KÜNYE
T.C. İstanbul Asliye 2.TİCARET Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2024
- Dosya no
- 2022/30
- Karar no
- 2024/27
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/01/2022
Karar Metni
1.182 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olup kumaş imalatı ve satımını yaptığını, davalı tarafın kendisine teslim edilen kumaş bedellerini ödemediğini, kumaşların teslimi sonrasında kesilen faturalara ilişkin toplam 162.279,56.-TL cari hesap alacağının tahsili için ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, borca haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, icra dairesinin TBK.nun 89.maddesi gereği yetkili olduğunu (Emsal: Yargıtay HGK.nun 2017/902 E. 2018/973 K., 25.04.2018 T.) belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında özetle. Öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin küçükçekmece ilçesinde faaliyette bulunduğunu, yetkili icra dairesinin ... icra daireleri olup yetkili mahkemenin ...
Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı yana karşı herhangi bir borçlarının bulunmadığını, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, davacı yana ödemelerin günü gününe ve eksiksiz yapıldığını, davacının alacaklı olduğuna dair dosyaya hiçbir delil sunmadığını, ticari defterlerin incelenmesi gerektiğini, davacının malların teslim edildiğini ispat etmesi gerektiğini, icra takibinin kötiniyetli olarak açıldığını belirterek davanın reddi ile haksız ve kötüniyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; ticari mal satım ilişkisine dayalı cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 2. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile 24/08/2021 tarihinde, davalı aleyhine, cari hesaba dayanarak, 162.279,56.-TL asıl alacak, 297,88.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 162.577,44.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 09/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 06/09/2021 tarihinde, ... icra dairelerinin yetkili olduğunu, hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 10/01/2022 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 162.577,44.-TL toplam alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine, cevap dilekçesinde de mahkememizin yetkisine itiraz etmiştir.
TBK.nun İfa yeri başlıklı 89.maddesi gereğince; Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, ifa edilir, hükmü gereğince icra dairesinin ve mahkememizin yetkili olduğu kabul edilmiş, itiraz yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davalı taraf cevabında ticari ilişkiyi reddetmekle beraber ödemelerini günü gününe yaptığını savunarak bir yandan da ticari ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Çözümlenmesi gereken sorun, faturalara (açık hesaba) konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, edilmiş ise davacının alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Mahkememizce alınan 06.11.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre:
Davacının ve davalının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2020 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Taraflar arasında açık hesap olarak işleyen bir ticari ilişki olduğu tarafların defter kayıtlarından anlaşılmaktadır. Buna göre;
Davacının defter kayıtlarına göre davalıdan 162.279,56.-TL alacaklı olduğu, davalının da defter kayıtlarına göre davacıya 163.788,53.-TL borçlu olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacı kayıtlarına göre taraflar arasında açık hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişki olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan toplamda 162.279,56.-TL faturalardan kaynaklı bakiye alacağı bulunduğu kabul edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı 18.maddesi gereğince her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
Davacı her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz de talep etmekte ise de davalının TTK.nun 18/3 ve TBK.nun 117.maddeleri doğrultusunda temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge ibraz edilmediğinden bu talebi kabul edilmemiş, likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturaya dayalı asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP ... HAKİM ...
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/30, K. 2024/27, 15 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama