İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serhat Kanaş ve Halil Kanaş Başvurusu (B. No: 2013/6650)

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/6650Tarih23 Şubat 2016Okuma13 dk · 2.622 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Serhat Kanaş Ve Halil Kanaş Başvurusu

Karar tarihi
23 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/6650
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.622 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

bırakılma sonucu özel hayatın gizliliği ilkesi ve mülkiyet hakkının; terör

örgütü üyeleri tarafından amcalarının kaçırılıp öldürüldüğünün dikkate

alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların

reddedilmesi ve ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması, davaların makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle

adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 21/8/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca 30/9/2014

tarihinde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Anayasa Mahkemesi tarafından 2013/6651 başvuru numaralı

dosyanın konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/6650 başvuru numaralı

dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/6650 başvuru numaralı dosya

üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular Batman ili Kozluk ilçesi Yenidoğan

köyünde ikamet etmekte iken 1993 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle

köylerinden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

8. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde

5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması

talebiyle yapılan başvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca

başvurucuların yaşadığı Kozluk ilçesi Yenidoğan

köyünün boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından

taleplerin reddine karar verilmiştir.

10. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E satırında

belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli

tablonun F satırında tarihleri gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile "...aralarında davacınında

bulunduğu Yenidoğan köyü halkının bir kısmının,

ekonomik, sosyal, güvenlik nedenleriyle de olsa köyden göç etmelerinden dolayı

uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması diğer bir ifadeyle

anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıya yönelik

bir terör tehdidi ve saldırısının bulunmaması nedenleriyle, uğranıldığı ileri

sürülen zararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına

hukuki olanak bulunmamaktadır." gerekçesine dayanılarak

davaların reddine karar verilmiştir.

11. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucular 21/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

14. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 23/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular; amcaları M.K.nın

terör örgütü üyeleri tarafından kaçırıldığını ve öldürüldüğünü, terör olayları

nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını, uğradıkları zararların

karşılanması amacıyla yaptıkları idari başvurudan ve ardından açtıkları

davadan, Yenidoğan köyünün tamamen boşalan yerleşim

yerlerinden biri olmadığı gerekçesiyle reddedildiği için bir sonuç

alamadıklarını oysa Kozluk ilçesi Yenidoğan köyü için

“terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı ve PKK-Kongra-Gel

terör örgütünün baskısı nedeniyle göç olaylarının yaşandığı”nın jandarma tarafından tutulan tutanakta

belirtildiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen bilgi ve belgeler

değerlendirildiğinde zararlarının kanun kapsamında kaldığını, yerleşim

yerlerini rızaları dışında terk etmek zorunda kaldıklarını, mülkiyetlerinden

faydalanma haklarının engellendiğini, hukukun temel ilkeleri gereği kamu

hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişilerin uğradığı özel ve olağandışı

zararların idare tarafından karşılanması gerektiğini, başvurularının reddine

yönelik idari işlemin dosya kapsamına, “sosyal risk” kuramı ile 5233 sayılı Kanun’un ruhuna ve amacına aykırı

olduğunu, bu nedenle söz konusu idari işlemin iptalinin gerektiğini, Mahkeme

kararında Danıştayın “nesnel

güvenlik kaygısı” içtihatlarının

dikkate alındığını; okul, sağlık ocağı vb. yerlerin de güvenlik nedeniyle

kapalı kaldığı dikkate alındığında vatandaşın diğer vatandaşa örnek

gösterilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, Komisyonun kararında nüfus sayımına

ilişkin olarak 1990, 1997 ve 2000 yıllarına ait sayım sonuçlarına yer

verilirken göç etmesine rağmen nüfus kaydını naklettirmeyen kişiler nedeniyle

bu değerlendirmenin sakat ve eksik olduğunu, uğradıkları zararların

karşılanması amacıyla yaptıkları başvurulardan ve akabinde açtıkları davalardan

sonuç alamadıklarını ve başvurularının karara bağlanmasının yaklaşık yedi yıl

sürdüğünü belirterek Anayasa’da düzenlenen mülkiyet, adil yargılanma haklarının

ve özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

17. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucuların,

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları

davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 20., 35. ve 36. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16) Başvurucular, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine

getirmemesi sonucunda köylerini terk etmeye mecbur kaldıklarını ve Mahkemece

5233 sayılı Kanun'un tazminata ilişkin hükümlerin yanlış değerlendirilmesi

neticesinde oluşan zararları için yeterli bir giderim imkânının kendilerine

tanınmadığını belirterek özel hayatın gizliliği ilkesinin ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucunda verilen

karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiaları yönünden ayrıca

inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir:

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

19. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun G satırı) arasında geçen ve ekli tablonun H satırında her bir

başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama sürelerinde,

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden,

başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanma

haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvurunun, terör örgütü mensuplarınca amcaları M.K.nın öldürülmesine dair özel durumları dikkate

alınmaksızın Mahkemece mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu ve

şahıslarına yönelik bir terör tehdidinin olmadığı şeklindeki nesnel ölçütten

hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan iddia, adil

yargılanma hakkı kapsamında yer alan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında incelenmiştir.

24. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013 § 26).

25. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik

ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi

istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları

zararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

26. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların

yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek

zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi

zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli

yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden

kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle toplumda oluşan

korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu

gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir

duygu olan güvenlik kaygısının “köyün

ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim

yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını zorunlu

görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmış

olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını

sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareketle 5233

sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanak

bulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (Mesude

Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin,

§§ 84, 85).

27. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, §§

45-50; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bu konudaki

takdir esasen Derece Mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda Anayasal bir temel hak veya

özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı bir

değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

28. Başvurucuların; amcaları M.K.nın terör örgütünce öldürüldüğü, bu nedenle

güvenlik kaygısıyla köylerini terk ettikleri, bu çerçevede oluşan zararlarının

5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri,

yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk

ettikleri noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında yer alan hükümler gözetildiğinde bireysel başvuruda bulunacakların

başvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle ya

kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdur

arasında şahsi ve özel bir bağın bulunması gerekir (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B. No: 2012/95,

25/12/2012, § 21)

30. Aile bireylerinden birisi insan hakları ihlalinden dolayı

mağdur olduğunda başvurucunun maruz kaldığı sıkıntı, insan hakkı ihlalinin

mağduru olan kişinin akrabasında kaçınılmaz olarak meydana geldiği kabul edilen

duygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve karakter arz eden özel nedenlerin

varlığını gerektirir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Çakıcı/Türkiye, B. No: 23657/94, 8/7/1999,

§ 98; İpek/Türkiye, B. No:

25760/94, 17/2/2004, § 181).

31. Başvurucunun, yakınının mağduriyeti nedeniyle etkilenmiş ve

kendi hayat akışına yön vermiş olduğunun kabulü için yaşanan olay sonucunda

duyulan üzüntünün ötesinde yakınının başına gelen hadise sebebiyle başvurucuda

oluşan algı, bu algının meydana gelmesinde temel teşkil eden özel bağ ve

algının yoğunluğu hakkında açıklamada ve kanıtlamada bulunulması gerekmektedir

(Sahibe Çelik ve Necla Çelik, B.

No: 2013/4899, 20/1/2015, § 48).

32. Başvurucular, terör nedeniyle öldüğünü belirttikleri

amcaları hakkında herhangi bilgi veya belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ile

soruşturma evrakı sunmamış, hısım olduklarını belirtmenin dışında başkaca bir

husus beyan etmemişlerdir.

33. Bu çerçevede başvurucuların amcalarının öldürülmesi

iddiaları hakkında başvurucuların anılan kişi ile aralarındaki akrabalık

ilişkisine değinmekle yetindikleri,aralarındaki

ilişkide şahsi ve özel bağ bulunduğuna dair herhangi bir bilgi veya belgesunmadıkları gibi herhangi bir beyanda da

bulunmadıkları, akrabalarının başına geldiği iddia edilen olay neticesinde

başvurucularda oluşan algı, bu algının oluşmasında temel teşkil eden özel

nedenler ve algının yoğunluğu konusunda başvurucuların yeterince açıklıkta

beyanlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucuların beyanına göre

amcaları M.K. 28/12/2002 tarihinde terör nedeniyle ölmüştür. Başvurucular ise

1993 tarihinde ikamet ettikleri köyden ayrıldıklarını belirtmişlerdir. Bu

tespitler karşısında başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesinin, yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri

noktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesini

gerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucular ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle köyden ayrıldıklarını, özel hayatın

gizliliği ilkesinin ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia

etmektedirler.

36. Başvuru formaları incelendiğinde başvurucuların mülkiyet

hakkının ve özel hayatı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürdükleri

bölümde, idari yargı makamlarının 5233 sayılı Kanun’un tazminat başvurusuna

ilişkin hükümlerini bu hükümlerin sözüne ve ruhuna aykırı değerlendirmeleri nedeniyle

söz konusu haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri görülmüştür.

37. Özel hayatın gizliliği ilkesinin ve mülkiyet haklarının

ihlal edildiği hususundaki iddiaların başvurucular tarafından yargılamanın

sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan

değerlendirmeler neticesinde başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma

fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının elinden

alındığına dair bir bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama

faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine

uygun şekilde yerine getirildiği, başvurucuların ileri sürdüğü iddiaların ve

delillerin Derece Mahkemeleri tarafından değerlendirilerek karşılandığı tespit

edilmiş olduğundan özel hayatı koruma yükümlülüğünün ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §

43, Mehmet Gürgen, § 42).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

23/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

Serhat KANAŞ

ve Halil KANAŞ [bkz. ekli tablonun B satırı]

Vekili

:

Av. Mehmet

Cemal İLGE

SIRA

1

2

A

Başvuru

Numarası

2013/6650

2013/6651

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Serhat KANAŞ

Halil KANAŞ

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

20/10/2006

11. 217

20/10/2006

11. 216

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

3/1/2011

2011/2-101

3/1/2011

2011/2-100

E

Dava

Tarihi

20/4/2011

20/4/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

15/12/2011

2/12/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

18/4/2013

18/4/2013

H

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 6 yıl 5 ay 6 yıl 5 ay

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6650, 23 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. Gökcan
  12. Sıra
  13. A
  14. B
  15. C
  16. D
  17. E
  18. F
  19. G
  20. H
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6650
Tarih
23 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Ahmet Seheryıldızı Başvurusu (B. No: 2013/2320)
  • Nur Bilgili Başvurusu (B. No: 2013/8795)
  • Musa Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/2845)
  • Sertaç Kılıçarslan Başvurusu (B. No: 2013/7090)
  • Sayım Karmaş Başvurusu (B. No: 2013/2745)
  • Ziver Demircan Başvurusu (B. No: 2014/235)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.