İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Vesim Parlak Başvurusu (B. No: 2012/1034)

1. Başvurucu, işe iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı

Başvuru No2012/1034Tarih20 Mart 2014Okuma13 dk · 2.642 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Vesim Parlak Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2014
Başvuru Numarası
2012/1034
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.642 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, işe iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı

davada davanın reddi yönünde verilen gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeden

kararın Yargıtay tarafından onandığını, başka davacılara gerekçeli kararın

gönderilmesine rağmen kendisine gönderilmediğini belirterek eşitlik ilkesi,

adil yargılanma hakkı ve çalışma ve sözleşme hürriyetinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 7/12/2012 tarihinde

Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 12/6/2013

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 26/6/2013 tarihli

ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına

gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 27/8/2013 tarihli görüş yazısı 13/9/2013

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili Adalet Bakanlığı

cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 25/9/2013

tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun iş akdi, güvenlik memuru olarak çalıştığı

işveren kamu bankası tarafından 24/2/2011 tarihli

disiplin kurulu kararına istinaden feshedilmiş ve bu durum 27/6/2011 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

8. Başvurucu, 4/8/2011 tarihinde

idare mahkemesi nezdinde işe iade istemli dava açmış, Erzurum 2. İdare

Mahkemesi E.2011/1309, K.2011/1229 sayılı kararıyla ve iş mahkemelerinin

görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.

9. Bunun üzerine başvurucu, 29/12/2011

tarihinde Ankara 19. İş Mahkemesi nezdinde işe iade istemli dava açmıştır.

10. Ankara 19. İş Mahkemesi, tarafların da bulunduğu 13/7/2012 tarihli ilk duruşmasında davanın reddine karar

vermiş, ancak gerekçesini açıklamamıştır.

11. Mahkemenin ret kararı vermesi üzerine başvurucu, kararın

verildiği 13/7/2012 tarihinde “süre tutum dilekçesi” ile temyiz

talebinde bulunarak gerekçeli kararın kendisine tebliğinden sonra temyiz

nedenlerini bildiren gerekçeli temyiz dilekçesini sunacağını belirtmiştir.

12. Mahkeme, daha sonra 13/7/2012

tarihli E.2011/1315, K.2012/643 sayılı ret kararının gerekçesini, işe iade

davalarında işten çıkarma kararının tebliğinden itibaren bir aylık hak düşürücü

süre içinde davanın açılması gerektiği, yanlış yargı yolunda açılan dava süreyi

kesse dahi yanlış yargı yoluna başvurunun da bir aylık hak düşürücü süre

geçtikten sonra açıldığı şeklinde açıklamıştır.

13. Temyiz başvurusunu İş Mahkemesinin gerekçeli kararı

başvurucuya tebliğ edilmeden inceleyen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 8/10/2012 tarih ve E.2012/18729, K.2012/21425 sayılı

kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Karar aynı tarihte

kesinleşmiştir.

14. Kesinleşen karar başvurucuya 8/11/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun

“Fesih bildirimine itiraz ve usulü”

kenar başlıklı 20. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı

iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş

mahkemesinde dava açabilir….”

…

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir.”

16. 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma

süresi” kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre

gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde

altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu

süreler;

a)

İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar.”

17. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Diğer kanunlardaki

yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama

usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili

hükümleri uygulanır.”

18. 6100 sayılı Kanun’un “Hüküm”

kenar başlıklı 321. maddesi şöyledir:

“(1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra,

mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini

bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca

süre verilmez.

(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin

tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak

zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle,

sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda

gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.”

19. 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş

Mahkemeleri Kanunu’nun 2/3/2005 tarih ve 5308 sayılı Kanunla değişmeden önceki

8. maddesi şöyledir:

“İş mahkemesinin

nihai kararları tefhim tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.”

20. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na 5308 sayılı Kanunla

eklenen geçici 1. maddesi şöyledir:

“Bölge adliye

mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî

Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında

yapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından

sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla

yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/12/2012 tarih ve 2012/1034 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, işe iadesine karar

verilmesi istemiyle açtığı davada ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönünde

verilen gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeden kararın Yargıtay tarafından

onandığını, bu nedenle gerekçeli temyiz sebeplerini Yargıtay önünde ortaya

koyamadığını, temyiz sebeplerini belirtseydi davanın lehine sonuçlanabileceğini

ve işine geri dönebileceğini, başka davacılara gerekçeli kararın gönderilmesine

karşın kendisine gönderilmediğini belirterek eşitlik ilkesi ve adil yargılanma

hakkı ile çalışma ve sözleşme hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve

ihlalin tespiti ile sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması talebinde

bulunmuştur

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Başvurucunun ilk derece

mahkemesinde davanın reddi yönünde verilen gerekçeli karar kendisine tebliğ

edilmeden kararın Yargıtay tarafından onandığı, bu nedenle gerekçeli temyiz

sebeplerini temyiz aşamasında Yargıtay önünde ortaya koyamadığından bahisle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden

herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul

edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden İnceleme

24. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin

gerekçeli kararı kendisine ulaşmadan Yargıtay’ın onama kararı vermesinin adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini ve bu ihlal olmasa idi davayı kazanarak işine

dönebileceğini, bu nedenle çalışma ve sözleşme hürriyetinin de ihlal edildiğini,

aynı zamanda kendi davasının aksine başka davacıların davalarının gerekçeli

karar kendilerine tebliğ edildikten sonra Yargıtay’ca ele alınmasının eşitlik

ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

25. Adalet Bakanlığı görüş yazısında,

adil yargılama ilkesinde yer alan güvencelerden birinin de silahların eşitliği

ilkesi olduğu, bu ilke gereği davanın taraflarından birinin diğeri karşısında

zayıf duruma düşürülmemesi gerektiği, somut başvuruda başvurucuya gerekçeli

karar tebliğ edilmeden kararın Yargıtay temyiz sürecinde onandığı,

başvurucuların bireysel başvuru kapsamında bir hakkı ihlal edilmedikçe Anayasa

Mahkemesinin mahkemelerin maddi hatalarını denetleme yükümlülüğü bulunmadığı,

somut başvuruda gerekçeli kararın başvurucuyla beraber davalıya da tebliğ

edilmediğini, dolayısıyla silahların eşitliği anlamında bir sorun bulunmadığı;

başvurucunun Yargıtay’a temyiz gerekçelerini bildirmekten mahrum bırakıldığının

açık olduğu, ancak temyiz mercii olan Yargıtay tarafından başvurucunun davaya

ilişkin iddia ve görüşlerinin dava dilekçesi ve duruşma tutanağına geçirilmiş

beyanlardan anlaşılabileceği, başvurucunun iddiaları incelenirken bu hususların

göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

26. Başvurucunun Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanında,

Adalet Bakanlığı görüşünün kabulünün mümkün olmadığı, zira davayı yalnız

kendisi temyiz ettiğinden gerekçeli kararın davalıya bildirilmesinde davalının

hukuki menfaatinin bulunmadığı, kendi kusuru olmaksızın gerekçeli karar kendisine

tebliğ edilmeyen kişinin kendisini bu şekilde savunmasının mümkün olmadığı ve

bunun hukuk devletinde kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

27. Başvurucu, diğer davaların aksine

kendisinin başvuruya konu davasında ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı

kendisine tebliğ edilmeden kararın Yargıtay’ca onanmasının eşitlik ilkesine

aykırı olduğunu ve temyiz sebeplerini belirtseydi davanın lehine

sonuçlanabileceğini ve işine geri dönebileceğini iddia etse de Anayasa’nın 10.

maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene dayalı olarak veya hangi sebeple

ayrı muamele yapıldığından bahsetmemiştir. Başvurucunun çalışma ve sözleşme

hürriyetine yönelik şikâyeti ise adil yargılanmış olsa idi davanın lehine

sonuçlanacağı iddiasını taşımakta ve doğrudan çalışma ve sözleşme hürriyetine

yönelik olmadığından ayrıca incelenmesine gerek görülmemektedir. Başvurucu,

başvuru dilekçesinde genel olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ifade etmiş, silahların eşitliğinden ayrıca bahsetmemiştir. Bunun yanında

başvurucuyla beraber davalıya da ilk derece mahkemesi kararı tebliğ edilmeden

temyiz incelemesi yapıldığından başvurucunun davalıya göre zayıf konuma

düşürüldüğü ya da usuli haklar bakımından davalıyla

farklı koşullara tabi tutulduğu da söylenemez.

28. Bu durumda başvurucunun şikâyetinin özü, kendisine

gerekçeli karar tebliğ edilmeden ve bu gerekçeye göre temyiz dilekçesinde

itirazlarını dile getiremeden Yargıtay’ca karar verilmesinin adil yargılanma

hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği iddiası olduğundan

başvuru gerekçeli karar hakkı yönünden incelenecektir.

29. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

31. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

32. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci

fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia,

savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği

taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013,

§ 30).

33. Anayasanın 141. maddesinde güvence altına alınan

gerekçeli karar hakkı, mahkeme kararlarında kararların dayandığı hukuki

gerekçenin yeterli açıklıkta gösterilmesini gerektirir. Bununla birlikte

mahkeme kararlarının gerekçesinde tarafların tüm iddialarının ayrıntılı bir

biçimde tartışılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Gerekçenin ayrıntısı davanın

niteliğine göre değişmekle birlikte kararın hüküm kısmına dayanak oluşturacak

hukuki bir gerekçenin kısa ve özet de olsa bulunmasının zorunlu olduğu açıktır.

34. Kararların gerekçeli olması, davanın taraflarının mahkeme

kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve genel olarak yargıya güven

duymalarını sağladığı gibi, tarafların kanun yoluna etkili başvuru yapmalarını

mümkün hale getiren en önemli faktörlerdendir. Gerekçesi bilinmeyen bir karara

karşı gidilecek kanun yolunun etkin kullanılması mümkün olmayacağı gibi

bahsedilen kanun yolunda yapılacak incelemenin de etkin olması beklenemez.

35. Başvuru konusu olayda, başvurucunun iş akdi işveren kamu

bankası tarafından feshedilmiş ve başvurucu işe iade istemiyle önce idare

mahkemesinde dava açmış, ancak idare mahkemesi iş mahkemelerinin görevli olduğu

gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

36. 4603 sayılı Kanun’un 1. maddesi hükümleriyle kamu

bankaları kamu iktisadi teşebbüsü statüsünden çıkartılarak özel hukuk tüzel

kişisi statüsüne geçirilmiş, 5. maddesiyle de 233 ve 399 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamelerin bu bankalar için uygulanmayacağı hükmü getirilmiştir. Bu durum

kamu bankalarının personelinin statüsü ve görevli yargı yeri konusunda birçok

uyuşmazlığa sebep olmuştur. Daha sonra yapılan düzenlemeler

ile örneğin, 4603 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 5230 sayılı Kanun'un 7/c

maddesiyle eklenen 5. bendinde, bankalarda 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olarak

çalışanlarla bankalar arasında çıkacak ihtilaflarda iş mahkemelerinin görevli

olduğu gibi hükümlerle durum belirginleştirilmişse de kamu bankası personelinin

iş uyuşmazlıkları konulu davalarda adli ve idari yargı arasında olumlu veya

olumsuz görev uyuşmazlıkları devam etmiştir. Bu görev uyuşmazlıklarında

Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu bankası personelinin iş uyuşmazlıklarında adli

yargının görevli olduğu yönünde karar vermektedir (Bkz. Uyuşmazlık Mahkemesi,

E.2013/135, K.2013/508, 8/4/2013; E.2013/1519,

K.2013/1697, 11/11/2013).

37. Başvurucu idare mahkemesinin görevsizlik kararı

sonrasında İş Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, taraf vekillerinin hazır

bulunduğu 13/7/2012 tarihli ön inceleme duruşmasında

davanın reddine karar vermiş ve kısa karar, taraf vekillerine tefhim

edilmiştir. Kısa kararda sadece davanın reddedildiği ifade edilmiş, ret

gerekçesini gösterir herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

38. Başvurucu, 4857 sayılı Kanun’daki tefhimle başlayan 8

günlük temyiz süresi içerisinde 13/7/2012 tarihinde

süre tutum dilekçesi ile kararı temyiz etmiş ve bahsedilen dilekçesinde ilk

derece mahkemesi gerekçeli kararının kendisine tebliği ile birlikte, mahkeme

kararına ilişkin gerekçeli temyiz nedenlerini bildireceğini belirtmiştir. Ancak

gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmeden dosya Yargıtay’a gönderilmiş ve

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 8/10/2012 tarihli

kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamış, karar aynı tarihte

kesinleşmiştir. Bu durumda Adalet Bakanlığı görüşünün aksine Yargıtay

tarafından yapılan incelemede başvurucunun ilk derece mahkemesinin kararını

hangi nedenle temyiz ettiğinin anlaşılması mümkün değildir.

39. Uygulamada, iş mahkemelerinde, 8 günlük temyiz süresi

tefhim ile başladığından, bir kısım mahkemeler gerekçeli kararı taraflara

tebliğ etmemekte, bir kısım mahkemeler ise gerekçeli kararı her halde taraflara

tebliğ etmektedir. Bu durum somut başvuruda olduğu gibi bazı davalarda tarafların

mahkemelerin gerekçesini bilmeden temyiz başvurusu yapmak zorunda kalmasına ve

temyiz incelemesinde davanın taraflarının temyiz gerekçeleri bilinmeden

inceleme yapılmasına neden olmaktadır. İlk derece mahkemesi kararının

gerekçesini bilmeyen kişilerin temyiz hakkını gereği gibi kullandığı ve

tarafların temyiz nedenlerini bilmeyen temyiz merciinin de temyiz incelemesini

sağlıklı bir şekilde yaptığı söylenemez. Bahsedilen şekilde yapılan temyiz

başvurusu ve temyiz incelemesi, gerekçeli karar hakkı bağlamında adil

yargılanma hakkına uygun olmayan bir yargılama yapılmasına sebebiyet

vermektedir.

40. Nitekim AİHM, bir ceza davasında beş günlük kısa temyiz

süresi nedeniyle gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeden temyiz başvurusu

yapmak zorunda kalan bir başvurucuyla ilgili olarak yaptığı incelemede;

sözleşmeci devletlerin yargı sistemlerinin 6. maddeye uygunluğunu sağlamak

konusunda bir tercih özgürlüğüne sahip olduklarını, bunun yanında ulusal

mahkemelerin kararlarını hangi gerekçelere dayandırdıkları konusunda yeterli

açıklığı sağlamalarının zorunlu olduğunu, kişilerin sahip olduğu temyiz hakkını

etkili bir biçimde kullanabilmesinin diğer unsurlar yanında bu koşula bağlı

olduğunu, kendisinin görevinin de bu bağlamda devletlerin tercih ettiği yöntemlerin

6. maddeye uyumlu sonuçlar doğurup doğurmadığını incelemek olduğunu ifade

ederek söz konusu başvuruda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşmıştır (Bkz., Hadjianatassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992,

§ 33)

41. Başvuru konusu olayda, başvurucunun

8 günlük temyiz süresi içerisinde süre tutum dilekçesiyle yaptığı temyiz

başvurusunun Yargıtay’ca ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı başvurucuya

tebliğ edilmeden onanması nedeniyle, başvurucu temyiz başvurusunu mahkemenin gerekçesini

bilmeksizin yaptığından ve Yargıtay başvurucunun temyiz itirazlarını almaksızın

temyiz incelemesi yaptığından gerekçeli karar hakkına uyumlu bir yargılama

yapılmadığı ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği açıktır.

42. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucu, işe iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı

davada davanın reddi yönünde verilen gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeden

kararın Yargıtay tarafından onanarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini

ifade ederek ihlalin varlığının tespiti ile bu ihlalin sonuçlarıyla birlikte

ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

44. Adalet Bakanlığı görüşünde, ihlalin sonuçlarının

kaldırılması konusunda değerlendirme yapılmamıştır.

45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

46. Başvuru konusu olayda tespit edilen

ihlal ilk derece mahkemesinin gerekçeli

kararı başvurucuya tebliğ edilmeden Yargıtay’ca temyiz aşamasında onama kararı

verilmesinden kaynaklandığından ve başvurucuya

ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini bilerek ve bu gerekçeye karşı

iddialarını sunacak şekilde temyiz başvurusu yapma imkânı verilmesinde hukuki

yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (1) ve (2) numaralı fıkraları

gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için başvurucuya temyiz

başvurusu yapma imkânı verilmesi amacıyla dosyanın ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından yapılan ve

dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun; gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 172,50

harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini

takiben başvurucuların Maliye Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

SONUÇ / HÜKÜM

F. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın

ilgili mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

20/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Selami ER Başvurucu : Vesim PARLAK Vekili : Av. Mehmet PARLAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/1034, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
  12. V. Hüküm
  13. A. Başvurucunun; gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği
  14. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. D. Başvurucu tarafından yapılan 172,50
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/1034
Tarih
20 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Yunis Ağlar Başvurusu (B. No: 2013/1239)
  • Nusret Argun Başvurusu (B. No: 2013/6149)
  • Atila Oğuz Boyalı Başvurusu (B. No: 2013/99)
  • Fetih Ahmet Özer Başvurusu (B. No: 2013/6179)
  • C.d. Başvurusu (B. No: 2013/394)
  • Günnur Coşkun Başvurusu (B. No: 2012/836)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.