İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tahsin Çiftçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4580)

1. Başvurular,

Başvuru No2013/4580Tarih16 Aralık 2015Okuma19 dk · 3.774 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tahsin Çiftçi Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/4580
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.774 kelime·19 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular,

terör örgütü üyeleri tarafından hısımlarına zarar verildiği hâlde bu durumları

dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvuruların reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet

haklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvurular, muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

Başvurucular adli yardım talebinde bulunmuş, Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm

Komisyonlarınca başvurucuların yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olmaları nedeniyle adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

4.

Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.

6.

Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği

görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlere ilişkin

başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

7.

Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun (A) sütununda başvuru numaraları

belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/4580 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/4580

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer

bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8.

Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

9.

Başvurucular, terör örgütü mensupları tarafından ekli tablonun (C) sütununda

yakınlık derecesi belirtilen hısımları C.Ç.nin

5/6/1995 tarihinde ve G.Ç.nin 1/8/1994 tarihinde

öldürüldüğünü, F.Ç.nin 13/3/1995 tarihinde

yaralandığını, Sü.Ç.nin 12/7/1993 tarihinde

kaçırıldığını ve aracının yakıldığını beyan etmişler ve bu özel durumlarından

kaynaklı güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını

iddia etmişlerdir.

10.

Başvurucular, ekli tablonun (D) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı

Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

11.

Ekli tablonun (E) sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Taşyuva köyünün boşaltılmadığından ve kişiye yönelik bir

tehdit ve saldırı olmadığından, 1990 yılından sonra Kayadüzü

ve Çınarlı köylerinin Taşyuva köyünün bağlısı olduğu

ve köyde ciddi bir nüfus yaşadığından, bağlı köyler ayrıldıktan sonra dahi

köyde 1990-2000 yılları arasında yoğun bir nüfus bulunduğundan bahisle

taleplerin reddine karar verilmiştir.

12.

Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun (F) sütununda belirtilen

tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun (G)

sütununda tarihleri gösterilen İdare Mahkemesi kararları ile Taşyuva köy merkezinin ve Zornik,

Hopir, Gortil, Hazuzenk mezralarının 1992-1999 yılları arasında kısmen

boşaltıldığı/boşaldığı, 1987-2000 yılları arasında Taşyuva

köyünde geçici köy korucusu ve gönüllü köy korucusu görevlendirilerek koruculuk

sisteminin bulunduğu, korucu aileleri haricinde köyde kırk yedi hanenin ikamet

ettiği, köy nüfusunun 1990, 1996, 1997 yıllarında 409; 2000 yılında 631 kişi

olduğu, 1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, 2000 yılı

sonrasında da seçimlerin düzenli olarak yapıldığı, Taşyuva

Köyü İlköğretim Okulunun eğitim ve öğretime açık olduğu, Taşyuva

köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden

dolayı uğradıkları zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir

ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

başvuruculara yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması

nedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki

olanak bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.

13.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun (H) sütununda gösterilen

tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

14.

Başvurucuların bir kısmı tarafından yapılan karar düzeltme istemi, ekli

tablonun (I) sütununda belirtilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci

Dairesinin ilamları ile reddedilmiştir.

15.

Onama ya da karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara tebliğ

edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16.

5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141,

K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve

E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009

tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

17.

5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle

değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli

hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı

ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı

katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit

edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit

edilenlere yirmibeş katından kırksekiz

katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit

edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin

mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e)

bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk

Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18.

Mahkemenin 16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların

2013/4580 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

19. Başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde açtıkları

davaların reddedildiğini; idarenin, köy halkının köy korucusu olmak ya da köyü

terk etmek şeklinde baskı ve zorlamasına maruz kalmalarının dikkate

alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle

köylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate alınmadan ve terör

örgütü mensuplarınca hısımları C.Ç. ile G.Ç.nin

öldürülmesine, F.Ç.nin yaralanmasına, Sü.Ç.nin kaçırılmasına ve aracının yakılmasına dair özel

durumları gözönünde bulundurulmadan köyün tamamen

boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya

da saldırısının bulunmamasına dayanılmak suretiyle sundukları belgeler

değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgeler dikkate alındığını ve

bu belgeler kendilerine tebliğ edilmediği için savunma yapma imkânının

kendilerine tanınmadan verildiğini ve kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.

20.

Başvurucular; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sundukları

belgeler dikkate alınmadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren

Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve somut gerçeği

yansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı yerleşim yerinden

önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi

yönünde karar verilmesine rağmen yargı mercilerince bu kararlar konusunda

araştırma ve inceleme yapılmadan davalarının reddine karar verildiği, bu

nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahıslarına tazminat

ödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can

ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet

haklarından yoksun kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin hatalı değerlendirmesi

nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yazmayan bir

nedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini,

ayrıca yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve maddi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21.

Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanun

kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can ve

mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz

kaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalmaları karşısında bir giderim

sağlanması imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35.

maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının

incelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal

iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal

iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları

22.

Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin,

mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini

ancak aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında

Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu

kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine

hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen

tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.

maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda

tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı

iddiası, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı

olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi

belirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da

sunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B.

No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

24.

Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilen

ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,

belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

25.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiaları

26.

Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen

belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.

27.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan

birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya

menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya

koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

28.

Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan

kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

29.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarının

ihlal edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiği İddiaları

30.

Başvurucular, sundukları bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadece

idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak

İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğini

belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

31. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve silahların

eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu

olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu

tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı

noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi

kriter olan “yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden

yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelen

tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da

İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve

içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde

bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri

sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve

beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından

sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin

olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru

dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule

ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit

Tekin, §§ 70-72).

32.

Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde

başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

33.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

34.

Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair

yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.

35. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariç

olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği

iddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri kararlarında denetlenerek

reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

36.

Somut başvuruların incelenmesinde, başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı

Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında Derece Mahkemelerince

yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari

kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında

değerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu

etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 12), İlk

Derece Mahkemelerince oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun bulunmak

suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği

anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların -hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hususu dışında- gerekçeli

karar haklarının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

37.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

38.

Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim

taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

39.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları

nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha

önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve

yargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate

alınarak, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve

özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda

sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul

sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun (D) sütunu) ile nihai karar tarihleri

(bkz. ekli tablonun (H) ve (I) sütunları) arasında geçen ve ekli tablonun (J)

sütununda her bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama

süreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanması

konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek

bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklı

karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığını

ileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiaları

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44.

Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların ekli

tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen hısımları C.Ç. ile G.Ç.nin öldürülmesi, F.Ç.nin

yaralanması, Sü.Ç.nin kaçırılması ve aracının

yakılması konusundaki özel durumlarının dikkate alınmaksızın Mahkemece mukim

oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten

hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

45.

5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik ve sosyal

sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam

dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

46.

Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal

nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu

karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararların

tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu

görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayan

kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere

göre değişmemesi gereğinden terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve

endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu

gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir

duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da

mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde

sadece geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte

dayandırılmasını zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim

yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde

yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece

oluşturulduğundan hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların

idarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin, §§ 84, 85).

47.

5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamında

değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamının

belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt

uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait

olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması kapsamında daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından

yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin

iddiaların, maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması kapsamında

kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu

belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45, 50; benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

48.

Başvurucuların; ekli tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen

hısımlarının terör örgütü mensuplarınca öldürülmesinden, yaralanmasından,

kaçırılmasından ve aracının yakılmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla

köylerini terk ettikleri ve bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun

kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya

ilişkin tutanaklar ile soruşturma evrakını Derece Mahkemelerine ibraz ederek

yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk

ettikleri noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

49.

Bu çerçevede başvurucuların en yakın aile fertlerinden olan ve ekli tablonun

(C) sütununda hısımlık derecesi belirtilen kişilerin terör örgütü mensuplarınca

öldürülmesi, yaralanması, kaçırılması, aracının yakılması ve bu olaylar

hakkında yargılama dosyalarındaki somut bulgular, tespit tutanakları dikkate

alındığında belirtilen olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerinden

ayrıldıkları iddiası karşısında başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına

yeterli olmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında

farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekirken Derece

Mahkemelerince anılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler

hakkında değerlendirme yapılırken başvurucuların özel durumlarının

incelenmemesi; Kanun’un amacının yanı sıra yakın hısmı

terör örgütü mensuplarınca öldürülen, yaralanan, kaçırılan başvurucuların

yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı ile terk

edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görülmemektedir.

50.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51.

Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarının

ödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.

52.

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

53.

Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54.

Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber

yeniden yargılama yapılmak üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine

karar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından yeterli bir giderim

oluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

55.

Başvurucuların adli yardım talepleri kabul edildiği ve ihlal kararı verildiği

için yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına, 1.500,00 TL

vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B.

1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D.

İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere kararın bir örneğinin Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

E.

Başvurucuların tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

F.

Yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde BIRAKILMASINA,

G.

1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

H.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ

UYGULANMASINA

16/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucular

:

Tahsin ÇİFTÇİ ve diğerleri [bkz. Ekli Tablonun (B)

Sütunu]

Vekilleri

:

Av. Saim BOZKURT

7

6

5

4

3

2

1

Sıra

2014/282

2014/279

2013/4650

2013/4649

2013/4600

2013/4598

2013/4580

Başvuru

Numarası

A

Casım ÇİFTÇİ

Rıza ÇİFTÇİ

Mutalip ÇİFTÇİ

Ebedin ÇİFTÇİ

Adil ÇİFTÇİ

Hikmet ÇİFTÇİ

Tahsin ÇİFTÇİ

Başvurucu

B

C. Ç.’nin

oğlu

G. Ç.’nin

kardeşi

Sü. Ç.’nin kardeşi

F. Ç.’nin

oğlu

F. Ç.’nin

oğlu

C. Ç.’nin

oğlu

F. Ç.’nin

oğlu

Mağdur

ile Yakınlık Derecesi

C

5/9/2007

13. 742

5/9/2007

13. 496

13/9/2007

13. 483

5/9/2007

13. 758

5/9/2007

13. 741

10/9/2007

13. 764

5/9/2007

13. 743

Komisyona

Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

D

28/1/2011

2011/1-898

28/1/2011

2011/1-939

28/1/2011

2011/1-926

28/1/2011 2011/1-920

28/1/2011

2011/1-910

28/1/2011

2011/1-935

28/1/2011

2011/1-911

Komisyon

Karar Tarihi ve Numarası

E

14/4/2011

14/4/2011

14/4/2011

14/4/2011

16/5/2011

14/4/2011

14/4/2011

Dava

Tarihi

F

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

15/2/2012

25/11/2011

25/11/2011

Yerel

Mahkeme Karar Tarihi

G

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

Temyiz

Yolu Karar Tarihi

H

18/9/2013

18/9/2013

—

—

—

—

—

Karar

Düzeltme Yolu Karar Tarihi

I

6 yıl

6 yıl

5 yıl 3 ay

5 yıl 3 ay

5 yıl 3 ay

5 yıl 3 ay

5 yıl 3 ay

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

J

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4580, 16 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Uygulanmasına
  12. Kaleli
  13. Dursun
  14. A
  15. B
  16. C. Ç.’nin
  17. G. Ç.’nin
  18. F. Ç.’nin
  19. F. Ç.’nin
  20. C. Ç.’nin
  21. F. Ç.’nin
  22. C
  23. D
  24. E
  25. F
  26. G
  27. H
  28. I
  29. J
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4580
Tarih
16 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/3246)
  • Orhan Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/604)
  • Yavuz Durmuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6574)
  • Şariye Aslan Başvurusu (B. No: 2014/1024)
  • Yasin İlgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5815)
  • C.k. Başvurusu (B. No: 2013/8728)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.