İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Suzın Yalçın Başvurusu (B. No: 2016/9532)

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması ve

Başvuru No2016/9532Tarih28 Kasım 2019Okuma17 dk · 3.400 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Suzın Yalçın Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/9532
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.400 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması ve

buna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen arama kararı

nedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık

görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye

olma ve örgüte bilerek yardım etme suçlarından yürütülen bir soruşturmada

Cumhuriyet Savcılığı tarafından gecikmesinde

sakınca bulunan hâl kapsamında verilen

yazılı emir uyarınca terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi ve suç

delillerinin ele geçirilmesi amacıyla 21/12/2015 tarihinde başvurucunun evinde

arama yapılmıştır. Savcılık emrinde, bir kısım şüphelinin PKK'nın kırsal

kadrolarına mensup dört kişilik grubu evlerinde dönüşümlü olarak

barındırdıkları, örgütle işbirliği içinde örgütün

kırsal kadrolarına eleman aktarımı faaliyetlerinde bulundukları ve daha önce örgütün

eylemlerini gerçekleştiren örgüt mensuplarına destek sağladıkları yönünde

istihbarat bilgilerinin bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun evinde

terör örgütü mensubu barındırdığına dair bir ihbarın bulunduğu ifade

edilmiştir.

10. Başvurucu, gece vakti evinde yapılan arama sonrasında

21/12/2015 günü saat 04.40'ta hakkında Yakalama ve Gözaltı Tutanağı

düzenlenerek Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.

11. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından "yakalanan tüm şahısların şüpheli olarak

ifadeleri alınarak salıverilmesi" yönünde 21/12/2015 tarihli

yazılı talimat verilmiş olup başvurucu hakkında aynı tarihli ve saat

belirtilmeyen Yakınlarına Haber Verme Tutanağı'na

göre gözetim altına alındığının başvurucunun babasına bildirildiği belirtilmiş

ve saat 05.28'de Hakkâri Devlet Hastanesince adli muayene raporu

düzenlenmiştir.

12. Aynı gün saat 10.35'te başvurucunun şüpheli sıfatıyla

ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle suçlamaları kabul etmediğini,

PKK terör örgütü üyelerini evinde barındırmadığını beyan etmiştir.

13. Başvurucu, saat 11.25'te Hakkâri Devlet Hastanesince adli

muayene raporu tanziminin ardından hakkında Salıverme Tutanağı düzenlenerek

serbest bırakılmıştır.

14. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

sonucu 23/12/2015 tarihinde başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilmiş ve bu karar 25/1/2016 tarihinde kesinleşmiştir.

15. Başvurucu, haksız yakalama ve gözaltı sebebiyle 29/1/2016

tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat davası

açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde özetle hakkında silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan yürütülen soruşturmada haksız olarak yakalanıp gözaltına

alınması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, soruşturma sonucunda

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, 500 TL maddi ve

900 TL manevi olmak üzere toplam 1.400 TL tazminata yakalanma tarihinden

itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karar verilmesini istemiştir.

16. Tazminat talebini inceleyen Mahkeme 3/5/2016 tarihli

kararıyla "şartları oluşmayan maddi ve

manevi tazminat davasının" reddine kesin olarak karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle başvurucunun ifadesi alındıktan sonra

serbest bırakılması yönünde Savcılığın talimatı doğrultusunda hareket eden

kolluk görevlilerince fiilen nezarete alınmayan başvurucunun gözaltına

alındığına ilişkin formun sehven doldurulduğu belirtilerek 5271 sayılı Kanun

uyarınca tazminat ödenmesinin koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

17. Bu karar 3/5/2016 tarihinde başvurucuya tefhim edilmiştir.

18. Başvurucu 6/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Hasan

Akboğa ([GK], B. No: 2016/10380,

27/3/2019, §§ 19-34) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; haksız olarak yakalanıp gözaltına alındığını,

yaklaşık on saat sonra serbest bırakıldığını ve bu soruşturma sonucunda

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek

uygulanan yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltı

tedbiri sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat ödenmesinin koşulları

oluştuğu hâlde bu amaçla açtığı tazminat davasının kendisinin tutulmasının

gözaltı mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle tazminat

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

22. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

23. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci,

ikinci, üçüncü, dördüncü ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama

veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun

hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim

huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

...

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, uygulanan

yakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

26. Genel ilkeler için bkz. Hasan

Akboğa (§§ 43-56) başvurusu hakkında

verilen karar.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

(1) Anayasa'nın

19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden

27. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/12/2015 tarihinde

başvurucu hakkında arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasında

başvurucu yakalanarak polis karakoluna götürülmüştür.

28. Somut olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK ile

bağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör

örgütü üyeliği ve bu örgüte isteyerek yardım etme suçlamalarıyla 5271 sayılı

Kanun'un 90. maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır (bkz. § 9).

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan yakalama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

29. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin ön

koşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunup

bulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlı

arama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak bir kısım şüphelinin

PKK'nın kırsal kadrolarına mensup dört kişilik grubu evlerinde barındırdığı,

eleman aktarımı faaliyetlerinde bulunduğu ve daha önce gerçekleştirilen

eylemlerde örgüt mensuplarına destek sağladığı yönünde istihbarat bilgileri

bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun evinde terör örgütü mensubu

barındırdığına dair bir ihbarın bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 9). Bu

itibarla başvurucu yönünden yakalama için gerekli olan suç şüphesini doğrulayan

olguların bulunduğu görülmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

59).

30. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığı

gözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunan

hâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunun

durumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâl

kapsamında değerlendirmiştir.

31. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üye olma ve bilerek örgüte

yardım etme suçları Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı

karşıya bıraktığından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Devran

Duran, § 64). Dolayısıyla soruşturma konusu PKK silahlı terör

örgütünün özellikleri dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza

soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu da ortadadır.

32. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlin

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göre

daha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının bu

değerlendirmeleri Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olayda

soruşturma makamlarının gecikmesinde sakınca bulunduğu yolunda ulaştığı kanaate

müdahale edilmesini gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvencenin

sağlandığı sonucuna ulaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

62).

33. Ayrıca suç işlediği hakkında somut belirtinin bulunduğu

tespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesine ilişkin

soruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını

temin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hülya Kar [GK],

B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20). Dolayısıyla başvurucunun yakalanmasının anayasal

açıdan meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez.

34. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olup

olmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,

kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönünde

bulundurulur (Hasan Akboğa,

§ 64).

35. Somut olayda terör örgütüne yardım etmekle suçlanan

başvurucu 21/12/2015 günü evinde yapılan arama sırasında saat 04.40'ta

yakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerince

bilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbest

bırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 10.35'te şüpheli

sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, işlemlerinin tamamlanmasından sonra saat

11.25'te serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbest

bırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenin

toplam 6 saat 45 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında on bir

kişi hakkında soruşturma yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığı

gözetildiğinde başvurucunun toplam 6 saat 45 dakika özgürlüğünden mahrum kalmış

olmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

65).

36. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.

(2) Anayasa'nın

19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden

37. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

38. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındaki

güvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişi

hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminat

ödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusu

tazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğu

hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesinde

düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde yer verilen tazminat davalarında uygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, §

68).

39. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

uyarınca açtığı tazminat davasının, gözaltına alma durumunun gerçekleşmediği

gerekçesiyle reddedilmesinin kanuni tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelik

şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır (Hasan Akboğa, § 69).

40. Olayda başvurucu, gece vakti evinde yapılan arama sonrasında

21/12/2015 günü saat 04.40'ta hakkında Yakalama ve Gözaltı Tutanağı düzenlenmek

suretiyle yakalanmış ve Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür. Soruşturmayı

yürüten Savcılığın "yakalanan tüm

şahısların şüpheli olarak ifadeleri alınarak salıverilmesi"

yönündeki 21/12/2015 tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 10.35'te

şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu saat 11.25'te serbest bırakılmıştır.

Öte yandan Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/12/2015 tarihinde başvurucu

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilmiştir.

41. Başvurucunun takipsizlik kararından sonra 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesine dayanarak açtığı tazminat davası derece mahkemesince

başvurucunun gözaltına alınmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun uyarınca

tazminat ödenmesinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Derece mahkemesi; başvurucunun gözaltına alınması yönünde Savcılığın bir

talimatının bulunmadığını, başvurucunun fiilen nezarete alınmadığını ve ifadesi

alındıktan sonra serbest bırakıldığını belirterek bu sonuca ulaşmıştır.

42. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebilecekleri

hükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanın

tutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmış

ise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrım

yapılmaksızın, yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanması

öngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıkta

düzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca

devletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadı

kapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamı

maddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır.

Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında, kolluk görevlileri

tarafından yakalanarak ifadesi alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbest

bırakılan kişilere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendi kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir (bkz. § 19).

Kaldı ki somut olayda başvurucu, yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış;

soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla karakola götürülmüş ve işlemleri

tamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla

5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğinde,

yakalama anından serbest bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltı

niteliğinde olmadığı da söylenemez ((benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

72).

43. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanun

hükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimde

yorumlanmak suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 73).

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata Saygı

Hakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu, makul şüphe şartı gerçekleşmeden ve hiçbir delil

araştırması yapılmadan sadece bir ihbar üzerine Savcılık kararıyla konutunda

arama yapıldığını belirterek konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı

haklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.

47. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma

tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda

yapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren

makamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme

yapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları

kabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan

zararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî

uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde makamların

esas yönünden daha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir

(ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§

21-46).

48. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturma

kapsamında başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir (bkz. § 9).

Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturma

kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla

gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

49. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başka

tedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

50. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

51. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik

bir ihlalin bulunmadığının açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

53. Başvurucu 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını

istemiştir.

54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir

(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir. (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

57. Somut olayda derece mahkemesinin yoruma açık olmayan 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünü

yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimde

yorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

58. Bu durumda ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama

kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna ulaşıldığından ihlal

sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zarara yönelik tazminat taleblerinin reddine karar verilmelidir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrası ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/10, K.2016/194)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Abdullah

UÇAR

Başvurucu : Suzın YALÇIN Vekili : Av. Gülabi SEVEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/9532, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Özel Hayata Saygı
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL
  12. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu
  13. E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Menteş
  19. Uçar
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/9532
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • İsrafil Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10673)
  • Ömer Fettahoğlu Başvurusu (B. No: 2016/6803)
  • Tahsin Kandamar Başvurusu (B. No: 2016/213)
  • Edaviye Türker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2625)
  • Ekrem Çavdar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/69656)
  • Abdullah Süngü Başvurusu (B. No: 2016/7039)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.