlik hareketi

(YÖGEH) kurulduğu ilan edilmiştir.

Terör örgütü, YÖGEH(Yurtsever

Özgür Gençlik Hareketi) nin;

- Temel hedeflerinin;

"Abdullah Öcalan'la İradeleşmek, Konfederalizmi Pratikleştirmek" olduğunu,

- Amaçlarının; Türkiye'de öğrenci gençliğinin

ve ihtiyaç olarak belirlenen işçi, işsiz ve köylü gençlik kesimlerinin biraraya getirilmesi ve cumhuriyetin demokratikleştirilmesi

olduğu, Konfederalizmin toplum nezdinde yaşama

geçirilmesi ihtiyaç olduğunu,

- Sözde oligarşik cumhuriyeti

demokratik cumhuriyete dönüştürmek için sözde Demokratik Konfederalizm

misyonunu önemli bulduklarını,

- Abdullah Öcalan'a yönelik sözde kapsamlı ve

sistemli bir saldırının olduğu, Abdullah Öcalan'ın sözde geliştirdiği

demokratik cumhuriyet ve üst kimlik gibi tartışmaların yürütüldüğü bir sırada

sözde tecritin uygulanmasını kabul etmediklerini,

- Sözde Kürt sorununun bir halk sorunu

olduğunu ve muhatabının Abdullah Öcalan'ın olacağı, Abdullah Öcalan'sız çözümün belirlemesinin çözümsüzlüğün formülü

olduğunu ve buna girecek/yanaşacak kesimlere karşı tavır alacaklarını,

- Gençliğin irade olarak pasifize

edildiğini, YÖGEH'in meşru, caydırıcı eylem tarzıyla

topluma ve değerlerine yapılan bütün saldırılara cevap vereceğini, işçi, işsiz,

köylü ve öğrenci gençlikten oluşacak YÖGEH yapısının, bundan sonra yapılacak

olan çalışmalarda sistemin yürüttüğü planlı çalışma tarzını boşa çıkarıcı bir

pratik içerisinde olacağını,

- Tüm gençlik kesimlerini YÖGEH'e

davet ettiklerini, Abdullah Öcalan'a yapılan sözde saldırıların gençliğin

sorununun öznesi olarak hareket etmeyi gerektirdiğini, bu sebeple gençleri YÖGEH'te örgütlenmeye çağırdıklarını, YÖGEH'in

gençliğin ve halkın sorunlarını kendi öz gücüyle çözeceği iddiasında olduğunu,

- YÖGEH tarafından yapılan eylemlerin YÖGEH

adıyla sahiplenmesi, DEM-GENÇ'in Türkiye Gençliğini

kapsadığı, her YÖGEH'linin DEM-GENÇ'li

olduğu, ancak her DEM-GENÇ'linin YÖGEH'li

olmadığı,

- Sol ve devrimci

gençlik örgütleriyle çeşitli ittifaklara gidilebileceği, bu konudaki temel

ilkenin terörist başı ve YÖGEH tarafından savunulan değerlere saygı olduğu,

Abdullah Öcalan'a yönelik hakaret ve karalamanın işbirliği

ve ittifakları engelleyeceğini bildirmiş, 15/04/2006 günü gözaltına alınan

şüphelilerin yapılan ev aramalarında elde edilen dokümanların incelemesinde YÖGEH'in varlığının kabul edildiği tespit edilmiştir.”

26. Başvurucu; soruşturma evresinde Emniyetteki ifadesinde

atılı suçlamaları kabul etmediğini, Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde 2006

yılındaki nevruz kutlamasına katıldığını ancak yasa dışı slogan atmadığını,

Mahkemedeki savunmasında ise Kızılırmak dergisinin imtiyaz sahibi olduğunu,

hiçbir örgüt ile ilgisinin olmadığını, nevruz kutlamalarına katıldığını, yasa

dışı slogan atmadığını ifade etmiştir.

27. Başvurucu hakkında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

24/3/2009 tarihli ve E.2005/129, K.2009/113 sayılı kararı ile örgüt üyeliği

suçundan 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca 6

yıl 3 ay hapis cezasıyla, suç ve suçluyu övme suçundan Sivas ve Diyarbakır

illerindeki nevruz kutlamalarındaki eylemleri ile Sivas ili Mevlana

Caddesi’ndeki eylemlerinden dolayı her bir eylem için aynı Kanun’un 215.

maddesi gereğince 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilmiştir.

28. Mahkeme, başvurucunun 3. iddianame çerçevesinde örgüt

üyeliği suçunu işlediğine gerekçe olarak; “Sanıklar

İ. İ., E. E., K. D. ve K. D.’nin örgüt

yöneticiliğinden cezalandırılması istenmiş ise de sanıkların örgüt yönetici

olduğuna dair yeterli ve inandırıcı delil elde edilememiştir. Fakat bu

sanıkların eylemleri değerlendirildiğinde örgüt üyesi oldukları kanaatine

varılmıştır. Bu sanıklarla beraber Selçuk TAŞDEMİR'in

eylemleri değerlendirildiğinde süreklilik, çeşitlilik zayıfta olsa aralarında

hiyerarşik bir bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu iddianame ile sanıkların bağlı

suçları hakkında dava açılmamıştır. İddianame anlatımından sanıkların suç

tarihi itibariyle suç ve suçluyu övme ile propaganda suçlarını işledikleri

anlaşılmaktadır. Sanıklara bağlı suçları iddianamede anlatıldığından ek savunma

hakkı tanınmıştır. Sanıkların

eylemlerini PKK terör örgütünün uzantısı konumundaki gençlik yapılanması YÖGEH

adına yürüttüğünün anlaşıldığı…” (bkz.

Karar, § 144) belirtmiştir.

29. Mahkeme 3. iddianamede anlatılan 19/3/2006 tarihindeki

aynı olay nedeniyle başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun’un 215. maddesinde

belirtilen suç ve suçluyu övme suçundan da mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

30. Başvurucunun temyizi üzerine Erzurum 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2/5/2011 tarihli ve

E.2010/14857, K.2011/2662 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

B. İlgili Hukuk

31. 5237 sayılı Kanun’un “Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (1) ve (7) numaralı

fıkraları şöyledir:

“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt

kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç

ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan

altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için

üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

…

(Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte

bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt

üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine

kadar indirilebilir.”

32. 5237 sayılı Kanun’un “Silahlı

örgüt” kenar başlıklı 314.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları

işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan

on yıla kadar hapis cezası verilir.”

33. 5237 sayılı Kanun’un “Suçu

ve suçluyu övme” kenar başlıklı 215.

maddesi şöyledir:

“

İşlenmiş olan bir suçu veya

işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, (11/4/2013 tarihli

ve 6459 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değişik, bu nedenle kamu düzeni

açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde) iki yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır.”

34. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun

“Yükseköğretime giriş ve yerleştirme”

başlıklı 45. maddesi şöyledir:

Yükseköğretime giriş ve yerleştirme aşağıdaki

şekilde yapılır:

a. Yükseköğretim kurumlarına giriş ve

yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak

kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre

yapılır.

b. Yükseköğretim kurumlarına esasları

Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî sınavlarla girilir.

Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları

dikkate alınır. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü iki yüz elli, en

büyüğü beş yüz olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülür. Ortaöğretim

başarı puanının yüzde on ikisi yerleştirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan

alınan puana eklenir.

c. Ortaöğretim kurumlarını birincilik ile

bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra Yükseköğretim Kurulu

kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilir.

d. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından

mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı

niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans

yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilir. Bu öğrencilerin

yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Milli Eğitim

Bakanlığının görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak

yönetmelikle belirlenir.

e. Önlisans

mezunları için, ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde

onunu geçmeyecek şekilde Yükseköğretim Kurulu kararı ile her yıl dikey geçiş

kontenjanı ayrılabilir.

f. Yabancı uyruklu öğrenciler ile

ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim

kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir.

Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye’deki

yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu

öğrencilerin yerleştirme işlemleri Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır.

g. Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek usul

ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu

tespit edilen öğrenciler ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunca

tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler,

ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına

yerleştirilebilir. (Ek cümle: 16/2/2016-6676/4 md.)

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunca tespit edilen ve

Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen ulusal ve uluslararası düzeyde

düzenlenen bilimsel yarışmalarda ilk üçe giren öğrencilerin ilgili dallardaki

lisans programlarına yerleştirilmelerinde, merkezi sınavlardan almış oldukları

puanlara, bu maddenin (b) bendine göre hesaplanan ortaöğretim başarı puanı ve

bu puanın Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek katsayı ile çarpımı

sonucu bulunacak puan eklenir.

35. 2547 sayılı Kanun’un “Öğrencilerin

disiplin işlemleri” başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“Soruşturma, yetkiler ve cezalar:

a.

Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına,

onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini,

doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan,

kurumların sükun, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme

gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim

mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı

dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu

olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile

ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl

için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları

verilir.

b. Bir

fakülte, enstitü veya yüksekokulun içinde veya dışında öğrencilerin işlemiş

oldukları disiplin suçlarından dolayı soruşturma yapmaya

ve doğrudan gerekli cezayı vermeye veya disiplin kuruluna sevk etmeye ilgili

fakülte dekanı, enstitü veya yüksekokul müdürü yetkilidir.

c.

Disiplin soruşturmasına, olay öğrenilince derhal başlanılır ve soruşturma en

geç on beş gün içinde sonuçlandırılır.

d.

Hakkında kovuşturma yapılan öğrenciye sözlü veya yazılı savunma hakkı verilir.

Tanınan süre içinde savunma yapmayan öğrenci bu hakkından vazgeçmiş sayılır.

e.

Disiplin cezaları, ilgili öğrenciye yazı ile bildirilir. Durum, öğrenciye burs

veya kredi veren kuruluşa ve Yükseköğretim

Kuruluna duyurulur. Yükseköğretim kurumundan çıkarma kararlarına karşı on beş

gün içinde üniversite yönetim kuruluna itiraz edilebilir. Cezalar öğrencinin

dosyasına ve siciline işlenir.

f. Bu

maddeye göre yapılacak işlemler sırasında gerekirse öğrenciye, bağlı bulunduğu

öğretim kuruluşunda, ilan yoluyla tebligat yapılabilir.

g.

Yükseköğretim kurumundan çıkarma kararı bütün yükseköğretim kurumlarına, Yükseköğretim Kurulu, emniyet makamları ve ilgili askerlik şubelerine bildirilir.

(İptal ikinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 28/4/2011 tarihli ve E.: 2009/59,

K.

2011/69 sayılı Kararı ile.)”

36. Anayasa Mahkemesinin 28/4/2011 tarihli ve E.2009/59,

K.2011/69 sayılı kararı ile 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin iptal edilen

(g) fıkrasının ikinci cümlesi şöyledir:

“Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası

verilen öğrenciler, bir daha herhangi başka bir yükseköğretim kurumuna

alınamazlar.”

37. 2547 sayılı Kanunu’nun 65. maddesinin (a) fıkrasının

dokuzuncu bendi şöyledir:

“a. Aşağıdaki

hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle

düzenlenir:

…

(9) Öğretim elemanları, memur ve diğer personel ile

öğrencilerin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin

kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar,”

38. Anayasa Mahkemesinin 28/4/2011 tarihli ve E.2009/59,

K.2011/69 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Anayasa'nın 42. maddesi ile 13. maddesi birlikte

değerlendirildiğinde; eğitim ve öğrenim hakkının kapsamı belirlenirken,

Anayasa'nın özüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olarak yasayla bazı sınırlamalar

getirilebilirse de, bunlar eğitim ve öğretim hakkını

tamamen ortadan kaldıracak nitelikte olamaz. Demokrasiler, temel hak ve

özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.

Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren

sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz.

Eğitim ve öğretim kurumlarınca öğrenciler için eğitim ve

öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin kuralları içerisinde ağır

disiplinsizlik eylemleri için eğitim veya öğretim kurumundan öğrencinin

çıkarılmasını öngören düzenlemeler getirebilirse de hakkın kullanımı tümüyle

engellenemez.

Bir yükseköğretim kurumundan disiplin cezası sonucu

çıkarılan öğrencilerin daha sonra başka bir yükseköğretim kurumunda

öğrenimlerine devamını engelleyen düzenleme, yükseköğrenim hakkından

yararlanmayı imkânsız hale getirerek hakkın özüne dokunmaktadır.”

39. 13/1/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci

Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim

Kurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları” başlıklı

10. maddesinin (e ) bendi şöyledir:

“Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

2) Kanun dışı kuruluşlara üye olmak, bu

kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak,”

40. 13/1/1985 tarihli Yönetmelik’in “Disiplin Cezaları” başlıklı 5. maddesinin

(e ) fıkrası şöyledir:

“Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma: Öğrenciye,

bir daha yükseköğretim kurumlarından herhangi birine alınmamak üzere

öğrencilikten çıkarıldığının yazı ile bildirilmesidir.”

41. 18/8/2012 tarihli ve 28388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci

Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim

Kurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları” başlıklı 9.

maddesi ise şöyledir:

“(1) Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını

gerektiren eylemler şunlardır;

a) Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak

kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu

amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette

bulunmak veya yardım etmek,

b) Yükseköğretim kurumlarında uyuşturucu veya

uyarıcı maddeleri satmak, satın almak, başkalarına vermek ve ticaretini yapmak,

c) 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile

Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini ve

bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan

diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak,

ç) Kişilerin vücudu üzerinde cinsel

davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını ihlal etmek.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

42. Mahkemenin 3/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

43. Başvurucu, nevruz kutlamalarına katılması sebebiyle

açılan soruşturma neticesinde 2547 sayılı Kanun’da açıkça yer almamakla

birlikte Yönetmelik’le getirilen bir düzenlemeye istinaden yükseköğretim

kurumundan çıkarıldığını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kullanılması

sonucunda eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğini, eğitim hakkının

sınırlandırılabileceğini ancak bu sınırlamanın hakkın özüne dokunamayacağını ve

demokratik toplum düzenine aykırı olamayacağını, çıkarma cezasının verildiği

tarih itibarıyla hakkında sübuta ermiş bir ceza davasının bulunmadığını

belirterek Anayasanın 5., 13., 14. maddenin (2) ve 15. maddenin (1) numaralı

fıkraları ile 34., 38. ve 42. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;

tazminat ve adli yardım talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

44. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181,

17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde

güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan

başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmesi gerekir.

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

45. Başvurucu, toplantı ve gösteri hakkı ile ifade

özgürlüğünü kullanmış olması nedeniyle hakkında verilen yükseköğrenimden

çıkarma disiplin cezasının eğitim ve öğrenim hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder. (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

47. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre insan

haklarının etkili bir şekilde korunması için Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) bir bütün hâlinde anlaşılması gerekir ve bu şekildeki

bir yaklaşım, Sözleşme’nin farklı hükümleri arasında bir insicam ve uyum

sağlar. Dolayısıyla eğitim hakkının yorumlanmasında ve uygulanmasında da bu

yaklaşımın gözönünde tutulması zorunludur (Kjeldsen, Busk Madsen

ve Pedersen/Danimarka,

B. No: 5095/71, 5920/72, 5926/72, 7/12/1976, § 52). Bu bakımdan başvurucunun

19/3/2006 tarihinde nevruz kutlamalarına katılmış olması nedeniyle hakkında

verilen “yükseköğretim kurumundan çıkarma”

disiplin cezasının eğitim ve öğrenim hakkının, disiplin cezasına konu

yaptırımın 2547 sayılı Kanun’da düzenlenmiş bir sınırlama olmaması nedeniyle

suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının bir bütün olarak

Anayasa’nın 42. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.

48. Somut olay bakımından temel sorun, başvurucunun katıldığı

eylemde kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında yükseköğretimden çıkarma

disiplin cezasının uygulanması olduğundan başvurucunun şikâyetlerinin

Anayasa’nın 26. maddesi ışığında 42. madde kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.

49. Bakanlık görüş yazısında başvurucunun eğitim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin kabul edilebilirliği yönünden herhangi bir

görüş bildirilmemiştir. Bununla birlikte Sözleşme’nin 1 No.lu Protokol’ün 2.

maddesinde hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağının

düzenlendiği, AİHM tarafından belli bir zamanda mevcut olan herhangi bir

yükseköğretim kurumuna erişimin 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin ilk

cümlesinde ortaya konan hakkın ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiştir.

50. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun

esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin de kapsamına girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

51. Sözleşme’nin 1 No.lu Protokol’ünün 2. maddesinde

düzenlenmiş olan eğitim hakkı; kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi

eğitimin ilk, orta ve yükseköğrenim seviyelerini de kapsar. Zira maddede

yükseköğrenimi eğitimin diğer türlerinden ayıran herhangi bir sınırlama

bulunmamaktadır. Yükseköğrenim, bilginin ediniminde ve ilerlemesinde önde gelen

bir rol oynar ve birey için olduğu kadar toplum için de bulunmaz bir kültürel

ve bilimsel zenginlik teşkil eder (Leyla

Şahin/Türkiye, B. No: 44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136).

52. Anayasa Mahkemesi, eğitim hakkının yükseköğrenim

seviyesini de kapsadığını ve yükseköğrenimin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanına girdiğine karar vermiştir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, §§

28-29; İhsan

Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 36).

53. Bu belirlemeler karşısında Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanının, eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına aldığı ve dolayısıyla

yükseköğrenim de dâhil eğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi

bakımından Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı

konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

54. Başvurucunun, açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan eğitim

ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas

Yönünden

55. Başvurucu; Anayasa’da ve 2547

sayılı Kanun’da açıkça yer almamakla birlikte Yönetmelik’le getirilen bir

düzenlemeye istinaden ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kullanılması

kapsamındaki bir eylem nedeniyle yükseköğretim kurumundan çıkarıldığını, bu

nedenle eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

56. Bakanlık görüş yazısında eğitim hakkının, kurum içi

kurallara uymayı sağlamak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya

çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemediği

ancak bu tip bir müdahalenin hakkın özüne zarar vermemesi ve Sözleşme’de yer alan diğer haklarla ters düşmemesi

gerektiği hususlarına dikkat çekilmiştir.

57. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde

başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiştir.

58. Anayasa’nın “Temel hak

ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

59. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve

düzenlenir.”

60. Sözleşme’ye Ek Türkiye’nin taraf olduğu 1

No.lu Ek Protokol’ün “Eğitim hakkı”

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. ...”

61. Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” kenar

başlıklı 42. maddesinde kimsenin eğitim ve

öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı,; öğretim

hakkının kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala

bağlanmıştır.

62. Sözleşme’nin 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise hiç

kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, diğer bir ifadeyle herkesin

eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyen

bu madde iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitim hakkına

ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir. Birinci

cümledeki temel kuralın “eğitim hakkından

yoksun bırakılmama”yı

içerdiği kuşkusuzdur.

63. Anayasa’nın 13. maddesinde ise temel hak

ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların Anayasa’nın özüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamayacağı hükmüne yer verilmiştir

64. Eğitim, Anayasa ve Sözleşme uyarınca doğrudan güvence

altına alınmış bir haktır. Eğitim çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece

doğrudan faydaları olan bir hizmet değil, geniş sosyal fonksiyonları da olan

bir hizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı

için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (Velyo Velev/Bulgaristan, B. No: 16032/07,

27/5/2014, § 33; Mehmet Reşit Arslan ve

diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 66).

65. Öte yandan eğitimin toplum için taşıdığı öneme karşın

eğitim hakkı, mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Eğitimin, niteliği gereği

devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara

tabi tutulması da doğaldır. Şüphesiz eğitim kurumlarını düzenleyen kurallar,

toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere

göre zaman ve mekân içinde değişiklik gösterebilir (Velyo Velev/Bulgaristan, §§ 32-33). Bu nedenle devletler bu konuda

yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahiptir.

Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe artmakta; buna

karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlı olarak

azalmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, B. No: 5335/05, 21/6/2011, §

56). Nitekim Anayasa’nın 42. maddesi ilköğretimin zorunlu olmasını ve devlet

okullarında ücretsiz olarak verilmesini öngörürken öğrenim hakkının kapsamının

kanunla belirleneceğini kabul etmektedir (Yüksel

Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).

66. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim

hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe

negatif ödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere

eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir (Yüksel Baran, § 36). Bununla birlikte kamu

otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin bir şekilde

katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim ve öğrenim

hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını

güvence altına almaktadır (Leyla

Şahin/Türkiye, § 152).

67. Anayasa’nın 42. maddesinde ve Sözleşme’ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesinde eğitim hakkının sınırlandırılmasına

ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikte Anayasa’nın 42.

maddesinde “Öğrenim hakkının kapsamı kanunla

tespit edilir ve düzenlenir.” ifadesi ile yasama organına bir takdir

alanı yaratılmıştır. Bu takdir alanı, eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların

toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine özgü nitelikleri

açısından zaman ve mekâna göre değişebilmesinden kaynaklanmaktadır. Yine de

takdir alanı içinde yapılacak düzenlemelerdeki kısıtlamaların kabul edilebilir

olup olmadığı değerlendirilirken kısıtlamaların kişiler açısından öngörülebilir

olup olmadığına, meşru amaç izlenip izlenmediğine ve başvurulan araç ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunup

bulunmadığına bakılmalıdır (Leyla Şahin/Türkiye,

§ 154). Dolayısıyla eğitim hakkının özüne dokunan ve etkinliğini ortadan

kaldıran kısıtlamalardan korunmak için bu kısıtlamaların öngörülebilir olması

ve meşru amaç çerçevesinde ölçülü olarak yapılması gereklidir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 69).

68. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda eğitim

hakkının ihlal edilip edilmediğinin, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

a. Müdahalenin Varlığı

69. Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde yükseköğrenim gören

başvurucu 19/3/2006 tarihinde Sivas’ta yapılan nevruz gösterisine katıldığı ve

PKK/Kongra-Gel terör örgütünün gençlik yapılanması

olan YÖGEH içinde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle tutuklandığının Üniversite

yönetimine bildirilmesi üzerine hakkında Üniversite yönetimince disiplin

soruşturması başlatılması sonucu “yasa dışı

örgüte üye olmak ve örgüt adına faaliyette bulunma” fiilinden dolayı

yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.

Dolayısıyla verilen disiplin cezasının, başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına

yönelik bir müdahale oluşturduğunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

70. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 42. maddesine

dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine

getirmediği müddetçe Anayasa’nın 42. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu

nedenle sınırlamanın; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

71. Başvurucu, disiplin cezasına neden olan Yönetmelik’in 10.

maddesinin (e) bendinin 2547 sayılı Kanun’da

açıkça yer almadığını ileri sürmüştür.

72. Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hakların

sınırlandırılması için mutlaka kanuna ihtiyaç vardır (Tuğba Arslan, [GK], B. No: 2014/256,

25/6/2014, § 98). Bu kapsamda yükseköğrenime ilişkin disiplin suç ve cezaları,

2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddede

yükseköğrenim kurumları içinde veya dışında “anarşik

veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden eylem

başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar

veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan

çıkarma cezalarının” verileceği hüküm altına alınmış; öğrencilerin

disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin kurullarının

teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar ise aynı Kanun’un 65. maddesinin (a)

fıkrasının (9) numaralı bendinde açıklanmıştır. Bu şekilde Kanun’da disiplin

cezasını gerektiren eylemler topluca sayılmış ve bunlara verilebilecek cezalar

topluca ifade edilmiştir. Kanun, hangi eyleme hangi cezanın verileceğini ise

Yönetmelik’e bırakmıştır.

73. Bu çerçevede uygulanacak disiplin suç ve cezalarının

amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları Kanun’un 54. ve 65.

maddeleri çerçevesinde hazırlanan Yönetmelik’te açıklığa kavuşturulmuştur.

13/1/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

mülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren

Disiplin Suçları” başlıklı 10. maddesinin (e )

bendinde “Yükseköğretim kurumundan çıkarma

cezasını gerektiren fiil ve haller”den biri de “Kanun

dışı kuruluşlara üye olmak, bu kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda

bulunma” olarak ifade edilmiştir.

74. Dolayısıyla 2547 sayılı Kanun’a uygun olarak kabul edilen

mülga Yönetmelik’in ilgili hükmünün öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde “Kanun dışı kuruluşlara üye olma, bu kuruluşlar adına

faaliyet yapma veya yardımda bulunma” eylemine karşılık disiplin

yaptırımını kabul ettiğinden başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına yönelik

müdahalenin kanuni dayanağının olduğu açıktır.

ii. Meşru Amaç

75. Eğitim hakkının kısıtlanmasında Anayasa ve Sözleşme’de sınırlı sayıda belirtilmiş meşru amaçlar

listesi bulunmamaktadır. Bu nedenle yükseköğrenim görenler açısından eğitim

hakkında yapılacak düzenlemelerde Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen genel

ilkeler çerçevesinde meşru amaçların ne olabileceği hususunda devletin geniş

bir takdir alanı bulunmaktadır. Bu nedenle Üniversite yönetiminin kurum içi

düzenin sağlanması ve korunmasını sağlamak amacıyla bir disiplin yaptırımı

uygulamasının meşru bir amaç çerçevesinde yapıldığı kabul edilmelidir.

76. Üniversite yönetiminin yukarıda belirtilen Kanun ve

Yönetmelik çerçevesinde yükseköğrenimde eğitimin düzenini ve disiplini bozacak

şekilde davranışta bulunanlara yükseköğrenimden çıkarma da dâhil eylemin

niteliğine göre disiplin cezası verebileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla kanun

dışı kuruluşlara üye olan, bu kuruluşlar adına faaliyet yapan veya yardım

ettiği tespit edilen öğrencilere kurum içi disiplinin sağlanması bakımından

disiplin cezasının uygulanması kabul edilebilir bir durumdur.

77. Başvuru konusu olayda Üniversite Disiplin Kurulu, bir

grup üniversite öğrencisi ile birlikte başvurucunun PKK/Kongra-Gel

terör örgütünün gençlik yapılanması olduğu belirtilen YÖGEH içinde faaliyet

gösterdiğinin tespit edildiği ve tutuklandığının Emniyet birimlerince

bildirilmesi üzerine başvurucu hakkında yükseköğretim kurumundan çıkarma

disiplin cezasını uygulamıştır (bkz. § 11). Üniversitede disiplinin ve

güvenliğin sağlanması amacıyla uygulanan disiplin cezasının, idarenin takdir

alanı içinde olduğu ve meşru bir amaç çerçevesinde yapıldığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma

ve Ölçülülük

78. Başvurucu, nevruz kutlamasına katılmış olması nedeniyle

toplantı ve gösteri hakkı ile ifade özgürlüğünün kullanıldığı gerekçesiyle

açılan ceza davası sonucunda verilen karar dikkate alınarak yükseköğretim

kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığını, bu şekildeki yaptırımla

eğitim hakkının özüne dokunulmakla hakkın ortadan kaldırıldığını, yapılan bu

müdahalenin demokratik toplumun gereklerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

79. Bakanlık görüşünde eğitim hakkına yönelik müdahalelerin

incelenmesinde yukarıda belirtilen (bkz. § 56) Sözleşme hükümleri ve AHİM içtihatlarının

dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

80. Anayasa’nın 42. maddesi ile 13.

maddesinin birlikte değerlendirilmesinde eğitim ve öğrenim hakkının kapsamı

belirlenirken Anayasa’nın özüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik

Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olarak kanunla bazı

sınırlamalar getirilebilirse de bunlar eğitim ve öğretim hakkını tamamen

ortadan kaldıracak nitelikte olamaz. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin

en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve

özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar,

demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz (AYM,

E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011).

81. Yükseköğrenim gören öğrencilerin eğitim kurumunda uyması

gereken kurallar ve bunlara uyulmaması hâlinde verilebilecek disiplin cezaları,

genel hüküm niteliğindeki 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinde düzenlenmiş olup

hangi hâllerde, hangi disiplin cezasının verileceği ise Yönetmelik’e bırakılmıştır.

Disiplin suç ve cezaları öğrencilerin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin

yetkileri ve disiplin kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar ise

aynı Kanun’un 65. maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı bendinde

açıklanmıştır.

82. 2547 sayılı Kanun’da verilebilecek disiplin suçları ve

cezaları “yükseköğretim kurumları içinde

veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı

harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini, doğrudan doğruya veya

dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve

çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan,

bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine

veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik

veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden

öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir

haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma

veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları” şeklinde

belirtilmiştir.

83. Kanun çerçevesinde hazırlanan yönetmelik ile uygulanacak

disiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma

koşulları açıklığa kavuşturulmuştur. Söz konusu disiplin cezasının uygulandığı

tarihte yürürlükte bulunan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin

Yönetmeliği’nin 10. maddesinin (e) bendinde “Yükseköğretim

kurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller”den birinin de “Kanun dışı kuruluşlara üye olma, bu kuruluşlar adına

faaliyet yapma veya yardımda bulunma”

olduğu ifade edilmiştir.

84. Kanun ve Yönetmelik kapsamında yalnızca bir disiplin suçu

ve buna karşılık bir disiplin cezası öngörülmemiş, disiplin suçunun niteliğine

göre kademeli olarak bir disiplin cezası sistemi de öngörülmüştür. Somut olayda

başvurucu 19/3/2006 tarihinde bir grup üniversite öğrencisi ile birlikte PKK/Kongra-Gel terör örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH

içinde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle ve daha önce almış olduğu disiplin

cezaları da gözönünde bulundurularak Üniversite

Disiplin Kurulu tarafından yükseköğrenim kurumundan çıkarma cezası ile

cezalandırılmıştır (bkz. § 11). Başvurucu, söz konusu Yönetmelik kapsamında bir

daha yükseköğretim kurumlarından herhangi birine alınmamak üzere disiplin

cezasının sonucu olarak öğrencilikten çıkarılmıştır.

85. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na göre eğitim hakkı,

ulusal hukuk kurallarına uymak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya

çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellememektedir

(Yanasık/Türkiye

(k.k.), B. No: 14524/89, 6/1/1995).

86. Ancak AİHM, eğitim hakkına getirilen sınırlamaların “hakkın özüne zarar verecek ve etkililiğini azaltacak”

genişlikte olmaması gerektiğini, bunun için de sınırlamaların, ilgilileri

yönünden “öngörülebilir”

olmasının ve “meşru bir amacı”

takip etmesinin şart olduğunu vurgulamaktadır. Ancak Mahkemeye göre devlet,

Sözleşme’nin 8 ila 11. maddelerinde olduğunun aksine ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi kapsamında bir meşru amaçlar

listesi ile bağlı değildir (Catan ve diğerleri/Moldova ve Rusya [BD], B.

No: 43370/04, 8252/05, 18454/06, 19/10/2012, §140). Belirtilen koşullara ek

olarak bir sınırlama, ancak kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında

makul bir “orantılılık” ilişkisi

varsa Protokol ile uyumlu olabilir (Leyla

Şahin, § 154).

87. Diğer taraftan eğitim hakkına getirilen sınırlamalar, Sözleşme ve ek

protokollerde yer alan haklarla da çatışmamalıdır. Bunun için Sözleşme ve ek

protokol hükümlerinin bir bütün hâlinde dikkate alınması ve ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin özellikle Sözleşme’nin 8., 9. ve 10. maddeleri ışığında

yorumlanması gerekir (Leyla Şahin, § 155). Belirtilen çerçevede

kalmak kaydıyla taraf devletler sınırlama konusunda belli bir “takdir aralığı”na sahiptir ve bu takdir

aralığı genellikle toplum ve ilgili kişiler için önemine ters orantılı şekilde

eğitimin seviyesine bağlı olarak artmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, B. No: 5335,/05,

21/6/2011, § 56).

88. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada

devrede olan güvencelerden biri de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri iki ayrı kriter olarak düzenlenmiş

olmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak ve

özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın, demokratik toplum düzeni için

gerekli nitelikte, başka bir ifadeyle güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmekle birlikte temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü

bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007).

89. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel

hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 71). Bu ilke, şüphesiz diğer temel hak ve özgürlüklere yapılacak

müdahaleler bakımından da geçerlidir.

90. Başvuru konusu olayda başvurucunun, üniversite yerleşkesi

dışında nevruz kutlaması dolayısıyla 19/3/2006 Pazar günü Alibaba

Mahallesi Kızılırmak Sitesi’nin arkasındaki boş arazide yapılan gösterilere

PKK/Kongra-Gel terör örgütünün Sivas ilinde faaliyet

gösteren gençlik yapılanması içinde hareket edenlerle birlikte katıldığı ve

çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinden örgütün marşı olarak bilindiği iddia

edilen “Her Nepeş”

adlı marşı söylediği ve yasa dışı slogan attığının tespit edilmesi nedeniyle

yasa dışı örgüte üye olma ve örgüt adına faaliyette bulunma fiilinin sübuta

erdiğinden bahisle hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (e) bendinde

belirtilen “kanun dışı kuruluşlar adına

faaliyet yapma veya yardımda bulunma” eyleminin gerçekleşmiş olması

ve daha önce benzer eylemden dolayı almış olduğu üç kez disiplin cezası da gözönünde bulundurularak “yükseköğretim

kurumundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

91. Başvurucu, aynı süreçte disiplin cezasına dayanak

fiilinin de içinde bulunduğu olaylarla ilgili olarak (bkz. § 11) Erzurum 2.

Ağır Ceza Mahkemesinde PKK/Kongra-Gel terör örgütünün

Sivas ilinde faaliyet gösteren gençlik yapılanması içinde hareket ettiği ifade

edilen diğer sanıklarla birlikte yargılanmıştır. Mahkeme, yükseköğretim

kurumundan çıkarma disiplin cezasının gerekçesi olarak gösterilen olayda “Kürdistan Derim Marşı” olarak bilinen “İleri” ve “Ey düşman” adlı marşların söylendiğini, terör örgütü lideri

Abdullah Öcalan’ı övücü ve şiddeti teşvik eden ve şiddete çağıran sloganlar

atıldığını tespit ederek iddianamede açıklanan eylemlerle birlikte bu

eylemlerin örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu sonucuna varmış; başvurucunun

mahkûmiyetine karar vermiştir (gerekçeli

karar bkz. s.142-145). İdare Mahkemesi de Ağır Ceza Mahkemesinin bu

kararı üzerine başvurucuya verilen disiplin cezasını “davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesinde yer

verilen terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkum olduğu açık olduğundan,

durumuna uygun olarak Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin,

10. maddesinin, (e) bendi hükmü uyarınca davacının yükseköğretim kurumundan

çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır.” şeklindeki gerekçeyle hukuka uygun bularak

disiplin cezasına ilişkin açılan iptal davasını reddetmiştir (bkz. § 13).

92. AİHM, eğitim hakkının devletin düzenleme yapmasını

gerektirdiğini, ancak bu düzenlemenin hakkın özünü zedelememesi gerektirdiğini

(Campbell ve Cosans/Birleşik Krallık,

B. No: 7511/76; 7743/76, 25/2/1982, § 41) ve bu hakkın bütün disiplin cezalarını

dışlamadığını değerlendirmektedir. Öğrencilerin eğitimlerine devam etmek için

başka müesseselere kaydolmaları -ulusal mevzuatlar engel teşkil etmediği sürece

öğrencilerin geçici uzaklaştırılmaları veya okuldan atılmaları- 1 No.lu

Protokol’ün 2. maddesine aykırılık teşkil etmemektedir (Yanasık/Türkiye, § 3).

93. Eğitim ve öğretim kurumlarınca

öğrenciler için eğitim ve öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin

kuralları içinde ağır disiplinsizlik eylemleri için eğitim veya öğretim

kurumundan öğrencinin çıkarılmasını öngören düzenlemeler getirebilirse de

hakkın kullanımı tümüyle engellenemez. Bu çerçevede bir yükseköğretim

kurumundan disiplin cezası sonucu çıkarılan öğrencilerin daha sonra başka bir

yükseköğretim kurumunda öğrenimlerine devamını engelleyen 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (g) fıkrasındaki “Yükseköğretim

kurumundan çıkarma cezası verilen öğrenciler, bir daha herhangi başka bir

yükseköğretim kurumuna alınamazlar.” şeklindeki düzenleme,

yükseköğrenim hakkından yararlanmayı imkânsız hâle getirerek hakkın özüne

dokunduğu gerekçesiyle Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı görülerek

Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir (AYM, E.2009/59, K.2011/69,

28/4/2011).

94. Eğitim hakkının kısıtlanmasına dair meşru amaç ve sınırlama

arasındaki dengenin sağlanması, hakkın korunması için elzemdir. Bu dengeyi

sağlarken meşru amaç çerçevesinde elde edilmek istenen beklentiler ile hakkın

sınırlandırılmasında kullanılan araçlar arasındaki orantılılık

değerlendirilmelidir. Anılan orantılılık incelemesinde dikkat edilmesi gereken

bir husus da meşru amaç çerçevesindeki beklentilerin makul ve kabul edilebilir

olup olmadığıdır. (Mehmet Reşit Arslan ve

diğerleri, § 81).

95. Yükseköğrenimde disiplinin ve güvenliğin sağlanması için

disiplin tedbirlerinin uygulanması idarenin takdir alanı içinde olup bu, makul

ve kabul edilebilir bir tedbirdir. Bu çerçevede kanun dışı kuruluşlar adına

faaliyette veya yardımda bulunma eylemini işlemiş olması nedeniyle başvurucunun

yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması, kurum içi

disiplinin korunması ve yükseköğrenimde öğrenim gören kişilerin güvenliği

açısından kabul edilebilir bir tedbirdir. Bununla birlikte disiplin yaptırımı

nedeniyle yükseköğretimden çıkarılan öğrencilerin başka eğitim kurumlarına

başvurma imkânlarının bulunması da müdahalenin orantılılığı bakımından büyük

önem taşımaktadır.

96. Başvurucuya disiplin cezasının verildiği 2006 tarihinde

yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun’un 54.

maddesinin (g) fıkrası gereğince

disiplin cezasının niteliği gereği bir daha herhangi

başka bir yükseköğretim kurumuna başvuru imkânını ortadan kaldıran hüküm

Anayasa Mahkemesince 2011 yılında iptal

edilmiştir. Dolayısıyla disiplin işleminin uygulandığı tarihten bu tarihe kadar

başvurucunun başka bir yükseköğretim kurumuna başvurma imkânının bulunmadığı

doğrudur. Ancak bu tarihten sonra yükseköğrenimden disiplin nedeniyle

uzaklaştırılan öğrencilerin aynı Kanun’un 45. maddesinde belirtilen şartlar

çerçevesinde yeniden yükseköğrenim sınavlarına katılma hakkı devam etmektedir.

Bu kapsamda başvurucunun 2011 yılından sonra başvurması hâlinde yükseköğrenim

sınavlarına katılmasını engelleyen hukuki bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki

başvurucunun bu tarihten sonra yükseköğrenime başvuramadığına ya da başvurduğu

hâlde kabul edilmediğine dair bir şikâyeti de yoktur.

97. Bu belirlemelere göre kanun dışı kabul edilen PKK terör

örgütüne üye olma eylemini gerçekleştirdiği tespit edilen başvurucu, bu eyleme

karşılık gelen yükseköğretimden çıkarma disiplin cezasıyla cezalandırılması

sonucu 2006 ile 2011 tarihleri arasında eğitim hakkından mahrum bırakılmış ise

de bu sürenin başvuru konusu olayda makul olduğu ve müdahalenin bu nedenle

orantılı olduğu değerlendirilmelidir.

98. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 42. maddesinde güvence

altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL bu görüşe

katılmamışlarıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin

KABULÜNE OYBİRLİĞİYLE,

B. Eğitim ve öğrenim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa’nın 42. maddesinde

güvence altına eğitim ve öğrenim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Zühtü ARSLAN,

Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

3/3/2016

tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

GEREKÇESİ

1. Başvurucu, nevruz kutlamalarına katılması sebebiyle

açılan soruşturma neticesinde yükseköğretim kurumundan çıkarıldığını, ifade ve

örgütlenme özgürlüğünün kullanılması sonucunda eğitim ve öğrenim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Olay tarihinde Cumhuriyet Üniversitesi'nde öğrenci olan

başvurucu, bir terör örgütünün gençlik yapılanması içinde faaliyet gösterdiği

gerekçesiyle tutuklanmış ve bu durumun üniversite rektörlüğüne bildirilmesi

üzerine hakkında ilgili rektörlük tarafından disiplin soruşturması açılmıştır.

Soruşturma sonucunda, Sivas ilindeki nevruz gösterilerinde çekilen kamera ve

fotoğraf görüntülerinde örgütün marşını söylediğinin tespit edilmesi nedeniyle

başvurucunun Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 10.

maddesinin (e) bendinde yer alan “Kanun dışı

kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak” şeklindeki

eylemi gerçekleştirdiği kanaatine ulaşılmıştır. Başvurucu, daha önceden benzer

eylemlerden dolayı üç kez disiplin cezası almıştır. Bu durum da göz önünde

bulundurularak başvurucunun “Yükseköğretim

Kurumundan Çıkarma” cezası ile tecziyesi yönünde teklif getirilmiş

ve Üniversite Disiplin Kurulu’nun 1/11/2006 tarihli ve 2006/1–1 sayılı kararı

ile yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası uygun bulunmuştur.

3. Başvurucu, disiplin kurulu kararının iptali ve tazminat

talebi ile Sivas İdare Mahkemesi’nde dava açmıştır. Mahkeme, görmekte olduğu

davanın sonucunun, başvurucu hakkında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde terör

örgütü kapsamında görülen davanın sonucuna bağlı bulunduğu gerekçesiyle davanın

bekletilmesine karar vermiştir. Anılan davanın karara bağlanması üzerine de

Sivas İdare Mahkemesi, 26/5/2009 tarihli ve E.2007/93, K.2009/517 sayılı

kararıyla başvurucunun taleplerini reddetmiştir. Başvurucunun temyiz talebi

Danıştay Sekizinci Dairesinin 18/9/2012 tarihli ve E.2009/9643, K.2012/6344

kararı ile, bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

14/6/2013 tarihli ve E.2013/478, K.2013/4926 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

4. Anayasa’nın 42. maddesinde “Kimse,

eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” hükmüne yer

verilmektedir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak

koruma alanına giren eğitim hakkı, yükseköğretim seviyesindeki eğitim ve

öğrenimi de kapsamaktadır (bkz. Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28).

5. Sözleşme’ye ek 1 Nolu Protokolün 2. maddesinde, hiç kimsenin eğitim

hakkından yoksun bırakılamayacağı düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) de herhangi bir

yükseköğretim kurumuna erişimin, 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin ilk cümlesinde ortaya

konan hakkın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtmiştir (bkz. İrfan Temel ve Diğerleri/Türkiye, B.No: 36458/02, 3/3/2009, § 39).

6. Eğitim ve öğrenim hakkının, birey ve

toplum hayatında çok önemli rolü olduğu bilinmektedir. Bu hak, özellikle

bireyin kişiliğinin ve kimliğinin oluşumunda belirleyici bir yere sahiptir. Bu

nedenle, devletin bir yandan bu hakkın kullanılmasını engellememe diğer yandan

da engelleri kaldırma yükümlülüğü vardır. Anayasa’nın 5. maddesinde “kişinin

temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmak”, devletin temel amaç ve görevleri arasında

zikredilmiştir. İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereken

şartlardan biri de hiç kuşkusuz eğitim ve öğrenim hakkının herkese sağlanması

ve bu hakkın kullanımının önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

7. Bununla birlikte, eğitim ve öğrenim hakkı sınırsız

değildir. Anayasa’nın 42. maddesinde öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit

edileceği ve düzenleneceği belirtilmektedir. Ancak bu sınırlamaların

Anayasa’nın 13. maddesi gereğince hakkın özüne dokunmaması, demokratik toplum

düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekmektedir.

8. AİHM de bu hakkın ilkesel olarak eğitim kurumundan

çıkarma dâhil disiplin tedbirlerini dışlamadığını, ancak bu düzenlemelerin

eğitim hakkının özüne zarar vermemesi ve hakkı etkisiz hale getirmeyecek

şekilde ölçülü olması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM, ölçülülüğü “öngörülen

amaçla bu amacı gerçekleştirmek için başvurulan araç arasında makul bir

dengenin kurulması” olarak ifade etmiştir (bkz. İrfan Temel ve Diğerleri/Türkiye, §§ 41, 42, 45). Bu

kapsamda bir öğrencinin başka bir eğitim kurumunda eğitimini devam ettirmesini

engelleyecek şekilde eğitim kurumundan çıkarılması, eğitim ve öğrenim hakkının

ihlaline neden olabilecektir (bkz. AİHK, Yanaşık/Türkiye,

(k.k.), B.No:

14524/89, 6/1/1993, § 3).

9. Başvurucuya verilen yükseköğretim kurumundan çıkarma

disiplin cezasının başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına yönelik bir müdahale

olduğu yönünde kuşku bulunmamaktadır. Kanuni dayanağa sahip olan müdahalenin kurum

içi düzenin sağlanması ve korunması meşru amacına yönelik olduğu da açıktır.

Ancak, eğitim hakkının kısıtlanmasına dair meşru amaç ve sınırlama arasındaki

dengenin sağlanması, hakkın korunması için elzemdir. Bu dengeyi sağlarken meşru

amaç çerçevesinde elde edilmek istenen beklentiler ile hakkın

sınırlandırılmasında kullanılan araçlar arasındaki orantılılık

değerlendirilmelidir.

10. Esasen başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına yönelik

müdahale, yükseköğretim kurumundan uzaklaştırılmasından ibaret değildir.

Disiplin cezası sonucunda başvurucunun başka bir yükseköğretim kurumuna

başvurmasının engellenmesi müdahalenin bir parçası ve onu ağırlaştıran bir

unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

11. Başvurucunun başka bir yükseköğretim kurumuna başvuru

yapmasını engelleyen kural 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesinin

(g) fıkrasındaki‘Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası verilen öğrenciler, bir

daha herhangi başka bir yükseköğretim kurumuna alınamazlar.’

şeklindeki düzenlemedir. Bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından “yüksek öğrenim hakkından yararlanmayı imkânsız hale

getirerek hakkın özüne dokunmakta” olduğu gerekçesiyle Anayasa’nın

13. ve 42. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiştir (AYM, E.2009/59,

K.2011/69, 28/4/2011).

12. Anayasa Mahkemesinin anılan kararında da belirtildiği

üzere, ağır disiplinsizlik eylemleri nedeniyle yükseköğretim kurumlarından

öğrencilerin çıkarılmasını öngören düzenlemeler ve bu çerçevede uygulamalar

kabul edilebilir. Ancak bu uygulamaların Anayasanın 13. maddesinde belirtilen

kriterlere uygun olması gerekir.

13. Somut olayda Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından

Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü’ne hitaben yazılan başvurucu hakkındaki

müzekkere içeriğindeki suçlamanın 19/3/2016 tarihindeki nevruz kutlamalarına

katılma eylemine ilişkin olduğu, yasadışı terör örgütünün marşını söyleme

dışında başvurucuya herhangi bir eylem izafe edilmeden örgüte üye olma ve örgüt

adına faaliyette bulunma şeklindeki atılı eylemlerin sübuta erdiği kabul

edilerek disiplin cezasının uygulandığı anlaşılmaktadır. Ancak Erzurum 2. Ağır

Ceza Mahkemesi, bu eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 215. maddesinde

düzenlenen “suç ve suçluyu övme” suçunu oluşturduğunu belirterek mahkûmiyet

hükmü kurmuş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.

Dolayısıyla başvurucunun disiplin işlemine konu eyleminin tek başına

değerlendirildiğinde Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararında da belirtildiği

üzere suç ve suçluyu övme suçunu oluşturduğu anlaşılmaktadır.

14. Üniversite son sınıf öğrencisi olan başvurucunun bu

eyleminden dolayı yükseköğretim kurumundan çıkarılması ve disiplin cezasının

verildiği 2006 yılından Anayasa Mahkemesi’nin sözkonusu

iptal kararının yürürlüğe girdiği 2011 yılına kadar yaklaşık beş yıl boyunca

herhangi başka bir yükseköğretim kurumuna başvuramaması, eğitim ve öğrenim

hakkına yönelik çok ağır bir müdahaledir. Ayrıca başvurucu cezanın konu

edildiği yargılama sürecinin sonuçlandığı 2013 yılına kadar fiilen eğitim

hakkından mahrum kalmıştır. Bu kadar uzun süre başvurucunun eğitim ve öğrenim

hakkından mahrum bırakılması demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olarak kabul

edilemez.

15. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 42.

maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh

KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Celal Mümtaz AKINCI

Erdal TERCAN

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Selçuk TAŞDEMİR Vekili : Av. Ramazan DEMİR Başkan Zühtü ARSLAN Başkanvekili Engin YILDIRIM Üye Muammer TOPAL

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2013/7860, 3 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve Olgular
  7. A. Olaylar
  8. “Biji Nevroz, Disa Disa
  9. Serhildan Serokeme Öcalan, Biji Aşiti, Biji Azadi, Biji Serok Apo, Yaşasın
  10. Halkların Kardeşliği, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Nevroz İsyandır Güneşe
  11. 'Arkadaşlar Devrim Ve Demokrasi Şehitleri Anısına Bir Dakikalık Saygı Duruşu'
  12. Zeman Kes Nelê Kurd Mirduwe" (Dinle Düşman, Kürt Halkı Hala Yaşıyor. Top
  13. Ateşinden Ve Felaketlerden Hiç Yılmayacak. Kürt Gençliği Aslan Gibi
  14. Neqsî Eka Tacî Jîyan" ( Kürt Gençliği Daima
  15. Bıhışta Welat Em Herın Merdıno" (Güzel Kürt Kardeşlerim Gelin Ülkemizin
  16. Ala Rengîn Hun Werın Em Besın" (Yüreklerimiz Çelikleşti Artık Haydi Kızıl
  17. B. İlgili Hukuk
  18. K.
  19. IV. İnceleme Ve
  20. Gerekçe
  21. A. Başvurucunun
  22. B. Değerlendirme
  23. A. Adli yardım talebinin
  24. B. Eğitim ve öğrenim hakkının
  25. C. Anayasa’nın 42. maddesinde
  26. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100
  27. Karşıoy
  28. Gerekçesi
  29. Kaleli
  30. Dursun
  31. M. Emin KUZ
  32. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2013/7860
Tarih
3 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Abdulhalim Bozboğa Başvurusu (B. No: 2013/6880)
  • Mehmet Bolat ve Diğerleribaşvurusu (B. No: 2013/5974)
  • Fevzi Soner Başvurusu (B. No: 2013/4594)
  • Suna Denizci Başvurusu (B. No: 2013/5061)
  • Aynur Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7423)
  • Hakan Erdoğan Başvurusu (B. No: 2013/9481)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.