İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yusuf Çabuk Başvurusu (B. No: 2013/8858)

1. Başvuru; hükümlü olarak cezaevinde bulunan başvurucuya, açlık

Başvuru No2013/8858Tarih23 Mart 2016Okuma14 dk · 2.853 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yusuf Çabuk Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/8858
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.853 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hükümlü olarak cezaevinde bulunan başvurucuya, açlık

grevine katılan arkadaşlarına bir grup dâhilinde destek verdiği için disiplin

cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/12/2013 tarihinde Bolu Cumhuriyet Savcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 24/2/2016 tarihinde, adli

yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 24/2/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda "Devletin egemenliği altında

bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak"

suçundan (Kapatılan) İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 23/6/1998 tarihli ve

E.1997/240, K.1998/123 sayılı kararı ile hükümlüolarak

bulunmaktadır.

7. Başvurucu, 26 kişiyle birlikte 6/11/2012 tarihinde Adalet

Bakanlığı’na (Bakanlık) hitaben yazmış oldukları dilekçe ile aynı cezaevinde

bulunan 64 kişinin katıldığı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine destek

verdiklerini bildirmiştir. Dilekçede Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride son

verilmesi, Kürt dili üzerinde uygulanan yasak ve kısıtlamalara son verilmesi;

mahkeme, kamu alanları ve sosyal yaşam alanlarında Kürtçe kullanımının serbest

olması ve yasal hâle getirilmesi talepedilmiştir.

8. Bolu Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı başvurucu

hakkında açlık grevine katılan arkadaşlarına destek vermesi ve bu amaçla yemek

almaması nedeniyle disiplin soruşturması başlatmıştır. Disiplin Kurulu

Başkanlığı 14/11/2012 tarihli ve 2012/361 sayılı kararı ile 13/12/2004 tarihli

ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 40.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendi gereğince başvurucunun “1 Ay Süre İle Bazı Etkinliklere Katılmaktan Men

Cezası (Kütüphane, açık saha, çok amaçlı spor salonu ve iş atölyeleri

faaliyetleri)” ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

9. Bolu Ceza İnfaz Kurumunun 14/11/2012 tarihli disiplin ceza

verme kararındabaşvurucunun, açlık grevine katılan arkadaşlarına

destek vermek amacıyla yemek almadığı da tespit edilmiştir.

10. Başvurucu, anılan karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine itiraz

etmiştir. Yargılama sırasında başvurucuya hakları hatırlatıldıktan sonra

hakkında verilen disiplin cezasına ilişkin olarak diyecekleri sorulmuştur.

Başvurucu, alınan savunmasında “Ben de

arkadaşların beyanlarına katılıyorum ve cezanın iptalini talep ediyorum.”

şeklinde beyanda bulunmuştur.

11. Bu beyanlar ise özetle şu şekildedir:

“... Bizim istediğimiz

talebimiz ve amacımız kamuoyu nezdinde gerçekleri tartışmaktı.Kürtçe anadilimiz üzerine ve önderimiz

Abdullah Öcalan hakkında uygulanan tecridi protesto etmek ve Türkiye'deki

antidemokratik uygulamaları kamuoyu gündemine getirmek veprotesto

amacını taşıyordu...”

12. Bolu İnfaz Hâkimliği 1/10/2013 tarihli ve E.2012/1497,

K.2013/1765 sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Hükümlü iddiası, disiplin

kurulu kararı, karardaki gerekçe ve dosya kapsamı hep birlikte

değerlendirildiğinde usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilen Bolu FTipi Yüksek Güvenlikli KapalıCeza

İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığı' nın14/11/2012 tarih ve

2012/361 Karar sayılıkararına karşı yapılanhükümlünün İTİRAZININ REDDİNE karar vermek

gerekmiş(tir).”

13. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin kararına yaptığı itiraz,

Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2013 tarihli kararı ile “usul ve yasaya uygun bulunarak”

reddedilmiştir. Karar 14/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 2/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun“İnfaz hâkimliğince

şikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı 6. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Şikâyet başvurusu

üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde

karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem

veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge

isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet

savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.)

Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya

tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp

değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.)

Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz

etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek

cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda

hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.”

16. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi şöyledir:

“(1) Hükümlü hakkında

kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması

bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya

gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin

niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları

uygulanır.

(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan

kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını

engellemez”

17. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(d) bendi şöyledir:

“(1) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma

cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar süreyle kurumun kültürel ve spor

etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma

cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

…

d) Olumsuz davranışa yönelik gruplaşmaya neden

olmak veya bu amaca yönelik gruba katılmak.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; hükümlü bulunduğu cezaevinde 6/11/2012 tarihinde

Kürt halkının önderi olduğunu iddia ettiği Abdullah Öcalan’ın üzerindeki

tecridin kaldırılması, sağlık, güvenlik ve özgürlük şartlarının sağlanması ve

anadili Kürtçe üzerindeki yasağın kaldırılıp eğitim ve öğretimde ve kamuda

kullanımının serbest olması amacıyla açlık grevine başlayan arkadaşlarına

destek olduğunu ve demokratik hakkını bu şekilde kullanması nedeniyle hakkında

disiplin soruşturması başlatıldığını ve neticesinde “1 ay süre ile bazı etkinliklere katılmaktan men” cezası

verildiğini belirterek sosyal aktivitelere katılma ve kendini sosyal yönden

geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

20. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun; açlık grevine

başlayan arkadaşlarına destek vermesi nedeniyle hakkında verilen disiplin

cezasının kişiliğini geliştirme ve kendini ifade etmesinin engellediği

iddiasının bir bütün olarak Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Mehmet Ayata, B. No: 2013/2920, 7/7/2015, § 24).

22. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve

kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak

açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi

olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu

fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların

izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

23. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim

veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade

aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602,

23/1/2014, § 43).

24. İfade özgürlüğü; insanın serbestçe haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin

Aydın, § 40).

25. Başvurucunun, Kürt halkının önderi olduğunu iddia ettiği

A.Ö. üzerindeki tecridin kaldırılması; sağlık, güvenlik ve özgürlük şartlarının

sağlanması ve anadili Kürtçe üzerindeki yasağın kaldırılıp eğitim ve öğretimde

ve kamuda serbest olması arayışına dikkat çekmek amacıyla açlık grevi yapan

arkadaşlarına destek olmak için oluşmuş olan grupla hareket ederek dilekçe

yazması ve yemek almaması şeklindeki eyleminin bir çeşit ifade yöntemi olduğu

hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Mehmet Ayata, § 24).

26. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583,

10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de

Anayasa kapsamında koruma altındadır.

27. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

istisnalar gereğince ifade özgürlüğü mutlak bir hak niteliğinde değildir, başka

bir ifadeyle sınırlanabilir. Bununla birlikte ifade özgürlüğünün demokratik

toplumlar için önemi gözetildiğinde bu hakka ilişkin sınırlamaların daha dar

yorumlanması ve sınırlamaların gerekli olduğuna dair gerekçenin inandırıcı ve

makul olması gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Yankov/Bulgaristan, B. No. 39084/97, 11/12/2003 § 129). Temel hak

ve özgürlüklerin sınırlanmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne

getirilen sınırlamaların denetiminin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan

ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (İbrahim Bilmez, B. No: 2013/434, 26/2/2015,

§ 51).

28. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilir. Ancak bu durumda dahi

hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama, makul ve

ölçülü olmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 5947/72, 23/3/1983, §§ 99-105).

29. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda ifade

özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle

müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

a. Müdahalenin Mevcudiyeti

30. Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olan başvurucu, Kürt halkının

önderi olduğunuiddia ettiği A.Ö. üzerindeki tecridin

kaldırılması; sağlık, güvenlik ve özgürlük şartlarının sağlanması ve anadili

Kürtçe üzerindeki yasağın kaldırılıp, eğitim ve öğretimde ve kamuda

kullanımının serbest olması amacıyla açlık grevine başlayan arkadaşlarına

destek olmak amacıyla vermiş olduğu dilekçe nedeniyle disiplin cezası ile

cezalandırılmıştır. Dolayısıyla bir ifade yöntemi olarak kabul edilen açlık

grevine katılanlara, grup içinde hareket ederek destek vermekten dolayı verilen

disiplin cezasının başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale

oluşturduğu açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

31. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözüne

ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyet'in gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,

B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 36).

i. Kanunilik

32. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(d) bendinde, öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde “Olumsuz davranışa yönelik gruplaşmaya neden olmak

veya bu amaca yönelik gruba katılmak” eylemine karşılık gelen bir

disiplin yaptırımı kabul edildiğinden başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik

müdahalenin kanuni dayanağı olduğu açıktır.

ii. Meşru Amaç

33. Açlık grevine katılan arkadaşlarına grup hâlinde destek

olunması nedeniyle başvurucuya disiplin cezası verilmesinin, cezaevi düzeninin

ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı ve bunun da Anayasa’nın ifade

özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninde Gerekli Olma ve Ölçülülük

34. İfade özgürlüğü bazı sınırlandırmalara tabi olabilir. İfade

özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan

sınırlandırmaların Anayasa’nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratik

toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı

konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir (Mehmet Ali Aydın [GK], B.No:

2013/9343, 5/6/2015, § 64).

35. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplum düzeni” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir

anlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratik

toplum düzeni” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS/Sözleşme) “demokratik

toplum düzeninin gerekleri” ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11.

maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum

ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Mehmet Ali Aydın, § 65).

36. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren

sınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın, temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla

sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, her

temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve

etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Mehmet Ali Aydın, § 66).

37. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan

sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin

gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka

deyişle öze dokunan sınırlamalar “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük

ilkesi”ne

evleviyetle aykırı olacağından Anayasa koyucu temel hak ve özgürlüklerin özüne

dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük

ilkesi” bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görmemiştir (Mehmet Ali Aydın, § 67).

38. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden

gözetilmesi öngörülen “demokratik toplum

düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini

göstermelerini gerektirmektedir. “Demokratik

toplum düzeninin gerekleri”nden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın

karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı

tedbir, zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın karşılanması ya da gidilebilecek en son

çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir

tedbir olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali

Aydın, § 68).

39. Buradan çıkan sonuca göre demokratik toplumun temellerinden

olan ifade özgürlüğünün, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya

ilgilenmeye değmez görülen ifadeler için değil; devletin veya toplumun bir

bölümünü eleştiren, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden ifadeler için de

geçerli olduğu kuşkusuzdur. Çünkü bunlar, demokratik toplum düzeninde geçerli

olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976 § 49).

40. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı

Kanun’un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; uygulanacak disiplin suç ve

cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları 5275

sayılı Kanun’un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan kurala göre

5275 sayılı Kanun kapsamında bir disiplin suçunun oluşabilmesi için her bir

disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi

yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir.

Buna göre hükümlü hakkında ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın

sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük,

yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış

ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık

derecesine göre Kanun’da belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM,

E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).

41. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(d) bendinde ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek olan olumsuz davranışa yönelik gruplaşmaya

neden olmak veya bu amaca yönelik gruba katılma eyleminin “bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma”

disiplin cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 37.

maddesi de dikkate alındığında ceza infaz kurumunda tek başına açlık grevi

eylemi yapılması, itiraz konusu kuralda yer alan disiplin suçunun oluşabilmesi

için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini

bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmiş

olması gerekmektedir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013). Dolayısıyla somut

olayda başvurucunun katıldığı eylemin ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya

disiplini bozacak nitelikte olup olmadığı incelenmelidir.

42. Hükümlü olan başvurucu; Kürt

halkının önderi olduğunu iddia ettiği A.Ö. üzerindeki tecridin kaldırılması,

sağlık, güvenlik ve özgürlük şartlarının sağlanması ve anadili Kürtçe

üzerindeki yasağın kaldırılıp eğitim ve öğretimde ve kamuda serbest olması

amacıyla 64 kişinin katıldığı açlık grevine destek olmak amacıyla grupla

birlikte Bakanlığa dilekçe vermiş ve aynı zamanda yemek almamaya başlamıştır.

Protestoya konu olayın terör örgütü liderine ilişkin olması ve toplu hareket

ederek belirli bir organizasyon içinde hareket edilmesi ceza infaz kurumu

idaresi tarafından ceza infaz kurumunun düzeni ve güvenliği açısından tehdit

olarak değerlendirilmiştir. Bu tehdide yönelik olarak Ceza İnfaz Kurumu

idaresi, çok ağır olduğu söylenemeyecek bir disiplin cezası ile düzenin ve

güvenliğin bozulmasını engellemeye yönelik olarak hareket etmiştir.

43. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması

için toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiğinde herhangi bir

tereddüt bulunmamaktadır. Eylemin pasif veya sessiz olması ya da somut olaydaki

gibi sadece açlık grevine katılanlara destek vermek amacıyla yemek almamak bu

durumu değiştirmemektedir. Özellikle terör örgütü temelinde hareket edilmesi

hâlinde bu durum daha da bariz olarak ortaya çıkmaktadır. Başvuru konusu olayda

da terör örgütü liderinin tutulma koşullarına yönelik bir protesto olması ve bu

protestonun toplu olarak yapılması Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ve güvenliği

açısından idarenin daha hassas davranmasını gerektirdiği açıktır. Bu nedenle

başvurucuya verilen disiplin cezasının, ceza infaz kurumunda düzenin ve

güvenliğin sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımından alınması

gereken tedbirler kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Bu sebeple demokratik

toplum düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamında başvurucunun

ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ile ceza infaz kurumunda düzenin

sağlanması şeklindeki kamu yararı arasında makul dengenin kurulmadığı

söylenemez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.),

B. No: 18139/07, 11/5/2010).

44. Öte yandan başvurucuya verilen disiplin cezası, 1 ay süre

ile kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasını

öngörmektedir. 5275 sayılı Kanun’un öngördüğü disiplin cezaları ile

karşılaştırıldığında ağır sonuçlar doğurmayan ceza, başvurucunun sadece

belirtilen süreyle kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktanyoksun

bırakılmasını öngörmektedir. Bu bağlamda başvurucunun kurum tarafından

düzenlenecek diğer aktivitelere katılımının engellenmesi ya da diğer haberleşme

ve iletişim araçlarından istifade etmesinin yasaklanması söz konusu

olmadığından tecrit şartları oluşmamıştır. Dolayısıyla verilen disiplin

cezasının, cezaevinde düzenin ve disiplinin sağlanması amacını gerçekleştirmek

için ölçüsüz bir müdahale olduğu söylenemez (Mehmet

Ayata,§

43).

45. Açıklanan nedenlerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu : Yusuf ÇABUK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8858, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  12. Tamamen Muaf Tutulmasına
  13. Turan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8858
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk Başvurusu (B. No: 2013/6587)
  • Necmettin Onuk Başvurusu (B. No: 2013/5737)
  • Asım Arı Başvurusu (B. No: 2013/9381)
  • Hakime Şengül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5139)
  • Hayrettin Öztekin Başvurusu (B. No: 2013/4535)
  • Sabahat Şanlı Başvurusu (B. No: 2013/3010)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.