İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ümit Okutan Başvurusu (B. No: 2015/7104)

1. Başvuru, temyiz posta gideri süresinde yatırılmadığından

Başvuru No2015/7104Tarih31 Ekim 2018Okuma16 dk · 3.174 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ümit Okutan Başvurusu

Karar tarihi
31 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/7104
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.174 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz posta gideri süresinde yatırılmadığından

temyiz incelemesinin yapılmaması ve hükme esas alınan sözleşmenin

bağlayıcılığına yönelik itirazlarının dikkate alınmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı Dr. Lütfi Kırdar

Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Hastane) 2003 yılından itibaren

taşeron şirket üzerinden veri kontrol ve hazırlama elemanı olarak

çalışmaktadır.

10. Başvurucu; 24/9/2012 tarihli dilekçesiyle taşeron

şirketlerin değişmesine rağmen aynı işi yapmaya devam ettiğini, 2009 yılı

Aralık ayında aylık 1.267,83 TL ücret almaktayken Sağlık Bakanlığı tarafından

çıkartılan 12/5/2009 tarihli genelge ile ücretinin 763,65 TL'ye düşürüldüğünü

ve kendisine bildirimde bulunulmadan yapılan bu işlemin iş mevzuatına aykırı

olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak aylıklarının

ödenmeyen kısmı nedeniyle 5.000 TL'nin Sağlık Bakanlığından tahsiline karar

verilmesini istemiştir. Başvurucu 24/6/2013 tarihli dilekçeyle talebini

14.301,95 TL olarak ıslah etmiştir.

11. İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi (Mahkeme) 21/1/2014

tarihli kararla Sağlık Bakanlığının 12/5/2009 tarihli genelgesiyle alt işverene

bağlı işçilere ödenecek ücretlerde bir düzenleme yapıldığını, başvurucu işçinin

ücretinin bağlı olduğu alt işveren ve Sağlık Bakanlığı arasındaki bu genelgeye

uygun olarak yapılan 1/8/2009 tarihli ihale sonucunda alt işveren tarafından

düşürüldüğünü, yeni ihale ile belirlenen bu ücrete itiraz etmeden çalışmasına

devam eden başvurucunun aradan uzun bir zaman geçtikten sonraki itirazı hakkın

kötüye kullanımı olduğundan davanın reddine karar vermiştir.

12. Mahkemenin gerekçeli kararı başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 27/1/2014 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

13. Mahkeme 16/4/2014 tarihli muhtıra ile hüküm temyiz edilmiş

olmasına rağmen dosyanın Yargıtay gidiş-dönüş ve tebliğ giderinin ödenmediğini

belirtilerek dökümü yapılan posta giderinin muhtıranın tebliği tarihinden

itibaren yedi günlük süre içinde tamamlanması ve aksi hâlde temyiz isteğinden

vazgeçmiş sayılacağı ihtaratında bulunmuştur. Söz

konusu muhtıranın incelenmesinde posta giderinin tamamlanması istenmekle

birlikte tamamlanması gereken miktarın belirtilmediği saptanmıştır.

14. Muhtıranın başvurucuya tebliğine ilişkin dosya kapsamında

herhangi bir belge bulunanmamakla birlikte başvurucu

vekili 18/8/2014 tarihli dilekçeyle muhtıra içeriğinde giderilmesi gereken

eksiklikler açıkça belirtilmediğinden eksik harcın miktarının bildirilmesini

talep etmiştir. Başvurucunun talebi üzerine 16/4/2014 tarihli muhtıra ikinci

kez başvurucuya 19/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, aynı

nitelikli ikinci muhtıradan sonra 30/10/2014 tarihinde 80 TL gider avansı

yatırmıştır.

15. Bu arada Mahkeme 21/10/2014 tarihli ek kararla 21/1/2014

tarihli kararın başvurucu tarafından süresi içinde temyiz edildiği ne var ki

temyiz posta masrafının yatırılmadığı ve bu eksikliğin giderilmesi amacıyla

çıkarılan muhtıra gereğinin süresi içinde yerine getirilmediğinden temyiz

isteğinin reddine karar vermiştir.

16. Temyiz isteğinin reddine dair karar, başvurucu tarafından

temyiz edilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 28/1/2015 tarihli kararla temyiz

isteğinin reddine dair ek kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek

onamıştır.

17. Nihai karar 25/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 24/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun ''Harç ve avans ödenmesi''

kenar başlıklı 120. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Davacı, yargılama harçları ile her yıl

Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan

tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır."

19. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086

sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434. maddesinin (3) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç

ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan

anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı

tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde

temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir.

Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın

temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde

432 nci maddenin son fıkrası

hükmü kıyasen uygulanır.''

2. Yargıtay Kararları

20. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29/1/2014 tarihli ve

E.2013/18523, K.2014/2150 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkemece, menfi tespit davasının

feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, yerel mahkeme kararı davalı vekili

tarafından temyiz edilmiş, temyiz posta gideri eksik yatırıldığından eksik 80

TL. posta giderinin tamamlanması için davalı vekiline usulüne uygun muhtıra

çıkartılarak 7 günlük kesin süre verilmiş, anılan muhtıra 27.09.2013 tarihinde

davalı vekiline tebliğ edilmiş ise de, davalı vekilince 7 günlük kesin süre

sona erdikten sonra 23.10.2013 tarihinde eksik posta gideri yatırılmış, dosya

temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmiştir.

Mahkemece HUMK 434/3. maddesi hükmü

gözetilerek, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekmekte

olup, bu konuda yerel mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün

1989/3 esas 1990/4 karar sayılı Yargıtay İçtihatı

Birleştirme Genel Kurulu kararı uyarınca Yargtay'ca

da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin hükmü temyiz etmemiş sayılması

nedeniyle temyiz isteminin reddi gerekmiştir.''

21. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10/12/2013 tarihli ve

E.2013/31645, K.2013/39426 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun

16.6.2010 tarih ve 2010/19-86 E., 2010/330 K. sayılı kararına göre, H.U.M.K.'nun 434.maddesinin 3.fıkrasında; “Temyiz dilekçesi

verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş

olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya

mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde

tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene

yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı

takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın

da temyiz edilmesi halinde 432 nci

maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre hakim tarafından “temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması

için yedi günlük kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde

temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun

bildirilmesi gerekmektedir. Şayet, bu süre, yasada belirtilen usule uyulmadan

ve yazılıp altı hakimce imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa, geçerli

bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.

Mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem

personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre

vermesi usule aykırıdır ve mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem

personelinin vermiş olduğu süre üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş

olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz.

Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına

göre, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesi

çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle

ayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne

olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde

gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı,

yatırılacağı yer, yatırma süresi ve muhtıraya uyulmamasının sonuçları net

biçimde açıklanmalıdır.

Somut olayda mahkemece yukarıda belirtilen

usule uygun muhtıra düzenlenmediği, hakimin sicil numarası ve imzasını

taşımayan tebligat parçasının üstüne sadece “iş bu tebligatı aldığınız tarihten

itibaren bir haftalık kesin süre içinde gerekçeli temyiz dilekçenizi ve temyiz

posta gideri olan 90 TL'yi mahkememiz veznesine depo etmeniz gerektiği aksi

takdirde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği hususu ihtaren tebliğ olunur.” ibaresi yazılarak tebliğe

gönderildiği, 17.07.2013 tarihinde temyiz eden vekiline tebliğ edildiği, temyiz

posta giderinin 20.09.2013 tarihinde yatırılmış olduğu anlaşılmıştır.

Şu durumda; tebligat üzerine yazılan ve

hâkimin sicil numarası ve imzasını taşımayan açıklamalar, yasanın aradığı

yönteme uygun kabul edilemeyeceği gibi, hâkim tarafından verildiğinin kabulüne

de olanak yoktur. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte olmadığı,

anlaşıldığından temyiz isteminin süresinde yapıldığı kabul edilerek,

Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.09.2013 tarih ve 2013/216-857

sayılı davalı vekilinin temyizden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin kararının

kaldırılarak işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.''

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine

erişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak

dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığı sonucuna

ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,

21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim

hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu

çıkarsama sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum

olmayıp Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeki

lafzın Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensipleriningözetilerek

birlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını

mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

24. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinde mahkeme kararlarına karşı

kanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancak

devletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma

hakkı tanıması durumunda kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan

muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §

25).

25. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM; bu sınırlamaların, kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade etmektedir.

AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya da uygulanan

araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi kurmayansınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer

Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 19; Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; eksik kalan temyiz posta giderini yatırması için

kendisine usulüne uygun olarak muhtıra tebliğ edilmediğinden temyiz isteğinin

reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde; başvurucunun ileri sürmüş olduğu

iddiaların mahkemeye erişim hakkına yönelik olduğu ve Anayasa Mahkemesinin

önceki içtihatları kapsamındasomut olayda Yargıtayın muhtıranın içeriğine ilişkin içtihatlarının

karşılanıp karşılanmadığı hususunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu

bildirilmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenin

temyiz isteğinin reddine dair kararı nedeniyle temyiz isteğinin esastan

incelenememesidir. Bu nedenle belirtilen ihlal iddiası mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin

gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

33. Başvurucunun temyiz isteğinin esasına ilişkin bir inceleme

yapılmadan reddine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

36. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

37. Başvurucunun temyiz isteğinin reddi kararının hüküm

tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesine

dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

38. Eksik kalan temyiz posta giderinin belirli bir süre içinde

tamamlanması zorunluluğu, temyiz isteğinin sürüncemede kalmasının önlenmesi ve

dolayısıyla yargılamaların makul süre içinde tamamlanmasını hedeflemekte olup

anayasal açıdan meşru bir amaca dayalıdır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

39. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

40. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden

hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

41. Ölçülülük ilkesi, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımından

müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir. Öngörülen tedbirin, kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına

sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176,

K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,

5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birlikte

somut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönünde

bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri,

B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).

42. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi

kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte

yargısal başvuru usullerininbelirli ve öngörülebilir

olması gerekir. Öte yandan mahkemeler kanun yollarına başvuru için getirilen

koşulları uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı

derecede zorlaştıracak ölçüde şekilcilikten kaçınmalıdır. Bu kapsamda kamu

hazinesinin korunması ve yargılamanın kısa sürede tamamlanması amacıyla kanun

yoluna başvuru sırasında eksik kalan gerekli harç ve giderlerin tamamlanması

için katı bir usulün öngörülmesinin belirlenen bu usul işlemleri kanun yoluna

başvurmayı aşırı derecede zorlaştırmadıkça veya imkânsız hâle getirmedikçe

ulaşılmak istenen hedef bakımından elverişsiz olduğu ya da gerekli olmadığı

söylenemez.

43. Öte yandan bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği

gereği ilgili mevzuatı yorumlamak derece mahkemelerinin görevi olup Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus, derece mahkemelerinin

gerekçelerine esas yorumun ölçülü olup olmadığı ve buna göre Anayasa'da güvence

altına temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğidir. Bu kapsamda usul

hükümlerine göre gönderilmesi zorunlu olan muhtıranın bu hükümlere uygun ve

dolayısıyla muhtıra üzerine verilen kararın yerinde olup olmadığını belirlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi olmayıp Anayasa Mahkemesi, ilgili derece

mahkemelerinin yorumlarının Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edip etmediğini

incelemektedir.

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Somut olayda başvurucu, ilk derece mahkemesi kararını temyiz

etmiş ne var ki dosyanın Yargıtaya gidiş ve Yargıtaydan dönüş giderinden oluşan temyiz posta giderini

mahkeme veznesine yatırmamıştır. Mahkeme anılan eksikliğin saptanmasından sonra

başvurucuya 16/4/2014 tarihli muhtırayı göndermiştir. Muhtırada yatırılması

gereken miktar açıkça belirtilmediğinden başvurucu Mahkemeye başvurarak

kendisine yeniden muhtıra gönderilmesi isteğinde bulunmuştur. Bu istek üzerine

gönderilen aynı nitelikli ikinci muhtıra19/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Başvurucu gönderilen bu ikinci muhtıra üzerine 30/10/2014 tarihinde

80 TL gider avansı yatırmıştır.

45. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülga

Kanun'un 434. maddesinde temyiz harç ve giderlerindeki eksikliklerin ne şekilde

giderileceği ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır. Buna göre eksik kalan harç ve

giderler ile bunların hangi sürede tamamlanacağı ve verilen süre içinde

tamamlanmamasının sonuçlarını içeren bir muhtıra gönderilmesi gereklidir.

46. Anayasa Mahkemesi mahkemeye erişim hakkı kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde bireysel başvuruda usul kurallarının uygulanması konusunda

derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin denetlenemeyeceğini, usule

ilişkin uygulamanın kişinin mahkemeye erişim hakkını Anayasa’ya aykırı olarak

kısıtlayıp kısıtlamadığının gözönüne alınacağını

belirtmiştir (Neriman Polat, B.

No: 2012/1223, 5/11/2014, § 33). Bu durumda usul hükümlerinin öngördüğü şartların

tamamını içermeyen muhtıranın geçerli olup olmadığının değil geçerli olarak

kabulüne ilişkin yorumun başvurucunun mahkemeye erişimini ne ölçüde

etkilediğinin değerlendirilmesi gerekir.

47. Başvuruya konu uyuşmazlıkta, hüküm başvurucu tarafından

temyiz edilip temyiz harçları ödenmesine rağmen posta gideri ödenmemiştir.

Temyiz edilen hükme ilişkin dosyanın Yargıtaya fiziki

olarak gönderilmesi gerektiğinden Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) tarafından

sağlanan bu hizmet karşılığında bir ücret ödenmesi gerektiği başvurucunun

bilgisindedir. Başvurucu, esas olarak posta giderinin tamamlanmasına ilişkin

muhtıranın başta miktar olmak üzere usule uygun olmadığını iddia etmektedir.

Anılan muhtıraların içeriğinden herhangi bir miktarı içermediği açıkça anlaşılmakla

birlikte, tamamlanması gereken miktarın posta ücretine ilişkin olduğuna yönelik

bir şüphe bulunmamaktadır.

48. Başvurucu, ilk muhtıranın tebliğinden sonra posta ücreti

yatırması gerektiğine vakıf olmuştur. Bu durumda başvurucunun süresi içinde

Mahkemeye başvurarak yaklaşık bir tutarı veya Mahkeme veznesi ya da yurdun her

yerinde şubeleri bulunan PTT veznesi aracılığıyla yatırılması gereken tutarı

tam olarak öğrendikten sonra yatırması mümkündür. Başvurucu, görece düşük bir

tutarı yaklaşık veya tam olarak öğrendikten sonra tamamlamak yerine ilgili

Mahkemeye başvurarak kendisine ikinci bir muhtıra gönderilmesini sağlamış ve bu

muhtıranın tebliği tarihi üzerinden 1 ay 11 gün sonra kendiliğinden gelerek 80

TL'lik bir meblağı mahkeme veznesine yatırmıştır.

49. Tamamlanması gereken para cüzi bir miktardadır ve ayrıca

mahkemece yapılacak bir değerlendirmeyi de gerektirmemektedir. Başvurucu da

esasen temyiz talebinde bulunduğu tarih itibarıyla böyle bir ödemede bulunması

gerektiğini bilmekte olup en geç ilk muhtıranın tebliğinden sonra yapılması

istenen ödemenin miktarını öğrenme imkânına sahiptir. Bu itibarla temyiz

isteğinin reddine karar verilmesinin öngörülebilirlik sınırları içinde olduğu

ve söz konusu temyiz isteğinin reddedilmesinin başvurucuya aşırı bir külfet

yüklemediği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim

hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil denge

bozulmadığı için mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale olmadığı anlaşılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları

51. Başvurucu hükme esas alınan sözleşme altındaki imzaya

yönelik itirazları dikkate alınmadan ve buna ilişkin deliller toplanmadan eksik

araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.

52. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

53. Somut olayda başvurucunun bu yöndeki itirazlarının asıl

karara ilişkin olduğu ve Mahkemenin 21/1/2014 tarihli bu kararına ilişkin

geçerli bir temyiz isteğinin bulunmadığı saptanmıştır. Bu durumda başvurucunun

başvuru yollarını usulüne uygun olarak tüketerek bireysel başvuruda bulunduğunu

söylemek mümkün değildir.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Ümit OKUTAN

Vekili

:

Av. Hasan

ARSLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7104, 31 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Adil Yargılanma
  12. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Özgüldür
  16. Gökcan
  17. Arslan
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7104
Tarih
31 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Yusuf Soysal Başvurusu (B. No: 2015/6703)
  • Aysel Geçer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/6675)
  • A.b. ve B.b. Başvurusu (B. No: 2015/7161)
  • Muhammed Daş Başvurusu (B. No: 2015/6320)
  • Yücel Koç Başvurusu (B. No: 2015/20107)
  • Yusuf Kuşluk Başvurusu (B. No: 2015/20072)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.