İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veli Kanber Başvurusu (B. No: 2014/1500)

1. Başvurucu, vekalet

Başvuru No2014/1500Tarih22 Haziran 2015Okuma16 dk · 3.167 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Veli Kanber Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/1500
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.167 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, vekalet

sözleşmesinden doğan yetkilerini kötüye kullandığı iddiasıyla 3/9/2008 tarihinde

Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat davasında usul

ve yasaya uygun yargılama yapılmadığını, Yargıtayın

yerleşik içtihadının dikkate alınmadığını ve hukuka aykırı karar verildiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama

yapılmasını, bunun mümkün olmaması halinde ise tazminat ödenmesini talep

etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 29/1/2014 tarihinde

Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 27/6/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

12/9/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 22/9/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Vekâlet sözleşmesinden doğan

yetkilerini kötüye kullanarak taşınmaz satışında bulunduğu ve bu şekilde zarara

neden olunduğu iddiasıyla 3/9/2008 tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinde başvurucu aleyhine tazminat davası açılmıştır.

8. Mahkemenin 13/6/2012 tarihli

ve E.2008/253, K.2012/264 sayılı kararıyla, başvurucunun kat karşılığı inşaat

sözleşmesi ve taşınmaz mal satmak için vekil tayin edildiği, başvurucu ile

müteahhit arasında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi

düzenlendiği, bu sözleşmeye göre satış vaadinde bulunan başvurucu tarafından

kendi adına asaleten, davacı adına vekaleten maliki oldukları taşınmazın

hisselerinin belirlendiği, başvurucunun davacı adına tescil edilen hisseleri

aynı vekaletnameye dayanarak dava dışı bir şahsa sattığı, bu kişinin ise aynı

gün bu payı başvurucuya sattığı ve onun bu hisseleri üçüncü şahıslara tapuda

devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar

verilmiştir.

9. Temyiz üzerine, Yargıtay 13.

Hukuk Dairesinin 12/6/2013 tarihli ve E.2012/22979, K.2013/15977 sayılı

ilâmıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır.

10. Karar düzeltme istemi aynı

Dairenin 4/12/2013 tarihli ve E.2013/24755, K.2013/30258 sayılı ilâmıyla

reddedilmiştir.

11. Karar, başvurucuya 2/1/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, 29/1/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi; 22/4/1926 tarihli ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 390. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 22/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 29/1/2014 tarih ve 2014/1500

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, vekalet görevini

kötüye kullanarak taşınmaz satışı yaptığı iddiasıyla 3/9/2008 tarihinde

Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat davasında ileri

sürdüğü zamanaşımı def’inin Yargıtayın yerleşik

içtihadına aykırı olarak reddedildiğini, lehine olan tanık beyanlarının ve

bilirkişi raporuna yaptığı itirazın dikkate alınmadığını, Mahkemece verilen

davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

16. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, vekalet görevini kötüye kullandığı iddiasıyla

3/9/2008 tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan

tazminat davasında hukuka aykırı karar verildiğini belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Anılan ihlal iddiaları, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ile Mahkemece verilen

kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu iddiaların tamamı adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında nitelendirilmiştir. Başvurucunun,

Yargıtayın yerleşik içtihadına aykırı karar verildiği

ve makul sürede yargılama yapılmadığı yönündeki iddiaları ise ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

17. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

19. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında

değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

20. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir takdir hatası içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça

keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

21. Başvuru konusu olayda,

başvurucu aleyhine vekalet görevini kötüye kullandığı iddiasıyla 3/9/2008

tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada uğranılan zararın

tazmini talep edilmiştir.

22. Başvurucu, aleyhine açılan tazminat

davasında, lehine olan tanık beyanlarının ve bilirkişi raporuna yaptığı

itirazın dikkate alınmadığını, Mahkemece hukuka aykırı karar verildiğini belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Mahkemenin, 13/6/2012

tarihli kararıyla, taşınmazın imar işlem dosyasının incelendiği, başvurucunun tanıklarının

dinlendiği, üç kişilik bilirkişi kurulu ile keşif yapıldığı, rapor ve ek

raporun alındığı belirtilmiş, başvurucunun kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve

taşınmaz mal satmak için vekil olarak tayin edildiği, başvurucu ile müteahhit

arasında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi

düzenlendiği, bu sözleşmeye göre satış vaadinde bulunan başvurucu tarafından

kendi adına asaleten, davacı adına vekaleten maliki oldukları taşınmazın

hisselerinin belirlendiği, başvurucunun davacı adına tescil edilen hisseleri

aynı vekaletnameye dayanarak dava dışı bir şahısa

sattığı, bu kişinin ise aynı gün bu payı başvurucuya sattığı ve onun bu

hisseleri üçüncü şahıslara tapuda devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle

davanın kısmen kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine, Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin 12/6/2013 tarihli ilâmıyla onandığı, karar düzeltme isteminin aynı

Dairenin 4/12/2013 tarihli ilâmıyla reddedildiği anlaşılmıştır.

24. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

26. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargıtayın Yerleşik İçtihadına

Aykırı Karar Verilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

27. Başvurucu, 3/9/2008 tarihinde

Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat davasında ileri

sürdüğü zamanaşımı def’inin Yargıtayın yerleşik

içtihadına aykırı olarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

28. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (3) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Başvuru

dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin,

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve

özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru

yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği,

başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın

belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden

olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın

ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.

…

(6) Başvuru evrakında

herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından

eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline onbeş

günü geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu

sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği

bildirilir.”

29. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila

47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması

gerekir.

(2) Mahkeme,

Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir

zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel

başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel

başvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem,

eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü

açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının

doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…

(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylı

örnekleri eklenir:

…

e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.

…

(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncü

fıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunun

gerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleri

resen toplar.

…”

31. İçtüzüğün “Formun

ve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler” başlıklı 60. maddesi

şöyledir:

“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarak

düzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuru

formuna eklenir.

(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yönelik

özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç on

sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetini

eklemesi gerekir.

(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,

tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklar

hâlinde dizi pusulasına bağlar.”

32. İçtüzüğün “Form

ve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler” başlıklı 66. maddesi

şöyledir:

“(1)Bireysel Başvuru Bürosu gelen başvuruları şeklî

eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru formunda veya

eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların tamamlattırılması

için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş

günü geçmemek üzere bir süre verilir.

(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda

başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleri

tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.

(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespit

edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde

Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine karar

verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedi

gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği

kararlar kesindir.”

33. 6216

sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa

Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar

hakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak

başvurucuya düşer (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).

34. Başvurucunun,

kamu gücünün işlem,

eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile

dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile

ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya

kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvuru

dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da

ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru

kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin

gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).

35. Yukarıda belirtilen koşullar yerine

getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun

olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı

konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru

hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve

eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları

yapması zorunludur (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).

36. Başvurucunun, Yargıtayın

yerleşik içtihadına aykırı karar verilmesi nedeniyle ihlale neden olduğunu

ileri sürdüğü Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dosyasının

incelenmesinde, başvurucunun zamanaşımı def’inde bulunduğu, Mahkemece; davanın

vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından doğan tazminat davası olması

nedeniyle zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu, sürenin, söz konusu zararın

öğrenildiği tarihten itibaren başladığı, davacının 30/12/2008 tarihli cevaba

cevap dilekçesiyle dava konusu zarara neden olduğunu ileri sürdüğü taşınmaz

satışlarını 8/4/2005 tarihinde öğrendiğini beyan ettiği, bunun aksini gösterir

bir belgenin dava dosyasına sunulmadığı gerekçesiyle zamanaşımı def’inin

reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun, kararın Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğu yönündeki

iddiasına dayanak teşkil ettiği Yargıtay kararları incelenmiş, ilgili kararların

başvurucunun dava dosyasında yer alan olay ve olgular ile uyumlu sayılabilecek

bir benzerliği tespit edilememiştir.

37. Anayasa Mahkemesine yapılan

bireysel başvurularda başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve

takip etme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu,

ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır.

Başvurucu tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta

bulunulmuş olması iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yolu, Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini

sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiştir (Halil

İbrahim Aydın ve Diğerleri, B. No: 2014/483, 19/11/2014, § 29).

38. Başvurucunun, ihlal iddiasının dayanağı

olan tüm olayları göstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını

etkileyecek argümanları destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi

gerekir. Şayet bir belge elde edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır.

Somut başvuruda başvurucu bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarını

temellendirmediğinden başvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır

(Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014, § 26).

39. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri

sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafından kanıtlanmamış olması nedeniyle,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

40. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

41. Başvurucu, 3/9/2008

tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat

davasında yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

42. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve

haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

43. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

44. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tazminat davasında,

1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

45. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 3/9/2008

tarihidir.

46. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut

başvuru açısından bu tarih, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından karar

düzeltme isteminin reddedildiği, 4/12/2013 tarihidir.

47. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde 3/9/2008 tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan davada, Mahkemece, 13/6/2012 tarihinde davanın kısmen

kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin

12/6/2013 tarihli ilâmıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onandığı, karar

düzeltme isteminin aynı Dairenin 4/12/2013 tarihli ilâmıyla reddedildiği

anlaşılmıştır.

48. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

49. Başvuruya konu vekalet

görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tazminat davasının

incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında, somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yargılamanın uzun sürmesinde,

başvurucuya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu beş

yıl üç aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51. Başvurucu, 3/9/2008

tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat

davasının kısmen kabul edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılmasını, bunun

mümkün olmaması durumunda 700.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

52. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin beş yıl üç aylık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 3.350,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması",

2. Yargıtayın yerleşik içtihadına aykırı karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 3.350,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE

başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Veli KANBER Vekili : Av. Nilüfer ŞEREFOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1500, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut
  16. B. Başvurucuya net 3.350,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE
  17. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1500
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Ali Gürbüz ve Hasan Bayar Başvurusu (B. No: 2013/568)
  • Akif İpek Başvurusu (B. No: 2013/9456)
  • Bekir Karadurna Başvurusu (B. No: 2013/9658)
  • Kuddisi Şener ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5851)
  • Serap Öz Başvurusu (B. No: 2013/1394)
  • Selehattin Demir Başvurusu (B. No: 2014/6873)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.