KÜNYE
T.C. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Esas no
- 2025/572 Esas
- Karar no
- 2025/637
- Dava
- Şirketin İhyası
- Dava tarihi
- 07/08/2025
Karar Metni
1.047 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde: Şirketin tasfiyesi tamamlanmış ve ticaret sicilinden terkin edildiğini, davacı, ...
Ticaret Sicil Müdürlüğüne (MERSİS No: ...) numarası ile kayıtlı olan ...’nin hem tek pay sahibi hem de tasfiye sürecinde tasfiye memuru sıfatıyla görev yaptığını, şirketin tasfiye süreci tamamlanmış, şirketin terkin işlemi 24.06.2025 tarihinde tescil edilmiş ve 24.06.2025 tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, terkin edilen şirketin aktifinde kara taşıtları bulunduğunun tespit edildiğini, şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesinden sonra yapılan araştırmalarda, şirketin aktifinde kayıtlı iki adet motorlu kara taşıtı bulunduğu tespit edildiğini,
... plakalı ... marka araç ile ... plakalı ... ... marka araç olduğunu, taşıtların tasfiye süreci içerisinde herhangi bir şekilde üçüncü kişilere devredilmediğini, tasfiye memuru tarafından satışa çıkarılmadığını, şirket dışına çıkarılmadığını, iki taşıt hâlen şirket adına kayıtlı olduğunu, şirketin malvarlığının tasfiye sürecinde eksiksiz şekilde elden çıkarılmadığını, yani tasfiye sürecinin hukuken ve fiilen tamamlanmadan şirketin ticaret sicilinden silindiğini açıkça gösterdiğini, şirketin malvarlığının tamamen sona ermediği ve aktifinin mevcut olduğu bir durumda terkin işleminin gerçekleştirilmiş olması,
hem tasfiye sürecinin hukuken geçerliliğini tartışmalı hâle getirmekte hem de ilgililerin malvarlığı üzerindeki tasarruf haklarını kullanamamalarına neden olduğunu, tasfiye süreci eksik ve usule aykırı şekilde yürütüldüğünü, şirketin malvarlığının mevcut olduğu gözetilmeksizin terkin kararı alınarak sicilden silinmesiyle şirketin hukuki varlığı sona erdirilmiş olsa da, fiilen malvarlığının devam etmesi nedeniyle hukuken sona erme hali gerçekleşmediğini, şirketin yeniden tescili ve ek tasfiye yapılmasının zorunlu olduğunu, somut olayda davacı hem şirketin tek pay sahibi hem de tasfiye memuru sıfatını taşımadığını,
davacıya Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, şirketin yeniden ihyası ve ek tasfiye işlemlerinin başlatılması için doğrudan dava açma hakkını verdiğini, malvarlığına ilişkin gerekli tasfiye işlemleri yapılmadan, şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi,
hukuki açıdan önemli bir boşluk yarattığını, bu boşluğun şirketin tüzel kişiliğinin fiilen sona erdirilmesiyle birlikte, aktifinde yer alan malların hukuki durumunun belirsizleşmesine ve mülkiyet devrinin engellenmesine sebep olduğunu, mevcut hukuki durumun adil ve mevzuata uygun bir şekilde çözülmesi için, şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanabilmesi adına, mahkemenizce şirketin yeniden ticaret siciline tesciline karar verilmesi zaruri olduğunu, hem davacının hem de ilgili üçüncü kişilerin hakları mağdur olacak ve hukuki belirsizlik devam edeceğini, ...’nin yeniden ticaret siciline tescilini,
aktifinde bulunan ... plakalı ... marka araç ile ... plakalı ... ... marka aracın tasfiye edilmesi amacıyla şirketin ticaret siciline tescil edilmesine, ilanına ve ek tasfiye sürecinin başlamasını, davacı kişinin yeniden tasfiye memuru olarak görevlendirilmesini, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde : ..., TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, ..., Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.
Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m.32).
Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiğini, tescil talebini gerekçe göstererek reddedildiğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket tasfiye memurunda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan;
tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanmasının gerektiğini, Kanunun gerekçesinde de ifade edildiği üzere,
önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun /memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmediğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şart olduğunu, müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını,
tasfiye sürecinde eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle yasal hasım konumunda bulunan müvekkili yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, sicilden tasfiye sonrası terkin edilen ... ...-5 ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...'nin, aktifinde bulunan ... plakalı ... marka araç ile ... plakalı ... ... marka aracın tasfiye edilmesi ile ilgili işlemlerin yürütülmesi için ihya davasıdır.
İhya davalarında husumet eğer şirket tasfiye olmuş ise tasfiye memuruna ve sicile karşı, resen terkin olmuş ise sadece sicil müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğinden ve davacı tarafça tasfiye sonrası terkin sonrası sicilden terkin edilen şirketin ihyası istenilip, tasfiye memurunun davacı olduğu, davanın sicil müdürlüğüne karşı açılmış olduğu, buna göre de husumetin doğru yöneltildiğine kanaat getirilmiştir.
İhya davasının dinlenebilmesi için yasa koyucunun aradığı şart olan hukuki menfaatinin bulunması şartının dosyamız davacısı yönünden gerçekleşmiş olduğu, zira davacı tarafça istenilen hususlarda davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmış ve talep olunan hususlarda işlemlerin yapılmasını sağlamak için şirketin ihyasına karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ...-5 ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...'nin, aktifinde bulunan ... plakalı ... marka araç ile ... plakalı ... ... marka aracın tasfiye edilmesi ile ilgili işlemlerin yürütülmesi için İHYASINA,
2-Tasfiye memuru olarak (davacı) ...'in atanmasına,
3-Tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına,
4-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına,
5-Alınması gerekli harç peşin alındığından ve yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı taraf yasal hasım olduğundan davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne davalı tarafın yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/09/2025
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/572, K. 2025/637, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama