İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yusuf Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5643)

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Başvuru No2013/5643Tarih13 Nisan 2016Okuma13 dk · 2.570 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm Yusuf Çelik Ve Diğerleri Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
13 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/5643
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.570 kelime·13 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında Zarar Tespit

Komisyonuna yapılanbaşvurunun reddedilmesi nedeniyle

açılan davada mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve

usule aykırı karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; davanın karşı

tarafın devlet olmasından dolayı reddedilmesi nedeniyle tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının; belli bir ırka mensubiyetten dolayı maddi ve manevi zarara

uğranılması nedeniyle de eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/7/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 2/9/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 1/10/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların murisi Ş.Ç. hakkında Bismil Cumhuriyet

Başsavcılığının E.1993/178 sayılı hazırlık dosyasında, güvenlik görevlisi olan

maktul M.U.nun astsubay çavuş olarak görev yaptığı,

olay günüŞ.Ç.nin de içinde yer aldığı PKK terör

örgütüne üye üç sanık tarafından açılan ateş sonucu M.U.nun

şehit edildiği belirtilerek13/12/1993 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir.

9. Başvurucular; murisleri Ş.Ç.nin PKK

üyesi olmadığını, olay günü güvenlik kuvvetleri tarafından bulunduğu evden

alınarak öldürüldüğünü belirterek 5233 sayılı Kanun uyarınca Diyarbakır

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

10. Komisyonun 22/6/2006 tarihli ve 2006/4-4997 sayılı kararında

başvurucuların tazminat talebi reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

5233 sayılı Kanun kapsamında başvuranların

dosyasında bulunan belgelerin 4/10/2004 tarihli ve 2004/7955 sayılı Yönetmelik

hükümlerinde belirtilen şartlara uygun olması nedeniyle yapılan incelemede, Ş.Ç.nin güvenlik kuvvetleri ile girdiği silahlı çatışmada

öldüğü tespit edildiğinden, ölümünün kendi kusurundan kaynaklandığı

anlaşılmakla 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (f) bendi gereği tazminat

talebinin reddine, komisyonumuzca karar verildi."

11. Başvurucular murislerinin örgüt üyesi olmadığını, çatışma

sonucu öldürülmediğini, olay günü güvenlik güçleri tarafından bulunduğu evden

alınarak silahla öldürüldüğünü iddia ederek Komisyon kararının iptali için

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde iptal davası açmışlardır.

12. Mahkeme 11/2/2008 tarihli ve E.2006/2115, K.2008/101 sayılı

kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Olayda, davacıların talebi "Ş.Ç.nin güvenlik kuvvetleri ile girdiği silahlı çatışmada

öldüğü" gerekçesi ile reddedilmesi sebebiyle uyuşmazlığın bu çerçevede

değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bakılan davada; olay yeri tespit tutanağında

23/11/1993 akşamında üç kişilik yasadışı PKK terör örgütü mensubunun Ağıllı

Köyüne gelerek köyde propaganda yapıp para toplayacaklarının öğrenilmesi

üzerine, aynı gün ismi geçen köye gelindiği, bu esnada farları sönmüş bir

traktörün köye doğru geldiğinin görüldüğü, bu sırada traktöre dur ihtarında

bulunulduğu, üç kişilik örgüt mensubunun dur ihtarına uymadığı, açılan ilk ateş

sonucu bir güvenlik görevlisinin şehit olduğu, bu esnada isminin Ş.Ç. olduğu

öğrenilen teröristin traktörden inerek köye doğru kaçmaya başladığı, köy

sakinlerinden M.K.ye ait evin avlusuna girdiği esnada girilen çatışmada

neticesinde bir adet kalaşnikof marka silah, bu

silaha ait 13 adet fişek ve deri kahverengi kütüklük ile ölü olarak ele

geçirildiğinin belirtildiği, Cumhuriyet Savcısı ve jandarma karakol komutanı

tarafından imzalanan otopsi tutanağında Ş.Ç.nin

yanmakta olan traktörü kullandığı, dur ihtarına ateşle karşılık verdiği,

girilen çatışmada öldürüldüğünün ifade edildiği, Bismil Cumhuriyet

Başsavcılığının 13/12/1993 gün ve 1993/178 sayılı görevsizlik kararında, Ş.Ç.nin yasa dışı PKK örgütüne üye olduğu, maktul M.U.nun astsubay çavuş olarak görev yaptığı, Ş.Ç.nin de içinde yer aldığı üç sanıkça açılan ateş sonucu

öldürüldüğünün belirtildiği görülmektedir.

Tüm bu bilgi ve belgelerin

değerlendirilmesinden ismi geçen şahsın PKK terör örgütü mensubu olduğu,

güvenlik güçleri ile çatışmaya girdiği ve bu sırada öldürüldüğü sonucuna

varılmıştır.

Bu durumda; davacıların taleplerinin reddine

yönelik tesis edilen dava konusu işlemde 5233 sayılı Kanunun 2. maddesi

uyarınca hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davacıların tazminat istemine gelince,

Mahkememizce dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna varılması ve

ayrıca 5233 sayılı Yasada manevi tazminatın karşılanacağına dair bir hüküm

bulunmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi

gerekmektedir.

..."

13. Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 21/3/2012 tarihli ve E.2011/9413, K.2012/1344 sayılı ilamıyla hüküm,

davanın reddine ilişkin kısım yönünden onanmıştır.

14. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 9/5/2013 tarihli ve

E.2012/8959, K.2013/3324 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

15. Ret kararı 22/7/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş,

başvurucular tarafından 25/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir."

17.5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı

dışındadır:

...

e) Kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan

zararlar.

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör

olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden

dolayı uğradığı zararlar.

..."

18. 5233 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde,

19.7.1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına

giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 13/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

20. Başvurucular 23/11/1993 tarihinde terör örgütü mensupları

ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sonrasında güvenlik güçlerinin

köydeki evleri aradığını, murisleri Ş.Ç.yi

götürdüklerini, evden biraz uzaklaştıktan sonra miras bırakanı silahla

öldürdüklerini, olayın şüphelisi olan güvenlik güçleri tarafından tanzim edilen

tutanakta murislerinin PKK militanı gibi gösterildiğini, soruşturmayı yürüten

ve olayın şüphelisi olan emniyet mensuplarının aynı olması nedeniyle

sorumluların tespit edilmediğini, murislerinin ölümü nedeniyle 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları talebin ve akabinde açtıkları davaların

reddedildiğini, Mahkeme ve Danıştayın olayın

şüphelisi olan emniyet güçlerinin düzenlediği tutanakları esas alarak

değerlendirme yaptığını, murislerinin örgüt üyesi olduğunun kanıtlanamadığını,

bu konuda tek taraflı hazırlanan belgelere dayanılmasının hakkaniyete aykırı

olduğunu, bu açıdan Mahkemenin tarafsız karar vermediğini, olayın olduğu

tarihlerde binlerce vatandaşın terörle mücadele faaliyetleri çerçevesinde

öldürüldüğünü, o dönemde güvenlik kuvvetlerinin işlediği suçlara karşı

cezasızlık politikası yürütüldüğünü, 5233 sayılı Kanun'un çıkarılış amacı gözönüne alındığında tazminat talebinde bu hususların

dikkate alınması gerektiğini, soruşturma dosyalarının olayın şüphelileri olan

güvenlik güçlerince oluşturulduğu düşünüldüğünde sadece bu tutanaklara

dayanılarak karar verilmesinin yasanın uygulanmasını imkânsız hâle getirdiğini,

olayla ilgili doğrudan görgüsü olan tanıkların ifadelerini de delil olarak

gösterdiklerini ancak Mahkemenin bu delilleri değerlendirmediğini, Kürt

vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde ciddi hak ihlallerinin olduğunu,

bu nedenle Kürt olmalarından dolayı ayrımcılığa maruz kaldıklarını,

murislerinin gözaltına alınacağı söylenerek güvenlik güçlerince götürülmesi ve

hemen sonrasında öldürülmesi nedeniyle yaşam haklarının ihlal edildiğini,

murislerinin keyfî ve kasıtlı bir şekilde öldürülmesine rağmen faillerinin

bulunmaması ve taleplerinin reddedilmesi nedenleriyle acı çektiklerini

belirterek Anayasa’nın10., 17., 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası ve 40. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği

iddiasının Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

22. Başvurucular; murislerinin terör örgütü üyesi olmadığını,

ölüm olayında devletin sorumluluğu olduğunu, Savcılık soruşturmasının olayın

aydınlatılmasında etkili ve yeterli olmadığını belirterek yaşam hakkının ihlal

edildiğini iddia etmişlerse de bu iddiaların, özellikle Komisyon ve İdare Mahkemesinin

ret kararlarına esas alınan Cumhuriyet Başsavcılığının o dönemde devam eden

soruşturma dosyasında ölüm olayının ne şekilde meydana geldiği hususunda

yapılan tespitin yargılamada delil olarak kullanılamayacağı olgusuna

dayanılarak dile getirildiği, başka bir ifadeyle iddiaların tazminat talebinin

kanıtlanması amacıyla ileri sürüldüğü anlaşılmış; bu açıdan yaşam hakkı

yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

23. Başvurucular, Kürt kökenli olmaları nedeniyle bu tarz

muamelelere maruz kaldıklarını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak anılan iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu

sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

25. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığa

yönelik belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

27. Başvurucular; Mahkemenin, olayın şüphelisi olan yetkililerce

düzenlenen tutanak dışındaki ispat araçlarını araştırmadan eksik inceleme ile

karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

29. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talebini içeren

başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ile kanun tarafından

Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır.

Bu kapsamda bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa'da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve derece mahkemelerinin

kararları bariz takdir hatası içermedikçe kararlardaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin

delilleri takdirinde bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu

takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, §§ 25, 26).

30. Başvurucuların iddiasının özünün, Derece Mahkemelerince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

bulunmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin, Savcılık soruşturma dosyası ve dosya

kapsamında yer alan 24/11/1993 tarihli otopsi ve olay yeri tespit tutanağı ile

maktulde ele geçirilen silah, mühimmat ve diğer delilleri, iddia ve savunma

çerçevesinde değerlendirerek davacıların murisi Ş.Ç.nin

güvenlik kuvvetleri ile girdiği çatışmada ölü olarak ele geçirildiği, 5233

sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrasının (f)bendi gereği davacıların

murisinin ölümünden dolayı uğranıldığı belirtilen zararların karşılanması

isteminin reddine ilişkin Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı

gerekçesiyle verdiği ret kararında bariz bir takdir hatası yapıldığı yönünde

bir bulguya rastlanmamıştır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucular; Mahkeme ve Danıştayın

devlet yetkililerinin düzenlediği belgelere göre uyuşmazlığı

sonuçlandırdıklarını, bu açıdan yargılamada taraflı davrandıklarını belirterek

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

33. Başvurucuların bu yöndeki ihlal iddiaları, tarafsız

mahkemede yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde

adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak davanın tarafsız bir mahkemede

görülmesini isteme hakkından açıkça söz edilmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde

mahkemelerin tarafsızlığından açıkça bahsedilmemekle beraber Anayasa Mahkemesi

içtihadı uyarınca bu hak da adil yargılanma hakkının zımni bir unsurudur (AYM,

E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004). Ayrıca mahkemelerin tarafsızlığı ve

bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur olduğu dikkate alındığında

-Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- Anayasanın 138., 139. ve 140.

maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde

gözönünde bulundurulması gerektiği açıktır (AYM,

E.2005/55, K.2006/4, 5/1/2006; E.1992/39, K.1993/19, 29/4/1993).

35. Genel olarak tarafsızlık; davanın çözümünü etkileyecek bir

ön yargı, tarafgirlik ve menfaate, davanın tarafları karşısında ve onların leh ve aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip

olunmamayı ifade eder (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2013, § 61).

36. Tarafsızlığın öznel ve nesnel olmak üzere iki boyutu

bulunmakta olup bu kapsamda hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel

tarafsızlığının yanı sıra kurum olarak mahkemenin de kişide bıraktığı izlenimin

dikkate alınması gerekmektedir (AYM, E.2005/55, K.2006/4, 5/1/2006).

Yargılamayı yürüten mahkeme üyelerinin taraflardan biriyle veya anlaşmazlık

konusu ile maddi veya manevi yakın bir bağının bulunması veya yargılama

sürecinde sarf ettiği ifadeleri ile tarafsız olamayacağı yönünde meşru bir

kanaat uyandırması, bunun yanı sıra davadan önce dava ile doğrudan bağlantılı

bir konumda bulunması da tarafsızlığı ihlal edebilir. Ancak belirli bir uyuşmazlıkta

yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı

bir tutumunun, kişisel bir kanaatinin veya menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir

taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir delil bulunmadığı ve bu

husus kanıtlanmadığı müddetçe hâkimin tarafsız olduğunun bir karine olarak

varsayılması zorunludur. Bunun yanı sıra yargılama makamının tarafsızlığına

ilişkin herhangi bir meşru kaygı veya korkuyu bertaraf edecek yeterli

güvenceleri sunması da gerekmekte olup bu husus tarafsızlığın nesnel boyutuna

işaret etmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Gregory/Birleşik Krallık, B. No: 22299/93, 25/02/1997, §§ 43–49; Fey/Avusturya, B. No: 14396/88, 24/2/1993, §§

28–36; Hauschildt/Danimarka,

B. No: 10486/83, 24/5/1989, §§ 46–48; McGonnell/Birleşik Krallık, B. No:28488/95, 08/2/2000, §§ 55-57).

37. İlke gereği bir karar, sonradan “tam yargı yetkisini” haiz

ve başlangıçtaki eksikliği gidermek suretiyle ilgili güvencelerin gözetilmesini

sağlayan bir yargı merciinin denetimine tabi olmuşsa karar veren mahkemenin

bağımsız veya tarafsız olmaması ya da söz konusu mahkemenin temel bir usule

ilişkin güvenceyi ihlal etmesi 6. maddenin ihlaline yol açmaz (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. De Haan/Hollanda,

B. No: 22839/93,26/8/1997,§§ 52-55).

38. Başvurucular yargılama makamlarının, olayın şüphelisi olan

güvenlik kuvvetlerince düzenlenen tutanaklara itibar ederek davayı

reddettiğini; bu açıdan taraflı davranıldığını iddia etmişlerse de tarafsızlık

iddiasına temel olarak ileri sürülen sebeplerin dosyanın esasıyla ilgili olup

yargılama faaliyetinin konusunu oluşturduğu, olayda hâkimlerin tarafsızlığı

konusunda doğrulanabilir somut olguların tespit edilmediği, başvurucular

tarafından ileri sürülen iddiaların, objektif olarak adil yargılanmaya ilişkin

taraflarda oluşması gereken kanaat üzerinde menfi etkide bulunacak bir

elverişliliğe sahip olmadığı, “aksi yönde delil bulununcaya kadar, bir hâkimin

kişisel olarak tarafsız olduğunun varsayılması gerektiği” hususundaki

tarafsızlık karinesini ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten

hâkimlerin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumunun,

kişisel bir kanaatinin veya menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir

tarafgirliğinin olduğunu ortaya koyan bir delilin de bulunmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle tarafsız mahkemede yargılanma hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

3. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

13/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Yusuf

ÇELİK

2. Rahime

ÇELİK

3. Fesih

ÇELİK

4.

Abdulkadir ÇELİK

5. Gürsel

ÇELİK

6. Musa

ÇELİK

7. Gülistan

YILDIZ

8. Köçer KURT

9. Sultan

ÇELİK

10. Yüksel

ÇELİK

11. Hatice

ÇELİK

12. Meyrem ÇELİK

13. Mehmet

ÇELİK

14. Nezihe

YILDIZ

15. Münevver

YILMAZ

16. Mukaddes

ÇELİK

Vekilleri

:

Av. Fethi

GÜMÜŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5643, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit
  12. Kabul Edilemez Olduğuna
  13. Edilemez Olduğuna
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Necipoğlu
  16. Çelik
  17. Çelik
  18. Çelik
  19. Çelik
  20. Çelik
  21. Yıldız
  22. Çelik
  23. Çelik
  24. Çelik
  25. Çelik
  26. Yıldız
  27. Yılmaz
  28. Çelik
  29. Gümüş
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5643
Tarih
13 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Recai Bağlama Başvurusu (B. No: 2013/7570)
  • Barış Elitaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7777)
  • Hasan Dinçer Bayram Başvurusu (B. No: 2013/5650)
  • Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar Başvurusu (B. No: 2013/4022)
  • Yusuf Yazıcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8105)
  • Engin Gök ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3955)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.