İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şemsettin Köseoğlu ve Zafer Köseoğlu Başvurusu (B. No: 2016/73175)

1. Başvuru, zilyetliğe dayalı olarak tasarrufta bulunulan

Başvuru No2016/73175Tarih29 Eylül 2020Okuma16 dk · 3.144 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şemsettin Köseoğlu Ve Zafer Köseoğlu Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/73175
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.144 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zilyetliğe dayalı olarak tasarrufta bulunulan

taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucuların

Dayandıkları Tapu Kayıtları

7. İstanbul'un Silivri ilçesi Çeltik köyünde bulunan 3.401

hektar 4.189 metrekare büyüklüğündeki Maa

Koru Büyük ve Küçük Çeltik Çiftliği Ekim 1944 tarihli ve 41 sıra

numaralı tapu kaydına göre İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü adına kayıtlıdır.

B. Kadastro Çalışmaları

ve Yargılama Süreci

8. Çeltik köyünde 1999 yılında kadastro çalışmaları yapılmıştır.

Bu çalışmalar sırasında yukarıda belirtilen tapu kaydı kapsamındaki yerlerden

6.817 metrekarelik bir kısım 3167 parsel numarası altında sınırlandırılarak

27/8/1999 tarihinde başvurucuların murisi Osman oğlu Mahmut Köseoğlu adına

tespit edilmiştir. Kadastro Tutanağı'nda 30/1/1942 tarihli ve 4183 sayılı

Çeltikçi Çiftliğinin Satılmasına ve İlk Satış Bedellerinden Kalan Alacağın

Terkinine Dair Kanun ile 84 aile reisine 50.000 TL (eski TL ile) bedeli

karşılığında satıldığı ve yapılan ifraz sonucu anılan taşınmazın başvurucuların

murisine isabet ettiği belirtilmiştir. Sonuç olarak adı geçen kişinin

çekişmesiz ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyetliğini devam ettirdiği,

taşınmazın da orman olmadığı gerekçesiyle tespitin yapıldığı açıklanmıştır.

9. Mahmut Köseoğlu mirasçıları aleyhine 26/10/1999 tarihinde

Hazine tarafından Silivri Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz

davası açılmıştır.

10. Silivri Kadastro Mahkemesince 17/6/2002 tarihli karar ile

Çeltik köyü 3167 parsel sayılı taşınmazın 1999 yılındaki kadastro tespitinde

Mahmut Köseoğlu adına tespit edildiği belirtilmiştir. Çeltik köyünde 1975

yılında yapılan kadastro tespitinde tescil dışı bırakılan taşınmazın 1999 yılında

yapılan ikinci kadastro sırasında başvurucuların murisi adına tespitinin

yapıldığı, 3167 parselin bir yönden ormana bitişik olduğu, 8/2/1937 tarihli ve

3116 sayılı Orman Kanunu'na göre düzenlenen 954 tarihli 11 numaralı orman

tapusunun içinde kaldığı ifade edilmiştir.

11. Anılan kararın gerekçesinde ayrıca Çeltik köyüne ait 1944

tarihli ve 41 numaralı tapunun taşınmazı da kapsadığı belirtilerek tespit

yapılmış ise de bu tapunun 1975 yılında tespit edilen köylülere ait tüm

taşınmazları kapsamış olduğu, o tarihte köylülerin Vakıflar İdaresinden köyün

ve arazilerinin bulunduğu yeri satın almış olduğu, dava konusu taşınmazın ise

orman tapusunun içinde kaldığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak kadastro tespitinin

iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

Kesinleşen karar gereği 3167 parsel sayılı taşınmaz 9/7/2004 tarihinde orman

vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir.

C. Tazminat Davası Süreci

12. Başvurucular 20/9/2013 tarihinde Hazine aleyhine Silivri 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmışlardır. Dava dilekçesinde Ekim

1944 tarihli ve 41 numaralı tapu kaydının 3167 parsel sayılı taşınmazı

kapsadığını ve atalarından bu yana hem tapulu malları olan hem de zilyedi

bulundukları taşınmazın murisleri adına tespit görmüş olduğu hâlde orman olarak

Hazine adına tescil edildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, fazlaya ilişkin

hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL tazminat talebinde bulunmuşlardır.

13. Mahkeme 13/3/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde; başvurucuların geçerli tapularının bulunmadığı, tapu

almaya matuf kadastro tespitinin Silivri Kadastro Mahkemesinin 17/6/2002

tarihli kararı ile iptal edilerek taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına

tesciline karar verildiği ifade edilmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucuların

dayandığı tapu kaydının harita ve krokisinin bulunmadığını, hudutları

itibarıyla bütün köyü kapsadığını, gitti kaydı itibarıyla silsilesinin düzgün

olmadığını, kadastro tespitini itiraz davasında da davalı tarafın dayanağı olmaktan

çıktığını ve orman vasıflı arazi bakımından devletin kusursuz sorumluluğundan

söz edilemeyeceğini vurgulamıştır.

14. Temyiz edilen karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 6/6/2016

tarihli kararıyla onanmıştır. Onama kararında kadastro tespitine itiraz davası

ile tapu kaydı oluşmadan kadastro tespitinin iptaline karar verildiği, ayrıca

tazminat isteğine dayanak yapılan parselin kadastro tespitine esas alınan Ekim

1944 tarihli ve 41 sıra numaralı tapu kaydının malikinin İstanbul Vakıflar

Başmüdürlüğü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca tazminat isteğine dayanak yapılan

taşınmaz yönünden başvurucular ya da murisleri adına oluşmuş bir tapu kaydı

veya tapu sicili bulunmadığından tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan

zararın söz konusu olamayacağı vurgulanmıştır.

15. Başvurucuların karar düzeltme talepleri aynı Dairenin

3/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar, başvurucular vekiline 23/11/2016 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 22/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4183 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Vakıflar Umum Müdürlüğünce göçmenlere

taksitle satılmış ve birinci taksit olan on bin liradan bakiye kalan borç için

icraca bilmüzayede Umum Müdürlüğe ihale edilmiş olan Silivri'deki Çeltikçi

çiftliğinin ilk taksit ve ihale bedellerinin mahsubundan sonra geri kalan alcak

ile bütün faiz ve masraflarının kaydı terkin edilmiştir."

19. 4183 sayılı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:

"Yukarıdaki maddede yazılı çiftliği

ikinci fıkrada gösterilen tediye usul ile kırk bin lira bedel mukabilinde ve

diğer tesbit edilen şartlar dairesinde arttırmaya konulmaksızın yapılan

mukavele mucibince içindeki köylülere satmağa Vakıflar Umum Müdürlüğü mezundur.

Bu bedele mahsuben alınan beş bin lira birinci

taksit sayılarak kalan otuz beş bin lira ilk taksiti 1 ikinciteşrin 1942

tarihinde başlamak üzere on dört senede ve on dört müsavi taksitte

alınır."

20. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bu yerler dışında orman sınırlarında

hiçbir suretle daraltma yapılamaz. "

21. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

705. maddesi şöyledir:

“Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille

olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,

kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden

önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,

mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."

22. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi şöyledir:

"Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan

görevlilere rücu eder.

Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu

sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. "

B. Uluslararası Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mülkiyet hakkına

ilişkin olarak Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti elde

etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.),

B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum

Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).

25. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin anlamı kapsamında

bir mülk ile ilişkili olması

durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da

içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde

edilebileceği yönündeki en azından bir meşru

beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No:

44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn

Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83;

meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için bkz. Pine Valley Developments Ltd ve diğerleri/İrlanda, B.

No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik

Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 32; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika,

B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31).

26. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında

savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir

(Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti

[BD] (k.k.),B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde

yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak

reddedildiği durumlarda meşru bir

beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97,

4/3/2003, §§ 29-33).

27. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir

olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukuki bir düzenlemeye

ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gereken

meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye

(k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).

28. Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi bakımından

AİHM, mülkiyet hakkının kapsamını belirlerken iç hukuktaki düzenlemeler ile

yargısal uygulamaları gözeterek sonuca varmaktadır. Buna göre mera, orman gibi

alanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağına dair Türk

hukukundaki düzenlemeler nedeniyle başvurucuların bu taşınmazların mülkiyetini

elde etmelerini sağlayabilecek bir meşru beklentilerinin doğmasının mümkün

bulunmadığı kabul edilmiştir (Sarısoy ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 21303/07, 14/10/2014, § 35; Kadir Gündüz/Türkiye (k.k.), B. No:

50253/99, 18/10/2007; Nane ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 41192/04, 24/11/2009, §§ 25-28; Bölükbaş ve diğerleri/Türkiye, B. No:

29799/02, 9/2/2010, § 26; Usta/Türkiye

(k.k.), B. No: 32212/11, 27/11/2012, § 44).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

30. Başvurucular, murislerinin tapu siciline güvenerek satın

aldığı taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları sonucu orman olarak Hazine adına

tapuya tescil edildiğinden yakınmışlardır. Başvurucular 4721 sayılı Kanun'un

1007. maddesi kapsamında açtıkları tazminat davasının ise reddedildiğini

belirtmişlerdir. Başvurucular sonuç olarak herhangi bir bedel veya tazminat

ödenmeden taşınmazlarından yoksun bırakıldıklarını belirterek mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

32. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup

olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu, B. No:

2013/539, 16/5/2013, § 31).

33. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu

bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

34. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen

mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166,

25/6/2015, § 31; Mustafa Ateşoğlu ve

diğerleri, § 51).

35. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı

bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudaki menfaati ne kadar

güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir. Bu

bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir temele dayalı

olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet hakkını güvence

altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan

mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,

25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve

diğerleri, §§ 52-54).

36. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu

gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da aynı menfaatle ilgili hukuki bir

işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,

20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk,

§ 42). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru

beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia

edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri

ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen

Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).

Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri

sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir

(Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,

§ 37).

37. Somut olayda ihtilaf konusunun anılan köyde bulunan ve

kadastro çalışmalarında 3167 parsel olarak sınırlandırılan taşınmaz olduğu

anlaşılmaktadır. Bu taşınmaz 1975 yılında yapılan kadastro tespit harici

bırakılmış, 1999 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonrasında Silivri

Kadastro Mahkemesinin 9/7/2004 tarihinde kesinleşen hükmü uyarınca orman

vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Başvurucular ise kadastro

sırasında bu taşınmazın murisleri adlarına tespit edildiğini, öncesinde de bu

taşınmaza ait bir tapu kaydı olduğunu öne sürmüşlerdir.

38. Başvurucular aynı şikâyetlerini 4721 sayılı Kanun'un 1007.

maddesi çerçevesinde açtığı davada derece mahkemeleri önünde de dile getirmiş,

bu dava -diğer unsurlar yanında- esas itibarıyla Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin

kararına göre başvurucuların bir tapu kayıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle

reddedilmiştir. Nitekim başvurucuların dayandıkları 11/10/1944 tarihli ve 41

numaralı tapu kaydına göre söz konusu taşınmazın gerçekten de Yargıtay

Dairesinin de belirttiği üzere Vakıflar Başmüdürlüğü adına tescilli olduğu

anlaşılmaktadır.

39. Anayasa Mahkemesi daha önce tapu siciline güvenerek

taşınmazı satın alan iyi niyetli malik yönünden sonradan bu tapu kaydının

tazminat ödenmeksizin iptal edilmesinin mülkiyet hakkına yapılan ölçüsüz bir

müdahale olduğunu kabul etmiştir (Cemile

Gökhan ve diğerleri, B. No:

2015/1203, 25/3/2018). Ancak bunun için öncelikle ihtilaf konusu taşınmaz

yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mevcut bir mülkünün olduğunu veya bu

taşınmazı edinmeye yönelik somut bir temele dayalı meşru bir beklentisi

olduğunu ispat etme yükümlülüğü başvurucuya düşmektedir.

40. Diğer taraftan zeminde hiçbir taşınmaza uymayan bir tapu

kaydının oluşturulmasının da tapu siciline güvenerek taşınmazı satın alan iyi

niyetli malik yönünden mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği ileri

sürülebilirse de başvurucuların gerek tazminat davasında gerekse de bireysel

başvuru kapsamında buna ilişkin açık bir şikâyetinin söz konusu olmadığı

anlaşılmaktadır. Yukarıda da değinildiği üzere bu bireysel başvurunun konusu

Hazine adına orman olarak tescil edilen 3167 parsel taşınmaza yönelik olup

başvurucular bu taşınmaz yönünden kendilerine ait bir tapu kaydı olduğunu ileri

sürerek bu kısmın tazminat ödenmeksizin ellerinden alındığından yakınmaktadır.

Dolayısıyla somut başvuru bu iddia ile sınırlı olarak değerlendirilecektir.

41. Somut olayda ihtilaflı taşınmazın kadastro mahkemesinin

kararıyla orman vasfıyla tapuya tesciline karar verildiği dikkate alınmalıdır.

Buna göre söz konusu taşınmazın kadastro sonucu başvurucuların murisi adına

tapuya tescil edilmemiş olduğu görülmektedir. Başvurucuların ileri sürdükleri

tapu kaydının ise Vakıflar Başmüdürlüğüne ait olduğu görülmektedir.

Başvurucular bu taşınmaza uyan başka bir tapu kaydı da sunamamışlardır. Her ne

kadar başvurucular kadastro tutanağında da açıklandığı üzere söz konusu

taşınmazı Vakıflar İdaresinden satın aldıklarını ileri sürmüşlerse de bu satışın

tapu müdürlüğünde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hâlbuki 4721 sayılı Kanun'un

705. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur, 706. madde

uyarınca da taşınmaz satışlarının resmî şekilde yapılması gerekir. Buna göre

başvurucuların söz konusu resmî şartı gerçekleştirerek tescil işlemi yapılmadan

taşınmazı satın aldıkları dikkate alınmalıdır. Bunun yanında kadastro

mahkemesinin kararında söz konusu tapu kaydının orman alanı dışındaki

taşınmazlara uyduğu açıklanmaktadır. Nitekim asliye hukuk mahkemesi de

dayanılan tapu kaydının haritasının bulunmayıp sınırlarının genişletilmeye

elverişli olduğuna dikkati çekmiştir.

42. Bu durumda fiilen orman niteliğinde olduğu belirlenen anılan

taşınmazın başvuruculara ait olduğunu gösterir bir tapu kaydının mevcut

olmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucuların dayandıkları tapu kaydının ise

başvurucuların murisine ait olmadığı gibi resmî bir ölçüme dayalı olmayan bu

kaydın ihtilaflı taşınmazı kapsayıp kapsamadığı da belirsizdir. Öte yandan

başvurucuların dayanak yaptıkları tapu kaydının 3167 parsele uygulanamaz olduğu

söz konusu taşınmazın 1975 yılında tespit harici bırakılması ile ortaya çıkmış,

başvurucular kendileri ya da murislerinin bu işleme karşı dava yoluna

başvurduklarına ilişkin bir bildirimde bulunmamışlardır. Nitekim başvurucuların

murisince bu yerin Vakıflar İdaresinden satın alındığı ileri sürülmüş ise de

kaydın kadastro mahkemesince orman alanındaki bu yeri kapsamadığı

belirtilmiştir. Bu itibarla başvurucular tapu kaydına güvenerek bu yeri satın

aldıklarını öne sürmüş ve tapuya güven ilkesine dayalı tazminat davasını

düzenleyen 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca alacak istemiyle dava

açmış iseler de bireysel başvuruya konu iddiaları bakımından ise söz konusu

taşınmazın kendilerine ait olduğunu gösteren geçerli bir tapu kaydının

varlığını ortaya koyamamışlardır.

43. Başvurucular mülk edinmeyi sağlayan zilyetlik yoluyla

kazandırıcı zamanaşımı koşullarının murisleri yararına gerçekleştiğini ve bu

suretle uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetini edindiklerini ileri sürmüş

iseler de ormanların korunması ve geliştirilmesine ilişkin Anayasa'nın 169.

maddesi uyarınca mülkiyetinin devredilmesi yasaklanan devlet ormanlarının

zamanaşımı ile mülk edinilmesi mümkün bulunmamaktadır.

44. Sonuç olarak başvurucuların ihtilaflı taşınmaz mülkiyetini

edinmeye yönelik meşru bir beklentisi olduğunu gösteren bir kanun hükmü veya

yerleşik yargı içtihadı gibi somut bir temele de dayanmadığı görülmektedir.

45. Bu durumda yargı kararıyla orman olduğu belirlenen uyuşmazlık

konusu taşınmaza yönelik olarak kadastro öncesinde başvurucuların tapu veya

benzeri bir kayıt sunamadıkları kadastro sonucu da bu taşınmaz başvurucuların

murisi adına tapuya tescil edilmemiştir. Buna göre somut başvuru açısından

ihtilaflı taşınmaz yönünden başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında bir mülklerinin veya somut ve yeterli

bir hukuki temele dayalı olarak mülkiyeti elde etme yönünde meşru bir

beklentilerinin bulunduğunu kanıtlayamadıkları anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

29/9/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Dosya kapsamına göre; başvurucuların murisi Romanya’dan

muhacir olarak Türkiye’ye gelmiş, bu konumdaki 84 aileye Vakıflar Genel

Müdürlüğü’ne ait Silivri’deki Çeltikçi Çiftliği satış suretiyle tahsis edilmiş,

akabinde de 30.1.1942 tarih ve 4183 sayılı “Çeltikçi Çiftliğinin Satılmasına ve

İlk Satış Bedellerinden Kalan Alacağın Terkinine Dair Kanun” ile bu satış

işlemi kanuni bir temele dayandırılmış, ancak geçen yıllar içinde satın alan 84

hak sahibine müstakil tapuları düzenlenip verilmediğinden, kadastro tespitinin

yapıldığı 27.8.1999 tarihine kadar hak sahiplerince fiili taksim yapılmak

suretiyle anılan arazi üzerindeki mülkiyet hakkı kullanılagelmiş, 27.8.1999

tarihinde yapılan kadastro tespiti sonucu düzenlenen kadastro tutanağında,

anılan arazi içinde 6817 m2’lik bir kesimin başvurucuların murisi adına tespiti

yapılmış ve tutanağın açıklamalar bölümüne çeltikçi çiftliğinin 4183 sayılı

Kanun uyarınca içlerinde başvurucuların murisinin de bulunduğu 84 aileye 50.000

TL. bedel karşılığı satılmış olduğu ve yapılan ifraz sonucu anılan taşımazın

başvurucuların murisine isabet ettiği hususu dercedilmiştir. Bu işleme karşı

Hazine tarafından açılan iptal davası sonunda ise anılan parselin orman tapusu içinde

kaldığı belirtilerek, 9.7.2004 tarihli kararla orman vasfıyla Hazine adına

tescil edilmiş; başvurucuların kesinleşen bu karar sonrasında Hazine aleyhine

açtıkları tazminat davası da derece mahkemesince, başvurucuların geçerli

tapularının bulunmadığı, başvurucuların dayandığı tapu kaydının harita ve

krokisinin bulunmadığı, gitti kaydı itibariyle silsilesinin düzgün olmadığı,

orman vasıflı arazi niteliği itibariyle devletin kusursuz sorumluluğundan söz

edilemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar onarmak suretiyle

kesinleşmiştir.

2. Devletin, Romanya’dan muhacir olarak gelen 84 vatandaşına

bedeli mukabili tahsis ettiği bir arazi (Silivri Çeltikçi Çiftliği) akabinde

özel bir yasa (4183 sayılı kanun) ile de sağlam bir hukuki temele

dayandırılmıştır. Kanunların birbirlerine nazaran üstünlüğünden söz

edilemeyeceği gibi, böyle bir çatışmanın varlığında genellik - özellik

ilişkisinin dikkate alınması gerekli bulunmaktadır. Ortada özel bir amaca

(Romanya’dan gelen 84 muhacir aileye arazi tahsis edilmesi) dayalı 4183 sayılı

Kanunun varlığı karşısında, sanki bu kanunun üstündeymiş gibi, 6831 Sayılı

Orman Kanununun esas alınarak mülkiyet hakkının geçersiz sayılması açıkça

hukuka aykırıdır. Ayrıca 1942-1999 arasında başvurucuların murisine açık bir

tapu düzenlenmemesi de tamamen idarenin açık bir kusurudur. Devletine güvenmiş,

bir bedel karşılığında kendisine arazi satışı yapılmış, üstelik bu durum özel

bir kanunla da teminat altına alınmış Romanya muhaciri 84 vatandaşın (ve bu

arada başvurucuların) 60 yıla yakın devam eden bu mülkiyet haklarının derece

mahkemeleri tarafından Anayasaya aykırı gerekçelerle ellerinden alınması ve

ilaveten uğradıkları zararın da “Devletin bu işte bir kusurunun bulunmadığı”

gerekçesiyle reddedilmesi, mülkiyet hakkının ağır biçimde ihlâli sonucunu

doğurmaktadır.

3. Açıklanan nedenlerle; başvurucuların Anayasanın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlâl edildiği kanaatine vardığımdan,

çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ayşe Didem ÖZDEMİR AKCA Başvurucular : 1. Şemsettin KÖSEOĞLU 2. Zafer KÖSEOĞLU Başvurucular Vekili : Av. Ali ELBEYOĞLU Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/73175, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucuların
  7. B. Kadastro Çalışmaları
  8. C. Tazminat Davası Süreci
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Başvurucuların
  15. B. Değerlendirme
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/73175
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Hatice Çalış ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/40500)
  • S.s. Başvurusu (B. No: 2017/4839)
  • Ertuğrul Şahin Başvurusu (B. No: 2017/31126)
  • Hamdi Uluçay Başvurusu (B. No: 2017/36300)
  • Levent Tütüncü Başvurusu (B. No: 2015/7108)
  • Bülent Yavuz Başvurusu (B. No: 2018/24609)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.